.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
27 Aralık 2014 Cumartesi

Beşiktaş İntegral Forex : Dünden Bugüne 2014/15 Sezonu



Öncelikle herkese merhabalar.

Blogun "Yeni dönem" hareketinin bir parçası olarak basketbol takımıyla ilgili sizleri bilgilendirmek, yakından takip eden bir insan olarak varsa sorularınızı yanıtlamak, naçizane kendimce analizler yapmak ve tabii ki hemen her postun altında yaptığımız üzere bu analizleri tartışmak için buradayım. Umarım biraz dinamizm ve katkı sağlayabilirim.

Girizgah kısmını fazla uzatmadan hemen Beşiktaş İntegral Forex'te geçen sezondan bu yana neler değişti, hedeflerimiz neler, bu döneme kadar ortaya ne koyduk ve bundan sonrasında neler yapabiliriz bunlara bir göz atalım:


Buradan öncelikle TFF'nin yapamadığını yapıp  yabancı sınırını serbest bırakarak hem seyir zevkini yükselten, hem yetenek/maaş paritesini normal seviyeye çeken, hem de rekabeti arttıran TBF'yi tebrik edelim. Turgay Demirel'i hem icraatleri, hem de kişiliği bakımından çok olumlu bulmasam da bu kararı gerçekten çok önemli ve örnek teşkil edecek düzeyde.


İşin Beşiktaş İF kısmına döndüğümüzde, Ergin Ataman döneminden beri süregeldiği şekliyle yine radikal bir değişim görüyoruz. Geçen sene Önder Özen ile başlayan profesyonelleşme hareketi, basketbol şubesinde aynı pozisyona Yiğiter Uluğ'un 1 sene rötarla da olsa gelmesiyle devam ediyor. Geçtiğimiz sezon öncesinde de kendisi ile iletişim kurulmuş fakat sonrasında bazı kişisel sebeplerden ötürü Sayın Uluğ görevi kabul edememişti.




Gelir gelmez kadroda revizyona başlayan basketbol koordinatörümüz, geçen sezonun büyük hayal kırıklığı Colton Iverson ile birlikte Doron Perkins, Tomislav Ruzic, Brad Buckman, Caner Topaloğlu, Gökhan Şirin ile yolları ayırdı. Takımın çok şeyler beklediği, milli takımın yeni jenerasyonunun önemli parçalarından Kartal Özmızrak Eskişehir Basket'e, Doğukan Şanlı ise Sakarya BŞB'ye kiralık olarak gönderildiler. İki oyuncumuz da sezonun geri kalan bölümünde 20 dakikanın üzerinde süre alıyorlar.



Ardından ise son derece garip ilerleyen görüşmelerde, kontrat anlaşmazlığı ile önce Mehmet Yağmur'u kaybetti ardından da Chris Lofton'ı kaybetmenin eşiğinden döndü ki, başka bir takımla anlaştığı, yüksek maaş talebi sebebiyle gözden çıkarılıldığı konuşulurken Ahmet Kandemir'in yoğun ısrarları sonucunda takımda kalmasının sağlandığını Yiğiter Uluğ NtvSpor'da ki bir röportajında anlatmıştı yanılmıyorsam. Burada Ahmet Kandemir'i bir kez daha tebrik etmek gerekiyor. Israrı, şu ana kadar gayet pozitif ilerleyen sezonda önemli bir yer tutuyor.


Baktığımızda geçen sezon yaşanan sıkıntılara doğru teşhisin koyulduğunu görüyoruz. Perkins dışında takıma katkılarının çok sınırlı olduğu ortada olan isimler ile yollar ayrılmış durumda. Öyle ki sezonun son döneminde en skorer ikinci oyuncusu 14,3 sayı ile Kenan Bajramovic olmuş bir takımdan söz ediyoruz: Bajramovic'in herhangi bir takımda böyle bir parça durumuna dönüşmesi işlerin epey kötüye gittiğinin göstergesidir bana kalırsa. 

Herşeye rağmen play-off'a geçen senenin finalisti ve bir önceki sezonun şampiyonu Galatasaray Liv Hopsital'a, seride 1-0 öndeyken son saniye topuyla verdiğimiz 2. maçın ardından elenmiş ve aslına baktığınızda bütçeye oranla iyi bir iş çıkarmıştık.

Hareketli başlayan transfer döneminde ise Ahmet Kandemir'in müthiş scout becerilerine (Bud Eley, Kevin Thompson, Bo McCalebb, Gary Neal, Chris Lofton, Henry Domercant gibi isimleri bulup getiren adamdır) rağmen dümende Yiğiter Uluğ'un olduğu biraz daha anlaşılır durumdaydı. Özellikle Nba ekseninde geniş bir portfolyosu ve iletişim ağı olan Uluğ'un hedeflerimiz doğrultusunda doğru oyuncuların seçtiğini görebiliyoruz. Kerem Tunçeri, JJ Johnson, Hilton Armstrong, Patrick Miller, Tyler Stone, Caner Erdeniz, Doğan Şenli, Engin Atsür.

Bu noktada uzunca analizler yapmak yerine 1-2 cümle ile gelen önemli oyuncuları incelemek daha makul gibi göründü bana:

Kerem Tunçeri : Yiğiter Uluğ'un çocukluğundan beri takip ettiği, hepimizin yakından tanıdığı, ülkemizin yakın dönem basketboluna damga vurmuş bir isim. Takımı oynatan guard yokluğunda çok önemli bir açığı kapattı ve önemli katkı veriyor. Yaşı itibariyle iyice yavaşlayan ayakları işin savunma ayağında biraz can sıkıcı.

Engin Atsür : Yine Kerem gibi oynatan bir guard. Geçtiğimiz sene çok eksikliğini yaşadığımız pick'n'roll hücumlarında büyük fayda sağlıyor. Uzun sakatlıklarının ardından kendini kanıtlama çabasında olması da ayrı bir motivasyon sağlıyor kendisine.

Jajuan Johnson :  2011 Nba Draftında 1.tur 27. sıradan seçilmiş ve Big10 player of the year ve Big10 defensive player of the year apoletli bir oyuncu olarak beklenen yerde olmadığı ortada olsa da bizim ölçeğimizde bir takım için muazzam bir transfer. Atletizmi çok üst seviyede ve spektaküler hareketlerle taraftarı coşturmayı iyi bilen bir isim . Tek sorunu hücumda top eline geldiğinde genelde sadece potayı düşünmesi. Üçlük çizgisinin gerisinde buluştuğunda bile kaldırıp atan bir oyuncu. Bu yapısı zaman zaman hücuma zarar verse de takımın en önemli parçası.

Hilton Armstrong : Güçlü ve atletik bir isim olmasına rağmen Nba'da size yetersizliği nedeniyle şans bulamamış bir isim. Aslında Atlanta döneminde iyi bir tamamlayıcı olabileceğini göstermişti. İyi bir görev adamı ve çember savunucusu. Beklentileri fazla yüksek tutmadığınız takdirde istediğinizi vereceği kesin. Geçen seneki pota altı zaafımız düşünüldüğünde yüksek seviye olmasa da iyi bir parça olduğu söylenebilir. 


John Holland :  İlk transfer haberini duyduğumda oldukça şaşırmıştım zira Beşiktaş, Patrick Miller'ın sakatlığı üzerine bu transferi gerçekleştirmişti. Patrick Miller oyun özelliği olarak bizdeki guard rotasyonunda önemli bir eksikliği tamamlayan delici, penetreyi seven, potaya giden bir isimdi. Holland ise hem pozisyon, hem oyuncu tipi itibariyle çok farklı yapıda bir oyuncu. Kuvvetli, konsantrasyonu yüksek, zor anlarda sorumluluk alan ve aldığı sorumluluğun hakkını veren bir oyuncu. Takımda kalma ihtimalinin çok çok düşük olmasına rağmen disiplini elden bırakmadan Spurs'le harika bir sezon başı kampı geçirmiş durumdaydı. Açıkçası beklemediğim bir katkı alıyoruz kendisinden. Tek handikapı (belki kendi handikapı olmayabilir, çizilen rol ile alakalı) çok iyi bir penetre bitirici olmamasına rağmen kimi zaman çok sık drive denemesi. Burada biraz rolünün dışına çıkıyormuş gibi duruyor.  

Patrick Miller :  Çabuk, patlayıcı ve delici bir oyuncu. Sezon başında maalesef ağır bir sakatlık geçirdi ve uzun süre sahalardan uzak kaldı. Aralık ayı itibariyle yavaş yavaş geri dönüyor ama Ahmet Kandemir 5+1 olarak Armstrong, Johnson, Broekhoff, Lofton, Holland ve Bajramovic'e şans vermeyi tercih ediyor şimdilik. Hakkında bir fikir sahibi olmak için biraz daha izlemek lazım.

Geçtiğimiz seneye oranla daha yüksek bir bütçeye sahip olduğumuzu oyuncu kalitesinin bariz bir şekilde daha yüksek olmasından çıkarabiliriz. Sezon başlangıcında Türkiye Kupasında sergilenen kötü performans özellikle taraftar nezdinde biraz hayal kırıklığı yaratmıştı. 80-53 gibi bir skorla Basketbol Liginin Mersin İdman Yurdu'su Darüşşafaka Doğuş'a kaybedilen maç dikkat çekiciydi. 6 gün sonra aynı takıma ligde de mağlup olunca homurdanmalar iyice artmıştı .

2. haftadaki Telekom maçıyla ise Beşiktaş İF'nin yükselişi başladı. Takım sürekli yükselen bir ivmeye sahip. Arada kaza maçları dışında, Furkan Aldemir olayının patlak verdiği hafta sonunda 2 gün önce Euroleague maçında epeyce hırpalanan Galatasaray'a verdiğimiz maç bir nevi büyük maçlarda  futbol takımının da yaşadığı strese bir başka örnek oldu . Bununla birlikte 23  Kasım tarihli o maçtan bu yana,  Eurocup'ın en büyük favorisi Khimki ve son maçta artık grup 2.liğimiz garantilendikten sonra biraz konsantrasyon sorunu çektiğimiz Olaj maçı dışında kayıp yaşamadık.

Geçtiğimiz hafta Banvit deplasmanında kazandığımız maç ise bu seneki hedeflerimiz açısından son derece kritik bir öneme sahipti. Her ne kadar en büyük silahları Chuck Davis ve Sammy Meija'dan faydalanamamış olsalar da,  kendi evinde 27 Mart 2013'ten bu yana normal sezon maçı kaybetmemiş bir takımı yenerek 9-3'e gelmemiz sezon başında "Play-off mücadelesi yapar" şeklindeki ön görüyü epeyce pozitif yönde değiştirmiş durumda.

Bu bağlamda kritik bir Ocak Ayı takımımızı bekliyor. Üst üste Anadolu Efes,  Karşıyaka (EC), Fenerbahçe Ülker, Darüşşafaka Doğuş şeklinde oluşan bir fikstür bizi bekliyor.
Eurocup'ta da son derece istikrarlı bir şekilde ilerleyen takımımız, 7-3'lük derecesiyle oldukça başarılı bir ilk turu geride bıraktı. 2. turda Pınar Karşıyaka-Neptunas ve Paris'ten oluşan M Grubunun bana göre mutlak favorisi konumunda. Bu grupla ilgili bir analizi de 6 Ocak'taki ilk maçlar öncesinde yapmaya çalışacağım.

Takımın sahada gösterdiğini özetlemek gerekirse şimdiye kadar Beşiktaş İF'de rollerin beklenenden erken oturduğunu söylemek yanlış olmaz. Bütün oyuncular verilen rolleri hakkıyla yerine getiriyorlar. Mücadele gücü yüksek ve atletik yapısı kuvvetli bir takımız. Savunma konsantrasyonumuz zaman zaman Euroleague seviyesine yakınsasa da maç içerisinde aşırı dalgalanma yaşayabiliyoruz.

En büyük sıkıntımız, modern basketbolun getirdiği her oyuncunun şutör olması gerekliliği ile artık çağ dışı hale gelen alan savunmasına iyi şutörlerimiz ve kağıt üzerinde iyi bir pas takımı olmamıza rağmen hiç hücum edemiyor oluşumuz. Zaman zaman hücumda çok fazla tıkanıyoruz. Delici bir guard eksikliğini hissediyoruz diyebiliriz bu noktada.

Bench katkısı Bajramovic'in gelişi ve bu oyuncudan aldığımız düzenli sayı & rebound desteği ile yükselmiş durumda. Oradan bir oyuncu daha çıkarabilirsek özellikle Ocak ayındaki zorlu dönemde biraz daha tehditkar olabilir ve rotasyonu genişletebiliriz.

Ahmet Kandemir'in oyuna müdahalede biraz geç kaldığı dönemler yaşanıyor. Birdenbire hücumda kilitlendiğimiz anlarda 10/12-0'lık serilerde mola almadığı oluyor. Atletik uzunların varlığında biraz daha koş-koş'a yönelmenin faydaları olabilir.

Bunun dışında hücumda, top hakimiyeti çok da iyi olmayan oyunculardan kurulu olmamız drive opsiyonlarımızı zaman zaman kısıtlıyor. Kerem ve Engin'in 2'li oyun tehditi çok önemli, dış şutlarda genel itibariyle çok dengeli ve yüzdeli oynuyoruz. Hücum ribauntlarında son derece aktifiz ki bu kategoride ligde 2. sırada yer alıyoruz. Burada Ryan Broekhoff'a özel bir parantez açmak gerek, gerçekten muazzam bir oyun konsantrasyonu ve enerjisi var. Umarım seneye takımda tutabiliriz.

Savunmada çok belirgin bir penetre ve ikili oyun savunması sıkıntısı var. Yardımlar zaman zaman gecikiyor ve doğru açıları kapatmadan yapılıyor . Bununla birlikte ligin en fazla blok yapan 2. takımıyız ve guardlarımızın yavaşlığına rağmen blok tehditimizin yüksekliği, o noktada savunmamız için önemli bir denge unsuru. Top çalmada ilk 5'te yer alıyoruz fakat bunu çok amatörce yaptığımız top kayıplarıyla bu kategoride 6. sırada yer alarak kompanse ediyoruz .

Sezonun bu zamana kadarki bölümünde gösterdiğimiz performansa bağlı olarak iki kulvardaki çıtamız biraz daha yükselmiş durumda.

Eurocup'ta M grubundan çıktığımız takdirde L grubu ile çapraz eşleşeceğiz ve orada Beşiktaş'ı kesin eler diyebileceğim bir takım yok . Çeyrek finale kadar çok büyük bir aksilik olmazsa veya dikkatimizi lige vererek Eurocup'ı boşlamazsak ben yolumuzu açık görüyorum.

Ligde ise Anadolu Efes, Fb ve Darüşşafaka maçlarından çıkacak sonuçlar, play-off rotamızın daha belirgin olarak çizilmesinde rol oynayacaktır fakat şu ana kadar ligde oluşan tablo, takımların durumları ve form durumları göz önüne alındığında ilk 5 'ten play-off yapacağımızı tahmin ediyorum.



Potanın Kartalları yüksekten uçmaya devam edecekler gibi görünüyorlar. Passolig derdiyle futboldan uzaklaşan arkadaşları İntegral Arena'ya bekliyoruz! 

32 Yorum:

Özgür dedi ki...

@Övünç
Hayırlı uğurlu olsun.
Futbol dışındaki dallarla pek ilgili olduğumu söyleyemem ama bu tarz başlıklar en azından benim gibilerinde ufkunu açacaktır. :D
Kolay gelsin, başarılar...

theotheo dedi ki...

kim okucak bunu :)))

@Övünç

Hoşgeldin, ilk yazını tebrik ederim.

Tam da arzu ettiğim gibi, uzun bir süre sonra basketbol ile ilgili bir yazı görmek beni çok mutlu etti.

Fakat uzun zamanlı bir boşluk olmasından dolayı olsa gerek, hemen hemen her konuya aynı anda değinmeye çalışmışsın. Açıkçası daha parça parça ama daha sık yazıları kendi adıma tercih ederim. Hemen ilk yazıda eleştiri yaptığım için de kendime kızıyorum.

Yine de blogu güzel günlerin beklediğini, yazının kalitesinden rahatlıkla anlayabiliyorum. Hiçbir detay atlanmadan, epey vakit harcanarak yazılmış bir inceleme, tekrar teşekkür ediyorum.

Son olarak benim sorum, -basketten az anlayan her insan gibi- şampiyonluk şansımızın yüzde olarak kaça tekabül ettiği olacak. Bir rakam verirsen, benim gibilerin anlaması kolaylaşır.

Buradan ahaliye sesleniyorum;

Biraz şımarıklık olacak ama şimdiden gündeme getirilmesini, düşünülmesini istiyorum. Yeni yazarlarla yola devam ederken, "yeni bir tasarımın da" gelmesi gerektiğine inanıyorum. Muhtemelen @shelby, "yeter la, sizinle mi uğraşacağım" diyecektir, -canı sağolsun- ama bence buna da eğilmenin zamanı geldi.

Bu yeni yazar alma-verme işi tamamlanınca, ona da bir el atılması taraftarıyım. Umarım destekçi bulabilirim.

Yeni yazarların, tüm takımlarımıza şans getirmesini diliyorum.

turgay dedi ki...

basketbol yazılmasını destekliyorum teşekkür ederim bu yüzden. yazının bir yerinde kandemir'in oyuncu bulmasıyla ilgili isimler var ancak benim bildiğim kadarıyla m. wright murat didin zamanında gelmişti takıma. rodney elliot, t.ellis falan vardı takımda. yanlış da hatırlıyor olabilirim.

Özgür dedi ki...

@Theo
Kimse okumazsa ben okurum usta sen rahat ol.
Zaten uzun veya kısa demeden, okunması gereken bir şeyi okuyan insanlar yazdıklarından belli oluyor. Mesela bu blogda Türkçe katili yorumcu sayısı, bir elin serçe parmak sayısıyla aynıdır.

Övünç dedi ki...

Aslında bu yazının bölünmüş hali :)

Çok daha detaylı yazmıştım fakat biraz ipin ucunu kaybetmişim o sebeple budadım .

Dolayısıyla biraz kopukluk olabilir kusura bakmayın .

İlerleyen süreçte yazacaklarıma altlık oluşturması bakımından uzun sürdü biraz.



@BeşiktaşkUlan

Şu ana kadar ciddi şampiyonluk adayı olan 2 takımla da oynamadığımız için net bir şey söylemek zor.Bu bağlamda Ocak ayı sonrasında fikirler çok değişebilir.

Burada değişken de çok fazla. Avrupa'da nereye gideceğiz , rakiplerimiz Avrupa'da nereye gideceğiz , olası Huertel transferi Efes'i hücumda nereye götürür , Galatasaray'ın durumu ne olacak gibi bizden bağımsız epeyce mevzu var.

Sakatlık veya başka türlü bir arıza olmadığı takdirde ben BJK İF'nin en az yarı final yapacağını düşünüyorum TBL Play-Off'ta.

@turgay

Hocam doğrudur ben her zaman yaptığım gibi Kevin Thompson ile Michael Wright'ı karıştırmışım . Düzeltme için teşekkürler.

Yasin dedi ki...

Passolig zımbırtısının can sıktığı dönemde basketbola destek vermek çok güzel olabilir.
Yazı genel olarak çok bilgi verici olmuş eline sağlık sadece Darüşşafaka'ya yapılan benzetme biraz kafama takıldı. Mersin İdman Yurdu değil de Kasımpaşa falan desen daha iyi anlaşılır. Kağıt üstünde bizden iyi bir kadroya sahipler.
Bütçemizle ilgili de bir hatırlatma yaparak yorumu bitireyim, bu takım ligin en büyük 10 yada 11. bütçesine sahip, bu yüzden başarıları ayrıca desteklenmeli.

Emre Toraman dedi ki...

Basketbol bilgim ve Beşiktaş dışındaki ilgim sınırlı sayılsa da özellikle 3-4 sezondur %90'ından fazlasını izlemişimdir Beşiktaş'ın oynadığı maçların. 3 kupalı sezonun playoff'larıyla başladım denebilir.

Benim kafama takılan konu Yiğiter Uluğ - Ahmet Kandemir ikilisi. Bildiğim kadarıyla ikisinin de ilk akla gelen özelliği Amerika'dan oyuncu bulabilmesi. Burada bir çelişki yok mu? Direktör zaten bu konuda iyiyken koçun elindeki malzemeyi kullanma konusunda daha becerili olması daha ideal olmaz mı?

Sen de sezon özelinde değinmişsin Milangaz sonrası hem Erman Kunter, hem de Ahmet Kandemir döneminde takım felaket top kaybı yapıyor. Hele Euroleague sezonunda bu baya göze batıyordu. Bu konu aşılabilirse bence yarı final ve hatta final bile süpriz olmaz. Aşılabilir mi ki bu konu? Yoksa bu takım hep bu denli top kaybı yapacak mı?

JJ-Armstrong aynı anda oyundayken takımı izlemek gerçekten çok keyifli oluyor. Boxout ve ribaund konularında sıkıntı yaşatıyorlar ama asist desteği aldıkları zaman, hatta almadıkları zaman bile tribünü ayağa kaldırabilen atletik kapasitede oyuncular. Bu 2'liyi aynı anda kullanmanın doğru basketbol açısından bir dezavantajı var mıdır, yoksa diğer alternatifler yeterli olmadığı için mi birbirlerinin alternatifi olarak izliyoruz daha çok?

Engin(Kerem)-Lofton-Broekhoff(Holland)-JJ-Armstrong 5'i baya güvenli bir 5 oluyor benim için yahu. Milangaz sonrası ilk kez bu kadar güvenebildiğim bir 5 var. Artık korunup rötuşlarla ilerlenecek bir iskelete sahibiz sanki.

Emre Toraman dedi ki...

Darüşşafaka-Mersin benzetmesi bana da biraz haksızlık gibi göründü. Hem kadro kaliteleri, hem bize karşı oynadıkları oyunlar Banvit-Karşıyaka seviyesiyle yarışır, hatta üstünde bile geldi.

Emir Eri dedi ki...

Ahmet Kandemir oyununu daha fazla oyuncu yetenekleri üzerine kuruyor, örneğin Lofton'ın dış atışları, bu yıl oyunu çeşitlendirmek adına Holland gibi bir skor opsiyonu daha takıma katıldı, bugüne kadar çok işlediği söylenemez, açıkçası ben kendi adıma oyuncunun performansından tatmin olmadım. sonuçta NBA altı bir oyuncu olsa da bütün bir hazırlık kampını Spurs ile geçirmiş bir oyuncudan daha fazla performans bekliyorsunuz. Diğer taraftan geçtiğimiz yıldan farklı olarak ikili oyun oynama yeteneğine sahip Kerem ve Engin gibi oyun kurucularımız var. Ayrıca Broekhoff, JJ Johnson, Armstrong, Doğan Şenli gibi takımı tamamlayacak değerli oyunculara da sahibiz. Bana göre geldiği günden bu yana takımdaki ihtiyaç fazlası tek oyuncu Bajramoviç. Şampiyon olduğumuz sezon dışındaki son 10 yılı göz önüne getirirsek takımımız hep bu ayardaydı, fazlası değil, bir yada iki skorer oyuncu, etrafında diğer çarklar, lakin BBL'de şampiyon olmak için bu tarz koş-koş yada sokak basketbolu yetmiyor. Eurochallenge-Eurocup arası düzeyde bir takımız. Asla Euroleague ayarında değiliz. FB Ülker ve Anadolu Efes ligin kalanında zirvede olur, kaybettiği oyuncuları ve mali sıkıntıları ile GS Liv Hospital, Banvit, DŞ Doğuş, TS Medical Park, P Karşıyaka ve biz ikinci grubu oluşturuyoruz ki bu takımlardan hiçbiri şampiyon olamaz veya final oynayamaz. Kaldı ki Banvit bu iki grup arasında bir yerde dahi gösterilebilir.
Bu haftaya kadar ki süre zarfında, Koç Ahmet Kandemir'e bu kadar sabır gösterilmesi canımı sıkıyor, örneğin T Medical Park antrenör değişikliği ardından büyük bir çıkış yaşadı ve bu sayede sezon öncesi koydukları Play Off ve Eurochallange F4'u iddialarına biraz daha yaklaştılar. Benzer bir değişim bizim için de şart. Daha fazlasını verebilecek bir koç ile birlikte Banvit seviyesine gelebiliriz.

Övünç dedi ki...

Darüşşafaka - Mersin benzetmesindeki amacım daha çok toplama takım hüviyetleri ve liglerindeki beklenmedik pozisyonları ile ilgiliydi.

DD iyi oyuncuları olmasından ziyade derin rotasyona sahip bir takım . Şahsi kanaatim bizden veya Banvit'ten iyi takım değiller. Bizim seviyemizdeler diyebilirim .

Top kayıplarında ise bir algı yanılması var aslında çok fazla basit top kaybı yapıyoruz ve bunlar göze batıyor. Yoksa 2 sene önce ligin en az top kaybı yapan takımıydık.

Top hakimiyeti zayıf oyunculardan kurulu olmanın dezavantajları açıkçası. Birde pasör bir takım gibiyiz ama alan svunmasına karşı yeterince hızlı top çeviremiyoruz. Zaten en fazla top kaybını pas araları veya dağa taşa atılan paslarla yapıyoruz. Bence biraz daha hareketli olunarak rahatlıkla aşılabilir.

Uzun rotasyonunda birbirinin alternatifi olabilecek pozisyonda adamlar yok . 4 oyuncudan da farklı şeyler alıyoruz. Bajramovic'ten dış şut tehdidi ile hem sayı hem boyalı alanı açma konusunda faydalanıyoruz, Hilton'dan boyalı alan sayıları ve çember savunmasında . Doğan Şenli'den zaten ne gelirse kardır , Jajuan ise hem ofans hem defans olarak takımın bel kemiği.

Bu bağlamda o anda neye ihtiyaç varsa onu deneyecek şansımız var. Zaman zaman Broekhoff'da 4'e çekilebiliyor .

JJ-Armstorng ikilisini beraber kullanmak dediğim gibi modern basketbolda biraz zor. Çok iyi pasör olmadıkları gibi iyi şutörler de değiller . Bir de blok kovalamayı sevdikleri için zaman zaman gereksiz yardımlara gidebiliyorlar . Bunu dengelemek gerekebiliyor.

Şu anki dakika paylaşımı bence oldukça yerinde .

Maç içindeki dalgalanmaları biraz azaltmak gerekiyor .

turgay dedi ki...

sistemsiz ve kötü bir koça sahip takımız. kandemir bizden sonra rakiplerimizden hangisine koç olarak alınır ? bunu düşünüp tartmak lazım hedefleri. burak bıyıktay'lı sezonda burak bıyıktay içinde aynı şeyler geçerliydi. bizden sonra gittiği takım aliağa petkim oldu. ihsan bayülken bizden sonra beykoz'a gitti sonrasında malum ntvspor'da yorumculuk yapıyor. yanı başarılı olarak görülen koçlarımızın durumları ortada. basketbol eğer süpersonik yetenekli yıldızınız yoksa bir koç oyunudur bana göre. bugün ivkovic obradovic ergin ataman'la yarışıyoruz.

ligimizde açıkçası yenilmeyecek takım yok. son transferlerden sonra bu yıl için fb ülker'in şampiyonluğu garanti. ancak onları zorlayacak bence 2 takım var bunlarda biz ve efes. ancak biz sezon içinde geriye doğru gidebiliriz çünkü koçun oyuncuları bir arada tutabileceğine inanmıyorum. ayrıca krıtik maçlarda koçun takıma etkisi "0". aldığı hiç bir moladan sayıyla dönemedik 2 yıldır. ki 2 yıldır hemen hemen tüm maçları seyretmiş biri olarak söylüyorum bunu. o yuzden rakiplerimizle oynayacağımız maçlarda -2 ile maçlara başlıyoruz. çünkü ivkovic, obradovic ve ergin ataman mola aldığında o sayıyı atacak oyunu çiziyor takımına. biz ise garanti top kaybıyla moladan dönüyoruz.

yukarıda bir arkadaşımız çok top kaybı yapıyoruz demiş. düzen olmadığından rastgele hücumlar yapıyoruz. haliyle düzensiz hücum top kaybını getiriyor. uzatmamak adına şunu söyleyebilirim. basketbol takımımız sponsoruyla ve organizasyonuyla 2 yıldır aşama kaydetmiştir. ancak daha iyi bir koç ve staff olmalıdır kenarda. çünkü şuandaki yapı maalesef rakiplerimize oranla çok çok zayıf teknik kadromuz var. bence kenara daha iyi biri getirilmeli.

Övünç dedi ki...

Ben Ahmet Kandemir'in kötü bir koç olduğunu düşünmüyorum. En azından Burak Bıyıktay seviyesinde değil.Yazıda da belirttiğim gibi Beşiktaş şu anda rollerin en net çizildiği takımların başında geliyor.Bence bu bile başlı başına bir artıdır hoca lehine.

Evet eksikleri var hatta çok var ama bu bütçeyle de bu kadar. Hem ligde bizim ayarımızda 5-6 takım var diyoruz ve bunların arasında bütçe olarak en aşağıdakilerden biriyken bu kadar ağır eleştiriyi doğru bulmuyorum.

Ufuk Sarıca , Orhun Ene , Oktay Mahmuti bence seviye ve oynattıkları basketbol göz önüne alındığında çok üst düzey ve Kandemir'in üzerinde koçlar değiller.

Bence ligde 3 tane üst düzey koç var onlar da İvkovic-Obradovic ve Ataman . Onların ellerindeki takımlarda ortada . Umut verenler var orası zaten ayrı yazı konusu.

Daha büyük hedeflere gitmek için ilk değişmesi gereken yer koç değil şu anda bir kere orası net. Bu seviyedeyken " Beşiktaş!ın çocuğu " kontenjanından bile yeri var bence Ahmet Hoca'nın .

BJK4EVER dedi ki...

Ahmet Kandemir ve Oktay Mahmuti kiyaslanamaz bence. Hatta Orhun Ene ve kisa sure head coach'luk yapmasina ragmen Ufuk Sarica bile net bir birimce Kandemir'in onundeler.
Burada coach'lugu tartisiyoruz, scouting yetenegini degil. Koc olarak Kandemir net olarak vasat bir koc. Ha, bu butceyle Mahmuti veya Ufuk Sarica gelse ne olur? Onu da tam bilemiyoruz. Ancak mesela bizle arasinda butce olarak buyuk fark olmayan Pinar Karsiyaka 2 senedir cok daha sistemli bir oyun oynuyor, kupa kazandi ve buyukleri devirebildi. Biz en son ne zaman buyuk mac kazandi hatirlamiyorum.

Emir Eri dedi ki...

takım üzerine koçun etkisi çok net oluyor; misal panathinaikos yıllarca obradoviç ile başarıdan başarıya koştu, sonrası kendileri için pek parlak olmadı, gerek düşük bütçeleri gerekse de yanlış yatırımları ile sürünmekteler, diğer taraftan ivkoviç sonrası olympiakos ise tek oyuncu liderliği ve etrafında doğru seçilmiş oyuncular ve doğru coaching ile hala f4'ların gediklisi konumunda. yani oyuncu tercihleri %60-70 ise kalanı kenardaki liderliğe bağlı bence birazda..
ahmet kandemir de ise tam olarak bu eksik, yabancıları ile direkt iletişim kuramayan bir coach'umuz var. bundan ötesi yok..

Övünç dedi ki...

Eleştirilerde haklısınız kesinlikle , bir kere İngilizce bilmemesi bile çok büyük handikap bence de.

Ammvelakin kenara Obradovic-Ivkovic koyamıyorsanız bu seviyenin ederi bu diyorum.

Beşiktaş İF kağıt üzerinde bundan iyi olamaz.Burada bir başarı var bence.

Yani takip edeneler bilir Mark Jackson'ın GSW'yi frenliyor olmasına benzer bir durum yok.

Randy Wittman'ın Wizards'ı gibi daha çok . Koç yetersiz ama kağıt üzerinde başarılı beklentilere göre. En azından onlarda malzeme var bizde malzeme de yok.Eti budu bu.

Emir Eri dedi ki...

Bence oyuncu grubumuz o kadar kötü değil, yine misal lofton veya broehhoff'u ligdeki her takım ister, geçtim özellikle broekhoff EL düzeyinde basketbol oynuyor, orada bile gelecek yıl kendine yer bulacaktır. Yine örneğin Kerem Tunçeri Anadolu Efes'te olsa İvkoviç Huertel transferini istemez ve yapmazdı, istediği ikili oyunları bolca rahat rahat oynatabilirdi, lakin bizim sahip olduğumuz setimsi oyunlarımızda ikili oyunlara yer yok, varsa yoksa lofton'u perde ile çıkartıp boş şut kovalamacalar ve potaya drive ederek zorlama hücumlar var, top çevirme veya savunma çeşitlemeleri gibi olaylara hiç girmiyoruz. kaldı ki lofton'un savunduğu adamlar da genelde oyunun en skorer oyuncularından biri oluyor. yani zayıf karnımızda belli. diğer taraftan örneğin karşıyaka maçında lofton 20 metreden 3lük atmasaydı bugün sıralamada birkaç basamak altta olabilirdik. yani bazı maçlarda futbol deyimiyle top bizi sevdi.
önder özen'in sözü vardı: başarmış yada başarma potansiyeli olan bir antrenörle çalışacağız. bence koç kandemir bu iki sınıfa da girmez, olsa olsa samet aybaba düzeyinde yeteneklere sahip bir koç. ne yazık ki fazlası değil. bu bütçelerle takımın başına Van Gaal'i getiremezsiniz lakin bir Biliç bulmakta mucizelere bağlı değil. Biraz avrupa basketbolunu bilen bir gözün veya aklın (siz diyin murat didin, ben diyim erman kunter veya başka biri) yönetime katılması şartoğlu şart.

cochise dedi ki...

Basketbol ile yazı yazılmasını en çok isteyenlerden biri olmama rağmen hafta sonu bilgisayara biraz uzak kalmam nedeniyle arkada kalmışım. maçları genelde izliyorum; ankarada canlı izleme şansım oldu ama hepsi o. Tartışmayı tekrar ettirmenin anlamı yok elbet ama bi iki madde ekleyeyim;

-@övünç eline sağlık, sağolasın

-@emireri sen de hoşgeldin, nerelerdeydin hocam kaç zamandır? Blogu bıraktın sanmıştım.

-Kandemir hakkında kararsızım; eleştiriler haklı ama kadroya göre fena da oynamıyoruz

-Uzunlar iyi, atletik ama çok inceler. kalın ve iri bir 5'e zorlanıyoruz. bekleneni veremeyen Colton bile yeri geldiğinde faktör olabilirdi bu takımda.

-Bajramovic çok ürkek oynuyor, umarım değişir.

-Şampiyon olduktan sonraki senelerde bütçe dahilinde başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Misal hemen sonrasında çok düşük bütçeyle Top 16 ve orada da Fener'i alta almak önemliydi. Gçen sene GS'yi çok rahat eleyebilirdik. son topla gitti.

-Efes ve Fener'i yenebileceğimizi çok düşünmüyorum ama iki maçtan birini kazanırsak sevinirim. Ancak iki maçı da kaybetsek ilk yarı ilk 5'teyiz.

-Playoff başları biraz da şans işi ama 4 maçlık bir seride Efes ya da FB'yi yenme ihtimalimiz bu kadroyla yok denecek kadar az.

Vivarte dedi ki...

@övünç
kabak tadı kıvamında olacak ama emeğine sağlık dimağına kuvvet. Hoş ve kafa açıcı bir metin olmuş.

Diğer arkadaşlar söze temkinli girerek basketbolu takip etmediklerini ya da edemediklerini söylemişler. Ama biraz da teveccüh göstermişler. Zira sordukları sorular bence hiç fena değil ve öğrenmeye yönelik.

Ben teveccüh gösteremeyeceğim çünkü sahiden uzun zamandır takip edemiyorum (E-Lig hariç)ve futboldan anladığım kadar anlamıyorum. En son Carter'ın smacında kaldım. çok mu geri kaldım? ama o da neydi be kardeşim... geyik bir yana Yani bir basketbol kazmasıyım!

Uzatmayayım sorularım şunlar:

Neden her sene kadro değişir şu takımda? Elinde bavuluyla muhacir takılan yabancılar var onlara ifrit oluyorum. Bile isteye buna teşne olan yönetim anlayışına ayrı kılım. 2 sene üst üste aynı kadroyu Barça da ve Real dışında hiçbir Avrupa klubünde göremedim.

Özet: Takım planlaması neden bu kadar istikrarsız

Övünç dedi ki...

@Vivarte

Öncelikle teşekkür ederim .

Basketbolda da işleyiş futboldan farklı değil.Küçük takım alır , besler ,büyütür , büyük takım gelir , onlardan alır ve yer. Düzen aşşağı yukarı budur.

Yani Piramit olarak baktığında tepede Nba ardından Euroleague - Eurocup takımları geliyor. Bu dönügde sabit bir kadro kurabilmeniz için ya iyi bir bütçeniz olması ya da paragöz olmayan ve sizin için oynamayı seven oyuncularınız olması lazım . Çünkü bir oyuncu yeterince veri gösterdiği anda daha büyük bütçeli bir takımda en az 50-100 k dolar fazla maaşa yer bulabilir.Bu bağlamda bizim takımda da olan bu. Ana Rol oyuncularımız Euroleague takımlarına gitti , yan parçalar zaten bu seviyede çok kritik değil.

Erman Kunter geldiğinde uzun süreli bir planlamaya girişmişti. Yabancılarla 2 senelik kontratlar yapılmaya çalışılmış alt yapı oyuncuları takıma monte edilmişti . Bence kağıt üzerinde o da başarılı bir takımdı fakat önceki senenin şampiyon takımı olunca insanlar bütçe küçüklüğü , oyuncu kalitesi gibi real sorunları kabul etmedi , burada top yönetimeydi zaten daha çok.

Ergin Ataman'lı yılda kadro maaşı toplamda 9m $'a yakınsamıştı. Ardından Erman Kunter döneminde en pahalı yabancımız Jerrels 400k $ 'a oynuyordu.

Son iki sezonda ise İntegral Forex'in de desteği ile öncelikle 3m $ , bu sezon 4.5-5 m $ civarında bir kadromuz var.

Bütçe bu kadar değişken olunca ister istemez değişiklikler oluyor.

Ryan Broekhoff ve Chris Lofton gibi ana parçaları tutabilmemiz bile bence istiktrar açısından önemli.

Gerçi bu sene Broehoff'un sözleşmesi bitiyor ve kuvvetle muhtemel takımdan ayrılcaktır yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü. Nba yapması biraz zor , ayakları o kadar hızlı değil ve top kontrolünü biraz daha geliştirmesi lazım ama Euroleague'in üst seviyesinde rahat oynayabilecek kalibrede.

Övünç dedi ki...

Tabi ekleme yapayım , sanki oyuncular çok iyiydi de biz bütçe yetersizliğinden tutamadık demek de haksızlık olur biraz.

Takımla kimyalarının tutmaması ve karşılıklı beklentiler de önemlidir.

Oyuncu beklediğini bulamamış olabilir ,kulüp bulamamış olabilir.





Yasin dedi ki...

bende bir ekleme yapayım,
basketbolun futboldan farkı bonservis ücretinin neredeyse olmaması.Takımlar hep 1 yıllık sözleşme imzalıyor çünkü sonraki dönem ne kadar paraları olacak sponsorları var mı kesin belli olmuyor. Bu yüzden hiçbir takım hemen hiçbir oyuncudan bonservis alamıyor. Altyapıdan yetişen oyuncular bu tanıma dahil değil.
bu yüzden basketbolda kadroların değişmesi son derece normal ve doğal.
Geçtiğimiz sezon Broekhoff ile röportaj yaptığımda onun karakterinin çok iyi olduğunu görmüştüm sahada karakterinin de ötesinde oynuyor. Bence bir şekilde bir gün NBA'de yer bulacaktır onu iki sezon oynatmamız hemde 250 bin dolar seviyelerinde oynatmamız tarihimizin en büyük başarılarından birisidir.

Övünç dedi ki...

Bu arada onu da belirteyim , Broekhoff ile sözleşme uzatma görüşmelerinde baya mesafe alınmış , 2 yıllık bir kontrat imzalaması bekleniyor.

Bu çok çok iyi bir haber.

turgay dedi ki...

konya maçından sonra bir kaç şey yazmak istedim. öncelikle muratcanla ilk periyot oynayıp rakibin tüm hızını kesmişken muratcanı bir daha oyuna almamak ve o savunma baskısını asla bir daha yapamamak gerçekten inanılmaz bir koç başarısı. kandemir işte bu yüzden bu kadronun gerçek potansiyelini ortaya çıkaramayacak bir koç. bakınız dün akşam anadolu efes'in nasıl geçen yıldan bambaşka bir takım olduğunu gördünüz. bu tamamen koç etkisi işte. muhteşem ötesi bir koça sahipler ve o gamsız sariç bile nasıl savunmaya katkı verdi. doğuştan savunmada nasıl yararlandı. fb'nin kısa oyuncularının box out sıkıntısını değerlendirip doğuşa hücum ribaundu yaptırması bile nasıl bir koç olduğunu gösteriyor ivkovicin.

bize gelirsek. bir kere bir kaç maç dışında ilkkez bir savunma planıyla maça başladık ve bunun semeresini de aldık. muratcan böyle kullanılırsa büyük bir silah. maksimum 15dk alacak ful konsantre baskılı savunma yapacak. o zaman hücumda da akıyor adam. ama koç ilk çeyrekten sonra unuttu onu kenarda. hadi o unuttu yardımcıları mı da unuttu uyarmadı koçu. işte staff kalitesi burada ortaya çıkıyor. son dklarda o saçma sapan basketlerle heyacan yaşamazdık. mesela lofton gerçekten etkisizdi çünkü uzun bir oyuncu ile onu savunup el üstü atışlarını engellediler. peki koç ne yaptı onu kenara alıp savunma direncini arttırmak yerine onun kaçırdığı adamlardan savunmanın dengesinin bozulmasına göz yumdu. lofton bu kadar vazgeçilmez bir oyuncu değil böyle maçlarda. ryan'da holland'da hatta engin'de şut atabilen ama aynı zamanda savunmada doğru yerde durabilen oyuncular.

doğan şenli'ye para verip onu kenarda tutarak gelişmesini beklemek resmen parayı sokağa atmaktır. 0 dk almayı hakedecek kadar kötü oyuncu değil doğan. caner bu kadar kenarda kalacak oyuncu değil. boş şutu sokabilecek savunmaya sertlik kazandıracak oyuncu olabilir. ama denemiyoruz görmüyoruz. bir planımız yok. kalite olarak banvit, daçka, karşıyaka ve hatta galatasaray'dan üstünüz ama level atlayamayacağız çünkü kandemir level atlatacak bir oyun planı ortaya koyamıyor.

james sneijder dedi ki...

basket takımı gerçekten inanılmaz işler yapıyor. bununla birlikte yapılan her bir yorum da inanılmaz değerli filhakika. Çünkü bir bizim bütçeye bakın bir de diğerlerine. o salonu doldurmayan bizden değildir.

Emir Eri dedi ki...

konya uzunları dünkü maçta yine pota altındaki madeni değerlendirdiler, sezon başı planlamasında daha önce ligimizde oynayan Holman (uşak sportif eski oyuncusu, şuan çin'de), Elonu ve hatta Ted kolejin kadrosunda yer alan Pittman (sezon ortasında takıma katıldı) dahi pota altında daha faydalı olabilirdi, veya Guin, Boone veya Sean Williams gibi Konya kadrosunda yer alan iki uzun bizde olsa sezonun geri kalanı için daha iddialı konuşabilirdik.herhalde kimse bu adamların bizim oyunculardan daha çok kazandığını söyleyemez. böyle bir pota altı savunması ile bu iş olmaz. 3 saniye koridorunu ya iyi savunmacılarla savunursun veya takım olarak savunursun. ilki ancak para ile yapılabilir, ikincisi ise birlikte çalışma ile kenardan müdahaleler ile yapılabilir. ben sezon sonunda elimizde yine hiçbir şey kalmayacağını düşünüyorum. hem kenar yönetimi açısından hem de saha içerisi için daha iyi bir planlama yapılması şart.

Emre Toraman dedi ki...

Broekhoff'la sözleşme uzatmak gerçekten hiç bekleyemeyeceğim güzellikte bir haber. Sezon başından beri Euroleague takımlarının takibinde olduğu söyleniyor.

Konya'daki uzunlar cidden bizim uzunların çok ilerisindeydi. Ben bu kadar az kullanabilmelerine bile şaşırdım doğrusu. Daha efektif kullanabilselerdi maçı kazanabilirlerdi. JJ ve Armstrong bu kadar vasat kalınca, en azından hücum anlamında Kenan'ın katkısının bu sezonki en üst seviyeye ulaşması çok önemliydi.

cochise dedi ki...

kalın ve sert bir pivot şart; kazma Pittman bile faktör olurdu bizde. Bütün maç oynayacak değil; gerektiğinde 15-20 dk. oynasın yeter..

Övünç dedi ki...

Hilton Armstorng zaten kalın 5'leri savunamadığı için Nba'den gönderilmiş bir oyuncu.

Aslında boyu kısa değil ve omuz genişliği de iyi ama neden bu kadar 1e1 uzun savunmasında neden bu kadar pasif bilmiyorum.

JJ'in de sakatlığı sebebiyle az süre aldığını ekleyeyim.

Zaten maçın büyük bölümünde Bajramovic 5 , Broekhoff 4 olarak oynadık.

Holland'ın ve Bajramovic'in ekstra oyunları ve el üstünden atılan 5 üçlük olmasa maçı da kaybedecektik muhtemelen.

Maç içi dalgalanma dediğim olayı bugün yine çok net gördük . Zaten standart halini aldı , ilk çeyrek sert savunma , hızlı hücumlar , ikinci çeyrek rölantiye almaya çalışıp bütün avantajını kaybetmeler.

Turgay çok iyi bir noktaya değinmiş Muratcan ile ilgili fakat Holland'ın ekstra oyunu onu sahada tuttu biraz. 1'e çeksek zaten Engin ve Kerem varken bile berbat hücum ettik bir de Muratcan pg olduğu dakikları düşünemiyorum .

Takımda bir tutarsızlık seziliyor açıkçası . İttir kaktır kazanıyoruz , hep el üstü zorlama şutlar genelde. Hani rakip bizim seviyemizde olsa Torku - Ted - Eskişehir maçlarında feci fark yerdik. Şu anda oyuncu kalitesiyle kazanıyoruz. Ama oyuncu kalitesi yetmediği zaman direkt tokat olarak geri dönecek bence FB ve Efes maçlarında .

Yani Kandemir'e haksızlık yapmak istemiyorum şu tabloda ama bu işin böyle gitmeyeceği de aşikar.

cochise dedi ki...

dünkü maç; ted deplaspmanı hahikatten ittir kaktır; ama rakip iyi olunca daha iyi mücadele ediyor çocuklar.

Kandemir yetersiz gibi ama daha klas koçlar da daha iyi kadro ister. Ufuk-Orhun falan olsa da çok az şey değiştirecektir.

Bir de merak ettiğim husus var; aydınlatırsanız sevinirim; basketboldeki oyuncu maaşları/bütçeye ilişkin bilgi bulabileceğimiz bir kaynak var mı?

Övünç dedi ki...

Avrupa'da oyuncu maaşlarına bakabileceğin hiç bir kaynak yok . Anca menajer-oyuncu-kulüp çalışanı filan tanıdığın olmalı yada kulüpler açıklarsa ...

Bir ara BJK'nın basketbol aş olma durumu vardı ama o mevzudan vazgeçtiler sanırım. Olsa da borsada işlem görür müydü onu bilemiyorum.

cochise dedi ki...

futbolda iyi kötü KAP haricinde de haberleri takip ederek birşeyler çıkarabiliyorsun ama basketbol haberlerinde o da yok; sadece imzaladı yazıyorlar. bazen kulüpler şu kadar bütçemiz var diyor ama o da sağlam veri değil. enteresan. NBA'de virgülüne kadar her şey ortada..
oyuncu ve takımları yorumlamak için önemli bir etken olduğunu düşünüyorum; o nedenle sormuştum; bir yer var da ben mi bulamıyorum diye...

Yorum Gönder

Ara