.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
4 Eylül 2009 Cuma

Fevzi'nin Iskası

Sondan 5. haftaydı, Galatasaray'dan 5 puan gerideydik. Galatasaray dediğime bakmayın, Galatasaray'dan fazlasıydı o kadro, Hagi'si, Taffarel'i, Popescu'su, Suat-Okan-Emre gibi 7 cücelerden futbola transfer edilmiş böcek diye tabir ettiğimiz kene gibi yapışan presçileri, havada gördüğü her şeye kafa atan Hakan Şükür'ü, ceza sahasına girdikten sonra 3 adımda atlamada Marion Jones'a rakip olacak yegane Türk olan Arif Erdem'i, Fenerbahçeli Bilica'nın one-night stand takıldığı Capone'u, saha dışında güzel içinde çirkin kaptanları Bülent'i ile gerçek bir efsanedir o kadro. O sene UEFA'yı kaldıran kadro, Türkiye'de bir ara en yakın rakibi Beşiktaş'la arasındaki farkı 11 puana çıkarmış, ancak 12 maç üstüste kazanan Beşiktaş puan farkını 5'e kadar çekmişti. Bu 12 maçta, benim unutulmaz efsanem Ahmet Dursun'a bir nebze olsun yıpranmış ve yorgun efsanelerimiz Mehmet Özdilek ve Ertuğrul Sağlam eşlik etmiş, Ahmet Dursun'un mucizevi performansı lige tutunmamız sağlamıştı. Sıcak bir bahar akşamında, Tele On evimize giremediği için, bir kahveye doluşmuştuk umutları zula ederek. Avrupa'dan bize ne diyerek, Ahmet Dursun Fevzi tutsun gibi kötü bir bir espri yapmadan tavşan kanı çayları içerek izlenen ilk yarının sonuna doğru, sabık sarı esinti A.A.'nın yaptığı ortayı Şifo kafasıyla aşırarak golü kaydetmiş, zuladaki umutların 4 haftaki sonraki şampiyonluğu çağırmasını sağlamıştı. O efsane kadro karşısında çok iyi top oynadı benim biricik sevdam o gece... Ali Eren hiç bu kadar yakışıklı gelmemişti gözüme, Schaefer 32'sinden sonra sanki orta yapmayı öğrenmişti, Ertuğrul Türk futbol tarihinin en pahallı futbolcusu bir dönem bendim unutmayın der gibiydi. Jamal Sellami'yi yalnızca o maçta izleyen Real Madrid yönetimi, yaşlanan Hierro'nun yerine aranan kanı bulduk gibi talihsiz bir açıklama yapmıştı dersem, evet o zaman eşeği suya sokup sokup çıkartmış olurum. Nihat Kahveci bir maçlığına kepçe kulaklı değil, Tayfur Havutçu bir maçlık da olsa pelteklikten kurtulmuştu; işte öyle ruhani ve ilahi bir geceydi o gece... Sabık sarı esinti 2. yarıda ceza sahasında Bülent K. tarafından biçilmiş, adam öldürmeye teşebbüs olan pozisyon hakem Orhan Erdemir tarafından meşru müdafa sayılmıştı, meşruiyetin nerde olduğunu Hatemi Hoca bile anlamamıştı, ancak ne yazık ki yeşil sahadaki tek hakim kara gömleklilerden biriydi ve yine her zamanki gibi dediği olmuştu. Dakika 80'i doldurduğunda, tehlikeli sayılmayacak bir atakta ara parasına giren Sead Dost Halilagiç, Fevzi'ye büyük bir dost kazığında bulunuyor ve ona bir geri pası veriyordu. Doğup büyüdüğüm memlekette babamın garsonluk yapan bir öğrencisinin garip bir tiki vardı, ona hamsi diyenin annesini gayet net olarak en galiz şekilde halini hatrını sorardı, en garibi de bu adam bir balık lokantasında garsonluk yapmaktaydı. Fevzi de benzer bir tiki bu maçtan sonra edinmişti, gerçi ona hamsi demek yerine arkadaşları geri pası veriyordu tikinin gerçekliğini denemek için ve her defasında annelerinin kulaklarının çınlamasını sağlıyorlardı. 1-1 bitti o maç, son 10 dakkada çıkaramadık o golü... Gitti şampiyonluk, belki kazansaydık bile olamayacaktık. Fevzi iflah olmadı o maçtan sonra, kariyeri tam bir pike düşüşü yaptı, bu sırada eşi de onu çirkin biçimde çokçana üzdü diye duyuldu, o sıralar milli kaleci olan Fevzi, geri dönülmeyen yola doğru girdi ve gidebileceği en kötü kulüplerde oynadı. Hayatımın hatırı sayılı dramatik anlarından biriydi bu ıska. Zula yapılan umutlar, zulaladığınız ve bir arkadaşınızca bulunmuş bir çikolatanın hoyratça tüketimesi tadında silindi gitti. O maçtan sonra uzun süre gülümsemedim, 16 yaşımdaydım ve hayatımda yaşayabileceğim en tatlı melankolilerden birini yaşayabilmenin arifesindeydim. Tadına vara vara yaşadım o melankoliyi yaklaşık bir iki ay... Öylesine tatlıydı ki... Futbol hakkında konuşmaz oldum, henüz yeni müptelası olduğum CM'yi uninstall ederek CD'yi kendimin dahi bulamayacağım bir yere sakladım, halı sahanın önünden dahi geçmedim. Bahardı ve doğa canlanıyordu, bunları takip ettim, kimi zaman İlber Ortaylı Osmanlı tarihiyle ilgili benle söyleşi yapmak için evime misafir oldu, yalnızca onla görüştüm. Ve kendisi bir gün bana, arabalılar yani saraylılar takımından bahsedince, ona " Üstadım, bu konuda ben sizden daha üstadım" dedim ve melankoli orada son buldu. Elbette biliyordum İlber Ortaylı'nın Bafra'nın Gazipaşa Mahallesi'ne bir kez dahi uğramadığını ama, o melanoli bana böylesine bir hayali gerçek tadında yaşattı. O günden sonra attığım her ıskada, Fevzi Tuncay'ı hatırlar oldum. O ıska, Fevzi'nin yaşayabileceği muhteşem bir kariyeri heba etmişti, ben de her ıskada yaşanması artık namümkün olan güzellikleri düşünüp hayıflandım durdum. Ancak her ıskadan sonra, kısa süreli de olsa yaşadım kendi melanolimi ince ince... Her melankolinin sonu ise, İlber Hoca'nın bahsettiği arabalılar takımıyla son buldu... "Bazen sevinç, paso keder Beşiktaşım ömre bedel..." Not: Malum maçı hatırlamak isteyenlere: http://www.youtube.com/watch?v=js14K0V892Q

31 Yorum:

Temur dedi ki...

bir de hatırlatma yapayım. golden bir süre önce Fevzi, Ergün uzaktan attığı yarım vole tarzı bir füzeye belki de yılın kurtarışını yapmıştı. Üzerine bu golü yemesi enteresandır.

Jessie dedi ki...

"bu sırada eşi de onu çirkin biçimde çokçana üzdü diye duyuldu"

neydi ben unutmuşum... pis dedikodu oluyor gerçi ama. şurada gözü yaşlı hali fazlasıyla sempatik geldi de. sempatik gelen üzemez diye de bi kural yok gerçi de.

Jokond dedi ki...

karısı kredi kartı borcu falan mı yapmıştı ben öyle hatırlıyorum. hatta tesislere haciz memurları gelmişti galiba.

fevzi müthiş yetenekli bir kaleciydi. mübalağa etmiyorum, o geri pasına kadar da kariyerinin en müthiş maçını çıkarmıştı. ama o gol var ya o gol, benim de feriştahımı sikti arkadaş. bir ay kendime gelememiştim.

bu arada threepoint, yazı şahane olmuş. su gibi okudum. keşke maç da şahane olsaydı...

yuki the zorba dedi ki...

Bu maçta Halilagiç de Fevzi de kariyerlerinin en iyi maçını çıkarmış, aynı maçın neticesinde kariyerlerini çöpe atmışlardır...

Tam Fevzi'nin arkasındaydı pozisyonum, hala düşündüğümde kalbim o günkü gibi patır patır çarpmaya başlar. İnönü'de geçirdiğim en hüzünlü on andan biridir kendisi... Neye üzüldüğümü de hala bilemem, Fevzi'ye mi üzüldüm acaba yoksa şampiyonluğun ya da daha doğrusu şampiyonluk ümitlerinin gitmesine mi... Sanırım adaşım için daha çok üzülmüştüm...

Fatih dedi ki...

mac sahane olsaydi boyle sahane bir yazi olmazdi.

eline saglik.

şimdi konuyla biraz alakasız olacak ama, maçın gollerini izlerken, bizim golden sonra "beşiktaş'ımızın golü.." diye bağıran adamın sesinin hala aynı olduğunu farkettim. yani bu adam kadrolu olarak bu işimi yapıyor? iki haftada bir maçlarda takım kadrolarını okuyup, gollerde de golü atanın ismini mi söylüyor. güzel iş valla, hem bu aralar gol de attığımız yok, hiç yorulmuyordur. evet, belki de yapılabilecek en güzel işlerden biri budur...

t2 dedi ki...

Yeni açıkta tam Fevzinin arkasındaydım . Hayatımın en kötü anıdır o , gözümün önünden ve kalbimin içinden bir şey göz göre göre gitti , içim cız etti ... Bir damla yaş süzüldü yanakta kalakaldı ...

Çıktım maçtan yanımda bir arkadaşımla ... Galatasaray Lisesinin arkasında glaerinin altındaki meyhaende Garip Abi'ye bir küçük söyledik . Hiç konuşmadan 3 saat boyunca içtik ... Sonra hadi eyvallah abi deyip gittim ...

carvel dedi ki...

Merhaba;

Ilk defa yorum yaziyorum blogunuza. Cunku cok duygulandim okurken. En basta soyleyeyim Galatasarayli oldugumu. Ama o gun, o sahneleri tv'den izlerken ben de fena olmustum. Cok temiz cocuktu Fevzi. Kendisinin ve eski esinin uzuntusunu verdiginiz linkte tekrar izleyince yine hatirladim o zaman bile ne kadar uzuldugumu. Simdi de diyorum ki keske o topa vurabilseydi Fevzi. Besiktas kalan haftalarda da hep kazanip alsaydi sampiyonlugu. Kimbilir ne kadar farkli olurdu Fevzi'nin hayati. Hatta, her hafta bikip usanmadan soylenen, "4 sene ust uste" diye baslayan, gereksiz, bugunle alakasiz tezahurat da olmazdi hic.

Deniz

t2 dedi ki...

Deniz sen bir sevgi kelebeğisin :)

Emre Baransel dedi ki...

fevzinin tam arkasinda, yeni acigin tam ortasinda, maci birlikte izlemeye gittigimiz galatasarayli arkadasimin tam yanindaydim. golden sonra gs'li arkadasim kafasini dizlerinin arasina sokup, uzulmus goruntusu altinda kis kis gulmekteydi. cok genctim, bu aciyi haketmemistim. bunu da atlatabildim ya ben daha cok yasarim.

bu golde Fevzi'nin sucu 10 ise Halilagiç'in suçu 100dür 1000'dir. Ulan tam kalenin ortasına doğru geri pas mı olur? Hiç mi Rıdvan Hoca ile Futbol Dersleri'ni izlemedin. Hiç mi Ntv'de İspanya liginden bir maç izlemedin ( sanırım güntekin onay'dı. Bir maçda Fevzi'nin bu olaya gönderme yapmıştı)

ahh Halilagiç ahhh

Halilagiç'de Amokachi gibi gidip kafasına göre ameliyat olmus, o zamanlar tvde yorumculuk yapacak ortam olmadıgından ortalıktan kaybolmustu degil mi?

BENDE BU KONUYA BİR EKLEME YAPAYIM.GERİ PASINA ISKA GEÇMESİNİN SEBEBİ 6 PASTA ZEMİNDE BULUNAN BİR ÇUKURDU...

Gökhan dedi ki...

bu maçı kazansak şampiyon olacağımıza kendimi baya inandırmıştım ve tabii büyük hayal kırıklığı olmuştu.özellikle ergün ün uzaktan şutunu çıkardıktan sonra böyle bir gol yemesi çok yazık olmuştu.
ayrıca bir önceki sezonun sonlarında yine gs ile 1-1 biten maçta da fevzi hatalı bir gol yemişti.

Starks dedi ki...

Linki verilen videoda iyi anlasilmiyor, baska bir goruntu vardi, orada topun yerden giderken kale onundeki bir tumsege carpip hic beklenmedik sekilde nasil sektigi cok acikca goruluyordu. Fevzi yerine hangi kaleci olsa pek yapacak birseyi olacagini sanmiyorum.

Bunun neredeyse aynisi 2006'da Ingiltere - Hirvatistan macinda oldu, onu izledigimde yine Fevzi aklima gelmisti. Paul Robinson'in da basina ayni sey geldi. Bu videoda topun nasil sektigi gozukuyor.

http://www.youtube.com/watch?v=GtF9tl5SLdA

Ilginc olan Robinson da o olaydan sonra giderek milli takimda birinci kaleci olma durumunu kaybetti.

sakabilmemneyi dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Jessie dedi ki...

peki soru net; bu çukur neden fevzi'yi bulur da bir başkasını bulmaz? neticede çukursa bu, sahanın her yerinde bulunabilir. her futbolcuya denk gelebilir. ben buna denk gelen bir sporcu rastlamadım. yani pas atacakken topu ıskalayan.

neticede denecek ki, e bu da futbolcu değil, kaleci zaten. olsun. futbolcuyla kaleci arasındaki fark vurulan topta isabet oranıdır. yoksa yerden gelen topa temas etme becerisi için kaleci veya oyuncu olmanız bir şeyi değiştirmiyor.

neticede fevzi, çukurun değil kendi yeteneğinin bedelini ödedi. o günün suçunu çukara ve talihe attı ise bugün geldiği noktayı açıklayabiliriz sanırım.

sakabilmemneyi dedi ki...

maç biter, akşam maçı tekrardan izlerim. fevzinin ayagından seken topun ardından milyonlarca göz ile beraber ben de bir daha bakarım. akşam babam gelir, ben her zamanki gibi hoşgeldin baba, kolay gelsin demeden, babam başımı okşar canın sagolsun be oglum, sıkma canını der.

anlardım o an beşiktaşı sevmenin sadece verdigi mutluluk ile sınırlı kalmacagını.

Abdullah dedi ki...

ertesi gün haberlerde işte o çukur diye haber bile yapılmıştı ya..

alper dedi ki...

FEVZİ O SENE DÜŞÜŞE GEÇMEDİ...
ilhan mansız ın götü çıkmıştı denizlide fevzinin yediği golleri çıkarcam diye.
ama hastasıyım o fevzinin be.hele o penlatılarda kartal gibi ellerini açması yokmu amına koyum şimdi bile ağlatıyor beni.türkiye kupası ki o zaman federasyon kupasında hagiden bile penaltı kurtarmıştı o duruşuyla.ölümüz bile kartaldı.briegel in de kaderi ne oldu acaba ondan sonra.
şansımız çkurla falan değil o maçtan tam 4 sene önce yavşak hakemin vanspor maçında vermediği el ile açıklanabilir ancak.o maçta penaltımız verilseydi ne efsanesi kalırdı geriye.

ian dedi ki...

fevzi için kırılma noktasıydı o an.. asıl, daum'un ikinci döneminde evlere şenlik, beşiktaşlıya dertti performansı.. gs ile türkiye kupası finalindeki performansı, penaltılardaki kartal duruşu, nice beşiktaşlı kaleci arkadaşıma ilham kaynağı olmuştu :)

delgado dedi ki...

@alper

penaltılarda bir de penaltıyı atacak oyuncu topa gelirken sağa/veya sola doğru adımlayıp oyuncuyu yanıltır ve ters tarafa doğru uçardı. hatta antep veya gençlerle oynanan kupa yarı finalinde uzatmalarda böyle bi penaltı kurtarmıştı. bobby charlton'ın futbol okulu diye bi kitap serisi vardı, kaleciler için çıkarılan kitapta aynı fevzi'nin yaptığı gibi bir taktik şekille falan gösterilmişti. fevzi'nin de onu yaptığını görünce onun da kitabı okuduğunu düşünmüştüm, hehe.

dominic molise dedi ki...

ben hafiza problemleri olan bir besiktasliyim. besiktas nedir deseler once aklima fevzi gelir, kafasini direklere vurmasi gelir; sonra da ilhan mansiz'in giydigi fevzi formasi. cok yasa fevzi.

ozan dedi ki...

@delgado

O hareketi Aumann'da yapardı bende ondan görmüş heralde derdim.

aamet jr. dedi ki...

Ben de yeni açıkta Fevzi'nin arkasındaydım. Dakika olmuş 80 hadi bit lan diye dualar ediyoruz. Her biten ataktan sonra bir oh çekiyoruz. Derken yine bizim yayın çevresindeler. Alın lan şunu derken Halilagiç araya giriyor, Fevziye doğru dürtüyor. Bir oh daha çekiyoruz. Ama o da ne? Top Fevzi'yi geçmiş hala bize doğru geliyor. Böyle filmlerde falan olur ya, sesler boğuk gelmeye görüntüler bulanıklaşmaya başlar tek başınıza kalırsınız sanki yer yüzünde, o ruh haline girdim. Kendime geldiğimde santrayı yapmıştı bizimkiler. Yanımızda 40'lı yaşlarda geyik bir abi vardı. Fevzi'yi yuhlayanlara "Şimdi alkış şimdi alkış, maçtan sonra anasına avradına söveriz" diyordu. Ruhsuz da olsa gülmüştük sayesinde.

Aynı abi maçtan önce bizimkiler yeni açıktan tam okunamayan bir pankartla çıkarken tribünden gelen ne yazıyo, ne yazıyo seselerine "Cimbomun anasını ..kicez" yazıyo demişti. Komik adamdı vesselam.

t2 dedi ki...

hala pişeceğini bekleyip yıllarımızı geri pas atmayın ona laaaaaaan diye bağırmış bir kuşaktık biz fevzili yıllarda ... kafasını vurduğu direkler hala aynı yerde ama o hatalarının bedeliyle kayboldu gitti ... bir şampiyonluğa , teknik özelliği olan kaleciye özleme ve işte burada yıllar sonra edilen muhabbete neden olmuştur ... bir değil bir çok şampiyonluk gitti , teknik kalecinin kralı geldi gitti ve muhabbetimiz asla bitmedi ... bitmsein de ... ana fikir BEŞİKTAŞ olduğu müddetçe ... gerisinin koy dötüne !

@Jessie
Eskiden bu tümsek ve çukurlar yüzünden canı yanan bir çok kaleci hatırlıyorum.Mesela Bako vardı Beşiktaş'da Polanyalı kaleci,Simoviç G.saraylı olan bu yüzden goller yemişlerdir.Herneyse zaten ben Fevzi hatasız demedim.Ama oluyor böyle şeyler...

algon dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
algon dedi ki...

Goteborg maciydi sanirim, deplasmanda. Mrmic'in arkasinda yedekti. Hakem Mrmic'in icinde bile olmadigi bir pozisyonda Mrmic'e kirmizi, Goteborg'a penalti vermisti. Fevzi de yedekten girip penaltiyi kurtarmis, icimin yaglarini eritmisti.

O Goteborg maci da kariyerinin yukselise gectigi macti.

ers1981 dedi ki...

yazı şahane olmuş hojam, fevzi çok sevdiğiniz oğlunuzun uyuşturucudan ölmesi gibi kaydı gitti o gğnden sonra beşiktaşın elinden, galatasaray,rize sonra bikaç saçma maç daha, ancak o zamanlar bir takımdaşlık vardı kartald, rizeden yada adanadan tam hatırlamıyorum ama fevzi gene bir hatalı gol yemişti, ikinci yarı başladı ilhan her zamanki kuş kondurduğu gollerinden birisini atmıştı ve bana bi sigara yaktırtmıştı çünkü ilhanın formasıın altındaı fevzinin kaleci kazağı çıkmıştı, eğer dünyada takımdaşlık adına ders veren bir video çekilseydi sanırm o sahne 1 numarada olurdu
ellerine sağlık

threepoint dedi ki...

yorumlar için sağolun dostlar.

sizin de dediğiniz gibi fevzi için çöküşün finali 2001-2002 yılıydı. ilhanın bana göre unutulmaz jesti mehmet demirkola göre popülist hareketiyle tarihe geçen denizlispor maçı ve sonrasında inönüde 2-1 kazanılan rize maçında yediği korkunç hatalı goller bitirmişti fevziyi. bana göre de iyi bir kaleciydi, özel hayattaki hataları parlak bir kariyeri engelledi.

esperanza dedi ki...

O maçtan sonra Türkiye de eşine rastlamadığımız şekilde medya bile Fevziye sahip çıktı. Iska geçmesi stadın zeminine, ışıklarına, hatta Halilagiç in kötü pası na bağlandı ama gene olmadı Fevzi için deniz bitti karaya oturdu.

Canı sağolsun, halısaha jargonuna "fevsi ıskası" kavramını soktu, yıllarca unutulmaz.

O maçtan sonra 5 sene Yeni Açık tan maç izleyemedim, önunden geçtiğimde ayaklarım hep geriye gitti.

Yorum Gönder

Ara