.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
22 Ekim 2009 Perşembe

Mustafa Denizli, Germe Bizi

Wolfsburg maçından kısa kısa notlar düşesim var:
- Beşiktaş ilk defa biraz da olsa futbol adına bişeyler gösterdi. Özellikle ikinci yarıda güzel denemeler oldu.
- Defansta Ferrari - Sivok ikilisinin müdahaleleri oldukça umut vericiydi. Riske girmeyip topları taca atmaları bile bişeydir en azından. Zaman zaman hatalar olsa da - ki bunların müsebbibi İbrahim Kaş oldu çoğu zaman - genel olarak vasatın üstündeydi.
- Führer Fabian Ernst yine çok iyiydi. Fink çok fazla gözükmese de ceza sahası önünde topla bir kaç kez tehlikeli bir biçimde buluştu.
- Yusuf maçtan önce rahatsızlanıp kadrodan çıkarılınca hücum olanaklarımız oldukça kısıtlı kaldı. Yusuf'un topla buluşması gereken yerlerde top hep Fink'e geldi, o'nun da yapacakları bir yere kadar haliyle.
- İbrahim Üzülmez bizi herzamanki gibi yanıltmadı. 90 dakikayı olumlu hiç bir hareket yapmadan tamamladı. İstikrar abidemiz bizim...
- Nihat'ı epey güçlenmiş buldum. Bir kaç pozisyon dışında ayakta kalmaya çalıştı.
- Son sözüm ise Mustafa Denizli'ye... Sayın hocam, güzel hocam, Mustafa hocam... neden oyuncu değiştirme konusunda bu kadar korkaksın anlayamıyorum. 60. dakikadan sonra ipleri elimize alacağımız zaten belliydi, rakip 10 kişi kalmasa aklına Tabata gelmeyecekti belli ki. Kazanabileceğimiz maçta 80. dakikadan sonra 3 oyuncu değişikliği yapmak çok saçma değil mi? Adam hangi ara oyuna ısınsın da gol atsın veya attırsın...

6 Yorum:

purplepurple dedi ki...

oyuncu değişikliğinin geç geldiği konusunda katılıyorum. sanırım mustafa denizli'nin aklını karıştıran biraz da manu maçı oldu. o maçta oyuncu değişikliğiyle beraberliği kaybettiğimizi biz biliyorsak, o da pek tabi biliyordu. burda da beraberliği kaybetmekten çok korktu tabi.

ibrahim üzülmez konusunda; wolfsburg'un benim izlediğim tüm atakları bizim sağ kanattan gelirken, solumuzdan gelen ataklar başlamadan bitiyordu. sağ kanatlarından denemeyi kestiler hatta. bu olumludur.

dalamar dedi ki...

ibrahim üzülmez hakkında aslında belirtmem gereken bir şey vardı, atlamışım. hücum anlamında hiç bir olumlu hareketi olmadı desem çok daha doğru olur anlatmak istediğim.

bu kadar hücumu beceremeyen bir adamın neden bu kadar son çizgide topla buluşmasını pek anlamıyorum. :)

yilmaz dedi ki...

Arkadaşlar defansif mefansif oynadık ama.

-Beşiktaş şampiyonlar liginde 10 maç sonra gol yemeden bir maç bitirdi.

-Lucescu haricindeki ilk deplasman puanını aldı.

-İlk kez bir alman takımından puan aldık (Denizli'de kariyerinin ilk puanını aldı :))

Bütün bu ilker beşiktaşın kötü olduğu ve resmen sırat köprüsünden geçtiği bir dönemde oldu. O yüzden son dakikalarda galip gelmek için bastırmadık diye hayıflanmamak lazım. Eğer ki bi kaza golü yeseydik herşey tepetaklak giderdi.

-Bu arada, Wolfsburg'dan istanbul'da 1 ya da 3 puan alırsak, şampiyonlar ligi tarihimizde ilk kez bir takıma yenilmeden ligi bitirmiş olacağız. Bu da çok kritik bi istatistik olabilir bence.

purplepurple dedi ki...

şimdi ben de sana katıldım dalamar eheh

lakerda dedi ki...

Führer Fabian? Abi leiter desek şuna..:)

AQ-47 dedi ki...

Almanlar artık führer kelimesini sık kullanmıyor, hem Ernst için de şık durmadı :) Çoğu kişi gibi adamlar 10 kişi kalmasaydı Tabata'yı oyuna almayacağını düşünüyorum Denizli'nin. Tello 1 aydır maç yapmıyor kardeşim, anca uçakla milli maça gidip geliyor, yine de lk 11 çıktı, bu tavşan gerçekten sezaryenle çıktı şapkadan. Grafite çıkınca galip gelme şansımızın artması hepimizin iştahını kabarttı, ama beraberlik de iyidir. Bu takım birşeyler yapacaksa Denizli'ye rağmen yapacak, beni geren de bu...Orta sahada topu tutup kanatlara ince pas atacak adam lazım, o da Tello değil...Wolfsburg maçı dönüm noktası olarak görülse de bence asıl dönüm noktası Eskişehir'den alınacak 3 puan olacak.

Yorum Gönder

Ara