.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

TBL 2015 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TBL 2015 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Mayıs 2015 Pazartesi

TBL 30 / Beşiktaş İntegral Forex - Fenerbahçe Ülker





Tarih: 09 Mayıs 2015 Cumartesi, 16.30

Salon: BJK Integral Arena

Basketbol için maç postu açmıyoruz bildiğiniz gibi ama burada özel bir durum var. Sezonun son ve en kritik maçı. Kazanamadığımız takdirde play-off'a kalamama tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bu sene  özellikle son 1 aydır büyük sıkıntılarına rağmen yüksek özveri ile kulübümüzü ellerinden geldiğince temsil eden bu çocukları , bu maçta yalnız bırakmamalıyız .  

BJK İntegral Arena'da görüşmek üzere !

http://www.biletix.com/etkinlik/SB236/TURKIYE/tr

27 Aralık 2014 Cumartesi

Beşiktaş İntegral Forex : Dünden Bugüne 2014/15 Sezonu



Öncelikle herkese merhabalar.

Blogun "Yeni dönem" hareketinin bir parçası olarak basketbol takımıyla ilgili sizleri bilgilendirmek, yakından takip eden bir insan olarak varsa sorularınızı yanıtlamak, naçizane kendimce analizler yapmak ve tabii ki hemen her postun altında yaptığımız üzere bu analizleri tartışmak için buradayım. Umarım biraz dinamizm ve katkı sağlayabilirim.

Girizgah kısmını fazla uzatmadan hemen Beşiktaş İntegral Forex'te geçen sezondan bu yana neler değişti, hedeflerimiz neler, bu döneme kadar ortaya ne koyduk ve bundan sonrasında neler yapabiliriz bunlara bir göz atalım:


Buradan öncelikle TFF'nin yapamadığını yapıp  yabancı sınırını serbest bırakarak hem seyir zevkini yükselten, hem yetenek/maaş paritesini normal seviyeye çeken, hem de rekabeti arttıran TBF'yi tebrik edelim. Turgay Demirel'i hem icraatleri, hem de kişiliği bakımından çok olumlu bulmasam da bu kararı gerçekten çok önemli ve örnek teşkil edecek düzeyde.


İşin Beşiktaş İF kısmına döndüğümüzde, Ergin Ataman döneminden beri süregeldiği şekliyle yine radikal bir değişim görüyoruz. Geçen sene Önder Özen ile başlayan profesyonelleşme hareketi, basketbol şubesinde aynı pozisyona Yiğiter Uluğ'un 1 sene rötarla da olsa gelmesiyle devam ediyor. Geçtiğimiz sezon öncesinde de kendisi ile iletişim kurulmuş fakat sonrasında bazı kişisel sebeplerden ötürü Sayın Uluğ görevi kabul edememişti.




Gelir gelmez kadroda revizyona başlayan basketbol koordinatörümüz, geçen sezonun büyük hayal kırıklığı Colton Iverson ile birlikte Doron Perkins, Tomislav Ruzic, Brad Buckman, Caner Topaloğlu, Gökhan Şirin ile yolları ayırdı. Takımın çok şeyler beklediği, milli takımın yeni jenerasyonunun önemli parçalarından Kartal Özmızrak Eskişehir Basket'e, Doğukan Şanlı ise Sakarya BŞB'ye kiralık olarak gönderildiler. İki oyuncumuz da sezonun geri kalan bölümünde 20 dakikanın üzerinde süre alıyorlar.



Ardından ise son derece garip ilerleyen görüşmelerde, kontrat anlaşmazlığı ile önce Mehmet Yağmur'u kaybetti ardından da Chris Lofton'ı kaybetmenin eşiğinden döndü ki, başka bir takımla anlaştığı, yüksek maaş talebi sebebiyle gözden çıkarılıldığı konuşulurken Ahmet Kandemir'in yoğun ısrarları sonucunda takımda kalmasının sağlandığını Yiğiter Uluğ NtvSpor'da ki bir röportajında anlatmıştı yanılmıyorsam. Burada Ahmet Kandemir'i bir kez daha tebrik etmek gerekiyor. Israrı, şu ana kadar gayet pozitif ilerleyen sezonda önemli bir yer tutuyor.


Baktığımızda geçen sezon yaşanan sıkıntılara doğru teşhisin koyulduğunu görüyoruz. Perkins dışında takıma katkılarının çok sınırlı olduğu ortada olan isimler ile yollar ayrılmış durumda. Öyle ki sezonun son döneminde en skorer ikinci oyuncusu 14,3 sayı ile Kenan Bajramovic olmuş bir takımdan söz ediyoruz: Bajramovic'in herhangi bir takımda böyle bir parça durumuna dönüşmesi işlerin epey kötüye gittiğinin göstergesidir bana kalırsa. 

Herşeye rağmen play-off'a geçen senenin finalisti ve bir önceki sezonun şampiyonu Galatasaray Liv Hopsital'a, seride 1-0 öndeyken son saniye topuyla verdiğimiz 2. maçın ardından elenmiş ve aslına baktığınızda bütçeye oranla iyi bir iş çıkarmıştık.

Hareketli başlayan transfer döneminde ise Ahmet Kandemir'in müthiş scout becerilerine (Bud Eley, Kevin Thompson, Bo McCalebb, Gary Neal, Chris Lofton, Henry Domercant gibi isimleri bulup getiren adamdır) rağmen dümende Yiğiter Uluğ'un olduğu biraz daha anlaşılır durumdaydı. Özellikle Nba ekseninde geniş bir portfolyosu ve iletişim ağı olan Uluğ'un hedeflerimiz doğrultusunda doğru oyuncuların seçtiğini görebiliyoruz. Kerem Tunçeri, JJ Johnson, Hilton Armstrong, Patrick Miller, Tyler Stone, Caner Erdeniz, Doğan Şenli, Engin Atsür.

Bu noktada uzunca analizler yapmak yerine 1-2 cümle ile gelen önemli oyuncuları incelemek daha makul gibi göründü bana:

Kerem Tunçeri : Yiğiter Uluğ'un çocukluğundan beri takip ettiği, hepimizin yakından tanıdığı, ülkemizin yakın dönem basketboluna damga vurmuş bir isim. Takımı oynatan guard yokluğunda çok önemli bir açığı kapattı ve önemli katkı veriyor. Yaşı itibariyle iyice yavaşlayan ayakları işin savunma ayağında biraz can sıkıcı.

Engin Atsür : Yine Kerem gibi oynatan bir guard. Geçtiğimiz sene çok eksikliğini yaşadığımız pick'n'roll hücumlarında büyük fayda sağlıyor. Uzun sakatlıklarının ardından kendini kanıtlama çabasında olması da ayrı bir motivasyon sağlıyor kendisine.

Jajuan Johnson :  2011 Nba Draftında 1.tur 27. sıradan seçilmiş ve Big10 player of the year ve Big10 defensive player of the year apoletli bir oyuncu olarak beklenen yerde olmadığı ortada olsa da bizim ölçeğimizde bir takım için muazzam bir transfer. Atletizmi çok üst seviyede ve spektaküler hareketlerle taraftarı coşturmayı iyi bilen bir isim . Tek sorunu hücumda top eline geldiğinde genelde sadece potayı düşünmesi. Üçlük çizgisinin gerisinde buluştuğunda bile kaldırıp atan bir oyuncu. Bu yapısı zaman zaman hücuma zarar verse de takımın en önemli parçası.

Hilton Armstrong : Güçlü ve atletik bir isim olmasına rağmen Nba'da size yetersizliği nedeniyle şans bulamamış bir isim. Aslında Atlanta döneminde iyi bir tamamlayıcı olabileceğini göstermişti. İyi bir görev adamı ve çember savunucusu. Beklentileri fazla yüksek tutmadığınız takdirde istediğinizi vereceği kesin. Geçen seneki pota altı zaafımız düşünüldüğünde yüksek seviye olmasa da iyi bir parça olduğu söylenebilir. 


John Holland :  İlk transfer haberini duyduğumda oldukça şaşırmıştım zira Beşiktaş, Patrick Miller'ın sakatlığı üzerine bu transferi gerçekleştirmişti. Patrick Miller oyun özelliği olarak bizdeki guard rotasyonunda önemli bir eksikliği tamamlayan delici, penetreyi seven, potaya giden bir isimdi. Holland ise hem pozisyon, hem oyuncu tipi itibariyle çok farklı yapıda bir oyuncu. Kuvvetli, konsantrasyonu yüksek, zor anlarda sorumluluk alan ve aldığı sorumluluğun hakkını veren bir oyuncu. Takımda kalma ihtimalinin çok çok düşük olmasına rağmen disiplini elden bırakmadan Spurs'le harika bir sezon başı kampı geçirmiş durumdaydı. Açıkçası beklemediğim bir katkı alıyoruz kendisinden. Tek handikapı (belki kendi handikapı olmayabilir, çizilen rol ile alakalı) çok iyi bir penetre bitirici olmamasına rağmen kimi zaman çok sık drive denemesi. Burada biraz rolünün dışına çıkıyormuş gibi duruyor.  

Patrick Miller :  Çabuk, patlayıcı ve delici bir oyuncu. Sezon başında maalesef ağır bir sakatlık geçirdi ve uzun süre sahalardan uzak kaldı. Aralık ayı itibariyle yavaş yavaş geri dönüyor ama Ahmet Kandemir 5+1 olarak Armstrong, Johnson, Broekhoff, Lofton, Holland ve Bajramovic'e şans vermeyi tercih ediyor şimdilik. Hakkında bir fikir sahibi olmak için biraz daha izlemek lazım.

Geçtiğimiz seneye oranla daha yüksek bir bütçeye sahip olduğumuzu oyuncu kalitesinin bariz bir şekilde daha yüksek olmasından çıkarabiliriz. Sezon başlangıcında Türkiye Kupasında sergilenen kötü performans özellikle taraftar nezdinde biraz hayal kırıklığı yaratmıştı. 80-53 gibi bir skorla Basketbol Liginin Mersin İdman Yurdu'su Darüşşafaka Doğuş'a kaybedilen maç dikkat çekiciydi. 6 gün sonra aynı takıma ligde de mağlup olunca homurdanmalar iyice artmıştı .

2. haftadaki Telekom maçıyla ise Beşiktaş İF'nin yükselişi başladı. Takım sürekli yükselen bir ivmeye sahip. Arada kaza maçları dışında, Furkan Aldemir olayının patlak verdiği hafta sonunda 2 gün önce Euroleague maçında epeyce hırpalanan Galatasaray'a verdiğimiz maç bir nevi büyük maçlarda  futbol takımının da yaşadığı strese bir başka örnek oldu . Bununla birlikte 23  Kasım tarihli o maçtan bu yana,  Eurocup'ın en büyük favorisi Khimki ve son maçta artık grup 2.liğimiz garantilendikten sonra biraz konsantrasyon sorunu çektiğimiz Olaj maçı dışında kayıp yaşamadık.

Geçtiğimiz hafta Banvit deplasmanında kazandığımız maç ise bu seneki hedeflerimiz açısından son derece kritik bir öneme sahipti. Her ne kadar en büyük silahları Chuck Davis ve Sammy Meija'dan faydalanamamış olsalar da,  kendi evinde 27 Mart 2013'ten bu yana normal sezon maçı kaybetmemiş bir takımı yenerek 9-3'e gelmemiz sezon başında "Play-off mücadelesi yapar" şeklindeki ön görüyü epeyce pozitif yönde değiştirmiş durumda.

Bu bağlamda kritik bir Ocak Ayı takımımızı bekliyor. Üst üste Anadolu Efes,  Karşıyaka (EC), Fenerbahçe Ülker, Darüşşafaka Doğuş şeklinde oluşan bir fikstür bizi bekliyor.
Eurocup'ta da son derece istikrarlı bir şekilde ilerleyen takımımız, 7-3'lük derecesiyle oldukça başarılı bir ilk turu geride bıraktı. 2. turda Pınar Karşıyaka-Neptunas ve Paris'ten oluşan M Grubunun bana göre mutlak favorisi konumunda. Bu grupla ilgili bir analizi de 6 Ocak'taki ilk maçlar öncesinde yapmaya çalışacağım.

Takımın sahada gösterdiğini özetlemek gerekirse şimdiye kadar Beşiktaş İF'de rollerin beklenenden erken oturduğunu söylemek yanlış olmaz. Bütün oyuncular verilen rolleri hakkıyla yerine getiriyorlar. Mücadele gücü yüksek ve atletik yapısı kuvvetli bir takımız. Savunma konsantrasyonumuz zaman zaman Euroleague seviyesine yakınsasa da maç içerisinde aşırı dalgalanma yaşayabiliyoruz.

En büyük sıkıntımız, modern basketbolun getirdiği her oyuncunun şutör olması gerekliliği ile artık çağ dışı hale gelen alan savunmasına iyi şutörlerimiz ve kağıt üzerinde iyi bir pas takımı olmamıza rağmen hiç hücum edemiyor oluşumuz. Zaman zaman hücumda çok fazla tıkanıyoruz. Delici bir guard eksikliğini hissediyoruz diyebiliriz bu noktada.

Bench katkısı Bajramovic'in gelişi ve bu oyuncudan aldığımız düzenli sayı & rebound desteği ile yükselmiş durumda. Oradan bir oyuncu daha çıkarabilirsek özellikle Ocak ayındaki zorlu dönemde biraz daha tehditkar olabilir ve rotasyonu genişletebiliriz.

Ahmet Kandemir'in oyuna müdahalede biraz geç kaldığı dönemler yaşanıyor. Birdenbire hücumda kilitlendiğimiz anlarda 10/12-0'lık serilerde mola almadığı oluyor. Atletik uzunların varlığında biraz daha koş-koş'a yönelmenin faydaları olabilir.

Bunun dışında hücumda, top hakimiyeti çok da iyi olmayan oyunculardan kurulu olmamız drive opsiyonlarımızı zaman zaman kısıtlıyor. Kerem ve Engin'in 2'li oyun tehditi çok önemli, dış şutlarda genel itibariyle çok dengeli ve yüzdeli oynuyoruz. Hücum ribauntlarında son derece aktifiz ki bu kategoride ligde 2. sırada yer alıyoruz. Burada Ryan Broekhoff'a özel bir parantez açmak gerek, gerçekten muazzam bir oyun konsantrasyonu ve enerjisi var. Umarım seneye takımda tutabiliriz.

Savunmada çok belirgin bir penetre ve ikili oyun savunması sıkıntısı var. Yardımlar zaman zaman gecikiyor ve doğru açıları kapatmadan yapılıyor . Bununla birlikte ligin en fazla blok yapan 2. takımıyız ve guardlarımızın yavaşlığına rağmen blok tehditimizin yüksekliği, o noktada savunmamız için önemli bir denge unsuru. Top çalmada ilk 5'te yer alıyoruz fakat bunu çok amatörce yaptığımız top kayıplarıyla bu kategoride 6. sırada yer alarak kompanse ediyoruz .

Sezonun bu zamana kadarki bölümünde gösterdiğimiz performansa bağlı olarak iki kulvardaki çıtamız biraz daha yükselmiş durumda.

Eurocup'ta M grubundan çıktığımız takdirde L grubu ile çapraz eşleşeceğiz ve orada Beşiktaş'ı kesin eler diyebileceğim bir takım yok . Çeyrek finale kadar çok büyük bir aksilik olmazsa veya dikkatimizi lige vererek Eurocup'ı boşlamazsak ben yolumuzu açık görüyorum.

Ligde ise Anadolu Efes, Fb ve Darüşşafaka maçlarından çıkacak sonuçlar, play-off rotamızın daha belirgin olarak çizilmesinde rol oynayacaktır fakat şu ana kadar ligde oluşan tablo, takımların durumları ve form durumları göz önüne alındığında ilk 5 'ten play-off yapacağımızı tahmin ediyorum.



Potanın Kartalları yüksekten uçmaya devam edecekler gibi görünüyorlar. Passolig derdiyle futboldan uzaklaşan arkadaşları İntegral Arena'ya bekliyoruz! 

Ara