.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Lucien Favre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lucien Favre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Nisan 2013 Pazartesi

Teknik direktör hususu

"Teknik direktör arayışları başladı" haberleri çıkmaya başladı. İsmail Er ve Orhan Yıldırım tayfasının haberlerine güvenilmeyeceği için, bu konuda daha makbul kaynakların haberlerine itimat etmek lazım ki, bunlardan birisi de NTVSpor olsa gerek eğrisiyle doğrusuyla. Onların haberine göre, Beşiktaş'ın belirlediği 4 aday Rijkaard, Bilic, Zico ve Favre imiş.

Eğer bu haber sahih bilgi ile yapıldıysa, Beşiktaş yönetiminin ya ciddi bir kafa karışıklığı var, ya da şu an rota belirlemeye çalışırken PR çalışması yapıyorlar. Bu 4 ismin 4'ünün de birbiriyle alakası yok. 

Rijkaard, daha önceki Türkiye tecrübesi sebebiyle buraya duru bir halde gelmeyecek, Türkiye ortamını kaldıramayacağı da belli. Rijkaard idealist bir hoca, elindeki malzemeyi kendi belirlemez ise sıkıntı olur. 

Zico desek, çalıştırdığı ve nispî başarı yakaladığı takımlar hep Fenerbahçe, Bunyodkor, CSKA gibi geniş maddi imkanları olan takımlar oldu; CSKA, Olympiakos ve Irak milli takımı tecrübeleri de iyi bitmedi. Şu haldeki Beşiktaş'a uygun bir isim demek zor.

Bilic, rock star tadındaki imajı ve de kariyerinde Türkiye'ye karşı birkaç highlight olması sebebiyle bizim medyanın ısrarla dolandırdığı bir isim, lakin kulüp bazındaki ilk ciddi tecrübesi olan Lokomotiv Moskova ile başarıya ulaştı demek güç, zira takım 10. sırada an itibariyle. Beşiktaş, teknik direktör hususunda risk alacak pozisyonda değil.

4. isim ise en mantıklısı: Lucien Favre. FC Zürih'e yıllardan sonra şampiyonluk getiren, İsviçre'de iki yıl üst üste yılın menajeri seçilen, Hertha Berlin finansal sıkıntılarla boğuşurken dahi takıma çok iyi futbol oynatan, Borussia Monchengladbach'ı ligin dibindeyken alıp ilk 4 arasına sokan bir hoca. Kariyerinde sürekli başarı olmasının yanı sıra, kendisi hakkında yazılanlar "akıcı ve dinamik bir futbol oynatması" ve "genç oyunculara güvenip onları parlatması" (tanıdık geliyor mu?) Marco Reus ve Gökhan İnler'in kariyerindeki yükselişlerde onun imzası olduğu söyleniyor.

Beşiktaş yönetiminin yapması gereken, isme değil, karaktere bakmak olmalı. Beşiktaş'ın hocasının şu sorulara nispeten olumlu yanıt verebilmesi lazım:

- Baskı ortamında başarılı oldunuz mu?
- Düşük bütçeli takım çalıştırdınız mı, performansınız nasıldı?
- Genç oyuncular konusunda tutumunuz nedir?
- Hedef belirlerken mıy mıy mı edersiniz, net mi olursunuz?

Sene başında Samet Aybaba tercihini nispeten iyi bulmamın sebebi, burada 3. soruya olumlu yanıt vereceğini düşünmem, 2. soru uyarınca da vasatın üstü bir performans göstermiş olması idi. Olmadı, gençleri kazanma yolundan günü kurtarma adına vazgeçti, baskı ortamını kaldıramadı.

Beşiktaş'a şimdi net, kısa vadedeki sapmalardan etkilenmeyecek bir teknik direktör lazım. Kürkçü dükkanına gene dönersek, gene gelecek adına "bütçe planlaması" haricinde bir kazanım yaratamazsak, kulübün aklen küçülmesi devam eder, kalten'in aşağıda yazdığı gibi çocukları kaybederiz.

Bu takıma heyecan lazım. Bu heyecan oluşunca garip tavırlarla onu yok edecek biri değil.

Ara