.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
11 Kasım 2017 Cumartesi

Altyapılarımız (1)




Futbolda işler yolunda gittiği zaman pek hatırlanmasa da yolunda gitmediği zamanlarda hep 'büyülü' bir kavram karşımıza çıkar: Altyapı.  “Neden altyapıya yatırım yapmıyoruz?” sorusu ilk akla gelenlerdendir. Sanki altyapıdan futbolcu çıkması sadece bir yatırım yapmak ve meyvelerini toplamak şeklinde oluyormuş gibi. Oysa altyapıdan futbolcu yetiştirmek aslında bütün bir yapıya bağlıdır. Bu yapının içinde seyirci de vardır ülkenin genel futbol kültürü de. Hatta aslında ülkedeki genel çalışma ikliminin ya da ikili ilişkiler biçiminin de etkisi azımsanamaz. Örneğin yetenekli kişilerden her alanda gelip bir şeyleri kurtarması bekleniyorsa genç ve yetenekli bir futbolcudan da bir an önce çok iyi oynayarak takıma katkı sağlaması beklenir ve üzerine bir baskı yüklenir. Ülkenin genel iklimine, kültürüne elbette bir futbol takımının yapacak çok şeyi yoktur ama en azından bunların bilincinde olarak bir sistem kurulmazsa; genç oyuncular her yönden bir programın parçası haline gelmezse oyuncu yetiştirmek de kolay olmayacaktır. Bu anlatılanlar fotoğrafın genel bir görünümü. Bu fotoğrafı daha da özelleştirmek üzere hazırladığım bu yazıda Türkiye’de yetişen oyunculara ilişkin bazı rakamlar var. Kısaca onları yorumlamaya çalışacağım. Bir sonraki milli takım arasında ya da devre arasında yayınlanacak ikinci bölümde ise son yıllarda Beşiktaş’ın alt yapısından çıkan (veya altyapıdan çıkmasa da 18 yaş altında transfer edilen) ve umut bağlanan oyunculardan nerelerde olduğuna kısaca göz atmayı planlıyorum.

Elimizdeki rakamlar Süper Lig 2016/2017 sezonunda takımlarımızda oynayan yerli oyuncularla ilgili küçük bir araştırma sonucu elde edildi. 18 takımın her birinde oynayan futbolcuların hangi ülke/şehir/takımlarda yetiştiğine baktım.  Kriterim en az 200 dakika ya da 2 tam maç ya da sonradan girilen 10 maç oynamış olmaları oldu. Yani sadece kadroda yer alan ama takımda hiçbir yer edinmeyen oyuncuları saymadım. Devre arası transfer olduysa ilk takımında sayıldı. Yani mükerrerlik yaşanmadı. Trabzon İdmanyurdu gibi organik olmasa da bir takıma bir şekilde bağlı kulüpleri bir bütün olarak ele aldım. Ayrıca 18 yaş öncesi transfer varsa onlar da altyapı sayıldı. Sonuç olarak şunu gördüm ki birkaç kulübü dışarıda bırakırsak altyapıdan oyuncu yetiştiren kimse yok. Hemen hepsi farklı kulüplerden çıkan numunelik oyuncular. Bunu aşağıda detaylandıracağım. 

Öncelikle ön plana çıkan ilk husus bahsedilen kriterlere göre görev yapmış 197 oyuncunun 137’si Türkiye’de yetişmiş. Yani tam 60 oyuncu Avrupa’nın farklı ülkelerinin alt yapısından profesyonelliğe geçmiş. Bunların da 41’i Almanya alt yapılı. Konuya ilişkin tablo aşağıda. 


 
 (Not: 2 oyuncu 18 yaş öncesi İngiltere’de altyapıya devam etmiştir)

Biraz da Türkiye’de yetişen futbolcuları irdeleyelim. Doğrudan bir gösterge oluşturmayacak olsa da futbolcuların doğum şehirlerini değerlendirdim. Şunu görmek için yaptım; acaba herhangi bir yöre futbolcu olmak için ilave bir motivasyon sağlıyor mu? Yani futbolla yatıp futbolla kalkan ülkemizde herhangi bir bölge istihdam olarak da futbola yöneliyor mu? Aslında Trabzon ve komşu illerinin epey yüksek çıkmasını bekliyordum. Ancak çıkan rakamlar neredeyse hiçbir şey söylemeyecek kadar dağınık. 137 futbolcu 41 farklı şehirde doğmuş. Türkiye’nin 3 büyük şehirde doğan ‘yerli’ futbolcu sayımız Almanya kökenli ‘yerli’lerle aynı: 41 (İstanbul; 16, İzmir; 14, Ankara; 11). Bunlar dışında Adana, Antalya ve Bursa gibi yüksek nüfuslu şehirlerde 5 rakamının üstüne çıkılıyor . Tek istisna Trabzon. 9 oyuncu Trabzon’da doğmuş ki bir futbolcu fabrikası olarak görülebilecek bir şehir için oldukça düşük. 

Gelelim kulüplere. 206/2017 sezonunda kendi alt yapılarından iki oyuncudan fazlasına yer veren takımlar yalnızca, Adanaspor, Bursaspor, Gençlerbirliği ve Trabzon olmuş. Diğer üçü tahmin edilen isimlerken Adanaspor’un altyapıya önem verdiğini görmek ilginç. Yalnız Adanaspor diğer takımlardan farklı olarak oyuncu ihracatı yok yalnızca kendisine kullanmış yetiştirdiği oyuncuları. 8 takım kendi altyapısından oyunculara yukarıda yer alan kriterlere göre hiç yer vermemiş. 

Futbolcu fabrikası diyebileceğimiz hiçbir kulüp yok ama yine de bazıları ön plana çıkıyor. Süper ligde oynayan futbolculardan 14’ü Gençlerbirliği, 13’ü Bursaspor altyapılı. Tüm oyuncuların beşte biri bu iki takımdan çıkmış. Bunları 9 oyuncuyla Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor ve Fenerbahçe takip ediyor. Fenerbahçe bu 9 oyuncunun 5’ini, Galatasaray ise 3’ünü 18 yaş altı transferiyle altyapı kadrosuna katmış. Beşiktaş’ta ise bu rakam yalnızca 1. Yani Beşiktaş’ın rakiplerinden daha fazla oyuncu yetiştirmiş olması bir artı iken 18 yaş altı yetenekleri için bir tarama yapmıyor olduğu sonucu da çıkarılabilir. Özellikle Fenerbahçe’nin 18 yaş altı 5 oyuncu transferi yüksek bir rakam.

Süper ligde oynamış 5’ten fazla oyuncu yetiştirmiş diğer takımlar ise Osmanlıspor (Ankaraspor da dahil olmak üzere) (8), Adanaspor (7) ve Altay (6). Bir dönemin oyuncu fabrikası Sakaryaspor, altyapı konusunda bugünlerin popüler takımı Altınordu’nun öncülü Bucaspor ve Dardanelspor da 4 oyuncu yetiştirmiş. 

Sonuç olarak bu altyapı ve oyuncu yetiştirme konusunda doğrudan olmasa da dolaylı ipuçları veren bu rakamlar bize birkaç şey söylüyor.  Birincisi çok büyük imkanlara sahip 3 büyük takım bile oyuncu yetiştiremiyor. Beşiktaş rakiplerinden biraz daha iyi ama o da oyuncu taraması konusunda başarısız. Ayrıca geçmişte oyuncu fabrikası olarak görülen Trabzon şehri ve kulübü ilk iki sırayı bile kaptırmış. Halen yüksek rakamları var ama etkileyici değil. Gençlerbirliği ve Bursaspor ise bu konuda çok başarılı iki takım. Hem kendi takımlarına hem de diğer takımlara katkı sağlıyorlar. Bunların dışında anlaşılan şu ki neredeyse hiçbir kulüp için futbolcu yetiştirmek bir öncelik değil. Herhangi bir kulüp ya da bölge konuyu istihdam yaratma açısından değerlendirmiyor. Ya da değerlendiriyorsa da bunu en azından Süper Lig seviyesinde başaramıyor. Bahsi geçen iki kulübü bir kenara koyarsak konuya ilişkin sistemli bir çaba, bir planlama olduğuna dair hiçbir ize rastlamıyoruz. Daha kötüsü eğer varsa böyle bir çaba hiç başarılı olamamış.

Gelelim buradan ara ara alevlenen yabancı oyuncu sınırına. Şu tabloyu gören ve bu konulara kafa yoran hangi insan yabancı sınırının Türk futboluna bir katkı sağlayacağını iddia edebilir? Belki Alman kulüpleri Türk oyuncu yetiştirme işine daha fazla odaklanır ve bu konuyu bir pazar olarak kullanarak oradan kazandığı parayı arttırır. Zira gördüğümüz kadarıyla istisnalar bir tarafa biz oyuncu yetiştirmiyoruz ki yabancı sınırı kaliteyi düşürmekten başka bir sonuç versin…










21 Yorum:

planck dedi ki...

altyapıda hep oyunculara bakıyoruz normal olarak çünkü elimizde veri olarak onlar var fakat asıl eksiklik yetiştirici antrenör. ayrıca ortam çok sıkıntılı. altyapı merkezinin almanyada türklerin yoğun olduğu bir bölgeye taşınması, yabancı eğitmenlere teslim edilmesi, bu tesiste hem oyuncu hem eğitmen yetiştirilmesi bir çözüm olabilir belki. sadece yüksek potansiyelli oyuncular almanyaya gönderilir. bu ülke içindeki torpilin de baya önüne geçer.

Unknown dedi ki...

Çocuklarımız sınavlara hazırlanmaktan sporla sanatla uğraşacak zamanları olmuyor yurt dışında olanların böyle bir kaygıları yok

Mayor dedi ki...

Planck'in fikri guzelmis. Hem yetistirici hoca hem oyuncular oranin disiplini ile yetisirse daha sonra merkez buraya kaydirilip ayni gelenekle devam edilebilir. Diger turlu Serpil Hamdi Tuzun gibi bir yetistirici ve ona sans verecek bir yonetim'in cakismasi en az 20 sene suruyor, daha da surecek gibi.

Kuzeyfo dedi ki...

Mevcut egitim sistemiyle olacak birsey yok.
Biz ulkemizde cocuklari kafasi calisan/calismayan diye kategorize ediyoruz ilk olarak. Halbuki her cocugun cok iyi yapabildigi/yapabilecegi birseyler mutlaka var ama kesfedilmesi gerekiyor. Egitim sisteminin boyle bir cabasi olmadigi gibi boyle bir fikre inandigini da zannetmiyorum. Daha detaya inersem politize olacak.
Ozetle en basta orada problem var. Cocuklar beden egitimi dersinde test cozmek zorunda oldugu muddetce altyapi filan olmaz. Spor icin gerekli olan zihinsel gelisimi iskalamis cocuklara istedigin kadar futbol ogretmeye calis bi cacik olmaz.

nathan dedi ki...

geçmişte blogu mümkün olduğunca takip ederken niki nedeniyle hep şüphe duyduğum bir şahsiyetin paylaşımı aklıma geldi ve 2 saatlik google arama sonunda buldum.

http://eksibesiktas.blogspot.be/2013/07/edin-terzic.html

benim anladığım tümden bir anlayış gerekli. yoksa tek bir kulüp bu işin altından kalkamaz.

beagle dedi ki...

Organizasyonel gelişime 2 şekilde yaklaşabiliriz, biri yapımı maliyet ve süre isteyen ve risk taşıyan projelerle, diğeri ise kisa vadede olumlu sonuçlar veren küçük değişimler ile. @Planck'in fikrine ek bir modül olarak bayıldım. Gerçek akademi oluşabilir. Ancak Almanya'da o işi yapma maliyeti epey fazla olur.(25-40 arası gencin 1 yıl yaşama, eğitim, sağlık, spor maliyeti milyon Euro cinsinden ifade edilir.) Her sene 1 Atinç cikarabilmek lazım. Burada acaba Bayern, Dortmund vb altyapısı yilda kaç M Euro değerinde oyuncu yetistiriyor verisi gerekli.

Benim Cochise'in verilerinde gördüğüm Bursa ve Gençlerbirliği'nin bizden biraz iyi olduğu ana bizim de yetistiricilikte en iyilerden olduğumuz. Bu bildiğim bir seydi zaten. 1. lige de bakilirsa en iyi yetiştirici biz bile cikabiliriz.

Aramizdaki fark hedefleri daha düşük GB ve Bursa'nın oyunculara profesyonel maçlarda sans verebilmesinden kaynaklanıyor. Bizim çok kisa sürede çözüm bulup altyapimiza kademe atlatacak sorunumuz budur. Yetistirdigimiz çocuklar, fiziki yapilarina göre, 18-21 yas arasında maç oynanaya baslamalilar.

Turkiyede istisna adamlara dayali bir inanç var, yetenekli olan oynar. Haydi oradan demek istiyorum. Potansiyelin açığa çıkması çok farklı bir konudur. Takimin berbat dönemlerinde, tekmeler liginde 9 defansif oyuncunun arasina Muhammed Demirciyi sokup, 20 dakikada sezonu kurtarmasini bekleyen gerizekalılarin elinden gencleri kurtarmadikca, hiçbir sonuç alamayiz.

İlk aşamada ortalama ve üstü potansiyeli olan genç oyunculara dakika verecek bir sistem oturtmaliyiz. En kolayı bu oyuncular gelişirse,degerlenirse bundan pay alacak kulüplerle anlaşmak olacaktir. 1 ve 2. Ligi tam bilmiyorum ama eski Üsküdar Anadolu benzeri, kitlesi profesyonel lig icin yetersiz, alt liglerin saygın takımları olmali bu hedef. Küme düşmeyecek puanı 15 haftada topladiktan sonra sana 20 haftalik dehşet bir Akademi çıkıyor. Orada yetisen oyuncu milli olursa,veya Bjk ilk 11de 20 maca çıkarsa, satilirsa vb geçerli bonuslarla bu iş çözüme ulaşır.

Mevcut kiralik sistemi hiçbir ise yaramamaktadir. 1.ligde ciddi bir rekabet ve yabancı oyuncu miktari var. Çocukları oraya yedekte çürümeye gonderiyoruz . Çomez adam orada da şampiyonluk getirmiyor çünkü.

Mayor dedi ki...

Bir Altay sempatizani olarak Besiktas'in Altay'i pilot takim olarak kullanacagi haberleri cikinca cok sevinmistim.
Ama iste "pilot" kelimesi agirlarina gitmis olacak ki siddetle karsi ciktilar boyle bir teklif varsa bile.
Halbuki 2.Lig'e demir atmis 100 yillik kulupsun, ne olurdu Besiktasla anlasip hem eski taraftarini tribune ceksen hem de kendine oyuncu yetistirmeden gelir yaratsan?

Kuzeyfo dedi ki...

@beagle

En iyi yetistiriciler listesi konusunda sana tam olarak katilamiyorum.
Liglerde oynayan yerli oyuncularin altyapilara gore sayisi bence pek birsey ifade etmez. Cunku hepsi cop. Bir de zaten azicik altyapi organizasyonu olan takimlardan baska nereden gelecek oyuncu yani.
Hepsini toplasan bir Cengiz Under etmez.
Altinordu benim icin esastir. Onlar ne yapiyorsa onu yapmak lazim, hazir model var iste.

beagle dedi ki...

@Kuzeyfo
Yetistiricilikten ne bekledigimiz de önemli. Messi yetiştirmek diye birşey yok. Ama Messi bulunca onun Sergen mi Messi mi olacagina yön vermektir olay.

Son 1.5 seneye kadar altyapi maçlarını daha sıkı izleyebiliyordum. Zaman sikintisi var biraz. Biraz da ben bile küstüm. 3 sene önceki jenerasyonu kaybedişimiz inanılmaz. Furkan Yaman'in Bjk prof. forması ile son hareketinin/saniyesinin ilk profesyonel golünü atmak olduğunu biliyor muyuz mesela? Yillarca genc takimda yetistirdin, milli oldu,kategori sampiyonu oldu,fizigini geliştirdi, ilk golünü attı hooooop hikaye sonu. Altyapiya bu ihanet cidden anlatilamaz. Ha Furkan niye olmadi mi? Sergen var diye kayseriye verdin, üzerine 2 yabanci hatta umut bulut alindi. Sergen 5-10 maç sonra istifa,Furkan ne oldu? Geçmiş olsun. Kalan oyunculari da Karagümrük gibi bir iki kulüpte patlattilar.

Altyapimiz 8-10 sene once feci bir zaman geçirdi,Tupcu,Sinan Engin gibi karakterler varken. Şimdi sahada
1. Mevki ve oyun disiplini
2. Fizik kondusyon
Acisindan gayet iyi oyuncular bulunuyor. Altyapinin vereceginin çoğu budur. Kalanı için daha başka bir organizasyon gerekli.

Türkiye'ye hakim olan spor kültüründe cidden futbolcu yetiştirmek istiyorsan Altınordu falan gibi radikal hamleler yapman lâzım. Yani genç oyuncunun beynine sağdan soldan zerk olacak her türlü zararlı düşünceyi sileceksin. Almış olduğu eğitimi bilgisayar tabiriyle "override" edeceksin. Yoksa hasbelkader yetiştirmiş olduğun adam bile cortluyor. Ya da gencecik yaşta yurtdışına gidip kendini kurtarıyor (ki bu gençlerin gencecik yaşta yurtdışına gidebilmesinin, hadi yegane demeyelim ama en önemli sebeplerinden biri de yabancı sınırının gevşetilmiş olması, şimdi onu da tırtıklamak için saçma sapan açıklamalar yapıyorlar)

Gerçi Arda yurtdışına gitti, ne kadar güzel kendini geliştirdi falan diyorduk (fikrî olarak genelden tepki çeken ama aslında gayet düzgün açıklamaları da olmuştu yakın geçmişte); adama Acun virüsü bulaştığından beri kendine gelemedi. Öte yandan Emre Belözoğlu yabancı sınırı konusunda "profesyonellik" temalı aşırı düzgün bir açıklama yapmış, vallaha şaşırdım ama düşününce adam Başakşehir'e gittiğinden beri düşük profilde takılıp işini yapmaya bakıyor. Bu konular arasında ciddi bir korelasyon var.

Esas konuya geri dönersek, Türk futbolu "cidden" oyuncu yetiştirmek istese yetiştirir. Onun için kulüpleri hizaya çekecek bir TFF lâzım ama TFF zaten saçma sapan idare edilen bir yer olduğu için onu kim hizaya çekecek o ayrı bir soru. Memleketin "zeitgeist"ı da bir süredir "yerli ve millî" olduğu için korumacı ekonomik bir vizyondan öteye geçemiyoruz. Bu politikalar da her zaman kısa vadeli çözüm önerileri sunar.

Hasıl-ı kelâm, Almanya'dan duacı olmaya devam.

sports guy dedi ki...

Bu altyapi muhabbeti aslinda genel bir sorunun izdusumu.

Asil sorun millet olarak devasa bir boy aynasina bakarak kendimizi tartiyor olmamiz.

Ekonomi cok iyi, iste almanya'dan ne eksigimiz var, bir turk 1.5 milyon katalan'a bedel falan diye diye kendini yapay olarak sisirirsen varacagin nokta bu.

Su an uc buyuklerin maas skalasi olmasi gerektiginin iki kati mesela. Neden? Cunku garip bir statu var ortada. Yari dernek yari sirket gibi dunyanin hic bir yerinde mevcut olmayan bir sistem. Devlet vergi indirimi yapar durur, futbolcu maasindan komik derecede vergi alinir vs.

Iste bu "yapay siskinlik", her seyin icine ediyor. Turk takimlari ekonomileri itibariyle yetistirip satarak ayakta kalma zorunda olmalilarken zengin ortadogu ulkeleriyle avrupa ulkeleri arasinda sacma bir kopru gorevi goruyor.

Cozum basit aslinda. Devlet kuluplerden elini cekecek, dernek statusu kaldirilacak, kuluplerin sahibi olacak, gerekirse o kulupler iflas edecek.

Kendi yaginda kavrulmayi ogrenmeden hic bir buyuk takimdan cacik olmaz. Hepsi yapay, hepsi devlet aflarina mahkum bu takimlarin. Iflasa zorlansalar seve seve altyapi da gelisir baska seyler de olur.

Dibi gormeden yukselemez bu takimlar. Dibi gorecekler ki taraftar da dev aynasina bakmaktan vazgecsin, ekonomik gercekleri kabullensin. Sonra da kendini olmasi gereken yerde bulur zaten zamanla.

Basar dedi ki...

Bence Türkiye yerine Almanya'da alt yapı yatirimina girmek lazim. Ülkemiz kafaca buna hazır değil. Herseyden önce oradaki oyuncu 3 dil biliyor, bizden yetisem sadece Türkçe ile kalıyor.

Superligde yabancı sınırsiz olsun. 1. Ligde ise hic yabanci ve en az 8 adet 25 yas alti oyuncu bulundurma kuralı gelsin.

Basar dedi ki...

Konu guzel ama akhisar postu mu açsak?

beagle dedi ki...

Almanya super de zor. Bulgaristan, Hirvatistan gibi ülkelerde takim veya hisse alıp, en iyi gençleri oralarda pisirmek de düşünülmeli. Sonuçta bizim sınırdan çıkınca spora bakış değişiyor. Yabanci dil, başka sosyal faktörler, herşey değişir.

Ekrem35 dedi ki...

@basar

Maç postunun vakti geçiyor bile. Yarın maç var. Pek odaklanamadık sanki bu milli arada camia olarak.

PS :

Maç girileri hakemler açıklanınca ekleniyor .

Hakemler , ligde perşembe , CL'de pazartesi , açıklanıyor .

Prensipliyim , agresifim , kompleksliyim .

turgay dedi ki...

türkiye'de felsefe olarak altyapıya bizim kadar uygun kaç takım var bilemiyorum. felsefemiz özkaynakken buradan son zamanlarda bir elin parmaklarının sayısı kadar yukarıya oyuncu çıkaramıyorsak düşünmemiz lazım hatalarımızı. kulüp bakış açımız kötü. önce bunu değiştirmemiz lazım. yurt dışında veya içinde takım alana kadar yapılması gereken çok şey var.

Ekrem35 dedi ki...

@övünç şentürk

Bilmiyordumbu durumu. Bilgilendirme için teşekkürler.

Estağfurullah. Ben de denk geldikçe bilgilendirme yapıyorum . Totem gibi hakemsiz yazamıyorum :)

Basar dedi ki...

Abi hakemlerin hepsi bize karşı zaten, boşver gereksiz.

Esas bizim 6-4'çü arkadaşa ne oldu? Kimdi o? Bu maç hakikaten 6-4'e aday olabilir. Akhisar'ın kime kaç atacağı, kimden kaç yiyeceği belli değil!

Bu maça gs'li eşimi de götüreceğim, çocuklardan ricam farklı bir galibiyet ki fahri bir Beşiktaşlı daha olsun. Oğlumu da götürüyorum, geçen yıl Antalya maçını 3-0 kazandığımızda beraber gitmiştik uğurlu gelmişti. Abubakar ilk golünü atmıştı filan... (tesadüf tribünde tek oturarak izleyebildiğimiz maç o maç oldu) Benzer uğurun devam etmesi ve yine oturarak maç izleyebilme dileği ile.

Mayor dedi ki...

Biz bunlari konusurken Goztepe cocuklarin A'dan Z'ye egitim alabilecekleri ve antrenman yapabilecekleri Akademi lansmanini yapti.

https://www.youtube.com/watch?v=Lg8G74nkN4k&feature=youtu.be

Yorum Gönder

Ara