26 Haziran 2008 Perşembe
Boşa Benzin Yakmak
Futbola dair istatistiki veriler bana her zaman ilginç gelmiştir. İlgiyle de okur, izlerim. Şimdi biri çıkar der ki, "futbolda yüreği, istatistik kağıdında bulamazsın". Bence bu bile doğru değildir. Yüreği de kalbi de bulursun istatistik kağıdında. Oyuncu kaç adet ikili mücadeleye girdi, kaçında kazandı vs...
Şu aralar da, oyuncunun maçta kaç kilometre koştuğuna taktım kafayı. Bir yerde böyle bir bilgi verilse hemen kulak kabartıyorum. Futbola dair enteresan bilgilerden biri gibi geliyor bana.
İstatistik, elbette çok önemli bir bilim. Ama istatistiğe olan inancın az olması, dataları yorumlayanların marifeti biraz da. İstatistik asla yalan söylemez. Yalan söyleyenler o dataları okuyanlardır, yorumlayanlardır. Sen eksik istatistikle yorum yaparsan bunun günahını da bilime atamazsın.
Arda'nın 11,5 kilometre katettiği söyleniyor mesela. İşte size içinde yanlış bir alt metin bulunan bir söz. Arda'nın 11,5 kilometre koştuğu maçta Mehmet Topal kaç kilometre koşmuş, rakip sol bek kaç kilometre koşmuş bunu da ekleyen yok. Sanki Arda, çıktı tek başına koştu durdu...
90 dakika içerisinde 11,5 kilometre mesafe katediyorsunuz. Sizce bu mesafeyi nasıl katettiğinizin bir önemi yok mu? bu süre zarfında kaç ikili mücadeleye girdi, kaç topsuz koşu yaptı, kaç toplu koşu yaptı? Bu değerlerin hiç mi anlamı yok? Kağıt üzerinde bakarsınız ki Arda, Ambrosini kadar koşmuş. eee? o zaman koyun ön liberoya orda oynasın.
Bunlar işte alaturka bakış açılarımızın örnekleri. Futbolun ne olduğunu bilmeyenlerin abuk subuk yorumlarla futbolu iyice acayipleştirmeleri... Futbolun bir matematiği vardır. Hiç tartışmasız... Kimse durduk yere kazanmaz. Hiç bir top boş yere direkten dönmez. Attığı şut direkten dönen oyuncu kötü oyuncudur, direğe çartırıp atan da iyi (Nihat). Lakin aynı vuruşla bir dahaki pozisyonda gol yapamayan Nihat, kaybeden olacaktır.
Edouard Cisse'nin bir lafı var diyor ki; "Futbolda ne kadar az koşmak zorunda kalırsanız o kadar iyidir". İşte bu futbol mentalitesine hayranım. Futbolda amaç rakibi koşturmaktır. Topu koşturmaktır. Bizdeki ileri zekalılar Arda'nın kaç kilometre koştuğunu hesaplayadursun Arda Avrupa düzeyi için hala dayanıklılığı eksik bir oyuncu malesef. Kaç topsuz koşusu vardı bu 11,5 kilometre içinde acaba?
Futbol denge oyunudur. Ne çok koşarsan, ne de hiç koşmazsan kazanabilirsin. Mümkün olduğu kadar rakibi koşturacaksın, sen dinleneceksin, topu koşturacaksın. Bunu yapan kimler? İşte Dünya ve Avrupa şampiyonları gözümüzün önünde. Yunanistan Avrupa Şampiyonu olurken çok mu koştu? Dünyanın en iyi savunmasını yapmak için çok mu koşmak lazım. Hayır. Adamlar sadece doğru yere koştular.
Son soru da şu olsun; Avrupa Şampiyonu Yunanistan'ın her oyuncusunun yarım kilometre daha fazla koştuğunu hayal edin. Sizce o kupayı alabilirler miydi?
Şu aralar da, oyuncunun maçta kaç kilometre koştuğuna taktım kafayı. Bir yerde böyle bir bilgi verilse hemen kulak kabartıyorum. Futbola dair enteresan bilgilerden biri gibi geliyor bana.
İstatistik, elbette çok önemli bir bilim. Ama istatistiğe olan inancın az olması, dataları yorumlayanların marifeti biraz da. İstatistik asla yalan söylemez. Yalan söyleyenler o dataları okuyanlardır, yorumlayanlardır. Sen eksik istatistikle yorum yaparsan bunun günahını da bilime atamazsın.
Arda'nın 11,5 kilometre katettiği söyleniyor mesela. İşte size içinde yanlış bir alt metin bulunan bir söz. Arda'nın 11,5 kilometre koştuğu maçta Mehmet Topal kaç kilometre koşmuş, rakip sol bek kaç kilometre koşmuş bunu da ekleyen yok. Sanki Arda, çıktı tek başına koştu durdu...
90 dakika içerisinde 11,5 kilometre mesafe katediyorsunuz. Sizce bu mesafeyi nasıl katettiğinizin bir önemi yok mu? bu süre zarfında kaç ikili mücadeleye girdi, kaç topsuz koşu yaptı, kaç toplu koşu yaptı? Bu değerlerin hiç mi anlamı yok? Kağıt üzerinde bakarsınız ki Arda, Ambrosini kadar koşmuş. eee? o zaman koyun ön liberoya orda oynasın.
Bunlar işte alaturka bakış açılarımızın örnekleri. Futbolun ne olduğunu bilmeyenlerin abuk subuk yorumlarla futbolu iyice acayipleştirmeleri... Futbolun bir matematiği vardır. Hiç tartışmasız... Kimse durduk yere kazanmaz. Hiç bir top boş yere direkten dönmez. Attığı şut direkten dönen oyuncu kötü oyuncudur, direğe çartırıp atan da iyi (Nihat). Lakin aynı vuruşla bir dahaki pozisyonda gol yapamayan Nihat, kaybeden olacaktır.
Edouard Cisse'nin bir lafı var diyor ki; "Futbolda ne kadar az koşmak zorunda kalırsanız o kadar iyidir". İşte bu futbol mentalitesine hayranım. Futbolda amaç rakibi koşturmaktır. Topu koşturmaktır. Bizdeki ileri zekalılar Arda'nın kaç kilometre koştuğunu hesaplayadursun Arda Avrupa düzeyi için hala dayanıklılığı eksik bir oyuncu malesef. Kaç topsuz koşusu vardı bu 11,5 kilometre içinde acaba?
Futbol denge oyunudur. Ne çok koşarsan, ne de hiç koşmazsan kazanabilirsin. Mümkün olduğu kadar rakibi koşturacaksın, sen dinleneceksin, topu koşturacaksın. Bunu yapan kimler? İşte Dünya ve Avrupa şampiyonları gözümüzün önünde. Yunanistan Avrupa Şampiyonu olurken çok mu koştu? Dünyanın en iyi savunmasını yapmak için çok mu koşmak lazım. Hayır. Adamlar sadece doğru yere koştular.
Son soru da şu olsun; Avrupa Şampiyonu Yunanistan'ın her oyuncusunun yarım kilometre daha fazla koştuğunu hayal edin. Sizce o kupayı alabilirler miydi?
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...5 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...6 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...7 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...8 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...10 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...10 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldık...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...11 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...11 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...12 yıl önce
-
-
1 Yorum:
güzel bi analiz olmuş, bu yazdığının karşıt fikrini savunanlar, daha savunduğu şeyin ne olduğunu bilmeden/eksik bilgi ve ezber laflarla savunuyorlar.