.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
17 Aralık 2014 Çarşamba

Blogda yeni dönem


Merhabalar herkese,

Bu blog başladığında, tek derdimiz o zamanın baskın futbol tartışma ortamı olan Ekşisözlük'teki dalgalanmalardan (ergen muhabbeti de diyebiliriz) kaçıp Beşiktaş konuşmaktı. Beşiktaş'ı konuşurken futbolu konuşmaktı da tabii amaç. En baştaki yorumları ve post'lardaki amatör tonu gidip okuyabilirsiniz, ben geçenlerde bindim o nostalji trenine... Gel zaman git zaman blog büyüdü, nasıl oldu biz de anlamadık, büyüdü ve yıllar boyu anlamakta zorlandığım "marka" mevzuunun bizzat bir örneğini yaşar oldum. Troll'üyle, farklı takım taraftarlarıyla, acayip bir platform oluşturduk ve çok zevkliydi her şey. O zamanlar Türkiye'de büyüyen bir spor blog'u kültürü de vardı ve hakikaten futbolun nasıl konuşulduğunu değiştirebileceğimizi dahi sanmıştık.

Şimdi kronolojik sırasına bakmak istemedim tekrar o günlere kapılmamak için, ama tabii ki sürekli olmadı o dinamik herkesin bildiği gibi. Seçimleri gene Demirören'in kazanması; başarısızlıkla sonuçlanan, birçok platformda tepki gördüğümüz hatta tehdite kadar varan işlerin yaşandığı Demirören protestosu; Türkiye'de Blogger'ın yasaklanması; Twitter'ın icat olunması; Demirören'in son döneminde taraftarın yaşadığı sarsıntının bloga yansıması derken epey bir dinamizm kaybettik. Üzerine şike davası geldi, Demirören TFF başkanı oldu... Blog'un adeta ruhu kalmıştı burada sadece ama gene arada konuşuyorduk futbol çünkü blogu yaşam destek ünitesinde iken ziyaret eden ve yorum bırakan okurlar oldu ki hakikaten ben hâlâ daha inanmakta zorluk çekiyorum bu güne kadar geldiğimize.

İbrahim Altınsay ve yeni yönetim kurulu ile bir silkindik, sonra malûm seçimler ve gene umutsuzluk gibi bir döngü başlayacaktı ki Önder Özen ve Slaven Bilic'in attığı tohumlarla Beşiktaş'ın, o bizim blogu ilk açtığımız dönemdeki heyecanını dahi misliyle katlayacak bir dönemine şahit olurken bulduk kendimizi. Blogda yıllardır yazdığımız finansal tablo eleştirileri, transfer plansızlığı, yönetim basiretsizliği vs. hepsini düzeltme yolunda ilerliyor Beşiktaş. Türkiye'de bu yolun sonuna varılabilir mi, kestirmek güç ama benim bu blog'a yazmaya başladığımdaki beklentilerimi karşılayabilecek potansiyelde bir Beşiktaş izliyorum 1.5 yıldır.

İşte zurnanın zırt dediği yer de bu. İzliyorum izlemesine, ama artık yorulmuşum. Ne maç post'larını açabiliyorum zamanında, ne Karne değerlendirmelerini istediğim rutinde yapabiliyorum. Gürcan, ki beautiful freak ile kurmuştu bu blogu, o da yoruldu diğer yazar arkadaşlarla birlikte. Kafamızda kurduklarımızı yapamadık, ama işin komiği tarih bizi oraya sürükleyince de yorgun düştük.

O yüzden, sizin de defalarca dile getirdiğiniz gibi, taze kana ihtiyaç var. Çünkü bu bloga, bu ortama dair yapabileceğimiz minimum şey devamını sağlamak. Buraya gelip yorum bırakan arkadaşların yorumlarının daha gündemde, daha güncel olmasını sağlayacak insanları bulmak. Beşiktaş haberlerini derleyip toparlayacak, yeni fikirler verecek yazarlarla şu ortamın kendine has albenisini sürdürebilmek. Kimbilir, belki mevcut yazarlara da yeni bir dinamizm sağlar bu.

Buraya kadar işin duygusal kısmıydı, şimdi teknik kısma geçeyim:

Bloga yazar almak işinin kendine has zorlukları var. Burayı ayakta tutan herkesi yazar yapmak en hakkaniyetli tutum belki ama bu sefer herkesin yazdığı, kimsenin okumadığı bir yere dönüşme riski de barındırıyor. Birden bir sürü yazar almak o yüzden en optimum davranış değil. Yazarların isimlerini koyup anket yapsak, bu sefer aklımıza gelmeyen isimlere haksızlık. Belli bir kota belirleyip anket sonuçlarına göre davransak bu sefer de aşırı mekanik bir süreç yaratmış olacağız zira internet ortamında yapılan anketlerin sağlığı malûm.

O yüzden şu yöntem en iyisi olacak gibi: Aşağıya eklediğim anket formuna yeni yazar olarak görmek istediğiniz isimleri ekleyin, yazar olmak istiyorsanız da kendi isminiz, iletişim bilginizi (Twitter, e-mail vs. fark etmez, bilgiler gizli kalacak ama ulaşılabilecek bir şey olsun yeter) ve de en çok yazmak istediğiniz/yazabileceğiniz alanı ve yazma sıklığı tahmininizi ekleyin. Bu form "sonuçları açıklanacak" nitelikte bir form olmadığı için bir anket olmayacak, fakat bize ne kadar yeni yazar görülmek isteniyor, hangi isimler ön plana çıkmış, hangi konularda katkı alabiliriz, bizim hatırladığımız/hatırlamadığımız kimler var gibi bir "danışma" fonksiyonu görecek. Yeni katılan yazar arkadaşların katkı düzeyine göre de oradan sürekli bir dinamik yaratmak mümkün olacak, yani diyelim bu hafta iki kişi aldık ama baktık gene bir yerde eksiğimiz var, bir iki kişiye daha soracağız vs. Böylece "çok sayıda yazarı olan ama kimsenin yazmadığı atıl bir blog" olmaktan çıkacağız hayırlısıyla, çünkü öteki türlü yürümediğini gördük.

Dediğim gibi bu "şu kadar yazar aldık, bunlar seçildi, blogun devir teslimi tamamlandı" gibi bir mutlak süreçten ziyade "gene aynı şekilde yazıp çizmeye devam ediyoruz ama maç başlıkları, önemli haberler, enteresan yorumlar eksik kalmıyor" gibi dinamik bir süreç olsun. Darılmaca gücenmece olmasın, blog'u yaşam destek ünitesinden çıkaralım.

Umarım derdimizi anlatabilmişimdir. Görüşlerinizi/katkılarınızı bekliyoruz.

Tekrar blog'u bugünlere getiren her yorumcuya ayrı ayrı teşekkür ederiz gerçekten. Buraya kadar gelmişken devam edelim bari. Çünkü galiba "bu sene o sene, o takım bu takım". Öyle olmasa bile bu takım güzel takım.



49 Yorum:

james sneijder dedi ki...

Bu atılım için blog yöneticilerini tebrik ediyorum.

Daha önce de değinmiştim; yorum yapma şeklim itibariyle (insan herhalde en iyi kendisini bilir, ya da bilmeli) post açma/yazar olma halinde hiç değilim. Çok sık yorum yapma formatındayım çünkü. Bence en ideal adaylar, illa ki az yorum yazsınlar değil, ama öz yorum yapanlar.

Buna göre adaylarımı yazacağım.

Hayırlı ve uğurlu olsun.

cochise dedi ki...

Anketi henüz cevaplamadım zira üzerine biraz düşünmek istiyorum ama gerçekten böyle bir çabaya girilmesine çok sevindim. Maç anketi puanlarına baktığımızda 100 civarı bir kitlemiz var. Ve bence bir blogu sürdürmeye yetecek kadar değerli bir rakam.

@james sneijder
kendi hakkındaki düşüncen elbette seni bağlar ama ben de bilakis senin gibi sık ilgileneceğine rahatlıkla güvenebileceğimiz birinin yazar olmasa bile admin olması gerektiğini düşünüyorum.

james sneijder dedi ki...

@cochise. teşekkür. fakat uzun süredir oynadığım online oyunlar vasıtasıyla adminliğimden cacık olmayacağını da teyit etmiş biri olarak benden user olur diyorum. iyi de olur. bolca yazarım :)

BJK4EVER dedi ki...

Acikcasi blogu baya uzun zamandir takip eden ve son zamanlarda fazla yazmayan biri olarak ben de yazmak isterim. Tek korkum istikrarli bir sekilde yazamamak, cunku meslegim geregi (denetim) baya yogun bir doneme giriyorum. Ki yazi konusunda oldukca titizim; az, ama oz ve uzun yazmayi tercih ederim genelde, o yuzden oldu bittiye getirmeyi dogru bulmam. Ama sanki blogtaki olu topragi atmak lazim biraz. Bundan 5-6 sene evvelki tartismalar, heyecan yok sanki. Yazar ve post sayisi artinca olur mu bilemem.

planck dedi ki...

@james,

başlık açsan yeter abi, her başlığa yazı girmeye gerek yok. maç gecesi karne yayınlansın, ertesi gün de bir sonra ki maçın başlığı açılsın yeter. yazı yazmak isteyen ayrıca başvuru yapar zaten.

BesiktaskUlan dedi ki...

Sonunda beklenen gelişme gerçekleşmiş, sevindim.

Aday değilim ama kafamda birçok adayım var, formu da zamanı gelince doldurmayı düşünüyorum.

Fakat itiraz ettiğim bazı noktalar var;

1- Açıklama bana kafi gelmedi. @shelby duygusal bir insan, onu biliyoruz ama böyle bir süreçten "yorgun çıktık" bahanesini kabul etmiyorum. Senin de dediğin gibi, en formda, en özlediğimiz takım sahadayken, "yorulduk" gibi bir laf gerçekçi durmuyor. Bizler yorulmadık mı? Aylarca sizden "güncel post" açmanız dışında bir talepte dahi bulunmadık. Bunun adına yorgunluk değil, umursamama, bırakıp kaçma denir. Belki paranoyak olmuşumdur, ama sizden gerçek sebepleri duymak istiyorum. Koca blogta, shelby hariç herkes mi yorgun arkadaş?

2- Yönetim kadrosunda şu anda kimler yazar, kimler blogta aktif, kimler uğraşıyor, didiniyor -shelby hariç- bilmemiz gerekiyor. Eğer kurucuları bile bu siteyi terk ettiyseler haber vermelisiniz. Belki de kurtuluşu olmayan bir süreçtir, insanları daha fazla "yormanın" anlamı yoktur. Gürcan'la görüşüp görüşmediğinizden bile şüpheliyim doğrusu...

3- Yeni yazar alma tavrınızı da -yazar alımı değil, alma şekli- yanlış buluyorum. Uzun uzun cümlelerin altında yatan, "sadece yeni post açacak" teknik eleman ihtiyacı göndermesi hoş değil. Madem biz aramızdan birini seçeceğiz, o zaman net bilgiler vermelisiniz, sadece post mu açacak, birkaç yazı mı karalayacak, en önemlisi o kime bağlı olacak, kim kimi kontrol edecek, bugüne kadar sitedeki işleyiş nasıldı, o adam nasıl bir ortama girecek? Tek tek açıklamalısınız.

4- Bu yeni yazar arkadaşların katkısı ile site şaha kalkar, kendini bulur, önemli bir mecra olursa, bazı adminlerin "yorgunluğu" bitecek mi, bitmeyecek mi, şimdiden bilmeliyiz. Eğer aralarında dönmek istemeyenler, umudunu kesenler varsa, şimdiden ayrılsınlar. Yarın öbür gün, "ben geldim, nasılsınız?" derseler olay çıkar hakikaten.

5- Kim dönecek, kim dönmeyecek kesin bir karar verilsin. Madem dinamik ve yeni bir hareket arzu ediliyor, gelecekteki karmaşanın önüne geçilsin. Moda söylemle, kurumsallaşsın burası. Bizler, kimler admin, kimler değil, kimler asla olmayacak, kimler tövbe etti, bilelim.

Kısacası, yeni yazarları belirleyelim, çok güzel insanlar var, onları seçelim ama bu süreci Demirören gibi yönetmeye kalkmayın.

Doğru düzgün bilgiler verin, kimsenin gelecekte keyfi kaçmasın.

Umarım kimseyi kırmadan derdimi anlatabilmişimdir.

Emre Toraman dedi ki...

Burada birçoğunuza göre epey yeniyim ve kalemime güvendiğimi de pek söyleyemem ama düzenli maç postu, karne ve karne sonuçları konusunda öncelikle @james sneijder olmak üzere, başka bir arkadaş sorumluluk almak istemiyorsa ben bu görevi standardına uygun yapabilirim. Home office yazılımcı olduğum için bilgisayar başında geçirdiğim süre epey fazla.

Ama dediğim gibi james sneijder veya başka biri bu konuda gönüllüyse haddimi bilirim :) Ayrıca anketi doldurmadan önce kimin hangi alanlarda yazı yazmak istediğini ve kimin hangi alanlarda yazı okumak istediğini bizim de görmemiz daha sağlıklı bir süreç doğuracaktır bence. Şu güne kadar birçok okurun birçok yorumunu beğenmiş olsam da, belki görece yeni olduğum içindir, şu isimler yazar olsun diyecek kadar bir izlenim yok şahsen benim kafamda.

Bu tarz gönüllü işlerde mükemmeliyetçi sistemler aramanın adil olmayabileceğinin de farkındayım ama bu denememeyi gerektirmez diye düşünüyorum. Bu nedenle @BesiktaskUlan'a şeffaflık, kurumsallık ve netlik konularında katılıyorum.

Blogda bu kadar yeniyken, böyle yapısal bir konuda bu kadar yorum haddim midir bilemiyorum ama Bertrand Russell'ın "Dünyanın en büyük sorunu, aptallar özgüven içindeyken akıllı insanların kuşkuyla dolu olmasıdır." sözünü hatırlatıyor, faydalı olabilecek arkadaşların gereksiz mütevazilikten kaçınmasını tavsiye ediyorum.

Oncelikle sunun altini cizeyim: Yazarlik bir imtiyaz degil, bir mesuliyet arkadaslar. Bloga icerik uretme konusunda ciddi sikinti cektigimiz icin bu girisimde bulunduk. Eksi Besiktas'in senelerdir uzerinde yurudugu bir cizgi de var nihayetinde, oyle ya da boyle. Fakat apacik bir atalet icindeyiz de.

Oncelikli amac su: Blogun cizgisi bozulmadan, eski dinamizmine kavusturabilir miyiz? Baktik olmuyor, o zaman cok daha radikal seyler de yapilabilir.

Bu post'un ve anketin amaci bir "ameliyat" yapmak yani. O teknik aciklama bu yuzden.

Besiktaskulan'in sorularina da elimden geldigince cevap vereyim:

1- Blogun 6 bucuk senesi doldu. O donemin bloglarinin hepsinin durumu ortada, Noat'indan Cartalete'sine, Borges'inden digerlerine... Birakip kacma yok. Yazida bir paragrafta ozet gectigim seyler zamanla blog dunyasina aidiyeti yipratti ama hayat bir yandan devam ediyor, hakikaten mesele bu kadar basit. 6.5 sene boyunca buradaki yazarlar is degistirdi, evlendi, cocuk sahibi oldu... 6.5 sene yahu :)

2- Yazar listesi guncellenecek anketten insanlarin beklentilerini anladiktan sonra.

3- Sadece yeni post acacak teknik eleman alinmayacak. "Sitede hangi konulari gormek istiyorsunuz?" sorusunun bir anlami var. Yazmak isteyenlerin hangi konularda yazmak istedigini sormamizin da anlami var. Meseleyi "guncel post acacak eleman"a indirgeyerek savusturmak isteseydik, simdiye kadar yapilacak en kolay is o olurdu.

4- Ya bu "admin" lafi sanirim forumculuk geleneginden geliyor ama blog dunyasina uygun degil bence. Hicbir maddi getirisi olmayan, maksatin fikir teatisi oldugu bir ortamda "o geldi bu gitti" kavgasi olmasini aklim almiyor benim. Daha once de almamisti, galiba hicbir zaman da almayacak.

5- Yazida da belirttigim gibi, bu bir surecin baslangici. Beklentileri ve gidisati gormeden kesin hamlelerde bulunmak yanlis ve yipratici olabilir.

sadrazam dedi ki...

Teo olsun. Bir tane de trol lazım.

Şaka bir yana politik görüşlerine ve Çarşı ile ilgili duruşuna her ne kadar katılmasam da @alper'in yazılarını keyifle okuyorum.
@Emre Toraman mesleği gereği foruma teknik açıdan da çok faydalı olabilir. Hatta belki "like" butonu bile koyar:)
@james sneijder, @BJK4EVER, @BesiktaskUlan bu arkadaşların hepsinin foruma dinamizm kazandıracaklarından hiç şüphem yok.

Coolio dedi ki...

Benimde aklıma ilk Teo gelmişti..
Yalnız takımın bir süredir oynadığı oyun ve sıralamalarda bulunduğu konum ile Teo'dan ses çıkmaması arasındaki ilişkiyi çözene büyük ödül varmış.. Bir de GS'nin 4x4'e bağladığı dönemi de bu ilişkiye dışsal değişken olarak katıp anlamlı sonuç çıkaran ise jüri özel ödülünü alacak.

d.amokachi dedi ki...

Eleştirilere olumlu yaklaşıp böyle bir girişimde bulunduğu için teşekkür ederim kendi adıma ekşibeşiktaş ailesine. Doldurdum anketi ve bende daha fazla yorumlarda bulunmaya gayret edeceğim. Akil Beşiktaşlılar buraya daha çok yazmalı daha çok tartışmalı...

Övünç dedi ki...

Bu konuda bir adım atılması gerekliydi.

Shelbyl'in de söylediği gibi insanların önceliklerinin değişmesinden doğal bir durum yok . Yine bu işin maddi yönden bir getirisi de olmayınca sürdürülebilirliği sağlamak bir yerden sonra çok zorlaşıyor bu kısım da doğru.

Burada yeni yazarlar , yeni içerikler eklenmesi dışında altyapı kısmı "blog ahalisinden" diye bir şekle bürünüp herkesin katkı vermesi de sağlanabilir.

Bizim bir çizgimiz var , bir yaklaşımımız var diyebilirsiniz ama burası okuyucuları kadar var olabilecek bir yer sonuçta . Çoğunluk fikirlerini yorumlar kısmında iletmekten memnundur ama atıyorum sırayla haftada-ayda bir uzun yazılar karalamak ve daha fazla insana ulaşmasını sağlamak da hoşlarına gidecektir. Bunu yapabilecek akıcılığa , dil bilgisine , taktik analiz yetisine sahip , Beşiktaş'ı takip eden pek çok insan var.

Şahsen ben buraya yorum yazarken bile pek çok siteye girip istatistik kontrolü yapar düşündüğüm hususa destek bulmaya çalışırım . Pek çok arkadaşında buna özen gösterdiğini görüyorum. Kimse aklına ilk gelen şeyi yazıp gitmiyor.Bu da yukarıdaki bahsettiğim mevzunun gerçekleşmesi bakımından olumlu bir veri.

Ben ankette de belirttiğim gibi zaman buldukça (muhtemelen 2 haftalık periyotlarda) basketbol takımı hakkında güncelleme yapmaya , zaman zaman da futbol takımı ile ilgili karalama yapmaya talibim.

Herkese saygılar.


BesiktaskUlan dedi ki...

Evvela @shelby'e cevapları için teşekkür ederim.

Diğer yandan bazı noktalar yanlış anlaşılmış, neticede biz de koca adamlarız ve öncelik sırası elbette tahmin edilebilir bir değişkendir. Benim takıldığım nokta başkaydı, neyse ki diğer şıklardan birinde cevabımı almış bulunmaktayım.

Öte yandan "post açacak teknik eleman" mevzusu da Övünç'ün açılımını yaptığı konuya bağlanacaktı. Hatta görev ve yetkileri sorarken de kastım, çok sıkışık bir düzene geçilme korkusuydu. Yine üç beş kişiden ibaret bir yapılanma olacaksa, sorunun esas kaynağı çözülmez diyecektim. Neden? Çünkü post açılması bir sorun olsa da, esas mevzu tartışacak konuların sığlığıdır aslında. Şöyle örnek vereyim;

Ben basketbol takımımız ile ilgili iki farklı yorum okumak istiyorum. Kafadan iki yazar oldu bile, oysa en az 3 farklı futbol yorumu (biri istatistik, biri teknik analiz, diğeri gündem vs...) şeklinde görmek isterim. Kişisel fikrimi söyledim ama ona benzer bir yol izleyeceğinizi umuyorum.

Yine de az sayıda kişiye pek sıcak bakmıyorum, yeterli ahengi sağlamaz. Ayrıca Övünç'ün önerisi, sizin kademeli geçişiniz için çok daha uygun. Hem böylece esas kalıcı yazarlar kendini daha rahat gösterebilir.

Ayrıca en az bir beş senedir burada olduğumu tahmin ediyorum.

Buranın ne sizin ne de bizim için bir mecburiyete dönüşmesini elbette istemem. Blog olmanın mantığı özgürlüktür zaten. Fakat buranın potansiyeli, bahsi geçen sitelerden daha yüksek. Ayrıca onlar da farklı noktalara evrildiler, blogları geride kalmış olsalar da yeterince önemli konumlara yükseldiler. Temel amacımız, -upuzun vadede- belki medya denilen zımbırtıya buradan bir yazar göndermek bile olabilir.

Mesele dikkat çekmek, en azından bana göre.

Son olarak, "admin" demeyelim de Mahmut mu diyelim? Gayriihtiyari bir laf, onu da belirteyim.

Barreto dedi ki...

Kendinden emin aksatmadan düzenli yazabilecek herkes yazsın; makul ve mantıklı yazmayan/yazamayanlar bir şekilde kayboluyorlar (Theo nun kaybolmaları gibi).

Ayrıca, "Serbest Atış" gibi bir bölüm olsa, düzenli yazamayan fakat ara sıra uzun yazmak hatta bir kaç parçalık yazı dizisi sunmak isteyen olursa böyle bu bölümü kullanabilse fena olmaz.

Ben şahsen periyodik yazabilecek durumda değilim, taahhütte bulunamam. Bazen saçmalarsınız altında 100 yorum görürsünüz. Bazen harika bir yazı okursunuz altında sadece elinize zihninize sağlık babından bir kaç yorum. O nedenle yazabilecek herkes yazsın, Türkçesi iyi olanda kötü olanda, zamanla blog yeni haline oturacaktır.

james sneijder dedi ki...

shelbyl olayı özetlemiş, sorumluluk işi diye. Ben ortamdaki imkanları sömürüp kafamdakileri yazıyorum. Post açmak, genel yazı yazmak vs bana uymuyor. Blogun kullanıcıları arasından bunu yapabilecek bir sürü değerli arkadaş da var.

Sadece: Beşiktaş Kulübünün maçları için temelde her hafta sabit 2-3 temel başlık açma durumu var, futbol ve basketbol maçları bakımından. Bunlar standart olmalı.

Yazarlık konusunda da shelbyl'e katılıyorum. Yazacak çok değerli ve bilgili arkadaş var. Fakat blog akışı one-way ticket formatında olduğu için maç postları ya da önemli teknik konular araya kaynayabilir. Teknik olarak yazılar kısmı sayfada ayrı bir yerde durabiliyor mu onu bilmiyorum; olabilirse belki bu en optimum çözümü sunabilir.

Özgür dedi ki...

Okurların istedikleri konuları, buradan yazar olması muhtemel kişilerinde görmesi gerektiğini düşünüyorum o yüzden ben ankete yazdıklarımı buraya da kopyalamayı düşündüm;

"Karne konuları mükemmel bir uygulama.

Yabancı forumları ve siteleri takip eden arkadaşlar, Avrupa'da bizi takip eden sitelerin yorumlarını, rakiplerimizin yorumlarını falan buraya taşırsa iyi olabilir.

Eski efsane futbolcularımızla ilgili duygusal yazılar yazılabilir maçlarımızın olmadığı zamanlarda veya eski kazma futbolcularımızla ilgili eğlenceli yazılar.

Basketbol, Voleybol, Hentbol gibi alt dallarımızla ilgili postlar açılabilir. (Aslında kabul ediyorum çok fazla ilgi çekmez ama Hentbolda mesela çok iyiyiz bir değinmek fena olmaz)


Sağ taraftaki takip edilen blogların bir çoğu uzun süredir ilgilenilmeyen yerler, son yazısını bir yıl önce yazmış olanlar var, daha aktif bloglar ve Vodafone Arena'nın sosyal medya hesapları falan eklenebilir oraya.

Blogun teması çok basit ve göz yorucu gibi geliyor bana (Benim gözüm de bozuk olabilir bu konuda iddialaşamam.:D )"


Eski yazarların ilgilenmemesi ilgili şunu söyleyebilirim, Blogger( sanırım 2010 yılıydı) bir süre devlet tarafından engellendiğinde blogger dünyası ciddi anlamda kullanıcı ve okur kaybetti. Herkes diğer alternatiflere yöneldi. Bunu kendi kişisel blogumdan görebiliyorum, 30-40 kişinin takip ettiği zamanlarda blogum çılgın atıyordu, bir sürü yorum geliyordu, yorum haricinde ziyaret edilme sayısı da bir çok siteden fazlaydı. Şimdi yazdıklarım ise yorum almayı geçtim, görüntülenmiyor bile. E bu durumda da tabi bir şeyler yazma hevesi kalmıyor insanın. O yüzden kurucuların veya yazarların isteksizliklerini anlayışla karşılarım.

He bu arada favori adaylarımı da yazayım;

James Sneijder, Emre Torman, BJK4EVER, BeşiktaşkUlan.


Seni seçtim Pikachu gibi oldu ama kusura bakmayın artık. :D

raison dedi ki...

Bugüne kadar bu blogda yazdığım yorum sayısı bir elin parmaklarını geçmemiştir. Buna rağmen fırsat buldukça bloga girip yorumlara bakarım. Ahalinin fikirlerinin toplandığı mekanlardan birisi sonuçta.

Blogda yazan arkadaşların birçoğu farklı cümlelerle aynı şeyleri anlatıyor. Mesele her taraftarın söylediği ya da tv gazetelerdeki yorumculardan duyduğumuz yorumları burada tekrarlamak olmamalı. Farklı olanı görmek, farklı olgularla bağlantı kurabilmek önemli. Genelin düşüncelerinden sıyrılıp belli ölçüde özgünlüğü sağlayabilen yorumlar yapılabilmeli. Bunu yaparken de bilgiçlikten sıyrılabilecek ince çizgiye sahip olunabilmeli.

Bu tanıma bence daha çok Övünç ve BeşiktaşkUlan uyuyor.

JimmyLue dedi ki...

Tek aday uzerinde birleselim ve adini Theo koyalim :)

Coolio dedi ki...

Çatı adayımız Theo..

Basar dedi ki...

Ben Beşiktaş AŞ'nin pazarlama stratejilerini de arada sırada konuşmaya değer buluyorum. Sosyal medya kullanımı, ürün çeşitliliği, bilet stratejisi gibi...

Mesela 5 yaşa kadar forma basımı yok, İzmir'in köklü klüplerinden olan ama 2. ligde mücade eden Göztepe'nin bile taraftarlarının bebekleri-çocukları için forması var. Mesela son kartal yuvası ziyaretimde neden bu yıl çubuklu forma çıkartmadık soruma aldığım "abi her sene çubuklu forma çıkartsak bu sefer çubuklu forma satamayız" cevabı gibi konuları tartışmaya ve geliştirmeye değer buluyorum.

Ne kadar topic yazabilirim bilmiyorum fakat yorum yazmak için mutlaka çabalarım. Topic açmak kadar (hatta daha fazla) yorum yazmanın da önemli olduğunu düşünüyorum. Sonuçta konu yorum yazıldıkça açılıyor ve bakış açıları ortaya çıkıyor.

Blogla da ilgili yapılabiliyorsa teknik bir ricam olacak. Blog responsive designa sahip değil, cep telefonu ve tabletten girenler sıkıntı yaşıyorlar. Önümüzdeki 3 yıl içerisinde cepten yazılan yorumların çok daha artacağını düşünüyorum, forumun gelişimi açısından bu hususu önemli buluyorum.

Not: sizlere daha önce theo'nun uzun seneler depresyona girip yazamayacağını söylemiştim. Sanıyorum kehanetim gerçekleşti.

SinnFein dedi ki...

Ben bu siteye hergün giriyorum. Tüm yorumları eksiksiz okuyorum. Nadiren yorumda bulunmaya çalışan biriyim..

Yazar oalrak daha önceden bildiğim Övünç, yorumlarını beğendiğim James Sneijder(Nickini değiştirmek şartıyla! :p), Emre Toraman ve Choolise (ismini yanlış yazmış olabilirim :) ) yazarlarsa gayet verimli olacağı kannatindeyim.

Bu arada yukarıda mobil için geliştirme talebi gelmiş. ben hep mobilden giriyorum ve malesef anketleri dolduramıyorum. Anketlerin altındaki yorumları okuyamıyorum. Bu konuyu düzeltebilirseniz çok iyi olur...

EC dedi ki...

Baslik disi ama..

http://sozcu.com.tr/spor/besiktas-pfdkya-sevk-edildi-43424/

Yeter demirdoven yeter i sevmiyorlar.. Milli maclarda da bagirdiklarinda onlari da Besiktas hesabina yukluyorlar.. Para lazim TFF ye ve Besiktas i da zayiflatmak lazim mumkun oldugunca..!

ideal 11 dedi ki...

Theo

galatasaraylı olmama rağmen bloga arada bakarım.yorumları falan okurum.

theo nun önce beğenmediğim ama sonra hak verdiğim yorumları çok oldu.ısrarla bu takıma ortalama üstü oyuncu alınmasını söyledi durdu.beşiktaşlılık duruşundan(mütevazi) daha farklı şeyler istedi.lükse kaçan istekler.bazıları q7 deyip itiraz ettiler.demirören borç vs dediler.ama görüyoruz ki sosa ve dembaba olmasa şu an farklı şeyler konuşuluyor olurdu.theo drogba nın sneijder in öneminin farkına varan bir bakış açışına sahip.ortalamaya rıza göstermedi.çok tepki aldı.yazar alımında yorumculardan aklımda kalan theo oldu.paylaşayım dedim.

james sneijder dedi ki...

@ideal

Olay aslında theo’nu istedikleri değildi elbet. Olay, kulübün bulunduğu mevcut şartlarla alakası olmayan istekleriydi.

Daha önce YD dönemini savunan emareler göstermesi elbette bir aforoz nedeni değil, her türlü “tutarlı” görüş için olmamalı da. Görüşlerinin tutarlı olup olmaması ayrı bir tartışma konusu; ama zaten takip ettiğine göre halen de kendisine böyle bir uygulama olmadığını da bilirsin.

Fakat, biz hani diyoruz ya Beşiktaş hayattır diye; nasıl ki evimizin bütçesi ve hali içler acısı olunca tedbirler alıyoruz, şu andaki Beşiktaş yönetimi de bunu yaptı. İlk 1 yıllarındaki hem futbol yönetimi hem de transfer işleri fecaate yakın. Ama biz her zaman şunu söyledik: 8 yıllık fecaate sabrettik, en azından söylemleri iyiyse bekleyeceğiz. Şu anda da 2. yıllarında bunun yanıtı olarak hepsini değil ama ilk meyvesini aldığımızı düşünüyorum. Geçenlerde Özen söyledi; Beşiktaş futbol takımı gelecekte 5 yıl sonraki asıl hedefinin geçiş dönemini yaşıyor halen, diye.

Görünen o ki, şu anda theo’nun asıl derdi derbiler (yoksa ligde de Avrupa’da lideriz, o bakımdan); Oysa bırak futbolu, doğada bile geçerli olan bir mevzuu var: yılan bile kabuk değiştirirken kendisinden beklenen yılan özelliklerini gösteremez. Kaldı ki biz tonla borçla, hem de kendi bulduğu finans kaynaklarıyla (bunu yapmasalardı oraya stad yapamazlardı çünkü) bu işleri yapmaya çalışanlardan bahsediyoruz. Şöyle anlatayım daha net olsun: Şu anki Beşiktaş yönetimi bu stad işine hem de böyle girip “bizden 3 yıl başarı beklemeyin” deselerdi bile ben gayet fittim. Oysa geldiğimiz noktada bir de bu futbol takımı gerçeği var ortada. Yoksa FB ve GS böyle tamamen düşmüşken sırf rayting için yarışta tutulmaları adına nelerin yapıldığını da tartışmayayım, olay taraftar idrar yarışına dönüşür çünkü.

Teknik kısımlara bu blogda çok girdik; ama madem işin sadece Demba Ba ve Sosa farkı olayına indirgenmesi söz konusu, o halde yazayım; Yönetim Demba Ba ve Sosa’yı yaklaşık 6 aydan fazla süredir takip etti ve uğraştı. Bu takip hem teknik ekibin bulduğu alternatifler, hem de maliyet bakımından yapıldı (müneccim değilim, Beşiktaş haberlerini takip eden herkes görebilir). Kısacası, sadece kendi yönetiminden öncekilerin değil, Türkiye’de tüm kulüplerin yapmadığı şekilde planlı gitti ve bu iki oyuncunun toplamını 10 milyon avro gibi bir rakama mal etti; hem de yıllara paylaşılmış şekilde. Öyle ki alternatiflerden Bryan Ruiz o dönem Beşiktaş resmi sitesini takip etmeye başladı, İngiliz basını Ben Arfa hazır kıta gitmeyi bekliyor derken.

Hani theo diyoruz ya; GS yani takımın Engin Baytar’ı aldığında da, Erman Kılıç’ı transfer ettiğinde de burada “adamlar Erman gibi bir orta sahayı alıyor bizimkiler hala seyrediyor” tadında yorumlar yaptı. Şimdi kimin agresiflikle davransa da çuvalladığı, kimin aklınınsa galip geldiği ortada. Ha, Sosa demişken, theo’nun kısa süre önce son yazdığı yorumlarda da Sosa’ya sallama vardı: “amk size ne maç kazandırmış golü bile yok” tarzında. Takip ettiğine göre görmüşsündür diye umuyorum.

Madem GS’lisin, elbette seninle ilgisi yok ama bağlantı kurayım diye; Beşiktaş taraftarı külliyen yalan yazılan bir haberi resmi sitesinde yalanlayan yönetimlerini 3 hafta topa tuttu, neden asıl gereğini yapmıyorsunuz diye. Oysa bir GS yöneticisi 2 gün arayla önce “Beşiktaş’ın oynamak istediği yer hakkında olumlu düşünüyoruz” dedi, sonra aynı kişi 2 gün sonra “böyle bir şey söz konusu olamaz, Olimpiyat’ta oynayacağız” dedi. Kusura bakma ama, neti her gün hem de gayet detaylıca takip eden biri olarak herhangi bir GS taraftarının bu ikilem hakkında bir eleştiri getirdiğini görmedim. Hani akıl ve doğrular çerçevesinde önerilerde bulunuyoruz ya o bakımdan.

Not: Asla ve asla şu anki user halimden başka bir ortama kesin olarak ne aday ne de talip değilim.

cochise dedi ki...

misal şimdi -15 günde bir bile olsa- açık bir basketbol postu olsa şu Banvit maçını konuşsak ne güzel olurdu. 2 yıldır ligde evinde ilk kez maç kaybediyor Banvit. Gerçi bir salise ile kurtardık ama olsun. Maçın adamı lofton oldu; istatistiklere bakan ne alak diyecek ama 35 dakika sıfır sayı atan Lofton beş dakikada 9 sayı attı. biri de son top...

ideal 11 dedi ki...

@james sneijder

1-ben senin kadar theo nun yorumlarını okumuş değilim

2-ayrıca theo nun her yorumu doğrudur demedim.

3-feneri bu sene hakemler itekliyorlar ama galatasarayın hakemlerle maç kazandığını görmedim bu sezon.hatta hakemlere rağmen kazanıyor.

4-bazı beşiktaşlıların galatasaray ile feneri karıştırdığını düşünüyorum.sallayacaksanız fenere sallayın aga.son 10 yıldır güc azizde.

5-gerçekci ol imkansızı iste diye bir söz vardır.taraftarda şöyle bir düşünce var.freiler tosunlar pektemekler oğuzhanlar yetişecekler ve başarı gelecek.böyle bişey yok aga.arsenal bunun en güzel örneği.

ben dahil birçok romantik arsenal hayalleri kurdu kuruyor.yıllarca bak 17 yaşında topçuyu sahaya sürdü dedi durdu.lakin işin aslını gene zamanında theo yazmış.

şurada:
http://arsenalturkiye.blogspot.com.tr/

''Henry gitti Eduardo geldi.
Adebayor gitti kimse gelmedi.
Fabregas gitti Arteta geldi.
Nasri gitti Gervinho geldi.
Eboue gitti Jenkinson geldi.
Van Persie gitti Giroud geldi.
Song gitti Nuri geliyor.
''
theo mantığında eğer geçen sene devre arası dembaba(yada benzeri) alınsa cl ye girilecek ve 25 milyon avro gelecekti.bu doğru bir mantık.

arsenal sadece arsenal başkanına göre doğru yönetiliyor.çünkü başkan kar yapıyor.taraftar ağlıyor.

bu arada theo nun ingilterede arsenal türkiyede beşiktaşı tutmasıda enteresan tabi:) onunçün burda aforoz edildi sanırım.

ayrıca türkiyede öyle 5 senelik planlar hiçbir zaman tutmaz.her an herşey değişebiliyor.5te 5 yapmış bir takım ve 6. maçta sahaya ''taraftar'' dalıyor.geçen sezon.

eğer biri 3 yıl sonra harika bir takım olacağız derse orda bir aldatmaca vardır.

ideal 11 dedi ki...

@james snijder

futbolda 2 adet 5 lik oyuncu= 1 adet 10 luk oyuncu olmuyor.

fikret ormanın ilk geldiğinde bir planı yada doğru planı olduğunu sanmıyorum.samet aybabayı getirdi.

10 futbolcu transferi yapmış.4 milyon bonservis ödemiş.oyunculara ödenen paralarda var.
10 oyuncu transferi yapacağına 3 tane kaliteli oyuncu almak daha mantıklı idi.sonuç ne?klasik üçüncülük.

2. sezon 15 e yakın transfer var.doğru transferlerde var.

14 milyon bonservise ödemiş.ömer şişmanoğlu eneramo ve sezer öztürk alınmayıp 1 kaliteli forvet alınamazmıydı.almeida ömer ve enaramo ya kaldı beşiktaş.
sonuç ne?klasik üçüncülük.

ve bu sezon.15 milyon avro bonservise daha az oyuncu ve kaliteli isimler.

olayın özeti şu.vasatlarla şampiyonluğa oynarsın.bazen güzelde oynarsın ama şampiyon olan klas ve kaliteli ayaklardır aga.

imdi dortmund hala güzel oynuyor.oynamaya çalışıyor.sonuç?lewandosvki götze gitti.reus sakatlandı.sezon başı çok transfer yaptılar.ama olmadı.2 beşlik oyuncu 1 onluk oyuncu olmuyor.

liverpool.suarez gitti.sturridge sakatlandı.milyonlarca avroluk transfer yaptı.sonuç?

tosunlara pektemeklere ozilere frei lara ve hatta şahanlara kalırsan sadece olmaz aga.orda dembaba olacak sosa olacak.töre olacak bazen.3 nün bonservisi 14 milyon aga.

sadece 2 nokta transfer yapıyoruz etrafınıda eldeki vasatlarla dolduruyoruz dese bu mantıklı hareket olurdu.fikret ormanın ilk 2 yılı başarısızdır.net

kokocambo dedi ki...

@ideal 11

dostum kaçırdığın nokta, theo parayı bas ve al diyordu. ya kimse şunu anlamıyor galiba, bu kulüp batık iflas durumundaydı. hani şu göztepe, adana, kocaeli'nin başından geçen durum var ya, (bkz.kupalar müzeler madalyalar hacizlik haberleri) heh onu milyonlara yay. devre arasında dembaba gibi bir adamı sizin o devre arasında saydığınız milyonlu rakamlar var ya, heh ancak öyle alabilirsin. ama mesele o değil, çift haneli rakamlardan tek haneli ve bildiğin peşin fiyatına taksit usülü alındı o adam sene sonunda. theo canere yıllık 5 milyon ver al diyordu. 1) kulüp o taahhüde imza atar ama yerine getiremezdi 2) böylece caner sahaya çıkmazdı, çıksa da oynamazdı, kötü oynarken oyundan alındığında td'e, taraftara el kol yapardı, takımdakilere dayılanır gençleri ezerdi. en kötü, kulüple mahkemelik olur yine übersüper lig'de kalır yine fb ya da size aynı paraya giderdi. keza, theo "ne gökhanı ya olcan'a bas 4.5 al" diyordu. al sana 29'unda oyuncu olan olcan, ortada durumu.

hakem konusunda kısmen katılıyorum, gs'nin kaç haftadır hakemle değil ama son dklardaki şansıyla kazandığını düşünüyorum. bunun yanında fb, bir hafta hakemle, olmadı kaleciyle falan güzel götürüyor ki- aynı adamın bjk ve gs maçlarındaki performansını da biliyoruz.

beşiktaş'ın (eğer hala değişmediyse ki, değişmediğini umuyor ve düşünüyoruz) arsenal gibi bir projeksiyonu yok. o konuda da önder özen'in kendi imza törenindeki açıklamaları geçerli, oraya bakabilirsin.

theotheo dedi ki...

başvurumu yaptım arkadaşlar. kabul edilirse tabiki yazarım. sneijderi de yazar olarak önerdim.

planck dedi ki...

ideal 11 theocanı fazla okumadım demiş ama cümle yapıları, ifade tarzları aynı "aga", "net".

theotheo dedi ki...

valla birader töre ile ilgil hiç bi zaman kötü bişey söylemem. ama şöyle demişimdir. beşiktaşta oyuncuya dayalı düzen olamaz. beşiktaş bütün oyunculardan büyüktür büyük olmuştur. gitmek isteyen maaş yükseltmek isteyene kapı orda. performans gösterenin maaşını arttır 5 senedir yatan necip 1 milyon euro kazanmasın. kurtuluş kazanmasın. mottaya gidip bonservis vericeğine caner boştaydı yılda 4 ver gelirdi. motta gibi vasat oyuncular yüzünden beşiktaş bu noktada. beşiktaş bu yüzden büyük maç kazanmıyor.

bak arkadaş.

derbi maçı kazanmayan bir takım büyük takım olamaz. beşiktaş böyle bir dönemde son 10 senedir. en büyük tehlike bu. stad yapmak çok güzel bişey sadece bunun için bile orman yönetiminin arkasında dururum.

ama içini doldurmazsan gene stad işe yaramaz. kimse bu oyuncuları izlemeye gelmez. bak gs nin hali ortada. fıstık gibi stad var gelen varmı yok. ali samiyen olsa daha karlı olurlardı.

beşiktaş nokta transferler yapmalı mevkisinin en iyilerini getirmeli. bizim dediğimiz o. demba ba dedik. yetmez daha da iyisi olmalı. sosa yetmez daha iyisi.

o stad yoksa dolmaz. dolduramazsın. kimse olcay için necip veli için maç izlemeye gelmez. büyük oyuncular büyük maçlar kazandırırlar. en büyük örneği sergendir. beşiktaş kaç yıldır frikikten gol atamıyo. yazın bi kenara.

beşiktaş önüne büyük hedefler koymalı ona göre transferler yapmalıdır. fikret orman yönetimi başarısız değildir. ama şu 3 yılın bi bilançosunu çıkarsınlar hatalar ortadadır.

holoskoyla sözleşme yapmayın dedik sivokla yapmayın dedik muhammedle yapmayın dedik sezer ömer vs vs tonla adam bu adamlara tonla para ödüyoruz. oğuzhanın maaşı 3 katına çıktı neden? kim alırsa alsın güle güle. beşiktaşın mantalitesi bu olmalıdır.

theotheo dedi ki...

bu tarz platformlarda tartışma olmalı ki canlı kalsın. bol yorum bol tartışma olmalı.

kimsenin burda jessienin shelbylnin yazdığı uzun hikayeleri falan okuduğunu düşünmüyorum. bi ara altınsay vardı sora özen oldu fln artık bu romantik ayaklar sökmüyo yani. herkesin gözü açık. adam gibi tartışma olması lazım. yoksa blog bu sezonu çıkarır sora da kilidi vurursunuz.

gerçek sert tartışmalar olsun. şimdi herkes stad işine kafayı taktı mesela. bende çok istiyorum da. o kadar para döktün doldurabilicek misin? inönüye millet niye gitmiyodu? stad eski olduğu için mi?

yok lan takım top oynamıyodu. top oynamayan bir takımı kim izler. bu kadar açık. adam gibi konular açılıp adam gibi tartışmalar olursa bu blog ayakta kalır.

bu blog bugün bu haldeyse shelbyl ve jessienin saçma moderasyonları bayık sosyal demokrat asker kafası yüzündendir. bu adamların hayatında heyecan yok abi. blogda nasıl olsun. futbol blogu değil yemek blogu olsa daha heyecanlı olur lan.

kendiniz gibi bi iki tane daha adam koyup yok taktik böyleydi yok hakem şöyleydi gibi yanlı taraflı iç bayıcı adamlar koyarsanız gene hiçbişey olmaz haberiniz olsun.

YSY dedi ki...

@planck

İnce görmüşsün:)

james sneijder dedi ki...

@ideal 11

-Part 1-

“fikret ormanın ilk geldiğinde bir planı yada doğru planı olduğunu sanmıyorum.samet aybabayı getirdi.”

Biz hiç hata yapmayanı değil, bu hatalardan ders alıp doğru iş yapanı bekledik ve bana göre de bulduk. Önemli olan kulüp yöneticisinin her ottan bottan anlaması da değil zaten; bu ekip işi, 1 yıl sonra bile olsa (ki 8 yıl kulübün mahvedilmesini izledik biz) işi bilenleri getirmesi zaten yeterli. Bugün CL kupasını kaldıran Bayern’de bile bu böyle, Chelsea’de de öyle, Real’de ve Barça’da da. Bugün kimse ne Perez’in, ne de Bartomeu’nun futboldan über anlayan kişilikler olduğunu ve herşeyi kendilerinin yaptığını söyleyemez. İşin kısası, böyle de olması gerekir. Bizim yönetim bunu 1 yıl sonra başarmış mı? Başarmış. Oh ne ala. Hele ki ortada Ünal Aysal ve Aziz gerçekleri dururken.

İşin daha da trajikomik tarafı ise savunduğun adam (bütün yorumlarını okumadım diyerek kurtulmak güzel iş bu arada; ODTÜ’lü bir arkadaşımın efsane şeklinde anlattığı, bir mühendislik öğrencisinin “hocam sadce formülü koymadım gerisi hepsi doğru” demesi gibi) 2. yıldaki tüm bu transferlerin baş mimarlarından biri olan Özen’i geldiğinden bu yana tukaka etti. Sana göre doğru işler pamukta fasulye sulamayla olabilir ama gerçekte değil. Nitekim Bilic de son açıklamalarında Özen’i unutmayıp özellikle teşekkür etti.

“theo mantığında eğer geçen sene devre arası dembaba(yada benzeri) alınsa cl ye girilecek ve 25 milyon avro gelecekti.bu doğru bir mantık.”

İşte öyle herşey bu mantıkla yürümüyor. Söylediğim gibi yönetim Demba Ba için 6aydan fazla süre uğraştı; buna devre arası da dahil. Bu tarz düşünenlerin hep göz ardı ettiği bir şey var (ki bu sadece PES/FM oyunlarında göz ardı edilebilir, gerçek hayatta değil), Yönetim 2 yıl önce göreve geldiğinde Fifa-Cas süreçlerinde bekleyen 100 küsür davayla karşılaştı ve önceliklerinden birini de bu davaların kapatılmasına verdi. Daha 1 yıl önce borcundan dolayı Avrupa kupalarına katılamamış ve bu davalardaki oyuncu alacaklarıyla uğraşan bir kulübün Chelsea’nin golcülerinden birini alabilmesi elbette kolay değil-di. Buna rağmen almakla kalmadılar, kokocambo’nu dediği gibi 2 yıla bölünen 4 taksitle aldılar. Bireysel kredi çekmeye gittiğinde bile ödeme geçmişine bakarlar; boru değil para meselesi.

james sneijder dedi ki...

@ideal 11

-Part 2-

“tosunlara pektemeklere ozilere frei lara ve hatta şahanlara kalırsan sadece olmaz aga.orda dembaba olacak sosa olacak.töre olacak bazen.”

Beşiktaş bu yıl 2 üst sıra Premier Lig takımına resmen kök söktürdü (sadece ben değil İngiliz basını da söylüyor). Şu an FB forumlarında Cenk’i biz alsaydık lafları dolanıyor da, işin aslı kadrosunda en az 3 vasat üstü golcü bulundurması gereken Beşiktaş Cenk’i almakla nasıl güzel bir iş yaptığını en başta 2. Tottenham maçında gösterdi. Cenk’in alacağı ve abartılan ücret ise 5 sene ortalaması yıllık 1,6 milyon avro civarında. Ki bonservissiz gelmek için devre arasında imza attı. Çok değil, 3 milyon bonservis ödense (Antep 7-8’lerden bahsediyordu bu arada) yıllığı 1 milyon avroya geliyor. Frei ve Olcay’a laf edense bana göre çarpılır. Bilmeyen oynadıkları maçlarda yaptıkları katkılara baksın yeter. Oğuzhan zaten büyük bir maliyetle oynamıyor; en geç 2.yYarı atağa geçeceğini de düşünmekteyim. Keza Pektemek için de 2 yabancı kulüp istediklerini resmen açıklamıştı. Burak için iddia edilen tüm söylentilerin fos çıkması gibi değil yani.

Bana göre tüm bu yorumlar riçinde hep göz ardı edilense ülkemizdeki yerli-yabancı dengesi. TFF sezon başı 5 yabancı olacak dedi, Özen buna göre planlama yaptı ve bu da başarılı oldu. Savunduğun adamın tukaka ettiği Sosa transferi döneminde alternatifleri arasında en uygun rakama transfer edilirken bu da planlıydı. Yoksa kanat oyunculardan biri GS’nin kurtulmaya çalıştığı Amrabat’la gayet güzel doldurabilirdi. Ha, şu gerçek de var: dünyanın hiç bir yerinde göremeyeceğimiz şekilde, şimdi 1 yıl sonra bu kuralı değiştirmeye çalışan bir federasyon var. Demezler mi adama, ben aldığım oyuncularla en az 3 yıllık sözleşme yapıyorum, bu ne ayaktır diye. Gerçi netice değişmeyecek ama doğru işi yaptılar diye sadece at gözlüğü açısından sonuca bakarak yorumla, yapılan bu yerli-yabancı planlamasına hatalı diyecek bir taraftarı da yok Beşiktaş’ın. Kimse kusura bakmasın.

Hayırlı işler.

BesiktaskUlan dedi ki...

Kişisel tartışmalara girmek istemiyorum ama resmen orta oyunu oynanıyor "aga" Adamın İngiltere'de tuttuğu takımı bilen GS'liler oluşmuş, biz bilmiyorduk mesela, hayran kitlesini takdir ettim.

Kimse kusura bakmasın da, Beşiktaş kaybedince yeri göğü inleten ama dokuz maç üst üste kazanınca bloga uğramayan, tek kelam etmeyen, hiçbir şekilde ortalarda gözükmeyen adamın Beşiktaşlılığını sorgularım, onda art niyet ararım.

Ayrıca @cochise, @övünç, @jamessneijder, @Basar -bir kişi daha vardı, nickini unuttum- gibi yazarların yanında, bana sadece, "Caner'e beş milyon ver, al, şampiyon ol" yazısı yazacak adamı okumam, okutturamazsınız.

İflas ediyoruz, battık, beş kuruş paramız yok derken, "Beş milyonla mı batacak?" diyen bir zihniyetin yorumlarını okurum ama yazarlığına tahammül edemem.

Hala Fikret Orman'ı "hatasız" gördüğümüzü sananlar var, akla ziyan. "Fikret Orman'a güvenmiyorum, açıklamalarıyla beni takımımdan soğutuyor, artık destek vermem" diye yazan adam benim. Şimdi hatalarını düzeltti, açıklamalarını değiştirdi, biz de @sneijder'in dediği gibi arkasında durmaya başladık. Yine hata yapsın, yine söyleriz ama hatalarından ders aldığı sürece -ki alıyor- kimse kötü bir söz söylemez, samimiyetinden şüphe duymaz. Bunu anlamak bu kadar mı zor?

Elli kere "yıldız oyuncu-gariban futbolcu" tartışması yaptık, artık gerek yok. Ama şunu da söyleyeyim, Ronaldo Beşiktaş'a gelse, kimse itiraz etmez. Mesele "yıldız oyuncu karşıtlığı" değil, ekonomik durum. Stadı bile olmayan bir takıma, hala yıldız oyuncu istemek de saçmalık. Sağda solda tabiri caizse sürünen bir takıma bu sene oyuncu alacağıma, seneye alırım, riski azaltırım.

Ha ama fırsatını bulur, denk düşürürsem, Sosa, Demba Ba gibi topçuları ucuz fiyata alır, geleceğe yatırım yaparım.

Bu kadar basit.

Bu arada, umarım, düzenli yazamayacak olanlar için, iki üç haftada bir de olsa yazılarını ana sayfada okuyabileceğimiz, "serbest kürsü" kıvamında bir bölüm düşünülür.

Şimdiden teşekkürler.

Basar dedi ki...

Oo theocan hoşgeldin! Uzun süredir burada zırvalayan yoktu, geldiğin iyi oldu!

Bak kardeşim futbol stadyumlarını yıldızlar değil heyecan doldurur (Türkiye'de). Bir stadı doldurmak istiyorsan yıldızı bol değil başarısı bol bir takım oluşturman gerekir. Misal senin büyük aşkın galatasaray üner yıldızı Sneijder'e rağmen stadı dolduramıyordu. Ligin sonuna doğru mücadeleyi devam ettirebilirlerse stadı daha dolu görürsün.

Bir takımın da başarılı olması takımın tüm dişlilerinin birbiri ile uyum halinde olmasına bağlıdır. Genç, tecrübeli, çıkışta, yıldız, yedek vb. Ahenk içinde olmalı ki başarıngelsin. Senin idrak edemediğin nokta tam da burada başlıyor. Parayı basarım, başarı gelir. O yol denendi kardeşim. Guti oynadı bu takımda boru mu? Ne oldu, derbi mi kazandık, şampiyon mu olduk?

Sana iyi anlaman için gönlünde yatan aslandan örnek vereceğim ki kafan bassın. Yıldız yıldız diye tutturmuşsun, Türkiye'de gelmiş geçmiş en yıldız adam kim? Hagi! Ne Drogba ne de Sneijder. Başka kim var Alex de Souza! Bu iki adam da Avrupa'da tutunamamış adamlar. Ama ne var, bulundukları ortam onların kalitesini ortaya çıkarttı ve onların yıldız özelliğini ortaya çıkarttı. Demba ba da yıldız değildi ama Beşiktaş'ta kariyer rekoru kırıyor ve yıldızlaştı.

Kısaca, kafan basmayacak ama olay para basıp oyuncu almak değil, sana uygun doğru adamı almak. Caner dediğin topçu Motta ile İsmaili toplayıp ikiye çarp bir topçu, hemfikiriz ama 5 verip bizde oynatsaydın takımın ahenginin içine etmiştin. Demba bile ulan bu benden fazla alıyor gelsin o atsın golü diye performans düşürürdü.

Sen ve senin gibi hayattan kopuklar olayı football manager sanıyor. Bizler biraz daha mantıklı yazıyoruz ama biz bile olayın farkında değiliz. Sana isim vermeden futbolun nasıl yönetildiğini anlatayım. Futbolcu başkanı arayıp diyor ki abi kardeşim kumarda şu kadar para kaybetti, sen bu hesabı kapatmazsan ben de hafta sonu maçta oynamıyorum. Kulüpler bu tarz adamları yönetiyorlar. Öyle işkembeden bşzim yazdığımız gibi o gelsin bu gitsinler ile yürümüyor bu işler. Bu yüzden senin moderatörlüğünle 3 günde gerçek hayattan kopuk football manager forumuna döner burası. Anlamadın ama ben yine de yazayım.

xiyar dedi ki...

blogu düzenli takip eder, ara sıra da yorum yazarım. kimsenin kendisini ifade etmesine (asker kafalı, sıkıcı sosyal demokrat biri olarak) karşı değilim, fakat burada defalarca başka kullanıcılara küfür etmiş birinin de yazar olmasını içime sindiremem. yorum bölümü var, herkes istediğini yazabilir, yazsın. ben yine takip ederim, muhtemelen bu tür goygoycularla takipçi ve yorum sayısı da artar ama dert bu mu? çakar'la, kütahyalı da en çok izlenen programı yapıyorlar, istediğiniz buysa, hayırlı olsun.

ideal 11 dedi ki...

@james sneijder

sen beni çok yanlış anladın hafız

ben şahanlara tosunlara pektemeklere freilara kötü oyuncu demedim.bunlar olmasında demedim.sadece bunlarla şampiyonluğa gidiyoruz demek doğru değil dedim.ki orman ilk 2 yıl bu kafada idi.

işin ekonomisine gelirsek.bence türkiyedeki çarpıklık vasat oyunculara verilen rakamlardan dolayı yapılan zararlar.yoksa direk 11 oyuncusuna verdiğin yüksek parada zarar etmiyorsun.misal galatasaray drogba ve sneijder de zarar mı etti?maliyetleri abartılı yüksek.hayır.drogba kafayla indirdi sneijder vurdu cl de 2. tur geldi.geçen sezonun ikinciliğinde en önemli pay sneijderin.cl gruplarına girdi.25 milyon avro geldi.

lakin diğer yandan onlarca vasat oyuncu transferi yapıldı.zarar burada.

olayın özeti şu.2-3 kaliteli direk 11 oyuncusu almak bütçeyi delmez.ve hatta bunun getirisi olarak karda yapabilirsin.futbol kulübü yönetmek böyle bişey hafız.ev idaresine benzemez.

liverpool bu sezon 151 milyon avroluk transfer yaptı.sadece suarez gitti ilk 11 den.90 milyonlukta satış yaptı.kulağa hoş geliyor suarezi 81 milyon avroya satmak.liverpool kar mı etti.

önder özen vakıasına gelirsek.açıkcası futbol camiasında futbolun içinde olanların düşünce sevilerinin çokta yukarıda olduklarını düşünmüyorum.sadece futboldan anlayan futboldanda anlamaz mantığı doğrudur bu camiada.onunçün önder özene balıklama atlamamak lazım.acaba özen kalsaydı dembaba yada sosa gelirmiydi.200 bin avronun hesabını yapan bir kafa için dembaba ve sosa lüküs değil mi?

bu arada dembaba ve sosa diyoruzda devamlı bunlarda öyle uçar kaçar değil.sana süper ligde avrupa liginde sınıf atlatır seviye yükseltir.lakin cl ye girdiğinde hedefler biraz daha yükseldiğinde theo nun dediği gibi daha iyilerini alacaksın aga.

theotheo dedi ki...

@basar

o başkanı arayıp kumar borcunu söyleyen adam varsa. aynı gün kovacaksın. bizim dediğimiz şey o. kulağınla dinleseydin yazmazdın bunları.

theotheo dedi ki...

bu arada dortmundla ilgili ne demiştik. dortmund 10 sene de şampiyon olsa bayernin önünde bir takım olamaz demiştik. burda herkes karşı çıktı. şimdi küme düşecek dortmund.

arkadaşlar geçiceksiniz. bilmiyosunuz. hayat pratiğinden haberiniz yok. dortmundun bu hale düşeceğini biliyodum. çok net ya bu alışverişlerin sonu hep bu olmuştur. sen lwandowskiyi satıp yerine sikko adamlar alırsan iş bu olur. yürümez.

arsenal bi ara yaptı bunu bktıki olmuyo bak şimdi sanchezler wwlbeckler mesutlar transfer içinde pogbalar konuşuluyor. bu iş böyle olmak zorunda. ne derseniz diyin.

ideal 11 dedi ki...

@besiktaskulan

blog camiası çok küçüktür hafız.herkes birkaç tıkla bazı şeylere ulaşabiliyor.gsli'ler çoğul.burda sadece ben varım.hayran kitlesinden çok nefret kitlesi oluşturmuş.dikkatimi burdaki yorumları çekmedi.bende nefretle okudum.lakin arsenal blog yazılarını görünce işlerin başka türlüsüde olabiliri düşündürdü.nefret zamanla soru işaretlerine sonrada anlamaya dönüştü.

daha düne kadar beşiktaşlı romantikliği bende de vardı.bunun bir aldatmaca olduğunu tahmin ediyorum.theo nefreti bende de yok değildi zamanında:)

galatasaray gençleşiyoruz bahanesiyle soyuldu.onlarca vasat oyuncu geldi.
beşiktaş ise feda denilerek vasata mahkum edildi.plan yapıyoruz denilerek yanlışın üzeri örtüldü.

ayrıca vasat yapılanmanın çokta ekonomik olmadığı görüldü.

theo düz mantık.lakin diğer kulağa hoş gelen planlar programlar hayal satma olmasın?(galatasarayda da stad bitsin herşey güllük gülistanlık olacak dendi.evdeki hesap çarşıya uymadı)
yukarda yazdım.bir yönetici bu takım 3 yıl sonra harika olacak diyorsa orda bi aldatmaca vardır aga.
başarı .hemen şimdi.bu doğru mantık.

imdi bir arsenal blogu düşün.romantikliğin zirvesine ulaşırsın normalde.17 lik gençler oynuyor.5 e alıp 30 a satıyorlar.20 yıldır wenger görevde.istikrar gırla.romantizm için şartlar oldukça müsait.
bende zamanında böyle düşünüyordum.

lakin blogda birkaç yazı okudum.theo çıldırmış:).romantizm bazı yanlışları örtüyor aga.bunun farkına varıyorsun.arsenalde herşey iyi kulüp harika yönetiliyor kar yapıyor vs.ama en son şampiyonluk 2004 te.

bu işte bi terslik var hafız.theo düz mantık.kalite düşüyor takımda demiş.romantikler ise bak 17 yaşındaki topçuyu sahaya sürdü wenger diyor.

beşiktaştada benzer.herşey iyi gidiyorsa bu takım niye 3. oluyor.yok eğer sabredilsin diyorsan arsenal 10 yıldır sabrediyor.tık yok.

stad meselesi.galatasarayda stad yapıldı.ekonomik gelir büyüdü.sonuç ne oldu?yöneticiler malı götürdü.bide vasat oyuncuların maaşları yükseldi.
beşiktaşıda benzer tehlike bekliyor.velinin maaşını 2 milyona çıkartıp vasata razı olmak.veli 700 bine oynasın(oynamasıda lazım) ama iş bitirici klas bir oyuncuya 3 milyon ver.galatasaray drogba ve sneijdere yüksek para veriyoruz diye vasatlara yıldız muamelesi yapıp maaş yükseltti.cl de 1 puana mahkum oldu.

futbolda oyuncular arasında maddi denge yoktur.bunu dengelemek iflasa sürükler.vasatlaştırır.

'' Beşiktaş kaybedince yeri göğü inleten ama dokuz maç üst üste kazanınca bloga uğramayan,''

keybetmeye alışmamak lazım hafız.kaybedince yeri göğü inletmek iyidir :)

''İflas ediyoruz, battık, beş kuruş paramız yok derken, "Beş milyonla mı batacak?" diyen bir zihniyetin yorumlarını okurum ama yazarlığına tahammül edemem.''

işte bu yorumuna katılıyorum.romantik bünye theo yu kesinlikle kaldıramaz.

şöyle bir yanlışta var.demirören ile yıldızlar olmadı.şimdi başka yolu deneyelim.demirören döneminde yapılan transferlerin ne kadar yıldız olduğu tartışılır.orda başka hesaplar döndü.manager işleriydi çoğu.

Basar dedi ki...

Theo bahsettiğim futbolcu Beşiktaşlı değil, başkan da aktif olarak başkan değil.

Anlayamayacağını söylemiştim... Genel olarak futbolcu profilini çizmeye çalıştım. Hepsinin farklı sıkıntıları, dertleri var. Onu at bunu kes parayı bas ile yürümüyor bu işler, çok daha karmaşık iş bir futbol takımını yönetmek.

Basar dedi ki...

@ideal 11
Holosko + bir miktar paraya theoyu size transfer edelim. Bünyeye hemen uyar 12 milyona Bruma, 4,5'a Tarık, 4,5'a Olcan transferlerini ayakta alkışlar!

can dedi ki...

Bir hafta internet olmayan bir yere gittim, blogda beklenen degisiklik o haftaya gelmis. Besiktask'in koydugu serhleri onemli bulsam da genel olarak cok sevindirici bir gelisme.

James Snejder, acikcasi beni cok sasirttin. Kararinda ciddiysen, her turlu saygi duyarim. Ama eger naz yapip israr etmemizi istiyorsan bir sinyal ver :) cunku ben de pek cok kisi gibi bu is icin en uygun insanlardan birinin sen oldugunu dusunuyorum.

Ben robotum!

aylar sonra özleyip de geldiğim blogda böyle bir post görmek hem üzdü hem sevindirdi. uzun zamandır bloglara bakmıyorum genel olarak. o yüzden yeni arkadaşları tanımadığımdan ankete katkı sağlayamayacağım; ama hayırlısı olsun inşallah :)
ki ben bu sığ yorumu yaparken bile yukarıda çok güzel yorumlar yapılmış. negzel lan.

schwadorf dedi ki...

Konu yine nereden nereye gelmiş. 16 Aralık 2013'te olaylı Kasımpaşa maçının konusunda şunu yazmışım;

"Beyler theo'ya cevap vermeyi bırakın. Biliyorum sinirleniyorsunuz, cevap vermek istiyorsunuz ama konu okunmaz bir hal alıyor. Her maç başlığında yaptığı gibi asıl konudan uzaklaştırıp yönetim, Önder Özen muhabbetine çeviriyor olayı. Alet olmayın."

Aradan geçen bir senede değişen birşey olmamış. :) Neyse, konuya dönelim.

Çok sık yazmasam da blogu 2009'dan beri takip ediyorum. Buradaki hemen hemen her arkadaşın yazılarını büyük bir keyifle okuyorum. İsim yazacaktım ama unuttuğum birileri olursa ayıp olur çekincesiyle vazgeçtim. Vakti ve isteği olan her arkadaş bu işi kotarır diye düşünüyorum.

Halihazırda Övünç 2 haftada bir basketbol takımıyla ilgili yazabileceğini belirtmiş, BJK4EVER çok sık olmasa da zaman zaman yazmak istediğini söylemiş, Emre Toraman sorumluluk alabileceğini yazmış, ben kendi adıma hepsine "Evet" diyorum. james sneijder ve BesiktaskUlan da yazar olarak görmek isteyeceğim, bloga katkısı olacağına inandığım arkadaşlar.

Emre Toraman dedi ki...

Formu doldurdum ve yanıtlarımı okumak isteyen varsa her halükarda yorumcu kitlesiyle de paylaşmak isterim:

1.5 - 2 yıl arası

Öncelikle blogda şu anda gerçekten değerli ve çok keyif aldığım bir kitle var. Öğrenmeye ve tartışmaya değer fikirlerini ve gözlemlerini okunabilir cümlelerle sunan, Beyaz TV kafasında olmayan tüm adayların yazılarını keyifle okurum şahsen.

Bu post altındaki yorumlardan james sneijder, cochise, BJK4EVER, planck, BeşiktaşkUlan, sadrazam, Coolio, Övünç, Barreto, Basar, kokocambo, YSY, can, schwadorf aktiflik oranları değişse de geçmişte yorumlarını birden fazla kez keyifle okuduğumu hatırladığım isimler(bazılarını hem buradan, hem cartalete'den). Yine keyifle okuduğum ama aklımda yer etmemiş isimler olabilir, affola.

Fazla aktif yazar ve post durumu(sıradanlaşma ve kirlilik) oluşursa bir administrator(veya başyazar diyelim) gözetiminde darılmaca gücenmece olmadan postlar onay sürecinden geçirilebilir.

Karne ve maç postu uygulaması düzenli bir şekilde devam etsin isterim. Maç bittikten 12 saat içerisinde açılacak bir karne postu, bu açıldıktan 24-36 saat içerisinde bir karne sonucu postu, her maçtan minimum 24 saat önce de açılacak bir maç postu gibi bir sistemle standart sağlanması verimli olacaktır. Bir blog için fazla katı bir sistem gibi görünüyor ama kanımca sağlanabildiği sürece düzen iyidir.

Altyapıda veya yaşaltı milli takımlarda dikkat çeken ve transfer gündemimizde olduğu iddia edilen oyuncularla ilgili inceleme postlarını ve okur yorumlarını her daim okumak isterim.

Haftada veya 2 haftada 1 basketbol maçlarıyla ilgili postlar ve okur yorumlarını okumak isterim.

Transfer sezonunda gerçekleşen transferlerle; sponsorluk sözleşmeleri gibi kurumsal önemi yüksek konularla; FEDA, GURURLAN, Vodafone KARAKARTAL gibi reklamlarla ilgili postlar ve okur yorumlarını okumak isterim.

İstediğim şeyler bir blogdan ziyade foruma başlık açmak gibi görünüyor sanırım ama yorumcu kalitesi bu kadar üst düzeyken yazar olmak istemeyen okurları da bol bol okuyabilmek için ikisinin arasında bir tarz uygun olacaktır bence. Zaten blogun da ekşisözlük çıkışlı olduğu düşünülürse bu tarzın çok da tukaka olmadığı ve kitle sağlam olduğu sürece verimli olabildiği görülüyordur eminim.

emretoraman@gmail.com

Yukarıda bahsettiğim karne ve maç postu sisteminin düzenli bir şekilde işlemesini sağlayabilirim. Kalemime ve her daim cümleler kurma motivasyonuma güvenmediğim için bu postlara yazılarıyla eşlik edecek yazarlarla işbirliğine girmek isterim.

İnceleyebildiğim kadarıyla blogger teknik açılardan sanırım baya kısıtlı bir platform. Teknik konularda yapılabilecek çok fazla şey görünmüyor. Ancak ileride gerek olursa, söz vermemekle beraber, başka bir platforma taşınma konusunda sorumluluk alabilirim.

Normal şartlar altında günde 12-15 saat bilgisayar başındayım. Ama karne ve maç postu dışında metin yazmaya şimdilik sıcak bakmıyorum.

Emre Toraman dedi ki...

Bu arada eklemeyi unuttuğum bir istek var. Gürcan Ulusoy'un daha önce bir derbi öncesinde(Fenerbahçe'ydi heralde) karşı taraftan bir blogger'la sanırım yaptığı söyleşi tarzında bir post vardı. Çok hoşuma gitmişti, bunun gibi olayları yapabilecek bir arkadaş varsa çok memnun olurum. Bir münanzarasever olarak tadı damağımda resmen. İlla derbi öncesi olması gerekmiyor hem de, sezon öncesi, devre arası falan da yapılabilir böyle şeyler. Keyifle okurum.

Yorum Gönder

Ara