.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
10 Mayıs 2009 Pazar

Futbolun Doğruları

Liverpool maçının devre arasında Bobo çıkmalı derim çıkmaz ve gol atar. Gol atması bazı kesimlere göre benim fikrimin yanlış olduğunun belgesidir. Bu insanlar hangi mantıksal çerçevede bunu iddia ederler bilemem ama oynamayan oyuncunun gol atma ihtimali olmadığına göre elbette sahada yer alan oyuncunun gol atacağını hesaba katmazlar mı, mantıkları öyle mi işlemez bilemem. Bu tür bir düşünce ancak benim "Bobo çıksın, yerine kimse girmesin" dediğim durumda doğru olabilir ancak öyle bir şey söylemediğim de net. Bobo, Tello satılmalıdır dediğimde bunun getirisini götürüsünü hesap edip söylediğim açıktır. Aynı mantıkla Sivas'ın İBB karşısında yüksek ihtimalle galip geleceğini söylemiştim. İBB'nin galip gelmiş olması benim tezimde bir hata olduğunu ispatlamaz. Maçı hanginiz izledi, ne kadar izledi bilemem ama ben bugün tekrarında tamamını izledim. "İBB kazanır" diyenler Sivas'ın kaçıracağı onlarca %99'lük gol pozisyonunu hesap edip te mi söylemişler? İBB kazanır yada puan alır iddialarını nasıl temellendirmişler ve bu temellendirdikleri fikirler sahada nasıl hayat bulmuş? Hayatımızın her alanında bu tip şeylerle karşılaşırız. Bugün ortaya bir fikir koymamış, bu fikirlerini temellendirmemiş insanlar "Bobo" oyundan çıkmayıp 1 gol attığında "haha ne oldu?" derler. Bu tip insanlara, futbolun ruhunu anlamamış insanlar diyoruz. Zira onlar Bobo gol attı diye iyi oynadı, Tello asist yaptı diye faydalı oynadı sanıyorlar. Oyunu, sezonu bir bütün olarak ele alıp hedeflerinizi de karşınıza koyarsanız Bobo'yla, Tello'yla veya başka herhangi bir oyuncuyla şahsi bir alıp veremediğim olmadığını anlarsınız. Ortak değer Beşiktaş'sa ben Tello'nun gönderilmesini Beşiktaş'ın faydası için istediğimi bilirsiniz. İBB, Sivas'tan çıkamaz demek bir futbol yorumudur. Dünkü maçı izlemiş her futbol insanı için de doğruluğu tescillenmiş bir yorumdur. Anlayana...

17 Yorum:

Malvinas dedi ki...

Abi Bülent Uygun'u mu dinledin maçtan sonra? Çünkü o da yarım kere gelip iki gol attılar falan dedi de ondan sordum?

İBB'nin Sivas'dan puan alacağını ve o hafta liderliği devralacağımızı açık açık yazdım.

Bunu söylerken içimdeki fütursuz takım aşkıyla değil bilinenlerden faydalanıp öngördüm ve şunları yazdım:

“Gelelim Belediye maçına, bence Sivas'ın puan kaybetmesine namzet en zor maçı. Sivas bu maça içerde oynamanın ve mutlak galibiyetin stresiyle çıkacak. Karşılarında da açık oynamaya çalışan taktik garibanı bir Trabzon yok. Teknik kapasitesi düşük ama bütün büyük maçlarda yüksek profilli mücadele gösteren bir Abdullah Avcı takımı var. İnönü'deki Belediye maçını herkes hatırlayacaktır, maçın neredeyse yarısını yerde geçiren bir takım izledik, sinirlerimiz bozuldu hatta delirdik. Belediye'nin bu maçtaki en büyük kozu da bu. Sivas, Trabzon karşısında bulduğu boşlukları Belediye maçında biraz zor bulur, bulamadıkça da gerilir, zaten o dakikalar da Belediye'nin ekmeğine yağ sürecektir. Tekrar söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama Belediye küme düşüyor!Kanlarının son damlasına kadar savaşacaklarıdır ve bence liderliği devraldığımız hafta olur”

Şimdi bu tahmin ettiklerimiz daha da önemlisi temnnilerimiz gerçekleşti. Sivasspor stresli çıktığı maçta dirençli İBB'ye mağlup oldu. Fakat maç sonu için şöyle bir yorum yapmışssın

" "İBB kazanır" diyenler Sivas'ın kaçıracağı onlarca %99'lük gol pozisyonunu hesap edip te mi söylemişler? İBB kazanır yada puan alır iddialarını nasıl temellendirmişler ve bu temellendirdikleri fikirler sahada nasıl hayat bulmuş"

Nasıl temellendirildiğini hala anlamadın mı abi? Bu İBB yüksek profilli her maçta rakiplerinden puan almıyor mu? O maçları izlemiş olanlar bunu Sivas İBB maçının preview'u için referans göstermez mi?

Hadi onu da geçtim İBB'nin bu galibiyetini temelendirilmemiş futbol yorumu olarak betimlemek çok mu doğru? Sen Sivas puan kaybederken İBB'yi tek kale top oynayacak, Sivas sahasından çıkamayacak falan mı bekliyordun? Şampiyonluğa giden bir takım kendi sahasında bu profille yenilir, gol yer atmaya çalışır baskı kurar yeteneği+nefesi+yüreği biraz da şansı olursa atar olmazssa atamaz.

Dün Sivas'da aynen bunları yaptı ama maalesef yüreği yoktu. Kaldı ki Jessie, maçın tamamını izlediysen ilk yarıyı bir kere daha izlemeni salık veririm. Bülent Uygun'un yarım kere geldiler dediği İBB'nin girdiği pozisyonları ve kaçırdığı golleri daha da önemlisi çokca tartışılabilecek verilmeyen kırmızı kartını bi gör lütfen. Bazen maçları izlerken istediğimiz pencereye çıkığ bakıyoruz bu doğaldır ama bu söylediklerimi görmezden gelecek kadar karartmamalısın gözlükleri.

İBB tam da olması gerektiği şekilde kazandı maçı. Daha önce G.Antep için de "yumuşak takım Sivas'ı zorlayamaz" yorumu yapmıştın, esgeçtik o maçı ve yorumlamadık zaten fb sıkıntısı vardı üzerimde.

Fakat şu son yazdığın yazıdaki "yorum yapıyosunuz ama temelendirilmemiş yorumlar" söylemi bana sanki "söylediklerim çıkmadı ama sizin doğru söylediğinizi de kabullenemeyeceğim" içgüdüsü gibi geldi.

Anlayacağın çok koydu bana abi :) Alınganlığıma ver!

shelbyl dedi ki...

Dun IBB tek bir atak formasyonu denedi benim izledigim kadariyla (bir onlara bir bizim maca bakarken boyle oldu): 3 forvetli Sivasspor'un sol kanattaki boslugunu, oradan kacirilan bir adamla somurmek. Gollerde de buydu, IBB'nin gelistirdigi diger ataklarda da olan buydu.

Buna onlem alamamis bir Bulent Uygun'dur dunku yenilginin sorumlusu. Oyuncular stresi kaldiramadiysa Uygun iki kati kaldiramamistir: Gung Ho baslayip Gang Bang'e maruz kalmistir.
------------------------------
Jessie'nin bu yaziyi yazarken dusunduklerini anlamak icin bu hafta boyunca yazdigi yazilari ve gelen tepkileri goz onunde bulundurmak lazim. Kisisel almamak lazim olayi bence Malvinas.

Jessie dedi ki...

dünkü maç normal şartlarda sadece son 15 dakikada bile dönerdi. kaçırılan goller akıl almaz goller.

ibb takımı iyi takımsa sert takımsa pozisyon vermemesi gerekmez mi? ibb ikinci yarıda durmadan darbe yiyen bir boksör gibiydi.

sivas bastırsa pozisyon bulamasa veya net pozisyon bulamasa anlarım. ancak kaç tane %1000 pozisyonu kaçırdılar. biz bir maçta bunları kaçırsak oturur ağlarız.

adamlar 5 dakikada 1 pozisyona girdiler. bu mu ibb? bu mu oyun planları? bu mu sert takım?

o 15 pozisyondan 2 si gol olsa başka maçı bir durumu konuşuyor olurduk.

futbolda doğruları yaparsınız ama neticesinde topu kaleye itecek kişi futbolcudur. atar atamaz, ayağı takılır, bileği burkulur. bilemezsin.

dünkü skor, allahın takdiri diyin başka bir şey diyin, golleri çıkarıp baktığınızda anormal bir skordur.

ibb nin puan alması anormal değildir. bu şekilde alması anormaldir.

bilica da muhteşem bir futbolcudur...

gökhan dedi ki...

şu futbolun tek bir doğrusu vardır, bunu da en iyi ben bilirim, benimle aynı şeyi düşünmeyen haksızdır mantığından nefret ediyorum. futbolun asla tek bir doğrusu yoktur ve olamaz. noat samisa nın sık sık yazdığı gibi futbolda tezler ve antitezler vardır.

kimse %100 haklı veya haksız değildir. hepimiz aynı şeye baksakta farklı şeyler görürürüz ve farklı şeylerden zevk alırız. kimisi nobrenin mücadelesinden kimisi bobonun tekniğinden zevk alır. nobrenin oynamadığı ve beşiktaşın puan kaybettiği bir maçtan sonra "bakın ben nobre oynamalı demiştim ve haklı çıktım" diyemezsin. ikisi farklı futbolculardır, ikisinin de meziyetleri farklıdır, ikisinden de beklentiler farklıdır. o maçın kaybedilmesi yada kazanılması tek bir oyuncuya bağlı değildir.

liverpool maçında kendince birşeyler görmüşsündür bobo çıkmalıdır demişsindir, başkası bobo 90 dakika kalmalıydı çünkü o yıldızdır demiştir. bobo nun golü atması belki seni haksız yapmaz, ama karşıdakinin tezini doğrular. yada tersi olsa bobo gol atamasa yine sana haklısın diyemeyiz.

mesela bu blogda sıksık dile getirilen sivok meselesi. sivok orta sahada oynamalı demişsin. oynayamaz mı, bal gibi de oynar. ama şu bir gerçektir ki şu anki takımda sivok savunmada daha faydalı. bunu görmeyip (yada görmemezlikten gelip) sırf kendini haklı çıkarmak için, kalkıp ta "bakın udinese de orta sahada oynamış demekki haklıyım" diye ısrar etmek doğru değil.

bobo gitsin, holosko gitsin, tello gitsin, bunlar beşiktaşı baltalıyor hiç faydası yok diyebilirsiniz. kendinizce bunu doğru görebilirsiniz itirazım yok ama karşıdaki böyle görmüyor diye sen futboldan anlamıyorsun, futbolun ruhuna aykırı davranıyorsun demek ayıptır. asıl futbolun ruhuna aykırı olan da budur.

Jessie dedi ki...

hayır bana karşı tamamen yapılan budur ve eleştirim budur.

gördün mü jessie, tello asist yaptı demek, ne demektir?

ben sivok ortasahada oynasın da demiş değilim. ha derim ayrı ama benim dediğim şey çok açık; "bu adam orta saha değil" denmesi yanlış. "bu adam stoper" demek yanlış. haa stoperde de oynar ayrı. ne diyeyim. tekrar oku mu diyeyim? ben orta sahada oynasın mı demişim? yoksa sivok ortasaha değildir diyenleri mi eleştirmişim? ve verilerimi ortaya koymuşum?

aynı şeyi söylüyorum.

hangi fikirde olursan ol, önemli olan fikrini nasıl temellendirdiğin. eğer bobo oynamalı diyip mantıklı bir değerlendirme yapıyorsan saygı duyarım. ben nobre oynasın derken kendi düşüncemi de ortaya koyuyorum. salt nobre oynasın demek bir anlam ifade etmiyor.

bakın buraya yazıyorum; sivok savunmada oynamaya devam ettiği sürece yerini gökhan zan'a kaybedecektir? saçmalıyor muyum? göreceksiniz.

görüyoruz zaten son 4 maçın 2sinde 45 te yerini zan'a devretti. freak'e 3 hafta önce bak görürsün olay sivok'u kesmeye gidiyor dediğimde saçmalama demişti... olay ona doğru gidiyor işte.

sivok 45 te çıkacaksa yemişim sivok'un katkısını!

ben kimsenin fikrinde değilim. önemli olan temellendirmek. neden cisse oynamalı sorusuna "çünkü sivok geri kaçıyor" derseniz olmaz. çünkü bu cevap değil. futbolda geri kaçan oyuncu diye bir olay yok. geri kaçıyorsa geri kaçma dersin biter gider.

ama bunu oyuncunun özelliği gibi nitelendirirseniz tartışmanın bir temeli olmaz.

gökhan, eğer yapılan yorumları görürsen benim siz futboldan anlamıyorsunuz gibi bir yaklaşımımdan öte, tello attı gördün mü anlayışının var olduğunu da görürsün

heralde tello atacak. ben oynamıyorum ki ben atayım

gökhan dedi ki...

jessie olay birazda etki tepki meselesi. sert bir uslupla yazıyorsun ve gelen tepkilerde sert oluyor. doğal bence bunlar:)

konuya gelirsek benim sana olan eleştirilerim bu konudan bağımsız genel eleştirilerdi. örneğin sivok konusunda bir çok yerde bu adam orta sahada oynamalı diye mesajını gördüm. o yüzden öyle bir örnek verdim.

öngörün için birşey diyemem. performansa dayalı mı yoksa yabancı sınırı yüzünden mi bunu söyledin bilemiyorum.

oyundan çıkarılma konusu ise apayrı. eskişehir maçında sınır yüzünden, son maçta da kart yüzünden oldu değişiklik.

Jessie dedi ki...

daha 45. dakikada sarı kartı var diye bir oyuncu çıkıyorsa sahada oyuncu kalmaz. sebebin bu olduğuna inanmıyorum.

ha inanıyorum, şöyle inanıyorum.

mustafa denizli şu mesajı net olarak veriyor; zan-toraman-sivok. aynı kalitenin oyuncularıdır.

"kartsız zan" büyüktür "kartlı sivok".

olay tamamen bu. oyuncular arasında sadece kartlı ve kartsız olmak gibi bir fark olduğunu ortaya koyan bir hoca yarın kartsız olsa da sivok'u tercih etmeyecektir.

sivok eğer denizli için gerçekten önemli bir stoper olsa idi kartlı olmasına rağmen oyunda tutulurdu.

ayrıca 6 yabancı kuralına zapodan sonra sivok ta takılmaya başladıysa sezon başına döner, bu oyuncular neden transfer edildi diyebiliriz.

45 te sivok çıkıyor. hiç kimseden bir eleştiri yok. sivok çıkar mı diyen yok? yerine giren zan. ona da tepki yok. birini çok seviyorsunuz diğeri size göre futbolcu değil. ama bu değişiklik eleştirilmiyor. burada bir terslik yok mu?

ya zan sizin abarttığınız kadar kötü değil yada sivok sizin dediğiniz kadar iyi bir stoper değil. bir yerde bi terslik olduğu açık.

Starks dedi ki...

Son topikleri henüz okumadığım için bu yazı kime karşı yazılmış bilmiyorum, herhalde birileriyle bir hesap var ama benim takıldığım yer başka.

Hem maçı izledim diyip hem de "Sivas'ın kaçıracağı onlarca %99'lük gol pozisyonu" demek ve IBB'den hiç bahsetmemek pek adilce bir yaklaşım değil Jessie.

Maçı izlediysen ilk yarıda Sivas'ın tek net pozisyonunun devrenin son dakikasındaki Bilica'nın frikiği olduğunu da görmüşsündür. Koca bir ilk yarı neredeydi Sivas.

Macı izleyenin durum 2-0 iken Bilica'nın atılması gerektiğini de görmüş olması lazım. Önce rakibin ayağına tekme atıp, rakip düşerken diğer ayağı ile topa vurmak sadece Sivas'in sahasında faul değil. Ya ilk yarıda verilmeyen penaltı? O pozisyonda da Sivas'lı kayıyor ama İBB'linin ayağına vuruyor, İBB'linin ayağı da o darbeyle topa çarpınca top dışarı çıkıyor hakem de aut veriyor. Bu pozisyonda yine son adam olduğunu ve penaltı + kırmızı kart olduğunu hatırlatırım.

Yine 2-0 iken İBB'nin tek paslarla geldiği atakta sıfırdan bomboş pozisyondaki arkadaşına veremediği pas da maçın en net 3 pozisyonundan biri.

Sivas ilk yarı buna karşılık ne yapmış? Mehmet YIldız'ın vurduğu rakibin kolunun altına sıkışan pozisyon var denirse ben de İBB'linin altı pastan vurduğu 90'a giderken Sivas'lının kafasına çarpıp kornere çıkan kafayı söylerim.

Evet ikinci yarı İ. Akın'ın da sakatlanıp çıkmasi ile skoru bulan İBB korumak için çekildi ve Sivas pozisyonlar buldu. Bundan doğal birşey var mı? Kırmızı kartların ve penaltının da verimediği bir maçta İBB'nin 90 dakika oyunu domine edip 6 mı atması gerekiyordu yani?

Ya ikinci yarıda kaleciyi sakatlamak için bacağına basan (amacına da ulaşan) ama yine atılmadan kurtulan Balili'ye ne demeli? Cisse'yi, Delgado'yu, Toraman'ı bir çırpıda atanların bu pozisyonlarda gözlerine perde iniyor herhalde. Inonu'de kahraman kesilenler, tribunde Odyakmaz'ın yanında Sedat Peker otururken duduklerini yutuyorlar.

Sivas'ın pozisyonları girseydi deniyorsa, ya ilk yarıda şu kırmızılar ve penaltılar da verilmesi gerektiği gibi verilse maç nereye gidecekti bunun da cevabını vermek lazım. Bunlar verilse maçın bizim Samsun maçı gibi olmayacağını kim iddia edebilir? Durum ilk 35 dakika 3-0 olmuş, rakip en az 10 belki 9 kişi kalmış. Kontraya çok iyi çıkan ve iyi pas yapan İBB ikinci yarı ne yapardı Sivas'ı?

Bir de Sivas'ın hak ettiği konusuna geleyim. Bu konudaki yorumum da şudur: Arkasındaki siyasi gücün desteğini arttırıp ligi manipule etmek adına bu ülkeyi iyiden iyiye kamplara ayıracak Laila muhabbeti yapacak kadar alçak ve haince konuşanlar, "neden Antep böyle oynadı anlam veremedik" diyecek kadar sporun ruhundan bihaber olanlar ve sezon boyu en çok kollanan takım olup hala "bizi şampiyon yapmazlar" ucuzluğuna girişenler hiçbirşey haketmezler.

Bu da bu konudaki yorumum olarak kayıtlara geçsin.

Sivas'ın şampiyon olduğu gün bu ülkede futboldaki yozlaşmanın dibe vurduğu gün olacaktır.

Beşiktaş, kısır çekişmeleri ile sporu her alanda yozlaştıran renkli kulupler arasında her zaman denge unsuru olmuş ve birçok çarpıklığa çomak sokmuştur. Umuyorum ki Sivas'ın şampiyonluğuna izin vermeyerek yine üstüne düşen görevi yapacaktır.

Jessie dedi ki...

ben sivas'lı değilim. sivas'ın takımına da teknik direktörüne de başkanına da en ufak bir sempati duymuyorum.

söylediğin her şey doğrudur ve ben de aynı fikirdeyimdir.

evet balili atılmalıydı, bilica atılmalıydı. bunları inkar ediyor değiliz. sahada abuk hakem kararları vardı. bir pozisyonda sedat bayrak, ibb'li oyuncuyu ite ite taça çıkardı. çok komikti.

bunlar zaten varlar. bunlar yok diyen yok. sivas'ın şampiyon olmasını falan da istiyor değilim.

ama benim gördüğüm, -kartları bir yana koyarsak-, 0-4 ten bile dönecek bir maç izledim ben.

biz de belediyeyle oynadık falan biz böyle bir baskı kuramamıştık. hatta oyuna hakim bile olamamıştık. neyse...

T. Egemen Gul dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
T. Egemen Gul dedi ki...

Jessie'nin derdi sanırım bizim FB'ye yenildigimiz gibi Sivas'in IBB'ye yenilmemesi. Yani skorlar aynı ama diyor ki Jessie, Sivas cok gol pozisyonu harcadi, atak oynadı, bu yuzden Sivas çok iyi takım. Bu yuzden diyor ki kendisi Sivasspor en cok şampiyonluk hakeden takımdir.

Ben de diyorum ki kendisine bizim FB'ye yeniliş şeklimiz bizim başımızdaki teknik direktörün takımı yonetim tarzıyla ilgiliydi ve bizde bu maç sonrası bunu fazlasiyla eleştirdik. O yüzden bağlantı kurmaya çalışmak saçmalık oluyor.

"Dünkü maç normal şartlarda sadece son 15 dakikada bile dönerdi. Kaçırılan goller akıl almaz goller. Ibb takımı iyi takımsa sert takımsa pozisyon vermemesi gerekmez mi? ibb ikinci yarıda durmadan darbe yiyen bir boksör gibiydi." demişsin ama sonuçta maç donmedi ve IBB dayak yiyen Rocky Balboa gibi kazanan taraf oldu. Bazen ne kadar yumruk attigin degil attıgın yumrukların ne kadar isabetli olmasi önemlidir.

Jessie yazıyorsun yazıyorsun bence bir süre sonra donup baktiginda sen de "ben ne yazmışım arkadaş ya?" diye kendine soruyorsun.
Kartları çıkartıp at diyorsun, golleri çıkartıp maçı tekrar izle diyorsun, hep farazi şeylerden bahsediyorsun. Ortada bir gerçek var. Skor 2-1. Sivas yenildi. Yeni lider Besiktas oldu. Senin bi boka yaramiyor dedigin adam macin 3 golunde buyuk katki sahibi ve averaji duzelten oyuncu konumunde sen hala çıkmış "bu tip adamlara, futbolun ruhunu anlamamış insanlar diyoruz" diyorsun. Senin anladigin futboldan da ben anlamiyorum, kartlari cikar, golleri cıkar, o taç atılmayacakti, bu adam çıkacakti gol olmayacakti, geç bunlari hakkaten yaa..

T. Egemen Gul dedi ki...

Ayrıca son yorumumumda anlam kayması olmuş son paragrafta.

..sen hala çıkmış bu tip adamları savunan adamlara futbolun ruhunu anlamamış insanlar diyoruz diyorsun...

şeklinde düzeltmek isterim..

Jessie dedi ki...

bir yorum, futbol değerlerine göre yapılır. dersin ki x takım şu şu futbol değerleri nedeniyle şu maçı şöyle bitirir.

bu bir yorumdur.

sahada bunun gerçekleşmesi veya gerçekleşmemesi bu yorumun başarısını ortaya koyar.

ancak bu futbol, bazen tüm futbol doğruları bir araya gelir ama 1 gol etmeyebilir. şimdi o gol olmayınca yorumun yanlışlığından bahsedebilir miyiz?

önemli olan sivas yener veya ibb yener demek değil. bunu nasıl temellendirdiğindir.

oyun anlamında maçın ilk yarısında ibb istediklerini yapmış, ikinci yarıda sivas rakibini sürklase etmiştir. her gittiği akın pozisyon olmuştur. ibb sert takım denmesi zor pozisyon vereceğinin tahminidir. ancak o günkü maç hiç böyle bir maç olmamıştır. sivasspor elemanları hem de çok rahat pozisyonlarda gol atmayı başaramamışlardır. denirse ki, bu sivas'ın içinde bulunduğu psikolojik durum nedeniyle anormal değil. işte bu fikre saygı duyarım...

T. Egemen Gul dedi ki...

Jessie, yazdığım hiçbir şeye cevap veremeden tek bir noktaya odaklanman karşısında şoklar içerisindeyim şu an..

Neyse.

Jessie dedi ki...

kusura bakma da yazdığın her şey, benim yazdığımı copy paste edip "sen sonra okuyunca ben ne yazmışım" diyeceksin demekten öte olmuyor... yukarıda hangi fikrini belirtmişim ki onun üzerine yorum yapayım?

demişin ki bir gerçek var;1-2. o skorun gerçeği, futbolun gerçeği ayrı diyorum. bunu da neden dediğimi ifade etmeye çalışıyorum.

fener mağlubiyetini teknik direktöre bağlıyorsun. oysa orada da gerçek var;1-2.

neyse bence de.

ibb maçı ikinci yarı 9 olurdu. ama hala skor yorumu yapıyorsunuz.

işte o yüzden hep bobo/liverpool örneğini veriyorum. bobo rezil oynamasına rağmen gol atmıştı. o attığı gol onun sahada kalmasının gerekçesi olamaz. onun yerine oynayacak adamın daha iyi veya o girecek adamla birlikte, takımın daha iyi oynayacağının garantisi yok.

ama bobo gol attı ya, yada sivas yenildi ya. "sivas bence yenemez çünkü ibb sert takım" cılara gün doğdu.

ibb orada yenilseydi ama gerçekten kora kor oynayabilseydi, tesadüfen yenilseydi bile haklılarmış derdim. ama oynanan oyunu görünce, ne serti kardeşim diyesi geliyor insanın.. ne belediyesi..

shelbyl dedi ki...

Jessie'nin dedigi su: Bugun "Tello 3 asist yapti, demek ki faydali oyuncu, sen bilmiyorsun" dersen adama; adam da yarin sana gelip "Bugun asist yapmadi, faydasiz oldu, kotu oyuncu" deme hakki bulur.

Mesela Jessie diyor ki, Tello istikrarsiz oldugu icin kotu. Insanlar gelip jessie'ye "Ee, hani kotu adamdi 3 asist 5 gol atti" diyor. Bunun istikrarla alakasi ne?

Futbolun ruhu geyigi buradan geliyor iste. Bugun acayip ifade ozurluyum gerci, umarim acik olmusumdur..

T. Egemen Gul dedi ki...

Takıma transfer ettiniz.. Adapte oldu.. Fakat istikrarsiz.. Bunu cozmek o teknik adamın derdi olmali. Cozememesi de taraftarin.. Tepki gostermeden olmaz zaten.. Yetenekli futbolcu.. Buyuk mac, kucuk mac demeden oynuyor, oynamaya calisiyor.. Bunlarin onemi bir yere kadar.. Sergen'in 100'uncu yildaki katkisi neydi? Tello'nun bu yıl katkısı ne? Bu adam yetersiz diyemezsin, kim ne derse desin Nobre'den daha yeterlidir, hatta fazladir. Tek farkı şişirilmiş Delgado'nun 10 numara oynadigi bir takımda oynamasidir. Haa, Delgado son maç berabere giderken ve şampiyonluk atılacak tek gole bağlıyken takar topu filelere onunla beraber sevinirim.. Ama kupa turundan 1 hafta sonra bu adam satılmalı derim.

Fakat Jessie'nin yaptığı bu değil. Oysa geçen gün Nobre bu takımın forvetidir diyordu kendisi. Eğer Nobre bu takımın forvetiyse (ki haklı yanları var, Türk statüsü vs) Tello da bu takımın banko oyuncusudur. Sağ kanatta soldan daha verimliyse, fakat bu sadece hucum anlamindaysa bence de Tello gitsin, oynamasın, oynatılmasın, satılsın. Fakat sen onu maç esnasında öyle bir pozisyonda oynatırsın ki maçı hakikaten hem 11 kişi oynayıp hem karşı takımı ezersin.

Vizyonsuzluk yönetimden taraftara kadar iniyor bir yerden sonra malesef. Skor yorumu yapan insanlarla bir arada tutamazsin kimseyi. Yapan yapar zaten. Hepimiz maç sıcağı sıcağınayken yapıyoruz. Bitsin diyoruz. Gitsin diyoruz. Ama ben Tello'yu sana karşı savunuyorsam beni "saçmalıyorsun. futbol anlayışı yoksunusun. üfff ne anlatıyorsun" diyerek faşizan bir şekilde reaksiyon gösteremezsin. Bir kere tutarlı olmak gerek. Kendi söyledigini cignemeyeceksin. Fakat skoru öğrendikten sonra verdiğin tepkiyle olay sakinleştikten sonra verdiğin tepki aynı değilse kendini frenlemen gerek.

Olayı araştırmışsın, üstünde kafa patlatmışsın, sigara molalarinda arkadaşlarınla bunu konuşmuşsun, vs vs.. Farketmiyor ki. Bir insanın takım içindeki etkinliğini istatistikler söyleyebilir. Ama her maç gol atmış, attırmış bir adama, hucum anlayışını mahvediyor, takımı mahvediyor demek çok mantıksız. Demek ki anlayışta problem var, adamda değil derler, öyle kalırsın..

Yorum Gönder

Ara