.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
2 Haziran 2015 Salı

Bilic'in Takımı

Bilic gitti, eyvallah. Adam gitti diye, Bilic muhabbeti sona erecek değil. Konuşacağız, tartışacağız, olayları yerli yerine oturtacağız. Zira, buradaki fikirlerimizi yeni gelecek teknik direktör için de kullanacağız.

Ben Bilic'in karakteri, Beşiktaş'ın stadının olmaması gibi faktörleri kenara koyarak, sahaya konulan oyun planına odaklanmak istiyorum.

Beşiktaş'ın ideal 11'i şöyleydi;


Serdar gol atmaz, asist yapmaz
Pedro gol atmaz
Ersan gol atmaz
Motta gol atmaz asist yapmaz

Veli 1-2 gol, 1-2 asist. Ekstra kabul edilir.
Atiba gol atmaz, asist yapmaz

Olcay ideal istatistik tutturur
Sosa ideal istatistik tutturmaz
Gökhan ideal istatistik tutturmaz

Demba Ba ideal istatistik tutturur.

Beşiktaş'ın bu 11'le gol sorunu yaşayacağı açık. Oyuncu tipleri nedeniyle açık. Jose Sosa muhteşem bir oyuncu ama Wesley Sneijder istatistiği yapmaz, başka işler yapar. Lakin o başka işlerin istatistiğe dökülmesi için gereken oyuncu tipi diğer oyuncularda da yok. O zaman golü kim atacak?

Golü atamıyorum, bari kalemi savunayım. Peki Motta - Ersan - Pedro - Serdar dörtlüsü bunu başarabilecek kalibrede mi? Cevap; Hayır. Çok açık ki hayır. Beşiktaş öne geçip savunma yapmak durumunda kaldığı her ama her maçta problem yaşadı. Veli - Atiba'yla da yaşadı, başka oyuncularla da yaşadı.

Savunma yapmak istediğimde yapamıyorum, savunmam çok yetersiz. Hücum etmek istediğimde edemiyorum, oyuncularım kariyerleri boyunca yüksek istatistikler tutturmamışlar.

Savunma oyuncularımın kalitesi zayıf diye Veli - Atiba tercih ediyorum, bu sefer de hücumda tıkanıyorum. Bekleri oyuna sokamıyorum zira bek oyuncularını oyuna sokabilmek, bir hücum akışkanlığı gerektirir. Statik oyunda olmaz. O akışkanlığı da Veli - Atiba ile sağlayamazsın.

Tablo bu. Bu tablonun böyle olmayabileceğine dair elimizde hiç bir şey yok. Tablonun sonucunun zaten bu olması beklenirdi, bu oldu.

Bakın burada son üç maç öyleydi, ilk beş maç şöyleydi demiyorum. Beşiktaş son 2 sezonda ligin en fazla gol atan 6. takımı olmuş.

Peki ben bu gidişatı bozayım. Veli veya Atiba'dan birini yedeğe çekip Oğuzhan veya Tolgay'dan birini 11'e koyayım. Zaten Veli sakatlanınca bu durum ortaya çıktı.

Peki ne oldu? Tolgay'ın takımın en iyi oyuncusu olduğu ama Beşiktaş'ın en iyi Beşiktaş olmadığı bir takım çıktı ortaya. Nedeni açık. Beşiktaş, oyununu rakibe baskı üzerinden şekillendirmişti. Veli - Atiba kırıcı bir set olsunlar, kazandığımı çabuk oynayayım ve sonuç alayım. Bu hücumun içinde Serdar yok, Motta yok. Onlara öyle bir görev bile biçilmemiş. Detay rollerdeler...

Veli sakatlandı, ön alan baskısını eskisi gibi yapamaz hale geldin ve bittin. Beşiktaş Veli - Atiba olmadığı her maçta sıkıntı yaşadı. Sadece son 3 maç değil, 2 sezondur durum böyle. O zaman, Veli - Atiba merkezinin uzun süreli sakatlanmamış olması da bu süreçte Bilic'in şansıymış.  Bilic'in bu 2 oyuncuya endeksli bir planı varmış. Başka da planı yokmuş.

Futbol bir alışkanlık, bir pratik, bir felsefe işidir. Veli yok, yerine Tolgay'ı oynatırsak daha iyi hücum ederiz diye bir mantık yoktur. Bir kere, oyun stratejisini farklı kurmak durumunda kalırsın. O ön alan baskasını yapamazsın. Yapamazsan, oyunun merkezini başka bir yere çekersin. Savunma oyuncularının bireysel görevleri farklı hale gelir.

Tamam, elinde Tolgay var. Topu aldın. Tolgay ne yapacak? Serdar ve Motta üzerinden kurgulanmış hiç bir kenar hücumu olmamış ki bugüne kadar. Böyle bir pratik denenmemiş. Gökhan Töre, arkasından dolanan Serdar'a pas atmayı hiç aklına getirmemiş ki. Gökhan'a kafasına göre oynama özgürlüğü vermişsin. Niye? Çünkü oyunu ağır bir plan üzerine değil, Gökhan'ın doğaçlamasına terketmişsin. Doğaçlama futbolda elbette olur ama sınırı vardır. Plan içinde yaratıclık elbette gereklidir. Lakin Gökhan'ın kendi dahil hiç bir oyuncunun anlamadığı bir takım denemeler yapması ortada ne takım bırakır, ne plan, ne strateji. Bakın bu, Veli - Atiba ön alan baskısı sonrasında işlemez bir taktik değildir. Lakin görmek lazım, Beşiktaş -bence- o stratejiyle kalibre düşer.

Oğuzhan Gaziantepspor maçından sonra şunu diyordu; İlk yarı golü de bulduk, topu Antep'e bıraktık ama pozisyon vermiyorduk, sonra şanssız bir gol yedik." Pardon arkadaş, topu Antep'e bırakmak ne demek? Ne yapacak Antep o topu? Senden daha iyi mi kullanıyor ki, ona teslim oluyorsun? Topu Antep'e bırakmak, bir futbol katlidir. Skordan bağımsız... Ben bu stratejiyi reddediyorum.

Bilic Beşiktaş'ta öyle bir oyun stratejisi kurgulamış ki, Arsenal'e de topu bırakıyorsun, Antep'e de bırakıyorsun.

Gol atamıyorsun çünkü tercihin o değil. Gol yememeyi başaramıyorsun, çünkü savunman vasat bir Anadolu takımı seviyesinde. Bu ikisini tutkalla yapıştaracak tek formülün var; Veli - Atiba. Lakin onlar olmayınca geriye hiç bir şeyin kalmıyor.

Önder Özen teknik direktör tanımı yapmıştı. Ben buradaki icraatlarda o tanımlardan örnekler göremiyorum. "Haydi çocuklar, çevirin şu suyun akışını" demişti. Ben bu tabloda suyun akışının da çevirileceği bir yeni yaklaşım, bir farklı düşünce, bir iddia göremiyorum.

Bilic için son 3 maça bakmak bizi yanıltır, kabul. Lakin sadece Tottenham, Arsenal, Liverpool maçlarına bakmak da yanıltır. Genel bakmak gerekir. Sürecin tamamına... Ben bu tabloya baktığımda temel bir stratejik hata görüyorum.

Maç içi senaryolara yenilebilirsin. Bilic bu konuda da eleştiriliyor ama ben ona odaklanmam.
Stadın olmayabilir, hak verip kenara koyalım.
Lakin, Veli - Atiba merkezinin 2 yıl sonunda bıraktığı şey bir hayal kırıklığıdır. Bunun hayalkırıklığı olmaması için ekstra bazı gelişmelerin olması gerekirdi, olmadı.

Veli harika oyuncu. Atiba harika oyuncu. Veli - Atiba şampiyon olur mu? Bilic olur dedi. Sonuç olarak ortaya da, ligin en fazla gol atan 6. takımı çıktı. Şampiyon da olamadı.

Dilerim yeni hoca, Veli - Atiba merkezine veya benzer bir oyun stratejisine sırtını dayamaz. İşte şu söz, bence en büyük Bilic eleştirisidir...



24 Yorum:

Yusuf Bilgin dedi ki...

Gerçekten mükemmel tespitler ve sezon boyunca aynı şeyleri farklı kurgularla bende düşündüm, ama eksik bir noktayıda tamamlamak istiyorum; Beşiktaş bu yazıda bahsedilen ön alanda yani 3. bölgede baskı stratejisini bıraktığı günden beri iyi futbol oynamıyor, fakat bu stratejiyi bırakması Veli'nin sakat olduğu döneme denk gelmiyor, Veli varken de Bilic bu sistemi rafa kaldırdı, halbuki bu yazıda da belirtildiği gibi hem gol atamayan hem savunamayan takımın yapabileceği en iyi şey olan sürekli pres ve hataya zorlama felsefesi mutlak olarak korunmalıydı, bunu korumak için Bilic hiç çaba sarfetmedi, bırakın çaba sarfetmeyi doğru rotasyonları bile yapmadı, mesela Sarıyer ile oynanan maça tam kadro çıktı, anlamsız bir şekilde yoğun pres stratejisini bir anda bırakıp topu rakibe veren sisteme geçiş yaptı, bunu ben asla anlayamadım ve anlayamayacağımda.

Ayrıca Beşiktaş'ın kanat bekleri ve savunma merkezindeki hiçbir oyuncu topu oyuna sokma becerisine sahip değil, topu oyuna sokamadıkları için merkezden sürekli bir oyuncu gelip bu görevi üstlendi, böyle oluncada merkezde sürekli 1 kişi eksik kaldı.

Son dönemlerde 4-4-2'ye dönen Bilic'in başarısız olmasının nedeni de tam olarak bu, geriye kadar gelip top alan Tolgay yada Atiba'nın oyun tıkanınca pas opsiyonu bulamamasından dolayı oyun hızı yavaşladı ve oyuncular arası mesafeler çok açıldı, yavaş oyun ve geniş alan rakiplerin işine geldi, kaptırılan her top çok adamla yakalanmak anlamına geldi, BJK oyunu resmen koş koş yaparak tamamladı, çünkü bu kadar geniş alanda pres yapmak resmen intihar, oyuncuları enerjilerine ve emeklerine yazık oldu. Savunmasındaki 4 oyuncusunun da topu oyuna sokamadığı bir takım asla 4-4-2 oynayamaz, 4-4-1-1 de oynayamaz, çünkü merkezde her zaman eksik kalırsınız, zaten Avrupa'nın üst düzey takımlarına bakarsanız geri dörtlülerin en az ikisi oyunu çok iyi derece kurabilen oyunculardan kuruludur.

Nurettin İnce dedi ki...

Caner Gökhan gibi hadi boş ver onları elinde bir cicinho şener falan mı vardı adamın. İki yıl yalvardı durdu sağ bek alın diye. Sol bek diye adama mottayı verdiler ancak. ilk senesinde almeida yı gördükten sonra demba ba gelince ağlayacaktı sevincinden neredeyse.. sosa istatistik yapmaz o başka işleri daha iyi yapar doğru ama sosa dan önce diegonun peşinden koşuldu sonra sosaya razı olundu (Sosa kötü değil aksine Beşiktaş için bu paraya alınmış en iyi transferdir bence)para vermemek için veya olmadığı için belli kalitede futbolculara yöneliyoruz ve biraz da iyi çıkınca kar ettik diye seviniyoruz ama her yıl CL ve süperlig şampiyonluğundan dünyaları kaybediyoruz...

turkkant dedi ki...

Gayet isabetli değerlendirmeler var. Özellikle ön oyunculardan Ba-Olcay dışındakilerin beklenen istatistiği tutturmaması ile ilgili. Yani aslında biz 4-2-3-1 değil 4-5-1 oynadık.

Keza Veli-Atiba vizyonunun bu sonuca yol açacağı da belliydi. Derbilerdeki edilgen oyun da zaten bu orta saha kurgusuyla alakalı.

Tek katılmadığım şu. Bence Tolgay-Veli değişikliği düşüşün sebebi değildi. Tolgay Sivas maçıyla beraber ilk 11 oynamaya başladı. Ve son haftalara kadar genel puan ortalamasına paralel puan topladık.

Genel fikstüre bakılırsa iki yerde beklenmedi kırılma yaşadık:
1-Balıkesir-Eskişehir serisi.
2-Son 5 hafta.

Bence bu futbol ideal olmasa da, bu vasat sezonda yine de şampiyon yapabilirdi. Ama ilkinde Liverpool maçları yüzünden konsantrasyonumuzu kaybedip 5 puan bıraktık. İkincide de finale giderken stresi kaldırmadık.

Bu da Biliç'in temel sorunuydu hep.

Emrah dedi ki...

Son 15 yılda ligde şampiyon olan takımların gol ortalaması 71. Beşiktaş'taki adamları alt alta yazınca zaten hesap tutmuyor. Sezon başında da aynı hesabı yapmıştık olmuyordu nitekim. Bir ara demba çok iyi giderken umutlanmıştım ama devamı gelmedi. En az 10 gol atacak bir defans ikilisi, en az 4er gol atacak bekler falan lazım ki şampiyon olalım. Transferleri yaparken de gol ve asist istatistiği kötü olan iyi oyunculardan uzak durmamız lazım.

Orao dedi ki...

Tosic KAP'a bildirilmiş, hayırlı olsun. Aynı yaz sezonunda sözleşmeleri devam eden hem Ramon'u, hem İsmail'i gönderebilmemiz çok zor ihtimal olduğuna göre Tosic ilk 11 olarak düşünülüyor gibi. Yani ilk 11 sol beki olarak vasata devam edeceğiz. Hayal kırıklığına uğradım, en azından Denisov'u düşünebilecek kadar vizyonları vardır diye düşünmüştüm ama belli ki yine lokal işler üzerinden gidecek. Bu sol bek vasatlığını tölare etmenin tek yolu artık kem-küm, gak-guk yapmadan sağ beke Abate ya da Maxi Perreira'yı almak lamı cimi yok.

BJK4EVER dedi ki...

Bence yeterince alternatifler uzerinde yogunlasmadik.
Kadromuz ofansif futbol oynamak icin yeterli duzeyde, ama bunu yapmayi dusunecek antrenor lazim. Bilic maalesef defanif dusunen (hadi korkak demeyim) ve cesareti olan bir hoca degil.

2 ornek uzerinden gidecegim; Terim ve Gerets donemindeki GS.

Birinde GS'nin forvetleri Baros-Elmander-Necati idi. Cok mu ust duzey? Hayir degil. Ancak Fatih Terim cift forvet oynatti, gerektigi zaman 3'unu birlikte oynatti, orta sahayi ofansif 2 oyuncudan kurdu ve dove dove aldirdi maclari.

Gerets doneminde GS'nin forvetleri H.Sukur-U.Karan-Necati-H.Kabze idi. Ki U.Karan ve H.Sukur son gunlerini yasiyordu. Gerets o boktan kadroyla muthis ofansif bir futbol oynatip sampiyon yapti. Hani biz beklerimizi begenmiyoruz ya. Adamin solbeki Orhan Ak, sagbeki Cihan, onliberosu Saidou idi.

Buradan Besiktas'a geliyorum. Sezon basindaki hucum hattin Omer Sismanoglu-M.Pekemek-Demba Ba-Holosko-Cenk Tosun.
Demba Ba malum. Holosko tamamen bitik oldugunda bile S.Aybaba doneminde 10 gol katki saglamisti, ustelik sag acikta oynarken. Cenk Tosun Burak Yilmaz'dan sonraki en golcu 2. yerli forvetti ve ortalama 13-14 gol atiyordu. Pektemek patlamayi yapamasa da potansiyeli belli olan oyuncu. Omer Sismanoglu gozden cikarildi, ama vasat Eskisehir takiminda bile surekli oynamamasina ragmen 22 macta 9 gol atti, 163 dakikada 1 gol ortalamasi tutturdu. Gol vurusu kaliteli bir adam oldugu biliniyordu.
Bilic ne yapt? Cift forvet oynadigimiz maclarda takimin ciddi anlamda daha baskin oynadigi, Mustafa'nin bile tamamen degisti gorunuyordu. Ama sezonun neredeyse tamaminda Demba Ba'yi 4 savunma oyuncusunun arasina atti, oylece bakti. Cenk'e hak ettigi forma sansini vermeyerek koreltti. Mustafa'yi formsuz oldugu maclarda sol acikta oynatarak taraftarin onune atti. Omer'e sans bile vermedi.

Sadece forvetlerden bahsediyorum. Mesela beklerde bile oynama yapmadi. Rakiplerimizde oynayan beklerin neredeyse tamami winger'dan devsirme. Bizde hala Motta ve Serdar oynuyor.

Acikcasi bence Bilic'in sorunu kadro degildi, kadroyu dogru kullanmamakti. Belki kadromuz GS'ninki kadar kaliteli, FB'ninki kadar tecrubeli degil, ama yetenek, potansiyel ve basariya aclilikla bunlar cok rahat kapatilir. Dogru antrenorle ve cesaretle bu takim cok rahat 70 golu bulurdu, ama dogru antrenorle.

Oyuncularin gecmisteki gol ortalamalarina bakarak analiz yapmayi pek dogru bulmuyorum. Senol Gunes donemindeki Trabzon'da da Alanzinho-Burak-Umut-Yattara hatti gecmiste cok yuksek bir gol ortalamasina sahip degildi, ama catir catir attilar golleri.

Mesele bence takima bir anlayis yerlestirip maksimum verim almakta. Bunu Bilic yapamadi. Gerekirse 'guzel' futboldan odun verip bu takima catir catir ofansif futbol oynatacak, rakipleri dove dove galibiyetleri aldiracak bir hoca lazim ilk etapta. Ben kadro yetersizligi olduguna katilmiyorum.

En basitinden mesela duran toplar konusunda tamamen bir sifirdik. Duran top tamamen calisma ve taktik isidir. Bunu yapamiyorsak ve stoperlerimiz sezon boyunca 2 golda falan kaliyorsa konusmanin anlami yok. Takimi ofansif oynatan, oyunculardan maksimum verim alabilen, duran toplarda takimi etkin kilabilecek, Daum, Gerets, Ersun Yanal tipinde bir hocayla bu gol ortalamari bence imkansiz degil:

Ba 20
Cenk 12
Pektemek 7
Omer 7
Olcay 8
Sosa 5
Tore 3
Tolgay 3
Oguzhan 3
Veli-Atiba 2
Bekler 2
Stoperler 5

Toplamini cikarmadim, ama bence bunlar hayali rakamlar degil. Eldeki kadrodan maksimum verim alacak cesaretli bir hocayla olabilecek rakamlar. Sen kalkip

raison dedi ki...

Yazı önce analiz yapma sonra senteze ulaşma çabasında. Bu yöntem bilinçli ya da değil ama böyle. Bu şekilde olmasıyla yazı klasik eleştirel yazılardan farklılık gösteriyor ve olması gereken de bu aslında fakat analiz kısmındaki kurgusal hatalar ve eksiklikler yazıyı sentezde yanlış sonuca çıkarmış.

İşin hikayesi uzun. Bunu yayarak tartışılmalıyız da aslında.
Birincisi;

Tolgay'ı sadece, hadi diyelim ki büyük ölçüde beklere oynayan, oynaması gereken, Töreyi büyük ölçüde doğaçlama oynayan-yeri geldiğinde beklere oynaması gereken oyuncular gibi görmek, ya da diğer oyuncuları es geçmek takımın yapabilirliğini es geçmekle doğru orantılı. (oyuncuların asist yapar yapmaz, gol atar atmaz istatistik yapar yapmaz ayırımı oyuncu analizi değil oyuncunun kabaca takıma yararlılığını sunar sadece)

İkincisi;

Dünyada farklı farklı şekillerde oynanan modern futboldaki oyun sistemleri içinde set oyununu (üçüncü bölgeye yığılan, en uç noktasıyla tiki taka), direk oyunu (alt başlık olarak ikinci bölgeye yığılan, dikine hızlı oyun) ve kontratak oyunu (birinci bölgeye yığılan derin defansın takımdaki kemik yapısı) oturtmadan, dünya da en yaygın oyun biçimi olan ama Türkiye’de şampiyonluğa oynayan-set oynayan rakiplerinin aksine direk oyunu benimseyen Biliç’in Beşiktaş’ını iç saha oyunu geliştiremedi diye eleştirmek, takımın transfer bütçesini ve stadsızlık gibi değişkenleri ele almadan ne kadar çabalasan da zor oluyor.

Yazı çok güzel noktayla giriş yapmış aslında salt değişkinlerden bağımsız olarak Biliç’in oyun planı nediri anlamaya çalışmakla. Ama burada çevresel değişkenleri hesaba katmıyorsan soyut düşünmen gerekir, soyut düşünmek istiyorsan 6. sıradaki gol istatistiğini vermemen gerekir. Bunu vermiş olsan da Güntekin Onaycılığa kaçmamak için neden Günay’ın nasıl bir kaleci olduğunu Akhisar maçına kadar anlayamadık sorusunun da cevabını vermek gerekir. Kısacası değişkenlerden takımı soyutlamak hem çok zor hem de böyle yapılmamalı.

Son bir not diye daha düşelim. Teknik adamın set oyununu kabul etmemesi (örn Lucescu) onu korkak yapmaz. Hatta ikinci bölgeye oyunu yığması Mehmet Demirkol deyimiyle Biliç’i Lucescu’dan sonra bugüne kadar süper ligde görev alan TD’ler içinde Türkiye’de ve Avrupa da geçerliliği olan oyun oynatan üç teknik adamdan birisine, konvertibl oyuna götürür.

Yazıda katılamadığım çok nokta olsa da çok güzel noktalara değinilmiş. Eğer tartışma doğru yerden giderse bundan sonra takımın başına, Biliç sonrası hangi model TD olmalı sorusunun cevabına da götürebilir bizi.

ekozu1903 dedi ki...

selamlar herkese. ben teknik konular dışında birşey soracağım. Başkanlık adayı olan Ruzgar Sagnak hakkında bilgisi olan var mi?bi suredir twitterdan takip ediorum. gerceklestirilebilirligi ayri ama cok da mantıksız gelmiyor dedikleri.

Orao dedi ki...

@BJK4EVER

Eğer önümüzdeki sezon Şenol Güneş gelir ve Trabzon&Bursa'da oynattığı ofansi oyunu burada da oynatırsa, bir başka deyişle Demba Ba'yı istediği kadar topla buluşturursa Demba'ya yazdığın 20 rakamı çok düşük kalır. Nerdeyse tüm maç boyunca hiç pozisyona sokulamadığı ikin elin parmağına yakın sayıda maç olmasına rağmen bu sezon bile 18 yaptı. Şenol Güneş'in elinin altında Burak Yılmaz'ın 33 gol atarak kasıp kavurduğu ligde Demba minimum 30 maç oynamak şartıyla 35 gol filan atabilir, yeter ki ceza sahasında istediği kadar pozisyona sokulabilsin. Cenk Tosun da aynı şekilde bitiriciliği yüksek bir forvet, yeterli sayıda ceza sahasında pozisyona sokulduğu takdirde gol kralı olmaması için hiçbir sebep yok. Ha Demba Ba-Cenk Tosun ile çift forvet oynanır mı onu bilemiyorum, sonuçta ikisinin de pres gücü kısıtlı gözüküyor. Bu şekilde Demba Ba-Cenk Tosun çift forvetinden faydalanmak için takımın geri kalanının onların pres azlığını tölare edip sürekli ceza sahasında topla buluşturmaları gerekiyor. Buluşurlarsa da zaten yüksek ihtimal goldür, ikisinin de en belirgin özelliği bitiricilikleri.

Orao dedi ki...

@ekozu1903

Egosu arşa değiyor, sanki futbolu o icat etmiş kurallarını o tanımlamış. Twitterdaki geyikçilerin gazıyla Beşiktaş başkanlığına aday mı olunur yahu ? En fazla seçim sürecinde tanınıp takipçi sayısı kasmış olur o kadar. Şeytana yakın, kulübe uzak olsun. Saygılar.

Övünç dedi ki...

Her ne kadar farklı bir altyapıya otursa da bizim de diğer yazar arkadaşlarla bir Biliç analizi planımız var fakat kendi açımdan baktığımda 1 senedir söyleyip toparlayamadığım şeyleri söyleyerek noktayı koymuş Gürcan , eline sağlık .

2 senede 30 m € para harcayıp gerekli alternatifi yaratamıyorsan sorumluluğu daha net üstüne almalısın. 30 m € bu ülke standartlarının çok üzerinde para . Cicinho alsan sağ beke o bile çok şey fark ettirirdi . Biliç bunu kendi tercih etti , olay bu bence.

Zaitsev dedi ki...

@BJK4EVER

Biliç'in bu kadroyu oynatamadığı konusunda tamamen haklısın. Samet dönemi takımımız en çok gol atan 2.ci takım olmuş. max. gol atan oyuncu 11 gol atmış. hem atmışız hem paylaşmışız golleri. O takım Fernandes haricinde bu kadrodan vasat sayılır.
Bu kadro başarısız olacak bir kadro değil. saplantıları ve tercihleriyle Biliç bu noktaya getirdi. Kendi inanmıyordu şampiyonluğa bence. bizi şampiyon yapmayacaklar bahanesinin arkasına saklandı ve bıraktı mücadeleyi. Şampiyonluk mücadelesi yapmayan takımlar Biliç için şimdilik iyidir. UEFA'ya gider oynar. biraz daha pişerse belki ilerde kendine inanır.

Rüzgar Sağnak'ın konuşmasının bir kısmını bende izledim. Söylem olarak doğru ama bu dünyadaki en kolay şey eleştirmek. Son 10-15 senelik süreci ele almadan son 2-3 seneye sallamak yanlış. Serdar Bilgili nasıl kaçırıldıysa Fikret Orman'da kaçırılmak isteniyor. Fikret Orman'da bunu fırsata çevirdi rest çekti. Yönetim kurulunu da değişecek görünüşe göre. yoksa kongre yapacak bir durum yok. zaten 1 sene kalmış olağan kongreye.

ekozu1903 dedi ki...

Şu aşamada seçime gitmeyi gereksiz vakit ve emek kaybı nedeniyle çok mantıksız buluyorum. okuduklarımdan anladığım kadarıyla seçim de olmayacak. en hayırlısı bence.

Fikret Ormanın hataları olsa da genel olarak içinde olduğu durumu anlayabildiğimi daha önce de burada yazmıştım zaten. Rüzgar Sağnak'ın atladığı konu şu; ülkedeki konjonktür. Mevcut iradeye azıcık laf edenin yok edildiği yerde Fikret Ormanın yaptıkları veya yapmak zorunda kaldıkları daha anlaşılabilir oluyor. yoksa statta her yeni aşamaya geçtiğinde mühür vuruldu haberlerinin beterini yaşamak çok uzak değil.

yilmaz dedi ki...

teknik direktörle ilgili kararı yönetim bir uzmana danışmadan alırsa hakkaten zar atmış olacağız. Bilic'in gönderilme sebepleri, gelecek sezon için camia'nın beklentileri, eldeki oyuncular ve transfer bütçesi değişkenlerini ortaya koyduğumuzda ortada pek isim kalmıyor. Üstelik de yönetimin bu konuya bu kadar hakim olmadığı bir gerçek.

Önder Özen'in pozisyonunun doldurulmaması sadece bu seneyi değil, önümüzdeki bir kaç seneyi de tehlikeye attı.

cochise dedi ki...

Gürcan'ın güzel ve çoğu noktasına katıldığım yazısında konuyu dağıtmak istemem ama Bilal Kısa GS ile anlaşmış. Yuh diyorum daha da başka bir şey demiyorum. Öyle bir ihtimal kalmadı son süreçlerden sonra ama bir savcı Bilal'in GS ve BJK maçlarını yan yana koyup ne iş bu dese hiç bir şey olmazsa Bilal sağlam ceza alır. Bizim CAS kararını okumuştum; oradaki yorumları görünce bizim ne kadar b.k yoluna ceza aldığımızı daha iyi anladım. (Onların standartında bizim cezamız haklı, ona bir şey demiyorum)

Coolio dedi ki...

Sadece Bilal ile kalsa iyi ama yıllardır her sezon en az 1 oyuncuyu kendi maçları öncesinde masaya oturup sonra sezon sonu almadılarmı? 10 adımda şike diye kitap çıkarsalar dünya klasikleri arasına girerler..

Basar dedi ki...

Analiz şahane ama bazı ilaveler yapmak isterim.

1) Duran toplar. Analizde diyor ki Samet'in takımı en çok gol atan 2. takımdı, Biliç'in ki 6. İstatistiksel olarak kanıtlayamam ama en büyük fark şuydu: Duran toplar! Samet zamanı duran toptan çok gol bulduk. Biliç zamanında ise neredeyse hiç duran top golü atmadık. Belki bu özellik şampiyonluk yolunda fark yaratabilirdi.

2) Gökhan'ın düşüşü. Evet Veli sakatlandı ve orta saha Atiba-Tolgay-Sosa-Töre-Olcay (hatta Mustafa) şekline büründü. Madem pres silahın bitti, o zaman top tutacak, daha sakin ve daha akışkan oynayacak bir orta sahaya ihtiyaç vardı. Veli gittiğinden beri Gökhan neredeyse hiçbir maçta iyi oynamadı. Atiba-Tolgay-Sosa-Oğuzhan-Olcay (hatta Kerim) orta sahasına dönseydi, Sosa'yı da kanata alsaydı hem top tutma hem de akıl hem de organizasyon olarak ileri giderdik. Bu süreçte hem Gökhan mental olarak tükendi hem de sadece onun ayağına baktığı için takımın oyunu düştü.

3) Demba Ba. Mental olarak düşen başka bir oyuncu ise Demba Ba'ydı. Adamı tek maçta yedekten oyuna soktu o maçı da bize aldırdı (Trabzon) Son birkaç sezonunda sürekli ilk 11 oynamamış adama bu kadar yüklenmeyebilirdi. Hemde kenarda canavar gibi Cenk Tosun dururken. Geçmiş sezonlarda olsa anlarım ama bu sezon Cenk aynı işi hayli hayli yapardı. Ha bir de Demba Ba'nın yedeği Mustafa değildir! Burada da malesef Biliç'in tutucu yapısı devreye giriyor.

4) Bonus. Mustafa sorunsalı. Bu adam Beşiktaş'ın oyuncusu değil. En rahat maçta bile stres ve telaşından her türlü sakarlığı yapabilecek potansiyeldeki oyuncu, sakinliğe en fazla ihtiyaç duyulan haftalarda takımı sürükleyemez. Böyle bir israr olamaz.

"Bilic için son 3 maça bakmak bizi yanıltır" cümlesine katılmıyorum zira üst üste 2 sezon aynı olay başına geliyorsa, burada süreç ile ilgili bir sıkıntı vardır. Skor yazarlığı filan değil bildiğin takım ile ilgili işlemeyen yönetsel bir sıkıntıya (hem Biliç hem futbol şubesi) dalalet eder bu.

planck dedi ki...

Takımın bu sezon bu şartlar altında başarısız olduğunu kabul etmiyorum. hakem hataları homojen dağılsaydı zaten stadsız bir şekilde şampiyon olmuştuk, buna katılmayan var mı aranızda? nasıl başarısız oluyoruz o zaman? üstelik biliçin oyun planı avrupada başarılı olabileceğimiz oyun planıydı. gs cl'de kaç puan alabilecek sizce seneye? biz katılsaydık kaç puan alırdık?

biliçin tabi ki hataları var, oyuncu tercihleri olsun, oyun içerisindeki detaylar olsun, özellikle duran toplar ve rakip 10 kişi kaldığında takımın bocalama durumları olsun gayet eleştirilebilir konular. en kritik haftalarda takımın telaştan top oynayamaması da direk olarak biliçin sorumluluğu. zaten bu sebepten takımında tramva oluştuğu izlenimine kapıldığım için biliçin gitmesine pek ses çıkartamadım. ama başarısız değildi, üzgünüm..

Övünç dedi ki...

@Başar

Duran toplar anektoduna ilave olarak Biliç'li Bjk'nın 5 , Samet'li Bjk'nın 2 penaltı attığını ekleyeyim .

Duran toptan çok gol attık dediğimiz sezon stoperler total 9 gol atmış , bu sezon sıfır . Kim bu 9 golü atan stoperler : Toraman-Ersan-Sivok . şimdi Toraman dışında aynı stoperler ile oynadığımıza göre , gol bulamamamızda 4 seçenek kalır :

1-duran topu kullanan adam
2-duran top kazanma miktarımız
3-rakiplerin çok iyi önlem alıyor oluşu
4-beşiktaş'ın duran top organizasyonunun berbat oluşu

yani en radikal ve gerçekçi olanlar 1 ve 4. opsiyonlar bence. Burada da çoğunluk hissesi 4'e gider diye düşünüyorum.

Coolio dedi ki...

Her fikir çok güzel ortaya konuyor, eleştiriler yapılıyor ama birde işin Bilic tarafını dinlemek çok güzel olurdu. Her teknik adamı değil ama özellikle Bilic'in aldığı kararları neden aldığını sebepleriyle açıkladığı samimi bir röportaj filan olsa ben herkese çok şey katacağına inanıyorum. Yani biz oturduğumuz yerden bişeyler gördüğümüzü düşünüyoruz (veya sanıyoruz) ama adam 25 yıl top oynamış, 10 yıl antranörlük yapmış yani bizden çok çok daha fazla bildiği şeyler vardır, takımın içinde olduğu için gördüğü şeyler vardır dolayısıyla bariz hatalı gözüken kararlarındaki arka planı öğrenmek isterdim.
Mesela;
Neden ısrarla Pektemek'i oynattın?
Neden hücumda duran top organizasyonu göremedik?
Neden Necip'i her yerde joker olarak oynattın?
Neden Veli sakatlanınca farklı bir oyun planı ortaya koyamadın?
Neden Töre'ye bu kadar çok serbetlik tanıdın ve neden oyunu sadece onun üzerine yıktın?
Neden Ba belli dönemlerde formsuz gözüktü?
Neden derbilerde sinik oynadık?
Neden kafandaki oyuncu şablonunu ısrarla korudun, sakatlık vs olmadıkça yeni adam monte etmedin (Oğuzhan,Pedro,Günay, Sivok, Opare, Cenk'in yoklukluklar sonrası oynatılmış olması)
Transferlerde senin fikirlerin dikkate alındımı hiç?

gibi, gibi.. Yani 7/24 bu oyuncularla yaşayan, çalışan bir adamın elbette bizden daha çok gördüğü bişey vardır, sanırım? hemde bir kişi değil tüm teknik ekip bizim gördüklerimizi göremedimi sizce? Gerçetekn soruyorum bunu. Yani belki göremedi, bilemiyorum ama gayet teknik konularla ilgili samimi bir röportaj çok güzel olurdu.

Orao dedi ki...

@Övünç

Sosa iyi kullanıyordu bence ama sorun neydi gerçekten çözemiyorum, bilmiyorum.

Emrah dedi ki...

Sosa pek iyi kullanmıyordu bence. Çok yavaş ortalanınca adam vursa bile etkili olmuyor. Özellikle son maçlarda ceza sahasına 30 küsür orta yapıldı, onca korner ve serbest vuruşta takım gol atamıyorsa hiç duran top çalışmıyor demektir. Hele Atınç'ın oynadığı maçlarda bir kere adama top ulaştırılamadı tv başında kafayı yedim. O kadar topu ceza alanına sert bir şekilde rastgele göndersen yine gol çıkardı. Lugano gibi her sene 6-8 gol atacak stoper istiyorum:) Atınç sırf bu alanda kendini geliştirse formayı kapar.

planck dedi ki...

Fikret Orman, "Tolga da Cenk de bana göre çok iyi sezon geçirmediler. Önemli kaleci hocaları var. 262'nin üzerinde antrenman yapmışız, 150'sine Tolga katılamamış. Cenk'le yeni sözleşme yaptık ama onda da aynı sorunlar oldu. Kaleci transferine yeni hocanın bakacağı bir durum" diyerek transfere açık kapı bıraktı.

Orao dedi ki...

@planck

Şenol Güneş gelirse yabancı kaleci aldırmaz. Kendisi yabancı kaleci düşmanı, yerli kaleci fetişistidir. Hatta belki Sambade'yi bile gönderebilir.

Yorum Gönder

Ara