.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
21 Nisan 2010 Çarşamba

Fenerbahçe - Nefret İmparatorluğu

Beşiktaş / Galatasaray / Fenerbahçe / Trabzonspor. Türk futboluna değişimli olarak önderlik etmiş dört camia. Dördünün de Türk sporundaki çizgisi, tarzı zamana bağlı olarak değişim göstermiş ve bugüne kadar gelmiş... Tabii Türkiye'nin sosyo-kültürel değişiminin de bunun temel faktörü olduğunu da hatırlamak gerek.
Peki Türk sporunun ve özellikle futbolunun son 30 senesindeki önderi, standartları belirleyeni, liderlik edeni kim? Bunun için 30 seneyi de parçalara bölüp öyle yorumlamak gerekli. 1980'den bugüne Beşiktaş 8, Galatasaray 11, Fenerbahçe 8 kere şampiyon olmuş. 80-81 sezonunun şampiyonu ise Trabzonspor. Bu tarihsel süreçte Beşiktaş ve Galatasaray'ın dönem dönem Türk futbolunun liderliğini yaptığını görüyoruz. Zira Beşiktaş 3, Galatasaray 4 sene üst üste şampiyon olmayı başarmış. Bu bir dominasyondur. Beşiktaş 1989-1992, Galatasaray 1996-2000 tarihlerine ambargo koymuş. Fenerbahçe'nin başarısını sürekli kılacağı bir yapılanması olmadığından mı bilinmez, başarı istikrarını yakalayamadığını şampiyonluk rakamları ifade ediyor. Buradan çıkacak yorum, Beşiktaş'ın belli dönemler belli atılımlar yapıp liderliği ele geçirdiği, Fenerbahçe'nin şampiyonluklar kazansa da koltuğuna sahip çıkamadığı, devamlı o önderlik pozisyonundan düşürüldüğü, Galatasaray'ın ise sportif açıdan en istikrarlı camia olduğudur... Saha başarısını bir kenara koyalım ve düşünmeye devam edelim. 1996-2000 Fatih Terim'li sezonlarında aklımızda kalan tek şey güzel futbol muydu? Samimiyetle Galatasaray'lısı da bunu ortaya koysun. Arif Erdem'in kendi dalında yıldızlaşması, Hasan Şaş, Hakan Ünsal, Emre Belözoğlu gibi "şu an" hiç bir Galatasaraylının "karakterini" sevmediği ama o günün şartlarında "destek" olduğu Galatasaraylı oyuncular... Galatasaray taraftarı farkında değil, Emre Belözoğlu'nun bu rezillikteki karakterinin nedeni biraz da Galatasaray taraftarının zamanında vermediği tepkilerdir. Hakan Ünsal'ın tüm Galatasaraylılarca nefret edilmesi tesadüf müdür? Hakemler, Mhk, TFF, Fatih Terim, Mehmet Ağar, diğer dış faktörler... Kabul edelim, o dönem Türk futbolunun sportif açıdan olmasa da yönetsel açıdan buhranlı dönemlerinden biridir. Her hafta Galatasaray maçlarında olan bitenleri tekrar anlatmaya gerek yok... O dönem Fatih Terim önderliğinde kurulan bir nefret imparatorluğu ve kazanılan başarılar... Galatasaray nereye gitse protesto edilirdi, tüm rakip oyuncularla saha içinde problemler yaşanırdı, hakemleri itmeler, tükürmeler... Bildik sahneler. Ne Galatasaraylı yönetici rahatsız olurdu ne de taraftar...
---
Türk futboluna artık yeni bir Nefret İmparatorluğu inşa ediliyor. Belki de edildi, biz yeni yeni tanışıyoruz... Galatasaray'la kavgalı, Beşiktaş'la kavgalı, TFF ile kavgalı gözüküp aslında her istediğini de alan bir yapı. Ahlaki değerleri aynı Galatasaray örneğinde olduğu gibi, 2. plana atan, sadece kazanmayı hedefleyen ve kazanan bir camia... Şimdi dönüp Galatasaraylı dostlarıma soruyorum; Anlıyor musunuz? diye... Evet anlıyoruz diyorlar. Fenerbahçe'nin önündeki süreç belli. Beşiktaş Fenerbahçe maçı oynanır biter. Galatasaraylısı Fenerbahçe şampiyon olmasın diye Bursa maçının kaybedilmesini diler. Beşiktaşlısı Fenerbahçe şampiyon olmasın diye Bursa maçının kaybedilmesini diler. Aylardır Galatasaraylı arkadaşlara soruyordum, şimdi Fenerbahçelilere soruyorum; Düşünün bakalım bu neden böyle oluyor? İnsanlar neden size karşı birleşiyorlar? Neden kendi camianız dışında kimse tarafından sevilmiyorsunuz? Neden bir Beşiktaş maçından sonra Galatasaraylı insanlar bile çıldıracak, kendi maçlarını kaybetmek isteyecek noktaya geliyorlar. Bu, tamamen Fenerbahçe'nin tercihi ve sorun kabul edilecekse, sorunudur. Nefret İmparatorluğu'nun getirisi, götürüsü bellidir. İsterseniz İmparatorluğunuzun duvarlarını biraz daha yükseltir kendinizi korumaya alırsınız, isterseniz de duvarlarınızı yıkıp tekrar bizimle kucaklaşırsınız... Sadece, İstiyorum ki bilin. Gittiğiniz yol, Nefret İmparatorluğu'dur...

72 Yorum:

Deniz dedi ki...

Bunu kutsal ittifak sayıp kendilerini nimetten görme sonucu da var ki, bu tip narsist taraftar profilinin takınacağı tavır bu olacaktır. Çünkü fenerbahçe büyüklüğü başka bir büyüklüktür'le başlayan gerzek alıntılarla kendilerini tatmine aynen devam edecekler.

Great White dedi ki...

Fenerbahçe' nin sadece kendi taraftarınca sevilmesinin sebepleri belli aslında. Bana göre en önemli sebep Ali Şen konseptindeki egosu yüksek, itici ve megaloman tipteki başkanların kendi taraftarının egolarını pohpohlayacak türden iddialı tavırlarıdır. Bir de bunun üzerine medyanın Fenerbahçe' yi her daim "Birinci büyük" olarak lanse ediyor oluşu da bu "anti" yaklaşımı körükleyen nedenlerin başında geliyor..

Fakat son yıllarda Aziz Yıldırım' ın bazı sivri çıkışlarını saymazsak Fenebahçe' yi "Yönetim bazında" çok da antipatik bulmadığımı belirtmem gerek. Mesela BJK Başkanı Demirören, GS başkanı Adnan Polat ve zamanında Beşiktaş' da görevli Sinan Engin' in hemen her bünyede buram buram sinir harbi yaratan biribirinden dengesiz beyanatları hala hafızalarda. Fakat bilhassa Beşiktaş, medyanın gözünde Fener' e kıyasla daha göz önünde tutulmadığı için bu derece büyük bir sinerji yaratmıyor doğal olarak..

Ben Fenerbahçe' nin özellikle bu sezon tavan yapan "Nefret imparatorluğunun" daha çok futbolcu kadrosundaki biribirinden "sevimsiz" ve "çirkin" adamlar tarafından beslendiğini düşünüyorum.

Emre, Bilica, Wederson, Mehmet, Volkan, Cristian, Lugano, Santos ve hatta Semih gibi "çirkef" statüsünde rahatlıkla kafaya oynayacak adamların oluşturduğu bir kadronun sempati toplamasını bekleyemezsiniz..

Yahu bizde bu kıvamda bir tek Engin Baytar var; o dahi başta biz olmak üzere cümle alemin dilinde..

Temur dedi ki...

Yazı çok güzel lakin 20 yıl denilmiş ama 1980 ile 2010 arası 30 sene var.

Jessie dedi ki...

@temur düzelttim.

esperanza dedi ki...

Icimizdeki Gs nefreti bitmez,
biz gozumuzu GS nefretiyle actik...

shibby dedi ki...

"Düşünün bakalım bu neden böyle oluyor? İnsanlar neden size karşı birleşiyorlar? Neden kendi camianız dışında kimse tarafından sevilmiyorsunuz?"

şu soruyu git bir fenerliye sor, çekemiyorsunuz, kıskanıyorsunuz der. başka da bir cevap alamazsın.

Pamukk dedi ki...

e ama onlar bunu biliyorlar ve gurur duyuyorlar. neymiş hepimiz bir-onlar tekmiş. neymiş kutsal ittifakmış.

umut dedi ki...

nefret politikasını yarattığını söylediğiniz adamlar(bilica,emre,lugano..vs) sadece nefret duygusu uyandırmıyor ki. maçlar,skorlar,goller unutulur, ama kimse penaltı noktasına kazma kürek dalan adamı,başkasının formasıyla oynayan adamı,tombala çeken futbolcunun yaptığı hareketi unutmaz. ntv spor da altyazı geçeriyordu: "fenerbahçe; penaltı noktasını EŞELEYEN futbolcusu için, cezasını sarı kart ile almıştır diye açıklama ......." falan diye. eşeleyen diyor ya,bundan daha büyük utanç olabilir mi? ama sen çıkıp bunun üzerine bile "o cezasını çekti", "ben onu bobonun dikkati dağılsın diye yapmadım", "çok sinirliymiş canım ondan eheh" diye üstüne gidersen, nefret edilen değil, kaypaklığınla,yüzsüzlüğünle anılan bir klüp olursun.

mahmut dedi ki...

yazı fenerbahçeyi anlatayım derken dönüşüm geçirip galatasaray aleyhtarı bir yazı olmuş. galatasaray taraftarı olarak, beşiktaş bana her zaman yakın gelmiştir. en çok okuduğum bloglardan biridir bu blog. ama bu yazının galatasarayla ilgili kısmına katılmıyorum.

96 - 00 döneminde her takıma olan hakem hatalarından fazlası olmamıştır. Beşiktaşın 89 -92 şampiyonluklarında da. birçok hakem hatası olmuştur 100. yıl şampiyonluğunda da. ayrıca galatasaray türkiyedeki başarısını avrupada da sürdürerek taçlandırmıştır.

şu anda eski defterleri açma zamanı değil. kadıköyde her yıl gerçekleşen hakem faciaları, futbolcularının adeta savaşa çıkarmışçasına yaptığı çirkeflikler, terbiyesizlikler nasıl önlenir bunu tartışma zamanı. eminimki beşiktaşta kadıköyde galatasarayın girdiği sürece giriyor. galatasaray 10 yıldır kadıköyde kötü oynayıp kaybetmiyor. başka faktörler var. bunu şimdiye kadar göremiyordunuz ama artık sizde görün. bunların yaptıkları pisliklere dur diyecek bir mhk başkanı artık çıkmalı. futbolu çirkinleştirenleri koruyan sadece fb resmi internet sitesi olmalı.

Jessie dedi ki...

sözümün özü budur; 96-2000 arası olanlar bugün kadıköyde tekrar sahneleniyorlar.

fenerliler diyorlar ki, yok canım o dönemki galatasaray kadar değiliz.

galatasaraylılar diyor ki; yok canım bizim zamanımızda bu kadar olmamıştı.

ben sadece bu benzerliğe dikkati çektim.

fenere geçirmek, arada galatasaraya geçirmek değil derdim.

sadece fenerin bugün yaptıklarını anlamak için o dönemki galatasaray'a bakmak gerektiğini düşünüyorum.

sonuçlarını görmek adına da faydalı olacağını düşünüyorum.

çünkü süreç bence aynı.

tearkan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
tearkan dedi ki...

Olayın taraftar boyutu çok da önemli değil açıkcası. Sonuçta Pascal'ın zamanında yapmış olduğu hareket birini hedef almış olsun yada olmasın bir başkası tarafından bizim maçta yapılsa bizim tepkimizi çekerdi ve o adam nefretle anılırdı. Fakat bugün Pascal'ı hepimiz seviyoruz. Dolayısıyla taraftarın Bilica konusunda yaptıkları ve söyledikleri beni çok etkilemiyor. Bilica'nın pozisyonunda Uğur vuramadı ve pozisyon bitti diyen kız arkadaşım bile etkilemiyor hatta. Olayın dikkat edilmesi gereken yönü -bence- febe yönetiminin, teknik direktörünün vs. söylemleri. Hakemin bilicanin disiplin kuruluna gitmemesi için sarı kartı 'eşeleme' için gösterdim diye açıklama yapması. Gerçi zamanında Türk gençlerine sportif konularda bir kokainman mı yol gösterecek diye tepki gösterdiği adama üç yıl şampiyonluk lafı sonrası sarılan birisi bilicanın arkasında da durur, bilicayı arkasına da alır.

lakerda dedi ki...

Yerinde bir tespit.

Zamanında tiyatrocular takımı diye anılırdı arkadaşlar arasında o dönemki galatasaray.

Fakat bunun sebebi nedir? Hırslı ve çirkefleşen futbolcu topluluğunun artmasının sonucu olarak da görülebilir bu. Yani sistemli bir çalışma mıdır, yoksa bu tip futbolcuların artmasından mıdır, bilmiyorum.

Bilemiyorum, çetrefilli bir konu. Fakat kadıköydeki derbileri sanki ayırmak gerekiyor o dönemdeki Gs'den. Şimdi daha sistemli,koordinasyonlu,o maça odaklanmış oyunlar var. Üstelik rakip takım kadıköy'de dayak yeme düzeyine geliyor. Bunu bu seneki Gs ve Bjk maçları için net olarak söyleyebilirim. Özellikle Fb-Gs maçında çok net bir şekilde dayak atıldı ve konuşulmadı. Dönemin Gs'sinde dirsekler, bazı çirkeflikler olurdu ama dayak atmaya yönelik bir strateji ve bunu bu kadar açık kollayan bir ortam yoktu.

Pamukk dedi ki...

yönetim derbiye itiraz etmiş

Neo Wan dedi ki...

bu yazı tamamen bir kompleks ürünüdür. o sevdiğniz gs bile 2 büyük var der ve sizin ne başarılanızla nede başarısızlıklarınızla ilgilenir nede 1 avuç taraftarınızı kale alır.

haklısınız medyanın her alanında yazılı görsel hep yok sayılmak. transferde hep sönük kalmak 2. yıldızı bile kayınço sayesinde takmak. çabalarınızın federasyon tarafından bile kaale alınmaması zordur sanırım.

Ryuzaki dedi ki...

çok güzel bi yazı olmuş tebrik ederim. nefret tohumlarını ektiler artık.

Gokhan Tugut dedi ki...

@esperenza
aynen katılıyorum...

neo wan +1.

ibretlik bir yorum teşekkürler.

Neo Wan,

gs'yi sevdiğimizi nerden çıkardın? veya fb'nin gs'nin bir tek kendilerinin büyük olduğunu düşünmelerinin umrumuzda olduğunu mu sanıyorsun? beşiktaş'a karşı olunca genç aşıkları gibi olup, sadece 2 büyük var diye böbürlenip, ; ilk fırsatta, her maçınızda birbirinizi yediğinizi; dünyanın en büyük derbisinin futbol dışında her şeyle anılmasını zevkle izliyoruz, merak etme.

fenerbahçeliler gelip burada beşiktaş'a, taraftarına laf yetiştireceğine; bizden daha iyi oynadıkları maça gölge düşüren hakeme, emre'ye, bilica'ya, güiza'ya sitem etsinler.

can yaman dedi ki...

@pilot santrafor

Bir Galatasaray taraftarı olarak, 'GS Türkiye'nin ne büyüğüdür' diye bir iddiada bulunabilirim fakat 'GS tek büyüktür' diyemem. Bunu diyenleri ciddiye bile almamak lazım.

@Jessie
96-2000 arası Galatasaray'ını çirkef bir takım olarak kabul edemem; Hakan Ünsal, Emre, Fatih Akyel gibi 'Futbolcumuz olmasa yüzünü görmek istemeyceğim ve bizzat sevmediğim' isimlerin yanında Suat, Tugay, Ergün gibi her takım taraftarının hayranlığını kazanan isimler de vardı. Günümüzün Fenerbahçesiyle aynı kefeye koyarsan buna hiçbir GS taraftarı katılamaz.

neyse ki bazen bizi kaale alıyorlar da, gelip blog'umuza yazıyorlar. teşekkürler neo wan:(

Jessie dedi ki...

fenerbahçedeki oyuncuların tamamımın çirkef olduğunu da söyleyebileceğimizi sanmıyorum.

oyuncu çirkefliklerinden öte planlı, programlı bir iş yapıldığı düşüncesine sahibim.

1. dakikada rakibimi kalenin içine sokayım. kafasını kaldırana vurayım. rakibe saldırayım, her pozisyonda hakeme saldırayım, sahaya zarar vereyim....


madem fenerbahçe oyuncuları her kararda hakeme itiraz edecek kadar memnuniyetsizler, maçtan sonra gulu gulu dansı yapmak yerine "bu maçı kazandık ama hakem çok kötüydü" desinler.

bu bana planlı bir girişim olduğunu düşündürüyor.

ayrıca sadece bu maç ta değil. galatasaray maçında da aynı stratejiyi izliyorlar.

hatta galatasaraylı arkadaşlara o maçlardan sonra "sizinkiler dayak yedi", "hakem kararlarını birer birer eleştireceğinize oyuncularınızın dayak yemesini legalize eden kuvvetlerin üzerine gidin" demiştim.

oyuncuların bireysel çirkefliklerinin dışına çıkıyor işte bu.

aynı o galatasarayda olduğu gibi.

bülent, hagi, hakan ünsal, emre, okan, arif vs...

her pozisyonda hakemin etrafındalardı. yanlış mı hatırlıyorum.

maç içinde o kadar itiraz ederlerdi. maç biter lay lay dans ederlerdi sanki bir şey olmamış gibi.

0-1 üzülmez'in atıp beşiktaş'ın kazandığı maçı hatırlayın. oyundan çıkan pancu yavaş çıktığı gerekçesiyle tartaklanmıştı.

ama bu örneklere girersek bütünü ıskalarız.

Jessie dedi ki...

ergün'ü sevmeyen, takdir etmeyen bi sporsever olduğunu da düşünmüyorum. bu da ayrı konu.

sembolist dedi ki...

96-2000 arasında arasında eze eze güzel futbol oynayan ve bunu uefa-süper kupa tescillyen bir takımda 'saha içinde' futbol kepazeliği yapan futbolcular oldu.Lakin son 10 yıldır kadıköyde olduğu gibi ne insan dışıkılı torbalar atıldı tfatrın üstüne,ne rakip yönetciler tartaklandı,ne saha zeminleri kazıldı,ne futbolcular dayak yedi..
Tipik bir Jessie yazsıs.Birazdan şey der çıkıp,'vazgectim-bu yazyı yazmaktan,bıraktım yazmayı'felan..
Pazar akşamı kadıköyde bir futbol adında 'cinayet' ilnedi,ve beşiktaş futbolcusundan yönetimine dayak yedi resmen,o görüntüler benim çok ama çok zoruma gitti.Balonun üzerine bjk renklerinde köpek resmi koyup sahaya atan zihniyet bu ülkede bir tek klüpte var o da fenerbahçede..
Şimdi 96-2000 arası saha içinde hakem-futbolcu rezaletlerini 10 yıllık kadıköye maceralarında yaşanan 'mafya'vari sindirme hamleleriyle bir tutan zihniyete gülerim sadece..
dedim ya klasik jessie yazıları,akşama vazgeçer merak etmeyin..

мα©сί ™ dedi ki...

@Neo Wan

burdaki formada yer alan onca yıldızın neden konulduğunu biliyor musun?

http://3.bp.blogspot.com/_s4BSdTq1AQA/SoARDrECSQI/AAAAAAAAJVY/SiVs-NIfc1I/s400/fenerbah%C3%A7e%2Bformas%C4%B1.jpg

Şimdilerde 3. yıldızını, göğsünü gere gere her ürününe koyan o yönetim zamanında o yıldızla makara geçmek için kutsal sayılan formasını yıldızlarla bezemişti.

Sanırım sen de bu zihniyetin sağlıklı olduğunu düşünenlerdensin ki yazının neresinde ne anlatıldığını tam özümseyememişsin.

Şahsen, yaklaşık 25 yıldan bu yana yakından izledigim Türk Futbol Dünyasında Fenerbahçe'ye özel olarak pek bir husumet beslememişimdir ve buna neden olacak birşeye raslamamıştım.

Jesse'nin de dedigi gibi bizim, mhakkımızın verilmedigi dönemlerin müsebbibi olarak gördüğümüz genelde Galatasaray olmuştur; ki yaşı 30'a gelmiş, 30'u geçmiş Beşiktaşlılar bunu çok net bilir.

Fakat son 3-5 sene içinde Fener'e olan bu tarafsız bakışım, hakikaten Aziz Yıldırım'ın kulübü için yaptıgı icraatlerin tam ters oranında diğer camialar ve federasyonla ilgili yaptıklarıyla yerini sevimsiziğie bıraktı.

En ufak örneği olarak, bugün yaptıkları basın açıklamasıyla Bilica'nın, yaptıgı hareketin cezasını akabinde gösterilen sarı kartla çektigini söylemiş olması; doğru olan yerine, kendi düşüncesinin doğruluğunu dikte ettirmeye (camiasına ve kamuoyuna)çalıştığını gösteriyor.

Bilica'ya yine sahip çıksınlar; ama yapılanın doğru olmadığını söylemeleri bu kadar mı zor?

Neo Wan dedi ki...

@ Beautiful Freak
@ pilot santrafor
@ jessie

blogunuzu takip etmemin amacı kesinlikle laf yetiştirmek değil blogu sevdiğim için takip ediyordum hatta çoğu fenerli blogtan bile daha objektiftiniz. son maça kadar öyleydi en azından. maçtan sonra takınılan kompleks ve kin beni buna zorladı.
bir tek şut çekememeniz 1 satır benimde tasvip etmediğim bir hareket sayfalarca yazıldı bu bile neden büyük olmadığınızın kanıtı.

Jessie dedi ki...

tek şu çekememizi "son model beşiktaş" postunda tartışıyoruz. hatta fenerbahçede herkes yerli yerinde oynuyor diye de övdüğümüz oluyor.

ibrahim kaş beşiktaş'a yakışıyor mu? sorusunu yine bir alttaki postta tartışıyoruz.%80'i aşkın taraftar ibrahim kaş'ın tavır ve hareketlerinden memnun değil.

e bırak ta biraz rakibimizi konuşalım.

zaten bu postun anlamı "fenerbahçe senden nefret ediyorum!" değil, fenerbahçe kendine duvarlar örüp içinde mahsur kalıyor... şeklindeki fikrimi ifade etmek için yazıldı.

benim fenerbahçeli dostlarım var. çok sevdiğim fenerbahçeliler var. galatasaraylılar da ha keza. ama yönetimlerinin, futbolcularının yaptıkları onları bağlamıyor. çünkü onlar da bunu eleştiriyorlar.

bugün bir çok fenerbahçe blogu bilica'nın gönderilmesini istedi. buna dair postlar yazdılar.

bunlar değerlidir. ama fenerbahçe yönetimi de çıkıp "bilica sarı kart görerek oyun kuralları gereği cezasını çekmiştir" derse mevzuu tekrar hortlar ve fenerbahçe tarihinde o kulübün formasını giymiş onca insanın kemikleri sızlar.

keşke bize bırakmadan siz kendi eleştirinizi yapabilseydiniz.

bir blogda emre bilica tamam da ibrahim kaş'a bi çift laf etmeden konuşmak ta ayıp olmuyor mu denseydi yerin dibine geçerdim. o yüzden ilk işim kaş postu açmaktı.

samimiyet dediğinin de böyle bir şey olduğunu düşünüyorum.

Pamukk dedi ki...

oysa fb ve taraftarları hiç ağlamaz maç kaybetttiğinde
pok gibi oynadık derler
hakemlere hiç laf etmezler hakemdir hata yapar der geçerler
çok cici onlar o yüzden büyükler

Pamukk dedi ki...

okumadan yorum yapmak

da güzel

ya jessie basta bi cıkarım yapmıssın ama fenerbahce 2005-2006 sezonunda son hafta sampiyonlugu kaybetmese 4 yıl üst üste sampiyon olmus olcaktı.

ha bu takımın istikrarını veya dominasyonunu gosterir mi? bence gostermez.

Hiç kimse dedi ki...

@Neo Wan:

Şu objektiflik meselesini bir kapatalım lütfen ya. Objektiflik diye bir şey zaten dünya üzerinde yoktur; beşeri toplum kandırmasıdır o geçiniz. Objektiflik dediğimiz şey zincirleme kıç yalamasıdır. Bunun hele ki bloglarda olması daha saçma. Burada yazı yazan adamlar laptoplarının altına ısınmasın diye tepsi koyuyorlar ya, senin benim gibi insanlar yani. Bu Beşiktaş'ı anlatan bir internet blogu. Ne bekliyordun yani?

Ayrıca ben takımıma karşı yazılan böyle yazıları seviyorum. Adam düşünmüş yazmış diyorum. Yazmak zorunda değildi.

Bir sorun yok yani, kızmaya, takılmaya gerek yok :)

Turiaf dedi ki...

yalnız denizli faciası olmasaydı fenerbahçe 4 sene üst üste şampiyon olacaktı. Yani bence fenerbahçe de bu dominasyonu sağladı. Ha bu şampiyonluklar bence beşiktaş ve galatasaray'ın o dönemlerde iyi yönetilmediğinden kaynaklandı ancak başarı başarıdır.

neo_494 dedi ki...

Neo Wan

febenin ve geseninde büyüklüğü! BEŞİKTAŞ taraftarının çok umrundaydı.
Sizene arkadaş BEŞİKTAŞ ın 1 avuç taraftarından sizene BEŞİKTAŞ ın medyada yok sayılmasından sizene BEŞİKTAŞ ın büyüklüğünden.

İstemiyorum senin gibi büyük! olmak

shelbyl dedi ki...

Cok komik milletiz hakikaten. Birisi gelip, icinde Fenerbahce, Galatasaray ve de birkac olumsuz soz var diye kafasinda istedigi gibi monte edip kendi anlamini cikariyor.

Yahu su yaziyi bir birakin Fenerli, Galatasarayli, Besiktasli kimligiinizi de oyle okuyun. Gozunuzle okuyun, beyninizle okuyun.

Ne demis yazar? "Fenerbahce'den herkes nefret etmeye basladi." Yazinin fikri bu. E yalan mi?

Gelelim 96-00'a. Yahu 96-97 ve 97-98 sezonlarinda verilen penaltilari kim unuttu? O Galatasarayli oyuncularin hakemleri mahalle macinda oylesine hakemlik yapar kivama getirdigini unuttunuz mu? Su konu ne zaman acilsa "UFEA Kupasi"na geliyor laf, yahu biz kupayi almadiniz, iyi oynamadiniz demiyoruz ki? Don bak o surecin ilk iki yilina, bu kadar mi fanatiksiniz? Icinde penalti gecen tezahuratlari triobunler oylesine mi besteledi?
-----------------------------------
Tam da yazinin son cumlelerinin dedigi gibi, insanlar etrafina duvarlarini oruyorlar, o duvarlar icinde mutlu mesut yasiyorlar; ta ki o duvar yikilana kadar. Sonrasinda ya gecmisle hesaplasma, ya da gecmise daha da baglanma geliyor.

Bu hep boyle, bugun Turkiye'nin yasadigi Ermeni Sorunu da neticede gecmisle hesaplasamama, gecmise inanamama sendormu degil midir?

"Sevdim mi tam severim", insanlari bu raddeye getirebiliyor iste.

theotheo dedi ki...

arkadaşlar fatih terim'in bu ülke futbolu için neler yaptıklarını konuşurken, bi nefes alıcaksın önce. yoksa tek leblebiyle boğulursunuz valla.

beyaz türk gençliği neden kalitesiz neden başarısız hep bunu sorguladık burada. işte cevabı yukarıdaki yazı.

bahsettiğiniz adam fatih terim ya, türk futboluna gelmiş geçmiş en büyük atılımı yapmış olan, hiç tartışmasız biçimde türk futbolunun en kariyerli, en başarılı adamı.

buradan sonra hala nefret bilmemne diye bok atılıyorsa bu adama, ben bişey diyemem. adam hırslı diye, hakkını arayınca bi de tabi beşiktaşlı olmayınca böyle oluyor değil mi?

fatih terim şu anda beşiktaşın başına en çok istediğim teknik adamdır. karizması, bilgisi, kariyeri ve kalitesiyle.

shelbyl dedi ki...

@theotheo

Fatih Terim'e olan "man crush"in seni gercekleri gormekten engelliyor olabilir.

Hadi egri oturup doru konusalim. Denizli; ilk defa bir kulube Kupa 1'de Yari Final oynatmis, uc farkli takimi sampiyon yapmis, Avrupa Futbol Sampiyonasi'nda Milli Takim'a ilk defa ceyrek final oynatmis hoca.

Sen bu adami istemiyorsun artik, niye?

Insanlarin kariyerleri onemlidir, ama yaptiklari daha onemlidir. Fatih Terim Italya macerasindan sonra, gecen yazki "son dakika ekstra motivasyonu" ile kazanilan basari haricinde ne elde etmis? 2 defa elemelerden cikamamisiz, Galatasaray'i 6. yapmis, Milli Takim'da kamplasma yaratmis, Isvicre Meydan Muharebesi'nin ve de
tribunlere yollanan kollarin mimari olmus.

Fatih Terim'in kariyerine laf edeni sevmem. Ama Terim'i yuceltirken, Denizlli'yi, hem de o kariyerine karsin elestiren adami da sevmem.

TA dedi ki...

ben galatasaraylıyım.bugün fenerbahçenin yaptığı çirkeflik ile 96-2000 yıllarında galatasarayın agresif futbol yapısı aynı değil.bunları karıştırmamak lazım.galatasaray o dönemde futbol oynamak isteyen bir takımdı.aynı zamanda çirkeflik yapmadan iyi pres koyan bir takımdı.hagi nin bazı maçlarda çıldırması rakiplerin onu durdurmak için yaptıkları tekmelere isyandı çoğu maçta.zaten o dönemde ş.ligi + türkiye kupası+süper lig yoğun bir maç trafiği içinde mücadele veriyordu.arife verilen penaltıları başka takımlarda alıyordu.zaten o dönemde 3 büyük takımada hakemler ''kıyak'' çekiyordu ki anadolu takımları yanlarına yaklaşamıyordu.sadece çirkeflik ile rakibi sertlikle durdurmaya çalışan bir takım değildi galatasaray.agresifti ama aynı zamanda futbol oynuyordu.bunun sonucunda uefa kupası geldi.

bugünkü fenerbahçe ise böyle değil.fenerbahçe sadece çirkeflikle skor almaya çalışan bir takım.gol yememesinin nedeni buna bağlı.yani hakemlerin çirkefliğe izin vermesi gerekir fb nin skor anlamında avantajlı olması için.yoksa şu fenerin son 6-7 maçta gol yememesinin nedeni iyi savunma yapması değil çirkeflik yapmasıdır ve hakemlerin buna izin vermesidir.sanırım MHK den böyle bir izin almış olabilir fb. bir avrupa maçında böyle oynadığına şahit olmadık.

şuna da inanıyorum.endüstriyel futbolun 2000 li yıllardan sonra hakim olmasıyla bir takımın iyi bir jenerasyon yakalasa bile uzun süreli bir başarı elde edeceğine inanmıyorum.çünkü türkiyede futbol değil skor seviliyor.haliyle bir fb li yada gs li bjk li taraftarı uzun süre başarısız görmek taraftarı küstüreceğinden bunun sonucunda reytingler satışlar düşeceğinden bunun olmasını istemezler saha dışı aktörler.en uzun bekleme tahammülü ise bjk oluyor bu durumda.taraftarı uzun süre küstüremezler(şampiyonluktan uzak tutamazlar).bunun maddi sonuçları saha dışı ağır oluyor biraz.dediğim gibi 2000 li yıllardan sonra hiçbir takım uzun süreli şampiyonluklar alamaz bence.
bu sene son 7 haftaya kadar gayet düzgün giden lig(hakemler açısından) aziz yıldırım basın toplantısı ile bir anda raydan çıktı.garip kararlar vermeye başladılar.galatasarayın hakemlerden şikayet etmesine neden bir şey olmadı fazla.beşiktaşında son 2 hafataya kadar fazla bir şikayeti yoktu.ancak durumu hakemler adına lehine çeviren fener oldu.fenerin şampiyonluk iddiası yokken hakem itelemesi ile potaya sokulması şu anki durumu ortaya çıkardı.son 7 hafataya kadar lig oldukça temiz geçiyordu oysa.her takım süpriz puanlar veriyordu.doğal puan kayıplarıydı.ama sadece fener doğal puan kayıpları yaşamadı.dediğim gibi bunun nedeni iyi savunma değil rakipleri sert futbolla yıldırıp araya sıkıştıracağı bir gol ile sonuca ulaşmak.fenerin 11 kişi ile çoğu maçı tamamlaması mucize gibi.ama burası türkiye.herhalde birilerinden sahada 11 kişi kalma garantisi almış ki fener böyle çirkefliği açık açık yapabiliyor.yoksa oynadığı futbol şu anki potada olduğunu açıklayamıyor.ilk yarıdaki fb-gs maçının bir tekrarı idi fb-bjk maçı. o maçtada nasıl tekmelerin havada uçuştuğunu gördük.cristianın ardaya dalışını biliyoruz.bunlar planlı işlerdi.

Cherubim dedi ki...

Ben Beşiktaşlı olarak İbrahim Kaş'ın takımımda olmasından, takımın geçmişte mafyayla ilişkisi olmasından rahatsız oluyorum. Ofsayttan gol atınca üzülüyor, elle gol atan adam takımımdan gitsin diyorum. Eğer şike gibi bir pisliğe de bulaşmışsa ve bana kalmışsa gönül rahatlığıyla küme düşmesi yönünde oy kullanırım..

Lakin bu fenerliler ve galatasaraylılar sıçtıkları boka bırak sineği toz dahi kondurmuyorlar. Bu adamların özeti bu..

Kalten dedi ki...

Tepsi iyiymiş

Ayrıca Fatih Terim de Mustafa Denizli gibi Beşiktaşlıdır: http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=228531

Maksat polemik olsun

TA dedi ki...

galatasaray nefret imaparatorluğu kurmadı zamanında. anadoluya gittiğinde hep iyi karşılanmıştır.fener için aynı şey söz konusu değil. gittiği her yerde küfürle karşılanmıştır.

bjk nin yada fb nin gs den nefret etmesi doğal rekabetin sonucudur.
ben bjk den nefret etmiyorum.fb den sezon başında da nefret etmiyordum. oldukça hızlı tempolu bir oyun oynuyordu sezon başında(hatta bu oyun için sempati bile oluşuyordu).ama ilk yarıdaki fb-gs maçında ve son haftalarda futbol oynamayı bırakıp çirkeflik yapınca ister istemez nefret oluşuyor.
nefretin bir sebebide adalet duygusunun yok olmasına sebebiyet verdisidir.ilk yarıdaki gs-fb maçı da nefret imparatorluğu için oldukça geçerli bir sebebtir.şu yazıyı takım isimlerini değiştirip ilk yarıdaki fb-gs maçı içinde aynen yazılabilir.
bizim isteğimiz bir takımın yenilip yenilmemesi değildir.sahada oynayan bir takımın diğer takımı oyun kuralları haricinde sinsice yapılmış bir tezgaha kurban gitmesidir.ve hakemlerin mağdur durumda kalan takım için elini bile kaldırmamasıdır.bütün mesele ortada olan bir adaletsizliğe adalet dağıtanın sessiz kalmasıdır.yoksa her maçta yada her toplumsal vakıalarda adaletsizlikler olur ama adalet dağıtan bu adaletsizliği bertaraf eder.bunun olmaması nefret imparatorluğunu doğuruyor.skorların olumsuz olması bir nefreti doğurmuyor çoğu taraftarda.adaletsizliğe göz yumulması neden oluyor nefrete.
bunun sonucu saha dışı olayalara kadar gidiyor.adaleti gerekenler vermeyince halk kendi adalatini birşekilde veriyor.fenerin gittiği her yerde küfür yemesinin bir nedenide bu olsa gerek.

delgado dedi ki...

oha herkes de beşiktaş'ın oynadığı futbolu konuşun diyor. ne oldu ulan, 7-0 mı yenildik öküzler. siz 3-0 yenildiğinizde 1 penaltınız(!) verilmedi diye 3.gol de ofsaytten atıldı diye anıran hayvanlar siz değil miydiniz.

hayatımda yemin ediyorum, bu kadar gerzek bir kitle görmedim.

aydın dedi ki...

Sevgili Cesi öyle bir konu açmışsın ki üzerine epey uzun bir yazı yazılır.Yine de kısa kısa geçersek:
Fenerbahçe Türkiye'nin Real Madrid'idir.Türkiye bir futbol ülkesi olsaydı Fenerbahçe çoktan Avrupa Şampiyonluğu kazanmış olurdu.Nitekim Real Madrid 6 Avrupa şampiyonluğunu faşist bir diktatörün iteklemesiyle kazanmıştır.En basitinden Di Stefano Barcelona'dan koparılmıştır.Türkiye'de bunun izdüşümü Şükrü Saraçoğlu'dur.
Tarihi boyunca devletin ve onun tebaası olan milletin kulübü olmuştur Fenerbahçe.Eski Yeşilçam filmlerinde en fazla zikredilen ve popüler olan kulüp olması boşuna değildir.O Yeşilçam filmleri ki insanlara fakir ve gururlu olmayı,
isayankar olmamayı öğütlerdi (!).
Bir kaç post aşağıda yaptığım bir yorum benim de hafızamı tazeledi.
Galatasaraylıların Fenerbahçe nefreti Ali Şen - Aziz Yıldırım ile başlamaz, çok daha öncesine dayanır.Bugünkünden çok daha ağır laf sokmaları ben fanatik Galatasaraylı abimden işittim ve öğrendim.Ben niye Fenerbahçeliydim?
Rıdvan ve 103 gollü şampiyonluk sağolsun.
Toparlayalım:
Tespit 1:
Uefa Kupası almasına rağmen vizyonunu sürekli kılamayan Galtasaray'ın sebebi işte bu yukarıda yazdığım Fenerbahçe gerçeğidir.
Babalarınız-amcalarınız-dayılarınız hatta futbolla alakası olmayan anneleriniz Fenerbahçeli ise bunu aşmak gerçekten zordur.
Önümüzdeki süreç neyi gösterir o meçhuldur.
Tespit 2:
Maaalesef bir Türkiye gerçeği ile Galatasaray ve Beşiktaş kaybetti.
İtalya'da Juventus'a karşı Milan ve İnter birleşmez.
İspanya'da Real Madrid'e karşı Barcelona ve Valencia birleşmez.
Bu sayededir ki bugün Barcelona 9 kez Avrupa şampiyonu olmuş Real Madrid'den daha çok sevilir ve daha popülerdir.
Bizim anlayamadığımız işte budur.
Elalem bilmiyor mu nefret koalisyonuyla başarılı olmasını?
Daha fazla uzatmaya hacet yok.
Bütün bunları yazdığıma bile pişmanım.Zira birazdan lafı nereden anladığı bilinmeyen salağı biri saçmalar.Ben yine de yazmış olayım, arşivde bulunsun.

alper dedi ki...

@jessie

yazıda mesut yılmazın adı geçmemiş gs nin 4 yıllık dönemi ile ilgili olarak bence hata.dedesi babası ve tüm sülalesi kırata koşulsuz şartsız oy atmış biri olarak meğmet ağar kırata süvari olduğu gün benim için dünyanın sonu olmuştur.

@esperanza

büyüksün baba.içimdeki gs nefreti bambaşka.fener gökyüzündne gol atsa o nefreti sarsamaz bile.

@theotheo

ahanda gelsin boğsun o leblebi beni.fatih terim kim amına koyum ya.mehmet ağar olmsaydı,metin tokat vanda net penaltıyı verseydi yarak yerdi fatih terim o sezon sonu.boş boş konuşup adamın asabını bozma.fatih terimi seven ve savunan adam benim gözümde gs lidir başka bişey değil.benim gözümdeki gs liyi ise anlatmama gerek yok zaten.

alper dedi ki...

Biz taşşaklarını yaladığımın NAUMA sı taşaklarına elledi diye takımdan kovduk federasyon 7 ay ceza verdi.
hagi erol ersoyün yüzüne balgam kulağına sümük fışkırttı çıkarkend egötüne tekme attı 4 maç mı ne ceza aldı.sonra o takıma direktör oldu millete kayseridr hırsız dedi.

bobo belediye maçında adamın kolunu itti 4 maç ceza aldı.

fenerbahse pislick tv nin kablolarını kesti üstüne ne aldı.

tamam fener iyidir kötüdür o başka.ama sorarım size fenerin denizldie kaybettiği bir şampiyonluk gibi şampiyonluğu gs olsa kaybdermiydi.bazı dalyaraklar is eçıkmış o dönem agresif baskılı futbol oynuyorduk yaraktı kürekti diye yine toz kondurmamaya çalışmış.varsa istatistik merakı olan baksın.cem uzanın sahibi olduğu istanbulspor ile gs nin o 4 yıllık şampyonluk sürecindeki maçlarda istanbulspor takımı he rmaç kaç kişi bitirmiş oyunu.

feneri sevmem.ama fenerlilerle oturup az biraz futbol ve top sohbeti yapabilrsin.amma velakin gs lilerle konuşmaya çalışırsanız cinet getirrsiniz dikkatli olun buradaki yorumları okurken baştan uyarayım.

alayının ................

TA dedi ki...

bu kafayla devam ederseniz şükrü saraçoğlunda ezilmeye tekme tokat dayak yemeye devam edersiniz kanımca.gs ise her zaman rakip takıma saygı duyan bir camiadır.eğer galatasaray olmasa fenerli diktatörler her sezon sizin gibi yönetim bazında haksızlığa itiraz etmeyen bir kulübü ezip geçerlerdi.bu diktatörlüğün karşısında galatasaray durmuştur.yoksa türkiyenin bayern münihi olabilirdi fb.meydanı boş bulacaklardı.her zaman gs adaletten yana tavır koymuştur.diktatörlüğe karşı savaş vermiş ve kazanmıştır gs. eğer diktatörün(fb) karşısında sadece bjk olsaydı geçmiş sezonlarda elini kolunu sallaya sallaya her sene bu maçta ezdiği gibi sizi ezerdi.galatasaraya teşekkür edeceğinize garip yaklaşımlar insanı şaşırtıyor doğrusu.
fb nin diktatörlüğünü (hakem oyununu) bozacak camiada yine galatasaraydır.

alper naber bro? ben galatasaraylıyım, milyonlarca başka insan gibi. alayının demişsin devamı gelmemiş? travmatik bir çocukluk geçirmiş olman tırsak bir insan olmanın tek sebebi mi sence?

küfür edersen blogdan atarlar seni diye mi düşündün? yazık lan kıyamam.

kaan_dt dedi ki...

Gençler, açık söylemek gerekirse aranızda meziyet olmuş "Nefretimsin Gs" gibi kendince artist cümleler. Nefretinsem ekime degilsem biyere kadar. Bu bir. İkincisi gençken 93 travmasını geçirmiş olabilirsiniz, bu çoğu GS'linin bile takımı bırakmasına neden olmuştur ama geçin bunları kuzum şimdiki gençler 2003'ü de yaşadılar. Bu iki. Eger oturup futbol konuşamadıysan senin tarzın iki abeci gsli bulup konuşmuşsun, onlar geçen hafta Ardayı ıslıklayan mandafallardı. Gel konuşalım sabahlara kadar, ama onu yalarım bunu yalarımlarla gelme. Gerçek Galatasaraylılar şuan Keitanın mükemmel bir sağ açık ama çok kötü bir profesyonel oldugunu düşünüp yaptıgı saçma pozlardan utanıyor. Bu üç. Fenerbahçeyi günahım kadar sevmem ama bu beni beşiktaşa yakınlaştırmaz. Kendi kendine gelin güvey olup, Ali Sami Yen'e küfür edip Sinem Kobal'a küfür edip sonra delikanlılık dersi veren bir camiaya yaklaşmam bile. Yayınlanırsa da ekime kadar bu arada.

ilkay dedi ki...

alper fenerbahçeli bence (ciddiyim)

TA dedi ki...

diktatör(fb) 2001 de hortladı.lucescu söyledi söyleyeceğini.

diktatör 2004 de yine hortladı.yine tesadüf ki lucescu söyledi gerçekleri.

dikkat edilirse diktaörlüğün altından fb çıkıyordur.

yıl 2010 değişen birşey yok.diktatör yine 4 hafta önce hortladı!

fb nin denizlide kaybettiği şampiyonluğu tamamen kendi beceriksizliğidir.hakem fb gol attıda vermedi mi?maçta hakemlik bir olay olmadı.hatta 17 dakika denizli kümede kalmayı garantileyerek oynadı.buda avantajdı.yenemediler.diktatöre dur dediler.o maça hüseyin göçek gibi bir atama yaptıramadılar.

rakibe saygı duyan her takıma ismi ne olursa olsun saygı duyarım.burda bir bjk linin cahilce söylediği laflar bjk li taraftar profilini temsil etmediği gibi taraftar bazında bunlar şöyledir böyledir demekte saçmalıktır.(genelleme yapmamak lazım)taraftardan çok kulüp yönetim bazında genel değerlendirmeler yapılır.kimse bilinçle takım tutmaya başlamaz.her aile içinde farklı takımı tutanlar vardır.yorumlar taraftarın değil kulüp yönetim tarzının nasıllığını irdelemesi lazım.

gnyz dedi ki...

Aynı bokun lacileri.
Aralarında tek fark var biri yaptıklarını açık seçik yapar diğeri gizli kapaklı.

esperanza dedi ki...

Gs nefretimin yaninda fb nefreti anca Kayseri ye olan antipatimle esdeger kalir. Ne yapalim bizimde kusurumuz bu :/

fizban dedi ki...

arkadaşlar bir tüyo veriyim;

takımın ismini büyük harfle yazınca takım büyümüyor. gerçekten.

anladığım kadarıyla temel görüş şu; tüm fenerbahçeliler (taraftar yönetim oyuncu) çirkeftir. bütün beşiktaşlılar şahane insanlar. galatasaraylılar da şampiyon olurken kakaydılar şimdi idare ederler.

yuh arkadaş, yuh cidden yuh.

gözünüzü kan bürümüş cidden. altı üstü bir mağlubiyetten dolayı bunları yazan insanların olması garip.

(yalnız yazıya değil, yorumlara da yönelik yazdım. küfür edenleri ise sallama gereği duymadım, zaten burada küfür eden tribünde de donunu indiren adamdan farksızdır.)

Mel dedi ki...

bahsettiginiz meseleye - fenerbahce'nin diger takimlar tarafindan nefret edilmesi mevzusuna - sizin gibi yaklasilabilir, makuldur: sebep fenerbahce'nin bu nefreti kazanmak icin yaptigi gayri ahlaki davranislardir, sonuc ise su an sahit oldugumuz hayli kapsamli nefret soylemidir.

sahsen ben olaya baska bir acidan da yaklasilabilecegini, ve bunun en azindan sizin one surdugunuz neden-sonuc iliskisi kadar makul oldugunu dusunuyorum. fenerbahce son on yilda diger iki ana rakibiyle arasindaki farki reel olarak acmayi becermistir. bunu oncelikle kulup yonetimi ve finansal basari ozelinde soyluyorum. dilimize pelesenk olan stadyum meselesi, kurmus oldugu fenerium markasi, surekli olarak sampiyonlar liginde oyle ya da boyle yer alan bir futbol takimi, ve her dalda gerceklestirdigi ya da gerceklestirmeye calistigi sponsorluk anlasmalari fenerbahce'yi hakikaten de ekonomik sikintilarla bogusan diger iki takimin onune gecirmistir. ve tam da acilan bu fark diger takim taraftarlari tarafindan farkli sekillerde degerlendirilmis, fenerbahce gitgide farklilastirilmis ve yabancilastirilmis (ki tam da fenerbahce'nin istedigi budur, ali sen kaynakli ve o zamanlar haliyle ici bos bir propagandanin temelinde bu tek takim soylemi yatar), halihazirda tek bir futbolcunun karaktersizligi uzerinden fenerbahce camiasi cirkeflikle, yuzsuzlukle, ahlaksizlikla tanimlanmaya baslamistir. dolayisiyla temelde yatan sebeplerin merkezinde fenerbahce degil, diger takimlarin hissettigi geride kalma meselesi vardir.

ben size soyle bir ornek vereyim; su anda besiktas'in futbol takimini ve yonetim kadrosunu fenerbahce'ye gecirseniz, fenerbahce su an aldigi elestirilerden ne azini ne fazlasini alacakti. tribun kulturu takimdan takima farklilik gosterebilir - ancak besiktasi avucunun icine almis bir yonetici bozmasinin kurdugu yonetimin gercekten de fenerbahce yonetiminden - en iyi senaryoda - fazlasi yoktur, hatta besiktas icin gerceklestiremedigi projeler dusunuldugunde muhtemelen daha basiretsizdir.

ben de size diyorum ki, iki saniye yasananlara iki adim geriden bakin. takim adlarini atin, finansal verilere, saha gelirlerine, oyuncu kalitelerine (her dalda, yalniz futbolda degil) bakin. bazen ardi ardina fenerbahce'deki karaktersiz oyuncular siralaniyor: lugano, emre, bilica, daha da vardir herhalde. zamaninda bu takimin onbirinde su oyuncular vardi: rustu, luciano, onder, tomas, umit, tuncay, aurelio, appiah, alex, van hooijdonk, mehmet yozgatli. iddia ediyorum, son on senede besiktas ve galatasaray kadrolarini birbir yazsak inanin en temiz onbir bu olacaktir. ancak ne zaman emre fenerbahce'ye gelir, emre degil, fenerbahce futbolculari karaktersiz olarak adlandirilir. bilica gecen senenin en iyi savunmacisidir, herkes bayilir, simdi fenerbahce'yi simgeleyen bir hayvandir.

simdi bazi arkadaslar cikip benim burda aziz yildirim'i, ya da bilica'yi, emre'yi korumaya calistigimi dusuneceklerdir, iste futbol kulturumuzun ortak paydalarindan biri tam da yazilanin arkasinda mutlaka gizli bir takim hedefler olacagini dusunmekten gecer. ustune basarak soyluyorum - ne bu sahislari savunuyorum, ne de diger takimlari kucumsuyorum. yalnizca sebep-sonuc iliskisini cok basit bir bicimde kurdugunuzu, alternatif turlu degerlendirmelerin yapilabilecegini gostermek istedim. son derece karmasik bir sureci bu kadar cizgisel bir duzlemde degerlendirmek ister istemez bir cok seyin uzerini ortuyor. son kertede nefret ilginc bir fenomendir, her kilifa girer, ve her daim asil kaynagini gizler, zamana ve mekana gore surekli yeni kaynaklar uretmeye de muktedirdir.

selamlar

neo_494 dedi ki...

@fizban

Yorumumdan onu çıkardıysan sana sölicek bişey bulamıyorum
Büyüklük umrumuzda değil anlamıyomusun

@mel,

yıllardır stadınızda görülen tribün terörü, her kritik derbi maçında gerek gs gerekse bjk'ya karşı hep sizin lehinize seyreden hakem hataları(!) filan nedense yazında hiç yer almamışlar. heralde bunların da bahsettiğin ekonomik ve sportif yönden atılımlarınızla alakalı olduğunu iddia etmiyorsun. gel gör ki bizim de temel isyan ettiğimiz nokta burası, bizi bilica'nın, emre'nin ne kadar çirkef olduklarından çok, o çirkef hallerini sahada yüzlerce kez sergileyip yalnızca birinde ikisinde cezalandırılmaları ve bunun sürekli olarak sizin lehinize haksız avantaj yaratması ilgilendiriyor ve bu yüzden nefret ediyoruz, eğer ediyorsak.

dünyanın en büyük takımı barcelona'dan ne ispanya'da ne dünyada hiçbir takımın taraftarının nefret etmediğini biliyoruz, abartılı övgülerin yarattığı annipati dışında. bir takım diğerlerinden ileride olunca otomatikman rakipleri kıskançlık kaynaklı nefret duygusu geliştirir temelli söylemin çok zayıf duruyor hangi açıdan bakarsak bakalım. siz adamakıllı hiçbir şey başaramadan kendinizi en büyük tanımladığınız için bu derece nefret ve aşağılama görüyor olmayasınız? genel bir algı vardır hep insanların kafasında, fenerbahçe avrupa'da olsun yerel bazda olsun en ufak bir başarı elde etse bunu öyle görgüsüzce kutlar, sevinç yaşar ki mazallah gs'ın kazandığı uefa'yı kazanmış olsa bu ülkeyi başımıza yıkarlardı heralde diye düşünür insanlar.

sorunun ana kaynağı şurada saklı, türkiye'de futbolda etkisi olan güçlerin gözünde her takım(en azından üç büyükler) eşittir ama fenerbahçe daha eşittir, hem de hiç hak etmediği halde. bu algı nasıl saçma değilse bu algı yıkılmadan herhangi bir uzlaşı ortamı yaratmak imkansıza yakın bence.

onur dedi ki...

Bir GS taraftarı olarak yorumlarım:

1) Nouma'nın hareketi (ki şahsen ben çok takdir etmiştim zamanında, hala da arkasındayım görüşümün) maçın durakladığı gol sonrası ve Souness'in bayrak dikmesi de bitiş düdüğü ardından yapılan hareketlerdir ve sadece şov amaçlıdır. Bilica'nın ki ise penaltı vuruşu öncesi maçın sonucuna etki edecek bir harekettir. Çirkeflik açısından kıyaslanamaz...

2) Yıllardır gerek GS gerekse BJK yöneticilerinin, zamanında Ömer Çavuşoğlu'nun yaptığı gibi GS bayrağından yumruğunu geçirip basına poz vermek kadar direkt rakibi aşağılamaya yönelik bir hareket yaptıklarını hatırlamıyorum. Yanlışım varsa düzeltin lütfen?

3) Yılını hatırlayamayacağım ama sanırım Metin-Ali-Feyyaz dönemi idi (yanlışım varsa düzeltin lütfen?)...GS ve BJK şampiyonluğa giderken BJK, FB ile oynayacaktı. Yenerse de alacaktı ünvanı. Maça FB cezalı oyuncu ile çıktı (ne unutkanlık ama!) ve sonrasında 3-0 hükmen mağlup ilan edildi! (bu arada maç oynandı ve BJK galip geldi, hemen saldırmayın)

4) Şahsen saha içerisinde olan hakemi kandırmaya yönelik hareket olsun, kasdi tekme olsun ya da yöneticilerin gıcıklayıcı demeçleri olsun, çirkin tezahürat olsun ya da hakem hataları olsun zerre önemsemiyorum. Sonuçta rakip taraftara çirkef, antipatik gözüken adamlar kendi taraftarı tarafından çok sevilebilir, hakemler bir yıl bir takımı bir yıl öbür takımı kayırırlar. Spor basını her zaman aleve benzinle gider. Her zaman böyle olmuştur. Ancak yukarıdaki örnekler spor ahlakına aykırı, aşağılayıcı, bel altı vuran örneklerdir ki nedense tesadüf eseri FB'ye rast gelmişlerdir.

helal olsun valla harika bir yazı özellikle son bölümü muhteşem...

Gökhan dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
kaan_dt dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Gökhan dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

Birilerine gerikalı demeden önce, birine tartışma üslubunu öğretmeden önce, birilerine siktir olup gitmesini söylemeden önce 2 kere düşünün lütfen.

Mel dedi ki...

@alessandro del piero

soyle yazmissin: "her kritik derbi maçında gerek gs gerekse bjk'ya karşı hep sizin lehinize seyreden hakem hataları(!) filan nedense yazında hiç yer almamışlar."

yazimda hakemlerle ilgili bir cumle etmedim, zira konu hakemler degildi. eger hakem konusacaksak sayet, o zaman yalnizca benim degil, sizin de durust olmaniz gerekiyor.

fenerbahce'nin onceki sezonlarda kupada besiktas'a ve galatasaray'a elendigi maclarda - sizin bakis aciniza gore - fenerbahce katledilmistir. kabul ediyor musunuz, yoksa pozisyon pozisyon uzerinden mi gitmemiz gerekiyor?

daha uc hafta evvel oynanan derbi macinda fenerbahce macin baslarinda %100'luk bir pozisyona girecekken yanlis bir ofsayt karariyla atagi engellenmistir, bundan bes dakika sonra yaklasik birbucuk metre ofsaytta olan keita;nin pozisyonu devam ettirilmistir. eger galatasaray o pozisyondan gol cikarsaydi, o zaman siz bu ligde fenerbahce'nin buyuk maclarda surekli dograndigini savunacak miydiniz?

ilk yarida oynanan besiktas fenerbahce macinda yalniz gokhan gonul'e yapilan penalti degil, ayni zamanda tum mac kazim'in rakip stoperler ve ernst tarafindan dovulmesi es gecilmistir. 1-0 one gececegi macta fenerbahce yedigi golun ardindan dagilmis ve yenilmistir.

ilk yarida oynanan fenerbahce - galatasaray macinda fenerbahce ofsayttan gol atti diye ortalik velveleye verilirken macin ilk yarisinin ortalarinda nonda'nin alti pastan bombos pozisyonda kacirdigi pozisyon ofsayt olmasina ragmen kimse tarafindan dile getirilmemistir, zira pozisyon golle sonuclanmamistir. ancak sanirim hakemler gidip kendi elleriyle pozisyonu golle sonuclandiramadiklarindan dolayi onemli olan pozisyonun golle sonuclanip sonuclanmamasi degildir. iki ayni pozisyon hakemler tarafindan hatali olarak devam ettirilmis, yalnizca fenerbahce golu atmayi becerebilmistir. ayni macta luganoya yapilan penalti da es gecilmistir, hakan balta'nin tribunlere yaptigi kol hareketi de medyada genis capta yer almamistir.

bunlar sirf bu sene yapilan hatalar, ve her zaman oldugu gibi cani yanan tum sucu hakeme attigindan dolayi fenerbahce'nin bu maclar ozelinde sesi cikmamistir. dikkat ederseniz gokhan gonul'un penalti pozisyonu bile macin ertesinde hicbir yonetici tarafindan dile getirilmemistir.

kisacasi. nasil gormek istiyorsaniz oyle goruyorsunuz. fenerbahce bu sezon fair play liginde 16. sirada yer aliyor, sahasi iki mac kapanmis, ve fenerbahce'nin kollandigina dair bir genel kani var. sahsen son on yildir takim kadrosu ortalama olarak rakiplerinden daha iyi olan bir takim hakemlerin kollamasina ragmen yalnizca dort kez sampiyon olabildiyse bunun aciklamasini da sizden beklemek hakkimiz.

olayi hakem hatalarina indirgerseniz hicbir sey elde edemezsiniz, cunku her zaman baska bir pozisyon vardir, her zaman saviniz curutulebilir. benim yukaridaki yazida anlatmak istedigim, ozellikle son paragrafa bakacak olursaniz, fenerbahce'ye karsi olusan nefretin cok cesitli sebepleri oldugudur. yoksa benim onermem islerin aslini gostermeye calismaktan cok yapilan onermenin ne kadar kirilgan oldugunu gostermeye yoneliktir.

son olarak, ligde oynadigi son 20 derbi macin 15ini kazanmak, yalnizca ikisini kaybetmek de hakemlerle aciklanamaz. kanimca boyle bir sav abesle istigal etmekten oteye gitmez.

TA dedi ki...

@mel

''sahsen ben olaya baska bir acidan da yaklasilabilecegini...''

yau bu cümleyi okuduktan sonra oldukça merakım arttı acaba nedir farklı yaklaşım diye heyecanlandım. cem yılmazın deyimiyle 'bu mu yani farklı yaklaşım bu mu?'' :)

beni yaralayan hakem hataları değil.her maçta hakem hataları olur.asıl konu bir takımın misafir takımı sinsice planlı şekilde ve artniyetle bertaraf etmesidir.olaylar spontane olmamıştır.ilk yarıdaki fb-gs maçının bir tekrarı idi.bu bakımdan beşiktaşın acısını paylaşıyorum üzerime alıyorum.o sinsice planı fb bir kez daha başarıyla uyguladı.bu duruma birileri dur diyecek ama kim? bekleyip göreceğiz.birileri şükrü saraçoğluna misafir gelen bir takımın nasıl ağırlanacağını fb kafasına eze eze öğretecek ama bunu kim yapacak? bekleyip göreceğiz.

Mel dedi ki...

@TA

yukarida iki tane yorumum var, ve ikincisi ilkine verilen bir cevaba karsilik yaptigim bir yorum. zaten nefret meselesine farkli bir acidan yaklasilabilecegini soylerken kastettigim nefret mevzusunun cetrefilli oldugu, ve yazida yansitildigi kadar basit bir kurgunun bircok meselenin uzerini orttuguydu. dolayisiyla hakem hatalarindan bahsetmek gibi bir derdim de yoktu, lakin alessandro del piero'nun hakem hatalarindan bahsetsene cagrisina karsi yukaridaki ikinci yorumu yazdim.

fenerbahce'nin sistemli ve "artniyetli" bir sekilde rakip takimi "bertaraf" etmesi demissin. benim anlamadigim su: somut olarak neden bahsediyoruz? sahaya yabanci madde atmaktan mi? tribunlerin kufur etmesinden mi? sahaya dalmacyali balonlar yagdirilmasi mi? itaat et yazisindaki "it" parcasinin renkleri mi? yoksa tribunlerin hakemi etki altina alip dengesini bozmasi mi? besiktaslilara ayrilan bolumde yapilmis olmasi muhtemel turlu pislikler mi?

cok sukur deplasmanda maca gitmiyorum, gitmemenin yegane sebebi de karsilasmamin pek muhtemel oldugu siddet ve ofke. fenerbahceliyim, ama ne fenerbahce'nin sahasindaki rakip taraftar tribununde, ne de inonu ve ali sami yen statlarinin fenerbahce seyircisine ayrilan yerlerde can guvenliginin olmadigini dusunuyorum. benim basindan beri savundugum bu alanlarda yasananlarin bir spor kulubune mal edilemeyecek olmasidir. etrafta insanlar kendi takimlarinin geleneklerini ne kadar yaratmaya calisirlarsa calissin, ben bastan bu tur safsatalara inanmadigimdan dolayi asagi yukari her tribunde benzer siddetvari egilimlerin oldugunu dusunuyorum. bu konuda da fikrim sabittir, degisecegini hic sanmiyorum.

ote yandan tribunlerde yapilan koreografiler haliyle rencide edici olabiliyor, ancak burada da fenerbahceye ozel bir durum oldugunu dusunmuyorum. gecen sene emre'ye ali sami yen stadinda hep bir agizdan edilen yaratici kufurleri ve atilan siseleri nasil "galatasaraylilikla" aciklamiyorsam, ayni sagduyuyu diger takimlarin taraftarlarindan bekliyorum. son kertede herhangi bir mekanda yapilmis okuzlugu sirf ayni takimi tutuyoruz diye savunmak sacmaliktan baska birsey degil.

fenerbahce seyircisi hakemi etki altina almayi beceriyor, bunu kabul ediyorum. ancak zaten kendi saha ve seyirci avantaji diye dilimize doladigimiz sey tam da bu degil mi? hakemi, rakip oyuncuyu baski altina almak, kendi takiminin oyuncusunu gaza getirmek degil midir zaten seyircinin asli gorevi? ve bunun da tek aciklamasi fenerbahce'nin stadinin ali sami yen'in iki katindan buyuk, inonu'nun neredeyse iki kati olmasi degil mi? seneye galatasaray yeni stadinda oynarken benzer bir durum yasanmayacak mi?

uzun lafin kisasi, bana hayli anlamsiz geliyor yapilan tartismalar. gecen haftaki maci galatasarayli bir arkadasla seyrettik, mac bitti, bilica'ya gulduk, okuz dedik, mactan da bayagi bir keyif aldik. bana gore penalti olmayan lugano'nun pozisyonuna penalti calinsaydi, ardindan mac 1-1 bitseydi bile benim icin bu degismeyecekti. o yuzden acikcasi simdi yasananlar bana oylesine surreal geliyor ki arada sirada neyi, neden tartistigimizi unutuyorum. bu kadar zamana ve efora da degmez bana kalirsa. kalin saglicakla.

lakerda dedi ki...

Bilica'nın hareketinin ödüllendirildiği bir ortamda bana hiç kimse marka değeri, hepimiz aynıyız mavallarını okuyamaz. Sahada hakem hata yapabilir, hatta tabiri caizse doğrayabilir. Oyuncu çirkefliğini yapar, kasti ayak kırar. Bunun üzerine çeşitli yorumlar yapılabilir.

Fakat maç bittikten sonra, konuyu enine boyuna tartışıp adaletli karar vermesi gereken yetkililer bu harekete 1 maç bile ceza vermiyorsa, artık tüm kartsız futbolcuların çukur kazmasını isiyorum ve bekliyorum.(ki o sarı kart gerçekten o harekete mi verildi, ligtv'den tüm görüntüler istenip incelemek lazım)

Bir de şu Gs ile ittifak muhabbetleri dillendiriliyor. Yahu çok değil bir ay önce kadar sami yende aşağı adam atılmasından sonra
Fenerbahçeliler Beşiktaş'ın stadında adam öldürülmesinden sonra 3 maç ceza verilmesini örnek göstermiyorlar mıydı? Ne çabuk unuttunuz? Kendinize sanal olarak bir büyüklük çizip, kendinize herkesin ittifak olduğunu düşünmek, suçluluk psikolojisidir başka hiçbir şey değil.

Federasyona protesto yürüyüşündeki açılan pankarta bakın. Orada sarı-kırmızı-lacivert renkteki yazılar da mı size bir şey ifade etmedi. Ne ittifakmış be!

onur dedi ki...

Mentalite belli; sadece okuyalım lütfen:

http://gayin-sin.net/2010/04/22/bursaspor-macinin-oncesinden-tarih-serefsizleri-yazar-hic-unutmaz/

umut dedi ki...

fanatiği de tanıyalım:

http://fanatik.ekolay.net/Peki-buna-ne-diyeceksiniz_3_Detail_34_173391.htm

lakerda dedi ki...

Kimse bu olayı sorgulamamıştı.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25085923/

sodomy dedi ki...

jessie yine gs üzerinden NASIL OROSPU ÇOCUĞU OLUNUR tezi hazırlamış tebrik ederim

Kaan Dobra dedi ki...

biraz geç kalmış olsada sorulara cvp verecek bir yorumum var
öncelikle ben Fenerbahçeliyim.
Fenerbahçeden sonra tercih edeceğim takım bjk idi.
Doğrudur Fenerbahçeden nefret edenler var. ben küçükken ne bjk den ne gs den rahatsız olurdum maç kaybedersek sadece biraz içim burulurdu sonra rakip takım taraftarı arkadaşlarla maç yapar yenilgiyi unuturdum.
her şey nöşetel maçı sonrası başladı o ana kadar Fenerbahçeden en fazla 3-4 oyuncu adı sayan futbol seven Fenerbahçeyi tutan ama fanatizim seviyesi dengeli biriydim.

Kaan Dobra dedi ki...

gs nöşeteli burada yeterli skorla malup edip turu atladığında sanki Fenerbahçe kazanmış ve tur atlamış gibi sevinçliydim tura çıktım üstümde Fenerbahçe atkısı vardı kendi mahallemde beraber oyun oynadığım ve bjkli olduğunu sandığım bir arkadaş bana sen ne seviniyorsun bu bizim maçımızdı biz kazandık sana ne oluyor dedi.
işte o gün yaşamın gerçekleri ile tanıştım başarı oldumu o takımın taraftarları bunu başkaları ile paylaşmak istemiyordu. Ama maç esnasında desteklemek filan gerektiğinde yenildiklerinde morale ihtiyaçları varsa her Türk bir birine destek olmalıydı yenilen takım Türk takımıydı , ancak kazanırsa o takım sadece bjk yada gs taraftarının takımı oluyordu .
siz Fenerbahçeyi sevmeyin sizin sevginiz şaibeli duruma göre değişiyor. o gün senede 1 bilemedin 2 maç izleyen tüm Türk takımlarını kendi takımı gibi düşünen bir çocuğun tertemiz hayallerini katlettiniz . Gözlerini nefret nasıl olurmuş görebilmesi için açtınız .
sonraki yıllarda giderek artan sayıda seyrettiğim maçlar dışında futbolla ilgili her şeyi takip etmeye başladım belki yaşı küçükler vardır anlamazlar diye yakın sayılabilecek zamanlardan örnekler vereceğim.
gs uefa kupasını kazandı hiç sevinmedim 1 sene kadar sonra gene televizyonda spor programı izlerken gs nin plav gününden bir canlı yayın hala uefa kupasını kutluyorlar gs nin başkanı içkiyi fazla kaçırmış buna rağmen röportaj veriyor eh sevindirik olmaları hakları sevinsinler derken başkanın ağzından çıkan sözlerle şok oldum
johannson'un eşine değeri milyon dolar olan bir gerdanlık hediye edilmiş röportajı duyan faruk süren hemen sarhoş başkanın yanına geldi rakamdan sıfırları atmaya çalışıyor
tabi milyon dolardan sıfır atmak kolay değil örneğin ilk rakkam 5 milyon dolar ise ilk etapta 500bin dolara düşürdü . ertesi gün bir spor gazetesinde tekzip rakam 5bin dolara düştü . (gerçi bir gazetede 27bin dolar yazıyor ya neyse)
sonradan anladım Türkiyede Hakemler, Mhk, TFF, Fatih Terim, Mehmet Ağar mesut yılmaz (ortak yönleri o dönem hepsinin ülkede bir şeylerin yöneticisi olması ve hesap soracak birilerinin olmaması birde gs gol atamayınca sırtı dönük h. şüküre eliyle pas atan kaleci v.b. benzeri olaylar ben iddia ediyorum o dönem bu kişiler beşiktaşlı olsaydı beşiktaş 4 senesi garanti 14 sene şampiyon olma olasılığı ile oynardı. (gs parayı cebe indirip yatırım yapmadığı için mesut yılmaz sandığa gömülünce gs de onunla beraber bitti)

Kaan Dobra dedi ki...

bjk sempati duyduğum bir takım fakat taraftarı zorla kendisinden nefret ettirmeyi başarıyor dalaşacak birilerini bulamadıklarında kendi arkadaşlarını bıçaklıyor tezaruhatlarıyla kendi takımlarını bozabiliyor. lafa gelince en iyi taraftar ama sokakta 10 tanesi bir araya gelince kendi yoluna giden birine hafta sonu sizinle maçımız var sizden çocuk sahibi olacağız diye laf atabiliyor 100. yıllarında şampiyon olmak için çete ile iş birliği yapıp (Türkiyenin bir resmi kurulundan örtülü destek aldılar) birde biz temiziz kalanlar kirli diyebiliyorlar oysa sinan enginin her maçta skor iyi değil ise devre arasında hakem odasını ziyaret edip ne konuştuğunu nasıl tehditler savurduğunu görmezden gelebiliyorlar. kendilerini en sevilen takım zannederlerken rakiplerini nefret edilen takım ilan ediyorlar madem o kadar seviliyorsunuz neden sizi bursada sahaya bile çıkartmıyorlar. neden artık Fener taraftarı da sizden sizlerin onlardan nefret ettiğinizden fazla nefret ediyor?
seba döneminde bjknin bir onuru vardı her takım bjk kazansın kaybetsin ona sempati duyardı
sonra bjk değişti hakemlerden kıyaklı maçlar kazanmaya başladı Fenerbahçe fobisi yüzünden bursa şampiyon olsun trabzon şampiyon olsun diye MAÇ SATMAYA başladı.
peki nerede bjkli duruşu nerede bjkli onuru
siz söyleyin sizinle nasıl kucaklaşalım sizi nasıl sevelim siz averajla şampiyonun belli olacağı bir sene şampiyonluğa oynarken rakibiniz şampiyon olsun diye bilerek isteyerek rakibinize yenilsek bizi ne kadar sürede affedersiniz?
bu işler kimse sizi sevmiyor siz kötüsünüz demekle olumuyor birine sen tü kaka kötüsün diyebilmek için sizinde o kötülükte payınızın olmaması lazım siz iyi olursunuz temiz olursunuz seba dönemindeki gibi olursunuz sonra dersiniz ki sizin takım kötü anlayışla karşılarız
ama bize diyorsunuz sizin eliniz kara iyide siz olmuşunuz zifiri zenci
bizim gs ile aramızdaki durum bjknin durumundan farklı spor dışı sebepler nedeni ile de biz gs yi sevmeyiz gs kurtuluş savaşında vatanı satarken Fenerbahçe kuruluş amacı olarak 2. ve 3. maddeler gs takımını doğal rakip ilan etmemize neden olmaktadır.
2. ve 3. maddelerden kısa alıntılar : "Vatan gençlerini vatanın korunmasına, zorluklara ve askerî seferberliklere hazırlamaktır.",
"Kulüp, özellikle askerî beden eğitimlerinin yapılması, millî oyunların yaygınlaştırılması ve disiplinli bir hâlde geliştirilmesiyle uğraşacak. Kaybolan tecrübelerin kazanılmasına uygun amatör şubeler kurulması ve açılmasına çalışacaktır"
o yüzden Fenerbahçede çok fazla amatör branş vardır ve amatör branşlarda çok fazla önemsenir.

kısaca siz bizi sevmeyin siz sevdiklerinize daha fazla zarar veriyorsunuz. bizi uzaktan izleyin önümüzü kesmezseniz biz bu ülkeye şampiyonlar ligi kupasını bile getiririz. dünya kupasını kazandıracak futbolcularda yetiştiririz yeter ki iftiralarla yolumuzu kapatmayın.

Yorum Gönder

Ara