.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
15 Nisan 2009 Çarşamba

Futbol Dilencisi

İbrahim Altınsay... Gündem başkan gündemi değil ama bugünkü yazısını okuyup bir "teşekkür" etmeden geçemezdim. Link Alıntı yapmadan duramayacağım; ...Öfkenin de bir ahlakı vardır ama... Yapar, eder, sonra “ben ne yaptım” diye kıvırmazsın. Arkadan vurmazsın, kuytularda, pusularda iş bitirmezsin. Yüz yüze dökersin öfkeni. Şövelyelik budur. Şimdilerde pusucular, baskıncılar, arkadan vuranlar için gelişigüzel kullanılıp içi boşaltıldı ama Türkçesini söylersek, ‘yiğitlik’ budur. Maç sonunda bakıyorsunuz, Galatasaray Başkanı Adnan Polat, “Komplonun devam ettiğinden ve Fenerbahçe ve Galatasaray’ın şampiyonluk yarışından düşürüldüğünden” dem vuruyor. Vallahi doğru. Siz rehabilitasyon dönemindeki adamları ‘yıldız’ diye takıma koyun. ‘Dünya çapındaki’ kadronuzun 45 dakika sonra pili bitsin. Kendisinden başka hoca tanımayan akıl hocalarınız istiyor diye teknik direktörünüzü yollayın. Şampiyonlar Ligi’ne kalamayın, UEFA’dan eve erken dönün. Arkasına sığınacağınız tek Fener galibiyeti kalsın. Şişirin futbolcuları... Galibiyet gelmeyince gelsin “Sivas’ı, Beşiktaş’ı kayırıyorlar” iddiası... Puan cetveline bakın bir. Sivas’ı ve Beşiktaş’ı, Fener ve Cim Bom’dan daha çok kayıran var mı? Olsa olsa UEFA’da gözü olan Bursaspor’un komplosudur (!) pazar günkü beraberlik. Geçen sezon Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynayan takımdan, her maçta alanından çıkamayan takıma gelmişler, önemli değil. Bir de, Saracoğlu’nda böyle şeyler olmuyor demezler mi? Sanki konuk tribünlere pislikler koymak ilk orada başlamadı. Sanki orada Gerets’in kafası yarılmadı, Mondragon’a şişeler, Tigana’ya bozuk paralar yağmadı. Sanki kulüple ilişkili şahıslar koridorlarda futbolculara tekme tokat saldırmadı... Yine basiretsiz yönetimler bir derbi galibiyetinden medet umacak. Sorumluluklarıyla yüzleşemeyenler, yenilgi korkusuyla saldırganlığı körükleyenler yine tribünlerde ve ekranlarda boy gösterecekler. Yine ilk olayda futbolculara terbiye öğretecek, sahada birbirine giren futbolcuları ayıplayacaklar: “Yapmayın çocuklar, siz milli takımda arkadaş değil misiniz!” Tamam, bunlar iyiyken sizin çocuğunuz da kötü olunca kimin çocuğu? Eğitimlerini milli takım ocağında almadılar mı zaten?

1 Yorum:

Starks dedi ki...

Bu sabah ben de okudum. Her yazisini okurken boyle bir adamdan kulup icinde faydalanamamanin uzuntusunu duyuyorum.

Denizli ve Tayfur ikilisinin yaninda futbol subesi koordinatoru/basin sozcusu vs. gibi ismi cok onemli olmayan bir sifatla Altinsay iyi giderdi.

Denizli'nin provakator basin mensuplarinin tuzak sorularina verdigi akli basinda, sakin, rakibine saygi duyan ama kendine guvenini hic kaybetmeyen cevaplari bile Besiktas taraftarina ozunde olan ama basiretsiz yoneticiler yuzunden unutmaya basladigi bazi seyleri hatirlatti. Altinsay da bu ekip icinde olsa (tabii ki yonetimdeki zararlilarin gitmesi kosuluyla) hos olmaz miydi?

Yorum Gönder

Ara