.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
3 Haziran 2015 Çarşamba

Biliç'le Geçen 2 Yıl



Acısıyla tatlısıyla Slaven Biliç ile 2 yoğun sene geçirdik. Dönemin sportif direktörü Önder Özen’in teknik direktör arayışları sırasında “başarmış” ya da “başarma potansiyeli taşıyan” kriterini hatırlarsak Biliç “başarma potansiyeli taşıyan” bir hoca olarak birçoğumuzu heyecanlandırdı. Bu heyecanın ve renkli karakterinin de etkisiyle birçok teknik direktöre göre taraftarca daha çok desteklendi, sahip çıkıldı. Kimisi ise en baştan muhalif olduğu Biliç’e pek ısınamadı, hep eleştirdi. Biz de bu 2 yıl ışığında Biliç’i ve Beşiktaş’ın teknik direktörlük meselesini farklı açılardan son bir değerlendirelim istedik. Gürcan Ulusoy’un Biliç için yaptığı teknik ve detaylı analiz çok değerli. Bizse daha farklı bir yapıyla Biliç’i ele almak istedik. Bu çerçevede aşağıdaki soruları kendi açımızdan yanıtlamaya çalıştık. Sözü daha fazla uzatmayıp soru ve cevaplara bırakalım:

1) Biliç, Önder Özen’le başlayan proje için doğru adam mıydı?

cochise: Önder Özen’le başlayan (ya da başladığını sandığımız) süreç, sorumlulukları dağıtan; kaleci antrenörlüğünden, tesislerdeki yanan lambalara kadar her şeyin ince ince düşünüldüğü ve profesyonelce yönetilen bir kulübe dönüşme hayalini içeriyordu. Burada elbette sportif direktörlük pozisyonu bir hayli önemliydi. Böyle bir projede teknik direktörden beklenen daha limitliydi. Modern futbol anlayışına sahip, oyuncularla iyi bir iletişim kurabilecek, saygı duyulabilecek bir PR yüzü. Bu açıdan Biliç doğru bir isim olabilirdi ama dişlinin diğer parçaları işlemeyince Biliç’in de başarı ihtimali düştü. Sportif direktörlük pozisyonunun bir yıl boş kalması zaten çok umutlandığımız ‘proje’nin belki de sadece bir oyalama/seçim taktiği olduğunu bile düşündürttü. Özetle ‘proje’ var olsa idi Biliç doğru isim olabilirdi ama şu büyük boşlukta parlayabilecek bir isim bence değildi.

övünç: Öncelikle Beşiktaş'ın hangi amaçlarla, neyi düşünerek böyle bir işe girdiğini bir zemine oturtmak lazım. Sadece saha içi bazlı yaklaştığımda ekonomisi zayıf, stadı olmayan  Beşiktaş’ın, zaman içerisinde büyüyecek  bir sistem takımına evrilip, kendi oyuncusunu yetiştiren, ekonomisi parlayanlar ile değil parlatarak geliştirmek isteyen bir yapıyı temel aldığını düşünüyorum. Konuya bu şekilde yaklaştığımız zaman işin yetiştiricilik kısmı, proje için 1. derecede önem arz etmeliydi diye düşünüyorum. Biliç'in kariyer hikâyesinde futbolcularla olan arkadaş ortamı onun disiplin konusunda dizginleri biraz elden kaçırdığını gösteriyor. Oyunculara yeni boyutlar katma konusunda çok fırsat yakalayamamış olması bu işi yapamayacağı anlamına gelmez tabi fakat salef aday Prosinecki'nin dahi Kayseri'de oyuncu geliştirme konusunda bir tık üst performans ortaya koymuş olması bile bu konuda alınan riskin yanlışlığına işaret ediyor bence.

2) Biliç'li Beşiktaş, bu projenin neresinde duruyor ?

cochise: Birinci yıl eksilerine rağmen bu projenin önemli bir parçası olarak görüyordum. Ancak ikinci yıl benim hissettiğim proje falan yok, Biliç de her zamanki gibi ‘sadece’ bir teknik direktördü..

övünç: 1. soruda verdiğim cevabın devamını buraya taşıyarak devam edeyim. Konuya yetiştiricilik olarak yaklaştığımız zaman işin yetiştiricilik kısmı bence 1. derece önemde olmalıydı. İşin yetiştiricilik boyutuna ise 2 parametreden söz edebiliriz:

       1-altyapıdan ne kadar oyuncu çıkarılabildi?
       2-eldeki oyuncular ne kadar değer kazanabildi?

1. soruya Atınç cevabı vermek mümkündür belki, alt lig tecrübesi olan , yaşı 22 olmuş bir oyuncuyu bu kategoride değerlendirmek doğru olmaz zannımca. Atınç'ın Biliç etkisi ile daha iyi bir oyuncu olduğuna da inanmıyorum açıkçası.

2. soruya baktığımızda ise Gökhan Töre , Olcay Şahan , Veli Kavlak gibi oyuncuların oyunlarını kısmen bir ileri basamağa taşıdığını ve değer kazandıklarını söylemek yanlış olmaz sanırım. Bu oyuncuların gelişmesinde veya Kerim, Oğuzhan, Ömer , Pedro , Necip gibi adamların olduğu yerde saymalarında Biliç'in etkisi olduğu yadsınamaz bir gerçektir sanırım . Bu konuda Beşiktaş eğer ki hedef, 1-2 oyuncudan 1-2 m € kar etmekse, Biliç özelinde hedeflediği noktaya vardı diyebiliriz zira elinde kar edebilerek satabileceği 1-2 oyuncusu var. Hedefin bu olmadığında hepimiz hem fikiriz sanırım.

Madalyonun diğer yüzüne baktığınızda Beşiktaş'ın bir sistem takımına evrilmesi konusunda biraz yol kat ettiği yadsınamaz. Bu konuda her ne kadar farklı düşünüyor olsam da takımın derli toplu bir formasyon, görev tanımı net , ne yapmak istediğini bilen bir yapıya kavuştuğunu söyleyebiliriz. Fakat sistem takımı olmak bununla bitecek bir iş değil. Elbet Önder Özen'in pilot takım, alt yapı takımlarının taktikleri ile ilgili eylem planlarının aktive edilmemiş olması bu noktada 2 senelik kazanımların birçoğunun elden kaçması anlamı taşıyacaktır. Biliç'in A takım teknik direktör sınırlarının çok dışına çıkmadığı göz önüne alındığında işin bu boyutunda bir çuvallama durumu var.


3) Beşiktaş’taki yapısal problemleri vb. göz ardı ederek sadece Biliç özelinde neler doğruydu, daha geniş bir perspektifle en büyük katkıları neler oldu?

cochise: Büyük artısı kompakt, mesafeleri çok iyi ayarlayan bir takım oluşturması oldu. Tabii şunu da kabul etmek lazım; 2. Yılın 2. Devresinde git gide eridi bu anlayış. Avrupa maçlarında önemli takımlara karşı iyi sonuçlar almamızı sağladı bu takım yapısı. Liverpool’u elemek de aslında önemli bir katkıdır. İyi kötü büyük bir hesabı kapattık… Oyuncularla çok iyi iletişim kurdu. Birbirine bağlı, yardımlaşan, mücadele eden bir takım yarattı. 2 ön libero oynaması da bunu kolaylaştırdı ama yine de son dönem haricinde iyi bir takım savunması yarattı da diyebiliriz.

övünç: Bu konuya geçmiş özelinde bakmak bir şey ifade etmiyor sonuç itibariyle ne katmış olursa olsun Beşiktaş 2 sezonu da şampiyonun 8-10 puan gerisinde ve hiç bir kupada çeyrek final yüzü göremeden kapattı . Katma değer olarak geride ne bıraktığını değerlendirmek kendi adıma daha olumlu görünüyor. Bu bağlamda yukarıda bahsettiğim gibi kağıt üzerinde değer kazanmış bazı oyuncular, Jose Sosa - Edin Terzic gibi profesyonellerin kulübe kazandırılması en önemli katkılarıdır gözümde. Mevcut oyun şablonu belki devam eder ama Beşiktaş'ın aynı anlayış ile sahaya çıkacağını düşünmüyorum bundan sonra. Özellikle de ismi geçen teknik direktörleri göz önüne alırsak. Tabi Liverpool ile görülen hesabı da ayrıca değerlendirmek lazım :)

4) Yine aynı bakış açısıyla en büyük yanlışlar nelerdi?

cochise: Özellikle sportif direktörlük pozisyonu boşa düştükten sonra kendine yerli bir yardımcı istememe konusunda diretmesi. Büyük takım meselesini kavrayamaması, algıyı olumsuz etkileyen açıklamalar yapması. Bazı oyuncuların değerini doğru tahlil edememesi ve bunda fazla diretmesi. Ana planının dışına çıktığında sudan çıkmış balığa dönmesi; pragmatist ve pratik bir oyun anlayışı ortaya koyamaması… Bir de şu örneği vermesem çatlarım; Brugge ilk maçında stoper tercihini tartışırken bu blogdan bir arkadaş Ersan tercihini eleştirirken; hız eksiğinin sorun yaratmayacağı bu maçta sakinliğiyle Pedro oynamalı, daha baskılı oynayacağımız 2. Maçta Ersan oynamalı; ancak bu maçta Ersan kötü oynayacağı için 2. Maçta da Pedro’yu o da o maçta kötü oynayacak yorumunu yapmıştı. Bu birebir gerçekleşen senaryoyu Biliç’in görememesi dâhil olmak üzere Brugge serisi beni ondan en çok soğutan anları yaşattı.

övünç: Bu yanlışlardan maç postlarına yazdığım yorumlarda sıklıkla bahsettim. Ben çoğunlukla büyük oradan ayrılıyorum. Slaven Biliç'in oyun stratejilerini doğru buluyorum, özellikle gole ihtiyacımız olan maçlarda yaptığı değişiklikleri (sonuca etkisinden bağımsız ) olumlu görüyorum. Slaven Biliç maçları kafasında iyi yaşayabilen bunu zemine dökebilen bir adam. Yanlışlıklar seçtiği şablon ile başlıyor bence. Saha içerisinde teknik detaylar en önemli sorunu. Rakibin top kullanmasına izin verme, pres zamanlamaları, pres açıları, Ersan ile oyun kurma ısrarı, kompakt olduğu iddia edilen takımın bu kompaktlığı sadece ülke sınırları dışında sergileyebilmiş olması geçmişinde ofansif orta saha olan Veli yerine Atiba'yı daha sık hücuma yollaması gibi teknik sorunlar benim gözüme çarpıyor. Oyuncu tercihleri konusunda, tamamen kendisi kaynaklı hata aramıyorum açıkçası zaten işin yetiştiricilik boyutunda konuya biraz değinmiştim.

5) Alınan sonuçları bir kenara bırakarak Biliç’te en sevdiğiniz yönler nelerdi?

cochise: Şikâyet edebileceği çok şey olmasına rağmen ağlak bir karakter koymadı ortaya. Futbol dünyasındaki hemen herkesle (malum şahıs haricinde) çok iyi iletişim kurdu. Herkesçe sevilen bir profil çizdi ortaya. Futbolun Türkiye’deki o kavgacı bazen iyice leş hale gelen ortamına sevimli bir yüz kattı. Rakip hocalarla, oyuncularla iyi ilişkiler kurdu. Şu Gökhan Gönül’e yaptığı taç şakası ve Balıkesir maçındaki Ersan’ın kırmızı kart görmesi gerektiğini kabul ederken tereddüt dahi etmemesi hiç çıkmaz aklımdan. Özellikle de Hamza ve İsmail Hocaların benzer pozisyonda “hakem verdiyse karar doğrudur” minvalindeki açıklamalarını düşündükçe.

Övünç: Doğru bildiğini, gördüğünü dürüstçe söyleyen bir yapıya sahip olması , Cochise'ın dediği gibi bahane üretmeden , sevilen bir profil yaratması ve realist yapısı en sevdiğim özellikleriydi.

6) Yine, alınan sonuçları bir kenara bırakarak Biliç’te en sevmediğiniz yönler nelerdi?

cochise: Aslında kendi suçu değil ama imajının futbolun önüne geçmesi biraz rahatsız etti. 4. Hakem itirazlarını abartması da bazen sevimsiz göründü. Düşündükçe de çok bir şey gelmiyor insanın aklına. Herhalde genel anlamda beğeniyor olsam sonsuza kadar kalmasını isteyebilirdim.

övünç: 
Taktiksel muhafazakarlığı, yaptığı bazı gereksiz açıklamalar ( kötü maçlardan sonra bugün iyiydik demesi, Bursa derbisi olayı ) , Beşiktaş'ın oturmuş 3. takım kimliğini kabullenişi ve bunun getirdiği derbi performansı.

7) Biliç nasıl bir ortamda başarılı olabilirdi? Var olan ortamda Biliç haricinde kimleri suçlamalıyız?

cochise: Aslında birinci soruda kısmen Biliç’in nasıl bir ortamda başarılı olabileceğini belirtmiştim. Daha oturmuş bir yapıda sadece teknik direktörlük yapması yetecek bir takımda Biliç başarılı olabilirdi. Yani ya çok profesyonel bir kulüp olmalı ya da Fenerbahçe/Galatarasay gibi ‘diğer işleri’ Başkan vb. yöneticilerin yapacağı; ya da önemli maçlarda/derbilerde gerekli baskıyı seyircinin oluşturacağı kulüplerde daha başarılı olacağını düşünüyorum.

Suçlamamız gereken isimler ise birden çok fazla. Aslında ilk başta Türkiye futbolunun kendisini suçlayabiliriz ama biz Beşiktaş’la sınırlı kalalım. Herkesin bir şekilde sorumluğu var. Siyasete girmek gibi anlaşılmasın ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilip sonra adeta ortada bırakılması (ve hatta kimisinin aleyhinde çalışması gibi) gibi bir Sportif Direktörlük müessesi kurulacak dendi ve Önder Özen öylece ortada bırakıldı. Yani eğer arkasında durulmayacaksa neden böyle işlere girildi. Önder Özen doğru isim miydi bu da ayrı bir tartışma konusu. Onla ilişkili sorunum ise yanlış olduğunu düşündüğü işlere yeterince net karşı çıkmaması idi. En başta ‘Tanrı Parçacığı’ sorusunu geçiştirmemesi gerekiyordu. Bu pozisyona biraz fazla ‘efendi’ kaldı. Yönetim desek bir stat meselesinde bile güven kaybettiler. Deselerdi en başında ‘iki yıl sürecek bu iş’ yalancı çoban konumuna düşmezlerdi. Yani aslında Biliç haricinde suçlayacaklar hiç de az değil ama kabak biraz onuna başına patlamış oldu.

Övünç: Burada pek çok dış faktörden bahsetmek gerekiyor. Mali yapısı kuvvetli, stadı açılmış, lobi yapmasa bile en azından saha dışı faktörleri dengelemiş bir kulüpte başarılı olabilir ama bunlar gerçekleştiğinde bu işi kotaracak onlarca adam var. Şurası kesin, “bağzı” hakemlerin standart tutturmaları sağlanabilseydi bile bu sene özelinde de gereken ortam sağlanmış olabilirdi.

8) Şimdi ne olacak? Teknik Direktörlük için şu anda sadece Lucescu ve Şenol Güneş adı geçiyor. Bu isimler nasıl katkılar sunabilir. Bu isimler olmazsa nereye yöneleceğiz?

cochise: Biliç’in gitmesini isteyip de yerine geleceklerden korkan bu nedenle Biliç’e biraz daha sempatik bakan birçok isim vardı. Gerçekçi olmak lazım ben Beşiktaş’ta iyi bir kulüp yönetimi görebileceğimizi düşünmüyorum. Bu nedenle takımın başına iyi bir yapıya sağlam bir parça olacak isim yerine ‘one man show’ tadında bir ismin daha etkili olacağını düşünüyorum. (Seneye yönetim değişirse bu görüşüm de değişebilir) Bir arkadaşımın da sürekli söylediği gibi şu ortamda hoca arıyorsan Çin’den bile olsa şampiyonluklar yaşamış, büyük takım olmayı bilen bir isim olmalı. Şu anda konuşulan iki isim ise aslında birbirinden bambaşka yapılara sahip. Bu da ayrıca eleştirilmesi gereken husus. Benzeri tutarsızlıkları geçen sene ofansif orta saha arayışı sırasında da görmüştük.

İki isimden yabancı olan yani Lucescu önemli bir marka. Pragmatist, plan değiştirmekten çekinmeyen önemli bir isim. Shaktar’da başardıkları ortada. Kimisi oradaki maddi imkanlara bağlıyor bunu. Oysa Shaktar’da harcattığı bonservis aynı dönemde Beşiktaş’ın harcadığının iki katı. Bonservis gelirleri ise 7 katı. İlk üç yılında bile bir taraftan oyuncu satarken yıllık ortalama 18 Milyon € harcatmış. Örneğin biz geçen yıl 15 Milyon € harcadık. Ama Lucescu’nun gelme ihtimali elbette çok düşük. Bunu da göz önünde bulundurmak lazım.

Diğer aday Şenol Güneş ise Lucescu’nun tam tersine pragmatistten ziyade kafasındaki sistemden vazgeçmeyen bir hoca. Örneğin bu yıl üç büyüklere karşı içerde dışarda aynı oyunu oynattı. Eksisi çok şikayetçi bir yapıya sahip olması, Genel olarak futbol ortamımızda pek saygı görmemesi ve finalleri kaybeden biri olarak değerlendirilmesi. Onun artısı ise değerini bulamamış oyuncuları yeniden parlatmak. Normalde Şenol Güneş’e yukarıdaki sebeplerden dolayı karşı çıkabilecek olsam da bizde olacağını olamamış, potansiyelli çok oyuncu olduğunu düşündüğüm için faydalı olabileceği görüşündeyim.

övünç : Önder Hoca sene başında istifa edip , 1 sene boyunca koltuğu boş kalıp , projelerini öksüz bırakıldığında zaten 2 senelik emeğin çöpe atılacağı belliydi. Basında dolaşan isimlere baktığımızda yönetimin güvenoyu aradığı ortada. Tartışılmayacak bir isimle eski usul yöneticiliğe devam edecekler. Görünen köy kılavuz istemez, çok ayrı futbol tarzı ve anlayışına sahip iki teknik direktör ile görüşüyorsan ne istediğini bilmiyorsun demektir. Bu tek forvet bakarken hem Micheal Owen  hem Peter Crouch ile görüşmekten farksız. İşler tamamen spontane gelişiyor.

İki hocaya da hayır demem burası kesin fakat bunun adı plansızlıktır , iş bilmezliktir . Neye ihtiyacımız olduğunun belirlenememesi , porfesyonel bir akıldan destek almadan hareket etme durumu zaten Biliç destekçilerinin en korktuğu şeydi sanırım. Tam olarak kanıksanan şeylerin gerçekleşiyor oluşu üzücü ...

69 Yorum:

kokocambo dedi ki...

Cochise, hayırlı olsun dostum yazarlığın ve devamı gelir inşallah. Başkan'ın ligtv demecini okudum biraz önce ve futbolu yönetecek kişi arayışında olduklarını ancak bu konuda yetkin birini bulmakta zorlandıklarını söylemiş. Çok güzel bir şey, Tayfun Korkut'a gidilmiş ancak td olmak istediği için kabul etmemiş ve başkan, zorlanmak derken aslında (düşünülen isimler arasında) herkesin sahada olmak istediğini söylemiş. Doğrudur yanlıştır bilemeyiz tabi.

Yeni, farklı ve güzel bir iş çıkmış, emeğinize sağlık.

james sneijder dedi ki...

Trollün birine sezon sonuna kadar yazmayacağım demiştim ve sezon bitti. Biliç ve şampiyonluk gitti ama bu konulara değinmeden yazıdaki ana fikre odaklanmaya çalışayım.

Tespitlerin önemli bir kısmına katılmakla birlikte katılmadıklarım da var; mesela gayet güzel özetlenen açmazların neden olduğu hakkında. Benim bir ölçütüm var, ki burada başka amaçla ve şekilde daha önce de dile getirildi, o da ilk devredeki Trabzon maçı.

http://besiktasliyiz.net/besiktas-vs-trabzonspor-sok-pres/

Bu maçta ortaya konulan futbol ligimizin çok üzerinde. İnanın Beşiktaş en azından ligdeki kritik maçlarını bu şekilde oynasaydı şu anda en az 5 puan fark atmıştı. Peki tüm lig boyunca bunu neden yapamadı?

Beşiktaş futbol takımı tüm sezon boyunca 55 maç oynamış, yazıyla “ellibeş”. Bu süreç boyunca hepimizin malumu olan kartlarla cezalılar, bir türlü azalmayan sakatlıklar vs de eklenince kadro istikrarı elbette sekteye uğradı. Bu aşamada ilk akla gelen soruysa “peki yedekler” doğal olarak.

Zurnanın zart dediği yer de işte burası. Evet yedekler teknik heyetin kafasındaki ilk 11 kadar hazır olamadı ve bu başlı başına bir eksiklik. Ama bence daha da önemli olanı, Biliç’in kafasında bu Trabzon maçının bir istisna olması. Sadece sonuca bakarak haksız da sayılmazdı, bu maçtan sonra Sosa’da bedensel arızalar çıkmaya başladı, sakatlıklar daha da arttı. Bu performans ligdeki bir takım için kolay değildi çünkü, hele ki 55 maç yapıyorsanız. Ama bu halde yumurta mı tavuktan yoksa tavuk mu yumurtadan hesabı ortaya bariz bir soru olarak çıkıyor. Neden bu tek maçlık oyunun üzerine bir sezon kurulmadı veya kurulamadı? Öyle ya, takım genç ve önemli ölçüde Avrupa altyapılı oyuncular var. Yaşlı dediğimiz adamlara bakıyoruz, mesela Atiba değme gençlere taş çıkartır şekilde kondisyonu ve enerjisi hep en önde olanı.

Bu gayet mantıkla ilerleyen önermeler silsilesinde ortaya çıkan sonuç maalesef şu. Biliç’in ilk sezonu değildi ve lig dışında Avrupa Ligi ile kupada da bir hayli maç yapacağını da biliyordu. O halde takımı ve kadroyu buna göre hazırlamalı ve şekillendirmeliydi. Kısacası, muhtemelen sadece Sosa dışındaki oyuncular için büyük oranda gazla ortaya konulan bu maç performansını sezonun tümü için hesaplamalıydı. Bu platformda aylar öncesinde Biliç’in oyuncu yönetimi kötü dediğimde eleştiriler almıştım. Derdim elbette FT şeklinde “aslanlarım” demesi değildi. Elinde ne var, nerede ve hangi miktarda kullanacaksın, daha da önemlisi nasıl optimalize edeceksin.

Daha pratik anlatacak olursak; Biliç Kerim’i oyuna aldığında o maça kadar iyi performans gösteren bir Olcay etkisi alamadığında onu tukaka yaptı. Hep dedik, Oğuzhan kötü ama bu takıma lazım, diye. Çünkü rotasyon bir ihtiyaçtı. Ama buna yoğunlaşmak yerine amatör küme hesabı kenarda tutup tabiri caizse “adam olmasını” bekledi.

Peki bu oyun stili neden önemli? Zira bu oyunda kötü beklerinin, hücumda yetersiz kalabilen orta alanının (Tolgay devre arasında geldi) ve diğer bilimum konunun önemi olmuyor (Güncel örnek için bakınız Dnipro; uluslararası piyasa için öne çıkan tek bir oyuncuları var). Ki mevcut kadro ile bu tek çözüm-dü. Tolgay ayrı bir parantez konusu zaten. Biliç’in oyunu yeterince okuyamamasıyla Tolgay’ı son maçlarda oyundan çıkacak adam olarak görmesinin nedeni de buydu. Tekrar, o maçtaki oyun istisnaydı çünkü.

Dolayısıyla bir çıkarıma daha ulaşıyoruz. O da Biliç’in derdinin, tıpkı Avrupa Ligi devam ederken kıytırık kupa maçlarında riske attığı oyun ve oyuncularla görüldüğü üzere, bir an önce bir teneke alma çabası. Bu konuda kendisini tek suçlu görmüyorum. Egolu yöneticilerden bazı taraftarlara kadar bundan hepsi sorumlu.

Bundan sonra ? Beşiktaş Başkanın bugünkü demecindeki gibi baskılı bir menajer ile renkliler gibi olma çabasına girerse hep kaybedecek. Belki yine 7-8 yılda bir şampiyon olacak, ama totalde yine kaybedecek. Bunu bu sezon şampiyon olan kulübün takımının gösterdiği hormonlu ama gerçekten kötü futbol performansı bile gösteremediyse daha hiçbir şey gösteremez.

james sneijder dedi ki...

Yönetimin şu haldeki yeni TD arayışında hiç umutlu olmadığımı da belirteyim. Bielsa ve Favre eksenindeki en az 3 yıllık olması gereken planlama bir yanda, Luce ve Güneş eksenindeki bu sene şampiyon olmamız lazım lafzası diğer yanda; bütün bunların yanında kadayıfın üzerine kaymak misali Juande Ramos ile çok ama çok öte bir eksenle ortaya konulan uzay ötesi bakış ayrı bir köşede. Sonuncusu bana göre çoktan fecaatle sonuçlanacak bir eksen hem de. Yahu Altınsay’ı paketleyip Eriksson peşinde koşma çabası bile bir şey öğretmediyse daha ne öğretebilir gerçekten bilmiyorum. O Eriksson ki İngiliz kanallarında teknik yönetim konusuna değinmemeye özen göstermesiyle bilinen Lineker bile alışılagelmiş bir milli takım başarısızlığı sonrasında kendisi hakkında acayip laflar etmişti. Yani ve kısacası görünüyor ki milleti PES/FM oynamakla eleştirirken futbol kulüplerimizin yöneticilerinin bırakın aktüel futbolu takip etmesini, bu oyunu oynaması ve futbol dünyasını bu şekilde tanıması ihtiyacına hasıl olduk, o derece. Kısacası büyük kaos bizi bekliyor. Alışkınız nasıl olsa.

james sneijder dedi ki...

Kupa finali sonrası açıklamalarından anladığım Şenol Hoca Beşiktaş’a hayırlı olsun. Tahminim Olcay, Töre ve Kerim üzerinde çok yoğunlaşacak ve yeni bekler isteyecek (Tosic transferi nedeniyle yeni bek demek daha doğru olur). Kötü tarafı ise Atiba giderse o bölgeye yeni adama gerek yok Necip yeterli diyecektir. Sıkıntı yaratabilecek bu orta alan tercihleri haricinde bizzat kendisinden çıkacak kriz bölgesi ise Demba Ba-Cenk konusunda olur. Bana sorsan ben de böyle ihtiyaç söylerim ama yönetimin transfer krizi bakımından. Malum, yine ve yeniden, futbol direktörlüğünü ekranda hayt huyt etmek sananların modern bir direktör yerine kendilerini koymaları yüzünden tonla golcü adayı bulunabilecekken bulunamayacak olması nedeniyle. Şenol hocanın kafasında şimdiden biri varsa bilemem tabii. İyi olur.

Orao dedi ki...

@james sneijder

Demba-Cenk ile ilgili kısımdan hiçbir şey anlamadım, açar mısınız ?

james sneijder dedi ki...

@Orao. Şenol hocanın kafasındaki sistemde golcüler böyle göreceli sabit olamaz. İlk kafasına takacağı isimler golcü bölgesindekiler olacak. Kötü mü değil mi takım kurgusuna göre tartışılır. Bana göre de biraz durağanlar ama Şenol hoca çok daha katı olacaktır.

theotheo dedi ki...

hiç kendinizi yormayın beyler. bilic gs nin başında olsaydı hamza bjknin başında olsaydı da aynı sonuçlar alınırdı. bu bir camia mantalitesi meselesi. başka birşey değil.

şu anda kasımpaşaya sıçmakta olan adamı sen sportif direktör yapıyorsan bu takımın başına. stad yapıcam yalanıyla stadı 3 senede açamıyorsan. kulubün borçlarını kapatıcam ayağına kulübe icra kamyonu göndertiyorsan. 3 senede 12 derbi oynayıp 1 ini son saniyede kazanıp bütün maçlarda eziliyorsan. bir sene dahi ilk ikiye giremiyorsan. takıma tonla boş beleş oyuncu doldurup takımın parasını boşa harcıyorsan (opare,milosevic,franco vs vs). senin bu kulüpte yöneticilik yapıcak vasıfların yok birader. gerçekten bu kulübü yıldızlaştıracak bir adam lazım. sen bu takımı küçülttün bu takımı ezdin ezdirdin.

sneijder denen adam çok pahalı diyorlardı adamlar 4 senede 3 kez şampiyon oldular. biraz mantıklı olun. olaylara boş beleş bakmayın. sende sosa var adamda sneijder var. adam kol gibi çakıyor golü. ondan sonra sosaya bakıyorsun çok iyi diyorsun. geç bunları geç.

boş konuşmayın artık.

cochise dedi ki...

@kokocambo
sağolasın dostum. Elimden geldiğince devamını da getirmeyi umuyorum .. Başkanın söyledikleri ile ilgili olarak da şunu söyleyeyim; güvenimi kaybettim artık. O yüzden gerçekten arıyorlar mı yetkin kişi yoksa yine mi oyalama emin olamıyorum..

@hames sneijder
tekrar hoşgeldin. Kaos meselesi çok mümkün. Şenol Hoca konusunda da katılıyorum. Ancak Demba Ba'da ben 2. forvet oynayacak ve gezinip servis yapacak bir potansiyel gördüm. Paslarda çok başarılı. Gücünün ekonomik kullanılması şart tabi. Ama onun partneri de Cenk olamaz işte... Aslında Pektemek bir hayal olmasaydı; Demba ve Pektemek oyun anlayışı açısında çok iyi bir ikili olabilirdi.

Coolio dedi ki...

ahanda theo'yu buldum. james sneijder sensin dimi itiraf et!!
neyse şaka bir yana hoşgeldin. beşiktaşkulan'ı da bekliyoruz.

Yönetimin geleceğin planlamasını yapmasını beklemiyoruz. Futbol direktörü veya menejeri olmamasından tutun yukarıda söylenilen aday antranörlerin farklılıklarına kadar herşey bozuk düzende devam edecek diye anlıyoruz. Dolayısıyla Şenol hoca gelirse minimum transferle, minimum alışma süreciyle ligin ilk yarısını gereksiz puan kayıpları yapmadan geçirebiliriz. Yani yabancı bir hoca solda İsmailmi, Mottamı, Tosic mi oynayacak diye karar verene kadar geçen maçlardan tutunda Oğuzhan, Tolgay, Sosa, Veli'den nasıl bir orta saha çıkarırıma kadar her karar vakit kaybı olacak. E madem yönetim bu sene şampiyon olalım, planlama önemli değil diyorsa, zaten bu oyuncu tercihleri ve taktiği kafasında hazırlamış olan Şenol hoca en önemli adaydır benim gözümde. Hakem, federasyon desteklerini bir yana koyarsanız bahsettiğim olay geçen sene GS'de aynen yaşandı. Prandelli daha kimi nerde oynatacağına karar vermeden Hamza hoca gelir gelmez ideal 11 ve taktiği oturtmuştu.

theotheo dedi ki...

@james sneijder

sana göre sneijder kötüydü. sana göre başarısızdı. sana göre oynamazdı. adam 34 maçın 31 inde oynamış lan.

o yüzden diyorum türklerde ileriyi düşünme sıfır. adam bana oğuzhanı savunup sneijderi kötülüyodu ya :) adamlar son 4 senede 3 şampiyonluk aldılar. neden bahsediyosun sen birader.

gene gelmişsin tırmalıyosun bişeyler. artık kimse yemez bunları. hala altınsay lafları.

kendinizi yenileyin birader ya. biraz kendinizi yenileyin. boşluktan çıkın. kupaları alan alıyor işte. adamlar duble yaptı. sen kaldın gene açıkta.

yilmaz dedi ki...

yönetim şu anda kuyruğu kurtarma derdine girdi belli. Neyseki en azından "bir enkaz" devretmeyecek gelen yönetime. Tüzükte yapılan değişiklikler gerçekten iyi oldu. Stat olayına ben takılmıyorum. Daha önce de söyledim, dünyanın her yerinde stat için 2 yıl (yıkımından itibaren 1,5 yıl) gayet makul bir tarihtir. Daha bizim statın şartlarını hesaba katmıyorum bile.

Lakin yönetim,belki de taraftar ve medyanın etkisinde de kalarak, sportif olarak bizi düzlüğe çıkarabilecek tüm yöntemlerinden birer birer vazgeçti, taraftar ve medya tarafından tartışılmayacak yöntemlere (futbol şube sorumlusu, yönetimin td seçmesi ve başanın gönlünden bir ismin geçmesi -bu ne lan-, yerli olsun, ligi tanısın klişeleri, yerli antrenör olsun, abilik yapsın vb. hiç bir somut dayanağı olmayan yöntemler) döndü. Sportif direktörlüğü bitirdi, td istikrarını bitirdi, yabancı sınırı kuralına karşı durmadı, projelerin hepsi durdu (pilot takım ve antreman tesisleri ile ilgili projeler) vs. vs.

Teknik direktör arayışları da bizi çok kabız edecek bu sene. "3. senem ve artık kupa istiyorum" derseniz bunun garantisini verebilecek adamlar avrupa futbolunda bile çok sınırlı. Ben olsam bu kadar iddalı bir çıkış yapmam. Şimdi gelecek her td bu konuda sorgulanacak.

Açık konuşayım Bilic ile ilgili her türlü teknik eleştiri yapılabilir, yapanlar da benden daha iyi takip ediyorlar futbolu, belli analiz ve yorumlarından. Lakin Beni Bilic'in gidişi değil, Bilic'in yerine aradıkları adamlar korkutuyor. Karamsar olmak gibi olmasın da çok kötü bir sezon bekliyorum ben. Gelen hocanın (ismi geçenlerden birinin geleceğini düşünerek) ikinci yarıyı göremeyeceği bir sezon.

Yönetim kendi kendini aslanların önüne atıyor. Fener ve Gs gibi olarak başarılı olamayacağımız 768 kez tecrübe edilmiş olmasına rağmen, özellikle dünkü röportajında söyledikleriyle, oyunu onlar gibi oynayacağının sinyalini verdi. İşte bu sonun başlangıcı.

yilmaz dedi ki...

yukarıda yazdıklarımı toparlayacak olursam, taraftar ve medyada "plan değil pilav istiyoruz" mantığı var ve yönetim de bu yöne gidiyor.

cochise dedi ki...

@yilmaz
aynen öyle. benim fikriyatım da şu; madem pilav yicez, bu yönetimin bunu değiştirme şansı yok: bari lezzetli olsun; az zararlısı olsun. O yüzden "Güneş" açsın :)

yilmaz dedi ki...

@cochise bilic'in gönderilme sebepleri td çıtasını çok yükseltti. Bence Güneş de o çıktayı aşamaz. Hiç bir td'ye ön yargılı değilim. Beşiktaş'ın hocası kim olursa olsun değerlidir.

Lakin taraftar, medya ve son olarak yönetimin Bilic'i gönderme gerekçelerini bi gözönüne getirdiğiniz zaman Şenol Güneş ismi bile hafif kalıyor.

Açıkçası benim mantığım durdu. Kim gelse iyi olur, ya da kim gelebilir sorusuna cevap veremiyorum. "Hakkımızda hayırlısı" diyebiliyorum ancak

Övünç dedi ki...

Şahsi fikrim , ismi geçenler içinde alttaki postta Gürcan'ın yazdığı konulara transfer yapmadan katma değer koyacak tek adam Şenol Güneş .

Volkan Şen-Bakambu-Fernandao 3lüsünün kariyerlerinde attığı gollerin sırasıyla %46 , %50 , %42 'sini bu sezon atmış olmaları bir tesadüf mü sizce ? Sırasıyla bu adamlar 8 , 6 ve 6. sezonlarını yaşıyorlar.

Beşiktaş ve Bursaspor'u teknik direktör-şablon kısımlarını çıkarıp oyuncu bazında 14-15 sezonu öncesi karşılaştırsanız ve " hangi takım daha çok gol atma potansiyeline sahip ? " sorusunu sorsanız cevap bence yüksek oranda Beşiktaş olur .

Ne olur , biraz Samet Aybaba sezonunu anımsatır bize takım. Daha çok gol atar , daha çok yer fakat Şenol Hoca'nın , pek çok mevzuyu çözmede çok daha yetkin bir isim olduğunu düşündüğümüzde ben dokunun tutacağını düşünüyorum.

2.85 gol ortalamasına sahip bir ligde çok iyi bir savunma kurgusu oturmadan savunma yapmaya çalışmak bana mantıklı gelmiyor açıkçası.

Özgür dedi ki...

@James Sneijder

Hoşgeldin.
Sen gittikten kısa bir süre sonra giden @BesiktaskUlan oldu, onu da bekliyorum artık. Abi ya ortalığı trollere bırakıp gitmeyin, ya da trolleri kabul etmeyeceğiniz başka bir sayfa açın, oraya yazın gelip oraları okuyalım. Siz gittiğinizden beridir ben de yazmıyorum, arada bir gelip okuyordum buraları, ortam yine saçma sapan yorum yapanlarla doluydu, hala da öyle. Blogu ayakta tutmaya çalışan veya eleştirisini de övgüsünü de usturubuyla yapanlar alınmasın lütfen.

Arada blogda yorum sayısının çok az olduğundan, kimsenin ilgi göstermediğinden falan şikayet edenler olmuş son dönemlerde. İlgisizliğin nedeni yorumdan çok şov yapanlar olduğunu kimse görmemiş. Klavyenin arkasından saçma sapan şeyler yazıp insanların sinirlerini zıplatan troller olduğunu kimse görmemiş yine.

Neyse konudan bağımsız oldu kusura bakmayın. Ama James ve Beşiktaşk Ulan mümkünse yorumlarınızdn istatistiklerinizden mahrum bırakmayın bizi, gerekirse gelin benim blogda yazın usta, alakasız bir blog olsa bile. :D

Orao dedi ki...

@james sneijder

Gignac'ı alabilme ihtimalimiz var mı sizce ? Varsa nasıl olur ? Ayrıca siz olsaydınız hangi bölgelere yabancı transfer ederdiniz kaleci hariç ? (Şenol Güneş'in td olduğunu varsayıyorum, yabancı kaleci aldırmaz.)

Coolio dedi ki...

@Orao
Yabancı sınırının kalktığı bir ortamda bence kalecinin yerli olması konusunda ısrarcı olmaz Şenol Hoca. Daha önceden ısrarcı oldu hep Bursa ve Trabzondayken çünkü yabancı sınırı vardı. Ayrıca yönetim de yaptığı açıklamalardan yabancı kaleci transferi yapacaklarını düşünüyorum. Buradaki tek sorun UEFA ile yaptığımız bütçe anlaşması. Elimizdeki oyuncuları iyi bedellerle çıkarmamız gerekiyorki bu bizim fıtratımıza ters biliyorsunuz. Heleki çakal menejerler oyuncu göndermek zorunda olduğumuz gerçeğini kullanarak iyi fiyat kıracaklardır.

Yeni hoca yeni oyun anlayışı getircek ama ben asıl Atiba'nın yokluğun ne yapılacğaını merak ediyorum. Süper bir oyuncu değildi, hatta hücumda kötüydü ama müdafaa tarafında pozisyon bilgisiyle kaptığı topların haddi hesabı yoktu. Toptan kaçmazdı ve her zaman orta sahada pas opsiyonu olmak için uğraşırdı. Buraya yapılacak transfer beni düşündürmekte.

Orao dedi ki...

@Coolio

Atiba gayet vasat bir oyuncuydu, eğer Nigel de Jong'u alabilirsek zaten De Jong-Tolgay-Sosa/Oğuzhan orta sahası ile sınıf atlamış oluruz. Hadi diyelim alamadık bizi aşan bir para istedi, o zaman da yine Veli-Tolgay-Sosa/Oğuzhan orta sahasıyla akışkan bir takım olabiliriz. Tabi bunları Şenol hocanın geldiğini varsayarak ve Trabzon&Bursa'daki hücumcu yapısını bize de aksettirerek devam edeceğini düşünerek yazdım. Tek ön libero oynatmasını umuyorum. Ha eğer Şenol hoca değil de Bilic gibi defansif mentaliteli bir hoca gelecekse ne olacak bilemem. Tek bildiğim Şenol hoca gelse de gelmese de ilk 11'deki kalecimizin ve ilk 11 defans hattımızın tamamında iyileştirme yapılması. (Eğer savunmaya takviye yapmadan girersek Şenol hocayla, @Övünç'ün dediği gibi 2012-2013 sezonu kopyası bir sezon yaşarız. 65-70 gol atıp 45-50 gol yer ve nihayetinde yine üçüncü oluruz :) Şuanda ideal 11 savunma hattı gibi gözüken Serdar-Franco-Ersan-Tosic'in tamamının yedek kulübesinde olduğu bir takım hayal ediyorum bu sezon -ki gerçekten zor değil. )

Kaleci meselesinde haklı olabilirsin belki o tutumla yaklaşmasının sebebi yabancı sınırıdır fakat ben hala öyle olduğunu sanmıyorum. Kaleci konusunda milliyetçi ve tutucuymuş gibi geliyor bakalım. (Milliyetçilikten kastım milli takıma kaleci kazandırayım ısrarı)

Orao dedi ki...

@Coolio

Derken Atiba yeni sözleşme imzalamış, hayırlı olsun. :) Yukarıda da yazdığım gibi kaldıysa bile yerinin yedek kulübesi olduğunu düşünüyorum, umarım de Jong'u alabiliriz de sınıf atlamış oluruz. O zaman Atiba çok iyi bir joker ve alternatif olmuş olur.

Yönetime sitem: Yahu madem Atiba ile imzalayacaktınız da Sivok niye gönderildi arkadaş ? Vodafone Arena'yı görmeyi en çok hak edenlerden biriydi Sivok. Heleki Pektemek'in sözleşmesi aklıma gelip Sivok'un gönderilmesi de üstüne binince bir kez daha içim acıdı. Allah müstehakınızı versin...

turkkant dedi ki...

Ben Ş. Güneş'i istiyorum. Riskleri var, yine de yapılanma modelinden verim alma ihtimali daha yüksek bir hoca.

-Elimizde 24 yaş altı, 6 yetenekli oyuncu var: Oğuzhan, Töre, K. Frei, Tolgay, Cenk Tosun ve Atınç. Bu oyuncuların önümüzdeki sene performansları bu senenin yukarısında olabilir.

-4 verim veren oyuncumuz var: Sosa-Ba-Veli-Olcay. Bu oyuncuları da mevcut performanslarında tutabilmemiz lazım.

-Bu iskeleti bir şekilde 2-3 çok doğru transferle harmanlayabilirsek ligin en tehlikeli takımı olabiliriz.

-Tosic bence öncelikli olmayan bir pozisyon için doğru transfer. Sağ bek ve stopere üst kalite iki oyuncuyla muazzam olmasa da yeterli bir defans dörtlüsü oluşturabiliriz.

-Geçen sene yaşadığımız kriz anlarındaki tutulmayı önlemek için: 1- deneyimi yüksek kaleci, 2-G. İnler özelliklerinde, kaliteli bir ön libero ve 3-Gol özelliği olan deneyimli bir stopere ihtiyacımız var.

Bu transferleri yapamazsak şöyle bir sıkıntı var. Ş. Güneş'in takımlarının bazen freni olmuyor, sadece ayak gaz pedalında gidiyor. Mevcut kadroya Sosa-Ba'yla beraber kalite ve deneyim katacak 2-3 isme daha ihtiyaç var.

cochise dedi ki...

@orao
Değerli arkadaşım; Veli'nin takımdaki tek ön libero olarak oynama ihtimali yok. Atletik olarak kısmen uygun ama (hava topu zaafiyeti var ya neyse). Veli pozisyon bilmez, iki adım ötesindeki adama düzgün pas atamaz, oyun kuramaz; ama süper basar, ani ataklarda enteresan etkili paslar atabilir; iyi şut çeker; yani tek çapa pozsiyonunun kesinlikle adamı değil. Bir işe yaraması için az önde oynaması lazım.

Atiba vasat bir oyuncu olabilir. Ama o vasat denilen orta saha modeli bulmak epey zor. Türkiye'den Atiba gibi adam çıkmıyor mesela. Bir tık iyisi Mehmet Topal kaç yıldır vazgeçilmez. Bir tık kötüsü Selçuk Şahin bile yüzyıldır kendine yer buluyor Futbol aklı olan, pozisyon bilen, savunma ve orta sahanın her yerinde oynaybilen, elinden geleni her zaman yapan ve takımla uyumlu bir oyuncu ile sözleşme imzalamamak saçma olurdu. Orta sahaya daha iyisini alırsak yedeğe koyarız işte...

Övünç dedi ki...

Vasat bir orta saha oyuncusunun elimizdeki açık ara en iyi sağ bek olması daha vahim aslında :) .

turkkant dedi ki...

@Cochise

Normalde 4-2-3-1 (3 orta saha ile) oynayan takımda 6 merkez oyuncu olur: Bizde Atiba-Veli-Tolgay-Necip-Oğuzhan-Sosa var. Bu oyunculardan hiçbiri gitmeyeceğine göre, daha iyisini almak hayal oldu.

Bir Mbiaye ya da G. İnler neden düşünülmedi anlamıyorum...

Bence bir oyuncunun Beşiktaş'ta 11 oyuncusu olup olmaması gerektiğine şu mantıkla bakmak lazım: Atiba Fener'de ilk 11 oynar mı? Hayır. Atiba GS'de ilk 11 oynar mı? Hayır.

yilmaz dedi ki...

içimde Güneş olmayacakmış gibi, olsa da "olmayacakmış" gibi bir his var. Niye böyleyim bilmiyorum. Allah müstehakımı vermesin

raison dedi ki...

Biliç hakkında iki yıldır konuşulduğu gibi önümüzdeki yılda fazlasıyla konuşulacak.

İlk konuşulacak (bu tek olmayacak) şey her sezon olduğu gibi bu sezon ile gelecek yılın puan kıyaslaması tabiki. Bu yıl 69 puanla (100. Yıldan sonra toplanan en yüksek 3. toplam puan) liderin epeyce gerisinde olsa da 30. haftaya kadar hafta hafta toplanan puanlarda Lucescu’lu 100. yılla yarışması.

http://www.tff.org/default.aspx?pageID=545

Aynı şekilde Avrupa’da Lucescu’lu 100. Yıl döneminden sonra en fazla puanı toplamış olması.

http://kassiesa.home.xs4all.nl/bert/uefa/data/method4/trank2015.html

Özetleyecek olursak çıta bu ve bu tartışma burada bitmez.

kokocambo dedi ki...

"Futbol takımımız oyuncusu Atiba Hutchinson'ın sözleşmesi 2 yıl daha uzatılmıştır. Buna göre oyuncuya;

* 2015-2016 sezonunda 1.000.000 Avro garanti ücreti ve 10.000 Avro maçbaşı ücreti
* 2016-2017 sezonunda 1.000.000 Avro garanti ücreti ve 10.000 Avro maçbaşı ücreti ödenecektir.

Futbolcu, her bir sezonda 30 resmi müsabakada ilk 11 veya sonradan oyuna girerek oynaması halinde her bir sezon için 200.000 Avro ek prime hak kazanacaktır. "

Bana güzel bir sözleşme gibi geldi. En çok maç oynayan oyunculardan biriydi. Benzer bir sezon geçirirse azami 1,5 milyon alacak.

Mbia diyorsunuz da, Hurma'nın dediğine göre İnter'le görüşecekmiş, olmazsa buraya bekliyoruz demek İnter 2 veriyorsa biz en az 3,5 veriyoruz demektir. Yine de, süreç sonlansın görürüz bakalım.

Sivok konusunda da, çok iyimser olmadığımı söylemiştim. İstediğimiz gibi bir stoper değil, sadece mevcutlar arasında hava hakimiyeti olması ile ön planda. Beşiktaş karnesinin neredeyse yarısında sakattı. Takvimi bilmiyorum ama Franco'nun durumuna göre değişebilir stoper mevzusu.

raison dedi ki...


3 yıl önce takım yeniden yapılanmaya gitti fakat mimarisi net olmayan ve sürekli değişen projeden ne bekleyebiliriz ki. Oysa feda dönemi ve İbrahim Altınsay’lı yıl bizim için büyük fırsattı. Takımın gençleştirilmesi, takımda yüksek ücret alan ama modern futbolun prensiplerinden uzak oyuncu ve teknik heyet grubundan uzaklaşmak, takımı sağlam altyapı eğitimi almış yetenekli ve potansiyeli olan gençlerle yenilemek, gençlerin arasına tecrübeli ama modern futbolla özdeşleşen isimler serpiştirmek, tüm bunları toparlayacak teknik direktör ama iyi bir EĞİTMEN takımın başına getirmek.

Bu bir plandır. Uzun vadeli bir plan. Fakat inşaatta şu sıkıntı var. Tek bir tuğlanın yeri değişirse sıkıntı çok çok büyük olur. Bu planlama içinde Van Gaal’ a evet ama Erikson’a hayır, iyi bir eğitmen yabancı hocaya evet ama Samet Aybaba’ya hayır.

Peki genç tecrübesi ve sürekli yükselişte olan bir takıma iyi bir taktisyen mi lazım (ki şampiyonluk heleki stadın olmadığı sezonda çok zor) yoksa iyi bir eğitmen mi lazım?

O dönemin futbol aklı İbrahim Altınsay burada 38. dakikadan sonra durumu çok iyi açıklıyor.

http://www.dailymotion.com/video/x19l0zb_ibrahim-altinsay-besiktas-ronaldinho-onder-ozen_sport

Evet Biliç iyi bir taktisyen. Ama bir yapılandırmacı yani eğitmen değil. İki yıl onun üzerinde yapılan tartışmalarda taktisyenliği üzerine yapılan tartışmaları gülerek izledik. Bu birazda Türkiye’de taktiksel çözümlemelerin zayıf olmasından, taktik denince sahaya çıkan kadro ve oyuncu değişikliği zannedilmesinden kaynaklı.
Kültürün kısırlığı bu. Yapacak bişey yok.

Burada gözden kaçan tartışma Biliç modeli kendisine reset atan takımın tekrar yüklenmesini sağlayabilecek miydi? Mümkün değil. Çünkü Biliç’i tercih ediyorsanız ondan oyuncu yetiştimesini isteyemezsiniz. Oyuncuyu ona sunar ve takımdan kısa sürede maksimum verim istersiniz. Aynı şeyi, oyuncu eğitmeyi Lucescu’dan da Morinho’dan da isteyemezsiniz.

İki ana antrenman ve takım planlaması vardır. Kısa sürede iyi oyuncularla zirveye oynamaya çalışan çoğu takım ve Türkiye’deki tüm takımlar kollektiv antrenman yapıtırır çalışmalarında. Oysa kimi batı Avrupa ülkeleri ve takımları bireysel performansa dayalı antrenman yaptırır takımlarına. Kulüp stratejisiyle de doğru orantılıdır bu. Kulübünü oyuncu yetiştirmek ve büyük kulüplere pazarlamak üzerine kuran bir takımın yapılanmasıyla kısa sürede başarı bekleyen takımın yapısı, ülke kültürü ve tabiki teknik direktörü aynı olamaz, tarzları da aynı olamaz.

Tigana iyi bir eğitmendi ama antrenman metodu, ekibi buna uygundu. Biliç iyi bir taktisyen ama onun ekibinde ve antrenman metodunda Edin Teziç e ihtiyaç var, eğitmene değil.

Tabiki iyi bir taktisyen ve iyi bir eğitmen olunabilir. Ama bunu yapabilen kaç kişi var dünyada.
Reus’u bir heykel traş gibi işleyen Lusien Favre,

http://www.yarisaha.com/profil-lucien-favre/

Mehmet Topal kazmasına topla nasıl oynayacağını öğreten Unai Emery

http://www.yarisaha.com/profil-unai-emery/

Bu yüzden Biliç eleştirilemez. Teknik direktör seçimindeki kıstasıyla Önder özen eleştirilebilir, imkansızlıklar içinde Beşiktaş camiasını yönetememekten çekinen yönetim eleştirililebilir ama Biliç eleştirilemez. Çünkü biz grip olduk, kalp cerrahına başvurduk. Yanlış olan Biliç değil kıstasımız dı maalesef.

Eğitmen nedir? Şenol Güneş bir eğitmen midir? Ofansif oynatarak ofansif oyuncuların istatistiğinin artması o oyuncunun yetenek kazanması mıdır? Bunlar Şenol Güneş takımın başına geçtiğinde çokça tartışılacak.




acaba abdullah avcı istenmez mi?taraftar nasıl yaklaşır,boyle bır oluşuma,ya da siz ne düşünürsünüz..merak ettim

kokocambo dedi ki...

Bütün tribünlerin "yere yat" diye tezahürat yaptığı bir antrenörü kulübün kapısından sokarsa, o yönetim daha o gün (fiilen) düşer.

~Poseidon~ dedi ki...

https://instagram.com/p/3gzEFWBxzb/

Bu da bize Biliç'ten gelsin. Sonu nasıl biterse bitsin bence güzel bir hikaye oldu.

james sneijder dedi ki...

@cochise. @Coolio. @Özgür. Eyvallah ve hoşbulduk.

@cochise. Demba Ba bence takım oyunu ile parlayabilecek ama bizde hala o oyun olmadığı için sıkıntı yaşayan bir forvet (tipik bir striker değil orası kesin). Ana damarları açık ama kılcal damarları tıkalı bir hasta gibi hücum yapıldığında ceza alanı içi yeterince kalabalık değilse aksıyor adam.

@Orao. Gignac oynadığı lig klasmanı halen Avrupa’da 5. veya 6. durumda olduğu için bana göre Türkiye’ye gelmekte mental sorun yaşamaz. Ancak görünen o ki kulüp yönetimi bu yılı da çok fazla transfer harcaması yapmadan tamamlamak istiyor. Dolayısıyla kişisel görüşüm zor. Aynısını De Jong ya da Mbia için de söylemek mümkün tabii; zaten Atiba ile sözleşme yenilenerek bu durum perçinlenmiş oldu.

james sneijder dedi ki...

Yeni dönemde Tolgay-Sosa-Demba Ba ve kısmen Töre ile oturtulabilecek farklı bir futbol anlayışına ket vurabilme potansiyeli bulunan, orta saha mayıs sıkıntısını yeniden yaşayabiliriz. Atiba-Veli ikilisinin üzerine kurularak rakibi orta alanda defansif anlamda boğan, ancak hücumda çoğalmayı engelleyen bu sistem çoğu zaman işe yarasa da, takım oyununun daha verimli olabilmesi için tek başarılı olma şansı oyuncu gelişimiyle mümkün olabilir-di. Ancak ne Atiba ne de Veli bu gelişimi istenen düzeyde sağlayabilecek bir emare göstermiyorlar.

Kadroda gerçek bir CM olarak Tolgay gözüküyor. Bu bakımdan elimizde bulunan bir cevher konumunda. Onunla ilgili sorun ise yine bahse konu takım oyunu meselesi. Yanında oynayan/oynayacak Atiba- Veli-Necip’in oyun alanı görüşlerinin kısıtlı olması ve defans dörtlüsünün ağırlığı ve pozisyon yetersizliği ile birlikte sürekli alan kollamaya mecbur olmaları, hazırlık paslarında kolaycılığa yol açıyor. Tolgay’ın yanına Sosa yaklaşsa ve bir trafik oluşsa bile (bu nedenle maç sonunda dili çıkıyor adamın o başka bir konu) içeriği kat ettiklerini düşündüğümüz, ama sonuç bakımından bu konuda sıkıntı yaşayan Olcay-Töre ikilisinin hareketsizliği nedeniyle ataklar bir yerde tıkanıveriyor. İçeri kat etmelerine gelince; bunu çoğunlukla kafalarına göre dribling yapmak için kullanıyorlar, alan yönetimi için değil. Bu bakımdan kadrodaki en başına buyruk oyunu oynuyorlar. Sosa geriye gelse ilerde boşalttığı alanı dolduran yok, ilerde kalıp orta alandan pas alsa bu sefer kanatlarda önlerine top bekleyen Olcay-Töre’ye atıp oyunu sıkıştırmaktan başka seçeneği yok.

Yani yine aynı yere geliyoruz: takımın bir kısmının bir telden, diğer kısmının daha ayrı telden, gerideki kısmının ise ağır ve oyun görüşü dar bir hicaz makamından çalması sürekli verimsizliğe yol açıyor. Bize bu akorları yapabilecek bir TD gerekli. Şenol Güneş bunu başarabilir mi? Bence kısmen evet kısmen hayır. Kanatlardaki oyuncular genç olduğu için orta alanla uyumu sağlayabilir. Ayrıca bu ikilinin istikrarlı olmayan bir şekilde hücumda alan yönetimini başarabildikleri zamanlar takımın çok güzel gol atabildiğini gördük ki, bu da potansiyel var demek. Amma velakin Atiba-Veli-Necip üçlüsü yine kalacak. Kadroya göre hem bu bölge hem de defans için çözüm transfer. Güneş’in oynattığı takımlara bakarsak; orta alanda hep Colman ve Zokora gibi oyuncular forma giydi; hatta aynı bizdeki gibi ikili de oynadıkları zamanlar oldu. Bu bakımdan bu üçlüden birini her halukarda oynatacaktır zannımca. Nedeniyse, Güneş hücum yapılırken hazırlık pasları yerine orta alandan hızla çıkan toplarla hücumcuların 360 derece pas atıp-alabileceği alanlar yaratmak istiyor. Stoperler konusunda ne der bilemem ama kesin bir sağ bek transferi isteyecektir. Bekleri hücumcu olarak gördüğünden değil, bu konuda biraz klasik düşüncede, hızlı olmalarını ve defansta hata yapmamalarını istediğinden. Bir diğer noktaysa golcü bölgesi. Güneş yönetiminde G.Ünal, Teofilo ve Umut Bulut gibi strikerlar yerine Burak Yılmaz gibi gezen bir golcü transfer edildi. Çevresineyse rakip ceza alanına yakın oynayan orta alan oyuncuları. Demba Ba ve Cenk’in yeterince hareketli olmadığını düşünme ihtimali yüksek. Trabzon’da çalıştığı 4 yıl boyunca toplam 6 golcü transfer yapıldığını düşünürsek Güneş’in bu bölge konusunda bir hayli takıntılı olduğunu görebiliriz.

Tabii tüm bunlar Şenol Güneş’in gelmesi halinde olabilme ihtimali bulunanlar. Söylenene göre Denizli ismi de söz konusuymuş ve hatta daha ağır basıyormuş. Aman diyeyim. Tamam uzun vadeli iş yapılmayacak belli ki, ama bu kadar kısa vadelisine de hiç gerek yok. Süreyi de geçtim, bu kadar potansiyelli ve geliştirilmeyi bekleyen genç oyuncu ile başarılı olma durumu çok çok az olur.

(Özgür: Sen de hoşgeldin! Yeni sezonda içerikli yazılarını okumak güzel olacak. BesiktaskUlan buraları okuyordur sanırım, en azından ara ara. Kendisine ben de değerli yorumlarını özlediğimizi ve buraya katılmasını beklediğimizi iletmek isterim.)

Savunmada yenilen gol sayılarına bakınca sezon sezon kötü bir sezon olmadı. 32 gol. Son 15 yıldaki en iyi 4. sezon olmuş bu alanda,evet savunmanın bu ölü dediğimiz haliyle bu işleri yapması takım olarak savunmanın iyi oynandığı düşündürüyor.

Açık konuşmak gerekirse ben merkezdeki 6 oyuncunun(kaleci dahil 7) o kadar sorunlu olduğunu düşünmüyorum(Pektemek hariç). Asıl ilgilenilmesi gereken bölge kanatlardır, yani geriye kalan 4 oyuncu. Geçen sezon Ba ve Sosa'yla değişiklik değişiklik geldi ve zorladık. Bu sefer kanatlarda bir şeyler denenmesi gerekir elde olan(olacak olan) bütçeyle. Tosic hem stoper hem bek olarak bunun ilk sinyalleri.

Umarım Tolgay gibi başarılı olabilecek 2-3 transferle bu dediğim dönüşümü başarıp en azından başarı ihtimalini yükseltebiliriz.

Asıl kritik nokta td kısmı ama yöneticilerden anlaşıldığı kadarıyla o kısım planlı olmayacak. Bilic'in düşündüğü 2. bölgeden çıkan takımı düzenli oynatıp, geliştirebilecek mi zaman gösterecek.

Ha bu arada hem transferler, hem td doğru seçilse de lobi olayı olmalı, bu sezon bu iyice ayyuka çıktı. Stat bitene kadar dişi sıkmak gerekecek anladığım kadarıyla.

Orao dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Orao dedi ki...

Bir de Lassana Diarra neden nerdeyse 1 yıldır boşta takılıyor gözüküyor ? Ağustos 2014'te Lokomotif Moskova'dan gönderildikten sonra henüz bir transfer yapmamış. E o zamandan beri bir sakatlığı da gözükmüyor. Yoksa futbolu bıraktı da söylemeyi mi unuttu ? :) Henüz 30 yaşındaymış.

Ha bir başka taraftan bakarsam da @turkkant ve @james sneijder'in dediği gibi Atiba ile sözleşme yenilenmesiyle o bölgede nicelik olarak kota doldu. Sol bekte de durum aşağı yukarı böyle. Hem Motta hem İsmail gönderilemeyeceğine göre Tosic ilk 11 sol beki olarak alınmıştır. Hayal kırıklığına uğradım açıkçası bu şekilde vasata devam etmemize. Sol bekte de, (Denisov) defansif orta sahada da (Mbia ya da Nigel de Jong) iyileştirme hayal etmiş ve ummuştum fakat anlaşılan olmuyor.

Yanlış anlaşılmasın UEFA'nın verdiği bonservisli transfer yasağından haberim var fakat zaten söylediğim oyuncuların hepsi free agent ve hiçbiri de uçuk rakam isteyecek tipler değil gibi. Neyse hayırlısı olsun, ben bu şekilde yine üçüncü bitireceğimize inanmaya başladım. Bari hakkaten Şenol Güneş gelsin de bari elimizdeki potansiyelli yerlilerin level atlamasını izleyelim. Hele ki Gökhan Töre'yi çıkarabileceği seviyeyi tahmin edemiyorum, heyecanlandırıcı. Bekleyelim görelim :)

BJK4EVER dedi ki...

Abi antrenor belli olmadan nasil Atiba'yla imzalanir anlamadim? Antrenor cikip sol acik istemiyorum omurga saglam olsun iyi onlibero istiyorum dese ne olacak? Atiba'ya odenecek yillik 1.5 milyon euro bir yerimize girecek.
Bilmiyorum abi, Tosic iyi hamleydi de Atiba'yla uzatmak ustelik antrenor belli degilken cok sacma oldu. Iyi bir onlibero gelirse Atiba'nin rolu joker+yedek onlibero olacak. Bunun icin kadroda ideal olarak Necip var. Hepsi tutalim desek o kadar kalabalik kadroya sahip olacak kadar zengin degiliz; baska yerden kisarsak yine bizim aleyhimize.
Ha, yonetim oraya transfer yapmaya gucumuz yok Atiba ile devam diyecekse de zaten zor. Iki senedir Franco-Ersan ve Veli-Atiba ikililerinin mukemmel uyumlu oldugunu, ligdeki cogu maci kaldirdigini, ancak kritik anlarda ve zor maclarda cuvalladigini goruyoruz. Seviye yukseldiginde yetmiyorlar iste. Oraya transfer yapmayacaksak nereye yapacagiz? Sagbekin solacigin ne kadar katkisi olacak ki senin omurgan kaliteli olmadiktan sonra? Sampiyon olan GS'nin sagbeki Sabri, sagacigi Umut, solacigi Yasin Oztekin iste. Ama Muslera-Chedjou-Melo-Sneijder olunca durum farkli oluyor.

Yoruq dedi ki...

Buradaki yorumları okuyunca şaşkına dönüyorum. Premier lig, Bundesliga analizi falan mı yapıyorsunuz? Yapılanma, oyuncu gelişimi, pres zamanlaması, Favre, Bielsa vs. Siz bunların bu ülkede önemli olduğunu falan mı zannediyorsunuz? Hamza büyük taktisyendi, Ünal Aysal giderken olağanüstü organizasyon bıraktı sanır bunları okuyan da. Adamlar Abdurrahim, Namoğlu derken işi götürdü.Ha onlar olmasaydı biz olur muyduk? Azizler, Mahmutlar, pierolar oldukça bize sıra gelmezdi kimse kafasını yormasın. Şu futbol ortamında tabelaya bakıp da Bilic başarısız demek için gerçeklere gözlerini kapatmış olmak gerek. Öyle ya da böyle iki yılda Beşiktaş Türkiye şartlarının çok üstünde bir organizasyon ve plan üretmiştir.Yabancı sınırı kalkmamış olsa şimdi herkes ligi domine edecek bir takım konuşuyordu. O konuda başkana da kızamıyorum, stad konusunda o kadar eli bağlı ki karşı çıkamamış olabilir. Eksikleri bulup söylemek zor bir iş değil ama Bilic'in artıları çok daha fazla idi. Bugün Bielsa, Favre, Klopp gelse şampiyon olacağımızı zanneden romantik arkadaşlarımız var.Bu arkadaşlar şimdi yönetimdeki plansızlığı görünce gelecek sene işimizin şansa kaldığını anladılar ama iş işten geçti. İyi kötü oturmuş düzene yapılacak 3takviye işimizi görecekti, çok malumat sahibi istatistik uzmanı Güntekin Onaygiller ve ergen taraftarımız sayesinde seneye yine belirsiz günler bizi bekliyor. Hayırlısı olsun.
Son olarak Bilic'i harika bir şekilde uğurlayan sağduyulu taraftarların ayaklarına sağlık, en azından bunu hak etmişti.

james sneijder dedi ki...

@Yoruq. Eleştirdiğin konuların büyük bir kısmı bana göre vital. Zira bunlar önemli değil diyorsan yol belli: şöyle ağırlığınca altın ettiği için hayli ağırca olan menajerler ve onlar vasıtasıyla yapılacak hayt huyt. Öncelikle bunu ben uydurmuyorum; katılırsınız veya katılmazsınız, 2 sezondur böyle düşünmezken Başkan da artan baskılara dayanamayıp İlhan Mansız teknik ekipte olamaz demeye getirirken, gerekçe olarak da “hırsı eksik” deyiverdi, ya da tercümesi hayt huyt yapamaz.

Bana göre Beşiktaşlıların asıl anlaması gereken realite, romantizm olarak adlandırılan futbol gerçeklerinden kurtulmaktan çok, mevcut sistemdeki garabetin ne olduğunu anladıktan sonra bunu içselleştirmekten kurtulmak ve aşacak çözümler üzerine odaklanmaktır. Şenol Güneş hakkındaki yorumlarım mevcut duruma yönelik işlerdi; kişisel düşüncelerimle ilgili değil. Yoksa hala, bahsettiğim gibi bu genel ve ucube düzeyin üstüne çıkacak işler yapılması gerektiğine inanıyorum.

Biliç temelinde şekillenen ve gördüğüm tezat ise şu; Biliç’i mevcut hatalarıyla kabullenip kalması gerektiğini söylüyorsak eğer -ki ben de gelişeceğine inanarak bunlardan biriydim ama bitti- bunu maalesef 3 futbolcu takviyesiyle açıklayamayız. Eğer böyle telaffuz edersek, takım kurgusu ve sistemi nedeniyle yaşanacak en ufak bir başarısızlıkta sadece görüşlerimiz değil aynı zamanda savunulan sistem ve insanlar da daha fazla yıpranır. Bugün Bielsa ve Favre’den bahsedilmesinin nedeni bu isimlerin uzun vadeli bir proje olması gereken Biliç’in gönderilmesiyle halen boş olan TD koltuğu ve yine bu isimlerin bu koltuk için Biliç’ten çok daha donanımlı olmasıdır. Bu şuna benziyor; bozulan musluk için pense mi kullanılır İngiliz anahtarı mı. Bu ilk aşama netleştikten sonra hangi numara İngiliz anahtarı gerektiği aşamasına geçilir. Daha da özet yapayım, Bielsa ve Favre romantizm ise Biliç ne?

Aslına bakarsanız bu şekilde önemli bir kesişme de söz konusu. Elbette ne düşünce ne de içerik aynı, ama sonuç olarak o bir çok ergen taraftar da aynı şekilde 3-4 önemli takviyeden bahsediyor. Tıpkı benim madem Şenol Güneş geliyor, o halde, diyerek bahsettiğim gibi.

“Yapılanma, oyuncu gelişimi, pres zamanlaması”. Bunlar bence öncelikli konular. Yoksa ülke futbolumuzda rengi farklı ama içi aynılardan olmak istemiyorum şahsen. Malum, Tolkien’in hikayesinde orklar da ölmüş insanlar ve elflerden ortaya çıkıyor. Daha önce sıklıkla yazdığım bir konu; durumu değerlendirirken insan-olay-ideal üçlemesi içinde nerede değerlendiriyoruz, bu gerçekten önemli.

james sneijder dedi ki...

(Yoruq bu yorum senden bağımsız genel durum için; ne demek istediğini gayet iyi anladım çünkü). Bu arada Beşiktaş'ın TD'si romantizmden ötede bir şekilde belirleniyor kimse telaşlanmasın. Bir yanda geçmişte bir adam hedeflediği uzun vadeli sistem için sonuca yaklaşıp "şu anda Doğu Avrupa için erken" denilerek reddedilirken, öte yanda telefon kulübesinde çalım atanların eşdeğerlerini bir daha bulur mu diye umut edilerek teklif yapılması düşünülenler var. Öyle ya, dert sadece Bielsa ve Favre isimleriydi. Bu lanetli iki şahıs dünyadan yok olsa zaten böyle bir dert de kalmazdı; çünkü bu romantikler bu isimlere takmış da takmıştı. Bir dakika aslen. Yoksa isimlere takanlar onlar değil de başkaları olmasındı. Malum, dönme dolap gibi dönüp dönüp 6 yıl önce şampiyon yapan hocaya yönelinmesinin açıklaması başka nasıl olabilirdiydi ki.

turkkant dedi ki...

BJK4EVER'ın yorumuna katılıyorum, omurgan iyi olacak. İyi bir merkez orta sahanın yaratacağı etki, iyi bir sağ bekin yaratacağı etkiden daha kritik.

Kulübün yaşadığı mali sıkıntıda anladığım kadarıyla orta sahaya yatırım düşüncesi yok. Zaten Biliç orta saham yeterli diyordu, ara transferde bile adam istememişti. İnsiyatif alınarak Tolgay alınmıştı. Herhalde onun sözünde kaldılar.

Tabi Ş. Güneş bir bakarsın Tolgay-Oğuzhan'dan göbek ikilisi kurar. Hiç şaşırmam, Colman-Selçuk ikilisi yaptı sonuçta.

Bari kaleci ve stoperde karavana atmasak...

Coolio dedi ki...

Ben stoper konusunda karavana atmayacağımızı düşünüyorum. Son transferler Ba, Sosa, Tolgay maliyet/performans açısından son yıllardaki berbat transfer politikasının üzerinde bir başarıya sahipler. En azından kağıt üstünde tatmin eden bir isim alacaklarını düşünüyorum. Ama kaleci işi çok zor. Zaten dar bir havuz var ve hem maliyeti düşük hem de iyi bir kaleci çok zor gerçekten. Omurga haricinde sol açık ve sağ bek transferleri de olacak sanırım. Genel olarak benim endişem isimlerden öte bu oyuncuları antranöre sormadan alıp/almama durumu. Sormadan alındığı için kanı ısınmayan hoca veya gıcıklık olsun diye değilde gerçekten oyuncuyu beğenmeyen hocalar olur haklı olarak.

Hep gelecek oyuncuları yazıyoruz ama ben Töre'nin satılma ihtimalini %70'lerde görüyorum. Oradan gelcek parayla diğer transferler yapılacaktır. Ama zaten buradaki yorumlarda kendisinin üzerine oyun kuralmayacağını anlıyorum.

Bir de sorum olacak. Orta sahamız aslında 6 değil 7 kişi. Sezer de olacak sene başındaki kadroda (başkan kafayı ona takmadıysa). Diğer 6 kişiden farklı olarak bize katacağı bişey olacak mıdır? Yani Avrupayla beraber 3 kulvarda Sosa'yı yedekleyebilirmi? (Sarıyer/Bolu gibi maçlara as kadroyla çıkmayacak bir hocamız olursa tabikide). Yoksa kiralık yolu mu gözükmeli kendisine yine?

BJK4EVER dedi ki...

Sol acik transferi bence cope atilmis para olur. Olcay, Frei, Tore ve Sosa kanatlar icin yeterli. Gerekirse Pektemek, Oguzhan veya Cenk de orada oynar. Omurgayi saglamlastirip az ve oz transfer yapmak daha mantikli.

Övünç dedi ki...

Sol kanat olayına ben olumlu bakıyorum. Verimsiz/istikrarsız adamlardan birini elden çıkarma şansı verir oraya bedavaya konulacak tecrübeli bir oyuncu (Chelsea'nin herhangi bir 3. opsiyonunu alsak bize sınıf atlatır orada Cuadrado olur , Salah olur , Van Ginkel olur). Özellikle ceza sahasına orta , uzak forvet koşuları konusundaki akıllara ziyan verimsizliğimiz göz önüne alındığında doğru tespit denebilir. Olcay hiç bir zaman yeterli değildi.

Şablon ve strateji değişikliğinin sahaya nasıl yansıyacağına bakmak lazım aslında . Ortada 2 kişilik merkez rotasyonuna Tolgay-Oğuzhan-Necip-Veli-Atiba var. Oraya bunlardan birini göndermeden adam alınması zor. Açıkçası yabancı sınırı serbest kalmış durumdayken orayı Atiba'ya emeanet edip bırakmak da son derece anlamsız olur. Piyasaları var ise Veli ile Oğuzhan elden çıkarılıp yerlerine orayı dolduracak bir oyuncu bulunabilir.

turkkant dedi ki...

Veli'nin yıllık maaşı 1.5 m. euro. Bonservisi bedavaya versen alan bulmazsın. Keza Necip'in durumu da benzer...

"Mevcut piyasası&potansiyeli/aldığı ücret" bakımından satılabilme ihtimali olan oyuncular P. Franco, İsmail Köybaşı, G. Töre (o da işte 6-7 veriyolar, eğer doğruysa...) Ve belki Ömer Şişman...



ekozu1903 dedi ki...

transferde birinci önceliğin bekler olması gerektiğini düşünüyorum. sizlerinde bahsettiği diğer sorunlar olmakla birlikte bizim sıkışan oyunları açmadaki en büyük sıkıntımız hareketsiz ve önceliği defans olan bekler. en kolay çözülebilecek sorun da burası. misal antep maçında serdar (ki kendisine saygım sonsuz) iki kere bindirdi iki pozisyon çıktı. sol beke alınan adam anladığım kadarıyla akmaz kokmaz ortalama bir adam. o sebeple sağ beke kesinlikle iyi bir adam almamız lazım.
ayrıca içimden bir ses atibayı sağ bekte dursun diye aldılar diyor. eğer öyleyse ortasaha opsiyonu açılır ama gel gör ki sağ bekte sıkıntı devam eder.

BJK4EVER dedi ki...

Romero
N'Koulou
Nigel De Jong
Glen Johnson/Maxi Pereira

Su 4 oyuncu alinip transfer kapatilmaliydi. O kadar da zor degil acikcasi, ama hala Babel vs gibi sacma adamlarla ugrasiyoruz. Hep maddi sikintilardan bahsediyoruz ama takimi vasat oyuncularla doldurup onlara tonal para harcayarak kendimizi sikintiya sokuyoruz. Alma Babel'i arkadas senin elinde tas gibi Frei var yedek olarak. Gerekirse solda Tore sagda Sosa yaparsin cift forvete donersin. Bos yere kadroyu sisiriyoruz, sonar derbide Sneijder gelip cakinca, Muslere 3 kritik top cikarinca oturuyorsun asaga. Kalende Tolga, defansinda Ersan oldugu surece sol acigin Bale olsa ne yazar?

Orao dedi ki...

@BJK4EVER

N'koulou'nun Marsilya ile sözleşmesi 2016'da bitiyor. Bonservis ile almamız imkansız, daha önce de bu muhabbetimiz dönmüştü sanki.

Orao dedi ki...

https://twitter.com/demarkesports/status/606770831235162112

al işte arkadaş bizimkiler de uyusun daha. Ersan-Franco ve Atiba-Veli merkez vasatlığıyla daha çok böyle kısıtlı kalırız. Kafamda almamız gereken, bu sezonki hayal ettiğim ilk 11'ime yazdığım bir adamdı Zambrano.

Yoruq dedi ki...

@james sneijder
Şu konuda meramımı anlatamadım sanırım. Romantik diye tanımladığım grupla ilgili eleştirim şu: Bielsa, Favre gibi elit hocalarla yapılanmaya girelim ama tabelada başarılı da olalım demeleri. Ben diyorum ki o işler öyle olmuyor maalesef ülkemizde. Bilic'in hatalarının şampiyonluğun kaçmasında payı en fazla yüzde 30, asla temel etken değildi. Demiyorum ki başarı için her yol mübah veya alalım cevval bir menajer oyunu kuralına göre oynayalım. Bu hocalar elbette gelsin ama gelince de iki yıl sonra tabelaya bakıp da postalamayı anlamıyorum ben, sen o adamı başka kazanımlar için getirdin çünkü. Ve kendi adıma iki yıl deneyim kazanmış Bilic'i bahsi geçen tüm hocalara tercih ederdim.
mustafa Denizli şampiyon yap bizi noktasına geleceğimizi çok iyi biliyordum, camiayı takip edenler için sürpriz olmadı herhalde. Şimdi saçma sapan bir noktaya geldiğimiz için biraz kızgınım sanırım, o yüzden tepkim orantısız olmuş olabilir. Teknik direktörünü yönetim kurulu oylaması ile belirleyen saçmasapan bir organizasyon var çünkü. Futbol şubesi içindeki en stabil, en ne yaptığını bilen adamı kaybettik geri herşey olduğu gibi duruyor.

QuaresmA dedi ki...

Romantiklik Avrupa kupalarında başarı getirir.

Emrah dedi ki...

Ne olur bu sene en fazla 2 tane adam alınsın ama gelen adamlar skor üretmede fark yaratacak, kaliteli adamlar olsun. Çift yönlü oynayabilen sağlam bir orta saha ve defansta güven verecek ve duran toplarda 6-7 gol yazabilecek bir stopere fitim ben. Varsın sağ bekte Serdar-Atiba, sol bekte Tosic-Motta oynasın. İsmail Köybaşı, Sezer Öztürk, Ömer Şişmanoğlu ve Gökhan Süzen'e de kulüp bulmak lazım.

BJK4EVER dedi ki...

Brugge'ye elenmek gibi mi? Birakin bu isleri yahu. Bilic 2 senede nasil bir gelisim gosterdi ki bizi 2 sene sonra basarilara tasisin? Gecin bunlari. Basbaya cuvalladi, hatalar yapti, hatalarindan vazgecer bir yapida olmadigini gosterdi.
Hayir, madem sadece beklemekle, israr etmekle basarili olunacak, o zaman Bilic gelmeseydi Samet Aybaba kalsaydi. Onun takimi Bilic'inkine gore 20 milyon euro daha ucuzdu, kendisi de 1.5-2 milyon euro daha az maas aliyordu. Kotu, yetersiz antrenore sabretmekle olacaksa Aybaba kalsaydi. Hayir, Aybaba yetersizse Bilic ne isik verdi, neye gore yeterli onu anlamiyorum. Bilic=Aybaba da demiyorum, ama ikisi de bariz yetersiz kaliyor. Bilic'e 2 sene sabrettik, hala ayni Bilic. Hala ilk yarilari cope atiyoruz, mac ceviremiyoruz, kolay pozisyona giremiyoruz, fazla sakat veriyoruz, oyuncu degisikleri oyunda lehimize etki yapmiyor, duran toplar sikintili, oyuncu tercihleri anlamsiz vs. Ayni hatalar aynen devam ediyor.

QuaresmA dedi ki...

Aybaba'nın İnönü'sü vardı.

Biliç Avrupa'da yine geçen seneki romantikliğin meyvesini yedi. Brugge mevzusu var ama Liverpool, Tottenham ve Arsenal ile kafa kafaya oynamak da var. Önder Özen ile ve Biliç ile devam etseydik en kötü devam ettiğimiz seneler boyunca bu seneki işleri yapardık. Teknik direktörün etkisini çok abartıyoruz. Biliç mi aut atışından sonra Tolga'yı çıkması için iteklesin? Yılların kalecisi. Biliç mükemmel demiyorum ama Favre, Bielsa gibi hocalara yıllarca başarısızlıklarında bile tahammül edebilirsek Avrupa'da sürdürülebilir başarı edinmeye devam ederiz.

Ama bir yanda da Türkiye gerçekleri var :) Ligin ilk yarısının belirlenmiş şampiyonu bizdik aslında. GS ise Hamza ile, daha doğrusu Fatih Terim ile toparlayınca onları yürüttüler. Toparlayamasalar yine biz olacaktık. Hem bizim sıramızdı, hem en iyisi bizdik, hem de Seba sezonuydu. Ama onların Fatih Terim'i, Abdurrahim'i falan ağır bastı. Ben bu seneyi bizim sıramız sanıyordum, ta ki MHK başkanı mevzusuna kadar. Yine de gelecek sene şampiyonuz, buna adım gibi eminim. Hangi hoca gelirse gelsin, istiyorsa Şenol Güneş değil, Sadi Tekelioğlu gelsin. Bu sene sıramızın savılması, Fikret Orman'ın RTE'yi yalaması falan hep buna yönlendiren faktörler.

james sneijder dedi ki...

@Yoruq. Çok güzel açıklamışsın. Sadece futbolda değil, pozitif bilimlerde, edebiyatta ve hatta sanatta yani hayatın her alanında arada kalmak hiçbir işe yaramıyor. Eminim 2 yıl önce yapılan hatalarla çökertilen futbol yönetimi aynı şekilde kalsaydı bu sürede çok aşama kaydedebilirdik. Fakat görünen o ki kulüp yönetimlerine girenlerin iki amacı var, onlar da kamuoyuna resim göstermek ve pes/fm oynamak. Sampaoli, Mexes kimdir nedir bilmeye ne gerek var; Denizli-Güneş oylamasına devam. İşin trajik tarafı hala karar verilemedi bir de :)

Orao dedi ki...

Bu gidişle Fikret Orman'ın sonu Adnan Polat'tan bile kötü olacak. Bu sportif başarısızlık ve her seferinde taraftarın sinirini bozacak açıklamalar yapması sonunu getirecek gibi stad yapmasına rağmen.

kokocambo dedi ki...

anç, sırasıyla şenol, denizli, avcı ismini vermiş. Düşük ihtimal yabancı demiş. Denizli, bursa başkanı ile görüşecekmiş. Avcı'nın hiç olacağını düşünmüyorum, göksel de bırakmaz muhtmelen. Olursa zaten, stadsız bu sene 7 defa üst üste ceza alan taraftar, stad açılır açılmaz güney amerika tribünlerine çevirir orayı. Düşünmek bile istemiyorum, düşünenlerin de nasıl akıldan uzak olduklarını düşünüyorum. Olmadı, al ertuğrul'u şifo'yu falan gel ya!..

yilmaz dedi ki...

isimlerin yalan olması için neler vermezdim. Yok ben yeni sezonun başlamasını istemiyorum. Vaziyet hakkaten kötüye gidiyor.
Ben de tahminlerimi yapayım

Denizli: sezonu düşe kalka bitirir. Muhtemelen 10-15 puan fark yeriz.
Güneş: İlk yarıyı tamamlayamaz.
Avcı: Sezona bile başlayamayabilir.

Koca kulübün adayları buysa, Bilic'i hakikaten boşuna göndermişler. Yönetime bir çok konudan dolayı saygım var, ama şu isimlerin resmi olarak yönetimin ağzından çıkmış, üstelik de oranlanmış olması tam bir rezalet. "Biz bi bok bilmiyoruz, en iyisi milletin ses etmeyeceği bir adam getirelim" demek bu.

Saha dışında taraftarla zıt gitmek bir yere kadar sorun çıkartmayabilir ama Avcı gibi, tüm tribünün nefret ettiği bir adamı getirirsen Yalçın Ayhan vakası olur, başlamadan biter benden söylemesi.

james sneijder dedi ki...

İddiaya göre gurbetçi futbolcular yönetime yerli olmayacaksa Thomas Schaaf olsun demişler. Dengesiz bir TD. Takımı 10 numara hücum da oynatabilir, 11 tane Pektemek'li adam haline de çevirebilir. Enteresan olurdu ama sonu ne olurdu bilemedim. Ha, madem maceraya giriyoruz ismi geçen yerlilerin hepsinin üstünde yer alır orası kesin. Uyuz uyuz dolananları göremezsiniz, disiplinli oyun banko çünkü.

Orao dedi ki...

@james sneijder

Valla normalde Schaaf'ı pek beğenmem fakat adaylar bunlarsa kesinlikle Schaaf'ı getirirdim takımın başına.

alper dedi ki...

Futbolda plan mı olur yav.Hele 3 yıllık 5 yıllık planmı olur.Beşiktaş isen STSL de mücadele ediyorsan iki sene 3. olursan kovulursun.

alper dedi ki...

Bu arada biriniz de bana hoş geldin deyin be arkadaş.Yok o gitmiş bu gelmiş.Hiç biriniz beni beklemiyorsunuz sanırım.Aşkolsun.:))

alper dedi ki...

Bende aklıma geldikçe karalayım bişeyler.BJK fitbol takımın görece başarısız olmasının ve şampiyon olamamasının nedenlerinden birini demeyecektim dilim varmıyordu ama demeden edemedim.O nedende bu blog gibi benzeri fitbol bloglarının yaygınlaşması ve görece Avrupa fitbolunu takip eden 30 yaş altı üniversite eğitimi almış klavye ile derdini meramını düzgün anlatabilen kartal yuvalarından senede en az bir kere bir ürün alan ve iç saha maçlarının bir kısmını İnönü'de seyretmiş olanların Tigana'yı hoca sanmasıdır.Bizden gittikten sonra Tigana kimi çalıştırmış hangi takımla puan almış nereyi kazanmış?

Orao dedi ki...

@alper

Hoş geldin ağabey :)

Orao dedi ki...

@alper

Fikret Orman sence de kredisini tüketmek üzere değil mi ? Adnan Polat'a benzemedi mi ?

ekozu1903 dedi ki...

ertuğrul sağlam bursaya gittiğine göre yeni teknik direktörümüz hayırlı olsun diyebilir miyiz?

alper dedi ki...

Bir vampir atasözü der ki, "hava kararınca yetenekler parıldar!"

Bu gece kimse buraya yazmasın.Herkes sandık başına oy takibi yapmaya..

Orao dedi ki...

Sandıktaki %10 gerçekleşti, umarım Ahmet Nur Çebi'nin verdiği oranlarda da %10'luk kısım (yabancı teknik direktör) gerçekleşir :)

Yorum Gönder

Ara