.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
14 Mayıs 2009 Perşembe

Oyuna Dair

Futbol değişkenleri ve bilinmezleri bu kadar çok olduğu için bu kadar enteresan bir spor. Tahminim Fenerbahçe'nin artık gelenekselleşmiş Beşiktaş karşısında "Patron" olma özgüveniyle daha agresif ve daha etkili başlayacağıydı. Bundan önceki bir çok maç hikayesinde tam da bunu görmüştük. Kazım'ın İbrahim Üzülmez üzerinde 15 dakikada kurduğu hegamonya tüm takıma sirayet ediyor ve hani o Pascal Nouma'nın yumruğuyla biten, "Bizim takım küçüldükçe onlar hiç olmadıkları kadar büyümeye ve küstahlaşmaya başladılar" dediği Leeds maçını andırıyordu her defasında. Maçın başlama düdüğüne kadar olan beklenti buydu. Ancak biz dışarıdan izleyenler olarak asla soyunma odalarında ne yaşandığını, maç konuşmasında neler söylendiğini bilemiyoruz. Nitekim maç başladı ama biz maçın içine giremedik nedense. Sanki bir ağırlık, bir yumuşaklık vardı takımlarda. O ara da zaten yumuşak karakterli olan Yusuf Şimşek kendini ortaya koydu ve skoru değiştirdi; 1-0. Son dönemlerde sıkça söylüyorum; Marka olmak işte böyle bir şey. Bugün Yusuf çok kötü de oynasa rakip oyuncular, rakip teknik direktörler ve tüm futbol camiasında Yusuf'un bir adı var. Elbette oynayan, çalım atan şey "isim" değil ama Yusuf'un sahadaki varlığı bizim dışarıdan belki de çok net göremediğimiz bir etki yaratıyor. Beşiktaş saha içi organizasyonu oturmuş bir takım değil. Hele önünde -iyi kötü- Fenerbahçe gibi bir oturmuş takım düzenine sahip bir takım varsa. Ali Bilgin'i, Uğur Boral'ı tartışırsınız ancak kabul edelim ki bu oyuncular kapasiteleri oranında ne yapacaklarını bilerek oynuyorlar. Beşiktaş, Fenerbahçe'ye oranla bu alanda emekleme döneminde. Neticede oyun hakimiyetinin rakibe geçmesi kadar da doğal bir olay yok. Elbette bunda Mustafa Denizli'nin "bekleme" stratejisinin de etkili olduğunu söyleyebiliriz ancak kimse Beşiktaş'ın beklerken etkili beklediğini söyleyemez. Klasikleşmiş adam paylaşma hataları, savunma-kaleci uyumsuzluğu derken Türkiye liginin en etkili oyuncularından biri olan Deivid'in akıllı pası ve; 1-1. Yanılmıyorsam Sivok'la birlikte yanlış hamle yapan oyuncu Ekrem Dağ idi. Allah aşkına sormak lazım Ekrem Dağ'ın ne işi var orada. Kendisi en son Antep'te Tello gibi serbest hücumcu olarak görev yapıyordu. Bir oyuncuyu alıp sol beke koymak onun o görevin gereksinimlerini bildiği anlamına gelmiyor ki. Neticede futbol bu, hata cezasını görmezse yazık olurdu ve Beşiktaş'ta yerleşik bir savunma düzeni oturtamamasının cezasını gol yiyerek ödedi. Oyunun devamında top daha çok Fenerbahçe'de kalmasına rağmen daha etkili pozisyonlar bulan taraf Beşiktaş oluyordu. Bunda Bobo ve Holosko'nun etkili koşuları ve onlara uygun toplar atan Tello'nun payı büyüktü. Maç bu şekilde giderken Aragones'ten bir hamle geldi. Alex ve Guiza sahadayken Semih'in girişinde çıkan oyuncu Uğur Boral oluyordu. Bu değişiklik hiç kuşkusuz yıllar yılı oynanan Fenerbahçe - Beşiktaş maçlarını hatırlatıyordu. İki savaşkan orta sahanın, bir savaşkan orta sahadan daha büyük olduğunu yıllarca izlemiş ve ezberlemiş bir takımın taraftarı olmak böyle bir taktiksel bilgi veriyordu. Nitekim yukarıda da dediğim gibi futbol eğer bunun cezasını kesmeseydi ayıp olurdu zaten. Deivid, Alex, Guiza, Semih dörtlüsüne karşılık Bobo,Holosko, Yusuf, Tello dörtlüsü çok daha agresif, çok daha mücadeleci ve çok daha savaşkan kaldılar. Beşiktaş'ın hücum dörtlüsü hem rakiplerini bozup hem de iş yapmaya başlayınca Fener'in geri dönmezleri sırıttı ve yitip gittiler. Beşiktaş cephesinde hiç tartışmasız hak edilmiş bir kupa serüveni oldu. Tartışmasız denince aklına geliyor insanın; bir kaleci, içinde bulunduğu pozisyonun penaltı olmadığını göstermek için Hakan'ın yaptığından başka ne yapması gerekir diye. Beşiktaş şampiyon olur, Fenerbahçe şu sırada bitirir demek işte o yüzden mümkün değil. Dün son dakikada çalınan penaltı gibi penaltılar veya hakem kararları var oldukça bu lig hakkında uzun boylu kelam etmek mümkün değil. O takım kollanıyor, bu takım durduruluyor, Tezgah Var! demiyorum. Ama dünkü penaltı kararı, bir hakemlik skandalı değilse nedir? Neticede Holosko ve Bobo'nun yükselen form durumu oyunda hemen kendini belli ediyor. "Holosko sağ açık oynamaz", "Bobo tek forvet oynamaz"cıların da topları taça çıkmış oluyor. Oynarlar, bal gibi de oynarlar. Oynamak isterlerse tabii ki. Bugün oynamak istediler, oynadılar. Yarın yine oynayamazlarsa bilin ki "Oynamaz" oldukları için değil, oynamadıkları için yaşanacaktır tüm problemler... Sezonun geneline bakacak olursak, Fenerbahçe ve Galatasaray'ı Beşiktaş'tan ayıran çok net bir çizgi var. Beşiktaş'ın kadrosuna tek tek baktığınızda Fenerbahçe ve Galatasaray'a koyacağınız isim sayısı çok az. Ancak Fenerbahçe ve Galatasaray'ın bu tek tek saymaya gerek duymadığım oyuncu kadrosu bir araya geldiklerinde, o isimlerin ayrı ayrı ulaştıkları kalite toplamına ulaşamıyorlar. 3 farklı resim var önümüzde;
  • Oyundan çıkan Lincoln'ün teknik direktörüne küfretmesi (Bu krizin salt bir oyundan alma krizi olmadığını söylemeye gerek yok)
  • Saha içinde Uğur Boral-Deivid, Deivid-Emre kavgaları (Bu kavgaların da takım içindeki hangi problemlerin yansıması olduğunu söylemeye gerek yok)
  • Beşiktaş'ta sezon sonu gönderilmeleri gündemde olan Tomas Zapotocny ve Edouard Cisse'nin ise takım birliktelikleri.
İşte Beşiktaş'ı bu sene başarıya götüren, rakipleriyle arasında bir fark yaratmasını sağlayan temel öge de bence bu.

24 Yorum:

conju dedi ki...

ekrem için ayrı yazı yazmıştım, dün yaka yaka başımızı yine ekrem'in yanlış yerlerde oynatılması yakacaktı.
ilk golde ekrem yerini bilmediği ve kollamadığı için sağdan deivid'i karşılayan gökhan zan oldu. ama tabi ki gökhan geç geldiği için deivid rahat rahat içeri kesme şansı buldu.

ikinci yarıda da sağ bekte defalarca holosko'yu, hatta 2 kez ibrahim üzülmez'i gördüm. gelemediklerinde de ekrem yaldır yaldır eyvah dercesine oraya koşan adam pozisyonundaydı ve fener'in 2. yarıdaki pozisyonları ordan geldi. yerinden izlemekle alakası yokmuş, o bölgeye atılan toplarda ekrem hep arkadan gelen adam oluyor, kabak gibi ortada maalesef.

ekrem'i suçlamıyorum evet ama orası onun yeri değil diye susacak da değilim. takımın bir bölgesi aksarken onun önündeki de, yanındaki de rahat olamıyor.

en basitinden ikinci yarı fenerbahçe'nin niye sağdan denemeyi bıraktığını ve bizim soldan ne kadar etkili gelmeye başladığımızı düşünün.

aynı şeye takmış ötüp duruyor diyenler de gıcık olmaya başlayacaktır muhtemelen yavaş yavaş :) napalm artık.

rbaggio dedi ki...

bravo zapo oynamadığı halde en çok coşan adamdı.

T. Egemen Gul dedi ki...

Düzen: Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Dünkü penaltı kararı Bünyamin'in sıçtığı boku afiyetle yemesidir. Tribunler devre arasına girişte "Satılmış Bünyamin" diye haykırdı 5-6 dakika boyunca. Bugun gazeteleri okuyorum, Ismail Er bile penaltı kararına kadar mukemmel yonetti diyor. Maçı izlemiş bir insan bunu nasıl söyler? Her pozisyonda düdük çalmaksa doğru hakemlik bunu ben de yaparım.

Sivok neden sarı gordu mesela, adamın ustunden atladı diye mi? Hala maçı izlemedim TV'den, o yüzden ben faul bile beklemezken neden sarı çıktığı konusunda takılıp kaldım. Ya Toraman?

Bünyamin iki savunma oyuncumuzun kucağına bomba bıraktı ilk devrenin bitimine 15 dakika kala. Bu ayıptır. Bir hareket daha yapsa adamı atacak. Bir takımı sabote etmek icin illa kırmızıyı konuşturmak gerekmiyor nitekim.

Son bir şey daha: Zapo kalsın lan! Hadi Jessie gitsin falan de yav.. Sen gitsin dersen kesin tersi çıkar. Hadi.. Zapo kalsın olm çok iyi yaa!

yunus dedi ki...

bence ilk maçla bu maç arasındai en büyük fark Musfata Denizlinin "bekleme" politikasıydı.Bence ilk maçtaki en büyük hatamz şuursuzca pres yapmamızdı.Hucüm pres öyle "hadi bu maç hucüm pres yapıyoruz" demekle olmaz.Uzuuun bi çalışma ister.İlk maçta Fener geride top çevirince bizim takım 80 metreye açıldı.Dolayısıyla pres çabuk bozuldu, boşluklar bulundu.

Ama dünki maçta beşitaş geride beklemeyi tercih etti.Fener ilk dakikalarda yine geride top yapmaya çalışsalarda bizimkiler bu sefer sazan gibi atlamadılar.Topa sahip olan taraf onlar olmasına rağmen hep etkisiz paslar yaptılar.

Ayrıca beklemek kötü bir şey değil.Şampiyonlar ligini izleyen biri hangi takımın nasıl "beklediğini" bilir.Türkiyedede 3 büyükler kendilerine dev aynasından bakmasalar daha rahat ederler.

Swift dedi ki...

İlk maç "şuursuzca pres" mi yaptık? Yani herkesin fikri farklı olacak tabii de artık bu fikir olmaktan çıkıp bir realiteyi inkar etme sınıfına giriyor herhalde.

İnonude özellikle ilk yarı takım presin p sini yapmadı.

Bu maçta tam tersine biraz daha fazla pres yapıldı ki yine azdı fakat esas fark ortasahanın Cisse-Ernst'e bırakılıp bunlara Tello ile destek verilmesi idi.

İlk maçta Cisse'nin olmaması ve Delgado gibi bir zararlının oynaması ile Fenerin kritik yerlerde top yapmasına izin verdik. Bu maçta ancak kendi sahalarında paslaşıp durdular. Kaleye pasla yaklaşmaya çalışında duvara tosladılar.

shelbyl dedi ki...

@ Egemen

Ikisinin de sari karti hakliydi, ve hakem her pozisyona duduk calmak yerine bol bol avantaja birakti. Tribun ortaminda oyle gelmis sana, hakkaniyetli olmak lazim.

Jessie dedi ki...

beklemek kötü değildir ama beklerken pozisyon vermek kötüdür.

zapo kalsın evet. satıp doğru düzgün para kazanamayacağımıza kalsın +2 olsun.

bu arada egemen, yıllardır beşiktaş benim dediklerim stratejileri değil, senin dediklerini yapıyor diye bu durumda :)

T. Egemen Gul dedi ki...

Sana öyle geliyor bence. Çünkü benim istediğim takım hala oluşmadı. Eğer benim dediklerimi yapıyor olsalardi daha mi iyi olurdu bilemem ama daha kötü olmazdı.

Ya dediklerimi okumuyorsun, yada ekrana bakış açın yanlış.

Jessie dedi ki...

bence sen artık terbiyeni takınsan uygun olur. gerek yok polemiğe girmeye artık.

emre dedi ki...

maçın asıl noktası denizli'nin bekleme politikası değildi, adam adama markajı denemesiydi.

özellikle ikinci yarı ibrahim üzülmez deivid'i her yerde takip etti. ilk yarıda beşiktaş orta sahasının ilk bölümünde rahat top alıp dağıtabilen deivid'i üzülmez çok iyi kitledi, o yüzden ibo'yu zaman zaman sağda zaman zaman orta sahada gördük. deivid'in kitlenmesi fbahçe'nin sonu oldu, kurtulduğu tek pozisyonda ikinci yarı semih'e yine asist yapıyordu, semih zor olanı yaptı.

şunu da belirtmekte fayda var. gol tamamen sivok'un hatası. tek adam ceza alanı içindeyken onu mutlaka çok iyi süzmesi gerekiyordu. bu hamle eksikliğini ikinci pozisyonda topu alex'e geçirmeyerek giderdi.

ikinci yarıda ibo'nun deivid'i yakın takibinin yanı sıra defans 6lısının rakibin neredeyse tüm ilk toplarına ayak sokması maçın kaderini çizdi. cisse ve gökhan zan'ın ekstra performansları takımı sürekli ileri taşıdı.

durum 1-1ken bile babama bu iş bitti, aldık bu maçı diyordum gidişatı görüp ki öyle oldu. bobo'nun topu girmese o hücumlardan yine golü çıkartacaktık.

ankaragücü maçının ilk devresi yüklenen bir beşiktaş izlemememiz çok olası. kalbimden geçen skor 3-0. duble gelio duble!

emre dedi ki...

izlememiz olacak sondan bi önceki cümle. ankara'daki gençler maçına benzer bi maç izleyeceğiz gibi geiyor.

T. Egemen Gul dedi ki...

1. Sanırım bu ortamda theotheo haric kimseye hakaret etmedim. O da "bu adamlar ev sahibi diye sana küfretmiyorsa bu provakatif ibnelik yapabilirsin ve ben de buna bir okuyucu, takipçi olarak ses çıkarmayacagim" sanma şeklindeydi.

2. Polemikle işim olmaz.

3. Terbiye kurallarını senden ogrenecek bir adam değilim, emin ol buna. Amansız bir gayret, bir psikoloji içine girdin. Ne yazsam üzüyorum seni. "Zapo gitsin de Jessie, sen ne desen tersi çıkıyor" diyorum ve bunu da daha once yazıp tutmayan atmasyonlarina bagliyorum, ama şaka kaldıramayan bünyen tepki gösteriyor ne yazık ki.

Kısaca kimse sana terbiyesizlik yapmıyor. Kaldi ki seni şahsen tanımıyorum ve önemsemiyorum, öyleyse neden terbiye-terbiyesiz ikilemi yaşayayım ki.

Çocuk gibi davranıyorsun. Bundan sonra kimse senin yorumunun üstüne aksi bir yorum yapmasin, kimse senin postanin altina fikrini beyan etmesin, şaka yapacaksa da sussun. E sen de yazma o zaman birader.

Nedir senin bu çilen anlayamadım hala.

napıyoruz, napıyoruz...zıplıyoruz,zıplıyoruz.napıyoruz, napıyoruz...zıplıyoruz,zıplıyoruz.napıyoruz, napıyoruz...zıplıyoruz,zıplıyoruz.

stadda kavga çıkınca işe yarıyor, belki burda da yarar:)

shelbyl dedi ki...

Gol tamamen Sivok'un hatasi demek, Gokhan Zan'in Deivid'in karsisinda (Dur adamin topu auta atmasini engelleyen bir pozisyon alayim) seklinde arz-i endam etmesini yok saymak demektir.

Egemen, daha taze stat atmosferinden dolayi Bunyamin Gezer'e saydirmisken Jessie'ye "ekran basi izleyicisi sen ne bilirsin?" diye laf sokmak olmamis.

Jessie, adam terbiyesizlik yapmadi ki, mubalaga etmissin.

ahaha.büyüksün shelbyl, olayı çözdün:)

bu arada başka zirveleri tee amerikalardan aradığını duydum, bizim buluşmaları niye aramıyosun ha benim shelbyl'cim? ayıp değil mi be?

shelbyl dedi ki...

Ahaha, olm siz mac oncesi zirve yaparken benim gotumde pireler ucusuyor, siz demlenirken ben dun aksamdan kalma alkolu bunyeden atmaya calisiyor oluyorum zaten :)

Hem haftasonu 11.30'tan erken kalkilmaz, gunahtir. Mac 12'de zaten. Ama olur da kalkarsam ve hungover degilsem ariyorum bir dahaki zirvede ama, soz.

T. Egemen Gul dedi ki...

Yapmayin beyler, kimseyle kavga niyetinde degilim ben. Bünyamin'e saydırmadim ki Shelbyl yav, adam penalti karariyla sictigi boku yedi dedim. Deyim bu. Argo. :)

Jessie'ye de ekran basi izliyecisi diye laf sokmadım, o onun kendi algı seviyesi. Aman şimdi Jessie yine alınır, algı seviyesine de hakaret etmedim, düşük demedim, yuksektir belki, belki farklıdır.

Yaa, valla neyse..

ahh ahh, bitirdin kendini oralarda..yazık...(xifetotec'den hemen bi araştırma yaptım, facebook'tan inceledim seni.artık seni tanıyorum, dikkatli ol!)

:)

shelbyl dedi ki...

Egemen dayi hakeme saydirdin demek illa ki hakaret ettin demek degil.

" Maçı izlemiş bir insan bunu nasıl söyler? Her pozisyonda düdük çalmaksa doğru hakemlik bunu ben de yaparım." (zaart, yanlis; ilk yarida o kadar cok Turk hakemi standartlarinda faul calinacak pozisyonu es gecti ki...)

"Sivok neden sarı gordu mesela, adamın ustunden atladı diye mi?" (zaart, yanlis; adamin ustunden atlamadan once arkadan celme takti, ustune dusunce kaymakli ekmek kadayifi oldu)

Hala maçı izlemedim TV'den, o yüzden ben faul bile beklemezken neden sarı çıktığı konusunda takılıp kaldım. Ya Toraman? (cevap, Toraman bir vurdu arkadan, rakibi gecti, yerdeyken bir daha vurdu. Yoruma acik, ama adama surekli tekme atmaya calisiyor gibi durdu.)

Onu diyorum. Ben en son Besiktas Kayseri macina gittim 1.5 - 2 sene once. Macta o kadar kufur ettik ki hakeme. Sonra TV'den izledim; haa dedim demek boyle oluyormus.

Ayrica Jessie'ye bu baslik altinda "ekrana bakış açın yanlış." demis, sonra da Televizyon Besiktasliligi post'una "Iyi dusunmussun." gibi gayet istihza iceren bir yorum birakmissin.

Hocam yapma boyle Ahmet Cakar tarzi "Derdim ama demiyorum!" ayaklari :)

shelbyl dedi ki...

Hasiktir biz burada laf yetistirmeye calisirken cesitli makamlarca afise edilmisiz. Hmm. Freak ben de seni bulurum ayni kaynaktan, hic merak etme :)

T. Egemen Gul dedi ki...

Shelbyl, valla diyorum bak, ekrana bakış açın yanlış lafını başka bir şey düşünerek yazdım ama o şekilde algılamasına da sevindim :)

Iyi düşünmüş, yazdıklarına katılıyorum Jessie kardeşimizin, abimizin, biraderimizin. Iyi düşünmüşsün Jessie. Çok iyi hem de, öyle böyle değil...

Neyse, derdim ama demiyorum Shelbyl :) Ayrıca kapatın şu facebooklari artık yav. Yetmedi mi abi herkesin sıçtığınız boka kadar sizi takip etmesi. Millet 24 saat online, ona ragmen yetmiyor.

Bak bana geliyorum, 1 saatte okuyorum butun takip ettigim bloglari, Jessie alınıyor, cikiyorum gidiyorum. Aksama yine gelirim. Boston maçı var saat 2'de, Lost'ta o saate kadar biter. Önce 12'de Lost'la başlar, sonra 5 gibi Boston maçıyla kapatırım.

shelbyl dedi ki...

Ben Boston macini 8'de zannediyordum la? Sag ol Egemen.

Maci Magic alsin da 7.maca gidelim iki gun sonra, Hidayet'e ithafen "Hido seni severiz ama Celtics'liyiz ezelden" diye pankart acayim, TNT beni gostersin falan..

shelbyl dedi ki...

Bu arada Facebook eskiden sadece ABD'deki universite ogrencilerinin kullandigi birseydi, ortam nezihti. Eskiden ne foto albumu vardi ne baska bir olay. Milletin dogumgunlerini kutlardin sadece. Bir tane de resmin vardi, o kadar.

Once dalgayi ABD'deki liselere actilar (lan ona bile ne protesto olduydu be, breh), sonra enternasyonel oldu, sonra da ipini koparan geldi zaten. Bu video olayi da bokunu cikardi isin, son darbeyi vurdu.

Isin kotusu, yeni formatta dogumgunleri hatirlatma seyi tee sayfanin en dibinde, artik o ise de yaramiyor, bizim gibi balik hafizalilar da papara yiyor. Teey tey.

T. Egemen Gul dedi ki...

7'de mac yav. Butun Boston maclari 8'deydi ama neden bu 7'de anlayamadım ben de?

Sen Amerika'da nerdesin ki hem? Yakın mı oturuyosun Boston'a? Ayrıca TNT'nin falan da boyle huyları var, "mac TNT'de izlenir gibi" seyleri ekrana cikarmaya bayılıyolar. :)

Resim seçici Türk herhalde :)

Yorum Gönder

Ara