.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
18 Eylül 2015 Cuma

Ortaya Karışık

2015-2016 sezonunda Avrupa Kupası eleme maçı oynayıp elenmemiş takımımız yok. Galatasaray doğrudan katıldığı Şampiyonlar Ligi'nde belli ki geçen seneyi tekrar edecek. Fenerbahçe elenip kaldığı Avrupa Ligi'nde Mehmet Topuz maaşıyla bir takım oynatan Molde'ye kendi evinde sürklase oldu. Trabzonspor adını unuttuğumuz bir takıma elendi, Başakşehir, kağıt üzerinde denklik kurulabilecek Hollanda temsilcisine karşı varlık gösteremedi. Milli takımın hali ortada.

Spor yazarlarından değerlendirme okuyoruz, Van Persie formda değil diye. Başakşehir, Trabzonspor, Galatasaray ve Fenerbahçe Avrupa'da hezimet üstüne hezimet yaşarken, gerekçesi Van Persie'lerin formsuzluğu mu? 

Tek takıma bakıp şanssızdık dersin, tek oyuncuya bakıp formsuzdu dersin ama ülke futbolunda topyekün bir standart düşüklüğü varsa, onu artık detaya inerek yorumlayamazsın.

Hiç öyle "Bu ülke futbolu çok boktan yæ" demeyeceğim. Bunda senin de payın var. Benim bir sporsever olarak yöneticiye, başkana dokunma şansım yok, taraftar olarak sana dokunma şansım var ve dokunacağım; 

Van Persie gelirken havalara uçtun, Nani gelirken havaalanına koştun, Çok lazım gibi Quaresma dedin durdun. Ibrahimovic'i alabilirmişsin gibi hayaller kurdun, olmayınca seni şampiyon yapmış oyuncuların karşısında durdun. Bir Galatasaray'lı olarak, kulübünün psikolojik anahtarını Aziz Yıldırım'a sundun. Podolski'yi sanki bilmiyor muşuz gibi Alman Milli takımının 10 numarasını aldık diyip durdun. Kalktın bir Tarraneo yalanı uydurdun. Lille takımının her yıl 2 milyon'a alıp 8 milyon'a sana itelediği stoperleri (Chedjou - Kjaer) doğru transfer olarak sundun. Chelsea, Manchester United gibi kulüplerden transfer yapmayı maharet buldun. Bu şartlarda, babam da önündeki maça bakmayı seçer, çünkü o olsa olsa Osmanlıspor maçı. Mehter takımı falan işte. 

Gelelim medyaya... Dün Avrupa yıldız görsün başlığını atan gazeteci arkadaşım, Bugün baktım kime sallamışsın diye. Hocaya sallamışsın. Van Persie'ye sallamak yemez çünkü. Senin yemediğini taraftara yedirmek gibi bir yöntem bulmuşsun. Van Persie, Nani, Sneijder, Gomez... Yıldızlar, galaksi, evren, büyüklük, zenginlik... Ayna ayna söyle bana ne kadar da muhteşemim... Yağdır mevlam büyüklük. Allah'ım ne kadar muhteşemim. Molde'nin hocasına Fenerbahçe taraftarını, stad atmosferini falan sormamışsanız aklım kalır bak!

Başlama düdüğü çalıp da gerçekler en yalın haliyle ortaya çıkar ya, işte o hale tapıyorum. En yakışıklı, en havalı, en popüler olmanın o 90 dakikada hiç bir geçerliliği yok. Molde var ya Molde, gelir seni çatır çatır... Futbolun güzelliği de o dur zaten. Adam tanımaz. Torpili yoktur (Bizim ülkede biraz vardır) Allah bizim başımızdan bir Financial Fair Play'i, bir de Molde'leri eksik etmesin. İşte böyle, her sene böyle...

Fenerbahçe'li dostlarıma, oluşturulan kadroyu eleştirirlerken, "Umut duygusunu yitirmiştik, şu an hepimiz maçı bekliyoruz, umut doluyuz" diyorlardı. Tarif etsene o duyguyu. Nedir altında yatan şey? Satın almanın hazzı mı? Bak ne aldığının önemi yok. Önemi olsa Van Persie'yi almazsın zaten. Shaktar'ı, Van Persie'yi satın alarak yenebileceğini sanmıyorsun umarım. 

Aziz Yıldırım başkanınız size umut satın aldı arkadaşlar. O maç oynanır ve o maç ne anlattıysa o dur. Fazlası değil. Aziz Yıldırım derken, "Bu takımı hocasız da şampiyon yaparım" iddiasına girip, şampiyonluğu da kaybettiren başkanınız bu arada. Mesele, Van Persie uçaktayken Aziz Yıldırım'ı eleştirebilmek değil mi dostlar? 

Gel senle futbol konuşalım. Fenerbahçe - Galatasaray - Beşiktaş. Şimdi link vermeyeceğim, istersen ara bul, "golü kim atacak?" yazısını. Soru bu. Golü kim atacak? Sence Nani mi atacak? Ne zaman atmış? Diego mu, Volkan Şen mi atacak? Orta sahadan destekle Meireles mi atacak, Ozan mı atacak? Kaç tane atmışlar bugüne kadar? Baba, senin tarihin en iyi dediğin kadronda forvet pozisyonu dışında gol atabilecek tek adamın vardı, onu da sattın zaten. 

Ben Beşiktaş için "Golü kim atacak?" dediğimde, futbol istatistiklerin yan yana yazılıp toplanacağı bir spor değildir mealinde eleştiriler gelmişti. Havalı cümle, kabul. Ben de katılırım. Geçen gün Güntekin diyor ki, Beşiktaş 11 gol attı, 22 bile olurdu. Olamazdı Günto, olamazdı. Quaresma'nın altı pastan, Töre'nin boş kaleye kaçırdığı goller şanssızlıktan değil. Sosa'nun dünkü aşırtmasının kaleyi bulmaması da... Bu adamların gol melekeleri zayıf. Özeti bu. Golcü değiller. Golü koklayamıyorlar. Golün atılacağı alanı süzemiyorlar. Bu eksiklik bir oyuncuyu kötü oyuncu yapmaz, takım planlamanda o işi yapacak başka biri de olur, onu da o iş için kullanırsın. Beşiktaş'ta o adam var, Olcay. Yani o da, birilerinin kurtulmaya çalıştığı adam. Fenerbahçe'de ise yok. Bak tekrar edeyim, çok basit soru; Fenerbahçe'de forvet pozisyonu dışında, golü kim atacak? Ne zaman atmış?

Bak kardeşim, bu soruyu durmadan sormamın temel bir gerekçesi var. Ben değilse de, sen isimleri yanyana yazıp, o isimlerin parıltıları üzerinden futbol yorumu yapıyorsun. O iyi oyuncu, bu iyi oyuncu, şu iyi oyuncu... E iyi takım oldu. Olmadı babacım olmadı, olamadı. Gol melekesi yerinde oyuncun yok, tuttun bu yapıyı tarihin en iyisi yaptın. İtalyan'a övgüler düzdün. Geçen seneye oranla büyük sıçrama yaptın sandın. Sow'u kaybetmenin ne kaybettirdiğini anlamadın, Emre'nin kör topal yaptığını yapabilecek bir oyuncu bulmadın. Bir de tuttun Ozan Tufan'a methiyeler düzdün. Ozan Tufan'ı tarif et diyorum, topla dikine mesafe katedebilen oyuncu diyorlar. Ya baba güldürme adamı, "merkez orta saha" oyuncusunun yan görevidir o. Bana anlat, oyun bilgisi nasıldır, olgun oyun oynatabilir mi, oyun vizyonu gelişmiş mi, sakin mi, güvenli mi, üçlü-dörtlü pas organizasyonlarının yöneticisi veya tamamlayıcısı olabilecek zihinsel yeterliliğe sahip mi? Bak Ozan bunlara sahip değil demiyorum, sana soruyorum, sen söylüyorsun dikine gider diye. Peki bana Avrupa'nın herhangi bir üst düzey takımının, merkez orta sahasında, asıl özelliği topla dikine gidebilmek olan bir oyuncu söyle. Hayır söyle de, o oyuncu modelini inceleyeyim, 3 senedir Alper Potuk iyi bir merkez oyuncusu olur diye kafa şişirdin, oyuncunun geldiği nokta ortada. Onu da öyle tanımlıyordun, merkezden dikine dripling...  

Şimdi tüm bu çorbanın anlatmak istediği bir şey var. Hadi onu geçtik. Adı sanı duyulmamış onlarca takım, ligimizin "yıldız" larını düzenli olarak ezip geçiyor. Bu artık tahmin falan değil, yaşanmış, tarihe kaydedilmiş bir bilgi. Belli ki kısa sürede de değişmeyecek. O sürece etki edebilecek tek bir kulüp var. Beşiktaş. Ha bak, bunda duygusal yorum yapıyor olabilirim lakin tarif edeyim. 

2 senelik tarih aralığına bakalım. Beşiktaş'ın bir oyun planı, bir teknik direktörü ve o teknik direktörle uyumlu çalışan bir oyuncu grubu var. Hoca değişse bile, ilişkiler değişmiyor. Uçan kaçan, problem yaratan oyuncu yok.  Fenerbahçe, teknik direktörlük pozisyonuna ihtiyaç duyuyor mu emin değilim. Galatasaray'da takımı sabote eden de oyuncular, şampiyon yapan da oyuncular. Şampiyon yaparken her şeyi unuttuğun için şimdi laf da söyleyemiyorsun. Beşiktaş'ta böyle sorunlar yok. Giren - çıkan belli bir bütünlük içinde. Takımın motor oyuncuları Oğuzhan -  Töre - Sosa - Olcay. Bu zaten iki senedir böyle. Roller belli. Quaresma karıştırmazsa huzur var. 

2 senedir, hiç tartışmasız şampiyon olması gereken takım Beşiktaş ama bir türlü şampiyon olamıyor. Hangi ligde? Çiku Çiku'ların liginde. Çiku Çiku, adı sanı belli olmayan Arnavutluk, Gürcistan, Belarus takımlarını falan tarif eder... Hani her yıl Başakşehir'i, Trabzon'u, Bursaspor'u falan tokatlayan ama bütçeleri bu takımların 10'da 1'i olan takımlar...

Bu işin artık şakası veya tartışma götürür tarafı kalmadı. Beşiktaş doğru bir model ama başarısız. Lan oğlum ben o modeli nasıl satayım? Şampiyon olmanız lazım. Bu bir hedef değil artık. Bu doğal bir süreç. Stad mı bitecek, ne yapacaksanız yapın, şu takım eşit şartlarda yarışsın ve sadece 1 sene değil, "bu yapıya sırtını dayayarak" lige ambargo koysun. Ondan sonra Nani'ler, Nuni'lerin değil, bir başka modelin hayata geçtiğini göreceğiz. İşte o zaman Çiku Çiku'ları yenebileceğiz... Futbolda takım vurgusunun önemini örnekleyeceğim, elimde örnek yok. 

Bu arada, yeteri kadar yandex'e tıklarlarsa, Ibrahimovic'i alacaklar. Fikret Orman sana yalvarıyorum, oran buran oynamasın. birileri yandex'e tıklarken, bize çatır çatır futbol oynayacak bir yapı kur. Bu yapı kurulduysa arkasında dur.

Beşiktaş kazanamazsa, yandex'e tıklamadığı için değil, Beşiktaş'ı yönetenlerin, gerekirse taraftarı da görmezden gelerek -zira taraftar bu ülkede itici güç değil-, dirayetli, Avrupa'da olan bitene gözü açık, kendi doğrusuna yandex'lerden fazla sahip çıkan, rakibinin planına bırak kıskançlık duymayı, saygı bile duymayacak kararlılıkta bir yönetimi olmadığı için olacak. 

Tarih ilerliyor ama Türk futbol tarihi geriliyor. Buradan bir sıçrama yapamamak Beşiktaş'a ihanettir.

20 Yorum:

emir mfc dedi ki...

futbolumuzun sorunlarını (esasında yanlışlarını) ifade eden güzel bir yazı olmuş. kulüp başkanlarının (bizim başkan da dahil) yaptıkları tek şey algı yönetimi. taraftarı susturmak adına yapılan yaldız transferleri. bu zihniyet zor değişir.

"Quaresma'nın altı pastan, Töre'nin boş kaleye kaçırdığı goller şanssızlıktan değil. Sosa'nun dünkü aşırtmasının kaleyi bulmaması da... Bu adamların gol melekeleri zayıf. Özeti bu. Golcü değiller. Golü koklayamıyorlar. Golün atılacağı alanı süzemiyorlar. Bu eksiklik bir oyuncuyu kötü oyuncu yapmaz, takım planlamanda o işi yapacak başka biri de olur, onu da o iş için kullanırsın. Beşiktaş'ta o adam var, Olcay." ayrıca yazının şu bölümü için ahmed hassan da muhteşem bir örnekti. bonservissiz, çoğu zaman kulübeden gelip tabelayı değiştiren adam rolünü kimselere kaptırmazdı. her ne kadar sürekli sövsem de oraya diğer bir adayımız da kerim frei olabilir!

ek olarak bugün ekşide de beşiktaş başlığında bu minvalde bir yazı vardı, bir gs taraftarı beşiktaş'ın takım olgusundan ve doğrularından, post-demirören dönemi sonrası en dibe vuran takımın yukarı doğru hızla yükseldiğinden bahsetmiş. onu da okumanızı tavsiye ederim..

teşekkürler..

Yavuz dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Yavuz dedi ki...

@emir mfc Ahmed Hassan cok yerinde bir ornek. Sergen yalcin bir roportajinda Ahmed Hassan icin su minvalde birseyler soylemisti: "Ceza sahasina gelen toplar bir sekilde ona gidiyordu. Nasil oluyor anlamiyorduk."

yilmaz dedi ki...

Molde, Young Boys, PAOK, Trömsö, Karpaty... Bunun gibi sayısız takımı avrupa piyasasına kazandıran bir ülkeyiz. Bu da bizim vizyonumuz :)

Kendi takımımızı çok eleştiriyoruz ama hakkını verelim, Maccabi Haifa(1999)'dan bu yana ağır favori olup elendiğimiz tek takım -yanlış hatırlamıyorsam- Metalist Kharkiv'di. Onlarında patlayacağı varmış bize denk gelmişti. Adamlar 2 sene içinde Avrupa Liginde 1. torbada yer aldılar. Şimdi çöküşteler o ayrı.

emir mfc dedi ki...

bugüne dair iki haber birincisi renkli basın hürriyetten:
http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/30107010.asp

İkincisi ise resmi sitemizden:
http://www.bjk.com.tr/tr/haber/63612/

İlk haberde sayfanın sonlarına doğru cocacola'nın diğer takımlarla da anlaşmak üzere olduğundan bahsediliyor ki tam sayfa fenerbahçe'ye yağlama yapıldıktan sonra. aradan birkaç saat geçti ve bizim resmi sitemizden üstteki haber verildi. fb'nin sitesinde henüz birşey göremedim. anlaşma şartları da henüz belli değil bizim adımıza ancak fb adına daha resmi açıklama yokken herşey belli!

yukarıda yönetimler algı yönetimi yapıyor demiştim, arttırıyorum medyada bu oyunun en önemli parçası hatta bu işi birinci elden yürüten maşadır! geçtiğimiz h.sonu selçuk'un gördüğü kırmızı kartı bize şimdiye kadar en az 5 defa gösterdiler! ve her defasında medya bizim oyuncularımızı suçladı! astı kesti! sonunda oyuncularımız 3 er 4 er maç ceza aldılar. selçuk ise sadece 2 maç aldı. sıradan bir kırmızı kart görmüş oyuncu gibi! oysa zaten psikolojisi bozulmuş bir adam gibi atmamıştı o çifteyi!

cochise dedi ki...

@emir
görüyor ve artırıyorum. Okur temsilcisine yazdım mektubu.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/30107010.asp
Bu linkte yer alan haberin tamamı okunduğunda Coca Cola'ın 4 büyük Türk takımına sponsor olacağı görülmektedir. Ancak haberde kullanılan görseller, başlık ve metin hacminin yarısından fazlası Fenerbahçeye ayrılmış durumda. Bu durumun basitçe bir tercih hatası değil bir çifte standart olduğu açıkça gözlemlenmektedir. Umudum olmasa da bir çok yayın organı gibi Hürriyet'te de sıklıkla gördüğümüz ve genelde 'bir' takımın lehine olan çifte standartın azaltılması için bu sesin doğru yerlere iletilmesini talep ediyorum.

Saygılarımla

beagle dedi ki...

Ugur Meleke yazısı:
"Dakika 43’tü. Hücumda, korner bayrağı dibinde top ayağındaydı Quaresma’nın... Önce ayağının altından topu kaydırarak geçmek istedi rakibini. Yapamadı. Amatör düzeydeki rakibi Abazi topu süremedi, tekrar kaptırdı. Bu kez Quaresma topun üstünden atlayarak rakibinin içinden geçmeyi denedi! Daha doğrusu biz öyle gördük. Çünkü topu bırakıp rakibinin üstüne yüklenmesini başka türlü açıklamak mümkün değildi. Yere düştü tabii. Hakemin ve rakiplerinin şaşkın bakışları arasında oyun devam etti zaten. Bu pozisyon, bence Quaresma meselesinin özeti gibiydi: Bu seviyede mental olarak yetersiz ve belli ki artık 90 dakikalık oyuncu değil..."

Senol güneş'i ve zar zor oluşmuş takım ruhunu bu saçmalığa mahkum eden Fiko utansın... Ha bir de 6 Ekimde çatı kalkıyor dedi. Bahisleri alıyorum :))))

teahead dedi ki...

Yazı icin tesekkurler.ek olarak bizim en buyuk sorunlarımızdan birisi olan KIRILGANLIK sorununa da deginmemiz gerekiyor.haftaya fenerle macımız var,takım yine olası bir yenilgide sarsılabilir.

sports guy dedi ki...

@beagle

Hocam eksi'den espri carpmak gibi olacak ama cuk oturacagi kanaatindeyim,

6 Aralik'tir o, 6 Ekim olsa duramazsin :)

Coolio dedi ki...

benim de içimden 6 Aralık geçiyor mehmet ali beeey..

Coolio dedi ki...

şaka bir yana gençler maçında görücez bakalım hangi şanslı oyuncularımız kart görücek. kart sınırında sanırım kimse olmayacağı için direk kırmızı çalışabilirler..

EC dedi ki...

Super olmus.. Tesekkurler Yazi icin..

FB liler ve GS liler yada tum futbolseverler okumali.. Turk Medyasidir bu skorlarin suclusu... o kadar gaz verip sisirtiyorlarki Turk Renklilerini, karsilarindaki rakip de dogal olarak minicik kaliyor!

sonuclar zaten ortada..

james sneijder dedi ki...

@beagle

Meleke yine döktürmüş. Gayet net yazmış adam.

@teahead

Aynen coni vaynen demek istiyorum. Bu sezon bu testi henüz ciddi anlamda yaşamadık. İnşallah FB maçına kadar da yaşamayız, 1 hafta kaldı çünkü. Ama unutulacak bir konu değil. Bu konuda hocaya güvenmekten başka çare de yok. Henüz sezon başı olduğu için yarım kriter olaraktan TS maçından sonra takım dağılmadı, bu iyi bir gösterge.

Stad işini netten günlük takip etmeye çalışıyorum. Gerçekten nedeni anlaşılmaz bir yavaşlık var, mesele para değil şeklinde duyumlar aldım çünkü. Birde ortaya çıkan o ikinci sıra çatı iskeleleri ise tasarım değişikliği değildir umarım. Ortaya garabet bir şey çıkar sonra.

Pheaglix dedi ki...

@Coolio

atiba ağır favori, plase gökhan veya rhodolfo.

ideal 11 dedi ki...

güzel bir yazı.tebrik ediyorum.

özetle katarlaşma vakıası var son 15-20 yılda türk futbolunda.bizde petrol doğalgaz yok ama devlet desteği var futbol ekonomisinde.dünyada ülkeler sömürülenler ve sömürenler olarak ikiye ayrılıyor(çevre-merkez kapitalizm vs).haliyle sömürülen ülkelerde bu tür dengesizliklerin olması görülebilen vakıalar.merkez ülkeler bu işten acayip kar yapıyorlar.naklen yayınlar ile.son dönemde yabancı sermayeyide devreye soktular.katarlılar falan geliyor ingiltereye.vergi ilede devlet kasayı dolduruyor bi yandan.bizde o da yok.bütün paralar kemiksiz yurt dışına çıkıyor.

dikkat edilirse japonya ve g.kore de bu tür transfer şekli olmuyor.yani son kullanma tarihi geçmiş ''yıldızlar'' nedense g.kore ye ve japonyaya uğramıyor.(hatta onlar ihraç ediyorlar).çin hindistan katar türkiye ye geliyor son kullanma tarihi geçmiş olanlar.geçende de bild yazmış.avrupanın çöplüğü oldu türkiye diye.enteresan olan son kullanma tarihi geçmiş oyunculara sanki 25 yaşındaymış gibi büyük paralar veriliyor.fiyatları düştüğü için aldığımız yok.rvp ye 32 yaşında yıllık kemiksiz 6 milyon avro verilir mi aga.bide çok ucuza aldık normal falan yorumları oldu .çoh enteresan.


kulüpler özelleşmiyor.çünkü talipli çıkmayacak.denetlemede yapılmıyor.çok büyük bir rant ve kara delik var.bütün mesele bu rant dan hangi yöneticilerin yararlanacağında dönüyor.zaten o yöneticilerde bişekilde kulüplerin başına atanıyor.

özetle futbol vasıtasıyla ülke soyuluyor.net

ideal 11 dedi ki...

bide şu var.

kulüpler o kadar çok yolunuyor ki yolunacak tüy kalmayınca diyorlar feda senesi yada uefa finansal fair play başımızda.bakmayın bu nedenle işlerin yoluna sokulduğuna.tekrardan yolunmak üzere bir bekleme ve kısıtlama dönemi gibi birşey bu.demirörenden sonra orman dönemi ne ise aysal dan sonra gelen özbek dönemide benzerdir aslında.

derin birileri yolacak olanları ve bekleyecek olanları getiriyor.özbek ten ve ormandan sonra yeni demirörenler ve yeni aysallar gelecek.

bide şu var.bu sistem devam etsin isteniyor.ve bundan dolayıda kulüpleri batırmıyorlar.batırsalar musluk kapanacak.ne düzlüğe çıkarıyorlar nede iflas bayrağını dalgalandırmaya izin veriyorlar.her yıl bankalar milyonlarca avro faiz alıyor kulüplerden.her yıl milyonlarca avro yurt dışını çıkıyor.düzen bu aga.

düzenin değişmesi için türkiyenin değişmesi gerekiyor tabi.

ideal 11 dedi ki...

şair ismet özel de bu durumdan bahsediyor bu konuşmasının bir bölümünde.

bkz : 49. dakikadan sonra

https://www.youtube.com/watch?v=lC37gQIhc9Q

emir mfc dedi ki...

https://www.ntvspor.net/haber/haber-t/138766/super-lig-kulupleri-borc-bataginda

şu haber de zaten burada uzun uzun anlatılanı onaylıyor. malum kulüplerin hepsi borç içinde yüzüyor. süper lig aş adıyla kuralacak yeni şirket; tüm süper lig kulüplerinin tüm borçlarını vereceği büyük krediler ile birlikte üstlenecek, daha uzun vadeli ve daha düşük faizli borç verecek. varlık yapılandırma aş sayesinde kulüplerin borçları sıfırlanacak, düşük faizli kredi ile birlikte mevcut sistem devam ettirilecek. (buraya not düşmekte fayda var, sıfırlamayı sizden öğrenecek değiliz! en iyi biz biliriz biiiizzz!)

yani mevcut siyasi iktidar veya devlet politikası haline gelmiş bu sistem çarpıklığı ve futbolda bu ülkenin saçma gündeminin en önemli uyuşturucusu, televizyon ile birlikte. doğal olarak o veya bu iktidar farketmez bu çark dönmeli ki insanların dikkatleri başka yöne kaymasın...

kokocambo dedi ki...

Madem konu açıldı, daha ilk gün okuduğum makaleyi sürekli paylaşmayı unutuyorum burada. İyi oldu

http://www.aljazeera.com.tr/gorus/devrim-gibi-bir-karar-mi

Mehmet Korkmaz dedi ki...

Lille takımının her yıl 2 milyon'a alıp 8 milyon'a sana itelediği stoperleri (Chedjou - Kjaer) doğru transfer olarak sundun LOL

Yorum Gönder

Ara