.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
9 Şubat 2009 Pazartesi

Let's Kick

lkdoof Ne zamandır yazasım var. Aslında sözlükte yazmıştım. Buraya da taşıyayım gündem gereği istedim. Türk hakemliğinin bir prototipi Selçuk Dereli. Egosuyla yaşıyor. "O"nun için hiçbir şey sahadaki tek patron olduğunu, isterse bir düdükle herkesi çileden çıkarabileceğini, ev sahibi takımın taraftar baskısının hiç kendisini etkilemediğini göstermekten daha önemli değil. Mesleğini yaparken (kastım asıl mesleği olan beden eğitimi öğretmenliği değil), meslek ahlakını ikinci plana atmasının en büyük sebebi bu. Bu egoyu şişiren bana kalırsa bir başka özelliği de Ankara'da muhtemel bir lisede sadece "bedenci" olarak anılması. Bayrak törenlerinde müzik öğretmenleri gibi, kitleye bir hakimiyeti asla olmuyor. Sadece 19 mayıs vs törenlerinde okulun en başında asker adımlarıyla yürüyebilmek ona verilen tek fors. Dersini kimse umursamıyor, beden eğitimi dersi neticede. Öğrencileri muhtemelen "bedenciye söyleyelim de bu gün serbest takılalım" sözlerini hayata geçirirken hocam kelimesini kullanıyor. Yine muhtemeldir ki her maçtan sonra pazartesi günki ilk bayrak töreninden itibaren "yaktın hoca bizi" geyiklerini duyuyor. Fakat iş maça geldiğinde ego ortaya çıkıyor. Buranın sözü dinlenesi tek kişisi benim diye üflüyor düdüğünü. Kararlarını verirkenki tüm motivasyonu bu. "O"nun için sahada futbol oynaıyor olması önemli değil. Tribündeki herkes onu konuşmalı, onun kararları yüzünden bir maçın konuşulabilir olduğunu düşünmeli. Tüm bunları "özellikle ev sahibi aleyhine hata yapar" geleneğiyle birleştirirseniz Dereli'yi daha yakından tanıyabilirsiniz. Hakemlik özelliklerini sıralarken böyle başlarsanız da ardından, kilolu, form durumu yetersiz, oyunu okumaktan bi haber ve oyuncularla iletişimi zayıf diyerek devam etmemeniz de olanaksız. Hakem hatalarından oldukça canı yanmış bir takımın ahvadıyken ve bunlardan şikayetçiyken rakiplerinizin "paranoya" imalarına, "ağlama melis"lerine de sinirlenmemek mümkün değil. Bu pazartesi gününün, pazar gününün, cumartesi gününün en önemli adamıdır Dereli. Ve şüphesiz ki hakem hatalarının genelde lehine işlediği Galatasaray taraftarları Selçuk Dereli'yi lanetliyorlar. Daha 3-5 hafta öncesine kadar "yoo hacı biz memnunuz hakemlerden" diyenler çarşaf çarşaf bildiri yayımlıyorlar. Çünkü o ana kadar Dereli Ego'suyla karşılaşmamışlardı ve Dereli Ego'su onları kendi evinde ergeç vuracaktı ve vurdu. Hakemler de insan sözüne balıklama atlayanların da öğreneceği bir şey var. Selçuk Dereli şüphesiz ki hakem değildir. Ve her canlı Selçuk Dereli'yi bir gün tadacaktır. Yürüyedur Selçuk. Muhittin ağabeyinin, Oğuz ağabeyinin, Kuddusi ağabeyinin, Metin ağbeyinin yaptıklarından sonra söyleyemediklerimizi söylemenin bir elçisi olacaksın. Let's Kick Dereli Out Of Football son söz: allah 10 gün sonra København'lıların, ondan 15 gün sonra da Manchester City'lilerin yardımcısı olsun.

5 Yorum:

yalnız dereli şu yazıyı okusa, bunalıma girer.

Girsin yahu. Yalansa da yalan desin.

Bir benzeri Muhittin abimizdi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde skimsonik bir muhasebe elmanıydı. Ama sikip attığı maçlardan sonra yürüyüşü değişirdi Muhittin'in.

Yine ağzımıza sıçtığı bir maç sonrasında Cerrahpaşa'da karşılaştık.

Dedim sırf mutlu ol diye söylüyorum Muhittin, er ya da geç buradaki skindirik muhasebeci yaşamın kalacak elinde, seni bir gün kimse hatırlamayacak Cerrahpaşa'da. Herkesin yanından geçerken sövdüğü bu günleri bile arayacaksın. Bari muhasebeciliği doğru yap diye.

Yıllar beni haklı çıkardı. En son "beni tanıyorlar mı" diye sağa sola kesik atarken gördüm iş bankası önünde. kimse sallamadı.

Selçuk da böyle olacak

yalan diyen çarpılır, selçuk dereli ve egosu her maçın önüne geçiyor yıllardır. maç sakin sakin giderken bir bakıyoruz, akşamında tek konuşulan konu selçuk dereli. verdiği kararların altında da dediğin gibi, kimseye aldırmadan nasıl çaldım düdüğümü kompleksi..

tathar dedi ki...

valla muhittin'e bunu demişssin ya içimin yağları eridi.

krasotkin dedi ki...

tribal, muhittine ebeveynlerinden sonra en büyük darbeyi bu yorumunla vurdun.

(ebeveynlerinin vurduğu darbe, çocuğa muhittin ismini koymaları. muhittin ne ya?)

Yorum Gönder

Ara