.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
31 Aralık 2010 Cuma

Sporda Şiddet Yasası Üzerine

Biz sıkıyönetim sever bir milletiz. Güneydoğu'yu yıllarca çok sıkı yönettik, oradaki bütün sorunlarımız halloldu biliyorsunuz. Sonra protesto yapan öğrencilere, işçilere vs. çok yerinde ve orantılı şiddet uyguladık, artık hiç protestolarda olay falan olmuyor, herkes protesto kültürünü öğrendi, çok demokratiğiz. Şimdi de "Sporda Şiddet Yasası" maskesi altında tribünlere sıkıyönetim getiriyoruz, herkes nasıl mutlu anlatamam; bu sefer olayı kesin bitiriyoruz çünkü!

Halbuki sorun yasada değil, uygulamada. Sorun toplumsal bir inceleme yapmadan yasa getirerek olayı halledeceğini sanmakta. Sorun biidrâk olmakta, tribünün patlamaya hazır bir balon motivasyonunda olduğunu fark etmemekte.

Kaç kişi şu anda mevcut bir Sporda Şiddet Yasası'nın olduğunu biliyor? 5149 sayılı kanun var, haberiniz var mıydı? Benim yoktu. Bu kanunda, bütün bu kötü tezahürat, stadyuma maddi zarar gibi mevzularda cezai düzenlemeler ya da tedbirler olduğunu biliyor muydunuz? Verdiğim link'teki Dördüncü Bölüm'ü okursanız bütün ilgili ceza hükümlerini öğrenmiş olursunuz. Peki bunların ne kadarı uygulanıyordu? O konuda ben hafızayı zorluyorum, lakin bir şey çıkmıyor.

Bakınız, Türk Ceza Kanunu'nun 216. maddesine göre, yani "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" suçu uyarınca ırkçı tezahürat yapan ve söylemlerde bulunan insanlar zaten "1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmakta. Bu suç uyarınca kaç tane tribüne dava açıldı, kaç tane insan yargılandı? Peki, aynı suçu bir de 5149 sayılı yasaya yeniden sokunca, daha mı çok uygulayacağız birdenbire, sihirli formül bu mudur?

Bu yasa tasarısında tepki uyandırması gereken bir başka mevzu "Taraftar Kartı" uygulaması. Bundan sonra bilet alırken, ad, soyad, kimlik numarası ve fotoğrafımızla alacağız en fişlisinden. Soruları listeleyelim:

* Peki bu taraftar kartı sisteminin güvenliğini kim sağlayacak? Benim bu kritik kimlik bilgilerime kim erişebilecek? Bu sistemin altyapısını kim oluşturacak?
* Kulüpler ya da diğer pazarlama firmaları bu bilgilerden yararlanabilecek mi?
* Yurtdışında oturan ve de ülkesine iki haftalığına gelen bir insan, alt tarafı bir maç izlemek için bütün bu prosedürden geçmek zorunda mıdır?
* Bu sistemin, bilet ile beraber yapılabilecek rutin bir kimlik kontrolünden farkı nedir? Bu taraftar kartı, bana ya da tribünlere ekstra ne güvenlik getirisi sağlayacak?
* İngiltere'de ve İtalya'da uygulanmaya çalışılan ve de başarısızlıkla sonuçlanan bu sistemin artıları ve eksileri incelenmiş midir?

Bütün bu kartla ilgili soruları ve de tezahürat boyutunu geçtim, Sporda Şiddet Yasası'na getirilen ek düzenlemeler gerçekten efektif olacak mı? En son Bursaspor - Beşiktaş maçını hatırlayınız, ya da 2009 yılındaki Beşiktaş gösterisi olaylarını: İkisi de saha dışında gerçekleştiler. Taraftar kartı, ya da kötü tezahürata getirilen ek görünümlü ek olmayan cezalar bu iki olayı engelleyebilir miydi? Konuk takımın üzerine tel örgü çektiniz, bazı taraftarları daha erken çıkarttınız vs. ama gene de olaylar çıktı ve yasa atıl kaldı, ne yapacağız şimdi?

Sizin ülkenizde barlarda gün aşırı kavga çıkıyor, yolda yürüyen adam bir diğerine yan gözle baktı diye bıçak sokuyor ve sizin çözüm öneriniz zaten var olan bir kötü tezahürat düzenlemesini "bak bu sefer daha beter yaparız haa!" haline getirmek mi? Ve siz samimiyetle inanabiliyor musunuz kötü tezahürat yapan herkesi hapse atacağınıza, kanunu harfiyen uygulayacağınıza? Hapishanelerimiz, ligin 18. haftasından sonra tam 150 bin kişiyi kaldırabilecek kapasitede mi cidden? Eğer öyle değilse, ciddiyetle uygulanamayan kanunun, durumu daha da kötü yapacağının farkında değil misiniz, hiç mi sosyal bilimler okumadınız?

Yeni yasa şike ve teşvik primini de çok ciddi bir şekilde cezalandırıyor. İyi de, bu ülkede şike ve teşvik primi sebebiyle dava açılabiliyor mu ki, bu konu tartışılabiliyor mu ki ceza hükmünün geçerliliği olsun? Daha 2 ay önce Vikiliks belgelerinde Faruk Özak'ın, bu yasayı onaylayan adamın, örtülü ödenekten Trabzonspor'a para aktardığı iddiası var idi, kim takip etti bunu? İddia doğru ya da yanlış demiyorum, bir kişi üzerine gitti mi?

Bu yasanın şiddete çözüm olacağını sananlar ciddi bir gaflet içerisindeler. Tribünlerin içindeki insanların görüşleri alınmadan, tribünler hakkında sosyolojik çözümlemeler yapılmadan, sadece "küfür edeni bak bu sefer kesin hapse atıyoruz, çok kızdık bak!" diye parmak sallayarak sporda şiddeti vs. bitiremezsiniz.

Ha bu arada, GS - FB U17 maçında çıkan kavga sebebiyle göz altına alınan 5 genç serbest bırakılmış. Eee, burunlar kırıldı, tehditler havada uçuştu: Kim bunun müsebbibi? Kimse. Oldu bitti. Ama "Taraftar Kartı" olsa şıp diye çözmüştük meseleyi değil mi? Yeni yasadaki katı önlemler sayesinde, artık birisi birisine yumruk salladı mı anında tespit edeceğiz ve de ceza verebileceğiz. Çünkü bu memlekette birisine saldırmak ceza gerektirmiyor hali hazırda, öyle bir madde yok ne yazık ki...

Körler sağırlar ağırlasınlar birbirlerini, iki günah keçisi bulunur ve de 2 yıl sonra "Yahu bu şiddet de bitemedi gitti, hmm" deriz.

4 Yorum:

Great White dedi ki...

benim bu konuyla ilgili düşüncem gayet net. sahaya giren, yabancı madde atan ya da herhangi bir aşırı taşkınlıkta bulunduğu tespit edilen kişiler hakkında yerinde müdahale yapılmasından ibaret. Tıpkı kırmızı ışıkta geçmek, alkollü araç kullanmak ya da kapalı alanda sigara içmek cezasında olduğu gibi. Yani mahkemelere sevk edilmeden, zaman aşımına tabi tutulmadan direkt müdahale..

tabii ki bu tür sorunların temelindeki toplumun sosyo-ekonomik şartları, medyanın etkisini görmezden gelmiyoruz. ama o uzun vadede düzeltilmesi gereken neredeyse kronikleşmiş bir sorun. sonuçta italya ve ispanya' daki medya bizimkinden çok daha çığırtkan olmasına rağmen oradaki yaptırımlar somut olduğu için bu tür tribün olaylarına rastlamıyoruz..

bu arada yazının sonuna sıkıştırılan vikiliks özelinden trabzonspor göndermesine gelince. wikiliks' de gerçek olabileceklerin yanında yalanlanması son derece basit o kadar komik iddiar da atıldı ki ortaya neredeyse herkes "ulan benim de adım geçseydi de meşruiyetim artsaydı" havasına gelindi. dolayısıyla giderek magazinleşerek ciddiyeti de kalmadı..

ayrıca hadi gene o kulüp tarafından da yalanlanmış bir iddiadan ibaret. mesela başkanınız demirören' in hem de canlı yayında "tabata ve ismail için antep' e para ödeyip ödemediğim kimseyi ilgilendirmez. sonuçta bu bizim ibrahim ile (başkan' dan bahsediyor) aramızdaki dostluğa dayalı bir alışveriştir" şeklindeki cümlesini de kimsecikler iplemedi..

bir allahın kulu da çıkıp sormadı hala "bu kulüp size babanızdan miras kalan birer iş yeri midir? bu ne rahatlıktır kardeşim?" diye..

ulash dedi ki...

@shelbyl
yazı gerçekten harika olmuş ellerine sağlık. Baktığın pencere oldukça geniş olmasına rağmen yine bi şekilde seni bir kalıba sokup sonrasında tefe koyacaklardır emin olabilirsin. Millet olarak pek severiz cımbızla seçme işini. bu yüzdendir ki cımbız sanatında da bütün dünyayı alt edecek kadar donanımımız vardır.

bir kaç ufak şey de ben eklemek istedim bununla ilgili olarak; bundan 40 sene 50 sene önce hiçbirimizin evinde çelik kapı zımbırtısı yoktu bugün var peki daha mı güvendeyiz? ya da hırsızlık azaldı mı? Bugün "iktidar" olan gücünü göstermek zorundadır basit denklemdir bu yüzyıllardır "iktidar= güç + rıza"
sizin rızanızı almak için devlet babamız kaslı kollarını göstermek zorundadır. bu denklemde devlet örneğini verdim shelbyl'in yazısı da bu pencereden olduğu için fakat değişkeni istediğimiz kadar değiştirebiliriz. ilk aklıma gelen sevgi, aile vs.
şiddeti şiddetle bitiremezsiniz zaten derdiniz şiddeti bitirmek olsa varlığınızın anlamı olmaz. İstihdam yaratamazsınız (bkz: bu aksam taksimde 2500 polis olacakmıs) sonra işsizlik büyüyor felan derler bu da sizi hem sıkıntıya sokar hem de gücünüzü küçümser..
körler sağırlar birbirini ağırlardan ziyade tencere dibin kara seninki benden karacılıktır yasaları koyanlar ve uygulayanlardaki zihniyet.. saygılar sevgiler...

shelbyl dedi ki...

@Great White

Demiroren'inki de arastirilmali, Sergen Yalcin'inki de, Unsal Oskay'inki de, onunki de bununki de. Bunun takimi falan yok. Trabzonspor ornegini vermem, en guncel ornek oldugu icindi, o sadece bir misal, yanlis anlama olmasin.

@ulash

Guzel bir noktaya temas etmissin. "Guvenlik bir gerceklik degil, bir hissiyattir" diye uzun uzadiya baska bir yazi da yazilir aslinda da yeri burasi olmaz tabii :)

Yari alakali bir ornek vereyim demek istedigime dair. ABD'de havaalanlarinda guvenlik onlemlerini super arttirdilar, insanlari ciplak gosteren cihazlar, sivilari almamalar, artik oyle pat pat vurarak degil bildigin dokunarak arama yapmalar, 2 yasinda cocuklarin bile ismini listelere koymalar falan. Her olaydan sonra, guvenlik uygulamalari bir kademe artiyor, sacma boyutlara geliyor. Lakin elimizde soyle bir de gerceklik var: Son 10 yildir hicbir saldirgan havaalani guvenligi tarafindan yakalanmadi, hepsinde inisiyatifi alan ya da ihbar eden yolculardi. O onlemler hicbir ise yaramadi.

Bu is cezai yaptirimlari bir kademe arttiran sekilde olmaz, sosyal farkindalik yaratmakla, sosyal baski olusturmakla olur. Senin medyan en ufak bir olayda "Bu sefer Fenerliler cok kizacak!!!" "Bursasporlular Besiktaslilari delirtti!!!" diye gaz vermeye devam ettikce sen istedigin kadar onlem al, bir ise yaramaz.

alper dedi ki...

Güneydoğu'yu yıllarca çok sıkı yönettik, oradaki bütün sorunlarımız halloldu biliyorsunuz.

Bu satırları okuduktan sonra post sahibinin shebyl olduğunu tahmin edip te tahminimin tuttuğunu görünce nasıl mutlu oldum anlatamam..)Güzal yazı.Emeğine sağlık.İdam cezası geri gelmeden sporda siyasette normal hayatta şiddet önlenemez peşinen söyleyim.Beslemeyip asacaksın.Tek kişilik bir mapushane olacak yeni mehkum ,yeni suçlu geldiğinde eskisini çıkarıp asacaksın bak bakalım bir daha yapıyorlarmı abi.

Yorum Gönder

Ara