.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
3 Mart 2010 Çarşamba

Hakemler Kime Karşı Sorumlu?

Fırat Aydınus son günlerce medyanın ilgi odağı haline geldi. Fauldü, penaltıydı, ofsayttı, kırmızı karttı. Bunlar gündelik tartışmalardır ve yarın unutulurlar, orası önemli değil. Unutulmamaları da, daha sonra ısıtılıp tekrar konuşulması da önemli değildir. Bunlar doğaldır. Tüm bu eleştirilerin arasında bir başka eleştiri daha var. Dikkat edilmesi, üzerine düşünülmesi gereken de o.
Hakem Verdiği Kararın Gerekçesini Açıklamaz!
Rıdvan Dilmen dile getirdi, çeşitli medya organlarında yer buldu ve internette taraftarlarca tartışıldı. Fırat Aydınus'un verdiği bazı kararların gerekçelerini bazen sözle, bazen de vücut diliyle ifade etmesi Türk sporseverleri tarafından hoş karşılanmadı. Genelde birleşilen husus, hakemin kararlarını açıklamaya ihtiyacının olmadığı, hakemin tek yetkili olduğu ve onlara göre "sözde" medeniyet, hoşgörü, güleryüzün doğru olmadığı... Hiç şüphesiz Fırat Aydınus'un hakemlik tarzıyla Bünyamin Gezer'inki bir değil. Aynı hakemlik okulundan mezun bu iki hakemin bu kadar kendilerine özgü stillere sahip olmaları da ayrı bir konu, buna da şüphe yok. Lakin bu konuya getirilen yaklaşımın futbolu 20 yıl öncesinden takip etmekle ilintili olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Bugün televizyonlarımız veya bilgisayalarımız vasıtasıyla dünyanın neredeyse her liginden maç izleyebiliyoruz. Taraftarı olmadığımız takımların maçları bile bize çekici, izlenesi gelebiliyor. Düşünün, televizyonunuzu açıyorsunuz Stoke City - Wigan Athletic maçı var. Siz ne Wigan ne de Stoke City sempatizanı değilsiniz ama izliyorsunuz. O maçta sizi heyecanlandıran futbol değerleri bulabiliyorsunuz. Real Madrid - Barcelona maçı örneğin. Bu maçı var eden şey, elbette iki tarafın taraftarlarıdır. Ancak bu maçı dünyanın en önemli spor olaylarından biri yapan şey iki takımın taraftarı olmadığı halde maçı izleyen kitledir. Bugün sokağa çıkıp Real Madrid mi Barcelona mı deseniz herkesin illa bir cevabı olmaz ve olması da gerekmez. Oysa aynı adam büyük bir heyecanla bu maçı bekleyebilir. Öyleyse 20 yıl önceki cümlelerle futbol yorumu yapamayız. Artık futbol maçları sadece iki tarafı ilgilendiren bir maçtan öte, o takımları desteklemeyenleri de içine çeken bir başka şekilde organize ediliyor. Futbolun dünyanın en ilgi çeken oyunu olması da bu yüzden. Öyleyse, futbol takımlarını var eden kitleye taraftar diyorsak, futbol oyununu bu denli büyüten kitleye de futbol izleyicisi diyebiliriz. Bugün Dünya Kupası finali sadece o finali oynayan tarafların meselesi olmaktan o kadar uzak ki. Öyleyse, taraftarlıkla futbol takipçiliğini birbirinden ayırmak gerekiyor. Takım taraftarlığı olmazsa takım olmaz ama futbol izleyiciliği olmazsa da günümüz futbolu olmaz. İyi niyetli olalım ve Aziz Yıldırım'ın "Futbolun sadece sahada oynanan bir oyun olmadığını anladım" sözünün içeriğine bakalım. Aziz Yıldırım muhtemelen futbolun giderek endüstriyelleşen yapısı içerisinde, 22 futbolcu ve 4 hakemle oynanan bir oyun olmadığına vurgu yapıyor. Artık oyun, oyunu gerçekten oynayanların dışına taşmış bir durumda. Biz ise futbolun değişen yapısı diye diye kalıp cümleler kurup sonra da "hakem verdiği kararı neden açıklasın?" noktasına dönüyoruz. İşte 20 yıl öncenin zihniyeti tam da buydu. Hakem bir karar verir, futbolculara izahat yapmaz, kimsenin o karardan ne anladığı önemli değildir, hakemin işi bu değildir. Futbolcular, tribündekiler kim ki onlara açıklama yapılsın?
Hayır!
Günümüz futbolu artık sadece futbolcularla oynanmıyor, tribünde, ekranları başında o maçı izleyenler bu oyunun bir parçası, bir hak sahibi oluyorlarsa o hakem kararının herkesin anlayabileceği bir dilde izah edilmesi zorunluluğu var! Bir tarafta Rıdvan Dilmen "Fırat Aydunus sağolsun tartışmalı her kararı açıklıyor" diye eleştiri getirirken, diğer tarafta Mehmet Demirkol "Fırat Aydınus, Güiza'nın pozisyonunda bariz gol şansı olmadığını anlattı" diyorsa, Fırat Aydunus izahatla doğru bir iş yapmıştır. Televizyon başında veya tribünde oturan kitleye "Ben sadece futbol oyununa değil, size karşı da sorumluyum" demiş, "Acaba hakem neden bu kararı verdi?" sorusuna basın toplantısıyla değil, sahanın ortasında, tam da o anda ufak bir hareketiyle yanıt vermiştir. Hakemlik yaklaşımıyla ilgili eleştirileri, futbolun "kime" oynandığını anlayamayanların körüklediği aşikar değil mi?

14 Yorum:

Arkhe dedi ki...

Açıkçası ben Rıdvan'dan başka bu konuya takılan çok kişi görmedim.

Açıklama yapılması ise benim çok özendiğim bir şeydir, keşke her hakem işin bu bölümünü Fırat gibi yapsa.

EnisteKolaKoy dedi ki...

fırat aydınus'un açıklama ihtiyacı şurdan bence. akşam tv kanallarında maçları yorumlarken, ne düşünerek öyle karar verdiğimi anlasınlar mantığı olabilir. tarzı doğru mu peki? bence yanlış. çünkü çirkef futbolcuya istediğin kadar izah et, anlamaz. tam tersi senin otoriteni zedeleyecek, taraftara yem etmeye çalışacak hareketlerde bulunur ki taraftar hakemi baskı altına alabilsin. o yüzden bünyamin gezer stili daha mübah bence. kesin ve sert tavırlar.

RuFF dedi ki...

Açıklama mutlaka olmalı.

Açıklama olmalıki maç bittiğinde hatalı bir karar sonucunda saçmasapan komplo teorilerinin birazda olsun önüne geçilebilsin.

Açıklama olmalıki sahada maçı yöneten kişinin bir makina olmadığını görebilelim ve adamın " ben böyle gördüm buna göre karar verdim" psikolojisini anlayabilelim.

Pamukk dedi ki...

açıklama olmamalı
niye diyene cart diye sarı kart çıkmalı.
fırat da düdüğünü asmalı

esperanza dedi ki...

Aciklama olmali, bunyamin gezer tarzi her iki taraf icin de saha icindeki gerginligi ust seviyeye cikartiyor. Bizim hakemlerimiz tansiyonu azaltma ozurlu olduklari icin firat aydinus tarzi aciklama yolu kullanilmali.

matiasemilio dedi ki...

benim için TRnin en iyi niyetli hakemidir Fırat Aydınus

forzaroma dedi ki...

Dün yaşa varol çok iyi kararlar verdi,afferim gördüğünü çaldı işte hakem dediğin böyle olmalı diye Cem Papila'yı alkışlayıp göklere çıkaranlar.Şimdi Fırat Aydınus gibi kaliteli bir hakemi akaralamaya çalışıyorlar.Bence Aydınus Türkiye'nin en iyi hakemidir.

lakerda dedi ki...

Hayır, şunu bile eleştiren varsa ne diyeyim.

Mesela bir aralar hakem güleryüzlü olmalı muhabbeti vardı ve isimlerini hatırlayamadığım bazı hakemler afedersiniz pişmiş kelle gibi,duygusuz,suni bir şekilde sırıtır tek kelime laf etmezlerdi,kafa sallardı. Sinir olurdum mesela. Kuddusi Müftüoğlu'nu zaman zaman böyle görürüz.

Bünyamin Gezer'deki afra tafralara da hastayım. Belki ilk çıktığında otoriter,oyuna hakim bir havadaydı. Ama sonraları bu bilinçli sert görünme çabalarının futbolcuları tahrik ettiğini, maçı gergin hale getirdiğini düşünüyorum. Ha fakat bu sert görünümünü en iyi şekilde tutturmuş,belli bir seviyede güven vermiş bir hakem olduğunu söyleyebilirim. Ona özenip de oyuncuları,seyirciyi tahrik eden bir çok hakem var. Özellikle yeni çıkmış hakemler. Aklıma ilk gelen Deniz Çoban.

Fırat Aydınus'un hakemliği tartışılır, ama üslubunu beğeniyorum. Aslında doğru yanlış kararlar vermenin ötesinde hakemi hakem yapan, üslubu. Bu açıdan kabul edilebilir,iyi bir hakem olduğunu söyleyebilirim. Belki oyuncularla çok içli dışlı,samimi gözükmesi bazı çevrelerce eleştirilebilir. Ama futbolcular üstünde güven vermesi açısından gerçek bir otorite sahibi olduğunu düşünüyorum. Mesela o kadar fenerbahçe aleyhine hata yapılmış denilen maçta Fenerbahçeli oyuncuların bir taşkınlığı yok. Bursa-Fenerbahçe maçını hatırlayın, hakem Deniz Çobandı galiba.

BJK4EVER dedi ki...

Hakemler her seyi aciklamali bence. Suclu gibi arka kapidan gizlice kacmak gerilimi arttirmaktan baska birseye yaramiyor. Hatta hakemler de mactan sonra canli yayina ciksa, roportaja katilsa, iki cift laf etse cok daha iyi olur bence. Bu durumda hakemleri 90 dakikaligina kiralanmis bir assassin olarak goruyoruz, halbuki onlar da normal insan.....

shelbyl dedi ki...

Her mactan sonra her takimin taraftari "Hakemler bize kil yaaaa!" diye agladikca, hakemlerin aciklama yapmasini bile garipser olmamiz normal.

sterkasur dedi ki...

Rıdvan Dilmen uzun süreden beridir kendini tekrarlıyor.Sadece o değil spor yazarları ve spor yorumcuları gelenekten beslenerek yeni birşey üretmeden, değişmeyen 300-500 standart kelimeyle farklı maçları yorumluyorlar. İstisnaları bi kenrada tutarsak Türk Spor Yazarlığının genel durumu bu maalesef. Sanki maçlar bizim için değil , onlar üzerinde konuşsunlar diye oynanıyor.

agentsmith dedi ki...

insanlar konusa konusa..
bence firat aydinus en guzelini yapiyor..tabii bazen abartip futbolcuyu ikna etmesi yanlis..
karari neden verdigini aciklar ve konu kapanir..
20 yil onceki anlayisa sahip olmayalim ama genisligi de abartmayalim..
bu yuzden firat aydinus dogru yapmakla birlikte biraz abartiyor diye dusunuyorum..

bir de bir konuya takildim :
iki haftadir firat aydinustan tum spor programlarinda "firat" diye bahsediyor.."firat aydinus", "sn. aydinus", "hakem aydinus", ......vs degil sadece "firat" !! ve sadece eski hakemler herkes ismiyle hitap ediyor aydinusa..
hakeme cok saygi duydugumdan degil ama bu sekilde bir hitap tarzi iki haftadir surunce beni rahatsiz etti..

Kisa dedi ki...

Bu blog'da kalite dusuyor mu artik ne? Cok kirici olmak istemem ama bir ilkokul ogrencisi tarzi komposizyon yazisi gibi olmus. Aklina geleni yazmis Jes. Aslinda yazinin anafikri ilk 2 paragrafda veriliyor, orda kesilse daha guzel olabilirmis.

Bu arada Besiktas'i birakmistin en son diye hatirliyorum Jes. Son durum nedir?

Sevgiler...

BJK4EVER dedi ki...

Ayni sekilde Ertugrul Saglam ve Riza Calimbay'a da Ertugrul ve Riza deniyordu, dogru noktaya parmak basmissin.
Ama aciklama mevzusuna gelince, hepimiz Avrupa'daki maclari izliyoruz. Bir itiraz oldugu zaman cogu hakem cekme hareketi veya tekme hareketi yaparak aciklama yapiyor, bunu bir kucuk dusme olarak algilamamak lazim.
Asil oyuncuyu siklemeyerek yanindan kovmak yanlis hareket bence.....

Yorum Gönder

Ara