.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
19 Ocak 2009 Pazartesi

Carsi Istifa, Demiroren Tribune

Beşiktaş Çarşı tribünde yönetim istifa diye bağırmıyor. Satılmış Çarşı. İşte artık her maç sonunda duymaya alıştığım iki kelimelik bir cümle, “Satılmış Çarşı”. Bunu söyleyenlerinde tek bir çıkış noktası var, tribünlerin başkanı göndermek için çaba sarfetmemesi. Keşke hayat bu kadar basit denklemlerden ibaret olsaydı. O zaman gerçekten safımızı bilir orada dururduk. Ama çok basit bir iki zihin muhakemesi yapabiliyorsak, bazı şeyler söylemeden, birilerini birşeylerle itham etmeden önce biraz düşünmek gerektiğinin farkına varırız. Peki Çarşı neden Yıldırım Demirören’i istifaya davet etmiyor olabilir? 1. BJK Çarşı Yıldırım Demirören yönetiminden gerçekten rant sağlıyordur. Göz göre göre, bütün Beşiktaş camiasının önünde utanmadan, 25 yıldır savundukları şeyleri hiçe sayarak, kendi adamlıklarını, delikanlılıklarını boşvererek, üç beş kuruş para için Beşiktaş’ı satarak Yıldırım Demirören’i savunuyorlardır. Buna inanmak isteyebilirsiniz, ve hatta inanadabilirsiniz. Herhangi bir delile ihtiyaç duymazsınız. Kim kime ne vermiş, kim ne kadar para kazanmış muallaktır. Ama “tribün liderleri Jeeplerle geziyormuş olum” lafını derin birşeyler biliyormuşçasına sarfetmek hoşunuza gider. Böyle süslü cümlelerle cahilliğinizi biraz olsun örtbas edebilirsiniz belki. 2. BJK Çarşı Süleyman Seba’nın istifasının ardından, oturup bir daha yönetim değiştirmeye cüret etmeme kararı almıştır. Kendisini kendi hırsları doğrultusunda kullanmaya çalışan ve çalışacak olanlara alet olmama kararı almıştır. Kongre farelerinin ellerini tribünün üzerinde çekme kararı almıştır. BJK Çarşı nasıl bir güce ve potansiyele sahip olduğunun bilincine varmıştır. Verilen bir kararın arkasına duruyor olmalarından başka yaptıkları bir şey yoktur. Diyelimki BJK Çarşı tribünlerden istifa temposuyla Yıldırım Sultan’ı koltuğundan indirmeyi başardı.Elbette bunun uzun sürecek bir zaman dilimini kapsayacağının farkında olduğunuzu varsayıyorum. Bu süreçte takımın nasıl etkileneceğini gözardı ediyoruz hepbirlikte. Sonra yerine yeni bir başkan geldiğinde oluşan durumu bugün Çarşı’yı satılmışlıkla suçlayanlar nasıl yorumlayacak biliyor musunuz? Çok basit. Elbette bu seferde Çarşı’yı yeni başkanın adamı ilan edecekler. Bunun nasıl bir döngü içerisine girdiğini göremiyor musunuz gerçekten? Bu işin sonu yok. Tribünün eli Beşiktaş’ın genel kuruluna girmeye başlarsa ondan sonra bunun önüne kimse geçemez. İsimler lekelenir, iftiralar havalarda uçuşur. Beşiktaş tribünleri 6 Ocak 2009’da oynadığı Gaziantep B.Bld. Fortis Türkiye Kupası maçında şu tezahüratla doğru istikameti göstermeye çalışmıştır: Senelerdir bir delikanlı çıkmadı Şu kocaman camiada Muhalefet çık ortaya Son ver artık uyumaya. Değil Yıldırım Demirören’i, hiçbir Beşiktaş başkanını koltuğundan indirmek BJK Çarşı’sının görevi olmamalıdır. Çarşı bir tribün grubudur. Siz çok samimi düşüncelerle Demirören’den bıkmış olabilirsiniz, bende bıktım, çok samimi düşüncelerle başkan olmasını istediğinizi bir başka isim vardır, benimde var. Ama bunun için yapılması gereken bazı şeyler varken oturduğumuz yerden ona buna satılmış yaftası yapıştırmak biraz kolaycılık oluyor. Demirören gidince 50 milyonumu tıkır tıkır isterim diyor. Şaka falan değil. Bu iş çocuk oyuncağı da değil, onu indirelim bunu başkan yapalım. Kimse günahı BJK Çarşı’nın boynuna asıp suçluyu hemen ilan etmeye kalkmasın. Bu kulübün bir kongresi var, kongre üyeleri var, muhalefet isimleri var. Bunların hiçirisinin sesi soluğu çıkmayacak sonra kabahatli Çarşı. Bu adamlar sizin benim kadar görmüyor mu Beşiktaş'ın nasıl yönetildiğini. İlla Çarşı istifa diye mi bağıracak birşeyler yapabilmeleri için. Çarşı’yı eleştirecek olduktan sonra gene bu satırlarda uzun uzun en önce ben eleştiririm onuda hiç merak etmeyin. Ama laf olsun torba dolsun diye, bok atayım izi kalsın diye, ne kadar yıpratırsam o kadar kârdır diye konuşanlar biraz ayıp ediyor. Hele birde objektiflik kisvesi altında kör fanatikliğini gizlemeye çalışan sümüklüböcekler var ki, onlarada ileride değinicem. Bu tribünler biraz arabeskte olsa güzel bir pankart açmıştı vaktinde, onunla bitireyim yazımı; "Evet sattık, ama gençliğimizi"

10 Yorum:

Bugün Çarşı büyük bir ayaklanma yapsa, başkanı koltuğundan indirse, yarın medyada çıkacak ilk başlık, Beşiktaşı tribünleri yönetiyor olacak. Ki zaten bu zihniyet yüzünden Beşiktaş bu hallere geldi çünkü Beşiktaşı tribünleri yönetiyor zannedildiğinden, tribünlere oynayan ne kadar isim varsa geldi kulübün içine girdi..

Daha önce bir çok defa dile getirdim, Demirörenin artık olağanüstü kongre ile gitme gibi bir lüksü yok. Bu herşeyi karmaşıklaştırmaktan başka birşeye yaramaz ama Demiröreni bir kez daha Beşiktaşa seçecek, başka aday bulamayacak bir kongre de zaten Beşiktaşın bittiğinin resmi olur. o da ayrı konu...

Uzun lafın kısası, isteyen istediği gibi düşünsün, çarşı ister satıldığından ister bir karar aldığından şu andaki gibi hareket etsin, ben de onlarla aynı fikirdeyim..Yönetim muhalefetini kulüp üyelerinden alıp, tribünlere çekmeye çalışan ve bu şekilde bu camiayı karıştırmaya çalışanlar umarım bunu bu sefer başaramazlar.

Jessie dedi ki...

allah aşkına bana cevap verir misiniz büyük beşiktaş projesi neydi? tribünün-taraftarın beşiktaş'ı yönetme projesi değil mi?

tribün beşiktaş'ı yönetse ne olur amaçlanan/hayal edilen bu değil mi?

1- peki tribün, digiturk'u protesto etme yeri midir?
2- bugünkü digiturk protestosunda d-smart'ın parmağı var desem ne olur mideler bulanmaz mı?

ama işimize gelince midemiz bulanıyor galiba.

bugün aslında kimse çarşı'nın demirören'i protesto etmemesini yadırgamıyor. yadırganan şey çarşı dışındaki "kontrolsüz" bireylerin bu tip bir protestoyu yapmalarının engellenmesi.

tribunde neden başkan protestoları sırasında çok can sıkıcı bir "gergin" hava hakim oluyor? insanlar neden çeşitli platformlarda "demirören istifa" diye bağır da boğaza karşı bir güzel dayak ye de evine öyle git diyorlar.

bu gerçeği nasıl yadsıyacağız?

çarşı protesto etmiyorsa etmesin. ama biri edecekse de ona işaret parmağını ileri geri sallamak suretiyle gözdağı vermesin. ha eğer o veya o tip kişiler çarşıdan da değillerse çarşı çıksın kardeşim bizim protestoyla da, protesto savuşturucularla alakamız yok desin.

basit bir çözüm bu.

ben tribünüm arkadaş. başkan dururmuş, gidermiş, borçmuş harçmış... bu hesapları yapmam. eğer olağanüstü kongre hesabına giriyorsam, digiturk hesabına giriyorsam, federasyon-mhk-beşiktaş üçgenine kafamı sokuyorsam, kendimi bu işlerde yetkili ve etkili görüyorsam, kimse kusura bakmasın, gitse de gitmese de,

"yönetim istifa!"

simplextablosu dedi ki...

Büyük Beşiktaş Projesi taraftarı Kulüp Üyesi yapma projesi idi. Yani tribünden istifa diye bağırmak yerine gidip seçimlerde istediğin adama oy verip, istemediğin adamı başkanlıktan indirme projesiydi. Yani anlatılmak istenen şeyin ta kendisiydi. Bunun tribünle alakası yok. Tribün gidip toplu oy mu kullanıyor, kim kimi yönetiyor? Daha demokratik bir çözümünüz varsa paylaşabilirsiniz.

Jessie dedi ki...

taraftar zaten kulüp üyesi olabilir. buna bir engel yok ki. neticede dendi ki beşiktaş'ın geleceğine 10 kişi 100 kişi 1000 kişi karar vereceğine sayıyı artıralım, herkes katılsın başarı da başarısızlık ta herkese dağılsın.

bu tribünün kulüp üzerinde ciddi bir hakka sahip olması için yapılmıyor mu? zaten tribünler her zaman kulüp yönetimleri üzerinde etkili olmuşlardır. ispanya'da beyaz bayrak sallarlar başka yerde antrenman sahasına bomba atarlar, birileri gider yol keser bilmem ne yapar. ama bu olur.

tribünde beyaz mendil sallamak ta demokratik bir haktır.

deniyor ki beşiktaş zarar görüyormuş maç içindeki protestodan. yahu 30.000 beşiktaşlının bir araya geldiği bir konser bir yemek mi var. burada bir araya geliniyor, burada ölüyorsak doğuyorsak protestoyu da burada yapacağız.

neymiş sivas maçı bu nedenle kaybedilmişmişmiş... e bu sene de yenemedik sivas'ı. bir protesto da yoktu.

şimdi o zaman soruyorum taraftar ne yapsın? tribünde protesto etme aman uefa kupası şansımız var. aman onu yapma bunu yapma.

eeee peki? demirören 2010'da tekrar aday olacak. olur ve kazanır. şimdi tribün o zaman da, yav muhalefet yoksa biz ne yapalım mı diyecek.

muhalefet neden yok öyleyse. 50 milyon euro borç nedeniyle yok. adamlar aptal mı? neden gelsinler. neticede gelmiyorlar.

bana sorsa biri demirören'in en iyi ayrılma zamanı nedir diye sorsa, hemen şimdi derim. şimdi değil 6 ay sonra hesabını yapacaksam yıllardır savunduğum şeylere aykırı davranmış olurum.

3 yıl önce ankaraspor maçını hatırlarsınız. ligin son maçı. tigana bırakmış gitmiş, sinan engin tigana'nın evine adam falan yollatıyor. tigana gitti diye kadrodışı bırakılmış ali güneş beşiktaş formasını giymekte...

o maç demirören istifaya davet edilecek beklentisinin gerçek anlamda ilk defa ortaya çıktığı maçtı.

o gün tribün ne diye bağırdı hatırlıyor musunuz? samet aybaba'yı istemiyoruz - i love you luce.

işte onu diyorum. sen bu işe burnunu sokacak yetkide görüyorsan kendini başkan'ı protesto edecek gücü de bulacaksın kendinde. ya hiçbirine karışmayacaksın yada fikrini ortaya koyacaksın.

o gün, beşiktaş'ın teknik direktör sorunu mu vardı allah aşkına?

aradan 3 sene geçti, bugün teknik direktör sorunu mu var?

bu yorumu yapan ben değilim ki, taraftar zaten. taraftar artık olaya el koyacak diye maça gitmişim, aybaba'yı istemiyoruz diye tezahüratlar duyuyorum. yaşanılan hayal kırıklığını tahayyül edebiliyor musun?

simplextablosu dedi ki...

güzel kardeşim jessie ile bu konularda anlaşabilmemiz pek mümkün gözükmüyor. ben başka şeyler anlatmaya çalışıyorum ama beceremiyorum demek ki.

Jessie dedi ki...

"Tribünün eli Beşiktaş’ın genel kuruluna girmeye başlarsa ondan sonra bunun önüne kimse geçemez. İsimler lekelenir, iftiralar havalarda uçuşur." demişsin temel olarak.

ben de digiturk'u protesto etmeyi bilen kesimler, başkanı neden bu organizasyonla protesto edemiyorlar diyorum hepsi bu. :) kolay gelsin

shelbyl dedi ki...

Yurtdisinda yasadigim icin tribun dinamiklerinden son derece bihaberim ve bagimsiz olarak fikrimi beyan edeyim.

Ister endustriyel olsun bakis acimiz, ister romantik; tribun bir takimin onemli parcasidir. Ya para verip eglence satin alan musteridir, ya da o takimin kanidir canidir. Ne olursa olsun, tribunun, hosnutsuzlugunu dile getirmesi gerekir "musteri memnuniyeti" acisindan.

Bence Carsi eylem yapmiyor, yonetimi indirmiyor diye cemkirmenin anlami yok. Fakat duydugum gibi "protesto yapan bizden degildir, ye dayagini git" deniyorsa, ve de bu olanlara hemen hemen hic ses cikarilmiyorsa (memnuniyet?); "ibra" kelimesinin anlamini yeniden tanimlamis bir kurula sahip kulubun esas "ibra kurulu" olan tribun de susmussa; Carsi satilmis olmasa bile yanlis yoldadir.

Yoksa "Demiroren loves the club and wouldn't even dream of leaving." 2010 falan da yalan, gozu kara bir aday cikmazsa isimiz is. En azindan finanstan anlayan biri girsin su yonetime; Levent Erdogan adli sozde hukukcu zatin yerine.

'ahmet dursun, seba gitsin!'

'yonetim aciga loca yapsana!'

'sinan engin'den ozur diliyoruz, iletisimsizlik oldu, bizi karistirmaya calisiyorlar!'

acik 'yeter yildirim demiroren' diye bagirdigi zaman aciga kufur et, sonra aciktan 'satilmis carsi' yi duy, haftaici medyayi sucla, sonra hicbir sey olmamis gibi bir sonraki macta 'bo-le-mez-si-niz' diye pankart ac.

Asi Ruh belgeseli cikarken;

'kendimizi feshediyoruz, carsi ismi besiktas'in onune gecti, bundan sonra sadece besiktas var.'

3 ay sonra lig baslayacakken;

'geri donduk, biraz dinlenmeye ihtiyacimiz vardi..' $%@#*&

bunlara hepimiz sahit olduk.
bunca senedir yonetimlere karisiyorlarda demiroren gelince mi akillari baslarina geldi?

carsi'nin devri malesef uzun zaman once bitmistir ama hala kendilerini dev aynasinda goruyorlar. birakip gitseler besiktas hicbirsey kaybetmez. son yillarda gerginlik yaratmaktan baska bi katkilari olmamistir bu camiaya.

sehorn dedi ki...

1) " Çarşı Seba'dan sonra yönetim değiştirmeye cüret etmeme kararı almıştır " cümlesi doğru değildir. Serdar Bilgili yönetiminin son senesinde grubun resmi sitesi forza besiktaş.com'da adminler tarafından " Çarşı Serdar Bilgili'ye karşı " adında bir konu açılmış ve grubun yönetime karşı olduğu belirtilmiştir. Dikkatinizi çekerim konuyu adminler açmıştır.
Yani sizin anlayacağınız Çarşı Seba'dan sonra bıraktı bu işleri sözü doğru değildir,çıkarlarına ters düşerse yarın Demirören'i de protesto eder. Ama kendi çıkarlarına ters düşerse, Beşiktaş'ın değil.

2) Bu sene bazı maçlarda kapalının sağ ve sol tarafından yükselen "yönetim istifa" seslerine tribünde sette duran adamlar tarafından küfür edildiği, yine kapalı ortadaki adamlar tarafından kafa kesme işaretleri yapıldığını da bu maçlara gidenler anlatıyor.

Yönetimin istifaya çağırılması doğru mudur yanlış mıdır ayrı bir tartışma konusudur ancak Çarşı'nın bu konularda tutarsız ve çıkarcı bir tavır sergilediği gerçeği açıktır.

conju dedi ki...

her şey ak kara değil, sorun bu. setin civarında görüp de sonra karaborsa yaptırırken gördüğümüz adamlar varsa, bu adamlar bir yerlerden nemalanıyor da olabilir.
ama düzgün, dosdoğru adam sayısı bunların kaç katıdır, ve saygınlığı bunların kaç katıdır..
bunu düşünüp, ondan sonra çarşı budur-şudur demek gerekiyor.

çarşı'nın hele ki optik'in ölümüyle çözüldüğü ortada zaten, bu çözülmenin önüne geçmek için yönetim protestolarına da karşı çıkıldığı ortada. bir rant varsa, o rant mal mülk değil herkes için. arkada biz çarşı'yız diye bekleyen, birilerinin desteğini alanlar da var. çarşı birilerini indirmeden, sevip saydığımız asıl çarşı'nın gözden kaybolmasını hiç istemem. çarşı'nın a'sını gören duyan var mıydı son bir kaç aydır.
hayırlar olsun diyelim, ne diyelim.

uzun uzun konuşulacak, ama asla tek bir doğru üzerinden değerlendirilmeyecek konular. bir taraf satılmış çarşı türküsünü devam ettiriyor her şeye rağmen.

Yorum Gönder

Ara