.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
10 Mart 2014 Pazartesi

Eskişehir Maçının Ardından

Türkiye'de şampiyonluklar sadece futbol takımlarının oynadıkları oyunla gerçekleşmiyor. Yıllar önce Aziz Yıldırım'ın söylediği, bazılarının şike itirafı olarak aldığı, bazılarının ise "bu söz bağlamından koparılınca böyle anlaşıldı" diye savunduğu söz, temel olarak doğru. Yönetim kurulu, taraftar, kamuoyu, futbolcu grubu ve teknik heyet, tek vücut olmadığında şampiyon olmak mümkün değil.


Ocak ayından bu yana Olimpiyat Stadı'nda bir tadilat var. Bu tadilatın içeriği ve süresiyle ilgili açıklayıcı bir bilgi ise maalesef yok. İnsanın aklına, stadın güvenlik problemi nedeniyle -en azından- taraftarları sadece bir tribünde kontrol etmek istedikleri fikri geliyor. O zaman da sormak lazım, onca yıldır faaliyet gösterilen bir stadyumun güvenlik problemi yeni mi ortaya çıktı? Şampiyonluk, camiayla kazanılıyor diyorum ya, işte o tadilattır Beşiktaş'ın en büyük rakibi.

Beşiktaş iç saha maçlarını Olimpiyat Stadı'nda oynuyor. Orası da hala bir stadyum olarak faaliyet gösterdiğine göre, Beşiktaş'ın da stadı olmadığı gerçeğiyle, orada oynanması doğal. O zaman, o stadyuma göre kendini organize edeceksin. O stadyumda gece maçı yapılmaz. Maçın bitiş saati 21. Bazen de 22. O saatten sonra o stadyumdan ayrılabilmenin ne kadar zor olduğu, hepimizin malumu. Kimin hakkı var canım futbolsevere bu eziyeti çektirmeye? Bir de utanmadan bazı maçları cuma - pazartesi oynatıyorlar. Utanmazlar, sadece kadın-çocuk'lu maçı bile pazartesi oynatmışlardı. Şampiyonluk diyoruz ya hani, cuma-pazartesi'ye karşı çıkmadan olmaz.

Gelelim futbola. Oraya da gelemiyoruz, çünkü Olimpiyat Stadı'nın zemini, futbol oynama elverişli değil. Beşiktaş'ı değerlendirirken rakiplere baksanıza; Bursaspor, Antalyaspor ve dün de Eskişehirspor'un Olimpiyat Stadı'nda sahaya koyabildikleri futbol değerleri sıfıra yakın. Kaldı ki, bu takımlar ligin eli ayağı düzgün takımları. Zemin, onları bu kadar etkiliyorsa, Beşiktaş o sahada muhteşem futbol oynuyor demektir. Çünkü Beşiktaş da aynı zeminde oynuyor. Yok, zemin değil, Beşiktaş rakipleri oynatmıyorsa, o zaman da büyük bir başarıdan söz edebiliriz. Şu üç maçta, üç rakibin herhangi bir organize hücumunu hatırlayan var mı? Karamboller dışında bir gol tehlikesi hatırlıyor muyuz? Hayır.


Bu sefer gerçekten gelelim futbola. Benim dünden çıkardığım en temel sonuç, Oğuzhan'ın bir merkez orta saha oyuncusu olduğudur. Onun stoperlerden topu alıp başlattığı hücumun dengi, başka hiç bir ihtimalde gerçekleşmiyor. Özellikle, iç sahada tüm takım kapanan rakipler karşısında forvet arkası değil, orta sahada oyun kurucu olarak oynamasında fayda olduğu görüldü. Çünkü rakipler sayısal olarak kalabalık durmanın dışında kaliteli bir alan savunması yapamıyorlar. Gidip orta sahada Oğuzhan'ı kitleyebilecek bir alan daraltması, benim iki yıldır görebildiğim futbol değerleri değil. Zaman kaybetmeye gerek yok, iç sahada Oğuzhan ve bir kesici orta saha oyuncusuyla bu iş yürür. En azından, gelecek sezona bunun planlaması yapılmalı.

Beşiktaş, Türkiye'de en futbola benzeyen oyunu oynayan takım. Buna Galatasaray'ı da ekleyebiliriz ama onların zihinsel problemleri var. Beşiktaş, oynaması kolay bir futbol oynamıyor. Elindeki malzeme ona uygun değil. Yoksa topu şişir ileri doğru, sekenleri topla ve oyna. Fenerbahçe modeli... Beşiktaş'ın elinde böyle bir koz yok. Beşiktaş pas yapmak, adam eksiltmek, 3-4 pası üstüste çok iyi yapmak durumunda. Özeti, oynamak durumunda. Bu, hiç kolay değil. Rakipler de Beşiktaş'ın bu gücünü ve bir başka bakış açısıyla, bu zaafiyetini gördü; kendi ceza sahaları çevresinde savunma yapıp, Beşiktaş'ın bu pas akışını kesmeye çalışıyorlar. Beşiktaş neticede genç bir takım, ilk yarıda skoru alamamış ise, ikinci yarılar strese giriyor, belli oranda oyundan düşüyor. Oyunlar, Ersan'ın attığı, Uğur Boral'ın atamadığı gollere kitleniyor.

Beşiktaş, içeride saçma sapan puanlar kaybetmeseydi, bugün en fazla puan toplamış takımın kaç puanı varsa, en az o kadar puanı vardı. Bu, her takım için geçerli diyebilirsiniz ama maçları dikkatli takip ettiyseniz, durum öyle değil. Beşiktaş, kötü oynadığında puan kazanamıyor. Kazandığı bütün maçlarda da rakibe net üstünlükler kuruyor. Aradaki puan kayıplarının Fenerbahçe ve Galatasaray'ın kadro kalitesiyle alakası yok. Beşiktaş geçen hafta Antalya'ya puan kaybetti. Öyle 4-5 maçı var. Nedir o maçlardaki puan kayıplarının sebepleri?

1- Olimpiyat Stadı
2- Cezalı maçlar
3- Cuma-Pazartesi oynatılan maçlar
4- Zemin

Burada bir kalite noksanlığından bahsedeceksek, ancak 5. sırada söylenebilir. Diyelim ki, kalite noksanlığı var; Beşiktaş hangi takımdan daha kötü futbol oynadı, oynuyor? Beşiktaş hepsinden daha iyi oynayarak, nasıl kalite noksanlığından dem vurabilir? Beşiktaş bu ligin en iyi futbol oynayan takımı. Beşiktaş, bu ligin en geleceği olan takımı. Ersan'ı, Olcay'ıyla da böyle, Veli'si, Oğuzhan'ıyla da böyle.

Beşiktaş'ın istikrara ve özgüvene ihtiyacı var. Puan kaybı yaşanan bir maçtan sonra şunları şunları gönderin diyen bir zihniyete ihtiyacı yok. Bu takıma güvenmek lazım, bu takımda bütünlük var, istek var, yetenek var, azim var. Unutmayın, bu sezon bir geçiş sezonu. Her sezon Olimpiyat Stadı'nda oynanacak değil.


Bahar gelsin, lütfedip de stadın tadilatını bitirirlerse görelim 75.000 kişinin desteğiyle nasıl oynayacak bu takım. Oynadığı, oynayacağının teminatıdır. Beşiktaş'ın bir omurgası var. Artık omurgada değişiklik yapma zamanı değil, etrafını süsleme zamanı. Ben bu takımın bugününe de, yarınına da inanıyorum. Şu şartlarda bile hepsinden iyi oynuyoruz. İçi boş, eskimiş yorumcuların "Beşiktaş'ın yıldızı yok yæ" diyişlerine asla aldanmayın. Eksikler var mı, elbette var ama yol doğru. Bu sezon eğer istenen başarı gelmezse, ne Önder Özen'den, ne Slaven Bilic'ten, ne de oyuncu grubundan gitmelerini istememek lazım. Ersan atıyor oluyor, Uğur atıyor olmuyor, oralara takılmadan bu takımın arkasında durmak lazım. Yönetim olarak da, taraftar olarak da...

Bu ayaklardan biri eksik olunca, sizi veriyorlar bir Cuma gecesi Olimpiyat Stadı'nda, 8.000 kişiye, o zeminde oynatıyorlar, ondan sonra "Beşiktaş'ın yıldızı yok yæ" diyorlar pişkin pişkin. Hadi canım sizde, biz de izliyoruz, biz de görüyoruz ve neyin ne olduğunu sizin kadar anlayabiliyoruz...

21 Yorum:

helldoradotcom dedi ki...

Takima her kizdigimizda dusturumuz olmasi gereken gercek
:
"Galatasaray olimpiyatta oynadigi, stadinin olmadigi sezonda dusmekten son 4 hafta kurtulmustu".

Uzun yillardir ozlemini cektigimiz neredeyse en temiz kalpli sporcu ve teknik kadro grubuyla calisiyoruz.

erman sezmiş dedi ki...

çok güzel yazı.
ersan, necip, oğuzhan, olcay, veli, pektemek, ömer, cenk tosun hatta ismail 25-26 yaşlarında olmalarına rağmen bu ligi bilen, "ligin" tecrübeli isimleri ve en verimli çağlarına yüksek tecrübeyle giriyorlar.(hatta tolgayı da eklemek lazım, bir kaleci için iyi bir noktada bu tecrübe/yaş bakısımızda)
muhammed, kerim, gökhan, pedro yüksek potansiyelli oyuncularımız.
pedro ve gökhan bu potansiyeli göstermeye baslamıs bir oyuncu hatta.
en önemlisi önder özen ligi iyi tanıyor ve bilice tanıtıyor. bilic de tecrübeleniyor.
ucus takımları hazırsa birkaç senelik "altın kalpli" gümüş/altın karışık bir jenerasyonumuz var
bu takım bozulmamalı, birkaç üst düzey takviyeyle çok iyi yerlere geleceği aşikar. bkz: demba ba, izlememe ragmen istatistik olarak hunt, niasse, gomis gibi.
tabii veysel sarı cok cok iyi olurdu bir joker olarak. hem de kalpten bir beşiktaşlı olarak. içimde uktedir.
öte yandan taraftarın samimiyeti, takıma olan güveni ve saygısı.
beşiktaşın kendi dinamiklerine, beşiktaşlı durusuna günden güne yaklastıgı 2 yıllık bir süreç. popülist tavırlardan, tüketim sevdalısı hallerden cıkısı.
iyi bir önder "fikret orman".
o da "baskanlık" sürecinin kalfaüstü/usta baslangıcı sürecine girecek.
stadımızın yapılısı ve geri dönüş.



kartalın 2. baharı gibi.
yenilenmiş gaga, pençeler ve en önemlisi uzun mesafelere dayanıklı uçuş takımları ; yüksek rasyonellik ve aklıselimlik eşliğinde.

film daha önce cekildi aslında

"return of the king"(kral'ın dönüşü)

yazıyı çok beğendim iki kez okudum tebrikler..gürcan ulusoy...sanki ben yazmışım kadar içimdekileri söylemişsin her hafta maça giden biri değilim işim gereği ama kombinem var ve fırsat buldukça bir çok maça gittim bu yılda.söylediklerinin hepsine katılıyorum.hem stad konusunda hem takımımız konusunda çok iyi tespitler.bravo

SinnFein dedi ki...

yazı çok güzel tam da benim dediğim şeyler.. Olcay Ozzy VEli gibi adamların yanlarını çeşitlendirmemiz gerekiyor. Bu adamları rotasyon oyuncusu haline sokmamız gerekiyor.. Bu yüzden sabır ve sebat gösterip yanlarına doğru transferlerle önümüzdeki senelerin takımını oluştururuz...

Yeter ki; Dany, Sezer gibi saçma transferler yapılmasın!

Flaming Buzz dedi ki...

İmkanı olan ligtv' yi izlesin!! Ulan adama bir tepki gösterdiler diye Şansal denen adam kinini kusuyor. Adam tr fb maçında bizim olayı konuşuyor. Yok ya, ulan bu kadar kolay mı? Şöyle çapsız adamlar konuşuyor ya içim sızlıyor.

Tümer denen yalaka, gene bizim muhabbeti konuşuyor, Şansal' ı yağlıyor. Neymiş herkesin kendine göre bir pozisyon penaltı olabilirmiş ben penaltı demedim diye niye böyle tepki oluyor felan.

Abi yeter ya sinirden elim ayağım titriyor, bu kadar şerefsizlik olmaz.

Flaming Buzz dedi ki...

Nispeten fikreti destekleyenlerdenim. Ama şu şerefsizlere cevap vermezlerse gözümde düşecekler, millet bizi şamar oğlanı görüyor, yeter lan yeter, bu ne kindir, bu ne çekememezliktir, bu ne şerefsizliktir. Kim ki lan bunlar, çapları ne, koskoca Beşiktaş' a bu kadar tepkiyi nasıl veriyolar. Adam tr-fb maçında söylüyor bunları.

Şerefsizlik ya, bildiğin şerefsizlik.

Flaming Buzz dedi ki...

Fener o kadar bildiri yayınladı, ligtv kablolarını kestiler, gs desen sabah akşam bildiri. Onlara bu kadar kin kusmadılar.

Ulan bildiğin şerefsizlik, ne kadar zorunuza gitmiş amk. Sesimiz çıktı diyemi böyle amk, siktirin gidin lan Allah' ın çapsızları.

Fener yanaşması merk dünya çapında hakemmiş, sikimin hakemi.

Flaming Buzz dedi ki...

Ulan adam bizi konuşarak "HAKSIZ KAZANÇ ELDE ETMEYELİM" dedi.

Varın gerisini siz düşünün. Beşiktaş kadar başınıza taş düşsün.

Çok uzattım kusuruma bakmayın.

bacon1903 dedi ki...

Hiç sinirlenme herkes kimin kim olduğunu biliyor fbye gsye pıt diyemeyenler bize aslan kesiliyor bundan sonra konuşacakmış beyefendi çok değil 1-2 hafta sonra aziz amcası konuşur kendisi hakkında inşallah görürüz bu şansal beyi o zaman yok yok göremeyiz kablolar kesilirken emmm kem küm!!!!!Come on give me break!!!!!

bacon1903 dedi ki...

Adam fb ne zaman yenilse mosmor oluyor son maçta şampiyonluk kaçınca ağlıyor sonra biz tarafsızız.Ya bir git yada come on give me a break!!!!

cochise dedi ki...

kızmakta haklıyız ama hakkatten herkes kimin ne mal olduğunu biliyor. Ekşiden oradan buradan baktım; GS'liler hatta Fenerliler bile tepkili düşünün artık olayı. Ben lig tv'ye şikayet mail'i attım. Siz de atın attırın. Demokratik ülkelerde medyadaki sorunlar böyle çözülür ama tabii bizde olacağından değil...

Flaming Buzz dedi ki...

@cochise

Hocam ben ligtv yi izlerken bu salaklığa şahit oldum. Sinirden twitter, facebook bakamadım. gs fb ne tepkisi vermiş merak ettim. Bide aklıma gelmemişti, bende şimdi ligtvye yazdım, saolasın. Yorumumu aşağıda paylaşıyorum.

"Fenerbahçe kablolarınızı kestiğinde bu kadar tepki göstermemiştiniz. Kaldı ki Bilic' in tepkisi sadece yoruma veya yorumcunuza değil daha çok hakemlerin yorumuna da. Bu olay nasıl bu kadar zorunuza gitti anlamak mümkün değil. Beşiktaş büyük kuluptür, şerefli camiadır. Hiçbir zaman haksızın yanında olmadık. Biz hakemlerin bize karşı yaptığı bir hatanın altında ezilip karşı takımın aleyhine karar verdiğin de eyyamcı hakem diye bağıran bir camiayız. Siz kim oluyorsunuz da bizi haksız kazanç sağlamaya çalışmakla itham ediyorsunuz. Böyle aşağılık bir cümleyle bize suçlamada bulunabiliyorsunuz. HERKES HADDİNİ BİLMELİ. Beşiktaş teknik direktörü ve yöneticisine saygılı olmalı. Hele ki Şansal Büyüka gibi yaşını başını almış uzun süredir bu camianın için bulunan sözde duayen biri böyle cümleler kurmamalı, KURAMAZ. Beşiktaş' ın büyüklüğü altında ezilirsiniz. Uzun süredir tepki olarak ligtv satın almıyorum. Bundan sonrada almayacağım. İstediğiniz kadar maçlarımızı ptesi cuma yayınlayın, istediğiniz kadar bizim haberlerimizin zamanlarını kısın. Böyle yapmaya devam edin, zira o zerre kadar gözümüzde bir değeri yok. Beşiktaş' ın büyüklüğü bu zerrelerle zarar görmez, ölçülemez. HADDİNİZİ BİLİN."

EC dedi ki...

Cok guzel olmus.. Slaven den baslayan tepkiye su an Yonetim in de destek cikmasi lazim.. Futbolculari da kamcilayacaktir..
Taraftar desen bu ulkenin en duyarli taraftari.. LigTV ye, TFF ye yani alayina bir de sahte 1453'lulere ( bu arada noldu onlara, iki mac Galatasaray - Pensilvanya destekli- , ve Kasimpasa -iktidar destekli- maclarindan sonra ortada gozukmediler de..) tepki koyma zamani geldi.. Yonetimin esmesi lazim. Markus Merk kim? Sansal Buyuka kim? Orada tuttuklari takimlara destek icin degil, tarafsiz bir programda yayin yapmak icin varlar.. Hele Omer Guvenc.. Slaven onu gordugunde daha ekranda, aklindan hangi salakca soru gelecek simdi diye bekliyor.. Turkiye maalesef kanunsuz bir ulke oldu.. Artik kim hakli, kim haksiz karisti.. Tek gercek var BESIKTAS bu bulaniklikta, hic bir destegi olmamasina ragmen, dogru durust isler yapmaya calisan..

EcO - Luksemburg

BJK4EVER dedi ki...

Herseyi gectim de bu TS-FB maci neden yarida kaldi hala anlamadim, hep bahsettigimiz cifte standart burada da gozukuyor.

Benim gordugum kadariyla 2 olay var burada; Caner korner kullanirken madde atiliyordu, ve Volkan'in yanina dusen bir mesale var. Kornerde madde atilmasi zaten her derbide oluyor, anormal durum degil. Volkan'a da bir fiziksel mudahale yok.

Merak ediyorum, acaba bir oyuncuya madde atilmasi yeterliyse, neden gecmiste FB-GS derbileri tatil edilmedi mesela? Ben mactan evvel ustelik yardimci hakemin kafasinin yarildigi bir mac hatirliyorum, catir catir oynandi. Mondragon ve Gerets'in kafasinin yarildigi maclar hatirliyorum, tatil edilmedi. Bir Ankaragucu-BJK macinda sahaya araba janti atilmisti, mac devam etti.

Hadi bunlari gectim, daha Kasimpasa-BJK maci var ornek olarak. BJK-GS macina girmiyorum, cunku orada herkes sahaya atlamisti ve futbol oynanacak ortam yoktu, ama Fernandes'e fiili bir saldiri oldu, resmen tekme yedi Fernandes. Simdi merak ediyorum, bir seyircinin sahaya dalip oyuncuyu tekmelemesi mi daha vahim, yoksa oyuncunun yanina mesale dusmesi mi? Nasil oluyor da degisik kararlar cikabiliyor?

Kasimpasa-BJK macinda biz 0-1 ondeyken ve penalti kullanmamiz gerekirken kural hatasi yapildi. Ikinci yarida sahaya birisi atlayip oyuncumuzu tekmeledi. Bu sartlar altina mac devam etti ve bizim net aleyhimize ve 0-1 ondeyken yapilan kural hatasina ragmen mac tekrardan basladi, alnimizin teriyle 0-3 kazandik catir catir.

Durum boyleyken bu macta ortada somut birsey yokken FB 0-3 galip sayilirsa bu bir skandal olur ve bu sezonu tam anlamiyla ozetleyen bir olay olur. Kimse kusura bakmasin.

baris dedi ki...

@helldoradotcom

galatasaray'ın 2003-2004 sezonu başarısızlığını olimpiyat stadı'na bağlaması son derece başarılı bir halkla ilişkiler çalışmasıydı, ne yazık ki akıllarda da olmasını istedikleri gibi kaldı.

gs o sezon olimpiyatta oynadığı 17 maçta 34 puan almıştı ve 39 puan alan fb ile 35 puan alan ts'dan sonra 3. sıradaydı, biz 33 puan alırken. deplasmanda 17 maçta yalnızca 5 galibiyetle 20 puan alabilmiş olmasaydı o derece rezil bir sezon geçirmezdi.

cochise dedi ki...

sabahtan beri gözümün ıslaklığı geçmiyor bir türlü. Ama çok mutluyum ki oğuzhan, ersan, cenk vb. gibi adamlar beşiktaşımın geleceği. Bunlar sadece sahi içi efendilikleriyle değil ADAMlıklarıyla geleceğimiz olacak.

Ekrem Ph.D. dedi ki...

Ben daha 5. dk mac tatil olur dedim, oraya gelen gozu donmus taraftarin hangi amacla geldigi belliydi. Macin tatil edilmesi son derece dogru bir karar, oynatilsaydi 2. yari gelen maddelerden futbolcular yaralanabilirdi. Kasimpasa macinda oyle bi atmosfer yoktu, piyangodan cikar gibi bi taraftarin atlamasi vardi sadece, onun disinda atmosfer gayet sakindi. Biraz objektif olun.

bacon1903 dedi ki...

@Ekrem Ph.D.
Tabi bu maçın oynanması çok acaip olurdu haksızlık olurdu ama tsyi anlayamıyorum ligin dengelerini değiştirecek bir maçtı belkide maçta ts 5-0 önde olsa bu maç oynanmayacaktı. Şartlanılmıştı besbelli tamam haksızlığa uğradınız tamam şampiyonluğunuz elinizden alındı öyle düşünüyorsunuz eee şimdi ne oldu!!!!Fb hükmen galip tsnin en az 3 maç sahası kapancak en acısı yine kafalara trabzon taraftarı çok fanatik orda çok olay oluyor imajı kafaları kazındı!!!Bu gerginlikler artık çok can sıktı artık gerginlik değil futbol izlemek istiyoruz.Artık tarafsız medya tarafsız hakemler tarafsız federasyon istiyoruz!!!

Deniz dedi ki...

Kendilerinden şampiyonluk çaldılar diye tepki veren trabzonlular da 3-0lık net skorla oynamadan 3 puan hediye ediyor fenere, bu laz kafası cidden çok başka bişey.

BJK4EVER dedi ki...

@Ekrem

Ne alakasi var. Bu is atmosferle olacaksa her FB-GS macinda o dusman atmosferi var, o maclardaki atmosferin cok dost canlisi oldugunu mu anlatacaksin bana? Daha once bu ulkede rakip antrenorun veya hakemin mactan evvel kafasinin yarildigini ve macin catir catir oynandigini gordu bu gozler!
Sulu derbiyi hatirlarmisin? O macta koltuklarin yarisi saha atilmisti, sahayi sel goturuyordu, o mactaki atmosfer cok mu guzeldi, o macta hakem iceri girdi, sonra iceride ne olduysa artik (!) cikti ve mac oynandi. O mactaki atmosfer TS-FB macindan kotumuydu?
Ben burada hakemin kararini yargilamiyorum (bana gore de oynanmamaliydi). Sadece cifte standarti gosteriyorum. Kasimpasa-BJK macinda belki dusmanca bir atmosfer yoktu, ama bir kisi sahaya daldi ve bizim oyuncumuza saldirdi. Oyuncunun fiziksel zararini gectim, sirf mental zarar gordugu icin ve oyunun akisini bir dis etken bu kadar etkiledigi icin bile oynanmamaliydi bu mac. O mac o sekilde devam ederken, daha once bircok atmosferi gergin mac devam ederken bu macin yarida kesilmesi ve FB'ye 3 puanin hediye edilmesi bana tesaduf gibi gelmiyor, kusura bakma.

Emir Eri dedi ki...

Trabzon taraftarında sonsuz bir ezilmişlik, dışlanmışlık, hor görülmüşlük duygusu hakim, uzun yıllardır bu şehirde yaşıyorum, ortalama bir Trabzon taraftarı günde 10 defa o yıl şampiyonluklarının çalındığından bir şekilde söz eder, söz döner dolaşır Aziz Yıldırım'a gelir, nefretlerini kusarlar, Emre'ye Volkan'a gelir akıl sınırlarınızı hayal gücünüzü zorlayacak küfürleri duyabilirsiniz. Aslında bir çok insanın kocaman bir şehir sanmasına rağmen Trabzon hali hazırda bir Samsun bile değildir, ondan da küçüktür, sanayisi olmayan (kaportacıdan, egzost mudur ne skimse :) üç beş esnafın oluşturduğu oto sanayi ve içinde toptancıların bulunduğu OSB'si dışında!) küçük ortalama bir Anadolu şehridir.

Yani düzenli gelir düzeyi düşük, düşük değerli tarım ürünleri üreten, ancak imara uygun pek alanı bulunmadığı için toprağın aşırı derecede değerli olduğu bir şehirdir. Genç nesli oldukça kötü eğitimlidir ve gelecek adına bu şehirde yetişen gençler gerçekten de ülkemiz adına çok büyük tehlike oluşturmaktadır. Bunlar benim tespitlerim :)

Aşırı derecede fevri olan karadeniz insanının nerede ne yapacağı belli değildir, sahaya direği de söküp atabilir, sahaya inip fenerli oyunculara da sarılabilirlerdi. :) o derece uçlarda yaşıyorlar ama şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki son yıllardaki Beşiktaş taraftarı profili kadar sahada oynanan oyuna uzaktalar, maç boyu alakasız maçtan kopuk tezahuratlar burada da mevcut üstüne aşırı derece sevdikleri futboldan genelde anlamazlar, pek çoğu fanatizm yüzünden 5 mt ofsayt olan pozisyonlara bile itiraz edebilir! Neyse geçen gece burada yaşananları ön görmek için vali olmaya gerek yoktu, spor bakanı olmaya da gerek yoktu. Uzunca bir süre Trabzonspor fenerle başka şehirlerde oynasa bu takım fenere yenilmez, üstelik sahası da sürekli kapatılmaz. Basket maçında bile Emre'ye küfür eden bir taraftar grubunun taraftarı olduğunu iddia ettiği takıma bu kadar zarar verdiği başka bir yerde görülmemiştir.

Sözün özü çok daha zor atmosferlerde maçlar oynanmıştır, kasımpaşasporla yaptığımız maç esnasında sahaya piyangodan giren embesil fernandese tekme atmış, iki oyuncumuz bu denyoya tepki gösterdiği için atılmıştır. Yani saha dışı bir faktör oyuna direkt olarak etki etmiştir! Buna rağmen maç devam etmiş ve neticelendirilmiştir. Tabi trabzondaki olaylar ile kıyaslanamayacak derecede az olay cereyan etti ama konu fener veya gs olunca hakemler tereddüt etmeden soyunma odasına kaçabiliyor. Bu ikisi birbirini yiyorsa şayet diğer taraf asla rencide edilmiyor. Geçen akşam ise yine birileri açık bir şekilde kollandı tıpkı olimpiyatta gs'nin kollandığı gibi. Söz gelimi stat boşaltılsa maç kaldığı yerden devam edebilirdi ama gerek görülmedi.

Yorum Gönder

Ara