.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
12 Ocak 2015 Pazartesi

Veli - Atiba'yı Bozmak

Biz futbolu dizilişler üzerinden anlatırız; 4-4-2 , 3-5-2, 4-2-3-1, 4-1-2-3 gibi. Bu dizilimler oyuncuların saha içindeki pozisyonlarını ifade ederler. Tek başlarına pek bir anlamları yoktur. Bunun üzerine, o her bir oyuncunun bireysel taktiği de işin içine girer. Misal, 4-4-2 taktiğinde iki kenar oyuncusu, farklı görev tanımlarına sahip olabilirler. Sağ kenar oyuncusu çizgiye paralel oynarken, sol kenar oyuncusu içe kateden tipte seçilebilir. Bunların hepsi farklı sonuçlar doğurabilir. Baktığında 4-4-2 dersin yine de.

Lakin bunlar da yetmez, bir de teknik direktörün oyun stratejisi vardır. O formasyonu, hangi stratejiyle birleştireceği önemlidir. Bazen tek forvetle ama çok adamla hücum edersin, bazen de önde iki forvet bırakır geriyi 8 kişiyle sağlama alırsın. Ön alan baskısını 10 metre önde yaparsan farklı sonuçlar doğurur, 5 metre arkada yaparsan bambaşka sonuçlar. Hızlı ve tempolu oyunun ihtiyaç duyduğu oyuncu tipi farklıyken, yavaş ve topa sahip olmayı amaçlayan bir futbol tarzı, başka gereksinimler doğurur ve oyuncu tipleri talep eder. Hangi formasyonun, hangi oyuncu tiplerinin ve hangi stratejinin izleneceği ise, teknik direktörün maharetine girer. Hatırlayın, bir sezon önceki en iyi stoper Matteo Ferrari, bir sezon sonra Schuster'le ıskartaya çıkmıştı. 4-4-2'de fiyasko hazırlık maçları geçiren Zago-Ronaldo 3-5-2'de harika birer partner olmuşlardı.

Peki Bilic'in Beşiktaş'ı Bunların neresinde?

Beşiktaş, ön alan ve merkezde yaptığı baskıyla topu kazanıp, orada 3-4 pasla gol arayan bir futbol takımı. Genellikle 4-2-3-1 formasyonunu tercih ediyor. Temposu ve dikine oyun arzusuyla, Premier Lig tarzı bir havası var. Zaten bu sene en iyi futbollarını onlara karşı oynadığını da unutmak mümkün değil.

Bu oyun düşüncesinin ihtiyaç duyduğu oyuncu tipi, top kazanma kabiliyeti yüksek, tempolu, disiplinli oyuncu tipi. Zaten Veli ve Atiba'yı Beşiktaş'ta bu kadar parlatan şey de bu. Tavuk - Yumurta misali; Bu oyun ancak bu iki oyuncuyla oynanır. Bu iki oyuncuyla oynasan oynasan, ancak böyle bir şey oynarsın.

Bilic, kendi anlattığı üzere, katı kuralları, değişmez prensipleri olan bir insan tiplemesi değil. Yine kendi anlattığına göre, demokrat, tartışmacı, doğrunun ne olduğu konusunda kuşkucu. Dolayısıyla, Bilic ilelebet ön alan baskısı üzerinden kendini tanımlayacak diye bir şey söyleyemeyiz. Lakin bu strateji bir gün değişecekse, bu bir günde olmayacak.

Twitter'da kime sorsan başka bir transfer düşüncesi var. Bazısı stoper diyordu (geldi), bazısı sağ bek diyor. Bazısı da merkez orta sahada box to box denilen oyuncu tiplemesi ihtiyacından bahsediyor. Bu box to box tipleme, zaten öyle bir tipleme ki, bir orta saha oyuncusunda aranılan ne özellik varsa, hepsini kendinde barındırıyor. Veli gibi koşacak, mücadele edecek, Oğuzhan gibi de oyun vizyonu alacak, pas yapacak... Dünyada, o tiplemeye ihtiyaç duymayan takım bulman zaten mümkün değil.

O zaman şu soruları sormak gerekecek.

Veli - Atiba ikilisini bozup, oraya bir box to box yerleştirmek demek, temel stratejinin belli oranda değişmesi demek. Çünkü mevcut sistemi hiç bozmadan, işletebilecek adamın seviyesi Manchester City falan. Bugün gitsen - ulaşılması daha kolay anlamında söylüyorum - Mikel Arteta'yı getirsen bile Veli - Atiba gibi ön alan baskısı yapamazsın.

Yapmayayım ön alan baskısını! Zorunda mıyım?

Zorunda değilsin ama bu geçiş sence devre arasında yapılacak bir geçiş mi? Tempolu, ön alan baskısıyla futbol oynayan takım, 3 günde pas takımına devşirilebilir mi?

Beşiktaş'ın 2 senedir oynamakta olduğu oyunda, merkez orta sahaya bir virtiöz de koysan, Beşiktaş'ın toplam gücüne - o adamın şan şöhreti kadar - katkı yapmayacaktır. Çünkü takımın geneli, pas yapabilen oyuncular değiller. Önde Töre ve Olcay, arkada Motta ve İsmail'den kurabileceğiniz hayaller belli. Hadi diyelim, takımı makineleştirdiniz, ezbere pas oyunu oynuyorlar, geçişler vs kusursuz. Bunun için gereken zaman, devre arası kampı mıdır?

Bunların hiçbiri değildir elbette.

Beşiktaş 2 sezondur Veli - Atiba'nın ön alan baskısı üzerinden oyunu şekillendirdiyse ve bunu da üzerine koyarak gidiyorsa, o zaman önümüzdeki 6 ayda da izlenmesi gereken strateji budur. Beşiktaş 10 puan geride olsa veya A planını da işletemeyecek halde olsa, amenna.

Gelelim en önemli noktaya;

Peki Veli - Atiba ideal bir ikili midir?

Elbette değildir. Bu iki oyuncudan birinin, topla oynamakta daha maharetli olması, topu dikine iletebilmesi beklenir. Lakin bu, bugünün değil Atiba'nın transfer edildiği günün sorunu. Kaldı ki, devre arasının sorunu hiç değil. Beşiktaş sezon sonunda, Atiba'nın veya Veli'nin yerine bir virtiöz transfer etmeli. O transferle birlikte, sadece ön alan baskısıyla yaşamayan, topu alıp daha güvenle oynayan bir strateji izlemeli.

Matic'in yanındaki Fabregas gibi
Blind'in yanındaki Rooney gibi
Arteta'nın yanındaki Ramsey gibi
Fernandinho'nun yanındaki Toure gibi.
Wanyama'nın yanına Schneiderlin gibi ( Soton örneği biraz Beşiktaş'a benziyor, çift çapa gibiler)

Bakın, Galatasaray maçında -yine- Oğuzhan'ın oyununu beğenilmedi. Hatta izlenen oyun stratejisi noktasında da Bilic topa tutuldu. Oğuzhan'ın merkezde olduğu takımda, Galatasaray'a karşı ön alan baskısını kolay kolay yapamazsın. Yaparsan, arkada Burak'tan her metrede 2 metre fark yemeyecek savunma oyuncularına ihtiyaç duyarsın. Oğuzhan'la en iyi oynayabileceğin şey, pas oyunu oysa ki. Onu da 2 yıldır denemedin zaten. Dolayısıyla evet, Atiba atıldığı an Galatasaray maçındaki şekil belli olmuştu. Elinde Atiba'yı ikame edecek biri yoktu ve yerine oynayan oyuncuyla başka bir oyun oynamak gerekliydi. Bunun için de hazırlığın yoktu. Veli - Oğuzhan'dan da iki bir merkez ikili olabilir oysa ki. Lakin mevcut oyun okumasıyla değil.

Peki Ben Ne Öneriyorum?

Eğer Atiba - Veli'nin as oyuncu olduğu, Oğuzhan ve Necip'in de takviyede bulunduğu orta saha rotasyonu sayısal olarak yetersizse, gider Atiba ve Veli'nin arkasına bir rotasyon oyuncusu alırsın. 2 kırmızı kart dışında ilk devrenin en iyi oyuncuları olan Veli ve Atiba'yı bozmazsın. Zira onları bozman demek, tüm inşanın yıkılması ve yeni bir inşa gereksinimi demek. Beşiktaş'ı anlat dendiğinde, anlattığımız çoğu şey Atiba - Veli üzerinden çünkü. Bir başka oyuncuyla, Beşiktaş'ı nasıl tarif ederiz; o kehanete girer ve devre arasında, liderden 1 puan gerideyken alınması gerekmeyen bir risktir.

Sezonu bu A planıyla bitiririr, gelecek sezon sınırları genişletilmiş yabancı hakkıyla istiyorsan yeni bir Beşiktaş hayali kurarsın.

Ben zaten bu yabancı serbestisine karşıyım. Çünkü Beşiktaş'ın hızlı veya yavaş, yeterli veya yetersiz ileri doğru bir gidiş vardı. Ülkenin dinamikleri şimdi Beşiktaş'ın inşaatını yıkıp tekrar yapmaya zorlayacak. Yine bir takım hayaller satılacak. O hayallerde spor sayfalarının manşetlerine çıkmak da olacak. 30 yaşını aşmış bir takım tanınan isimler Beşiktaş'a gazlanacak. Ülke futbolunun sorunu tüketim değil, üretim oysa ki. Maxi Pereira'lar, Gökhan İnler'ler, Nigel De Jong'lar bana Yıldırım Demirören hayallerini hatırlatıyor. Sanki hemen bugün şampiyon olmamız lazımmış gibi.

Pak fazla konuda tutucu değilim ama kadro planlaması konusunda tutucu ve bir o kadar da endişeliyim. Bir karar çıkıyor ve bir takımın tüm inşası baştan aşağı değişiyor ya, sanki Beşiktaş 2015'te kurulmuş, hiç bir değer üretmemiş gibi... Dilerim kulübü yönetenler ne medyaya, ne sosyal medyaya kulak asarlar. Bu geçişi, yumuşak atlatmak lazım. Mümkün olduğu kadar da az transfer yapmak lazım. Faturası çok ağır oluyor, çünkü bir ertesi sene gene 6 transfer talep ediliyor.


48 Yorum:

xiyar dedi ki...

hay kalemine sağlık. bu platformun benim için önemi, standart taraftar profilinden farklı insanları barındırması (idi). fakat son zamanlarda transfer fetişizmi, sinan engin duzeyi yorumlar, en ufak başarısızlıkta gelen "bilic are you a coach?" serzenişlerinden gına gelmişti. ara sıra birinin çıkıp "burası ekşi beşiktaş" demesi iyi oluyor.

EC dedi ki...

Ayaklari yere basan ve mantikli yorumlari gormek gercekten guzel..

Turkiye genelinde iktidarin haftalik oyunu olan pazartesi gunleri kuyuya tas atip, tum ulkenin de o tasin ardindan bir haftaligina kuyuya atlamasi gibi, bu forumda da son zamanlarda cirtlak sesler soylenilenin, dusunulenin tam aksini soyleyip Yildirim Demiroren gunlerine ozgu taraftar kitlesi olusturma pesinde..

gidin AMKSPOR da yazin arkadas, buraya gelmeyin.. yada haber1903 e yanasin sizlerle orasi daha cok ilgilenir.. kafalar esit birbirine cunku..

Samet Aybaba yi isteyenlerde sanirim BJK li degil, FB li yada GS lidir.. bu kadar abartilmaz!

theotheo dedi ki...

ya bir insan hala atiba ve veli beşiktaşın omurgasını oluşturur diyorsa. o insan gerçekten ya futbol izlemiyodur ya da izlediğinden anlamıyodur birader ya bu kadar basit.

veli dediğin adama almanya liginin orta sırasındaki takımlar 200 300 bin euro verirler. atiba dediğin adam da zaten antalyaspora 500 bine imza atıyodu o da bu yaştan sora takım makım bulamaz.

sen bu iki adama bunları bozmayalım falan diyosun bende burdan herkes bildiği işi yapsın diyorum.

beşiktaş yıllardır başarısızsa jessie ve onun gibi düşünenler yüzünden. dediler ki demirören gitsin gitsin defolsun. bizde dedik hata yaptı gitsin artık yeter. yeterince şans verdik. ama yerine gelen vizyon bu olmamalı dedik. kaç yıl geçti be birader. hala bu rezilliği çekmek zorunda mıyım ben bir taraftar olarak.

adam şampiyonluktan bahsediyo. ya sen bırak lan şampiyonluğu sen önce bi rakibini yen de şampiyonluk falan sonraki iş. bırak o işleri. önce bi maç kazan da ondan sonra.

ya şu veli denen adamın son derbi maçlarındaki oyunlarını bi ortaya koyun da yaptığı hataları. açıp bakın ya. hala bu adama baskı kuruyo falan demek körlük birader başka birşey değil. her derbi maçında ya top kaptırır ya saçma bir hareket yapar ya kart görür. ne faydasını gördük bugüne kadar.

bırakın beşiktaş büyümeli çekmeyin beşiktaşı artık rahat bırakın lan. bıktık sizin gibi küçük düşünenlerden. bu adamlar beşiktaş kalibresinde değil bu adamlar avrupada adım atamazlar.

bu kulüp adam besleme yerimi birader. şu takımdaki çöpleri tek tek bi say. bu adamların hangisi avrupanın iyi bir takımında oynar. hangisi birader.

motta mı franco mu tolga mı kurtuluış mu veli nmi atiba mı kim ak? sen şampiyon olmaktan bahsediyosun. şampiyon olursan senin rakiplerin avrupa takımları şampiyon takımlar olacak sen bu oyuncularla napıcaksın gene 6 yersin 8 yersin 5 yersin.

bırakın beyler. biraz ayaklarınız yere bassın gerçekleri görün. beşiktaş büyüklükten çıktı. beşiktaş trabzonsporlaşıyor. yıllardır söylüyoruz. fener ve galatasarayın izlenme oranı da taraftarı da gün geçtikçe katlanıyor. artık hiç bir çocuk beşiktaşlı olmuyor.

Tarık Kırtan dedi ki...

Theo cidden su atarlı tavırların artık cocukca gelmeye basladı. ama yinede burdaki taraftar sana katlanıyor. Ben de adam akıllı cevap vercem sana birader. Ama artık cıkar at gözlüklerini.

Demirören gitti. Giderken acayip borc bıraktı. Gelen zihniyet aynı olmasın demişsin.Degil zaten. Bunu bir sen göremiyorsun. PARA YOK PARA PARA! NERENDEN CIKARTIYORSUN PARAYI CIKAR DA ALALIM OYUNCU. Caps actım ki anla.

2.si Gürcan Veli-Atiba bozulmasın demiyor.Transfer ona göre' yapılsın sistem bu diyor ve haklı da.Ayrıca devre arası oyuncu yolla sıfırdan basla olayı yapma diyor.Sen ise simdiden göndermiştin Veli Atiba'yı. Antalya topcusu Arsene Wenger'in en begendigi oyuncu.Veli en istikrarlı topcun. Sadece Derbi izleyip ahkam kesme burda.

3.sü mac kazansın Beşiktaş diyorsun. 7 maclık seri var önünde.Derbi diyorsun.Stadsız,taraftarsız bu takım bu yogunlukta bu kadar yapıyor.Begenmiyorsan, Derbicilik oyna twitter kızları gibi.git baska takımı tut, derbi günü giy formanı cık. Bu kadar basit.

Bazen adamı cıldırtıyorsun. Bu yorumların mantıklı degil boş.Bil istedim.Muhalefet yapılır ama körü körüne degil. Sen Ve Gürcan arasındaki en büyük fark da bu. Adam Twitterda herşeye muhalefet ama cogu konuda haklı yanı var. Sen ise kocaman Sıfırsın. Üzgünüm.

delgado dedi ki...

Ben zaten artik theo'nun gercek bir insan olmadigini dusunmeye basladim, buyuk ihtimalle tez-antitez motorunu calistiran ve theo nickiyle burada dolasan birisi, ya da sosyal deney falan yapiyor. Anlama duzeyi bu kadar geri olamaz cunku bir insanda. Canere milyonlar sacalim diyen birisinden ne bekliyoruz.

Trabzonlulasiyoruz evet. Gs gibi real madridleselim mi, veya demiroren donemimiz gibi. Futbol dunyasindan silinmemek icin trabzonlulasiyoruz. Kulupte para yok. 800binlik milosevic pesinde kosuyoruz. O cok sevdigin baskan bu hale getirdi iste bak da agla. Demiroren gitsin demismis bir de, at yalani. Bjknin taraftari su an dusmuyor ayrica, artiyor. Tam da kucumsedigin adamlar sayesinde ayrica. O kadar habersiz olma hayattan. Veya dalga gecme bizimle.

delgado dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
delgado dedi ki...

Quaresma simao almeida fernandes. Bu adamlar varken kievden kac yiyordun? Quaresma 45 dk daha oynasa atleticodan kac yiyecektin kimbilir. Demiroren varken liverpooldan metalistten kac yedin. Veya metalist bize 4 atarken, basel buyuk takimlarin anasini aglatirken razgrad aslan gibi mucadele ederken hangi oyuncularla oynuyordu. Sen gozunun onundeki durumu ya goremiyorsun ya da oyun oynuyorsun dedigim gibi. Sampiyonluga oynayan oyuncularını cok ovdugun galatasarayina bir bak kac yemis cl'de. Spekulasyon yapmak kolay. Yok iki ay sonra liverpoolu elesek gene buraya yazacaksin yuzsuzce. Daha kotusu o.

Basar dedi ki...

Gürcan yazdıklarının hepsine eyvallah ama bu sezonun başarısı için Veli-Atiba'ya bir yedek gerekmiyor mu? Necip az oynadığı halde çok sık sakatlanıyor. Veli sık sarı kart gören bir oyuncu, Atiba'ya da yük fazla geliyor gibi.

Barreto dedi ki...

Evet gayet kapsamlı güzel bir tespit ve yazı. Takımın oyun tarzında dere geçilirken at değiştirme babından keskin bir dönüşüm fevkalade zor ve risklidir.

Beşiktaş'ı iki futbolcu ile özetle diye sorulsa hemen herkes Veli ve Atiba diyecektir. Takımın karakteri ve stilini simgeliyorlar. Fener'e Emre ve Caner, GS'ye Melo ve Burak, Trabzon'a Hacıosmanoğlu ve Onur diyebilirsiniz mesela, başka ikililer de söyleyebilirsiniz baktığınız açıya göre.

Beşiktaş'a dönersek, takım en iyi 3.-4. viteste oynuyor. Hatta medyada 0-0'ları iyi oynuyor klişesi oluştu. Öne geçtiğinde 1.-2. viteste yavaş ama emin adımlarla oynaması gereken dönemleri beceremiyor. Yada geriye düştüğünde 5.-6. vitese çıkması gerektiğinde çoğu zman şaşkın bir aceleciliğe bürünüyor. Takımın ikinci devre farklı viteslerde oynayabilmeyi kısmen de olsa gerçekleştirebilmesi -bir anlamda esneklik kazanması- için ağır abi bir merkez ortasaha çok yararlı olur. Bu ağır abi yeri geldiğinde "cruise control" gibi, yeri geldiğinde "turbo"nun devreye girmesi gibi reaksiyonları kolaylaştırabilir. Devre arasında böyle bir transferi yapmak pek kolay iş değil. Yönetime niye yapamadınız demem. Olsa iyi olur ama.

cochise dedi ki...

Veli ve Atiba'nın fizik kalitesinde ama yeteneği daha fazla adamı devre arasında bulmak zor dersen eyvallah. Ama 2. sezon bu ikiliyle biter dersen ne yazık ki katılamıyorum. Tamam bu ikisini kesmeyelim ama bunların tarzında ve bunlara yakın bir oyuncuyu en azından kiralayalım. Yoksa mahvoluruz. Zira Necip harici yedeksiziz. Pedro ortaya çeksek ancak derinde oynar; Oğuzhan'ı da bu tarz kullanamıyoruz.(Ben GS maçında Oğuzhan'ı beğenmeyenlerden değilim ama bu sisteme gitmiyor.)

Bu nedenle sadece bek alınmasına karşıyım; sadece bir oyuncu alınacaksa DOS alınmalı. Gürcan'ın dediği gibi olsun; Veli-Atiba'nın bi tık altı olsun ama mutlaka olsun (Serdar ısıran orta saha oynar ama Biliç inanmıyor buna; buna inansa bir sağ bek transferi de yeter)

turkkant dedi ki...

Bu sene "dereyi geçerken at değiştirilmez" bakışına katılıyorum. Yine de oraya alternatif bir oyuncu, bu sezon için de şart bence.

Yalnız De Jong-İnler Demirören hayallerini hatırlatıyor demişsin. Baktığımızda Sosa-Ba ile İnler-Jong arasında 1 yaş fark var. O zaman onlar da mı Demirören hayalleri? Fark yok mantık olarak aynı tip transferler...

Uzun vadeli bakış olarak, ben fikrimde ısrarcıyım, Veli-Atiba kalitesiyle 1 sene hasbelkader başarılı olursun, ama mutlaka uzun vadede rakipler seni alt eder. Önde baskı futbolu için illa güreşçilerle oynamaya gerek yok. GS Emre Beleoğlu-Okan Buruk gibi teknik oyuncularla da bu futbolu oynadı zamanında...

tarik dedi ki...

"sen şampiyon olmaktan bahsediyosun. şampiyon olursan senin rakiplerin avrupa takımları şampiyon takımlar olacak sen bu oyuncularla napıcaksın gene 6 yersin 8 yersin 5 yersin."

arkadaş ben baya ilginç insan gördüm, ama parmaklarıyla düşünen bir organizmayı ilk defa tanıyorum.

bir çok katılmadığım fikri olsa da gürcan şunu söylüyor "CL öncesi bu sezon sonuna kadar VA dile devam, sezon sonu sistem revizyonuyla beraber isim revizyonu"

ama bu bile anlaşılAmıyorsa, ıslah edilme ihtiyacı hat safhada demektir.

Yasin dedi ki...

"sen şampiyon olmaktan bahsediyosun. şampiyon olursan senin rakiplerin avrupa takımları şampiyon takımlar olacak sen bu oyuncularla napıcaksın gene 6 yersin 8 yersin 5 yersin."


Arkadaş; Arsenal, Feyenoord, Tottenham zaten köy takımı dimi, biim lige gelseler kümeye oynarlar. Ya he he. 6 maçta toplam 3 gol yemişiz, adam 5 6 8 diyor.

Yoksa o maçlarda Veli - Atiba gitti de Yaya Toure - Makalele mi geldi?

sadrazam dedi ki...

@cochise

Her ne kadar yorumlarının geneline katılmasam da dün akşam Ali Gültiken" serdar'ın kendi döneminde 2 sezon 60 maç Ön libero oynadığını ve bu performansıyla tekrar milli olduğunu bu vesileyle de Beşiktaş'a dönüşünün yolunun açıldığını" söyledi.

Sezonu kurtarmak adına bu saatten sonra bazı hamleler yapılırsa, şampiyonluktan fazlasını kaybedebiliriz. Stoper transferi kağıt üzerinde 10 numara bir transfer. Ha bu sahaya yansır mı göreceğiz. Ama hemen sonuç vermese bile doğru stratejiyle yapılmış bir transfer olduğu gerçeğini değiştirmez.
Sağ bek içinde aynı stratejinin izlenmesi taraftarıyım. Önümüzdeki 2-3 sezon ne tarz bir oyun oynayacağımızı yapacağımız sağ bek transferi belirleyecek.
Yapılacak doğru bir tercih, Veli-Atiba-Necip rotasyonuna Serdar'ı da eklemek anlamına gelebilir ki bu da sezonun geri kalanı için yeterli.
Umarım yönetim "çıldırt bizi başkan" cıların gazına gelmez ve sene başından beri doğru uyguladığı transfer politikasına devam eder.

alper dedi ki...

Beşiktaş'ı tanımlayan Veli-Atiba ikilisi değildir.Öyle gören BJK maçlarını bir daha izlesin.Beşiktaş'ı tanımlayan BJK yı özetleyen tek fitbolcu G.Töre'Dir.Doğaçlama oynar,oyun zekası,taktik zekası yoktur,zorlar,kaleyi düşünür en kısa yoldan,istikbal vaad eder,2 senedir üstüne koymaktadır ve hala koyma potansiyeli vardır tıpkı Beşiktaş gibi.Veli-Atibasız maç kazanırsın ama Töre'siz kaleye bile çok nadir gidersin..Bu kısmı bir kenara not edelim..

Sonra Atiba'ya BJK yı özetleyen fitbolcu tanımı yapanlar da dönsün önce fitbolcu nedir ne değildirin tanımına baksın..

Atiba..
Şutu varmı?
Kafa toplarında etkilimi?
Ara pası atar mı?
Seyrek bile olsa asisti var mı?
Golü var mı?
Orta sahada sertlik uygular mı?
Bu belki afaki ama 10 metreden fazla isabetli uzun topu var mı?

Hürriyet Güçer mi Atiba'mı?
Jedinak'mı Atiba'mı?
Kadir Bekmezci'mi Atiba'mı?
Mahmut Tekdemir'mi Atiba'mı?
Ozan Tufan'mı Atiba'mı?
Castro'mu Atiba'mı?
Merter'mi Atiba'mı?

BJK nın en zayıf karnı en zayıf halkasıdır Atiba..BJK yı o oyuncu üzerinden değil onun yerine devre arasında alınacak yabancı,tecrübeli,sert kalan 18 maçta 3 gol 2 asist 5 sarı 2 kırmızı kartla oynayacak bir oyuncu ile tanımlamak lazım..

alper dedi ki...

Eski Ergenekoncu başkanı olan kulüplerden Biri maçtan önce vergi borcu için,bedava verilen statlarına bedava metro getirtmek için Reisi Cumhur ile görüşür..

Diğer kulübün başkanı yeniden yargılanmanın başladığı bugün --"Trabzonspor, 17-25 Aralık operasyonlarında nerede duruyor söylesin. Ben bu operasyondur diyorum" --- der..

Beşiktaş bu futbol ortamında şampiyon olsun eşşek gibi anırırım..Onun için BJK nın yapması gereken statı bitirip fitbolculara çok para harcamadan bu işten para kazanılıyorsa kazandığı parayı istiflemek üst üste koymak toplamak ve bu futbol ortamının elbet dağılacağı bir gün çıkarıp parayı masaya koymaktır.

alper dedi ki...

Gerçi sonra Can Bonomo bile bu ülkeyi temsilen yurovizyona gitti BJK mı şampiyon olamayacak diye kendimi teselli ediyorum ama STSL için siz yine de tekniğe taktiğe çok anlam yüklemeyin gençler.Süleyman Seba sezonunda tabii ki bizi şampiyon yapacaklar amk başka kimi yapacaklar.Seneye yine 4.yıldız pazarlaması ile pis lick tv ye de yaranılır.Büyük resmi anlattım size bedavadan çekileyim de birazda siz bakın büyük resme gençler.

BesiktaskUlan dedi ki...

Açıkçası bizim bugüne kadar söylediklerimizden daha farklı bir söylem göremedim, haliyle de tamamına katılıyorum.

Daha bir post önce, yeni transferin etkisi nasıl olur diye konuşmuştuk, orada şahsi şüphemi orada da dile getirmiştim. Sonuçta futbolun bilinmezi ve güzel tarafı budur.

Fakat Veli-Atiba ikilisine olan bu mahkumiyetimiz hem anlamsız hem de kısa vadede işimizi görmüş olsa da, orta vadede, yani ilk yarının sonlarında, bizi zor duruma sokan bir hadise halini aldı. İnsanlar uzun vadeden endişe duyuyor...

Yabancı sınırının kalkmasıyla beraber, artık şartlar tamamen değişti, kartlar tekrar dağıtılmaya başlandı. Bugün yapacağın transfer, gelecek seneye uymayabilir, zaten bunu da konu edindik. Açıkçası transfer yapmazsak hiç şaşırmam, sebebini de buna bağlarım. Bu geçiş döneminde hakikaten hiç kolay değil bazı adımları atmak.

Ve evet, ben de Beşiktaş'ın zararlı çıktığına inanıyorum. Fakat geçtiğimiz iki yıldaki futbol zekası ve yönetimi devam ederse, gelecekten korkmak için bir sebebimiz olduğunu düşünmüyorum.

Bu tabii daha detaylı bir konu, transfer olursa ayrıca değinmek gerekir.

Konudan bağımsız olarak;
Demirören fobisini artık bırakmak gerekiyor. Q7 bugün gelse yine sevinirim, çünkü futbolun doğası bu adamlardır. Yeter ki doğru zamanda ve doğru oyuncuyu bul. Açıkçası bir zamanlar Guti'ye el sallayıp, Q7 geldi diye sevindiğim için utanmıyorum. Oysa bazı taraftarlarımızda böyle bir beklenti görüyorum.

Kimse dört bir yanımız yıldızlarla donatılsın demiyor, -en azından mali yönümüzü bilen ve gerçeklerin farkında olanlar- fakat Demba Ba nasıl bir yıldızsa ve doğru şartlarda alınınca takıma çağ atlatıyorsa, böyle bir şeyin arzulanmasında yanlış bir şey görmüyorum.

Unutmayalım ki, Demba Ba olmasaydı, tüm bu emeklerimiz, muazzam futbolumuz değersiz bir hal alacaktı.

Böyle bir şey olacaksa, devam edilmeli.

Bu saatten sonra, 30 yaşını aşmış, işi bitmiş oyuncuların kulüpten içeri gireceğini sanmıyorum. Beyhude bir korku olmuş, şimdi paramızın değerini bilen ve hatta bazen abartan insanlar tarafından yönetiliyoruz.

O devir geride kaldı. Basını dinleyen değil, hükmeden taraf olacağız ama bunun için başarının gelmesi şart.

Ugur Tekeli dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
WiLdHoney dedi ki...

Alakasız olacak biliyorum ama A.Kandemir'le sözleşme yenilenecek olmasına fena uyuz oluyorum artık, 3 maçtır yediğimiz farklar sinirime dokunuyor. Dün rezilleri bile oynayamadık, berbat bir maç daha, plan yok program yok, ona rağmen yırtınan 2-3 oyuncu var ve az daha onların gayretiyle bile maça ortak olacaktık. Yanarım yanarım onların emeklerine yanarım....

Övünç dedi ki...

Bununla ilgili birşeyler yazacağım bu hafta sonu umarım. Ben Ahmet Kandemir'in bu seneyi tamamlaması gerektiğini düşünüyorum . Dediğim gibi Beşiktaş hala kağıt üzerinde başarılı bir takım ama artık sahada gördüğümüz organizasyonluk görmezden gelinebilecek boyutun çok üzerinde.

Yani çok anormal bir durum yoksa üstüste 2 maç 30-40 sayı fark yemeniz için ya New York kadar umursamaz ya da 76'ers kadar yeteneksiz olmanız lazım .

fitneci dedi ki...

Alternatifsizlik her zaman öldürür. Ben de köklü/acele transfer politikasından yana değilim ama Atiba'ya Veli'ye vazgeçilmez olmadıklarını hissettirmediğimiz sürece ligde yerimiz üçüncülüktür. Beleş penaltı verenimiz yok ne de olsa. Serdar Kurtuluş örneği verilmiş ama geçmişte kendisinin kestiği topa oyuna sokmaktaki sıkıntılarını bizzat yaşamıştık. tam bir önlibero istemiyorsak doğru tercih değil.

O değil de, orta sahaya kim lazım biliyo musunuz?
Giunti. Nokta net.

Övünç dedi ki...

Beşiktaş'ın ön libero ihtiyacını oyuncu profili üzerinden değerlendirmek pek doğru değil.

Takımın geri kalanı kendisi gibi düşünmedikçe , topsuz oyunda hareketli olmadıkça , kendisine atılan dengesiz topu kontrol edip hızlı şekilde servis edemedikçe , optiumum pas alış verişini yapamadıkça vs vs bu sebepler çok uzatılabilir , oyuncunun kendi özelliklerinden çok çevresindeki isimlerin ona ne kadar uyumlu olabileceği devreye giriyor.

Burada karar vermek lazım : bu sistem ile devam edip oyuncu kalitesi mi yükseltilecek , yoksa sistem mi değiştirilecek ?

Sistem değiştireceğimize dair hiç bir gösterge yok ortalıkta. O zaman iş Veli'nin ve Atiba'nın iyisini bulmaktır. Yani onların şu anda yaptığı ön alan baskısını yapıp , üzerine pas kalitesi koyup , ofansif anlamda birşeyler ekleyebilecek bir oyuncu olmalı .

Kim olur bilmem de o adam Giunti değil ...



alper dedi ki...

Beyler Veli-Atiba'nın daha iyisini buldum..Delay Blind..Hem yakışıklı topçu forma da sattırır..

Mayor dedi ki...

Ingiliz Daily Star gaztesine gore, Besiktas Chelsea'den Mohamed Salah ve Nathan Ake'yi kiralamak istiyormus.

Ake 19 yasinda, arkadaslari ona Gullit diyor.
Teknigi yuksek, gol atip, asist yapabiliyor.
Hollanda genc milli, Chelsea isik gormus ki 5 senelik sozlesme yapmislar. Sol bek, CB ve DM oynayabiliyor.
Sanirim bu bahsettigimiz Atiba, Veli kurgusuna destek olabilecek bir yetenek.

Salah 22 yasinda arkadaslari ona Misirli Messi diyor.
Olcay ve Tore'nin yerine oynayabilecegi gibi Demba ba 'nin arkasinda da oynayip ihtiyacimiz olan ikinci skorer rolunu ustlenebilir.

Bence bu iki adami kiralamak, alelacele, daha bir cok sey belli olmadan birini satin almaktan cok daha iyi bir opsiyon.
Umarim yonetim bu konuda etkili olur da hic olmazsa ligi rahat goturecek bir konuma geliriz.

Mayor dedi ki...

bu da kaynak
http://www.dailystar.co.uk/sport/football/419851/Besiktas-Chelsea-Mohamed-Salah-Nathan-Ake

Emir Eri dedi ki...

şu ana kadar gerek basında çıkan haberler gerekse de yöneticilerimizden duyduklarımız ve yapılan tek transfer, tespitlerin hepimizin buralarda yaptıklarımızdan çok da farklı olmadığı yönünde. ismi geçen oyunculardan birkaçının takıma katılması sezonun geri kalanında elimizi güçlendirecektir. örneğin albayrak sürekli olarak transfer yapacağımıza oyuncularımızın parasını ödemeliyiz minvalinde açıklamalar yapıyor, yani transfer bütçeleri yok, fenerin ise bu sezon için bir transfer politikası yok gibi.

son derbiyi kaybetmemiz gözlerimizin üzerindeki pembe bulutları kaldırdı, artık daha gerçekçiyiz ve eksiklerimize daha fazla odaklandık. muhtemelen gerekli bölgelere tüm transferleri de yapacağız. zaten ligin en iyi top oynayan ekiplerinden biriydik, eksiklerimizi giderdiğimiz takdirde daha da güçlü hale gelme potansiyelimiz diğer iki rakibimizden daha fazla. saha içerisindeki 12 - 16. adamlar sahneye çıkmadıkça rakiplerimiz sezonun ilerleyen haftalarında bizden daha çok tökezleyeceklerdir.

Vivarte dedi ki...


Ocak ayında yapılan transferlerin çoğunlukla can havli olduğunu düşünürsek 2 den fazla transfer çoğunlukla risktir.

Kabul edelim hala klup planlaması hususunda çok zayıfız takım planlaması ise vasat. zira şu takıma 2 senedir bir sağ bek bulunamaz mı?


Ati ve Veliden birini yedekleyebilecek birini bulmak harika olurdu ama neredeyse imkansız. keşke beni utandırsa yönetim, oraya canavar ama bilincini yitirmeyecek birini bulabilse. o şekilde atiyi sağ bekte de görmüş olurduk. Elimiz kuvvetlenirdi.


Ben sınıf topçuların bizim standardımıza uyduğunu düşünmüyorum. Daha çok takımı büyütecek ve büyüyecek oyuncular (pedro - gökhan belki frei) ya da avrupada orta kalibreye sahip oyuncalar(ernst, zago, guinti demba) faydalı oluyor bize. Bunu da klup ve oyuncu motivasyonun müşterek oluşuna bağlıyorum

Quaresma, Guti örnekleri bence burada önemli. Bu adamların gelme motivasyonu net: para! gerekli olan aidiyeti yakalamak zor oluyo o haliyle.

Ayrıca Quaresmayı oldum olası beğenmedim kişisel olarak. Fazla gösterişli ama oyun aklı kıt olduğunu düşündüğüm bi oyuncuydu. Ayağının dışıyla orta kasma, aşırı ego bir futbol, beni iten etkenler


Transfer transfer diye çığırmıyoruz. ama madem şampiyon olacaz, hatta olduk triplerine girdik o halde talep kaliteden yana. O da bedava olmadığına göre biraz para çokça akıl gerekecek.

Tüm bunlara rağmen avantajımız, rakiplerimizin bize göre daha plansız olmaları. Bunun nedeni de tek kelimeyle kibir. Burada kulis, baskı, algı operasyonuyla çark dönüyor. Ama ülke sınırlarının 50 metre ötesinde sıçıyorlar.

Eğer taraftar, yönetim, takım kendi kendini sabote etmezse orta vadede hava bizden yana döner.

EC dedi ki...

Pazar dan elma armut alir gibi transfer istiyor bizim Demirorenci grup. Okuduysaniz Futbol Ekonomisi ulke de batma asamasinda, sokakta insanlar ac iken ve kaynama noktasina yaklasmisken halkin nabzi.. Devlet de bu kirli futbolu desteklemeye devam etmeyecektir.. Dibe vurmak gerekli ki ulke olarak dogru durust yapilanma ile ileri dogru hamle yapalim. Su an icin mantikli hareket eden kulup biziz. Eger hakemler burnunu sokmazsa da biz ilk 2 icinde bitirecegiz ve sampiyonluk aslinda cok yakin.! Medyanin sa gazi ile hepimiz Besiktas ve Bilic e derbiler yuzunden sallamakta... Eger FB ve GS hakem iteklemeleri ve Digiturk (neresi Turk ise) destekleri ile yaris icinde tutulmasalardi Besiktas Derbi kaybetmesine ragmen en ustte rahat rahat oturuyor olacakti. Olay derbilerde degil, hakemlerin Anadolu takimlarini FB ve GS icin dogramasinda bitiyor asil.
GS ise su an batiyor.. Parasini alamayan oyuncu 100% nu verecek mi? Turk oyuncu yine gurur ve gaz ile beslendigi icin oynayabilir ama GS yerlileri elden cikarmaya bakiyor, yabancilar aslinda ana masrafi olustururken..
Besiktaslilar sit back and relax.. En iyi futbolu biz oynuyoruz ve rakipler oyle yada boyle dokulecek! Devlet de cekecek elini cunku guc kaybi yasiyor Ankara ve futbol da hezimete ugramak istemeyecektir..

Forza Besiktas..

Emir Eri dedi ki...

transfer transfer transfer diyen taraftarımızın, tribünleri pasolig yüzünden doldurmadığı söyleniyor, peki ayda bir paket sigara parasına (ve hatta daha düşük paketlerde mevcut) sponsor firmanın kampanyalarına katılmamasını nasıl açıklarız bilemiyorum. bu şartlar altında kimse theocancılık yapmasın..

Sürekli takımı yalnız bırakan taraftardan bahsediliyor ama bazı konular çok hafife alınıyor.

1- Kimse Olimpiyat Stadı zulmüne katlanmak zorunda değil. İstanbul'da yaşayan ya da oraya gidenler bilir ki, denildiğinden, duyduğunuzdan daha beterdir. Uzaktan takım aşkı gibi görülebilir ama herkes insan, herkesin belli şartları var ve Olimpiyat Stadı ciddi bir engel. Tamam, takımı seviyoruz, aşığız, ölüyoruz, bitiyoruz ama bu insanların bomboş gezip, sadece amigo gibi hayat sürdüğü anlamına da gelmez. Böyle bir yerde desteklemek o kadar da kolay değil.

2- Yönetimin stad konusunda hatalı olması da bu durumu etkiliyor. Her hafta nerede oynayacağımızı birkaç gün önceden öğreniyoruz. Türkiye'de maça gitmek ciddi bir program gerektirir, sizin bahsettiğiniz "körlük" derecesindeki taraftar kitlesi TÜM TAKIMLARDA 7-8 bin civarıdır. FB de GS de bu yüzden boş tribünlere oynuyor. Geri kalanı için belli bir program ve ona bağlı olarak adamın kendini ayarlaması gerekiyor. Yönetim bunu beceremedi.

3- Passolig sandığınızdan daha büyük bir etken. İşin anarşist ve ideolojik kısmı bir yana, kimse durup dururken kredi kartı almak zorunda değil arkadaşlar. İnsanların isyan ettiği nokta bu, yoksa biletten farksız bir uygulama olsa herkes kabullenirdi. Aziz bile isyan ediyor, sebebi buna bağlıyor, o kadar haksız olamaz.

4- Türkiye'nin dört bir yanında dolu tribüne oynuyor, İstanbul'dakiler için bahane bunlar diyebilirsiniz. Ama burada da iki etken var; birincisi, İstanbul'un şartları hakikaten farklıdır. Haftaiçi akşam sekizde, Olimpiyat'ta, Başakşehir'de maç demek, gece eve kaçta geleceğinizi bilememek demektir. Ayrıca gelecek sene yeni stadında oynayacak bir takım için, insanlar masraftan kaçınabilir. Nasıl olsa seneye hasret giderilir. Diğer yandan, Konya-Ankara vs... dolmazsa ayıp zaten, oradaki özlemi de iyi bilirim, onun havası başkadır daima.

5- Ülkedeki futbol iklimi inanılmaz yara aldı. Son birkaç senedir yaşananlar herkesi etkiledi. Bakın, Beşiktaş olmasa ucunda, maç bile izlemem. O kadar nefret ediyorum, hatta şampiyon olsak ne kadar sevinirim, onu bile kestiremiyorum. Soğudum arkadaş ülkedeki futboldan, benim tek olayım Beşiktaş'tan vazgeçememek. Yoksa futbol bitti, uzatmaları bile oynamıyoruz.

Ne yani, şampiyonluk yolunda takımı yalnız mı bırakalım? Elbette bırakmamalıyız, herkes kendinden fedakarlık etmeli, fakat edemeyen insanlara da kızmaya hakkımız yok.

Bence kimseye kızmamalıyız...

Özgür dedi ki...

@BeşiktaşkUlan;
Tepkimiz maça gidilmemesi değil. Ya da en azından benim tepkim maçlara gidilmemesi değil. Her maça gidemeyebilirsiniz, ya da gitmeyebilirsiniz. Zulimpiyat Stadı söz konusu olduğu için (Hiç gitmek nasip olmadı nasıl bir yerdir bilmem, sadece orada yaşayan herkesin aynı şeylerden şikayetçi olduğunu biliyorum)insanlar maç hevesine hastalanmayı veya sinir krizlerine girmeyi istemiyordur. Her şeye eyvallah. Ama ben Derbi maçta az seyirciye oynamayı kabul etmiyorum.Derbi başlığında seyirciden şikayet etmiştim, başka da hiç bir başlıkta bulamazsın. Derbinin Zulimpiyat'ta oynanacağı önceden de belli olduğu için tek mazeret Passolig kalıyor geriye zaten. Diğer hiç bir mazeret mantıklı gelmiyor gerçekten. Ama tekrar söyeyeyim sadece derbi maç için geçerli bu söylediğim.
Antalya'da yaşıyorum, Gazipaşa'dan çıkıp Kaş Kalkan taraflarına gitmeye çalışsanız (İksi de Antalya'nın ilçesi) yaklaşık 6-7 saat yol gidersiniz.Yani neredeyse İstanbul-Ankara arası bir mesafe diyeyim öyle anlaşalım. Bu ilçelerden birinde Beşiktaş derbi oynayacak olsun her şekilde işimi ayarlar giderim. Ama Passolig almak zorundasın deseler o maça gitmem. Benim için bu kadar basit. İddia ediyorum, eğer o maç aynı stadda Passoligsiz olsaydı 70 000 kişiyi geçerdi.

kokocambo dedi ki...

Maçlara gitmemek ya da gidememek bir tercih tabi ki ama, en azından imkan varsa kombine alınsın. Bu konuda yönetim kolaylık da sağladı. Mali olarak ne kadar sıkıntılı olunduğu açık, ama hala elleri bağlayıp stadın kendiliğinden olmasını beklemek de tam bir kolaycılık. 11-12bin arası bir rakama ulaşılmış ki, bu zaten takımın her sezon tutturduğu bir rakam. Buradan yeni stad o kadar da heyecan yaratmamış gibi duruyor ama eğer tersi ise o zaman taraftar da omuz verecek. Yarar da zarar da kulübe sonuçta, dortmund dibi gördüğünde bütün tribün kombinelere koşmuştu. Oturduğumuz yerden beklenti içinde olunmamalı, özellikle bu sezon olimpiyata gidenler kombineli olsun olmasın kulübün anahtarının gerçek sahipleridir.

Emir Eri dedi ki...

benim bahsettiğim zaten vodafone kampanyasıydı, pasolig olayı benimde çok benimsediğim bir olay değil, istanbulda yaşamadığım için de kimseyi maça gitmiyor diye zorlayamam, çünkü yeşilköy-kutköy arası mesafenin 2 saat civarı sürdüğünü bilirim ama bu kampanya biraz daha başka birşey sanki, kombineye gücün yetmez, maça gitmeye gücün yetmez anlarım da sabahtan akşama kadar konuştuğun peşinde kanal kanal koştuğun takımına; 1 - 3 - 5 lira da olsa katkıda bulunamıyor musun? Kasım 2014'te vodafone'un 20,6 milyon kullanıcısı olduğu söyleniyor, bakkal hesabıyla, bireysel 100 bin Beşiktaşlı kullanıcısı olsa, 1 liradan ayda 100 bin lira yapar yahu! aylık toplam gelirin 35 bin civarında olduğu söyleniyor. uydurduğum rakamın yarısı bile değil.

Bu yorum yazar tarafından silindi.

Üç tane güzel yorum gelmiş, onların hiçbirine itirazım yok, sonuna kadar katılıyorum.

Kombine alınmalı, Vodafone kampanyasına katılınmalı ve derbi maçta fedakarlık edip dünyanın öbür ucunda da olsa gidilmeli konularında kesinlikle haklısınız. Bunlar doğru istisnalar.

Özellikle Vodafone kampanyasını ilk günden beri destekliyorum, hem bu kadar avantajlı hem de taraftar için uygun ve ulaşması kolay başka bir imkan olamaz. Vodafone, sıradan masraflar dışında tek kuruş para almıyor, üstelik üç farklı seçenek sunuyor, adamlar bizim için daha ne yapsın? Kesinlikle bunun affı yoktur. Bunu gördüğümden beri "şirketçi" adam oldum çıktım, her yerde onları savunuyorum çaktırmadan.

O zaman da yazmıştım, "Vodafone, Beşiktaşlı oldu" diye.

Ayrıca önceki yazımı, internetteki genel ortama binaen yazmıştım, buradaki arkadaşları kast etmemiştim, onu da belirteyim.

Özgür dedi ki...

Az önce biten hazırlık maçını izledim. Çok kısa bir değerlendirme yapayım, ilk yarıdaki Beşiktaş'a ile Avrupa Kupaları ve derbiler hariç kalan tüm maçlarda gözüm kapalı güvenirim. İkinci yarıdaki Beşiktaş'a güvenmem. İlk yarıdaki genç oyuncular ve yeni transferimiz çok iyiydi bence.

kokocambo dedi ki...

Açıkçası fo ve anç her stadla ilgili konuştuğunda, özellikle ançnin son stad içi yayında söylediklerinden taraftardan bu süreçte yeteri kadar desteklemediğini mağrur bir yüz ifadesi ve suçlama yöneltmek istemeden destek talep etmesinden anlaşılabileceğini düşünüyorum. Reklam yapılmıyor denilemez, sosyal medya stad başladığı andan itibaren çok sık bir şekilde kullanılıyor, tvde defalarca stad ve ilgili destek reklamları en çok izlenen kanallarda yayınlandı. Bilemiyorum, çok daha iyisini yapabiliriz ya, gidemesek yolda cep telefonundan bile izleyebiliyorsun maçı. Küfretsen de kanala, yayın geliri var diye düşünüyorsun bir şekilde katkı diyorsun. Hele son tl kampanyası daha ne olsun dedirtiyor. İşler çok da zor değil kısacası. Duvar yazılarıyla devrim olmuyor.

planck dedi ki...

hazırlık maçlarını izleyebilen olmadı mı yahu?

Özgür dedi ki...

@planck
İnternetten izledim. Bu seneki güzel oyunumuz kaldığı yerden devam ediyor bence. Yeni transfer Milosevic iyi bir transfer bence. Bu yıl yabancı sınırından dolayı olmaz ama önümüzdeki yıl Stoper Atınç-Milosevic, ön libero da Atiba Pedro iyi olur gibi geliyor.

Basar dedi ki...

Ben transferden vazgectim arkadas! Daniel Opare kim yahu?

Sampiyonluga giden takim Protekiz'de henuz bir mac bile oynamamis adami mi transfer eder? Adamin profesyonel maclarda henuz golu yok...! Bu mu Besiktas'i forse edecek adam?

Övünç dedi ki...

Opare'yi ilk keşfeden Real Madrid'dir . İyi scout edilmiş bir adamdır ama Real altyapısında çok ağır sakatlıklar yaşadı pek oynayamadı.

Belçika'da baya parlak sezonlar geçirdi. Dünya Kupasında da Premier League ekiplerinin takibindeydi. Kararını Porto'dan yana vermiş.

A takıma niye alınmadığını hiç bilmiyorum. Ha alınsa da Danilo'yu kesmesi baya zor zaten fakat bizim seviyemiz için idare eder bir oyuncu bence.

Orayı idare eder bir adamla kapatmak istedikleri belliydi zaten. Serdar ile rotasyona girecek bir adam bakıyorlardı .

Her ne kadar hiç sevmesem de Motta şu an oynamalı. İsmail gerçekten berbat durumda ve hiç bir toparlanma ışığı göstermiyor. Bu durumda ilk 11'e sağbek koyabilmeniz için ya Cenk Tosun'u oynatmanız , ya Oğuzhan'ı oynatmanız , ya da yerli bir merkez orta saha alıp , Atiba'yı kesmeniz lazım. Stoperlerden biri her durumda yabancı olmak zorunda.

Tolgay'ı almayı planladıklarına göre Atiba - Sağ bek - Sol bek rotasyonlarını göreceğimiz kesin . Burada direkt 11'e yazılacak sağ bek demek Atiba'yı yedeğe yazmak demek . Bunu da hesaplamak lazım .

Geçen sene Dany transferinde olduğu gibi arkasındaki mantığı anlayabiliyoruz fakat içimize sinmiyor orası ayrı bir konu.

ideal 11 dedi ki...

tolgay arslan ı izledim.bence harika bir CM.

beşiktaş alırsa büyük iş yapmış olur.

BJK4EVER dedi ki...

Transfer doneminden pek memnun degilim acikcasi.

Milosevic iyi ve potansiyelli gibi gozukuyor. Ama iyi oyuncu, kotu transfer gibi duruyor. Stoper rotasyonumuza bakacak olursak:

Franco: Seneye net oynar, potansiyeli ve kalitesi belli.
Ersan: Simdilik idare ediyor, ama takim level atladiginda, mesela derbi maclarinda veya CL'de guvenebilirmiyiz? Bence hayir, ama rotasyon icin yeterli.
Atinc: 4. stoper olarak yeterli, potansiyelli.
Sivok ve Toraman seneye olmayacagi icin degerlendirme disi.

Bence yapmamiz gereken sey gayet basitti. Devre arasinda veya sene sonunda Franco'ya es olabilecek, onun ozelliklerine ters (yildirici, sert, tecrubeli, Zago Ujfalusi tarzinda) kaliteli bir stoper almak, Ersan'i rotasyona atip stoperi tamamlamakti.
Bu oyuncu yillik 2-2.5 milyon euro maasla rahatlikla bulunurdu, ki Sivok ve Toraman gidince butce acigi da olmuyor zaten. Isim bilemem su an, ama Terry, Vidic klasmaninda ve tipinde oyuncu bakilmaliydi.

Su anki rotasyonda sikinti varsa ve bu tip adam bulunamiyorsa gecici olarak 6 ay kiralik bir formul denenebilirdi.

Su an Milosevic'i aldik, ama sadece rotasyon sismis oldu. Seneye hepsini toplasan 3 CL macina cikmamis stoperle mi CL'ye girecegiz? Husran olur.
Ki Milosevic'e 1.5 milyon euro para verdik. Acikcasi para sikintisi cektigimiz donemde boylesine luks bir transfere gerek yoktu bence.

Onun disinda Pektemek'e 1.3 milyon euro onermisiz deniyor. O da net yanlis. Ba ve Pektemek rotasyonu varken yapilacak sey seneye ucuz potansiyelli, senelik 500-600 bin euro'ya oynayacak bir yabanci bulmakti ve Pektemek'le dusuk bedelli (500-600) bir sozlesme imzalayip onu kiralamakti. Cunku oynamadikca level atlayamayacak ve seneye zaten bizde rotasyona giremeyecek, o da kesin.
Yabanci siniri 14'e cikmisken M.Pektemek'e senelik 1.3 milyon euro vermek net gerizekalilik.

Opare transferine karsi notrum sadece. Hepimiz Serdar'i yedek birakacak capta Maxi Pereira veya Linnes kalitesinde bir adam isteriz de, Serdar son maclarda iyi oynuyor ve maddi durum yeterli olmayinca boyle bir cozum dusunulmus demek ki. Ki Opare'nin oynadigi takimlara ve kariyerine bakilirsa bos beles adam olmadigi gozukuyor (son yarim sene oynamamasina ragmen).

Ama stoper ve M.Pektemek konusunda net kadro planlamasi zaafiyeti var. Ve hala orta sahaya sertlik katacak kaliteli bir oyuncu dusunulmemesi de dusundurucu.

turkkant dedi ki...

Devre arası transferleri gösteriyor ki, kulübün şu anda büyük paralara adam alacak parası yok. O yüzden eleştirmek zor. Bana kalsa Veysel uzun süredir oynamamış yabancı bir bekten (5 yabancılı kuralda) daha iyi bir rotasyon transferi olurdu, ama muhtemelen taraftar tepkisinden çekindiler.

Stoper konusunda da BJK4EVER'ın bakış açısı doğru. Bu transferin anlam kazanması için Ersan'la sözleşme yenilemeyip seneye usta bir stoper + 4. stoper Atınç yapmak gerekir. Ama görünen o ki, Ersan'la da sözleşme yenilemişler.

Bence en büyük saçmalık şu anda Ersan'ın 1,3 m. euroluk 4 senelik sözleşmesi. Genç olsa anlarım. 28 yaşına gelmiş, bundan ötesi yok, mevcut seviyesi bile ilk 11 için yetersiz, 30'dan sonra muhtemelen Gökhan Zan'laşacak. Bu seviye bir stopere bu kontratı vermenin mantığı ne? Muhtemelen tamamen ahbap çavuş mantığıyla yapılan bir işlem var orada.

Cenk ve Ersan kontratları aslında göründüğünden büyük zarar veren kontratlar. Bu sene çoğu oyuncu Cenk'in aldığını emsal gösterdi. Pektemek'te yaşanan problem de bu. Şimdi takımın maaş dengesi diyorlar... Hangi maaş dengesi? Kolombiya milli oyuncu senelik 700 bin euro alırken, Ersan neden 1.3 m. euro?

kokocambo dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
kokocambo dedi ki...

Sadece Ersan değil, Ozi ve Cenk'in kontratlarının da neden fiyat artırılarak güncellendiğini ben anlamamıştım. Bu mantıktan bakarsak, Franco'nun da sene sonunda şampiyonluk, uefa'da iyi bir yerde bitirmek durumunda 1milyon'dan başlayan bir güncelleme söz konusu olması lazım. Ben buna karşıyım. Oyuncu başladığı gibi bitirsin kontratını. Ha, elden kaçırmak istemiyorsan da sözleşmesi bitmeden bir sene önce hemen yaparsın sözleşmeyi ve parasıyla çıkarırsın elden çıkaracaksan da. Ben yönetimin bir yandan elinin bağlı olduğunu düşünüyorum. Fiyatlar hemen keskin bir düşüş göstermeyecek, bir geçiş dönemi yaşayacağız. Üstelik, sezon sonunu beklesek, yeni sezon transferleri için zaman kaybı ve pazarlık kalitesini düşürecekti. Sonuçta Veli'deki fiyat artışını bekliyorduk da, kaleci Cenk'in şu şartlarda 500-600binden fazla oynaması zarar ziyan. Ayrıca, tüm bunlar kap'a geçildi mi yahu? Haber olarak gördük ama.

Edit: Kap'ta herhangi bir bildirim görmedim sözleşme uzatmalarına ilişkin. Gözümden kaçtıysa düzeltsin.

Coolio dedi ki...

Şu ana kadar KAP'a bildirilmiş olan hiçbir iç transfer sözleşmemiz yok. Dolayısıyla ben bu beşli (Ersan, Mustafa, Atiba, Veli, Cenk) hakkında basında çıkan ücretlere inanmıyorum. Elbette 500 bin Euro olmayacaktır çünkü diğerleri ile aralarında uçurum olmaması gerek ama 1.5 de olmayacaktır!! Haa sen o kadar etmessin diyorlarsa da sözleşme yenilemezler zaten. Şu an yönetimin kafasını karıştıran şey de bu zaten. Bu adamlara o kadar yüksek ücret vermek istemiyorlar ama şampiyonluk yarışında bu adamların uzatılmayan kontratları kafalarını karıştıracak ve performans kaybı olacak diyede korkuyorlar. Dolayısıyla ortada buluşmaya çalışıyorlar (1 euro civarı). Oyuncularda bu kozu kullanıp daha fazla istiyor ve sürec uzuyor..

bu konuda yönetimi neden geçen sezon sonu bu kontrat işini bitirmedin diye suçlayamayız çünkü yabancı kuralı ha değişti ha değişecek derken, uefaya mı gidicez şampiyonlar liginemi gidicez derken bu işi yapmalarını bekleyemzdik. Beklemeselerdi zaten hepsi şu an en az 1.5 ile kontrat uzatmıştı. yani kötü hamle yapmış olacaklardı. ülkemizdeki düzensizlik kısır döngü gibi birbirini sürekli etkiliyor.

Ayrıca dış ara transfer olayında da Miloseviç ihtiyacı karşılamaz demek yanlış oluyor çünkü zaten yönetim ihtiyacı karşılasın diye almadı onu. Maddi sıkıntı (stad inşaatı nedeniyle) ve devre arası dar bir oyuncu havuzu olması nedeniyle ihtiyaca yönelik oyuncuları (adı sanı olan defans ve orta sahalar) önümüzdeki sezon başına bıraktılar, hemde stad açılışına katkı yapsın, kombine sattırsın diye. Dolayısıyla bu ara transfer döneminde alınanların hepsine kadro derinliği katmak ve ileriki dönemler için yatırım gözüyle bakalım derim. En azından yönetimin düşüncesinin böyle olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla eleştiriler yanlış bir altyapı üzerine kuruluyor. Haa dersenizki eyvallah yatırım amaçlı alındı o adam ama 1.5 euro bonservis fazla olmuş, o zaman ödenen parayı tartışırız ama gerekliliği tartışmak şu anki şartlar altında yanlış bence.

Yorum Gönder

Ara