.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
19 Ekim 2009 Pazartesi

Kapalı'nın Zaferi

Jessie maç yazısında geçen hafta savaşı kaybeden tribünün kıpırdanması vardı demiş. Öncelikle, inanamadım! Bu haftayı geçelim, geçen hafta savaş neden-nasıl kaybedildi anlamadım. O gün 70 dakika saldırılar aralıklarla devam etti. 75. dakikada ise tüm tribün sırtını dönmüş 'demirören yeter' diye bağırıyordu. Bu mu savaş kaybetmek? O gün de kapalı kutu sırtını dönüp protestolara gaz verdi 75. dakikadan sonra. O dakikadan sonra saldırı da olmadı, resmen pes ettiler. Saldırdılar, vurdular, kırdılar, tehdit ettiler. Ama protesto bitmedi. Bu savaşı kaybetmek midir? Savaş kazanmaktan kasıt bir kaç yaralının verilmesi, bilfiil şiddet olaylarına dahil olmak mıdır? O zaman o tribün zafer kazanmış olur muydu.. Bırakın paşa maçını, daha Denizli maçında bile istediklerini yaptıramadılar, stad son 10 dakika istifa diye inliyordu. Ortada zafer varsa, ki var, zafer aslında o maçta kazanıldı. Mesaj verildi. Kasımpaşa maçında da olsa olsa 'savaştan çıkmanın' verdiği şaşkınlık vardır. O olayları yaşadıktan sonra insanlara tedirginlik veya yorgunluk çökmemesi mümkün değilken; yağmurlu bir günde, beşiktaşım benim, her gece efkarım gibi bestelere katılım heyecan vericiydi. İnsanlar hala o tribün ruhunun yaşaması için gayret gösterdi. O da yetmedi yine pes etmedi, saldırı gelir mi gelmez mi demeden protestosunu yaptı. Zafer yoksa şu mudur; çıkacak olaylara aldırmadan Hüseyin'i setinden indirmeye çalışmak? Geçen maçtan mimlediğin tipleri kafa göz dağıtmak? Topyekün lince kalkışmak? Paşa maçında saldırı olsaydı taraftar öylesine dolmuş ve neyin ne olduğunu biliyordu ki, saldırganların hiç şansı yoktu. Böyle yapsaydık zafer olur muydu o? Tekrar tekrar söylüyorum, çünkü gururla söylüyorum; kimse elini dahi kaldırmadan en zor zamanlarda demokratik hakkından vazgeçmedi, geçen hafta da bu hafta da o tribünü kontrol altına alamayacağınızı, hangi gücü kullandığınızın çok önemi olmadığını, asla ele avuca gelmediğini cümle aleme haykırdı. Bu zafer başka zafer. Alen'in setten verdiği gaz değil bu. Cem Yakışkan yılmıyoruz çocuklar falan demedi. Alt kattakiler Mestan tribünde! Deve Erol gelmiş! falan bunlardan haberi yoktu. Tek güvencesi kendisiydi. Üst katta açılan, maça kadar haberi olmasa da pankartta yazılanlarla gururlanan taraftarın zaferine benzer bir zafer değil bu. Koca bir tribünde belki bireysel olarak, belki arkadaş grupları olarak yılmayıp protestoya gelen, kapalı kutuyu da protesto yapmaya zorlayan, sindirilemeyen kapalı ahalisinin, bizzat kazandığı zaferi bu. 'Bana zaferin resmini çizebilir misin?' Ben cumartesi günü, gönlünce protestosunu yaptıktan sonra topyekün üst kata dönüp 'BİRİCİK SEVGİLİM' diye haykıran kapalı altın yeni açık tarafında gördüm o resmi. Onlar, yani bizden olmayanlar için savaş bitmiş midir bilmiyoruz, ama artık şunu herkes biliyor, o tribün pes etmeyecek. Ve ortada kazanılacak bir zafer varsa yine biz kazanacağız.

17 Yorum:

çimento dedi ki...

o tribündeki münferit protestolar ve ruh bitmez ama üst gruplar ve çıkar olduğu sürece böyle gündelik zaferlerle kendimizi kandırırız en fazla maalesef...

Jessie dedi ki...

bana gelen bilgi geçen hafta televizyon kanallarında gösterilen ve saldırılarda başrolde olan bazı kişilerin bu hafta alt-üst siyah beyaz tezahürat yaptıkları şeklinde.

zafer kazanan birileri varsa bu çarşı falan değil onu diyorum. zaferi münferit beşiktaşlılar kazandı. ben çarşıyı kaybedenlerin içine koyarım. sırf şu forza beşikaş hadisesi bile kaybın görüntüsüdür. münferit beşiktaşlılar kutuya uymaktan öte kutuyu kendilerine uydurdular. zafer olsa olsa bu olur.

ayrıca bu zafer kapalının zaferi olarak ta addedilmez bence. zira belli bir güruh geçen hafta ne diyorsa bu hafta da dedi. zan altında kalan, hedef gösterilen ben değildim ki kendimi aklayayım.

ayrıca hepsinden öte bence haftalık iniş çıkışlarla değil genel olarak değerlendirmek gerek. bir önceki hafta olanlar bence bir mağlubiyetti. ama sonrası uzun bir süreç ister. bakacağız. belki sonunda çarşı da zafer kazananlar listesinde olur bilemiyorum. ama henüz resim çok flu.

theotheo dedi ki...

puhaeueahuhae.

purple allah iyiliğini vermesin, ya. görende savaş falan var onu birileri kazandı sanacak.

yeni stad bu zihniyeti temizleyecektir.

Sercan dedi ki...

puhaeueahuhae.

theotheo allah iyiliğini vermesin, ya. Görende Demirören stadın izinlerini aldı zannedecek.(2 sene önce izinleri aldık haziranda başlıyoruz demişti ya)

Ege Sezen dedi ki...

Yönetimin tribünde destek olduğu oluşumlar ve gruplar olduğu müddetçe yeni stad bu sakat zihniyeti temizleyemez.

Ayrıca ortada destan, savaş falan yok. İki gün önce stadta olan şey iyi yapılmış ve olması gereken bir protestodur. Ama bu protesto üç yıl önce bu şekilde olmalıydı.

Bilmem kaç milyon dolarlık borç yüzünden gaflet içindeki insanları kaç yıldır yönetimden gönderemeyen bir camiayız. Bazı çocuk ruhlular hepimize egemen olmaya çalışıyor ve kendisini protesto edenleri dövdürüyor.

Hesabı sorulabildi mi?

sehorn dedi ki...

tey Allah'ım ya ! Bayılıyorum şu bizim taraftarın her şeyi süslü kelimelerle anlatma hastalığına...
Amigosu çıkar matezori der, taraftarı çıkar yapılan sıradan tezahuratla zaferin resmini çizer.

Yahu bu tribünde çıkar ilişkileri var mı ? Allah'ına kadar var. Bu çıkar ilişkilerinin sahipleri belli mi ? Belli. Az buçuk mantık çalıştıran herkes neyin ne olduğunun farkında. Çarşı grubu liderleri de, geçen hafta taraftarı döven çete de bu işin kaymağını bir temiz yiyorlar. Eskiden Çarşı grubu liderleri taraftarları hatırla gönülle, abi ayağına susturuyordu, taraftar susmaz olunca bu sefer dayakla susturuldular. Öyle bir tablo çizdi ki millet sanki bu taraftarı son 3 yıldır takım elbiseli adamlar dayakla susturuyordu. Manisa maçında " sabote etmeyin UEFA'ya gidelim " diyenler Erdal Keleşler miydi ? Sivas maçında Sinan Engin'e pankart açılınca ne dedi Sinan Engin ? " Ben istesem bu tribünde kendi lehime 150 tane pankart açtırırım " Bu lafın anlamını herhalde soylememize gerek yok. Bu lafı yiyip üstüne özür dilemeye giden Alen değil miydi ? Yani adamlar sizin gözünüze soka soka yapıyorlar bazı şeyleri. Hala bizim millet Kasımpaşa maçında istifa diye bağırmışlar diye bu adamlara toz kondurmuyor. Eee birader adamları topa tuttu resmen millet adamlar da taraftara istemeyerek de yol vermek zorunda kaldılar ki maçtan önce yaptıkları matezorik açıklamalarla aslında ne olduklarını belli etmişlerdi. Millet çok tepki verince geri adım atmak zorunda kaldılar, bu kadar basit.

Ortada zafer mafer yok. Olan şey bolca rant, çıkar, menfaat, ve ağır ağır uyuyan bir taraftar kitlesidir. Artık taraftar beklentisini o kadar azaltmış ki, tribün liderlerinden birisi çıkıp kıyısından yönetimi eleştirse, " Ohh be abilerimiz rantçı değilmiş "diyor.

Bu taraftarın uyanması ve Beşiktaş'la arasına adam, abi, reis, cart curt koymamayı öğrenmesi matezoridir.

purplepurple dedi ki...

şimdi yazdığın her paragrafa cevabım var ama cevap vermeye uğraşmak gibi bir derdim yok.

sadece kendimi tutabildiğim ölçüde, 2-3 şey söyleyeceğim.
öncelikle bu kapalı tribündeki insanların zaferidir kısmını üstüne basarak söyledim. içinde erol, mestan, cem vs geçen paragrafı bir daha oku.

çarşı'nın rantıymış, şuymuş buymuş hiç girmeyeceğim. tribündeki liderlerin kimisine çok kişi gibi benim de kızgın olduğum yerler var ama senin gibi uzaktan sallayanlar yüzünden korumaya da devam ediyorum, edeceğim de.

medyadan da okunan, konuyla ilgili annemin bile kurabileceği cümleler ve iddiaları söyleyip olaya hakimmiş havası verebilmek, vermeye çalışmak her platformda yemiyor. çarşı'nın zaten son 5-6 senede ne kadar boktan bir yola girdiğinin göstergesidir şu herkesin ahkam kesebilmesi. ve tek tek arayın bakın her yerde aynı cümleler. şu yukarıdaki'nin iddialarına bakın okuyun, aynı cümleleri 40bin farklı yerde okudunuz, ama o da çok farklı bir şey söylüyormuş gibi havalarda.

o zaman o çıkar kimlere gidiyor, nasıl bölüştürülüyor ve o çıkar nedir anlatsın bu arkadaşlardan biri. çok hakimse olaya, dinleyelim. gelip hürriyet okuyucu yorumları köşesinde takılır gibi ekşibeşiktaşa..
madem öyle, bilet geliyordan farklı bişey söylesin biri. alen özür diledi'den farklı bir şey söylesin. cem yakışkan'ın, hatta yılmaz'ın zaten müzdarip olduklarını sürekli söylediği, ama ancak bir of çekip, geçip gitmeye çalıştıkları konularda bu kadar çok şey biliyorsanız söyleyin biz de bilelim.

bak ben 2-3 yazıdır dolaylı olarak çarşı'nın liderlerine eleştiri yapıyorum ve şu yorumlarda kalkıp onu dahi anlayamayacak kadar olayların dışında olan biri, tamamen irrite edici bir üslupla, ezber yorumlarla can sıktığı zaman, kusura bakmayın ama şirazeden çıkıyorum.

en baştan anlatmak istemiyorum ama; çarşı'nın liderleri bir hata yapmıştır, o hata da son 2-3 hafta ağırlıklıdır ve kapalı insanı zorla kendi dediğini o insanlara dinletmiştir, ok mi?
ikincisi, şu istifa konusunda her fırsatta çarşı'ya laf söyleyenler, işe hasan arat'tan başlayıp, seba'dan devam etsinler, ordan çıkıp nevzat demir, rahmi koç diye gidip, durmasınlar divan kuruluna kadar yolu var. basınına kadar da yolu var. ulan bir kapalı tribün mü buranın enayisi. ki defalarca protesto edildi o adam, bir allahın kulu savundu mu lan bizi. nedir bu, bu taraftar niye isyan ediyor diye. hepsi kongrede rezil olmaktan, kendi statüsünden, yarın öbür gün haber yapmak için tesislere girememekten, ulusoyları demirörenleri karşılarına almamaktan korkuyordu. bir çarşı mı bir kapalı mı kaldı. görmediniz mi hala tribünün başkan indiremediğini.

dedim ya, bilen bildiğini söyler, ama hürriyet gazetesi okuyucu köşesi gibi yorumlar yazılacaksa, bu da iki tane 'bilen biliyor işteaa' gibi tavırlarla iyice paçavra haline gelecekse ben de ona göre üslup takınırım.

yok hepsini geçtim, tamamen bireysel tepkiyi övdüğüm, grup hikayelerine girmediğim yazıda aldığım tepkiye bak. hatta hiç üslup da takınmam, burda blog yazarı olan arkadaşlardan başka kimsenin yorumuna cevap vermeyeceğim, niye kendimi geriyorum ki ben.

yuki the zorba dedi ki...

"Bu zafer başka zafer. Alen'in setten verdiği gaz değil bu. Cem Yakışkan yılmıyoruz çocuklar falan demedi. Alt kattakiler Mestan tribünde! Deve Erol gelmiş! falan bunlardan haberi yoktu. Tek güvencesi kendisiydi."

Şunu yazdığı zaman, purplepurple bir şeyler anlatmış oluyor aslında ama okumak, okumayı bilmek lazım...

sehorn dedi ki...

Cvp yazmıycakmışsın ok, belki okursun, ya da diğer insanlar okur.

- genel olarak soylediğin " sen bu işlere uzaksın, uzaktan sallıyorsun " Bu işlere çok şükür ki uzağım. Bu benim gördüklerimi yorumlamama engel değil. AKP'nin de Taşyapı'nın da, Sabah gazetesinin de uzağındayım, nasıl onların arasındaki ilişkiyi görebiliyorsam, uzağında olduğum tribün liderleri ve yönetim arasındaki ilişkiyi de görebiliyorum. Ne zamandır yorum yapmak için olayların birebir içinde olmak lazım ? İzlemek, gözlemlemek, yorumlamak vs.

- " Çıkarı nasıl bölüşüyorlar ? " diye sormuşsun. Bilmem, nasıl bölüşüyorlar ? Dedim ya uzağım. Vardır elbet bir yöntemleri. Belki direk para da almıyorlardır. Ancak bulundukları mevkinin gazetelerde yazarlık, tv'de yorumculuk gibi getirileri olduğu gerçeği de var.Mevkilerini korumak için yeterli nedenleri var yani.Ha, zamanında klüpte çalışmış biri zarfla para aldıklarını da söylemişti. Yalansa günahı kendi boynuna.

-" Hep aynı şeyleri anlatıyorsunuz, Sinan Engin olayı vs. başka şeyler anlatın " demişsin. Neden ? Bu ziyarete mantıklı bir açıklama getirildi mi ? Hayır, o zaman neden farklı şeylere yöneliyoruz ? 40000 farklı yerde okuduysan bunu ve hala bir cevap verilemediyse ortada bir sıkıntı vardır. Sen 40000 tane Beşiktaş'lının sorguladığı bir olayı, " bunlar tribüne uzak adamlar " mantığıyla önemsemiyorsan bu senin sorunun. Olay yine aynı yere geliyor, senin sıkıntın ortada olan çirkin şeyler değil, bunları kimin dile getirdiği. Tribüne yakın mısın, uzak mısın olayı." Abi " lerin ismini, cismini, özgeçmişini biliyorsan, araya bir iki semt adı, abi adı serpiştiriyorsan tamamsın, yoksa yorum yapma. Forza'da 17-18 yaş grubu üzerinde etkili olmuyor da değil hani.

- " Tribünün başkan indiremediğni görmediniz mi " demişsin. Ben gördüm de abilerin gördü mü bilmem. Hani Seba'ya şerefsiz diye bağıran abilerin, ya da adminlerine Forza'da " ÇARŞI SERDAR BİLGİLİ'YE KARŞI " diye sticky topic açtıran abilerin. Ekşi sozlukten geldin buraya, Çarşı, Serdar Bilgili isimlerini bir yaz bakalım, 2003 yılında Serdar Bilgili'nin koltuğu sallanırken Forza'da abiler tarafından nasıl açıkça cephe alınmış başkana. Hani taraftar yonetim değiştiremez demişsin ya, belli ki abilerin o zamanlar farklı düşünüyormuş.

-Bolca tekrarladığın Hurriyet okuyucu yorumu benzetmesi sana gore hakaret bana gore övgüdür. Bu işlere uzak, tek derdi klüp olan insan olmayı, burda " abi " isimleri sayıp bu işlerden anlarım mesajı vermeye tercih ederim. Tribunlerin kurtuluşu hakimiyetin Hürriyet okuyucu kitlesi dediğin kitleye geçmesindedir. Bu klubun ve her klubun ihtiyacı, işin ince taraflarını bilen, yonetimlerle içli dışlı olmuş, eli kolu her yere uzanan abiler değil, gruplara dahil olma gereği duymayan bireysel taraftardır.

"Abi" lerini savunmaya devam et, benim tribünde ne diyeceğime yön verecek bir "abi"m yok Allah'a şükür.

theotheo dedi ki...

@sehorn

puaehuaheuhuaehehe koptum ya.

rantçılara bak anasını satim, hepsi mercedesle geliyolar tribüne. ya güldürmeyin beni, açlıktan nefesi kokuyo o lider dediğiniz çapulcuların, gidin işinize ak.

saçma sapan şeyler uydurmayın.

purplepurple dedi ki...

hayır canım, konuyu yarıda kesip gitmekten bahsedtmiyorum.

öncelikle şu yukarıdaki 'iddialar' hakkında..
seba'ya kimse şerefsiz diye bağırmadı. yalancılık yapma.
serdar bilgili'ye karşı diye sticky bir topik yoktu. ''varsa da helal olsun.''
tribünlerde, numaralıda şeref tribünü civarında oturan kişiler dışında, kimse bilgili'ye küfür de etmedi. dahası, tribünde bilgili'ye büyük bir protesto da olmadı. tek yaptığımız stadın her yanı loca olsa da, sevenleri kimse ayıramaz ki diye yeni beste yapmak oldu.

o dönemler bu tribünün en güzel dönemleridir, çarşı'nın en güzel günleridir, en temiz, gerçekten muhalif insanların tribün kovaladığı günlerdir. 3-5 sıkma haberle yiyemezsiniz onca insanı.

diğer kısım;
yuki çok sağolsun, benim yazıdaki derdimin ne olduğunu sadece alıntı yaparak dahi anlatmış.
bir hevesle gördüğüm güzel bir şeyi anlatıyorum, üslubu seversin sevmezsin, o konuda yorumunu da uygun bir dille yaparsın. sen onu da yapmamışsın.

ben bu işlere uzak insanlar derken; kastettiğim şudur. senin okuduğun yazıda tribün grupları övülmüyor. hatta insanların bireysel olarak tribündeki hakim güçlere rağmen bir şey yaptığı, dahası o hakim güçleri kendi safına getirdiği anlatılıyor. yani araya reis, abi vs koymayın diyorsun ya, ben de onu diyorum yazıda. araya insanların abi koymadan, asıl abiler bizim dediğimizi yapacak diye sesini yükseltmesini anlatıyorum.

sen önce ben bunu hiç dememiş gibi yorum yapıyorsun, sora anlatıyorum, yuki de anlatıyor; sen ise yine diyorsun ki; abilerle size mutluluklar. hürriyet okuyucu yorumlarında kasıt budur işte. okuduğunu anlama derdi olmadan, kafasında söylemeye karar verdiklerini 'yine de' söyleme inadıdır. ben bunları dedikten sonra, senin yine kalkıp abilerinle mutluluklar, abici seni diyecek olmandır benim de bir daha cevap vermem deme nedenim.

sehorn dedi ki...

çok kısa yazıcam ;

- "Şerefsiz yönetim Beşiktaş'ı mahvettin, siktir ol git Seba " tezahüratları ben Hakan pastanesi önünde otururken 15 metre önümde toplanmaya başlanan kalabalıktan çıktı. Şerefsiz kelimesi soylenmediyse ben en adi adamım dunya uzerindeki.

- Eksi sozluğe " carsının serdar bilgiliye karsı olması yaz " tarihiyle gorursun olayın ne olduğunu. Yalan yok ortada. Yasım 28, belki senin dediğin gibi tribunle çok haşır neşir değilim ama forza 3-4 senelik değil ve ben ilk seneler yazılan çoğu şeyi herkesten daha iyi hatırlıyorum. Ha yaptılarsa da iyi ettiler diyorsan ilk yaptığın yorumla çelişirsin ( yonetimler tribunle gitmez yorumu ) Yonetimler tribunle gitmez yorumu doğrudur ama bundan onceki iki yonetimi tribunle gondermeye çalışıp bu gerceğin farkına şimdi varılması en iyi niyetli tabiriyle ilginçtir bana göre.

Yazdığın yazıdan benim konuyu dallandırıp budaklandırmam olayı olmuş gerçekten. Orası benim hatam. Yani aslında yazdıklarım senin yazdıklarına yonelık olmamış. Ancak yazdıklarımın da arkasındayım.

Neyse benim görüşlerim bunlar, değişmez de çok buyuk bir kanıt sunulmadıkca bana. Benim hayalimdeki tribün sette arkası dönük adamlar olmayan bireysel tepkilerin yaşandığı tribunler. Kimse de bu hayali paylaşmak zorunda değil tabi.

Jessie dedi ki...

benim bahsettiğiniz abilere siz yazdıktan sonra saygım oldu. en azından onları zan altında bırakmayacak kadar. lakin görüşlerim sehorn'la paralellikler gösteriyor.

bence tribünde bedava bilet, indirimli bilet, cart bilet-curt bilet uygulaması olmamalı.

çarşıya yer tahsisi diye bir şey olmamalı. veya başka bir gruba. veya bir kişiye.

bununla birlikte yıldırım demirören'in "yönetim sizin, kapalı bizim" sloganları eşliğinde geldiği de hatırlanmalı.

serdar bilgili bilet politikasında veya diğer bazı konularda hatalar yapmış olabilir ancak kapalı tribünle ilgili yaptığı bazı temel doğrular olduğunu düşünüyorum.

purplepurple dedi ki...

"Şerefsiz yönetim Beşiktaş'ı mahvettin, siktir ol git Seba "

ben bu bslogan pek yeni üretildi sanıyordum. demek ki 9 sene önce hakan pastanesi önünde üretilmiş :) melodisi neydi acaba.
ayrıca 'abi'lerin de hakan pastanesi önünde toplaştığı da görülmüş şey değildir. abiler bağırdı demiştin de. ya da seba istifa yürüyüşne denk geldin. olabilir tabi, olmaz diye bişi yok.

ben çarşı serdar bilgili'ye karşı değildi demedim bu arada hiç, öyle bir stiky topik yoktu dedim. ha varsa da diyorum ya helali hoş olsun.
tribünler yönetim götüremez ayrıca, hala arkasındayım bunun.
tribünün protesto yapması yönetimin gidişi işin ortam hazırlar. seba dahil kimse aa tribünler git dedi, madem öyle gidiyorum dememiştir. seba'yı gönderen de bellidir, bilgili'yi gönderen de.

onu geç, bilgili döneminde çarşı'dan maç sırasında bilgili'ye kaç defa istifa sesi çıktı biri bana anlatsın. tiksinirdik bilgili'den, yine bağırılmazdı. bağırmak isteyenler susturulurdu. bir maçın 30 saniyesi istifa dense olay olurdu. diyorum ya yapa yapa stadın her yanı loca olsa da bestesi yapıldı. yağmurlu bir günde yani, bilgili'ye yazılmıştı o.
ha bir de sevda bitmez,hasret bitmez. bilgili'nin bak giderim haa, köyü satarım haa dönemlerinden gelir. isteyen gider-hiç farketmez'di ilk versiyon. sonra isteyene gider'e evrildi.
yani demek istediğim şu, bilgili'ye karşı tavır buydu, şimdi öyle bir anlatılıyor ki her maç 45 dakka protesto falan.. zaten biz o dönem federasyonunu derdine düştük. sağdan soldan yediler bitirdiler.

bilgili'nin kapalıya loca hamlesi doğruydu. çarşı yeni açık'a hamlesi de hüsnü güreli'nin di. demirören gelince localar yıkılmadı zaten, canlı yayın odası yıkıldı. localar duruyor orda, tek bir tanesine zeval gelmemiş şekilde.
ayrıca kongre döneminde herkes kendi istediğini söyler.
kapalı bizim, başkanlık senin; satılmışlık belgesi değildir. ama çok büyük yanlıştır. o yanlışın ceremesi de çekilmekte zaten. çok kişi de farketti ki; hangi başkan gelirse gelsin stadda bazı değişimler olacaktı. çarşı da yeni ortamda yerini bulacaktı.

şu anda çarşı'nın kapalıda olması için verilen tek taviz 1 oda büyüklüğünde bir boşluktur, yani 1 locadır. kapalı fiyatları da ucuz falan değil. hepiniz biliyorsunuz fiyatları. bedava bilet sayısı da hep diyorum, taş çatlasın tüm o gruplara giden, toplam 300 şu anda.

purplepurple dedi ki...

son olarak da; abiler olmasın ok. ama şunu unutmayın, insanın olduğu yerde sosyalleşme vardır. ortak hedef (misal beşiktaş) olduğu yerde örgütlenme vardır. örgütlenmenin olduğu yerde ortak geçmiş vardır. ortak geçmişin olduğu yerde saygı duyulan büyükler ve korunan veya akıl verilerek sakinleştirilmesi gereken gençler vardır. böyle bir örgütlenmenin tüm grup üyeleri tarafından içine sindirilmiş liderleri vardır.

bu ya basta diyen zapatistalar'da da böyledir, tamamen resmi ve siyasi oluşumlarda da böyledir. eğer siz hayatınızın tüm alanlarında liderliğe karşı durabileceğinizi düşünüyorsanız, yıkılsın bu düzen diyorsanız, buyrun savunmaya devam edin abi olayının bitişini.
yok başka fikriniz varsa, açıklayın nasıl oluyor. liderlik bitsin demekle olmuyor o. getirilerini götürülerini tartışalım diyorsanız buyrun tartışalım, tüm sosyolojik olguları da hesaba katarak ama. tek reis aziz reis! mantığıyla değil.

önemli olan liderliği ele alanların o insanlar tarafından sevilen ve kabul gören kişi olmasıdır. o bireylerin o liderin yönlendirmesi altında kendini özgür hissedebilmesidir. gerektiği zaman liderinin yanlış gördüğü hareketine karşı durabilmesidir.
toplumsal bakış açısını değiştirmediğiniz sürece, zorlama ve baskıcı hareketlerle insanların en doğal ve demokratik hakkı olan gruplaşmayı ve kendine lider seçme hakkını elinden alırsanız, tüm tribünlerin bir şekilde sevdiği-kabullendiği o grupların yerini, tepeden inen ve tepeden inmeci liderlere sahip gruplar alır.

benim demokrasi anlayışımda hiç bir şeyin zorla ve yasaklarla engellenmeyeceği yazıyor. sizde nedir durum?
ve o dinamiklerle oynanırsa sonuçların hiç de iyi olmadığı da yazıyor.
yapılması gerekenin toplumsal bilincin yükseltilmesi, geçmişte yaşanan güzelliklerin devam etmesi için dışarıdan gelen müdahalelerin ortadan kaldırılıp, geçmişte nasıl olduysa yine suyun kendi yolunu bulması yazıyor.

bu şartlarda buyrun bitirin liderlik olayını. emin olun etkilerini çok da uzun vadeye gerek olmadan içinizde ve yanıbaşınızda hissedeceğiniz süper(!) bir şey başarmış olursunuz.

son olarak da geçilsin artık bu elitizm. endüstriyel futbola hayır diyip, bu kadar da elitist, bu kadar da ortam pırlanta olsun da biz kıyıda köşede kalırız'cı olmak garip geliyor bana.
barça cilalanmışlığına ulaştığımız gündür beşiktaş'ın aşığı değil sempatizanı olacağı gün.

bırak bu demokrasi ayaklarını veya boyalı cümleler meraklısı vs. diyecek olan varsa yine, şimdiden sevgiler.

sehorn dedi ki...

- Seba'ya protestolarda " şerefsiz yonetim beşiktaş'ı mahvettin " ve siktir ol git seba lafları soylendi. Melodi, smiley, cart, curt, istediğin kelime ve tool'u kullan bunu inkar etmek için. gerçek bellidir. O tezahurat yeni üretildi sanıyorsan senin tribun kariyerin yenidir. Sor soruştur öğrenirsin.

- Sticky topic de vardı adminler tarafından açılan. eksisozlukteki yorumu okursan zaten anlarsın.Buna helali hoş diyorsan ilk cevabında yazdığın yazıları oylesine yazdığın ortaya çıkar. 1 gun once ak dediğine bugun bok demektesin.

-Bu, bu konuya yazdığım son yorum. Senin " son yorum " anlayışının aksine gerçekten bu konuya bir daha birşey yazmam çünkü ilk cevapların için yanlış da olsa bir düşüncedir diyordum, şu an senin savunduğun şeyleri sadece inat uğruna savunduğunu gördüm. Bir şeyleri savunmak uğruna 1 gün önce dediklerinin tamamen aksini iddia ediyorsun.

Benim için konu kapanmıştır. Selametle

purplepurple dedi ki...

sana cevap verdim ve tartışma adabından ötürü 'konuyu yarıda kesip gitmeyeceğim' diyerek devam ettim. okuduğunu anlamamak derken; bunu da anlamayacağını tahmin etmemiştim.
tribün abilerinden duydum.. hakan pastanesinin önünde söylediler.. forumda vardı, sözlükte bak biri yazmış çarşı karşı olduğunu stiky olarak deklare etmiş vs gibi argümanları hangi merhametsizin önünde söylese üzüleceğin derecede dalga geçerdi seninle. o sebepten 'tartışmada altta kalmayayım da..', mantığını bırak, herkes insaflı olmaz.
ayrıca yazdığım hiç bir şeyi inatla anlamadığın için bu konuda başka bir şey yazmayacağını söylemen selametin kendisidir. onun için teşekkürler.

yukarıda tribünde abi kavramı, tribün örgütlenmesi vs hakkında bişiler yazmıştım. güme gitti ona yanıyorum :P

Yorum Gönder

Ara