.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
20 Kasım 2009 Cuma

Nasıl Beşiktaşlı Oldum?

Evet, bir itirafım var: Ben Beşiktaşlı oldum, Beşiktaşlı doğmadım. Evet, aklınıza hemen ne geldi biliyorum. Benim de o geliyor, zaten o sebeptendir ki, malum tezahüratı duyunca gözlerimden yaşlar süzülüyor, boğazımda bir yumru. Kendime yabancılaşıyorum. Sessizce ağlıyorum, ne gemiler kalkıyor içimden bilmezsiniz...
Stop! Çıka çıka bu kadar romantizm çıktı. Sevmem öyle aşırı dramatizasyonları. Zaten Feridun Düzağaç'ı da kızdırmışız, bugün bize çatmış Radikal'deki köşesinde dediklerimizi yanlış anlayıp. Feridun Abi, biz sana Meriç Tunca ol demedik ki? O baştaki tezahüratın anımsatabileceği birkaç adam varsa bu alemde, onlardan biri de Meriç Tunca'dır zaten. Mesela geçenlerde çıkıp "Başarılı Türklerin hepsi Fenerbahçelidir. Bu bir gerçektir" demiş. Plato'nun idealar dünyasını herkes beyninden anlamak zorunda değil tabii. İzan melekesi yitimi var son zamanlarda...
Konumuza geri dönelim. Benim annemler 5 kardeş. Dolayısıyla 5 adet de bacanak var. Nasıl denk getirdiler bilmiyorum, ama kardeşlerin hepsi Beşiktaşlı olmakla birlikte, ilk 4 bacanak da Fenerbahçeli. Sonuncusu Galatasaraylı, lakin hikayemizin geçtiği dönemde o daha aile resmine dahil değildi, onu sallamıyoruz o yüzden. Tabii bu sefer çocukların hangi takımı tutacağı da bir sorun oluyor. Biraz mübalağa etmek gerekirse; rekabet had safhada.
Ben önce Fenerbahçe'yi seçmişim. Keza Oğuz'un 5 numaralı çubuklu forması, çoraplar vs. gelince Fenerbahçeli oluyorsun, normal. Bir de annelerin takım tutması ne kadar da olsa lafta, esas beyler aktif olarak çalışıyor. Ama tabii bu Fenerbahçelilik hali çok da kati değil. Futbol izlemeden futbol takımı mı tutulur? Çocuk olarak verilen çikolataya koşuyoruz işte, kimi yerde Fenerli, kimi yerde Beşiktaşlı. Afyonkarahisarspor'u bile tutarsın o karaktersizlikte, hiç fark etmez.
Neyse, bilinç düzeyini kazanmak ve olayları hatırlamak için gerekli 4 yaş eşiğini aştığım zamanlar 1989 yılının Kasım ayına tekabül etmekte. O zamana kadar olanları hatırlamıyorum tabii, ama babamın anlattığı kadarıyla: "Ulan Fenerliydin ne güzel eşşoğlueşşek, o kadar forma aldık sana, gittin ananın takımına."
İlk defa bir maç izleyeceğim tarih 6 Ocak 1990. Maçı bilinçli olarak izlemiyorum ama. Halamlar üstte, biz altta oturuyoruz, ben bir şekilde halamlardayım (annemler başka bir yerde olsa gerek), halamın çocuğu da Beşiktaşlı, televizyon açık o yüzden. Ben maçı çok da iyi hatırlamıyorum, maçın ne kadarını büyük bir ilgiyle izledim onu da bilmiyorum, goller nasıl oldu falan bilmem. Tek hatırladığım sahne maç biter bitmez oturma odasından kalkıp mutfağa koşuşum ve "Beşiktaş 5-1 yendi Feney'i" deyişim halama. Öyle ya da böyle ilk izlediğim maç, ve alınan tarihi bir skor. İşte o dakikada geçiş dönemi bitti, ve ben Beşiktaşlı oldum. Benimle birlikte o gün en az birkaç yüz çocuk Beşiktaşlı olmuştur herhalde.
Bugün yaş 24. Tam değil aslında, Pazar günü olacak. 20 yıl olmuş. Ulan diyorum, bir yaş günü hediyesi, belki. Beklediğim benim birkaç yüz çocuğun Beşiktaşlı olması değil. Cumartesi gecesi içerken zıvanadan çıkıp "Nasıl da koyduk lan hohohoho!" demem yanımdaki Fenerli arkadaşa.
Kazanın Cumartesi, söz en çok ben bağıracağım "Beşiktaşlı olunmaz, Beşiktaşlı doğulur" diye...

30 Yorum:

ben de itiraf edeyim o zaman; beşiktaşlı doğanlardan değilim. lakin hiçbir zaman da ne gs'li ne de fb'li oldum. baba fenerli olunca ablada fenerli o zamanlar beni de fenerli yapmaya çalışıyorlar ama ben samsunsporlu oluyorum. ne alaka demeyin. doğduğum yer tokat, orda nerdeyse herkes ve tüm sülale fenerli, ordan gitmişim kastomonuya orda da herkes fenerli. e bende her daim bir muhalefet var. tutmam gereken takım belki galatasaray gibi duruyor bu durumda ama çevrede epeyde galatasaraylı var. ben de yaşadığım toprakların en yakın temsilcisi ve o zamanın "anadolu kaplanı" samsunsporu tutmaya başlıyorum. fakat kısa sürüyor bu macera. 5 yaşıma geldiğimde yaşadığım yerle birlikte takımımda değişiyor. fakat nasıl değiştiğini hiç hatırlamıyorum. bir anda beşiktaşı tutmaya başlıyorum. önce ablayı sonra en yakın arkadaşları beşiktaş bünyesine katmaya başlıyorum. en kralından beşiktaşlı oluveriyorum ama sebebini hala bilmem. renkler mi diycem ama ilk renkli televizyonumuzu alışımızda 8 yaşıma denk gelir. fenerbahçenin renkleriyle beşiktaşın renkleri arasında televizyondan bakınca çok bir fark yok yani o zamanlar...

mithrandi dedi ki...

Ekşi beşiktaşı yeni keşfettim. Bir girip bakayım dedim ve karşıma "Nasıl Beşiktaşlı Oldum?" başlığı geliverdi. Ürpermedim desem yalan doğrusu. Başladım okumaya. Daha bismillah, malum tezahuratla ilgili shelbyl'in hisleri, beni bu tezahuratın çıktığı ilk zamanlara götürdü. Aralıksız (bu sene hariç) yeni açıktan kombine alıyorum, maçta bir anda başladı bu tezahurat. Bir an sağıma soluma baktım, hani fıkra var ya sen kaç beni tanıdı adam diye, sanki onun gibi birşey. utandım, ezildim, sinirlendim, yıkıldım önceleri. Sonra düşündüm, o tezahuratın yapıldığı anı düşündüm. Takım tel tel dökülüyor, kimse topun peşinde koşmuyor. Bir ruhsuzluk halidir gidiyor. İşte o zaman anladım üzerime alınmanın salaklık olduğunu, asıl hedefin futbolcular olduğunu. Kızım sen duy gelinim sen anla...

Küçükken takım tutmazdım, kimse de bana herhangi bir takım forması alıp getirmedi, gel bu takımı tut demedi. Ama neticede doğuştan beşiktaşlı da değildim. sonradan, sanırım 7-8 yaşlarında oldum beşiktaşlı.

Nasıl mı oldum? onu da ileride bir zaman anlatırım...

threepoint dedi ki...

üstad çok tatlı olmuş yazı ya...
bir itiraf da benden gelsin, kafam basana kadar, ki 6 yaşıma tekabül ediyor, babam Beşiktaşlı olsan iyi olur derdi, çok sevdiğim amcam gsli olmamı isterdi. biraz çocuk inadı biraz da çocuk mantığı feneri tutmak daha kolay gelirdi. cimbom saçmasapan bişidi kelime olarak tutulmaz, ee Karakartal'ı nasıl tutacaksın uçar gider :) ama fener tutulabilirdi, bilirdim el feneri diye bişi var, hafızam fena sağlamdır, 3 yaşımı dahi hatırlarım, o kadarken bir ara fenerle kemeri karıştırıp kemer tutuyorum bile derdim. 5 yaşımdaydım, 89-90 sezonu ve Beşiktaşım memleketimin bağlı olduğu ilin takımına konuktu, ben de tribünde. maçın başında kalabalıktan çok korktuğumu hatırlıyorum, sonrasında Şifo'nun golüyle o kalabalığın hallaç pamuğu gibi karışması muhteşem bir adrenalin dalgası olarak dönmüştü bana. eve gittiğimde artık tam bir Beşiktaşlı olduğumu anlamıştım. Biraz zoraki olarak odamın duvarında asılı olan, üstünde okuyamadığım şeyler yazan poster daha bir anlamlıydı artık. Ama Shelbyl, buna rağmen ben Beşiktaşlı oldum diyorum, cezaya ehlim yokken yapılan hataları silip atıyorum. Sonrasında gsli Rambo Yusuf'un bana yaptığı bir güzellik olan beyaz kolları şeritli efsane adidas formayla aşkım perçinlendi... sünnet olurken dahi o forma vardı üstümde, zaten bana sünnet gömleği gibi bir şey olmuştu :)
feridun abi, seni çok seviyoruz bir de :)

ohooo...bu ne ya, tam shelbyl naptın sen abi ya diyecekken, threepoint de fenerli çıktı...arkadaşlar muhasebede jessie bey var, işlemlerinizi yapsın, çıkışınızı alın. ekşibeşiktaş camiası bunu kaldıramaz.:)

o değil de, çok güzel yazmışsın be, eline sağlık. bi de fd abicim, naptın be abi?

la birimiz de doğuştan beşiktaşlı olalım beyav asjdhasd

sayın pederim, say desen 3 topçusunu saymayacağı galatsaray taraftarıdır. beni de galatasaraylı yapmak için o zamanın şeylerinden 4 numara mı 5 hnumara mı neyse Fatih Terim forması giydirip fotoğraf çekiyor. daha yaşım 4-5. ben hemen ertesinde kuzenlerimin de katkısıyla ne galatasarayı yæ ben beşiktaşlıyım demiş ve bahsi geçen fotoğrafı törenlerle yakmışım.

babamın anlattığı kısım bu. zaten sonra ilkokula başlayıp köyün sayılı beşiktaşlılarından biri olduğumu, fanilaya kumaş boyasıyla logosu çizilerek üretilmiş ORİJİNAL formayla gidince farketmiştim.

okka dedi ki...

Hiç başka takım tutmadım(babam başka takımlı olsa ne olurdu bilemiyorum).çekici gelmiyordu kırmızılar,lacivertler,sarılar(mersin idam yurdu hariç tabi) Hayat görüşümü belirlerdi siyah-beyaz,hala da öyle.Daha çok siyah yanı,beni kendi etkisi altına aldı.
Hep bir depresyon hali her zaman.Hiç bir zaman zevk almamak hayattan ama aldın mı da tam almak işte bu da beyazdı.

zafer türkiyenin en iyi kalecisi,metin tekin en iyi santroforu oluyordu.
Milne'ye sarı fırtınayı kafası çatlak,çatlak oynattığı için kızıyordum

ilkokul sıralarında gordon milneyı anlatırdım kız olan sıra arkadaşıma
"ingilitere de başka takım tanınmaz" dediğimi dün gibi hatırlarım.kız ne düşünürdü benim hakkımda kim bilir.

bu arada ekleme yapayım da yanlış anlaşılmasın
ben ilk beşiktaşı tuttum. beşiktaştan öncesi yok yani

babamın gs forması giydirmesi belgarath'ın maçlara gelip beşiktaşlı olunmaz tezahüratını yapması gibidir. ajksjdhasd

threepoint dedi ki...

@beautiful

dostum ben Beşiktaşlı doğdum. kafamın basmadığı zamanlarda saçmaladım, gerçi şu anda 2 büyük devirsem, megan fox yanıma gelip yanağımdan makas alarak bir kere fener desene dese yürü git derim,yüzüne bakmam, taviz vermem! el feneriyle kemeri karıştıran çocuktan ne beklersin ki, hakikaten fazla baltaymışım küçükken, belki herkes o kadar baltadır ama, bir de denyoluk edip o zamanları hatırlıyorum. ben sadece Beşiktaş'ı, ondan önce elfenerini tuttum, 80lerin sonunda elektrikler çok sık giderdi.

Jokond dedi ki...

freak bunlar yine iyi. en azından hatlarını hemen fark edip dönmüşler. peki ya içimizdeki gizli fenerli? onu ne yapacağız:)

aamet jr. dedi ki...

@Beatiful Freak

"Shelbyl ile threepoint gereğini yapsın" :)

Babam zamanında İzmit, Trabzon gibi tehlikeli deplasmanlara giden bi Beşiktaşlı olduğu için Beşiktaşlı doğanlardan olduğumu söyleyebilirim. Tribünden izlediğimi hatırladığım ilk maç da Demirspor maçı, daha öncesi de varmış babamın anlattığına göre. 5 yaşındayım. İlk yarı 4-0 bitti. Ben devrede bu maç 10 olcak diyorum babama, yanımızdaki adamlar pek tabi gülüyorlar falan. 10. golden sonra devre arası gülen adamların omuzlarında gezmekten babamın yanına gelmem baya bi zaman almıştı.

Ekrem dedi ki...

yazı şükela olmuş. şahane olmuş. büyük çoğunluk (ben de dahil) aklının erdiği andan itibaren bu renklere gönül vermiş anlaşılan. ama ondan öncesi "çikolata peşinden koşulan yıllar" olduğu için önemsememek lazım. o yüzden en içten şekilde o tezahürata eşlik ederim her zaman.

"fd ağbi" nin yazısını da okudum. kısaca fd abimiz kızmış,darılmış bize. burdan kendise yapma be "fd ağbi" seviyoruz seni diyorum.

Jessie dedi ki...

ben beşiktaşlıyım uleeeyn. hem de doğuştan. net! o da fikri sabitliğimden... bi beşiktaş'ın peşine takıldık gidiyoruz işte.

Eser Gokulu dedi ki...

El sikko günü parçalı Kewell formasıyla kahvaltıya oturan g.saraylı bir babanın oğlu olduğum için g.saraylılığımın 5-6 yaşına kadar sürmesini utanç değil başarı olarak görüyorum :)

Aradan geçen 20 sene ve ''Beşiktaşlı olmak'' o günden bu yana verdiğim en doğru karar, lâkin insan üzülüyor ! Benim babam Beşiktaşlı olmalıydı diye bilmem kaç kere iç geçirdiğimi bilirim, ama bu biraz da tek çocuk olmak gibi bir şey yani iyi yönleri de var, kötü yanları da.

Sabah uyanıyorsun ve ultraslan forumlarında cirit atan bir babayla karşılaşıyorsun, haliyle o esnada ''noldu küme düşürülmediniz mi ?'' sorusu kaçınılmaz oluyor :) O yüzden seviyorum bu rekabeti.

ama bizim evi biraz da Giuseppe Meazza'ya benzetiyorum, Mayıs ayında balkondan hangi bayrağın dalgalanacağını önceden kestiremiyorsun ..

scugnizzi dedi ki...

aramızda kalsın ama belgarath küçükken fenerbahçeliymiş. :)

enzo scifo dedi ki...

Gercekten cok guzel bir yazi olmus. yorumlari da okurken bir anda cocukluguma gittim. babam iyi bir besiktaslidir. gerci 3 senedir tribunleri birakmistir. ocak ayiyla beraber tekrar donmeyi ummaktadir.
neyse gittigim ilk macin kime karsi oldugunu hatirlayamamaktayim. fakat 6 yaslarimda ve babamla birlikte eski acikta oldugumu hatirliyorum. macta tansiyon yukselmisti ve herkes sahaya bir seyler atiyordu. tabii ki ben ne oldugunu anlayamamais olan ben elimdeki bos pet siseyi firlatmistim ve 2 sira onumde oturan birisinin kafasina dusmustu. babam gulumseyerek ozur dilemeye calisiyordu. biraz yasli olan amcamiz bana bakarak ilk seferde hakemin kafasini bulmaz diyerek gelip sarildi. bu ilginc hikayeyle de ben besiktas'a baglanmistim.
son olarak ocak ayinda babamin tribunlere donmesi dilegiyle...

cesc dedi ki...

Ak düşmüş siyah saçlarıyla, ilkokul öğretmenimdir Beşiktaşlılığımda payı olan.

Ekrem dedi ki...

akraba ve tanıdıklardaki cinconlu fazlalığı sebebi ile mantıklı düşünemediğim yıllar cincon demişim. ama yıl 1989 olunca (yaş 5oluyor) mantık akıl devreye girmiş ben de. o sene fenerle yapılan 7 maçın 6 sını kazanmış bir takım diyorlardı beşiktaşım için.işte o yıl beşiktaşlı oluyordum. kaybettiğimiz maçta şampiyonluk maçıymış. şampiyonluğun kaybedilmesi değildi önemli olan. "beşiktaşlı duruşu" lafını öğrenmeye başlıyor ve önemini kavrıyordum yavaş yavaş. yaş ilerledikçe kendimi akrabaların kız-erkek doğan çocuklarını beşiktaşlı yapmaya vermiş biri oluyordum. yeni nesili beşiktaşlı yapmanın haklı gururunu yaşıyorum artık kendi iç dünyamda. bana alınmayan formaları onlara alıp bu sevdaya gönül vermeleri için uğraşıyorum.

yuki the zorba dedi ki...

Daha da durmam yanınızda maç esnasında! Sonradan olma Beşiktaşlılar güruhu :)

ya bi de şu var, nasıl beşiktaşlı oldum bence yazı değeri taşımıyor, zaten beşiktaşlı olunur yani, normal. nasıl fenerbahçeli oldum, ben naptım, aman allahım gibi yazı dizileri bence çok daha önemli ve faideli, bu garip halet-i ruhiyeyi anlamak için, ya da neden galatasaraylı olmadım... ondan da baya bi uzun yazı dizisi çıkar.

TheRasco dedi ki...

o diilde bu F.D nin yazısı romantikmi melankolikmi?yoksa baska bisiimi? ahahah
:)

Evde kanarya besler derecede fenerli olan babama rağmen paçayı nasıl yırttım hatırlamıyorum doğrusu...Benim dayılar hep beşiktaşlı, onların sayesinde diye şeeediyorum hayal meyal...

Birde eniştem vardı hasta fenerli. Beni nezaman görse en büyük fener derdi. Tabi bende en büyük beşiktaş derdim. Sonrasında bu tartışma ben "hüeaaaaa bişiktaş leayyn" şeklinde salya sümük ağlayana kadar devam ederdi..ehehe.özlemişim rahmetliyi...

threepoint dedi ki...

@cesc

öğretmen olmayı ne çok isterdim. şöle idealist, şekil, çok okuyan bir tarih öğretmeni. II. Abdülhamit dönemi geldiğinde ince ince Beşiktaşlılık'ı sokardım genç fidanların zihnine, o kadar ince işlerdim ki nasıl olduklarını bilmeden Beşiktaşlı olurlardı, ama hepsi değil, beni çok sevenler. çok garip birşey diyeyim, hayatımda tanıyıp da sevmediğim çok az Beşiktaşlı vardır. Veya bazı insanlar vardır ki Beşiktaşlı olduklarını öğrendiklerimde nice üzülmüşümdür. Beşiktaş'ı, Beşiktaşlılar'ı, semti tarifsiz seviyorum.

lakerda dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
lakerda dedi ki...

Tüm baba tarafı amcalarım futbolla içli dışlı Beşiktaş'lı olduğu için kendimi bildim bileli beşiktaşlıyım. Doğuştan beşiktaşlıyım denilebilir. Bunun sebebi küçüklükten verilen bir doz, bir beyin yıkama olarak görebiliriz ama neden Beşiktaşlıyım diye hiç sorgulamamıştım kendimi.

Bu blogda, babası farklı takımdan olan Beşiktaşlıların azımsanmayacak derecede olduğunu görünce inanın şaşırdım ve acaba böyle bi beşiktaş-futbol sevgisi,ilgisi bombardımanına tutulmasaydım hangi takımı tutardım o aklımla diye düşünüyorum, ilginç bir sual:)

Fakat ayrıca çoğu kişinin yaptığı şeyleri sevmeme veya popülere karşı olma gibi bi karakterim,ruh halim var bildim bileli, acaba öyle olduğum için mi Beşiktaş'ı reddetmedim yoksa, yoksa Beşiktaş'lı olduğum için mi bu yapıdayım o da ayrı soru:))

hayyam dedi ki...

@shelbyl
tesekkurler guzel yazi,

http://seviyoruzbuoyunu.blogspot.com/2009/11/askmidir.html bu konuya gecen pazar gunude ben bu blog da deginmistim, onun uzerine bu yaziyi gormek gercekten hos bi supriz oldu. Bu arada1 sonraki hafta c.tesi de benim dogum gunum ve fb macini bende kendime dogum gunu belirledim:) Manu macinin biletini saymazsak tabi:)

Müfit dedi ki...

Benim de anne baba tarafından tanıdığım-bildiğim akrabalardan ki yaklaşık 50 kişi filan var) Beşiktaşlı olmayan sayısı bir elin parmaklarına dahi ulaşmaz, o 2-3 parmak da küçükken babaya gıcıklığına Fener ya da Körfezi tutup büyüyünce futbol ortamlarından el ayak çekenlerdir.
İlk gittiğim maç da bir Kocaeli-Beşiktaş maçıdır, muhtemelen yaş 5-6, sene de 79-80 filan olsa gerek.
Sağlam taşlamışlardı bizi maç çıkışında :) 2-3 kez İnönüye de gelmişliğimiz vardır babam ben abim ablam, ama küçüktüm çok net hatırlamıyorum. Şimdi düşünüyorum da badam da sağlam saykoymuş 7-11-12 yaşında 3 çocukla İzmit'ten İstanbul'a maça geldiğine göre :)
Eh tüm aile Beşiktaşlı olunca da bir baskıya gerek kalmıyor takım seçmek için, formam filan da olmamıştı uzun yıllar bu yüzden. Ama mahallede abim ben ve 1-2 arkadaş dışında Beşiktaşlı olmadığı için, futbol oynarken takım oluşturacak sayıya ulaşamadığımızı, bazen Fener bazen Galatasaray takımında oynadığımızı, çok nadiren 2 Trabzonluyu da aramıza alarak Beşiktaş-Trabzon karması olarak maç yaptığımızı (alayına koyardı bu karma :)) bilirim. Metin Tekin gelirdi bazen mahalleye Kocaeli'den Beşiktaş'a yeni transfer olduğu yıllarda, bir o zaman şeklimiz olurdu ortamlarda. Bugüne kadar tanıdığım hiç bir Beşiktaşlı'nın önce başka takımı tutup (bilinçsiz dönemlerde de olsa) sonradan Beşiktaşlı olduğunu da duymamıştım postu ve yukarıdaki yorumları okuyana kadar, o yüzden bahsedilen tezahüratın ilk 2 mısrası bana hiç garip gelmezdi.

@Eser, üniversitede Fulya'ya taşınınca, tesislerin önünden her geçişimde "babam hayatta olmalıydı,emekliliği altyapının maçlarını, A takımın antrenmanlarını izleyerek geçirmeliydi. Maç günleri semtte demlenip madebe beraber yürümeli, omuz omuza tezahürat yapmalı, yeri geldiğinde de küfürü basmalıydık" derim zaman zaman. Bu hislerimi bildiği için hanım sıkı GS'li olmasına rağmen oğlanı Beşiktaşlı yapma çalışmalarıma destek veriyor. Kızdırırsam çocuğa ilk adımları Florya'da attırır, Sami Yen'de soyunma odasına sokar valla, çok çıkıntılık yapamıyorum çoçuk hangi takımlı olacak diye sordukları zaman o yüzden :)

ahaha bir itiraf da benden o zaman 5-6 yaşıma kadar kadıköy civarında oturmamız dolayısıyla okul ve mahalle baskısıyla ben de fenerli olmuştum.Hatta 95-96 sezonu şampiyonluğunda halamlarla beraber bağdat caddesinde fener alayına katıldığımızı bile hatırlarım.Beşiktaşlı olan babam ise o yıllarda beni beşiktaşlı yapmak için elinden geleni yapıyordu ama ne yaparsa yapsın bir türlü feneri bırakmıyordum.Günlerden bir gün,o zamanlar kimsede olmayan çok istediğim ve pahalı olan bir oyuncak uçak vardı türlü yalvarmalarıma rağmen bir türlü babama aldıramıyordum ve o gün babam hepinizin tahmin edeceği gibi bir ahlaksız teklifle karşıma geldi ve çocukluğumun verdiği blinçsizlikle babamın teklifini kabul ettim ve kartal oldum.:)Tabi iyiki beşiktaşlı olmuşum diyorum o ayrı mesele.

shelbyl dedi ki...

TheRasco bu sefer uykusuz degilim polemik yok :)

Gökhan dedi ki...

gökhan keskin den gelen ismimle doğuştan beşiktaşlı olduğumu gururla söyleyebilirim,hatta 4-5 yaşındayken falan gs li komşumuzun beni gs li yapmak için aldığı formayı abime gereğini yapması için teslim ettiğimi de hatırlarım.

alper dedi ki...

etrafımdaki herkesin beşiktaşlı olduğu bir yerde başka takımın adı bile geçmiyordu zaten.buna rağmen ilk gittiğim maçında (sırf renklerinden dolayı destek vermek amaçlı) altay-göztepe maçı olmasıda siyah-beyazın hayatımdaki yerini daha iyi anlatır.o günden beri siyaha beyaza vurgun sarıya kırmızıya düşmanım..:))

köyde pamuk toplarken radyoda şekerbegoviç adını hatırlıyorum dimağımda ilk.

ercan dedi ki...

Beşiktaşlı ve demokratik bir babanın 2 oğlundan ufak olanıyım.

Babam tüm demokratikliğiyle şöyle demiş bize "İstediğiniz takımı tutabilirsiniz ama BJK'den başkasını tutarsanız siz bilirsiniz" :)

4 yaşınızda babanızın omzunda stada (82-83 4-1lik antep maçı)gidince o babaya şimdi "Allah razı olsun" diyorsunuz :)

Yorum Gönder

Ara