Bu, biraz da Avrupalı büyük takımlara özenmişliğin getirisi Türk takımlarını düşündüğümüzde. Barcelona'nın, Real Madrid'in, Internazionale'nin, Milan'ın, United'ın da çok büyük Güney Amerikalı yıldızları oldu. Bunlar takımlarını sırtladı, başarılar kazandırdı ve beraberinde para getirdi takımlarına; biz de yıllarca seyrettik.
Şampiyonlar Ligi maçları seramonilerinde, maç öncelerinde spikerler hep söylerler. "İlginç bir istatistik, İspanyol takımı bilmemkimin takımında sadece iki İspanyol var" gibilerinden, bunları dinliyoruz. Sanıyoruz ki çok yabancı ile çok güzel şeyler oluyor, hemen inanıyoruz.
Biz, yıllarca bu işlerin Güney Amerikalılarla daha iyi olabileceğine inandık. Avrupa takımlarından öyle gördük çünkü, bunları yukarıda yazdım. Ancak burada atlanan bir husus var ki, o da bu saydığımız takımların Güney Amerikalılar dışında kalan oyuncularının %80’inin ‘Avrupalı’ oluşu. Bu, şu demek: o takımların 'yabancı'larının da bir çoğu gene Avrupalı. Sadece birkaç tanesi de Güney Amerikalı, ama neticede takımın genel duruşu gene ‘Avrupalı’. Yani, Avrupalı bir takımın yabancısı zaten gene Avrupalı oluyor, Pek de o kadar da 'yabancı' olmuyor Avrupa’da top koşturmaya demek. Şampiyonlar Ligi’nde daha kur’a çekimine oturduğunda takım, bir kendi evindelik havası katıyor ona. İtalya’dan iki, İspanya’dan iki, Almanya’dan iki transfer yapıp, Şampiyonlar Ligi kur’asına oturan İngiliz takımı; ortaya çıkan grubu çok da yadırgayamaz oluyor. Garip görünmüyor takımın vizyonundan. Çünkü, takımın İspanyol ‘yabancı’sı, Real Madrid ile 30 maç yapmış oluyor, takımın İtalyan Yabancısı için Milan ile oynamak öyle çok da anormal bir şey değil...
İşte böyle olunca İngiliz takımındaki Güney Amerikalı o kadar etkilenemez bu mevzudan. Çünkü diğer arkadaşlarına baktığında, kur’a çekimi sonrası çok normal karşıladıklarını görüyor ortaya çıkan grubu, o havayı o da alıyor, ona göre oyun oynuyor, daha rahat...
İşte ancak Türkiye için öyle değil bu. AB üyesi olmadığından, sınırımız belli. Biz gidip de bunun hepsini Güney Amerikalı oyuncular için harcadığımızda Türkiye ligi'nde başarılı olabiliriz belki, ki olundu da... Ancak Avrupa'da başarı için Güney Amerikalı kontenjanının olabildiğince az tutulması gerektiğine inanıyorum.
Az çok söylemek istediğim ortaya çıktı işte: Şu halde, mevzubahis Şampiyonlar Ligi olduğunda; Güney Amerikalı futbolcu Şampiyonlar Ligi’nin en ‘yabancı’sı konumunda kalıyor. Yıllarını biraz ötesindeki, iki saat uzağındaki maçları izleyerek geçiren Türk futbolcudan daha yabancı Güney Amerikalı, veya Afrikalı Şampiyonlar Ligi’ne.
Çünkü bizim için zaten oldukça farklı bir şey Şampiyonlar Ligi’nde, Uefa Ligi’nde top oynamak... Gelen Güney Amerikalı için de öyle. Yani bu ekolden bir takım kurduğunda, Şampiyonlar ligi maçlarına tam manasıyla “yapyabancı” çıkmış oluyorsun, ve haliyle bir yere gelemiyorsun.
İşte o yüzden bu seneki Beşiktaş transferleri biraz daha fazla sevindiriyor beni. Grupta Schalke’yi, Bayern’i gören Ernst o kadar şaşırmayacak. Çünkü bütün kariyeri o takımlarla geçti. Matteo Ferrari Juventus’un karşısında çıktığında o kadar da heyecan yapmayacak, çünkü Juventus’a, Milan’a karşı defalarca maç yaptı...
Onu diyorum ki, Şampiyonlar Ligi’nde bu sene bir üst tura çıktığımızda kimse çok şaşırmasın buraya gelip. Bu sene için hiç de olmayacak şey değil; bilakis! pek mümkün görünüyor benim durduğum yerden.
11 Yorum:
ama bi ferrari gökhan zandan iyi değil ki,hatta bi ernst selçuk kadar topçu değil :) nihat desen tam hışır!!!
şaka bir yana farklı bir yaklaşım.
umut verici,cesaretlendirici oldu benim için.
güzel tespitler.. biraz konu dışı olacak gibi ama, madem coğrafya konuşuyoruz şu balkanlar ve orta avrupa burnumuzun dibinde, hem beşiktaş olarak hem de türkiye süper ligi olarak tam anlamıyla yararlanamıyoruz buralardan.. yerli statüsünde bile oynatabileceğimiz oyuncular çıkabilir.. önemli olan araştırmak ve bulmak.. beşiktaş'ın geleceği güney amerika (figer ve türevleri) yerine; türkiye, gurbetçiler ve bize yakın ülkeler üzerine kurulmalı.. sağlam bi planlama ile oluşturulacak bir yapı ile kendi sporcularımızı yetiştirmek yapılması gereken birincil hareket bence.. he onu yaptıktan sonra ernst de olur ferrari de..
O durduğun yerden ayrılma hemen geliyorum :)
sadece balkanlar ve orta avrupa değil, şampiyonlar ligi tecrübeleri olmasa da orta doğu ve türki cumhuriyetlerine de el atmakta fayda var. brezilya'nın 2-3. sınıf oyuncusunu alacağına kendine yakın coğrafyanın kralını transfer et, çok daha mantıklı :)
@ Quaresma
ciddi mi şaka mı yazdığın anlamadım da; orta asya'da para baronlarının yaptığı bikaç kıvılcım hareketten başka herhangi bir futbol ilerlemesi olmadı son yıllarda.. ama doğu ve orta avrupa müthiş bir çıkış yakaladı.. çeklerin çıkışı, bizim ve rusların avrupa üçüncülüğü, bosna'nın büyük olasılıkla dünya kupasına gidecek olması.. bunlar önemli doneler bence.. hem buralardan alınan oyuncular afrikalı ve güney amerikalı'lardan çok daha fazla iş ahlakına sahipler.. türkiye süper ligi de kendi liglerine göre daha kaliteli bi lig sonuçta..
güney amerika pazarına yönelmenin esas sebebi menejeler tabi, onun dışında da maliyetler önemli bir etken. Ama bunların yanında güney amerikalılarla benzeşiyoruz disiplinsizliğimizle, dağınıklığımızla. Dolayısıyla biraz da yapıyla alakalı, avrupalı futbolcunun disiplini, parasını zamanında alma ısrarı, profesyonelliği hala çok yerel kafalarla yönetilen bizim takımlara ters gelecektir, geliyordur muhtemelen. Yoksa sahadaki verilere bakarsan zaten dağınık futbolumuz güney amerikalılarla iyice dağılıyor. Kimdi ne zaman söylemişti hatırlamıyorum ama bir teknik direktörün "takımımda 2'den fazla güney amerikalı (direkt brezilyalı hatta) olmasını istemem, yoksa takım disiplini kalmıyor" lafı çok ilgimi çekmişti zamanında. Avrupalılaştırılmış (genç yaştan beri avrupada oynayan) güney amerikalılar haricinde büyük takımlarda takım iskeletlerinde öyle çok fazla sayıda güney amerikalı futbolcu da yoktur.
Biz bizim gibi adamları takımlara doldurup zaaflarımızı parlatmak yerine bizde olmayan özelliklerde futbolcuları toplasak ligimize işte o zaman bir şeyler olacak.
bu yazılanlar kesinlikle çok doğru ve bence en büyük kanıtı roberto carlos'un ilk senesidir. şahsen nihat'ı transfer ettiğimizde en çok yararlı olacağını düşündüğüm konu buydu.
@ian
görmediğin şeyleri yok mu varsayarsın ?
ders: orta asya futbolu'na giriş 101
ilk ders ödevleri:
- Server Djeparov
- Vitaliy Denisov
hepsini geçin amına koyim, size esas araştırma ödevi vereyim.
-ibiseviç
-jovetic
bunların altına 10 tane daha adam yazarsınız. hatta ben bir tane yazayım
HOLOSKO
haydi bakalım
@spirit
öncelikle son paragrafına "amin" demek istiyorum. yazdığın her şeyde aşağı yukarı haklısın ama bir şeyde yanılmışsın sanki; yıllarca büyük güney amerikalı yıldızları oldu dediğin takımlar içinde man utd'ı da saymışsın. oysa onların yakın zamana kadar neredeyse hiç güney amerikalı oyuncusu bile olmadı, bırak büyük yıldızı...
yazarken onu ben de şeaptım. sadece united diye düşünme ama, büyük avrupa takımı olarak düşün. united'da bi veron vardı yıllar önce, bi de o ekolden sayılırsa cristiano ronaldo işte. ancak sadece güney amerikalı olarak değil, afrikalıları da düşünmek lazım. cl'ye yabancılık mevzu.
ama haklısın, united yazarken niye yazıyorum ki bunu dedim ben zaten. büyük takım işte.. örnek kabilinden.
Yorum Gönder