.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
23 Kasım 2010 Salı

Soru

Bu postta Bernd Schuster'in, Frank Rijkaard'tan hangi açılardan farklı olduğunu masaya yatırıyoruz.

Rijkaard'ın gelişi, yaşananlar ve gidişi henüz çok sıcak... Çok taze bir hikaye. Yanı başımızda yaşandı.

Schuster'in sonu farklı olacak ise, neden farklı olacak? Nasıl farklı olacak?

Tartışalım...

70 Yorum:

theotheo dedi ki...

iki teknik direktöründe yaptığı önemli bişey yok. rijkaardın barcelona zamanında oynattığı futbol at ronaldinhoyaydı. burda öyle bir imkanı olamadı ne yazıkki.

schusterde rijkaardda eğer futbolculuk geçmişleri olmasaydı büyük takımları asla çalıştırabilecek düzeyde antrenörler değildi. bunu zaman gösterdi zaten. zararın neresinden dönersen kardır.

artık öze dönmenin vakti geldi. sağlam bir türk antrenörle çalışmanın çok büyük faydalarını göreceğimizi inanıyorum.

eeyore dedi ki...

sonları çok farklı olmayacaktır. her ikisi de baştan belirtmeliyiz ki türkiye ligini pek bilmeden ve kolay olduğu önyargısı ile geldiler. hem futbolculuk hem de teknik adamlık kariyerlerini göz önünde tutarak çok rahat olacaklarını düşündüler.

aslına bakarsanız her iki teknik adam da kulüplerimizce tarihlerinde olmadığı kadar hoşgörüyle karşılandılar. özellikle akdeniz ülkeleri -türkiye,yunanistan, portekiz, italya gibi- teknik direktörler için kaygan zemindir. başarısızlığın düzenli hale gelişi koltuğun sallanması anlamına gelir bu ülkelerde. ki feriştahı olsanız olimpiakosun başındayken panatinaikos'a yenilirseniz gözden düşersiniz.

bütün bu etmenlerin yanı sıra dediğim gibi her ikisinin bu küçük görmelerine-açıkçası tembelliklerine- hoşgörülü davranıldı ve büyük adamlar yahu bir şeyler düşünüyorlardır falan diye söylenegeldi. ancak gördük ki her iki teknik adam da küçümsedikleri bu ligde tembelliklerinin kurbanı oldular ve bahanelere sığındılar. rijkaard, elinde brezilya milli takım oyuncusu elano, eski liverpool'lu baros ve kewell, iyi bir bek olan neill, yıldız adayı keita, türk yıldızı arda olmasına rağmen futbolcularının kalitesizliğine değinerek başarısızlığına kılıf aradı. keza schuster de geçen hafta ülke futboluna sallayarak aynı şeyi gerçekleştirdi. demem o ki bu iki teknik adam bir şeylerin farkına geç vardılar ve bahanelere sığındılar.

gerçi ispanya üzerinden gelen tüm teknik adamlarda benzer durumlar yaşandı: del bosque, aragones,toschak,rijkaard, schuster...

ea_mvp dedi ki...

@theotheo Aynı Rijkaard Hollanda ile yarı final oynadı 2000'de Avrupa Şampiyonası'nda. Denizli'nin geçen sene neler yaptığınıda biliyoruz uzun vadede. Schuster gene Getafe'de yükselen bir grafikle kral kupasını kazandı. Real Madrid'i baştan yaratarak savaşçı takım çıkardı. Kimi getirelim, Yılmaz Vural'ımı, Fatih Terim'mi mi? Hangi zarardan bahsediyorsunuz? İyi futbol, iyi topçular ile oynanır. Mourinho'yu getirsen şu kadroyla hemen hemen aynısı olur. Antrenörden önce takımın yeniden yapılandırılması lazım

theotheo dedi ki...

rijkaard 36 yaşında hollandanın antrenörü oldu. futbolcu olmasa olabilirmiydi? hollandanın yarı final oynaması bi başarımıdır. kluivert-bergkamp-davids-overmars lı kadro ile.

ortamlar, kadrolar farklı.

eğer schuster adam olsaydı. sene başında adam gibi transferle ilgilenirdi. robinho diye ağlanıp durmazdı. daha neyi tartışıyoruz.

deniz dedi ki...

Bak adam olsaydı diyorum. Adam değil demiyorum. Bu üslup ve yaklaşımla bir sene tartışalım. Ne kalır elde?

BJK4EVER dedi ki...

Rijkaard hakkinda birsey soylemek gerek. Bu adami bizim milletimiz cok gozunde buyuttu. Hollanda milli takiminda o kadriyla yari final yapmasi cok dogal, Barcelona'da ise ten Cate, Neeskens, Cruyff'ten buyuk destek aldik, ki biraktigi 0 tecrubeli Guardiola 6 kupa aldi, kendisinden basarili oldu. Barca'li oyuncular soyluyordu soyunma odasinda cogu taktigi ten Cate veriyor diye, ki ten Cate ayrildiktan sonra buyuk sikintilar da yasadi Barcelona, ama kimse bundan bahsetmiyor, varsa yoksa Rijkaard.
Sparta ve GS doneminden kimse bahsetmiyor, orada Messi ve Ronaldinho yok diye basarili olamadi, suc oyuncu kalitesinde, yersen. Niye kotu durumdaki Ajax ve Feyenoord istemedi ve almadi bu adami? Bundan kimse bahsetmiyor.
10 Hollanda'liya sorsan en iyi Hollanda'li 5 antrenor kim diye 9'u Rijkaard'i ilk 5'e sokmaz, hala Rijkaard'i ilahlastiran insanlar var.

Gürcan Ulusoy dedi ki...

üsluba takılmayalım. bire bir bi diyalogun içinde değiliz. yazdığımızı yüzlerce kişi okuyor, hepsine hitap ediyoruz. illa üstte yazana cevap vermek durumunda değiliz.

Arturo dedi ki...

Rijkaard la Schuster'i eleştirirken şunları unutuyoruz. Birincisi bir teknik direktörün 6 ayda veya 1 yılda iyi mi kötü mü olduğuna karar verilemez. takımı şampiyon olmadıysa bu o t.d. ün kötü olduğunu göstermez. aynı zamanda şampiyon yapmakta kıstas değildir.

İkincisi: her teknik direktörün oyun düzenine göre futbolcular vardır. Schuster geldi tamam. Adama dedilerki senin oyuncuların bunlar. Şunu herkes görmeli ki morinho bile gelse bu beşiktaş'ı şampiyon yapamaz.

Üçüncüsü: Diyelim Beşiktaş şampiyon oldu. Peki sonra? Geçen sene bursa şampiyon oldu ve avrupadaki durumu ortada. Önemli olan o farkı yaratabilmek. Biz Schuster e diyoruz ki; Tabata ile Holosko ile Nobre ile Erhan güven ile Hakan Arıkan ile Avrupa'da ve Türkiye'de büyük başarılara imza atacaksın. Her maç adamın çaresizliğini görüyoruz. Bırakın bu adam 2 - 2,5 sene çalıştırsın bu takımı. istediği oyuncuları getirsin. Bireysel hatalardan gol yemeyelim artık ve ya zar zor girdiğimiz pozisyonları kaçırmayalım.

Gürcan Ulusoy dedi ki...

arkadaşlar, tekrar yazma gereği hissettim.

bu postta schuster sürecinin neden rijkaard'a benzemediğini konuşalım lütfen. başarılı, başarısız tartışması alt postlarda.

benziyorsa neden benziyor, benzemiyorsa neden benzemiyor?

schuster'in rijkaard'tan ne farkı var ki, onun arkasında duralım...

deniz dedi ki...

Benim eleştirdiğim yorum bana cevaben yazılmamıştı zaten, o yüzden üzerine alınıp cevap vermek gibi bir durum yok ortada. Benim söylediğim iki insan ve yaptıkları üzerine tartışılıyorsa "önce adam olsun" seviyesine düşmemek lazım gelir.
Bunu da ilk önce başlığı açarak bu tartışmayı hedefleyenin anlaması gerekirdi galiba ama. Neyse.

theotheo dedi ki...

@arturo

ya arkadaş şimdi şunu düşünelim. sene başında schuster getirildi bu takıma. e bi zahmet gereken yerlere transferi yapsaydı. böyle bir iş mi olur arkadaş anlamıyorum. bütün transferleri adalı yapıyor, schuster oynatacak falan. transferden bu adamın haberi olmuyo tekke vs. erhan güven gibi bi salak banko oynuyo. aurelio adlı kaşar gelip necipi kesiyo. oyuncuların hiçbirinden tam performans alınmıyor. takımın fizik gücü sürekli geriye gidiyo. gelin bunları tartışalım, bu sistemin sorumlusu benmiyim demirörenmi. bu takımı çalıştıran kim.

mourinho gelse bu takım 90 puanla şampiyon olur. mourinhonun en büyük özelliği gittiği her takıma cuk diye oturan transferler yapması ve takımının sene boyunca süren müthiş bir fizik güce sahip olması.

schuster çalışmıyor arkadaş. türkiye kupası maçına antepe aynı gün gidip maç oynayan bir adamı kimse bana savunamaz.

sehorn dedi ki...

Pek bir farkları yok. İkisi de büyük hoşgörü ve destekle geldi. Ancak başarısız oldular. Gerçi Schuster'in henüz zamanı var ama gidişat o yönde. Aralarındaki en büyük fark Rijkaard'ın daha saygılı bir insan olması. Schuster daha kaba basına ve rakiplerine karşı. İkisinden de taraftar bir sistem oturtması ve uzun yıllar istikarlı şekilde çalışmasını beklediler ancak özellikle Schuster'in kariyerinde böyle bir olay yok. Yani taraftarın isteği güzel ama adres yanlış.

Kadro kaliteleri benzer, sonları aynı olacaktır. 3-5 hafta oynar oynamaz.

Övünç dedi ki...

Arkadaş sanki takımın menajeriymiş gibi herşeyide net konuşuyorsunuz ya ben anlamıyorum bu olayı.

Sezon başında Robinho diye ağlamışmış Schuster sende oradaydın zaten.Santa Cruz,Robbie Keane,Adebayor,Carlton Cole,Ze Castro,Eduardo,Ryan Babel gibi adamlarla ilgilenmedi zaten,manyak olduğu için kafayı Robinho'ya taktı.

Rijkaard ile Schuster arasında hiç bir fark yok.2 side son derece sevecen , karakterli adamlar ve sorunlu futbolcu oldukları için oyuncuların dilinden anlıyorlar ama bu sevecen tavırları lakayıtlık yaratıyor.2 side kamp yaptırmıyor.2sinin de bir futbol fikri var ve onu doğru kabul ederek herşeyin üstesinden geleceklerine inanıyorlar.Güvendikleri adamlardan kesinlikle vazgeçmiyorlar.Türkiye Ligi hakkında hiç bir fikir edinmemişler ve edinmek için çaba göstermiyorlar zira kabın şeklini almayı değil o kabın şeklini değiştirmeyi seçenlerden.2side kötü fitness hocaları ile çalışıyor.2 side genç oyunculara şans vermeyi seviyor.2 side 4-3-3 ve varyasyonlarını tercih ediyor.2 side Mustafa Sarp ve Erhan Güven gibi adamlara karşı garip bir sempati besliyorlar ...

Eğer Schuster'de , Rijkaard gibi transferde etkisiz kalırsa sonu çok daha yakın olur meslektaşına göre aradaki fark bu olur ...

theotheo dedi ki...

@övünç

kafayı takma gibi birşey yok adam transferle ilgilenmedi bile böyle iş mi olur ak? takımın sağ beki yok bi tane sağ bek baktırmadı takıma ne iş bu anlamadım.

kamp yaptırmıyo demek farklı bişi. toplamda en az 4.5 saat sürecek bir yolculuğun akşamında takımı resmi maça çıkartması farklı bişey.

bu türkiyeyi s.kine bile takmadığını veya gerçek bir salak olduğunu gösteriyo schusterin. ama bir insan yılda 2.6 milyon euro aldığı bi yeri takmamazlık yapamaz bence. ancak salak olan bir insan bunu yapar ve hala göz yumulmaya devam edilirse asıl salak olan yöneticiler olur.

neden korkuyoruz artık anlamıyorum. adam gibi türkiyenin herşeyini bilen medyasını itin götüne sokan, kariyeri çok büyük başarılarla dolu olan milan gibi bir dünya devini çalıştırmış milli takımı yarı finale çıkartmış galatasarayı avrupa şampiyonu yapmış, karakterin ötesinde adam gibi adam olan bu seviyeden sonra allahı gelse kimseye eyvallahı olmayan fatih hocaya neden teklif götürmüyoruz?

ea_mvp dedi ki...

İki hoca arasında ki fark, daha Schuster için hiç birşey bitmiş değil. Avrupa, Kupa, Lig devam ediyor. Hala şampiyonlukta öyle yada böyle ismin var. Beşiktaş ard arda iki tane galibiyet alsa, en büyük aday olur. Ayrıca Rijkaard'a Kewell, Arda, Baros, Jo, Dos Santos,Elano, Neill verildi. Schuster Quaresma ve Guti ile idare etmek zorunda. Schuster daha istediği transferleri yapabilmiş değil. Rijkaard zamanıdna şampiyonluğa ulaşabilicek bir Fener vardı. Şimdi herkes kötü

BJK4EVER dedi ki...

@arturo

Birincisi antrenorun kotu antrenor olduguna belirli bir surecte karar verilmez, ama bazi seylerden fikir edilinebilir. 4 ayda belirli bir sablon yoksa, fizik guc yerlerde surunuyorsa, oyuncularda istah kalmamissa, direnc yoksa, duran toptan gol atamadigimiz gibi duran toptan sonra sacma sapan gol yiyorsak bir fikir edinebiliriz en azindan.

Ikincisi, BJK kadrosu gayet esnek bana gore. Elbette bazi bolgelerde kalite eksikligi var, ama kadromuz esnek, hatta fazla esnek. Cift santrfor istiyorsan Bobo-Nobre-Tekke-Nihat var, kanat futbolu istiyorsan Ismail-Hilbert-Quaresma-Ekrem var, orta saha kalabalik istiyorsan Aurelio-Fink-Necip-Ernst de var, 10 numara ile oynamak istiyorsan Guti ve Tabata var, kontra atak futbolu istiyorsan Guti, Holosko, Nihat da var. Var oglu var. Her turlu futbol mentalitesine acik.
Ha, kalite meselesine geleceksek, ki buradan ucuncu noktaya baglayacagim. Bu takimda Tabata Erhan Holosko Nobre varsa Bobo Quaresma Guti Ferrari Ernst de var. Lucescu Fleurquin Perez Victoria A.Yildirim E.Asik K.Dobra I.Uzulmez ile ne yaptiysa, Zico U.Boral Kezman Deivid Aurelio ile ne yaptiysa Schuster de yapsin. Bizim takimlarimiz mukemmel muhtesem kadro kuramaz, mumkun degil, her zaman eksikler olur. Onemli olan elindeki malzemeden maksimum verim alacak sistemi ve ortami yaratmak. Devre arasinda sag acik santrfor alirsak ve basarisiz olursak sagbek lazim diyeceksiniz, o alinira Uzulmez Iso yetersiz solbek lazim diyeceksiniz, solbek gelirse Zapo Toraman ile olmaz diyeceksiniz vs. 11 mukemmel oyuncu olunca da kulube yetersiz olacak. Ac interneri bir ara Tigana hangi kadroyla oynamis, M.Denizli'nin 2 sene evvelki kadrosunda kimler varmis, birde Schuster'in kadrosuna bak.

shelbyl dedi ki...

Bir seyi kirk kere soylersen olur derler ya, bu da o hesap.

Rijkaard ornegi cok taze bir hikaye oldugu icin aklimiz hemen oraya kayiyor. Insan beyni, olaylari karsilastirarak cozumlemeye bayilir. O yuzden diyoruz ki "Rijkaard'a olan Schuster'e de olacak".

Benzerlikleri su goturmez bir gercek. Ama bu adamlar neticede ayni adamlar degil, ayrintida mutlaka farkli yaptiklari seyler vardir.

Rijkaard GS'nin basina niye geldi? "Yeniden yapilanilsin, bir model gerceklessin" vs. diye. Olmadi, tutmadi.

Peki Schuster Besiktas'in basina ayni beklenti ile mi geldi? Gelecekse, bu yeniden yapilanma yas ortalamasi 30 kusur olan takimla mi olacakti? Bir kere ilk fark burada.

Besiktas'in bu sene ivedilikle sportif basariya ihtiyaci var ki para gelsin. Eh, hedefin bu ise teknik direktorun Schuster olmayacakti o zaman.

Gene basa donuyoruz bu durumda: Beklenti ne?

Schuster'in devre arasi hamlelerini merakla bekliyorum. Gittigimiz yolu bana o gosterecek. O zamana kadar benden "pause".

Arturo dedi ki...

@ theotheo: evet Schuster sezon başı geldi ama Hilbert Schuster'den önce alındı ve bunun üstüne Guti ve Q7. Aurello ve F.Tekke yönetimin isteğiyle geldi. Yani Schuster'in onayladığı iki kaliteli transferle takım olunmuyor. Sahaya 11 kişi çıkılıyor. Yani sanki adamın elinde muhteşem futbolcular var ve biz adamı neden oynatamıyorsun diye eleştiriyoruz. Ha diyorsanız ki Denizli dönemindeki gibi defansif oynayalım belki şampiyon oluruz bkn. Yunanistan'da savunmayla Avrupa şampiyonu oldu ama sonra? Schuster son yıllarda Beşiktaş'a en iyi futbolu oynatmak istiyor fakat olmuyor.

Rijkaard'la arasında ki fark ise: Rijkaard GS'nin başında 1,5 sezon kaldı. İlk sezona iyi başladı fakatsezonun ikinci yarısında aldığı kiralık oyunculardan verim alamadı. İkinci sezonda ise istediği hiçbir transfer gerçkeleşmedi. Bunda Rijkaard'ında hatası var. Eğer Hakan Arıkan boşa çıktığı için, Tabata pas yapamayıp sahada kaybolduğu için, Holosko boş kaleleri kaçırdığı için, Nobre oynadığı için, Nihat form tutmadığı için Ekremin sakatlığında Hilbert sağ bek oynamak zorunda kaldığı için SChuster gidecekse bir dakika durmasın.

Great White dedi ki...

bir teknik direktörün iyi ya da kötü günde sonuna dek arkasında durma kriteri nedir? önce onu belirtmek lazım. bence şudur..

geldiği takımda günü kurtarmaya yönelik olmayan ileriye yönelik ve tamamen kendi imzasını taşıyan genç bir kadro kurabiliyorsa o adam zaten en az 3 senelik bir toleransı hak ediyor demektir. en azından bana göre öyledir..

bunu yapmak yerine mevcut kadronun yaş ortalamasını daha da yukarıya çekerek astronomik maliyetler ile yıldız transferler gerçekleştirdiği sezonda bir de üzerine saha sonuçları açısından da çuvallıyorsa bu adamın elle tutulacak tek bir dalının dahi kalmadığı ortaya çıkar..

bunca olumsuzluğun yanında sergilemiş olduğu ukala tavırları, kompleks kokan demeçleri ve rakiplerine karşı gösterdiği nezaketsizliği de cabası..

hani amiyane tabirle "hem kel hem fodul" derler ya..

işte o hesap!

iboay dedi ki...

fark mark anlamam ben sonuçta bu ülkeden schusterde teneke baglayıp kovalanacak.ama benim dikkatimi çeken şey ise konya maçında 39 dksında sakatlanan quresma yerine oyuna giren erhan güven'in hiç ısınmadan formayı giyip saha girmesi oldu.şimdi bunda ne var diyebilir bir çok arkadaş ama bir takım düşünün ilk yarı bütün oyuncuları hoca ile birlikte oturup tribünden maç seyreder gibi oturmasıdır.yazıktır günahtır aldıgın paraya verilen emeklere yazıktır.beşiktaşın hocası öyle yada böyle ilk yarıda yedek klübesindeki hiçbir oyuncusunu ısınmaya yollamayarak bizi ve takımı ne kadar ciddiye aldıgını gösterdi.onun için nası gitmiş benim için önemli degil.

Great White dedi ki...

bu arada şuster' e sallarken rijkaard ile arasındaki farka değinmeyi unutmuşum..

tabii ki şimdi kalkıp "en azından rijkaard efendi uslu ve saygılı bir adamdı. şuster gibi her mağluniyetten sonra ona buna çemkirmiyordu" gibisinden bir yorum getirmeyeceğim. gerçi bu bile önemli bir kriterdir ya neyse..

bana göre rikaard ile schuster arasındaki en önemli fark şu:

rijkaard bana göre kendi listesindeki ilk üç sıradaki adamların hiçbirini dahi aldıramazken schuster büyük ihtimalle kendi listesinin ilk sıralarındaki adamları takıma aldırmayı başarmıştır..

tabi ki aurelio ya da fatih tekke gibi ekstra bonuslar da olmuştur ancak rijkaard' ın eline verilen imkanlar ile karşılaştırıldığında şuster' in arap şeyhi gibi takıldığının altını çizmek gerekir..

dolayısıyla bana göre rijkaard' ın kredisi schuster' inkinden daha fazla olmalıydı. ya da öyle olacak, kimbilir..

Seykooooah dedi ki...

farkı neyse de her ikisinin de arkasında kötü bir yönetim kurulu olduğu kesin.

ben schuster'in oynattığı ve oynatmaya çalıştığı futboldan memnunum.

theotheo dedi ki...

@arturo

valla dayı o zaman senin mantığına göre takımda hoca olmasın. oyuncular form tutmuyo nasılsa suç onlarda. holosko milana gider diyen jessie idi zamanında. fırtınalar estiren küçümsediğiniz nihattı falan filan.

oyuncular fizik güç ve form olarak yerlerdeyse bunun suçu kimdedir acaba. demirörendemi, taraftardamı?

olmayan şeyin zorlaması olmaz. schuster cebini doldurup gidecek. schustere kimse yılda 2.6 milyon euro vermez dünyada+ bu imkanlar.

bakın size bir gerçekliği söylüyorum. bugün istanbuldan antepe gitseniz orada akşam arkadaşlarınız halısaha maçı yapalım dese kabul edermisiniz? 1 gün dinlenirim abi demezmisiniz ak? nedir bu lakayıtlık arkadaş. 1 gün erken git öldün mü?

neden erken gitmiyo?

kendi vasat aklı ile istanbulda krallar gibi 1 boş gün daha geçirim istiyo. keyifoğlukeyif ak. oh ne ala beşiktaş. sabahta uçağa atlar giderim kebabımı yerim maçımı yaparım dönerim diyo. hani nerde avrupa zihniyeti?

bu yapılan şerefsizlik ve saygısızlıktır. sadece şu hareketi yüzünden bile şu dakika kovulması gerekir. gazetecileri şeyini ellemesi herkesle saygısızca konuşması akreditasyon kartını takmamasından falan bahsetmiyorum. çok lakayıt bi adam beşiktaşa yakışmıyo. ister kabul edin ister etmeyin.

Gürcan Ulusoy dedi ki...

ben nerde holosko milan'a gider demişim yahu? güldürme adamı. ben öyle bir post atmışsam hicvetmişimdir. kişileri karıştırmayalım :)

ea_mvp dedi ki...

hayret gerçekten:) Şu takımda tek suçlu Schuster oldu yaa helal olsun! Geçen sene Are you Player? postunu tartışmalarını çok çabuk unuttuk.

theotheo dedi ki...

@jessie

ekşi sözlükte demiştin. holoskoda milana gider. ertugrul hoca zamanında çok formda olduğu zamanlarda. adım gibi hatırlıorm

iboay dedi ki...

@theotheo
haklısın yakışmıyor hatalarından ders alıp tornistan yaparsa belkiii.
kupa finalinde fbyi 4-2 yenip aldıgımız sene antep bld spor ile gene aynı gruptaydık yanlış hatırlamıyorsam zorlanarak 2-1 veya 3-1 kazanmıştık.acaba schuster o maçı izledimi?bence izlemedi sence?

theotheo dedi ki...

schuster hangi maçı izliyo da belediye maçını izlesin arkadaş.

yilmaz dedi ki...

rijkard'la benzeyip benzemediklerini sezon bitip yeni sezon planları yaparken göreceğiz. o da rijkard'ın mustafa sarp ayhan barış üçlüsüne bel bağlayıp buraya adam alınmamasına ses çıkarmaması gibi, sağ bek, sağ/sol açık'taki eksikleri görmez, bunlarla devam edilmesine ses çıkarmazsa benzerler.

shelbyl dedi ki...

@theotheo

Sen cok yanlis gelmissin, jessie Holosko Besiktas'a geldiginden beri hakkinda tek kelime olumlu laf etmedi. Milan'a gider demesi de surekli yaptigi bir hiciv.

Tello, Bobo, Holosko; jessie'nin uc belalisi.

Gürcan Ulusoy dedi ki...

@theotheo

holosko başlığında 8 yazım var. arama yaparsan görürsün. holosko hakkında 1 tane olumlu yazımı bulana kuntz forması hediye edeceğim :)

esasında çok büyük futbolcu. ama hocaları onu doğru kullanamıyorlar. bi kullansalar seneye milan'da.
(jessie, 28.06.2010 17:39)

:)

Gürcan Ulusoy dedi ki...

adını değiştir theo :)

Rijkaard 1 tum sezon gecirip, takimini taniyip, eksikleri belirleme sansina sahip oldu. Bunun sonucunda transfer istedi de yapilamadi mi orasi ayri konu. Schuster geldiginde toramani, uzulmezi nasil tanisin adam? Toraman'in dvd'sini mi izleyecekti? Geldiginde transfere el atmamasi elestirisine kesinlikle katilmiyorum. Bence en buyuk fark 2 antrenore de taninan surenin farkli olmasi. Schuster de sene sonunu gorur ve de ayni takimla yeni sezona baslarsa o noktada elestirilmesi gerekir. Yok eger adam transfer ister de yonetim yapmazsa da karakterli hirsli hoca bir kurus almadan istifa eder. Adam ispanya'dan nasil bilsin elinde toraman gibi, uzulmez gibi, holosko gibi, nobre gibi, gibi, gibi.... teknik fakiri (bakin kazma demiyorum :p) oyuncularin oldugunu!!

theotheo dedi ki...

@jessie shelbyl

ya kardeş. gs maçı entrisi olabilir ak. hatırlıorum yani. çokta önemi yok sonuçta.

abdullah avcı rakiplerinin her maçını izliyo stadlarda. schuster nerde? the marmara roofta viski yudumluyo?

Gürcan Ulusoy dedi ki...

tamam da benim zenci olmam gibi bir şey hatırlıyorsun sen de... :)

utaman dedi ki...

Rijkaard gittikten sonra gs nin ne halde olduğunu da görüyoruz. Rijkaard'in istediği oyuncuları almadıkları aşikar. Her şey bir yana takımın son dakikalarda topu şişirmemesi, adam adama savunma yapmaması bile yeter. Bizim yapmamız gereken Schuster'e zaman tanımak ve istediği transferleri yapmaktır. Herkes Schuster'i Daum'la Lucescu'yla karşılaştırıyor. Schuster onlar gibi değil sistem adamı. Ki buna rağmen hala yeni şeyler deniyor(mesela son iki maçtaki yan top kullanış farklılıkları gibi). Bu kadar sakatlıkta alabilecegi en iyi puanları aldı. Biraz daha şanslı olsak en az 5 puan fazla almıştık. (Örn Kasımpaşa maçı, Konya maçı, Kayseri maçı). Haketmiş miydik peki oynanan futbola göre? Konya maçı hariç hayır. Ama bu mantıkla geçen sene aldığımız çogu 3 puanı da haketmedik ya da bir önceki sezonki. Bulabilecegimiz en iyi hocalardan biriyle çalışıyoruz bence. Schuster'i kovarsak aynı kısır döngüye geri döneriz. En az 5 yıllık anlaşma yapılmalı. Öğrenmemiz gereken şey sabretmek. Peki bu sabrı gösterebilecek miyiz? Ben de sanmıyorum ama keşke gösterebilsek.

Ekrem M.Sc dedi ki...

Schuster = lider

Rijkaard = Etliye sutluye bulasmayan ezik karakterli, memur zihniyetli bir adam.

Servet Cetin/Fatih Tekke ornegi var onumuzde.

TA dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
gnyz dedi ki...

schuster konya maçı sonrası fatih'i hazır olmadığı için oynatmadığını söylemedi mi?

kooskoca barcayı çalıştıran! kooskoca hollandayı çalıştırıp yarı final oynatan! hem futbolcuyken hemde hocayken şampiyonlar ligini kazanan adam mı ezik ruhlu memur zihniyetli!

İzmir gurmesi dedi ki...

Schuster ve Rijkaard süreci kesinlikle birbirine benzemez.

Rijkaard ın elinde kadro yoktu, elindeki tek forvet sakatlandı(Baros) haftalarca oynamadı, elindeki eli yüzü düzgün tek defans(Meira) devre arasında satıldı ikinci yarıda bazı maçlarda Kewell bile stoper oynamak zorunda kaldı. Keita desen devamlı kırmızı gören bal yapmayan arı gibi sorunlu bir adam çıktı. Bu sıradan kadroyu dünyanın en iyi hocalarına verseniz gene Rijkaard kadar oynatabilir, fazlasını veremez.

Schuster ise Beşiktaş tarihinin en iyi ve en alternatifli kadrosuna sahip. Oyun görüşü olarak da bizim karakterimize uygun. Sezona da çok iyi başladı. Açıkçası Wien deplasmanındaki oynadığımız futbolu Beşiktaş'ın hiçbir Avrupa maçında görmemiştim. Önümüze geleni yarı sahasına hapsediyorduk. Ancak o süreçte takımın kazandığı güvenin şanssız mağlubiyetlerle yitirmesi bizi bu noktaya getirdi. Schuster in problemi tamamen şanssızlık. Kasımpaşa, Manisa, Belediye maçlarını çok rahat kazanabilirdik, bu maçlar sadece şanssızlık ve konsantrasyon eksikliğinden gitti. Bu maçlarda kaybedilen puanları şimdiki puanımıza koyarsanız liderle aramızda sadece 1 puan farkımız olduğunu görebilirsiniz.

Mustafa Denizli sadece ve sadece daha şanslıydı, 6 defansçıyla çık ve bulduğun pozisyonu gole çevir, taktik bu. 2.sezonunda şansa dayanan bu taktiğin nasıl teptiğini gördük. 1 sezon boyunca kötü futbol ve şampiyonluk, biz bunu mu istemeliyiz, yoksa Schuster ile her maçta ileri oynamaya çalışan bir Beşiktaş mı. Şunu da unutmamak gerekir, futbolcuların oyun düzenini ve zeka düzeyini 1 senede değiştirivermeniz pek mümkün değil.

Şampiyonluk çalışmanın yanında bir de şansla gelir. Bugüne kadar bize hücum eden takımlar neredeyse %100 le oynadılar. Biz ise devamlı kaçırdık. Bundan sonra daha şanslı ve dikkatli olursak rahatlıkla şampiyon oluruz.

Son olarak tekrar söylemek isterim ki Schuster in durumuyla Rijkaard ın kinin alakası yok.

lakerda dedi ki...

Ne kadar meraklıyız hemen her şeyi birbirine benzetmeye. Aragones'i eklemeyi unutmuşsun bak nedir bu üçünün farkı diyecektin?!

Farkları söyleyeyim.

Rijkaard oynattığı futbolda oldukça bağnazdı. Schuster ise henüz yeterli seviyede olmasa bile şu kısa sürede daha farklı şeyler deniyor. 4-3-3 ve 4-3-1-2, 4-3-2-1, bunların hepsini denedi. Bir arayış içinde.

Schuster'in oyunculara karşı bir önyargısı yok ve herkesi oynattı. Ferrari'yi beğenmediği yazıldı çizildi, Zapo ve Ferrari sağlamken Zapo'nun yedek kaldığı oldu, hatta ikisi sağlamken Ferrari daha çok forma buldu. Fakat Zapo da kulübeye mahkum olmadı. Futbolcusunu oyunundan dolayı direk eleştirmedi. Mesela Hakan o kadar hata yaptı ağzından bir laf çıktı mı? Futbolcularım kazma gibisinden bir laf söyledi mi? Sir ibrahim kaş'ı kasımpaşa maçından sonra açık olarak eleştirmişti mesela. Ha pardon rijkaard'dan bahsedersek futbolcular yapamıyor ben napıyım gibisinden şeyler demişti.

Rijkaard'dan önce verimli olan Servet,Hakan Balta şimdi ne halde, hatta Arda,Sabri gibi oyuncuların verimi yüzde 40 kadar düştü. Bir Elano,Jo,Nonda bunlar ne verdi. Mesela ilk geldiğinde övgüler dizilen Mustafa Sarp ki Jessie sen de başarılı transfer demiştin, zamanla taraftarı kanser seviyesine getirdi.

Beşiktaş'ta ise küfredilen oyuncular aynı. Kimse Bobo'ya,Ernst'e,Üzülmez'e veya herhangi geçen sene formu iyi olan eski bir oyuncuya takık değil. Holosko,Nobre,Erhan,Nihat,Tabata geçen seneden beri sövülen adamların başında geliyor. Hatta Nobre,Nihat,Tabata bu sene daha verimli hale getirilmedi mi biraz tarafsız bakarsak.

Bir tek Fink'in mevzusu var ayrı bir olay ama ben Fink olsa takım düzelirdi demiyorum, kendisi beğendiğim bir oyuncu değil. Sonuçta Fink ve Uğur'u oynatmayıp Necip,Onur seçeneklerini sunan da hoca.

Tello,prens Delgado,yerli prens Uğur,Serdar Özkan gibi abi bak kadromuz iyi aslında gibi yanılgılara sürükleyen oyuncular gönderildi ama iş yarıda kaldı. Daha bir o kadar oyuncu daha var gidecek ve eminim devre arasında en azından 1-2 kanserli adam daha yollanacaktır. Tabi o zamanı beklemem gerek tam yorum yapabilmem adına.

Schuster aralara kaçabilen, Nobre-Bobo gibi fizikli olmasına gerek olmayan çabuk bir oyuncu istiyorum dediğinde burada çoğu insan karşı çıkmadı mı? Senin elinde Holosko var denmedi mi, hele bugün azılı Schuster eleştirmenleri tarafından?

Mourinho gelse bu takımı şampiyon yapamaz laflarına katılmıyorum ama yemin ediyorum gelse öncelikle yıllardı golcü diye yutturulan, Bobosuz oynadığında Karabük maçı dışında yıllardır maç kazandığımızı hatırlamadığım, türk pasaportunun marka değerini arttıran Nobre, benliği gitmiş ama tekniği aynı kalmış Holosko, çapsız Erhan ve hatta bilemediğimiz 1-2 ismi daha gönderirdi. Bu oyunculara bel bağlamazdı, onun için de devre arasını bekliyorum fikirlerimi oluşturmak için.

Bu sadece Türkiye'ye özgü bir durum değil yalnız.İspanya kariyeri referans alınarak başka liglere gelen hocalar içerisinde başarılı olan bir hoca yok benim bildiğim.

Juande Ramos-Totnenham,CSKA

Benitez-İnter,Liverpool

Victor Munoz-Pana

Del Bosque,Aragones-Türkiye

Schuster-Shaktar Donetsk

Schuster bizde başarılı olursa dünya tarihinde bir ilk olacak sanırım.

ian dedi ki...

galatasaray'ın içini dışını çok fazla takip etmiyorum ama rijkaard sanki pasif bir adamdı, neeskens'in onun kararlarında çok büyük etkisi olduğu söyleniyordu.

schuster daha agresif dışarıya karşı. bu durum benim hoşuma gidiyor. popülizm yapmıyor, saçma sorulara alttan almıyor, hakettiği cevabı veriyor.

sportif anlamda bakarsak, ben teknik direktör kovmaya karşıyım. rijkaard'ın (ya da neeskens'in) istediklerini yapsalardı keşke ve sözleşmelerini tamamlasalardı, ve öyle değerlendirseydik.

schuster gitse ne olacak, kalsa ne olacak. senelerdir aynı kısır döngü. tigana ya da ertuğrul neden bu kulubün başında değil şuan.

sene başındaki oyun anlayışında ısrar etmesi gerekirdi schuster'in, baskılar sonucunda daha dengeli oyuna yöneldi. sonra baskıyı üretenler, bu kararı desteklemek bir yana hücumdaki sıkıntıya sardılar bu sefer.

ne bekliyorlardı ki. burada da kısır döngü söz konusu.

schuster'in bu kısır döngüyü kırıp kıramayacağını bekleyip görmek gerekiyor.

kötümser ya da iyimser değilim.

ea_mvp dedi ki...

Pek çok farklı şeyler denedi. Defans dediniz arkaya çekti. Oynatmadığı oyuncu kalmadı. Herkese eşit seviyede davranıyor vs. vs. allahtan belamızı istiyoruz. O değilde hala aynı kafadayız ebn ona şaşırıyorum. Del Bosque, Tigana, Ertuğrul, Schuster hepsi kötüde kurulan takımlar çok mu iyi. Ayrıca Benitez örnek dışı Liverpool ile Avrupa yaptıkları ortadadır. Premier Lig çok ayrı bir olay

leventpolat dedi ki...

Uzunca bir yorum yazmıştım, ama blogspot yedi yorumu. Ama hiç üzülmedim, onları yazmış olsam da buradaki zihniyetler değişmeyecek. Yine de benzer oldukları yönü söyleyeyim ben size:

Rijkaard, Galatasaray gol yediğinde "Rijkaard istifa" ve "I love you Hagi" ile stadı inleten; gol attığında da "Saldır Galatasaray" diye bağıran futbol cahili, skor tabelacısı taraftarın baskısı yüzünden gönderildi.

Schuster ise takım maç kazanırken bir mesaj dahi at(a)mayan, ancak puan kaybı yaşanan maçın bitiş düdüğüyle koşa koşa gelip maç postunda "Schuster salak, kasetleri izlemiyo, hede, hödö" diye yardıran; anasayfaya "Ben demiştim zaten de, siz niye mutsuzsunuz onu deyin şimdi bakalım!!11birbir!!" ile "Schuster siktirsin gitsin" temalı yazılar ile donatan kişiler tarafından gönderilmeye çalışılıyor.

Gürcan Ulusoy dedi ki...

@ea_mvp tamam da bu takımı sizin geçmiş dönemde "iyi" diye nitelendirdiğiniz adamlar kurdu.

nobre'yi alan tigana değil mi? holosko'yu alan ertuğrul değil mi?

takım kötü hoca iyi diyoruz.

hoca değişince takım da değişecek mi ki diyoruz.

ama o oyuncu zaten bir önceki teknik direktörün aldığı oyuncu olmuş oluyor.

bir yandan da sizin iyi dediğiniz hocalar, ferrari gibi bir iyi oyuncuyu küstürüp bilmemkimi tutuyor...

bir yandan boşalırken diğer yandan doluyoruz.

en sonunda da 2010 beşiktaş'ı oluyor.

tigana'yı seviyorum ama kaleci diye runje'yi getirmesini sevmiyorum.

ertuğrul iyi hoştu da, beşiktaş'a getirirken milyon euro harcatmayı biliyordu, holoskoyu bedavaya verirseniz alırım demesini sevmiyorum.

çok kapsamlı değerlendirmeler bunlar. kelimeler yetmiyor gerçekten

Gürcan Ulusoy dedi ki...

@leventpolat sezon başında bu takım doğru planlanmadı. hedeften şaşmamız çok yüksek ihtimal dedik. buradaki büyük çoğunluk topa tuttu bizi.

"umut dolu olduğumuz şu günlerde böyle moralimizi bozma" dendi. denmediyse denmedi densin.

bugün schuster'i savunup futbolcuları yetersiz bulan insanlar sezon başında bu takım bu sene ike ike shorunmu diyordu.

demiyor muydu?

siz de elinizi vicdanınıza koyun...

hedefleri siz belirlediniz oysa ki.

ben bu takım ligi alır yürür dememiştim. siktir git holosko demediğim gibi. yine ben holosko çok kötü futbolcu demiştim.

holosko kötü futbolcu dediğimde salak deniyor.

sonra aynı adamlar tribünde holoskoya siktir git diyorlar, normal ve doğru kabul ediliyor. biri bana bunu anlatabilir mi?

anlatmasına gerek yok ben biliyorum.

türk sporseveri medyadan daha yanar dönerdir...

fotomaça küfreder kendi duyumculuk oynar.

leventpolat dedi ki...

@Gürcan Ulusoy

Bu takımın kadro planlamasının yanlış olduğunu ben bilmiyor muyum? En basitinden, Ferrari ile Fink'in göndeirlmesi gündemdeyken derdimi anlatabilmek için aynı yorumu elli kez yazdığımı hatırlıyorum.

Sezon başında, Holosko yerine başka bir oyuncu almak çoklarına göre lükstü. Bugün ise siktir çekilen bir oyuncu. Bu kişilerin içinde sezon başı bu düşüncelere sahip olanların olmadığını garanti edebilir miyiz? Türk sporseverinin medyadan daha yanar döner olduğu doğrudur. Nihat'a ikinci maç sonunda küfreder, gırtlakları patlarcasına ıslıklar. "Niye oynamıyor bu yine?" diye yakındığı Cenk'e iki maç gol yedi diye homurdanmaya da başlar. Kayseri'de ilk 11 başlayan ve yerden yere vurdukları Onur'u iki hafta sonra "Bu maçta Onur'u oynasa kim ne diyecek Allah aşkına yapmayın!" olur.

Türk sporseverinin yanar döner olduğu doğrudur. Sezon başıyla iki ay sonrası birbirini tutmaz.

Öyle yanar dönerse böyle de yanar döner.

sterkasur dedi ki...

Y1D1 virüsü uyku halinde şu an . Uyandığında başka hocalar görmeye hazırlıklı olmalıyız. Schuster'in sonunun farklı olacağını zannetmiyorum. Schuster de yavaş yavaş sıkılmaya başladı zaten.Her halinden belli oluyor.

ian dedi ki...

nihat'ı destekleyenler ve daha sonra tepki gösterenler; cenk'i savunup sonra homurdananlar; onur'u yerden yere vurup sonra oynasın diyenler..

bunlar aynı kişiler mi peki? çevrenizde var mı böyle "gerçek insanlar"?

yoksa sadece dönemsel genel görüşü belirli kişilerin görüşüymüş gibi gösterip varsayımsal mı konuşuluyor?

bu algı sakattır ve laf kalabalığıdır beyler.

çevremde hatrı sayılır derecede beşiktaşlı insan var, ben bir oyuncuyu övüp/yerip daha sonra tam tersini savunan "gerçek bir insan" görmedim.

ian dedi ki...

"bugün schuster'i savunup futbolcuları yetersiz bulan insanlar sezon başında bu takım bu sene ike ike shorunmu diyordu."

kim bu içimizdeki nijeryalılar? bu kişiler arkadaşlarınız ise şizofrenlerle arkadaşlık ediyorsunuz demektir. eğer varsa böyle insanlar.

"holosko kötü futbolcu dediğimde salak deniyor. sonra aynı adamlar tribünde holoskoya siktir git diyorlar, normal ve doğru kabul ediliyor. biri bana bunu anlatabilir mi?"

aynı adamlar? var mı böyle adamlar? bir isimleri var mı mesela?

holosko'ya kötü futbolcu diyene salak deyip, sonra holosko'ya siktir git diyen birisi olduğuna inanmıyorum. varsa da akıl sağlığı bozuk olduğundan tedavi görmelidir.

bu kişiler yakın çevrenizde ise, tıbbi destek almalarını salık verin.

ama yok eğer varsayımsal konuşuyorsanız, içi boş laf kalabalığına sebep oluyorsunuz demektir bu.

shelbyl dedi ki...

@ian

Holosko'yu bugun seven Besiktas taraftari var mi? Bence yok. Holosko'yu en basta seven Besiktas taraftari var miydi? Evet.

Demek ki insanlarin fikri degismis.

Bugun Besiktas'in sampiyon olma umudunu hala tasiyan insan var mi? Bence yok. Quaresma ve Guti transferinden sonra "Bu sene kesin sampiyon oluruz" diyen insanlar yok muydu? Vardi.

Demek ki insanlarin fikri degismis.

Bu insanlar fikirlerini 1 saat icinde degistirmiyorlar, 6 ay, 1 yil, 2 yil gibi bir zaman diliminde degistiriyorlar.

Sen "2 sene onceki ian ne diyorsa bugun de aynisini diyor" dersen saygi duyarim sana. Ama cok ironik bir saygi olur bu. Benim fikrimi degistirdigim cok konu oldu zira.

Tutarlilik, ayni seyi soylemek degildir, olaya ayni acidan bakmaktir. Degiskenler, adi ustunde, degisirler; o zaman analiz de degisir.

Olayi hemen akil sagligina baglamamak lazim.

Ha, isim mi? Ben Holosko'yu seviyordum, artik sevmiyorum. Nihat'tan da umudum vardi, artik yok. Tutuyorsan beni yaz cetelene.

alper dedi ki...

neden korkuyoruz artık anlamıyorum. adam gibi türkiyenin herşeyini bilen medyasını itin götüne sokan, kariyeri çok büyük başarılarla dolu olan milan gibi bir dünya devini çalıştırmış milli takımı yarı finale çıkartmış galatasarayı avrupa şampiyonu yapmış, karakterin ötesinde adam gibi adam olan bu seviyeden sonra allahı gelse kimseye eyvallahı olmayan fatih hocaya neden teklif götürmüyoruz?

bu yorumu gördüm terim hakkında sapkınca yazılmış bu iltifatları okudum ya a.k daha ne deyim yav.bunu yazan beşiktaşlıysa ben değilim.ve kalbinde gerçekten saf bir beşiktaş sevgisi olan insanın bu satırları yazabileceğine inanmıyorum.ali şen-aziz yıldırım-faruk süren-vahap beyaz-ahmet çakar-zalad çalıştırsın takımı mümkünse terim inönü stadında çişini yapamasın.

alper dedi ki...

@ shelbyl

Bugun Besiktas'in sampiyon olma umudunu hala tasiyan insan var mi? Bence yok.

BEN VARIM.SON MAÇA 4 PUAN GERİDE GİRENE KADAR.

lakerda dedi ki...

Ferrari öyle küstü ki sakatlanıp duruyor!

Schuster Ferrari'yi küstürdü ama sağlam olunca hemen hemen her defasında oynattı. Ne yapacak adam başını mı okşayacak?

Ben baştan bunu demiştim demeyi çok seviyorsunuz da sene başında ferrari gitmesin kampanyaları açan sizdiniz alın abi işte müzmin sakat adamı. Aldığı yüksek ücreti hesaba katmıyorum. Transferin son gününde stoper alacaktık(ze castro) ama olmadı bir yabancıyı gönderemediğimiz için kim di bu yabancı acaba?

Aynı şekilde kampanyanın diğer ismi olan Fink'in bu seneki önemi nedir,niye atıl olarak kadroda durur? Beşiktaş'ın bugünkü sorunu Fink'in oynamaması mı? Yoksa gol atma ve gol yeme sorunu mu?

Sene başında gerçekten bu isimlerin gitmesini istemeyen ama bugün ben demiştim plansız,programsız iş böyle olur diyenlere lafım, diğer kişileri tenzih ederim.

Yine tekrar edicem, Schuster aralara kaçan,hızlı fiziği Nobre-Bobo gibi güçlü olması gerekmeyen bir forvet oyuncusu istiyorum diyince, Holosko varken ne gerek var dediler bazıları. Hatta çok iyi hatırlıyorum başka tip bir forvet aramıyorum, almış olmak için oyuncu almamalıyız gibisinden bir şey dedi. Mesela Fatih Tekke aralara kaçan,çabuk, fiziği çok güçlü olmasa da olur tanımına hiç uymuyor. Madem bu kadar Schuster manyağıyız biz o zaman Schuster'in dediğine karşı çıkıp niye ya Holosko var işte demiş olalım?

mgonen dedi ki...

Başka birisi yazdığımın aynısını veya aynı kapıya çıkacak şeyleri yazmış mıdır, bilmiyorum. Bir dolu şey yazılmış, kusura bakmayın hepsini okuyamadım.

Öncelikle şunun altını çizelim: Kimse Schuster'in Hiddink-Löw-Del Bosque-Aragones-Rijkaard zincirinin yeni halkası olmayacağını garanti edemez. Çünkü şu çok açık ki, burası harbiden başka bir yer. Yeni sosyal bilimlerin gereği olan zaman, mekân ve koşul hikayesinden bahsetmiyorum. Burası harbiden acayip bir yer. Burada yeterli olabilmek için sadece iyi olmanız yetmez. İyi olmanın yanında, kendinizi buraya (Türkiye) ne kadar adapte edebildiğiniz de önemlidir. Ne kadar Türk olabildiğiniz çok önemlidir.

Görüşümü net ve Ahmet Çakar-vari söyleyeceğim; Schuster, Rijkaard'dan iyi hocadır.

Ama işte benle Ahmet Çakar arasındaki fark da burada; o bundan sonra konuyla alakasız bir hikâye anlatmaya veya komplo teorisi kurmaya başlar, bense kendime göre bir mantık örgüsü ile söylediklerimin altını dolduracağım. İşte bu yüzden Ahmet Çakar Telegol'de çalışıyor ve bok gibi para kazanıyor. Bense, odamda oturuyor ve bedavaya yazıyorum.

Adını yazdığım hocaların hepsi sistem hocasıdır. Hepsi, bir takımı ele aldılar mı, futbolcu transfer etmekten çok bir düzen kurmaya çalışırlar, bunu önemserler. Çünkü teknik direktörün etkisinin, çok kişinin zannetiği gibi öyle %30 civarında falan olmadığını, çok daha yüksek olduğunu çok iyi bilirler. Tabii, tecrübelerinden mütevellit takıma şöyle bir bakıp, sisteme hizmet edecek adam da isterler, o ayrı.

Schuster'i Rijkaard'tan, bana göre kalın olan çizgilerle, ayıran şey şudur:

Rijkaard, teknik direktörlük hayatı boyunca sistem kurmamış, var olan sistemlerin içine girip, sistemlerin en doğru şekilde çalışmasını sağlamış, bu çalışmaya liderlik etmiştir. Aynen Del Bosque gibi... Hollanda da, Barça da; 70'lerden 80'lerden beri aynı futbol mantığının takımlarıdır zaten. Bu mantığın dışında kalan Sparta Roterdam ve Galatasaray'da ise hüsran ve büyük başarısızlıklar meydana gelmiştir. Rijkaard'ın bu iki takımdaki, ortak sayılabilecek kaderi, tesadüf olamaz. Bir tesadüfe fazla gelecek bir matematik var bu yaşadıklarında...

Schuster ise, Getafe'de, sistemin kurucusu olmuştur. Yani, bugün Beşiktaş'ta yapsın istediğimiz şeyi, adam Getafe'de yapmıştır. Görmedim ama söylenene göre aynı şeyi Levante ve Xerez'de de yapmış. Yani, Schuster kendisinden beklediklerimiz konusunda, "ehil" bir kimse olduğunu ispatlamıştır. Buradaki, 3.sınıf kariyere sahip futbolcu eskilerine veya kahvehâne düzeyinde futbol konuşan yorumcu müsvettelerine bunu ispatlamasına gerek yok (Schuster de zaten kimseyi takmıyor)!

Schuster hakkındaki soru işareti şudur; Acaba o ehliyet İspanya dışında geçerli mi? O ehliyetle başka ülkelerde de araba kullanılabilir mi?

Bunu bize düşündüren de şudur; Schuster, İspanya dışında hiç başarılı olamamıştır. Ne Ukrayna'da, ne Almanya'da...

Bekleyip göreceğiz, bu ehliyet A sınıfı mıdır, B midir, ağır vasıta da kullanılır mı?

tearkan dedi ki...

Benim anlayamadığım bir şey var. Sene başında Guti, Kü7, Schuster derken gaza gelmiş insanlar vardı evet; ama bunun yanında Schuster'den umutlu olan insanlar da vardı. Niye kötü gidince illa bu umut bitmek zorundaymış gibi geliyor ki size? Bitmedi abi. Benim umudum yada Schuster'in kalmasına yönelik isteğim bitmedi. Sene başında 30 yaş ortalamalı orta sahanın patlayacağı da geliyordu aklıma, Scala dönemindeki gibi erken form tutmanın korkusu da vardı içimde; ama yine de Schuster'in kalmasını istiyordum. Hala da istiyorum. Beşiktaş şampiyon olmayacak da olsa bu adam kalsın istiyorum. Sonuçta son 10 yılda 2 kere şampiyon olmuşuz. Gelenler, gidenler çok şey değiştirmemiş yani. Madem öyle, bari bu adam kalsın. Nasılsa bir şey değişmiyor. Bari basındaki, futbol kamuoyundaki yavşaklara (sözüm meclisten dışarı) inat bu adam kalsın takımın başında. Beşiktaş'ın taktiği yok diyorlar, ne düşünüyorsunuz diyen beyinsizlere evet yok diye cevap vermek için kalsın.

Bu arada yüzeysel bir yorum da yapayım. Rijkaard küçük takım çalıştırdı küme düştü, Schuster Getafe'de yaptıklarıyla Madrid'e geldi.

Yine de Hollanda'nın yarı finale çıkması ne ki yae demeyin, komik olmayın. Hollanda 13 Avrupa Şampiyonası'nda 5 kez yarı final görmüş. Biri şampiyon olan efsane kadro. Diğerlerinden biri de Rijkaardla ki İtalya'ya Toldo faktörüyle elenmelerini de hala hatırlıyoruzdur sanıyorum.

shelbyl dedi ki...

@lakerda

Ferrari ve Fink biz istedik diye kalmadilar.

Fink kalsin diye kampanyayi baslattigimizda Aurelio kadroya katilmamisti. Aurelio katildiktan sonra Fink atil kaldi, bunu da soyledik. Sen bu adami oynatmayip ve hatta kusturup sonra bel baglarsan da olacagi buydu.

Ferrari kalsin diye kampanya yaptigimizda da muzmin sakatligini bilmiyorduk. Madem yonetim biliyordu, o zaman satsaydi. Biz mi engelledik?

Ferrari ve Fink'in kalmasini istememiz de, kosullar olumsuzlasinca kalmalari da gene plansizligin urunu degil mi?

Sanki Besiktas'in planini biz yaptik da suc bizim oldu yahu.

Ekrem M.Sc dedi ki...

Herkes umidi kesmis falan diye herkes adina konusmayin. Buyuk bir aksilik olmazsa, Besiktas bu sene sampiyon olacaktir. Trabzon disinda ligi domine eden bir takim yok su anda, onlar da zaten yakinda dususe gececek. Devre arasini bekleyin, takim cok daha saglikli bir yapiya kavusacak.

shelbyl dedi ki...

Umidi kesmenin derecesi var, umit cat diye kesilip cat diye kazanilmaz.

Besiktas'in, su goruntusuyle sampiyon olma sansi yok. Elimizdeki data bunu soyluyor. Bobo yariyi kapatti ilerisi supheli, Quaresma yariyi kapatti ilerisi supheli, takimin yarisi sakat... Fazla hayalperest olmamak lazim.

Ben "Besiktas sampiyon kesinlikle olamaz" demiyorum. Bu kehanete girer, ileride diger takimlara ne olacagini, lige hangi dinamigin hakim olacagini bilmiyoruz cunku. Ama su anki goruntuye bakip "Besiktas aksilik olmazsa sampiyon olacaktir." demek bence safdilliktir, Pollyannaliktir.

Ekrem M.Sc dedi ki...

Polyannalik degil de ileri gorusluluk diyelim buna biz. Aslinda cok karamsar bir kisiligim oldugunu soylerler gercek hayatta. Ama bu farkli, herkesin goremedigini goreceksin, marifet orada.

Kendimi Mustafa Denizli gibi hissediyorum bunlari soylerken ama bu ligi yeterince uzun zamandir takip ettigimi dusunerek bunlari soyluyorum. Mustafa Denizli'ye kahin demislerdi 26.haftayi bekleyin dediginde. Halbuki kahinlik falan degil tecrube konusuyordu. Bizim ligimizde o kadar kaypak dinamikler var ki, devre arasini 11 puan onde bitirsen, kadron acik ara en iyisi bile olsa sampiyonlugu kaybedebiliyorsun.

23.haftayi bekleyin diyerek sozlerimi noktaliyorum. O zaman burada tekrar bulusalim, bambaska seyler konusuyor olacagiz...

Seykooooah dedi ki...

Şu "umut" topuna bir de ben gireyim. Sezon başında Quaresma, Guti gelince şampiyon olacağız diye düşünmedim. (Evet Ekşi'de "Quaresma gelince şampiyon olacağını sanan mal" mallığına entry girmişliğim var o ayrı.) "Oh be!" dedim. "İyi futbolcular ve güzel futbol izleyeceğiz. Yemişim şampiyonluğu dedim." Nitekim beklentim aşağı yukarı karşılanmış vaziyette.
Umuda gelince ben hala umutluyum. Ama dediğim gibi yemişim şampiyonluğu...

ian dedi ki...

@shelbyl

benim anlatmak istediğimi yanlış anlamışsın. ya da ben yanlış anlatmışım.

sezon başında öyle diyorlardı da, şimdi böyle diyorlar kafası tamamen varsayımsaldır.

jessie mi gürcan mı artık kimse yukarıda verdiği örnekler abartılı ve laf kalabalığı.

senin son paragrafında yazdığın ve kendinden verdiğin örnekler daha softcore, ve yanıldığını itiraf ettiğin örnekler.

elimizde şuan gerçek bir insan var bu konuda. shelbyl nickli insan.

ben gerçekdışı örnek vererek laf kalabalığıyla kendini haklı çıkarma yarışından rahatsızım. internetle ilk tanıştığımdan beri bu aynı vasayımsal örneklerle karşılaşıyorum.

hiçbir altyapısı ve gerçekliği olmayan, tamamen genel görüş üzerinden varsayımlar bunlar.

ne malum holosko'yu bir zamanlar beğenen bir adamın, şu an sadece susmadığı. iyi oynadığı zaman yine konuşur belki o başka konu.

takım üstüste birkaç galibiyet alırsa, görürsün şampiyonluk ümidi var mı insanların yok mu. belki şuan susuyorlar sadece.

liverpool faciasından birkaç ay sonra ligde liderliğe oturduğumuz günler çok uzakta değil.

bunlar iyimserlik falan değil. olasılıklar sadece.

bence yok demekle olmuyor bu işler. varlığı yokluğu tanımlamanın bencesi yoktur çünkü.

shelbyl dedi ki...

Sorun su ki, Gurcan'in yazdiklarini internet ortamindaki degerlendirme olarak goruyoruz, cunku bizim fikirlerimiz burada teati ediliyor. Fakat Gurcan'in fikirleri sadece internetten edinilmiyor. Gurcan'in etrafinda kanli canli insanlar var. Gurcan yazi yazdiginda "Mesela bizim bakkal Himmet Abi" diye orneklemeye gitmek mecburiyetinde degil.

Yani oyle bir algi varsa, ve de okuyan o algiya katiliyorsa o laf kalabaligi olmaz. Yazilana yeterli bir kitle tepki gosterirse o zaman yetersiz bir tespit olmus olur, ve de laf kalabaligi yargisi gecerli olur.

lakerda dedi ki...

@shelbyl

Oldukça düşük cümle kurmuşum. Fink,Ferrari'nin sene başında kalmasını isteyenleri tenzih ederim fakat fink,ferrari gitmesin deyip de şimdi gelip "ben demiştim zaten plansızlık" fln. diyen insanlara lafım bu.

Çünkü ben demiştim zaten diyince sorarlar e sen ferrari-fink'in kalmasını da istemiştin, aldığımız verim ortada. Varsayım olacak ama gönderilseydi şimdi schuster veya yönetimi de topa tutacaktın büyük ihtimalle. Al sana zapo diye postlar açılırdı buna inanıyorum.


Burada kimsenin futbol takımının çok doğru yönetildiğini savunduğu yok.

Bir de şu plan meselesi nedir onu açmak gerek. Çok muğlak bir terim olarak kalıyor plan. Ülkede veya dünyada kaç takım planlı. Veya plan her zaman başarı getirir mi? Gençlerbirliği plansız programsız bir takım diyebilir miyiz mesela? Ama ne sportif başarı sağlayabiliyor ne de o kadar yıllarca yatırım yaptığı altyapıdan veya gelişmiş yerli yabancı oyuncu arama tarama ekiplerinden transfer vasıtasıyla kalburüstü bir oyuncu çıkarıyor.

shelbyl dedi ki...

Abi ben hala anlayamadim iki cumlen arasindaki farki. Ben sene basinda Fink ve Ferrari kalsin diyordum, bugun de plansizlik diyorum. Ikisinin de celistigi noktayi goremiyorum, yukarida zaten acikladim.

Ha. ben Fink - Ferrari kalsin derken "Holosko ve Delgado gitsin" diyordum. Bugun Fink mi Ferrari mi Holosko mu diye sorsak cogunluk cevabin Holosko olacagi kanaatindeyim. O yuzden de icim rahat.

Plan mevzusuna gelirsek, ben Trabzonspor kadar plan olsun raziyim, o kadarini soyleyeyim. Kadro gelir - gider dengesi gozetilerek yeniden yapilansin, genc ve sekillenebilir oyuncular transfer edelim ve onlar 2-3 sene beraber, cogunlukla degismeyen bir sablonda oynasinlar. Bu kadar, fazlasi yok.

Shelbyl
gecen gun sezon sonu sozlesmesi bitecek yerli futbolcular hakkinda bir post attim.
Sozlesmesi bitecek ismler arasinda
Trabzonsporlu
Ceyhun
Selcuk
Yattara
Bursadan
Muhammet Demir

Hamit Altintop
Mehmet Ekici

Manisadan
Yigit Incedemir

Kasimpasadan
Yekta
bunlardan sadece bir kaci. Bu isimlerin en az yarisini bonservis bedeli odemeden plan ve program dahilinde almamiz gerekiyor.

shelbyl dedi ki...

Iste bir de o oyunculari aldiktan sonra o oyuncularin oynayacagi ortami saglamak lazim ama o konuyu nasil halledecegiz bilemiyorum.

Onuda halletsinler bir zahmet..

BJK4EVER dedi ki...

Yattara da dahil (Ibo Ucuncu) hepsini isterim BJK'da. Ozellikle Muhammet gelecek icin onemli bir oyuncu, Mehmet Ekici ve Hamit de muthis hamleler olur, ama gelmezler bu ikisi bence, zor. Trabzon'lular icin bastirirsak belki birini alabiliriz....

Yorum Gönder

Ara