.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
18 Ocak 2009 Pazar

Ekşi...

Ne acaip bir kavram, ekşi... Gri kalmış biraz... Muhalif için de kullanılır, keyifsiz adamın suretini tanımlamak için de... Yemek bozulduysa ekşimiştir, yoğurt da süt de öyle... Ama boza dedin mi mesela, ekşisi makbuldür... Ya da pancar rengi turşu suyu düşerse aklına, saatlerce ekşiye kilitlenir kalırsın, aklın fikrin ekşide tutulur, şimdi ağzımın Pavlov'un köpeği misali sulandığı gibi... Sözlük de benim gözümde bu turşu misali ekşiydi, hepimizi ondan çekti kendine... Altı yıl önce kapıdan kovdular, bacadan girdim, yaklaşık beş senedir de tutundum kendisine... Önceleri bilgisayarımla haşır neşir olduğum zamanın çoğunu alırken sözlük, bugün, son sözlükçüler geldi beri on dakikayı zor toparlamakta... Nitekim gündemi ekşi yoldan takip etmek başlık kirliliğinden imkansız bu aralar... Sözlükten uzaklaştığımı asıl gösteren ise, yazdığım futbol entryleri... Epeydir fark ediyorum ki, futboldan ziyade bir şey yazmaz olmuşum sözlüğe... Ondan kelli kendi blogumu da açtım ama, burada olmak biraz farklı... Sebebi ise özündeki muhalefet ruhu... Şimdi göstermeyecek kendisini belki, çünkü aklın yolu bir, buraya yazan herkes hataların, saçmalıkların, sulandırılmış Beşiktaşlılığın, yabancılaşmanın, sıradanlaşmanın farkında... O yüzden bir süre herkes aynı şeyleri söyleyecek belki, küçük nüanslarla... Sonra, gün olup devran dönünce ve işler biraz iyi gitmeye başlayınca ve nihayetinde başımızdaki dev problem ortadan kalkınca her şey farklılaşacak... Ekşi Beşiktaş'ı o zaman ciğerimizin dibinde soluyacağız, herkes farklı düşünecek çünkü... Herkes, evine gidip, bir an önce birşeyler yazmak isteyecek, diğerinin yazdığına inanamayacak, mantıksız ve akıl dışı bulacak, sonra belki haklı çıkacak belki diğerine hak verecek... Ama biliyorum ki, bugün herkesin siyah gördüğüne yarın biri siyah, biri beyaz diyecek... O yüzden güzel olacak Ekşi Beşiktaş... Fikir Jessie'den geldiğinden olsa gerek, bu muhalif ruh için buraya birşeyler yazacak olmanın keyfi için, olur da biri benim de yazdıklarımı okur belki diye ben de burdayım... Seneler önce, Kapalı'da bir grubun ciddi ciddi Şifo Mehmet'li bir takım istemediğini gördüğüm, ya da arada bir zamanda benim Sergen'siz ve hatta Nouma'sız Beşiktaş'ı istediğim günleri anımsattığı için burdayım... Diğer arkadaşlarım Edebiyat hocamın aksine düşünmez ve mazur görürlerse, bir önceki cümlede varlığı şüphesiz tereddütlerimle ve o tereddütleri kişiliğimin aynası haline getirmiş üç noktalı cümlelerimle ben de dilimden döndüğünce Ihlamurdere'den ve Nişantaşı'ndan baktığım Beşiktaş'ı anlatacağım...

Ara