.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
12 Aralık 2011 Pazartesi

İddianame, Tahliye ve Algılar

Bu konuda daha önce zibilyon defa laf ettiğim için uzun uzun girizgâh yapmaya gerek yok, özetle Türkiye'ye dair en çok şikayetçi olduğum konulardan birisi her seviyede "siyah-beyaz" düşünce tarzının egemen olmasıdır. Zıtlıklar-ötekiler üzerine kurulan kimliklerin olduğu yerde bunun olması doğal, fakat yeri gelip de bu çatışan kimlikler aynı bünyede var olunca bir cümbüş, bir karnaval havası teşkil oluyor adeta.

Son birkaç günde (hızına yetişemediğim) iki gelişme yaşandı: Şike iddianamesi açıklandı, ve daha birkaç saat önce Adalı, Havutçu ve Ateş tahliye edildi. Bunlar aslında çok normal gelişmeler, lakin hem hukukçu, hem siyasetçi, hem medyacı, hem taraftar kafa karışıklığından muzdarip olunca her şey iç içe girdi.

Her ne kadar haz etmesem de diyalog formatında anlatmaya çalışayım maruzatımı, çünkü öteki türlü gereksiz yere uzar yazı:

- İddianamede Beşiktaşlı figürlerin olduğu yerleri okudum. Özetle şunu diyebilirim: Bu isimlerin hukuken "şike" olarak değerlendirilecek bir suça iştirak ettiklerine dair kuvvetli deliller yok.
+ Öyleyse suçsuzlar!
- Suçsuzluk geniş bir kavram. Bu insanların kanunen suçsuz olması, Beşiktaş taraftarı gözünde de suçsuz olacağı anlamına gelmiyor. Kupa maçından önce transfer konuşmak, dünyanın her yerinde kaş kaldırtacak ve futbol etiğine, duruma göre kanunlarına aykırı bir harekettir. Laf arasında da olsa bir menajere "Hasagiç oynuyor muymuş?" diye sormak, insanların aklında şüphe doğurur.
+ Ama bu işler böyle yürüyor?
- Zaten temelde itiraz edilmesi gereken, ve de soruşturmanın (belki de) odaklanması gereken/odaklanacağı kısım bu. İddianamenin tamamına göz atınca, ne kadar kirli bir düzenin oluşturulduğunu görüyor insan.
+ Ama bugün tahliye edildiler işte?
- Bu çok bariz olmalı, ama yineleyelim: Tahliye edilmeleri, beraat ettikleri anlamına gelmiyor. Ama Türkiye'de tutuklama "suçluluk" ile eşdeğer algılandığı için algı şaşması olması normal.
+ Peki neden tahliye edildiler?
- Genel bir cevap vermek gerekirse: delilleri karartma şüpheleri kalmamıştır, isnat edilen suçun tutuklama gerektirmediği kanaatine varılmıştır (örgüt yöneticiliği değildir mesela) falan filan. Bütün bu tartışmada ne yazık ki gözden kaçan şu: Tutuklama, ekstrem durumlarda uygulanması gereken bir tedbirken, Türkiye'de işin normali olarak uygulanıyor/algılanıyor. Buna kitlesel olarak itiraz edilmesine vesile olsaydı keşke bu dava, ama gene o treni kaçırdık bireylere odaklanarak.
+ Peki "aklanın da gelin" diyenler utanacak mı?
- Niye ki? Bir: Bu isimler hala daha yargı önüne çıkacaklar, daha aklanmadılar. Yargı aklasa bile, yapılan eylemler belgesiyle ortada, insanların vicdanı aklamak zorunda değil yukarıda da bahsettiğim gibi. İki: Hukuken yapma imkanları var mı bilmiyorum, ama bir basın toplantısı ile bu konuda onların hikayesini de açıkça dinlemeden bir "aklama/karalama"dan bahsetmek zamansız olur.
+ "Beşiktaş'ın Üç Fidanı" tezahüratına duygulanmamak elde mi ama?
- Tek cümle: Yavaş gel, saçın başın dağılmasın.

Herhalde anlattım, anlatamadığımı da yorumlarda konuşuruz.

18 Yorum:

Server dedi ki...

Besiktas'in uc fidani? Bu ulkede daragacinda sonlanmisi uc fidani, mucadelelerini bilen herhangi biri bu gondermeyi yapabilir mi gerçekten? Korluk, kendini bilmezlik vs. vs. bu olsa gerek...

hmm dedi ki...

eline sağlık. diyalog olarak yazman çok daha anlaşılır olmuş.

bu hikayede bu transfer görüşmelerinin şikeye kanıt olarak gösterilmesi biraz ağır olur. Kendilerinden başkası da asla bilemeyecek ne düşündüklerini. Bu iş çok masumane bir erken transfer görüşmesi bile olsa (maalesef iddianameyi detaylı inceleyecek vaktim olmadı dolayısıyla ibb ile final oynayacağımız kesinleştikten sonra mı önce mi başlamış veya devam etmiş görüşmeler bilgi veren olursa çok sevinirim) benim tadımı kaçırdı biraz. keşke hiç olmasaydı veya daha hassas davranılabilinseydi de adımız hiç anılmasaydı şu davada.

alper dedi ki...

Üç fidan cümlesi kolay değil canım.o bazılarının tekelinde aman ha dikkatli yazın saçınız başınız dağılmasın.üç fidan gibi yüce mertebelere ulaşmak için azılı solcu olmak lazım.yoksa denmez zaten o kelime.Allah çarpar vallahi adamı.benim üç fidanımda bunlardır arkadaş Mustafa Pehlivanoğlu-Halil Esendağ-Fikri Arıkan'dır.yavaşmı geleyim saçı başı mı dağıtmayım amı götümü?
Uzatmayıp kasamyıp yahu bu adamlar suçsuz süttek çıkmış ak kaşık gibi bulunsalarda biz sadece 3 fidan dendiği için bile zaten bu olayı ve bu insanalrı küçümseriz kimse maval anlatmasın deyin geçin.Canımı yeyin o zaman.

shelbyl dedi ki...

Serdal Adalı Demiroren'den ne kadar farklı? Ahmet Ateş kimdir desem kaç kişi Google kullanmadan doğru düzgün cevap verebilir? Daha onun ağzından dinlemedik ama, bir teknik direktör niye laf arasında bir menajere "Hasagic oynuyor mu?" diye sorar?

Bu sebeplerden "üç fidan" değiller. Okuz altında buzagi aramayalım. Yazıda da anlattim zaten bu aklama hususunu. Lütfen.

Pamukk dedi ki...

3 fidan tezahüratı mı varmış
cahil ben

ALESTA dedi ki...

Yaşananların anlık değerlendirmelerle yorumlamak yapılan en büyük hata, genelde bizim yargı mensuplarıda bu şekilde işlem yapıyorlar. Bu ülkede soyunma odasına gidip transfer pazarlığı yapıldığını herkes biliyor. Yasa bu kavramların üzerine gitmelidir.
Kişilikler bu davada çok ön planda oldu. "Tayfur Havutçu bu, yapmaz, beşiktaşın çoçuğu" fakat bir trafik kazasında bile iki kusurlu taraf olmasına gerekmez. burada anlatmak istediğim Beşiktaş Teknik direktörü ehliyetini elinde bulunduran bir şahıs böyle pazarlıklara böyle muhabbetlere girmemeli. bunun öncesi sonrası yok. İnsanı açıdan bakınca Tayfur Havutçu üzerindeki baskının kurbanı olmuş gibi gözüküyor. Serdar Adalı ile ilgili sözüm yok o bu sistemi önceden bilip buna göre hareket etmekten bu sürece maruz kalmıştır. Yasa öncesinde ülkede teşvik primi gibi kavramlar vardı.

fitneci dedi ki...

peki şelbil hocam fener için ne diyosun? telefon konuşmaları dışında pek bir şey yok ama "tarla" "işçi" vs. bi de bu konuşmaların hepsinde futboldan bahsettiklerini de belli etmeleri pek bir manidar

Adsız dedi ki...

yuh be üç fidanmış. evet arkadaşım üç fidan "azılı solcular"a has bir hikayedir. çünkü üç fidan dendiğinde kimden bahsedildiğini herkes anlar bu ülkede. bu şahıslara bu yakıştırmanın yapılması iq problemidir başka birşey değil. sinirlendim anasını satayım azizi savunan "solcu" fener taraftarından farkı yok bunların. tövbe tövbe.

QuaresmA dedi ki...

Belözoğlu kadro dışı, Uefa'yı isteyen alsın.

Emre - Fernandes - Ernst ortasahası, uyum sağlayabilirse Avrupa'nın en iyi 10 ortasahasından biri olur.

Mel dedi ki...

Aklanin da gelin lafini nasil savunabiliyorsunuz? Besiktas takimi icin mucadele veren, sizlerin tuttugu takim icin ter akitan ve mesai harcayan insanlar yuz kizartici bir suclamayla karsi karsiya kaldiklarinda size onlari savunmak duser. Ustelik ortada muglak konusmalar, sike gibi agir bir suca delalet etmesi guc "deliller" varken bir insanin aklanmasini beklemek, ancak ve ancak o takdirde yeniden taraftarca kabulleneceklerini soylemek kabul edilemez.

Futbol camiasi icinde ne kadar bulundunuz ki bu telefon gorusmelerinin, menajer-yonetici-futbolcu geyiklerinin suca delalet edebilecegini dusunuyorsunuz? Elbette tum bu konusmalarda sacma gelen yerler olabilir, garibimize giden iliskiler soz konusu olabilir, ancak unutmayalim, sikeden bahsediyoruz. Eger ahlaki bir pozisyon alip romantik bir futbol izleyicisi olarak her turlu sacmaligi protesto edecek, her turlu ahlaksizliga karsi pozisyon alacaksak o zaman bu iddianameyi filan beklememiz gerekmiyordu. Bu memlekette Aziz Yildirim basta olmak uzere ve ardindan gelen diger buyuk kulup baskanlarinin futbolu yoneten kurumlara nasil baski yaptiklarini bilmiyor muyduk? Daha gecen sene YD'in federasyon yoneticilerine attigi mesajlari unuttunuz mu?

Sunu anlamiyor insanlar, kafami yiyecem artik. Sike bir takim calisaninin baska bir kulupte gorev alan futbolcu ya da teknik direktor, ya da maclari yonetmekle mukellef hakemlere menfaat saglayarak kendisi icin avantaj olusturacak bir zemin hazirlamasidir. Tayfur, Adali, ya da herhangi bir Besiktas yoneticisi, veya Fenerbahce'den herhangi bir yoneticinin bu fiilleri gerceklestirdigini kati olarak kabul edebilecek bir delil grubu bulunuyor mu? Hayir. Bu insanlara bahsi gecen telefon konusmalarini, aralarindaki iliskilerini aciklama sansi verildi mi? Hayir. Aksine, bes aydir cezaevinde sessizlige mahkum edilmisken etrafta iki kurusluk Baransu, Toroglu, Kutahyali, Ulueren gibi capsizlar bu insanlarin uzerine izansizca, insafsizca yuklenirken kendi taraftarlarinca "aklanin da gelin" denmesi maalesef daha aci.

Not: Taraftarlik taraf olma durumudur, insanin akli melekelerinden siyrilip ucup gitmesi degildir. Kimse kimseyi koru korune savunsun diyen yok.

Adsız dedi ki...

@mel kardeşim bence tutuklananlar hakkında taraftarın "iddia" veya "savunma" makamı konumuna girmesi kadar gerzekçe bir olay yoktur. işte bu tarz saçmalıklar sebebiyle futbol kitlelerin afyonu halinde bu ülkede. taraftar yönetim zincirine etkin bir şekilde dahil midir ki yöneticilerin yaptığı veya yapmadığı şeyler üzerinden savunulması taraftarın problemi olsun? bence fenerli kardeşlerimizin anlayamadığı büyük bir detay da bu. fenerin hakkı mı yeniyor? buna karşı çıkın ama yöneticilerimiz masumdur üzerinden yapmayın bu işi. komik duruma düşüyorsunuz. "futbol" daha önemli meselelerin yanında "sadece futboldur". bunu hatırlamak lazım ara sıra.

fitneci dedi ki...

aralarındaki telefon görüşmeleri açıklama şansı verildiğinde "bizim bir inşaat vardı ondan bahsediyorduk"; e peki neden bir sonraki cümlende futboldan bahsediyordun be kardeşim... yeterince delil olmamasından dolayı hukuken suçsuz bulunmak başka şey, insanların gözünde suçsuz bulunmak başka şey...
o yüzden shelbyl ya da bir başkası tayfur'a "şike teklifi yaptığına inanmasak da maç öncesi i.akın'la görüşmeni kabullenemiyoruz" diyebilir. aziz yıldırım tahliye olsa bile fenerlilerden böyle bir çıkış beklerim.

şunu da belirteyim; benim nazarımda mehmet ağar'ın dışarda takıldığı bir ülkede şike suçundan 1 gün bile hapis yatmak haksızlık hukuksuzluktur.

A . A dedi ki...

taraftarın iddialar karşısında savunma makamına geçmesi gerzekçe değildir.

cemil turan'ı, tayfur havutçu'yu sever kendi taraftarı ve sonra bir gün bir savcı der ki bunlar şikecidir. ama o savcının iddiası olduğu için yalnız bırakmaz taraftar onu.

der ki taraftar; ben senin ahlaksızlık yaptığına inanmıyorum ve aksine ikna olana kadar da yanındayım, arkandayım.

bu duruştur. diğeri neyse..

yani " bak senin hakkında şöyle böyle diyorlar, teşekkür ederim takımıma emeklerin için belki efsanelerimden biri de olabilirsin ama bir zahmet aklan sonra yine severim/desteklerim seni"

bununla kalmıyor, gün geçtikçe iddianın defoları ortaya çıkmaya devam ediyor, cemaatten tut da hükümete kadar soru işaretleri beliriyor ve o taraftar diyor ki teknik direktörüne, evet savcının sundukları biraz garip geldi bana ama "aklanın da gelin" yine de.

tayfur ya da cemil turan bu süreçte suçlu bulunurlarsa yani kesinleşirse şike yaptıkları ben derim ki ah be cemil abi yapmasaydın keşke. buraya kadarmış derim. en ufak bir pişmanlığım olmaz, onu bu süreçte yalnız bırakmadığım için, ona aklanın da gelin demediğim için mutsuz olmam. kandırılmış olurum belki. ama cemil abi'm kandırmış olur.

sen de dersin ki bak işte ben biliyodum o yüzden aklanın da gelin dedim dersin bilmiş bilmiş.

ama aksi olursa ben cemil turan'ı daha çok severim, o da beni daha çok sever büyük ihtimalle. ama sen tayfur'la göz göze gelmemelisin artık.

Pamukk dedi ki...

adımın böyle işlere karışmasına sebep olanı affetmem. temiz olduğu ortaya çıkınca da utancak bişeyim yok. babama bile güvenmediğime göre bekleyip görmek gerek. körü körüne kimseyi savunacak değilim. ha özgürlüğüne kavuşmuştur sevinirim.

zago30 dedi ki...

ibb maçı için başlık açılmadı bari stoke maçı için açılsın!

Adsız dedi ki...

@A.A. ben tayfura aklanın da gelin demedim ki aklanınca oley çekeyim. iddia makamına geçmek de gerzekçe dedim dikkat edersen. duruş muruş da hikaye anasını satayım. sanki taraftar değil peygambersin. ne duruşu arkadaş yerler sizin duruşunuzu. aktı üstü bir takım tutuyorsun insanlara çemkirdiğin hadiseye bak.

tearkan dedi ki...

aklanın da gelin demek bu insanlara destek vermemek değildir. ayrıca benim gözümde şu dönemde bu insanlar destek verilmeyi hak etmiyorlar. aklanırlarsa da bunu söyleyen birisi olarak utanacak bir şeyim yok. aklanırlarsa diyoruz da eğer aklanamaz ve ceza alırlarsa, diğer bir deyişle beşiktaş'ın da ceza almasına neden olurlarsa beşiktaş'ı bu işlere bulaştıranları destekleyenler utanacak mı?

bana sorarsanız bence onlar da utanmasın. utanacaksa eğer beşiktaşım'ın adını, ucundan kıyısında da olsa, bu işlere bulaştıran insanlar utansın.

san go gia re dedi ki...

Kişilikler bu davada çok ön planda oldu. "Tayfur Havutçu bu, yapmaz, beşiktaşın çoçuğu" fakat bir trafik kazasında bile iki kusurlu taraf olmasına gerekmez. burada anlatmak istediğim Beşiktaş Teknik direktörü ehliyetini elinde bulunduran bir şahıs böyle pazarlıklara böyle muhabbetlere girmemeli.

Yorum Gönder

Ara