.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
1 Ekim 2010 Cuma

Beşiktaş Hanımeller JK olsak mı?

Sonunda beklenen oldu işte. Nedir o diyenlere hemen belirtelim, Beşiktaş İnönü Stadı’nın adı, Beşiktaş Fiyapı İnönü Stadı olarak değişti. Yani Demirören’in büyümek ve ileri gitmek için tek çare olarak gördüğü sponsorlardan birine stadımızın ismini teslim ettik. Kiminin Şeref Bey, kiminin Dolmabahçe, kiminin İnönü dediği stadın adı artık Fiyapı. Bu hamleyi olumlu bulanlar var, onlar kulübe para akışının sağlanması gerektiğini, bunu becermek için stadın adının da, kulübün adının da sponsorlara kiralanabileceğini düşünüyorlar. Basketbol takımının adı nasıl Beşiktaş Cola Turka ise, futbol takımının adı da yarın Beşiktaş Hanımeller JK olabilir mesela. Ne de olsa sponsordan para gelecek ve o paralarla Q7’ler, Robinho’lar gelecek takıma. Amenna...Futbolu tamamiyle kontrolü altına alan, bir halkla ilişkiler ve reklam çalışması olarak yeşil sahaların gücünden faydalanmak isteyen markaların futbola verdiği zarar başka ve çoook daha uzun bir postun konusu. Yalnızca bu güzel oyunun, bu ilerleyiş ve endüstri mantığı sebebiyle artık oyun olmaktan çıktığını, kazanmak için her yolun mübah olduğu bir gladyatör dövüşüne dönüştüğünü, futbolcuların sponsorlar elinde oyuncağa dönüp, taraftarın yalnızca müşterileştirildiğini belirtip bu bahsi şimdilik kapayalım. Gelelim bugünün mevzuuna; Fiyapı dediğimiz kurum şöyle bir şeydir. Sırf bunun için bile benim içime sinmez bu isim. Ben halkın takımıyım deyip, taraftarlarımızın çoğu işçi sınıfından geliyor, yoksullar destekliyor bu takımı deyip bu işe onay vermek vicdana sığmaz. Öyle bir şey yok diyenlere de Fabian Ernst’in Beşiktaş taraftarını tanımladığı açıklamasını hediye olarak gönderiyorum. Gelelim ikinci mevzuya. Fiyapı, Medical Park ya da herhangi bir firma. Adının bir önemi yok. Stadınızın ismini bir firmaya satmak, kiralamak temelden karşı olduğum bir durum. Çünkü; bir takımı farklı kılan, ilgi çekmesini sağlayan, yandaşlarının o yönüyle gurur duymasına vesile olan bazı yönleri vardır. Fenerbahçe dünya yıldızlarını getirmekle ve Türkiye’nin en büyüğü olmak iddiasıyla gurur duyar, Beşiktaş ise altyapısından yetiştirdiği ve kendisine paha biçilmez sevinçler yaşatan altyapı oyuncularıyla. Real Madrid göğüs reklamından en büyük parayı kazanan kulüp olmakla gurur duyar, Barcelona ise formasına reklam almamak ya da Unicef logosunu orada taşımakla. Chelsea Abramovich’in petrol paralarıyla getirdiği yıldızlarının kazandırdığı şampiyonluklarla gurur duyar, Liverpool Shankly ruhunu hala yaşatmak ve bunun gereği olarak Gillet&Hicks ikilisine her türlü gideri yapmakla. Bu örnekleri herkes kafasına göre çoğaltabilir. Burada anlatılmak istenen, kulüplerin borsadaki kağıtlarından, kazandıkları maçlardan, aldıkları kupalardan bağımsız olarak bir ruha sahip oldukları ve o ruhu koruyabildikleri ölçüde varlıklarını devam ettirdikleridir. Ben, Beşiktaş’ın Türkiye’de aykırı olma iddiasına sahip olabilecek tek takım olduğuna yıllardır inanırım. Özkaynak düzeniyle takımını örgütlemesinden, cazgır başkan ekolüne yıllarca direnmesine; tribünlerinde hiçbir statta görülemeyecek pankartlarından, şerefli ikincilikleri sessizce kabullenmesine kadar birçok gerekçesi vardır bu durumun. Ancak bunların hiçbiri, “Biz de sponsorlardan para kazanmalıyız, rakiplerimizin kırmızılı olanı stad adını milyon dolara satarken biz öyle bakmamalıyız, biz de bu oyunu aynı kurallarla oynamalıyız” diyen insanlar için muhtemelen bir şey ifade etmiyordur. Biz de stadımızın adını satıp oradan 3 trilyon elde etmeliyiz, yani Nobre’nin falan yıllık kazancını o parayla karşılamalıyız değil mi? Peki bizi ne ayıracak o zaman diğerlerinden, Beşiktaş dendiğinde Türkiye’de ya da dünyada hangi yönüyle akıllara gelecek bu koca kulüp, Robinho’ya 20 milyon avro verdiği iddia edilen ama topçuyu memlekete getiremeyen bir takım olarak anılmak dışında? Herkese benzemek, bu oyunu bize dayatılan bu iğrenç kurallarla oynamak, gözle görülür şekilde vahşileşen futbol endüstrisine tek söz etmeyi akla dahi getirememek ve Beşiktaş’ı da aynı torna tezgahından geçirmeyi istemek benim kabullenebileceğim şeyler değil. Ben bu takımın kültürüyle, geleneğiyle, tarihiyle gurur duyuyorum ve Beşiktaş’ın büyüklüğünü plazalara bakarak tanımlayan bir başkanın ekolünden gelen insanlara da tahammül edemiyorum.

18 Yorum:

nuwanda dedi ki...

yazının ana fikrine katılıyorum ama kulübün şu durumunda ben medyada beşiktaşlı sporcular yine parasını alamadı,basketbolcular antrenmana çıkmadı haberleri duymaktansa beşiktaş fiyapı inönü stadında bilmem ne maçında berabere kaldı haberlerini yeğlerim.bu arada haklı birşekilde diyeceksinizki basket takımının adı değiştide noldu derseniz yerden göğe kadar haklısınız buda yönetimin işbilmezliğidir.son olarak stadımızın adının şeref bey stadı olmasını sahada robinhoları görmekten mutlulıuk duyarım ayrıca necip i ali kuçiği görmektende en az q7ler qutiler kadar mutlu olurum.bugün barcelonada sırf gösteriş olsun diye ibrahimoviçi alıyo oyun kuralı böyle

lakerda dedi ki...

Stada sponsor almakla takım isminin değişmesini bir tutmuyorum. Ben olumlu buluyorum,en azından olumsuz bulmuyorum. Ama bırakın Beşiktaş'ı, Bursa,Eskişehir gibi köklü klüplerin bile takım adına sponsor almasını istemem.

Bence eleştirilecek nokta, bizim 3-5 kuruşa ihtiyacımız yok diyip geçen sene kızılay reklamı taşırken, bu sene neden böyle bir karar alındığıdır. Sanki şu takımı demirören değil her sene başka bir isim yönetiyor. Çünkü bu kadar tutarsızlık olamaz. Ha belki de stat yıkılıyormuş (doğru ise), yeni stat yapımı için anlaşmalar gereği böyle bir şey yapılmış olabilir. Ama bu yorum sadece sallamasyon, bir neden bulmaya çalışıyorum.

fitneci dedi ki...

antidoto bunları istiyor, ben ise ahlaki değerler çiğnenmeksizin büyümek gelişmek için çabalayan bir beşiktaş istiyorum. arabesk değilim, hayalperest değilim, "en cool biz olalım, formaya reklam almayalım, zenginin düşmanı fakirin dostu olalım" gibisinden enteresan düşünceleri de her ay 1 blog yazısıyla tekrar etmiyorum.

tearkan dedi ki...

Bu derece uç bir örnek vererek olaya yaklaşmak ne derece objektif tartışılır. Sonuçta endüstriyel futbolun size dayattıklarından bahsedip de bu derece uç bir örnek vererek siz de bazı fikirleri insanlara dayatmaya çalışmış olmuyor musunuz?

Dünkü maçta Guti'nin Bobo'nun golüne sevinirken görüp de hangimiz sevinmedik? KÜ7 yere yattığında hangimiz eyvah demedik yada o direkten dönen topunda hangimiz vay be çekmedik?

Bunun yanında aurelioyu kadroda görüp de kaçımız Necip niye oynamıyor demedik?

Necip de dahil olmak üzere bu adamlar gazoz kapağına oynamıyor herhalde. Hentbolcular aylarca parasını alamadığında, basketbolcular takımın çok iyi gittiği bir dönemde para alamadıkları için idmana çıkmadıklarında kaçımız üzülmedik?

gesenin de yeni stada geçişiyle stad gelirleri bakımından aradaki uçurum iyice artacak. Ben demiyorum ki bu uçurum stadın ismine sponsor almakla kapanır; fakat durum da ortada. Taze alınan kredi haberini okuduk hepimiz.

Buzdağının bir de görünmeyen yüzü var maalesef. Beşiktaş'ı Beşiktaş'ta istemiyorlar. Stad arazisi için dönen rant planlarını biraz aklı çalışan herkes az çok tahmin ediyordur. Şimdi adına sponsor alınmasına karşı çıktığımız stadı tekrar kiralayamazsak ne olacak? Böyle romantik düşünceler, aykırı olmak göze kulağa hoş gelen şeyler; fakat gerçekci de olmak lazım. Çok daha önemli sorunlarımız var bence.

alper dedi ki...

Gelelim bugünün mevzuuna; Fiyapı dediğimiz kurum şöyle bir şeydir. Sırf bunun için bile benim içime sinmez bu isim...

fİYAPI DEDİĞİMİZ kurumun nasıl bir şey olduğunu okuyacağımı sandım o cümleyi okuyunca ama vire acitasyon vire demagoji hala yoksulluk hala işçi takımıyız vs vs vs vs.efsane başkanı dır dır etmeyen başkanı devletin ajanı olan bir takım işçi takımı ha .vışşş..

ErmanC dedi ki...

bu yorumda bir on kabul var. "besiktas turkiyede ve dunyada bir yonuyle akillara kazinmali".
dunyada yuzlerce futbol klubu var. yuzlerce kulup icin de gecerli bu dilek. illa ki onlarin da bazi taraftarlari kendi takimlarinin dunyada fark yaratan bir takim olmasini istiyor. peki makul bir istek mi bu ? bir futbol takiminin
var olus amaci illa dunyada fark yaratacak bir organizasyon olmasi midir ? bence degil.
Toparlamak gerekirse ben sunu anlamiyorum, Besiktas'in niye bir futbol takimi olarak sporun rekabetine bulundugu donemin sartlarina ve yapisina uygun bir organizasyonla katilmasi ve o rekabette bir renk olmasi bazi taraftarlarinca yeterli gorulmuyor ? Niye israrla bir futbol takimindan cok daha otesi bekleniyor bu kulupten? Ve boyle olamadigi / olmasinin cok zor oldugu zaman icersinde defalarca ortaya cikmasina ragmen nede bu israr, bu beklenti ? Bu talep acaba bu takima yararli mi, yoksa gereksiz bir yuk mu ?
Bir yerde bu beklenti Fenerbahceli arkadaslarin "tek buyuk", "en buyuk" fantazileri ile paralel bir fantazi degil mi ?

gnyz dedi ki...

Beşiktaş ne kadar halkın takımıysa fb ile gs'de o kadar halkın takımıdır. Beşiktaş halkın takımıdır, fener sosyetenin, gs aristokratların takımı felan diye kandırmayalım kendimizi. İşçi sınıfı, yoksullar Beşiktaş'ı tutuyor da gs'yi fb'yi tutmuyor mu? Fabian Ernst gitsin baksın bakalım varoşlarda en çok hangi takım tutuluyor. Bugün işçi sınıfında da varoşlarda da en çok gs taraftarı vardır. Sebebi de malum. Yarın bir gün biz 3-5 sene şampiyon olur avrupada ses getiririz çocuklar Beşiktaş'lı olur işler değişir o zaman. Kimse meslek gurubuna yaşam şartlarına göre takım tutmaz onun için boş yere anlam yüklemeyelim.

Beşiktaş öyle avrupanın x,y kulüpleri gibi belli bir şehrin ve o şehirde yaşayan bilmem ne işçilerinin takımı felan değildir. Memleketin her köşesinde taraftarı olan, neredeyse bütün şehirlerde o şehrin takımından çok taraftarı olan bir kulüptür. Yok stadın ismini satmayalım, forma reklamı almayalım stadı yıkmayalım alt yapıdan yetiştirdiğimiz oyuncularla, lig tv gelirleri vs. ile kendi yağımızda kavrulalımla felan olmaz. Ha olurda en fazla semt takımı olunur. Semt bizim aşk bizimcilerde doya doya severler takımlarını.

Altyapıdan yetiştirdiğimiz oyuncularla övünme dönemi felanda çoktan bitmiştir. Son 15 yılda alt yapıdan kimi çıkarmışız(Nihat Kahveci'nin durumu ortada).Çok değil daha 3-4 ay önce Guti q7 çılgınlığı yaşadık. Taraftar forumlarında binlerce sayfalık topicler, nöbet geçirmeler, havaalına giden binler, stadda yapılan 20bin kişilik karşılamalar felan. Bugün anadolunun herhangi bir kahvesinde maç izleyen adam Guti ile q7 ile övünüyor. Yani biz öyle çok farklı felan değiliz.

Adı 3 kere değişmiş Beşiktaş ile hiçbir alakası olmayan İnönü olmuş stadın adının değişmesi ilede hiçbir şey olmaz. Hanımellerde, orkidde ultra primada sponsor felan olmaz. İş bu paraların doğru harcanmasında

Yasin dedi ki...

Yazıdaki ana fikre tamamıyle katılmıyorum.
Birincisi fiyapı inönü stadının bende inönü stadından hiçbir farkı yoktur ki inönü öyle pek sporu seven yada beşiktaştan haz eden biri de değildi alışıldığı için bu isim değiştirilmiyor.ikincisi kimse oraya fiyapı demeyecekki ben demeyeceğim siz demeyeceksiniz avrupada inönü denecek bence değişen tek şey beşiktaş kasasına eklenen 8 milyon liradır ve benim içime gayet sinmiştir bu durum.

leventpolat dedi ki...

Ya şahsen ben artık bu tür düşüncelerden sıkıldım. Yorumlardan anlaşıldığı kadarıyla çoğu kişi de sıkılmış.

Tamam abi, her şeye karşıyız, reklamsız oynayalım, kendi yağımızda kavrulduk diyelim. Şen şu halinde Galatasaray ve Fenerbahçe ile ekonomik olarak baş edemiyorsun, onlarca katın gelirleri var. Stad gelirleri, kombineler, formalar, lisanslı ürünler falan derken tonlarca şeyden gelir elde ediyor adamlar. Hatta daha dün bir yazı okudum, Beşiktaş'ın stad geliri yılda 6.5 milyon euro, Fenerbahçe'nin 60 milyon euro. Siz de biliyorsunuz ki ekonomik güç olmadan sportif başarıyı da elde edemezsiniz. Yok "biz böyle iyiyiz" yok "sevinmek için sevmedik" vs vs diyen olacaksa iyi rüyalar. Eğer şampiyon olamazsa sevgimizden bir şey eksilecek değil elbet, ama bizde takımımızın başarılı olmasını istiyoruz.

Şu işçi takımı, halkın takımı, varoşların takımı tanımlamasını da doğru bulmuyorum. Bu vatandaşlarımızdan ne kadar Beşiktaşlı varsa o kadar Galatasaraylı, o kadar Fenerbahçeli de vardır yukarıda bir arkadaşın dediği gibi. Ben çok nadir Beşiktaş forması giymiş bir sokak çocuğu görürüm eğer illa böyle bir örnek isteniyorsa.

Şu Barcelona örneğini vermekten de bıkmadınız bir türlü. Forma reklamı almıyorlarmış, özkaynakmış. Hayat da çok güzel, vapurlar filan. Adamlar Real Madrid o kadar adam aldı diye Ibrahimoviç'i aldılar Ronaldo parasına. Unicef'in yerine de 2-3 seneye yüksek ücretlerin geçtiği antlaşmalarla yeni şeyler gelirse kimse şaşırmasın, gelecek de.

Özkaynak demişken, Beşiktaş altyapısının son yıllarda Necip harici kimi çıkarmışız, çıkardıklarımız şuanda nerede ve ne durumdalar? Aldığımız oyuncular Beşiktaş'ın çocuğu dediğimiz Nihat'ın 2 yılda gösterdiği eforu tek maçta gösteriyorsa bunun neresi kötü? Robinho veya bir başkası, takıma fayda sağlayacaksa, Beşiktaş'ı ileri taşıyacaksa bunun sizi geren tarafı ne?

İnönü'nün bizimle ne alakası var da stadın isminin değiştirilmesine kızıyoruz? Şeref Bey olmadığı sürece kağıtta ne yazdığı önemli mi? Stadımız 60 yıldan fazla süredir kullanılıyor, artık çağın gerisinde kaldı, Allah korusun bir depremde hasar görme olasılığı yüksek. Eski Açık'ta bir kapı tarihi eser statüsündeymiş de izin vermiyorlarmış. Bunların amacı zaten Beşiktaş'ın Beşiktaş'tan çıkmasnı sağlamak. 49 yıllık kira bittiğinde yeni sözleşme imzalanmayacak, bize Zeytinburnu'na gidin diye komik bir şey söyleyebiliyorlar.

Tabi biz hala Beşiktaş Hanımeller'deyiz, fakirin dostuyuz. Reklam almayalım, Fenerbahçe ve Galatasaray her yıl bizden 10 kat fazla para kazansınlar, biz de kendimizi "sevinmek için sevmedik" diye avutalım.

Siz hala bıkmadıysanız tebrikler cidden.

ferdi dedi ki...

Benim temelde anlamadigim; Besiktasin digerlerinden ne farki kaldi endisesi.Besiktasi Besiktas kilan degerler sabittir. bir seyin adinin degismesiyle kendisi degismez. Besiktas gelisen global futbol dunyasinda var olmak istiyorsa bunlari yapacak.bunlara gec bile kaldi. sponsorlari sosyalist perspektiften ele alirsaniz suan ki durumu anlayamazsiniz. dunyanin donme kuvveti artik reklamlara baglidir.reklam yoksa film yok dizi yok haber yok gazete yok internet yok futbol yok ekonomi yok kalkinma yok. Bunlari Besiktas ya da yonetimler ya da baskanlar belirlemiyor.ne kadar sevmesekte sistemi, oyunun kurallari boyle.kaldi ki fiyapi Besiktasla boylesi bir ortakliga cok uygun bir firma. gelismeler dusunuldugunde inonunu yikilma karari-fiyapiyla imzalanan anlasma-75milyon dolarlik kredi hepsi olumlu gelismeler.(muhtesem bir stad yapmaya giristi bizim yonetim hayirli olsun.) guclenmezseniz gucsuzlesirsiniz. yonetim bize herseyden once takimda esas olanin futbol oldugunu transferleriyle kanitladi. iyi futbolun devamliligi da biraz ekonomiye bakar. seneye uefa ligini alirsaniz takima daha cok masraf yapmaniz gerekecektir ya da eski kafayla gs gibi varini yogunu satarak bir basariyi hic olmamiscasina tarihin tozlu sayfalarina gomersiniz. 15-20 milyon yuregin carptigi guzide bir futbol takiminin kurumsallasma cabasi bence takdire sayandir.devamini iyi takip edelim bakalim bu surec neleri doguracak gelecekte Besiktas icin. (turk takimlari kendinlerini olduklarindan kucuk gorme kompleksinden kurtulmalilar.dogru 2-3 hamleyle bjk-gs-fb rahatlikla avrupada her sene en az ceyrek final oynayabilir ve oynamalidir da yeter ki kisisel hirslar ve inatlar yerine yonetimsel kalici projeler ve takim ruhu olusturulsun)

shelbyl dedi ki...

Valla ben stada sponsor alinmasina karsi degilim. Eger oyle bir gelir kalemi yaratilacaksa, cikis yolu o sekilde cizilmisse tamam, eyvallah.

Lakin aklima su gelince afakanlar basiyor.

Robinho alinmasina finansal sebeplerle acayip bir gozle bakarken insanlar "N'olacak sponsor var yahu!" falan diyordu.

Simdi stadin bir yili 3 milyon lira. Hadi formaya da sponsor geldi 3 lira da olsun. Etti 6. Robinho'nun gelmesi demek, bizim 2 yillik stad ve forma gelirinin kirdirilmasi demek olacakti. Sponsor geliri denen sey bu muydu yani? Fulya gelirleri de 2 yil temlikli zaten. Bir tek yayin gelirleri kaliyor geriye, bir de sampiyon olursak. Yeni stad yapilacak mi, yapilmayacak mi o ayri muamma.

Bunun disinda gittik bir de 75 milyonluk kredi aldik borc vadesini degistirmek icin. 1990'li yillar Turkiye ekonomisi olduk iyiden iyiye, borc dondure dondure nereye kadar bakalim.

RuFF dedi ki...

Shelby fulya gelirleri 2 yıllık temlikli değil
Acıbademin binasını bilmiyorum ama iş merkezlerinin olduğu bina tamı tamına 25 yıllığına ağaoğluna kiralanmış durumda.
İşim sebebi ile tesadüfi öürendim bunu
25 yılllık kira gelirinide bu yönetim peşin almıştır.
Yani o binadan 25 sene para beklemeyin

shelbyl dedi ki...

Ciddi misin? Oha ki ne oha.

Gerci cok sasirdim desem de yalan olur acikcasi.

leventpolat dedi ki...

Benim Robinho örneğini vermem üzerinde çokça tartışılmış olmasındandır. Ayrıca Robinho veya başka bir transferi "Yıldız almayalım, kendi yağımızda kavrulalım" mantığıyla hareket eden arkadaşlarımız için söylemiştim. Yoksa yine o konuyu gündeme almak değildi amacım. Her neyse.

Fulya gelirlerinin 2 yıl temlikli olmasının yerine 25 yıl kiralanması, üstüne de peşin olarak alınması aynen "oha ki ne oha."

çimento dedi ki...

romantizmin fazlası da hiç çekilmiyor

Tuco Salamanca dedi ki...

şimdiye kadar yeterince cevap verilmiş ama ben de dayanamıyorum yine.

abi gerçekten yeter artık, siz neyin yada nelerin kafasını yaşıyorsunuz? beşiktaş nasıl aykırı olacak? tek kulüpte sosyalizm ilan ederek falan herhalde.

işçı sınıfı beşiktaş'ı destekliyormuş. hadi ya. nasıl yaptınız bu tespiti? istatiski bir çalışma mı yaptınız? daha önemlisi türkiye'de politik bir işçi sınıfı mı var? oy verirken bile sınıfsal tercih yapmayanlar, takım tutarken yapıyormuş. bravo valla, çok güzel düşünmüşsünüz. avrupa'da geçerli olabilecek bu sınıfsal tahliller, türkiye'de ancak uyduruk sıfatı ile anılabilir.

yazıda savunulan fikirlerin bayatlığını geçtim, bir paragraf "Fiyapı dediğimiz kurum şöyle bir şeydir." diye başlıyor, ondan sonra fiyapı hakkında hiçbirşey yok. ben de merak ettim, nasıl bir kurummuş bunlar? kiralık katil şebekesi mi? inşaat işçilerini asit kazanlarında eriten bir örgüt mü? ne acaba?

azminize hayranım ama. siz en az ayda bir kere saçmalayın böyle ve artık fikirlerinizin geçer akçe olmadığını anlayın.

herşeye karşı çıkmaya devam edin. her zamanki gibi bütün argümanlarımız metafizik değerler üzerine kurulu olsun. başka şansınız yok çünkü tutunabileceğiniz somut nedenleriniz yok.

siz hayal dünyanızda yaşamaya devam ederken, beşiktaş endüstriyel futbolun gereklerini yapmaya devam ederek başarılı olacak. beşiktaş başarılı oldukça siz üzüleceksiniz tabi, "ah nerede o şerefli ikincilikler" gibi yıllardır camianın üstüne kambur olmuş eziklik psikolojinizden de kurtulamayacaksınız ama biz beşiktaşlıllar çok mutlu olacağız.

o yüzden dostum, rahat olun siz rahat olun...

helldoradotcom dedi ki...

@cimento konuyla ilgili en guzel yorumu yapmis bence. karsi olmak icin konu arar olduk. bunda ne gariplik var beyler, hatta dunyanin en masum gelir saglayici aktivitesi bu olsa gerek. bence forma reklami bile taraftari daha birebir etkileyen bir anlasma. Stadin adi ister inonu stadi olur ister fiyapi inonu, ister sadece fiyapi stadi! kime neden farkediyor anlamiyorum ben? HA bu sponsorluktan gelen fonlarin nerede kullanildigi konusunu sonsuza kadar tartisalim orasi ayri!

AQ-47 dedi ki...

Bence Antidoto, geçenlerde Fabian Ernst'in yaptığı "işçi takımıyız yae.." içerikli kolpa yorumun etkisinde kalmış ve gereksiz anlamlar yüklemiş Beşiktaşıma...Olur öyle, arada duruş falan sözetmezsen uyanır insanlar, Demirören yıllardır aynı muhabbeti çekmiyor mu, işine gelince duruş, değer vb..

Yorum Gönder

Ara