.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
27 Şubat 2015 Cuma

AL 3T / Infantino - Beşiktaş


Tarih: 27 Şubat 2015 Cuma, 14:00

Yer: İsviçre'nin Nyon kenti

Yayın: UEFA.com, NTVspor

Muhtemel Rakipler:
AFC Ajax (NED)
Club Brugge KV (BEL)
FC Dinamo Moskva (RUS)
FC Dnipro Dnipropetrovsk (UKR)
FC Dynamo Kyiv (UKR)
Everton FC (ENG)
ACF Fiorentina (ITA)
FC Internazionale Milano (ITA)
SSC Napoli (ITA)
AS Roma (ITA)
Sevilla FC (ESP)
Torino FC (ITA)
Villarreal CF (ESP)
VfL Wolfsburg (GER)
FC Zenit (RUS)

38 Yorum:

Basar dedi ki...

Saat 2 ile 3 arası keltoşa küfür etmenin serbest bırakılmasını talep ediyorum! Amk gazetesi kılıklı kavas...

Emir Eri dedi ki...

ingiliz olsa sorun değil, adamları bu sezon dövmekten beter ettik, sövmicem ama :)

Barreto dedi ki...

Everton hikayeye en uygunu

kokocambo dedi ki...

hahahaha başlık süper :D

Ben italyan gelir diye düşünüyorum ama rus-ukrayna kulüplerinin karşılaşmaması buradan da bir külüp getirebilir ihtimalini çok artırdı gözümde. Özetlersem, şuradaki kulüpler ve hem liglerinde hem avrupa'da oynadıkları futbol göz önüne alındığında uefa'nın kalitesinin arttığını düşünüyorum. Mali olarak da aynı ivmede yukarı çıkabilirse güzel olur. Ayrıca, Jerzy Dudek'in olması da manidar :D

Övünç dedi ki...

Şarşıtıcı vallahi Brugge gelmesi .

Keltoşa dokundurmayınca böyle oldu.

Özgür dedi ki...

Brugge geldi. Nasıl oldu bilmiyorum ama on numara oldu.

Barreto dedi ki...

İyi, çok iyi, çok çok iyi...

Övünç dedi ki...

Yani ben büyük takım isterdim , çok daha iyi motive oluyoruz. Hiç takip etmediğim bir lig olunca bilemedim.

YSY dedi ki...

Beyler o kadar da lokum bir kura değil. Adamlar ligde lider ayrıca kupada mağlubiyetleri yok. Kesinlikle liverpoola nasıl yaklaştıysak brugge'ada böyle yaklaşmalıyız. Bizide çekerken millet oh ne güzel kura demiştir. Aynı hataya düşmeyelim. Aman dikkat.

BesiktaskUlan dedi ki...

Club Brugge için "çok kolay, kesin geçtik turu" demek belki abartı olur, yanlış anlaşılır ama en azından şunu söyleyebiliriz;

"Gelebilecek en iyi iki kuradan birini çektik"

Dün gece "tur" şanssızlığımızı, bugün de kura şanssızlığımızı yendik. Bence rüzgar tersine döndü, artık her şey olabilir.

Demirkol'un dediği, "Yüksek seviyeden daha aşağı seviyeye inmek sorun yaratabilir, konsantrasyon kaybı yaşamamalı" lafına katılıyorum.

Ayrıca bizim futbolcuların konsantrasyon sorunu yaşayacaklarını da sanmıyorum. Boşuna hepsi Alman altyapılı değil, oyun disiplininin hakkını vereceklerdir. Başka bir Türk takımı olsa neyse de, bunun en az bizi etkileyeceğini düşünüyorum.

Yine deplasmanda bekleyip, burada vurmak en makulu gibi gözüküyor.

Azıcık da şımaralım ya hu, temkinli olacağız diye keyif süremiyoruz.

Çeyrek final hoşgeldi, diyor ve gerçeklikle bağımı koparıyorum.

Emre Toraman dedi ki...

Infantino'nun rotasyon işgüzarlığı ve Dudek'in tecrübesizliğiyle istediğimizi aldık. UEFA'nın yerinde olsam Infantino'yu sorguya çekerdim.

schwadorf dedi ki...

Club Brugge bu tura gelene kadar maç kaybetmemiş ama oynadığı takımlar bizim mahalli lig seviyesindeki İskandinav takımları. (arada İsviçre ve İtalya'dan da birer zayıf takım var)

3. Eleme Turu; Danimarka'dan Brondby
Playoff Turu; İsviçre'den Grasshoppers
Grup aşaması; Finlandiya'dan Helsinki, Danimarka'dan Kopenhag, İtalya'dan Torino (iki Torino maçı da berabere bitmiş)
1/32 Turu; Danimarka'dan Aalborg

Belçika futbolu son yıllarda yükselişte ama en iyi oyuncuları yurtdışında oynuyor. Brugge bizim seviyemizin altında bir kulüp, eleyemememiz büyük bir sürpriz olur.

Barreto dedi ki...

Kurada öyle çok kolay bir ekip yoktu zaten.
Brugge fırtına gibi bir sezon geçirirken, bu ay iki deplasman mağlubiyeti ve evlerinde bir beraberlik aldılar. Sendelediler yani. Bizim maç esnasında aynı form düzeyine tekrara ulaşmaları kolay olmayacak.

yilmaz dedi ki...

bize ingilizler, brugge'ye de danimarkalılar dadanmış. :)

Coolio dedi ki...

@Yılmaz
aynen öyle olmuş.. bu hesapla ibre bizden yana gözüküyor. yalnız kendimizi şımartmak gibi olmasın ama (veya @besiktaskUlan'ın dediği gibi şımaralım sonuna kadar) analiz yapmak için son Liverpool maçını izleyecek olan Brugge antranörünün gözlerindeki ve beynindeki dehşeti düşünemiyorum. Adamın "Ulan herifler 120dk koca Liverpool'a sahayı dar etmişler, ne bir organizasyon yaptırtmışlar ne bir duran toptan pozisyon vermişler, bi de bizimkiler 65 bin seyirciyi hayatlarında görmmemişlerdir, işte şimdi s.çtık" diyeceğini duyar gibiyim.. Bu durumun bizim çocuklarda rehavete yol açacağını düşünmüyorum, tam tersine üzerlerindeki çekingenliği atmalarına yarayacaktır. Bu da en basitinden daha çok kaleyi yoklamamıza (en büyük eksikliğimizdi) veya hücumda daha çok top çevirmemize (ikinci en büyük eksikliğimizdi) yarayacaktır.

planck dedi ki...

İçerdeki brugge maçından 3 gün sonra kadıköyde fener maçı var. Çeyrek finale kalıp o gazla bir de feneri öptük mü bu sezonu kapatsak da olur. Zaten çeyrek finale kalırsak cl'ye direk katılmamız için önümüzde 5 maç olacak. ligi 3. bitirip varşovadan cl'ye gitsek kimse itiraz etmez herhalde :)) ama şampiyon olup cl'ye gidersek ülkeye ayrılan tüm geliri alırız 10M€ kadar fark yaratır sanırsam. 10M€ mu uefa kupası mı soru bu :P

BesiktaskUlan dedi ki...

UEFA Kupası'nı almak bir tarafa ama FB maçı varken Demirkol gibi uçup, "Büyük takım olsa iyi olurdu" demenin de anlamı yok, haliyle kura gayet makul.

Hep bizim anamız mı ağlasın?

Hem böyle güzel bir zamanda hem de böyle nispeten kolay bir rakiple oynama avantajını elde ettik, bunu kullanmayı düşünmeliyiz. Ha ama futbol bu, elenebiliriz tabii ama büyük bir koz elde ettik, bunu da kendi kendimize şüpheye düşerek mahvetmeyelim.

Sezon başından beri takıma güvenenler karşılığını aldılar. Çok büyük işler başarılacağına emindik, Brugge ile bunu bir adım ileriye götürebilir, FB'yi yenersek herkesi susturabiliriz.

Liverpool maçından sonra, "o onu dedi, bu bunu dedi" demek istemiyorum ama hepsi gayet güzel kayıt altında. Artık Bilic'in yakasından düşmeliyiz.

F. Orman, "Bilic'le uzun süreli bir sözleşme yapmayı düşünüyoruz" dedi daha bugünkü açıklamasında. Bence esas bomba budur, artık geleceğimiz garanti altında.

Şimdi Bilic'i yetersiz gören ama "İngiltere'ye gitsin" diyecek kadar çelişki içinde boğulan, İngilizlerin futboldan anlamayan birine görev vermeyeceğini bilmeyen ama futbolu İngilizlerden daha iyi bilip, Türk Milli takımının, diğer takımların haline bakmadan kendi ülkesini bir şey sanan, bununla da yetinmeyip, bir adamın hayal kurmasına laf eden, Beşiktaş'ı da dünyanın en iyi takımı sana taraftarlarımız düşünsün.

Bilic'in değil, bu mantelitenin arkasında durduğumuz sürece kazanacağız. Biz Avrupai bir takım oluyoruz, yerimiz orası, bunu aylardır görüp takdir ediyorduk, adım adım geldiğini görüp bağırıyorduk. Zamanla Türkiye ligini de domine edeceğiz. Dış etkenler, hakemler, stadsızlık olmasaydı, ligin ipini çoktan çekmiştik.

Her zaman diyoruz, 2-3 seneye daha ihtiyacımız var, bu tarz kupalar bir iki yılda gelmez ama gelecğein Benfica'sı, Porto'su, Zenit'i olma yolunda ilerliyoruz. Resmen sınıf atlıyoruz...

Ama madem rüya gibi bir sezon yaşıyoruz, buna daha görkemli/unutulmaz bir zaferler serisi gerekir, sanki biz de ona doğru gidiyoruz. Eğer FB-Brugge maçlarından art arda galibiyetlerle çıkarsak, bırakın fırtınayı, kasırga haline geliriz.

Böylesi bir efsane son, bu takıma daha çok yakışır.

Hayırlısı da bu olacak gibi.

Haftasonu da -Liverpool gazından bağımsız- Balıkesirspor'u rahat yeneceğimizi düşünüyorum. Bursa-Eskişehir-Liverpool maçlarında galibiyet ve yenilgi serisinde beni hiç yanıltmayan Beşiktaş'ın yine aynı şeyi başaracağını düşünüyorum.

Fark bile olabilir, o derece.

Artık bizim zamanımız!

Bilic'in dediği gibi; "Umudumuzu bizden kimse söküp alamaz..."

Coolio dedi ki...

@planck
aslında kıyasladığın unsurlardan birinde para kavramı yok (kupa). ama kupayı da para cinsinden ifade edersek: kupa sayesinde merchandise satış gelirleri + yeni imzalanacak olan sponsorluk anlaşmaları + dün sana gelmek için 3 euro isteyen yabancı oyuncunun artık 2 euro isteyecek olması + olası bir satışta oyuncuların kendi bonservis ücretlerini arttırmış olmaları > 10 euro. Taraftara yaşatacağı manevi hazzı ve yönetime açacağı + 3 yıllık krediyi saymıyorum bile.
ama kupa demek için çok erken.. maç maç bakalım yolumuza. sonra bir bakmışsın finaldesin..

Övünç dedi ki...

Ekstra güzel tarafları

1-Motta'dan sanırım kurtulduk.

2-Aslında bir şut tehdidimiz varmış . Hocanın , Oğuzhan yerine direkt olarak Tolgay'ı tercih etmesi enteresan değil mi ? Bunun biliçsiz bir tercih olduğunu sanmıyorum açıkçası . Sosa-> Tolgay'ı bundan sonra daha fazla göreceğiz.

Hatta Sosa'nın sakatlığının ciddiyeti onu bu kadar etkiliyorsa biraz dinlnedirilmesinde fayda var. Ona çok ihtiyacımız var.

3-Güçlü bir takımı tercih ederdim dedim çünkü " daha iyi motive oluyoruz " . İçerideki Partizan-Asteras maçları bunlara net örnek . Bu takım için yüksek efor olmassa olmaz.Yüksek eforun da yüksek konsantrasyon ve maç kalitesiyle alakası var diye düşünüyorum. Beşiktaş'ın en zor maçlarda daha kompakt oynuyor olması tesadüf olamaz.

BesiktaskUlan dedi ki...

Avrupa'da bizi motive eden şey büyük takım değil, turun kendisi bence.

Biz Avrupa'da sadece Asteras maçında kötü oynadık, o da ikinci yarısında. Bunun nedenlerinden biri de telafi edebilme şansının aklımızda olmasıydı. Onun dışında kazanmamız gereken maçları kazandık, üstelik de bunu Tot.'a karşı yaptık. Bence Beşitakş için hedef maç olması yetiyor, Eskişehir maçının kaybedilme nedeni de budur.

Çünkü Liverpool gibi büyük bir hedefin altında kaldı. Şimdi kupa rafa kalktı kısa süreliğine, lig tekrar hedef oldu.

Brugge maçında, "az motive olalım, eleriz" falandan ziyade, "çeyrek final oynayacağız, dağıtalım şunları uzatmayalım" mantığı hakim olacaktır. Bu takımın şımarmak için bir nedeni ya da öyle bir karakteri yok.

Bizim takımın hedefi turun kendisi, rakip takımlar değil. O yüzden de farklı bir performans gelmeyecektir, yine yüksek motivasyon ve iradeyle oynayacağız, bence.

Basar dedi ki...

Bundan sonra tabi ki de kolay maç yok ama bu turda köklü Alman, İtalyan, İngiliz liglerinin temsilcileri ile oynamaktansa Belçika liginin lideri ile oynamayı tercih ederim. İtalyan takımı en kötü zamanında bile İtalyan takımıdır, boşluk bırakmaz başına bela açar. Alman'ı İngiliz'i de öyle...

Onlar gelecekse çeyrekte yarıda gelsin, erkenden yıpranmaya gerek yok. Kağıt üstünde çekilebilecek en iyi kurayı çektik, bundan sonrası sahadaki ciddiyetimize bakar.

schwadorf dedi ki...

@Övünç

3. maddeye cevaben söylüyorum, Brugge karşısında ekstra motivasyona ihtiyaç olacağını sanmam. Hem rakip Asteras ve Partizan'la kıyaslanmayacak kadar güçlü, en azından ismini duyurmuş bir ekip, hem de işin ucunda çeyrek final var. Tabii ki bir Liverpool veya Arsenal motivasyonu olmaz ama gerekli ve yeterli olan motivasyonu gösterir oyuncular.

Sosa Balıkesir maçında ve hatta gerekirse 8 Mart'taki Sivas maçında bile dinlendirilmeli. Belli ki sakatlığı ciddi şekilde etkiliyor oyununu. 8-10 günlük bir dinlenme + rehabilitasyon süreciyle sezona yeni başlamış gibi olur.

Pazar günü Balıkesir maçında ilk yarıda fişi çekip ikinci yarıda oyunu öldürmeliyiz. Skor arayışı değil son dakikalar, ikinci yarıya bile sarkmamalı.

Basar dedi ki...

İspanyolları da unutmuşum.

Coolio dedi ki...

@övünç

1) Motta + ismail demek daha doğru olur.

2)bundan önce onlarca kez sosa çıkıp oğuzhan girdi ama bu sefer tolgay girdi ve maç döndü. bu tamamen şans. B planı olmayan bir antranörümüz olduğu için bu hesaplanmış bir değişiklik olamaz. anca acemi şansıdır, dimi?

3)Güçlü takım konusunda sana katılıyorum. Ama en azından Belçikada yine çok güzel bir zeminde ve kompakt bir stadda oynayacak olmamız bardağın dolu tarafı. Bizim çocuklar güzel zemine ve rakip takım taraftarı bile olsa kalabalık seyirciye hasret kaldıkları için bunlar avantaj oluyor.

sherlockholmes dedi ki...

bu takımı seviyorum. hakikaten bu taraftara umut ettirdikleri şeyler o kadar heyecan verici ki.. düne kadar tüpçünün oyuncağı olan tüm özgüvenini kaybeden camia yeniden ayağa kalktı. fikret orman yönetimi, slaven bilic ve ekibi ve tabi ki futbolcular harika bir iş çıkarıyorlar. çıta o kadar yükseldi ki bazıları şaşkınlıktan nereden geldiğini unutup çamur atıyor bu güzel insanlara.

bilic ve ekibiyle uzun yıllar devam ederiz umarım.

Coolio dedi ki...

Bu arada aklıma gelmişken yazmak istedim.
Liverpool maçları öncesinde ligde ve kupada yorgun gözüktüğümüz bir iki maç sonrasında Demirkol bir programda şöyle demişti: Özen buna demişki antranör ve kondisyon ekibi oyuncuların kondisyonlarını Liverpool maçlarında tavan yapacak şekilde planlama yapıyorlardır, o maçlarda bu senenin zirvesini göstereceklerdir demişti. Dün İngilterede oynamaları nedeniyle bizden üstün kondisyona sahip oyunculara karşı 120dk pres yapıp basmadık yer bırakan oyuncularımızda maç bittiğinde dahi enerji fışkırıyordu. Elbette motivasyonunda etkisi var ama planlı çalışan teknik ekibe de sonsuz teşekkürler. Dikkat etmişsinizdir sizlerde, Opare dışında kimseye kramp girmedi. O da zaten 1 yıldır top oynamayan bir oyuncuydu.

BesiktaskUlan dedi ki...

@Basar'ın dediklerini söylemeye çalışıyorum.

Bana Brugge'a karşı motivasyon yetersizliğinden turu kaybedeceğimiz pek mantıklı gelmiyor. Turun kendisi motivasyon kaynağı zaten. Ha kötü oynayabiliriz, neticede rakip takımın temposu epey düşük olacak, biz de etkileneceğiz. Fakat bunu da bir an evvel öğrenmeli ve oynamalıyız, en azından bize bu katkısı olur.

Daima büyüklerle oynayıp 120 dakika maç çıkartmak bizi bitirir zaten. Tamam, güzel takımız da, o kadarını kaldıracağını sanmıyorum. Bu turda Napoli gelse, muhtemelen turu verirdik gibi, henüz o seviyeleri böyle yoğun şekilde kaldırabilecek takım değiliz.

Eleneceksek Brugge'a elenelim, fark etmez. O kadar yıpranmaya değmez. Bizim de bir sınırımız var, fazla zorladık. Bilic'in dediği, "Yeter artık" lafı çok önemli bir mesaj aslında. Duracağımız yeri bilmeliyiz.

Diğer yandan bence, oyuncular gerçeklerin yeterince farkındalar, dün de bunu gördüler, yaşadılar. Artık bu tarz bahanelere sığınmaktan kurtulmalıyız. Elenmek ayrı, ama güçsüz rakip geldi diye elenebileceğimizi düşünmek, sadece biz Beşiktaşlılara has bir tedirginlik. Adamlara Dortmunlu, Arsenalli grup düşüyor, "Kesin 2. çıkarız, 1.liğe oynarız" diyorlar. Biz de Brugge yerine dünya devi istiyoruz, aynı mantık. Tabiri caizse, bir noktadan sonra bizi donlarında sallarlar.

Arada da lig devam ediyor üstelik. Bir rotasyondan sonra adamı astılar, onu da düşünelim.

Fazla romantik adamlarız. Hep bir korku var, ister istemez. Mesela Demba'nın topu direkten dönünce, hepimiz turun gittiğini düşündük, eminim, ben de öyleydim. Çünkü bildiğimiz Beşiktaş oradan dönemezdi. Ama bu başka bir Beşiktaş, ufak tefek şeylere takılmamak lazım.

Bu arada, "Yarı motive Liverpool'u yenemedik" ya da "Ha bir tane yetmiyordu değil mi, kolay gelsin" sözlerini sarf eden arkadaşlara, "yapma, etme" dedik, dinletemedik, gerçi henüz yeni bahanelerini duyamadık. Liverpool eksikti, bizi sallamadı falan olabilir.

Gerçi doğru, Balıkesirspor maçını bekliyorlar. Orada puan kaybedersek yine gelirler, "kendinizi kandırdınız, abarttınız" diye.

Belki puan veririz -hiç sanmıyorum- ama bu takımın geliştiğini ve geleceğinin parlak olduğunu değiştirmeyecek.

Sırf şu Serdar'a bakarak bile ne hale geldiğimizi görebiliriz, daha fazla konuşmaya lüzum bile yok.

BesiktaskUlan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
BesiktaskUlan dedi ki...

Bu arada, "duracağımız yeri bilmeliyiz" derken kupayı alamayız manasında değil, art arda büyük takımlarla oynayamayız anlamında söyledim.

Yoksa finale kadar bu takımın yolu açıktır. Napoli'yi de yenebiliriz fakat bana göre Liverpool maçından sonra değil, Brugge'u eledikten sonra.

Tek fark budur, açıklık getireyim dedim. Bizim de dinlenmeye, düşük tempolu maç oynamaya hakkımız var. Motivasyondan şüphem olmadığı için bu kadar rahatım, onu da yukarıda anlattım.

Ayrıca rotasyon yaptığı için, "Sanki Liverpool'u eleyecek" diyen taraftar kalabalığına bakılırsa, taraftarlarımızın Bilic'in hayallerine dahi yetişmesi epey zaman alacak. Bence aradaki uyuşmazlık/antrenör düşmanlığı bu vizyon meselesinden kaynaklı. Hala Lucescu/Şenol Güneş diyen adamların sorunu bu.

@Coolio da güzel anlatmış. Bizim bilmediğimiz noktalarda ne planlar yapılıyor, ne taktikler çiziliyor kim bilir. Biz sadece sahaya bakıp, 4-4-2, 3-5-2 konuşurken Bilic neler düşünüyor, hayal edemeyiz. Ha diyeceksiniz ki, düşündüğünün garantisi var mı?

Valla ben sahadaki Beşiktaş'a bakınca, her oyunu, her presi, tek tek çizilmiş, anlatılmış, hayata geçirilmiş, ince bir işçilik görüyorum. O yüzden bu da olabilir ve bunu anca büyük hocalar yapabilir, çünkü risktir. İşte bunları hiçbir zaman dile getiremezsin, taraftar görmez anlamaz ama senin yapman gerekir. Bilic bana bunları yaptığını hissettiriyor, gerisi faso fiso.

planck dedi ki...

Bu arada Tolgay'ı neden oynatmıyordu diye soranlar var, adam kendi dedi elim kırık 4 haftadır henüz tam iyileşmedi diye. Düzeldiği zaman veli - necip, atiba - ozzy, sosa - tolgay rotasyonlarını sık sık göreceğimizi düşünüyorum.

Coolio dedi ki...

@planck
bu arada yazdığın altı kişi içinde Oğuzhan geçen sene orta saha için tahtaya ismi yazılan ilk isimken bu sene son isim olması ilginç..
takımın çok tempolu yoğun bir dönemden geçecek olması onun için hala yeteri kadar forma şansı olacak anlamına geliyor. Mesela Balıkesir maçı. Onun için bitmiş bişey yok, umarım o da bu şansları iyi değerlendirir. Özellikle Ba, Sosa, Töre'nin dinlendirileceği bir maçta çok i düşüyor kendisine..

YSY dedi ki...

@Coolio

Kondisyona meselesine ek olarak dk 115 te gökhan töre nin deparını gösteriyorum.

kokocambo dedi ki...

Brugge'ü grupta karşılaştığımız diğer iki takımla karşılaştırmamak lazım. Hem Asteras da hem Partizan iki maçta da bizim ligde Anadolu kulüplerine karşı oynadığımız maçların benzeriydi. Geriye yığılmış 9-10 kişi ve bulunursa kontradan gol. Belçika ve Hollanda takımlarının onlar kadar geride bekleyip, salt sertliği düstur edinen yanları olmadığını biliyoruz. O yüzden, güzel oyunlu, güzel zeminli (olimpiyat?) ve atmosferli iki güzel maç ve sonunda bizim muzaffer olduğumuz bir tur olur inşallah.

Ek: Başakşehir zemin çalışmalarını tamamladığında, uygun olursa yine stadı verebileceğini söylemişti. Günlerin uzamaya başladığı ve iklimin daha da yumuşayacağı günleri de düşünürsek, şampiyonluk yarışındaki iddiamıza bir başka itki ekleyebiliriz.

turgay dedi ki...

oynamaya çalışan takımlara karşı her zaman rahat oluruz. bizim sıkıntımız 10 kişi savunma yapan takımları açamamak. ben avrupa maçlarından son derece ümitliyim. çünkü karşınız da oynamak isteyen takımlar var. 1.dkdan itibaren yere yatıp vakit çalma peşinde olan takımlar yok.

belçika takımının çıkmasından son derece memnun olanlardanım. çünkü zeminleri ve havaları bizim için çok müsait. rus ve ukrayna takımları bu mevsimlerde uzak durulması gereken takımlardı. ispayollardan kurtulmak süper oldu. ayrıca olur da turu geçersek kupaya aday takımların da birbirleriyle eşleşmesi bize de avantaj sağlayacaktır. dediğim gibi rus ırkı takımların gelmemesi iyi oldu. bence ispanyollar hariç geri kalanlarla başa baş oynardık. hayırlısı olsun.

"Ingiltere'yi hedeflemeyen teknik direktorun Besiktas'ta isi olamaz" demis Mehmet Demirkol. Su lafin uzerine bu konuda farkli bir sey demeye de gerek kalmamis benim acimdan.

gökhan dedi ki...

yalnız fizik durumunun şubat ayında zirveyi görmesi beni endişelendiriyor. muhtemelen mart ayında bu şekilde devam ederiz ama ligin son döneminde, yani nisan ayının 2. yarısı gibi düşüş başlayabilir. hani hakkımız şampiyonluk ama ilk 2'ye bile giremezsek bütün sezonun emeği çöp olur. ki fikret orman bana güven vermiyor. 2 yıldır tek kupa gelmedi deyip bilic'e kapıyı gösterirse tüm kazanımlar çöp olur ve yeni stad havası da kalmaz.

dün gece deli gibi sevinirken ne ara böyle karamsarlığa kapıldım ben de bilmiyorum valla.

Barreto dedi ki...

Türk spor medyasında demirkol ve meleke dışında yeni nesil entellektüel spor (futbol) yazarı yok. Çekinmeden doğruya doğru yazıyorlar. Güntekin'de onlardan biri olabilecek altyapıya sahipti. Rıdvan'la teşriki mesaisi yüzünden mi böyle oldu, yoksa çarpık medya patronaj yapısına mı teslim oldu bilmiyorum ikiside olabilir. Belki Biliç meselesi iyi bir ders olur onun için.

Emir Eri dedi ki...

en son konulardan ilk konulara doğru gidersek;

takım nisanın ikinci yarısından sonra düşmez; çünkü o zaman kadar bu formda halimizle zaten şampiyonluk yarışının içinde olmaya devam ederiz. o takdirde önümüzde son bir viraj kalır ki onu da artık can havliyle alırız, bence sorun olmaz.

yine aynı şekilde brugge kilo da hafif gibi gözükse de paha da ağır bir rakip olacak, öncelikle buradan ötesi çeyrek final ve sahadaki adamlar bunun farkında. taraftar ve takım perşembe akşamı aldığı haz ile önümüzdeki turlerın tamamında bu heyecanı tekrar tekrar yaşamak isteyecektir, al sana motivasyon kaynağı. örneğin gs aldığı kupada önce bologna, sonra dortmund ile oynamıştı, daha sonrasın mallorca ile çeyrek finali, sonra leeds ile yarı finali var. pik noktası her ne kadar o sezon muhteşem bir kadroları olmasa da dortmund maçı olmuştu. bizde benzer bir yoldan geçiyoruz, önce çekebileceğimiz kağıt üzerindeki en zor kuralardan birini çektik (ki bu turda da napoli, roma, fiorentina, wolfsburg gibi rakipleri es geçtik), bundan sonra zaten bu saydığımız takımlardan biriyle mutlaka oynayacağız ve liverpool'un bu takımların pek çoğundan iyi olduğuna hem fikiriz sanırım. ayrıca takıma gerekirse o motivasyonu tıpkı bu turda olduğu gibi taraftar sağlayacaktır.

"güzel günler göreceğiz güneşli günler..."

Yorum Gönder

Ara