.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
26 Eylül 2014 Cuma

STSL4 / Beşiktaş - Eskişehirspor


Cumartesi / 20:00 / Çağatay Şahan

Hakem hakkında bilgi: Şahan geçen sene iki maçımızı yönetmiş, ikisinden de beraberlik ile ayrılmışız. 0-0'lık Antalyaspor maçındaki yönetimi 4.2 puan alsa da (Türkiye ligi hakemleri için vasat sayılabilecek bir not), 1-1'lik Torku Konyaspor maçında vermediği faul onun notunu 2.5'e kadar düşürmüş. O Konyaspor maçının bizi Şampiyonlar Ligi'nden ettiğini düşünürsek, Beşiktaş'ın kendi evinde oynayacağı bu maçta hakemin ön plana çıkmak istemeyeceğini düşünebiliriz.

Sakatlığı bulunan oyuncular: Mustafa Pektemek.

Durumu şüpheli oyuncular: Tolga Zengin, Ersan Gülüm.

17 Yorum:

bu hafta ki maçında ilk yorumunu ben yazayım dedim.geçen hafta uğurlu geldi.bu akşam yağmurdan ve zeminden zulimpiyat stadı korkutsa da; rahat bir galibiyet alacağımızı düşünüyorum.ayrıca rakipte aytaç ve akamınko gibi devamlı oynayan kilit oyuncuların olmaması da bizim için avantaj diye görüyorum. hakem düz yönetsin yeter...:)

Mayor dedi ki...

İsmail - motta, veli - sosa, tolga - cenk, ilerleyen dakikalarda da ba - cenk degisikligi iyi olur gibime geliyor.

YSY dedi ki...

Eskişehirin buz gibi golü yediler. Keşke verseydi hakem istemem maç sonrasında bıdı bıdı konuşsunlar.

YSY dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YSY dedi ki...

İkinci yarı konsantrasyon sıfır.

can dedi ki...

Bu kadar ruhsuz isteksiz oynamaya 1 puan iyi bile.

roadrunner dedi ki...

yine yine yine etkili hücum/organize hücum/iyi hücum gibi durumların takımda görülemediği maç oldu.
bursanın 50dk'sı bu maçta yine 50dk hiç top yapamadık...
savunma tamam bence(yan toplar dışında,nedense adamı takip etmesi gerekirken topu takip ediyor bizimkiler) ama hücum bir türlü oturamadı.7 maçtır 1 golü aşamıyoruz!oyunu karşıya yıkamıyoruz(oranlar bu maçta %25-%50,%25 olmuş ileride oyun yok yani),ya aut ya da dönüş topunda faul oldu bu akşam mesela. şut kullanımımız kötü değil çok kötü! ( http://www.whoscored.com/Matches/851565/Live )

kısacası isimler değişse de(almedia-ba) oyun kurgusu yaratmadıktan sonra gol olmaz ve savunmada ileride top tutulmadığı için bir yere kadar dayanabilir.etkili hücum yapabilirsek,özellikle kapanan takımlara karşı,rakiplere üstünlük sağlayabiliriz.

roadrunner dedi ki...

http://www.yarisaha.com/ogrenmenin-zorlugu/ dersler başlığı altında yazılanlar az çok konuştuğumuz konular.kapalı takımlara karşı,atiba-oğuzhan ikilisinin denenmesine ve maça yedek hücumcularla başlanmasını doğru bir düşünce olarak buluyorum.özellikle böyle zor maçlar öncesindeki lig maçlarında ba yerine cenk veya pektemek,olcay veya gökhan yerine kerim oynatılmalı,45-60 arası yapılan 2 değişilklik son dakikalara "taze ve usta" bir takım olarak girmemize yol açar.

Normalde hocaların maç içi değişikliklerini çok eleştirmem, bir bildiği vardır bizim görmediğimiz diye düşünürüm de maç 1-1'ken son 20 dk'ya Ba Olcay Oğuzhan'la mı yoksa Cenk Kerim Sosa ile mi girmek mantıklı? Bilic'in değişiklikleri artık çok sıkıcı gelmeye başladı, kazanmak için hiçbir aksiyona girmiyor. Ba çıkıyor Cenk giriyor, Olcay çıkıyor Kerim giriyor vs. Mesela Serdar'ı çıkarıp Atiba'yı sağa çekip orta sahada Veli Oğuzhan ve Sosa'yı kullansa ne kaybeder? Yeneriz veya yeniliriz ama yenersek 2 puan kazanırız yenilirsek 1 puan kaybederiz.

Ben Bilic'in turnuva hocası olduğunu düşünüyorum. Eleme maçlarında falan beraberlik iyidir, defans önemlidir. Şampiyonlar ligi gruplarında berabere kalmakla yenilmek arasında büyük fark vardır ama ligin tepesine çıkman için beraberlikler yetmez, sürekli kazanman gerekir. Bilic lige de Avrupa Kupalarındaki mantıkla bakıyor.

Başka stad da oynasak yenerdik belki ama takımın sistemi farklı olmazdı.

YSY dedi ki...

Bende atiba-veli ikilisinden biri fazla diyorum. Zaten sosa ve oğuzhan birlikte oynatmak istiyorsa bu ikisinden biri gidecek ki büyük ihtimal veli olur.

Dün oğuzhan 60'da bitti hoca ondan oyundan aldı yoksa bence almazdı.

alper dedi ki...

Atiba-Veli ikilisi fazla değil tam tersine az.Bu oyuncuların savunma yönleri tamam da Hücum katkıları yok.Bu iki oyuncudan birini çıkarıp Sosa-Oğuzhan- Veli veya Atiba'lı kadro STSL gibi sertliğin fiziki mücadelenin ve orta saha karmaşasının olduğu ligde takıma bşey kazandırmaz.Veli veya Atiba'dan birinin aynı defansif özelliklere sahip olduğu gibidaha dikine oynayan şutör özellikli ve fuleli bir oyuncu olması lazım ki bu açıdan Jones'un gönderilmesi bence gereksizdi.Eskiler hatırlar Miroslav Karhan tipi birini bulmak lazım oraya.Oğuzhan-Sosa ikilisini bir arada 11 de görmek için şu takımda el mecbur Olcay-Töre kanadından birini kesip bu iki oyuncudan birini kanata atmak lazım.Ya da en baştan beri ideal dizilişimiz olması gerektiğini düşündüğüm 4-3-1-2 çıkmalıyız sahaya.Bu şekilde Demba'yı da aksiyon bölgesinde daha sık topla buluşturabiliriz.

yilmaz dedi ki...

"Normalde hocaların maç içi değişikliklerini çok eleştirmem, bir bildiği vardır bizim görmediğimiz diye düşünürüm de maç 1-1'ken son 20 dk'ya Ba Olcay Oğuzhan'la mı yoksa Cenk Kerim Sosa ile mi girmek mantıklı?"

@bağımsız kişi şu cümlenle benim sayfalarca yazarak anlatabileceğim serzenişimi 2 satırda yazmışsın tebrik ederim, ayrıca da teşekkür ederim. Zaten son bilmem kaç iç saha maçının özeti bu. Hatta ister istemez İstanbul'daki Arsenal maçında da rakip 10 kişi kaldıktan sonra acaba Oğuzhan çıkmamalı mıydı diye düşünmeye başladım bu son "fotokopi" maçlardan sonra

Oğuzhan'la ilgili çok fazla eleştiri var ama şunu hala göremedik. Maç sıkıştığında takım ileri gidemezken ortaya bir fark koyabiliyor mu? Göremiyoruz çünkü hoca hep ilk onu kurban ediyor. O olmadan da ne Gökhan ne Olcay topu ileri götüremiyor.

Ben Oğuzhan fetişisti değilim. Sosa olacaksa Sosa. Farketmez. Oyun planını üzerine kurduğumuz oyuncu 60+ da çıktıktan sonra oyun filan tutamıyoruz işte kaç kez daha göreceğiz bunu?

Basar dedi ki...

Fasit daire...

Iceride oynadigimiz 2 Avrupa 2 lig macinin hepsi berabere bitti. Hep ayni hatalari yaparsan hep ayni sonucu alirsin...

Bilic gecen haftaya ovguyu hak ederken, bu hafta elestirdigimiz kimligine burundu. Galip de olsak, yenik de olsak bilinen degisiklikler gelmeye basladi yine. Bir kere farkli birsey deneyelim. Cift forvete donelim veya tek on liberoya donelim. Ne bileyim Olcay yerine Kerim'i degil Sosa'yi alalim veya Gokhan yerine alalim. Oguzhan yerine Sosa degil Cenk girsin... Kazanmak icin baska birseyler deneyelim. Yenilirsek yeniliriz, beraberliklere sampiyonluk gelmiyor nasil olsa!

Bunun disinda, Zulumpiyatta oynamayalim, mahalle arasindaki stadyumlarda oynayalim. Hem daha kalabalik oluruz hem de cimler daha iyi durumda olur. Bu vesile ile bu stadi yapanlari en hissi duygularla tekrar tekrar aniyorum!

Birde gozunu seveyim su takima sut calistiracak bir yardimci bulalim. Bunu yazarken aklima nedense hep Mamadou Niang'in gencliginde yaptigi idmanlar geliyor. Bu tarz bir yardimci bulsak, Olcay Gokhan Oguzhan daha fazla sut cekse veya pozisyonlarda isabeti arttirsa. Hikaye asagida.

Kaderin cilvesi, şimdilerde Eric Cantona’nın Fransa Plaj Futbolu Milli Takımı’nda en büyük kozu olan Pagis de bir yıl sonra Marsilya’ya gelecek ve 33’ünden sonra Ribery ile harika bir ortaklık kurarak Niang’ın zaman zaman takımdan kesilmesine sebep olacaktı!

Tam da o günlerde bir Paris Saint Germain derbisi ya da bir Şampiyonlar Ligi maçı yerine Niang’ın kariyerinin dönüm noktası olarak nitelediği antrenman başlayacaktı: “Bir gün Jean Fernandez antrenmanda beni yanına çağırdı ve ‘Birazdan sana özel bir hoca gelecek, ne derse yapacaksın, tamam mı?’ dedi”

O özel hoca, Marsilya formasını şereflendirmiş en kudretli gol sanatçısı Papin’den başkası değildi: “Papin, sahaya çizgiler çizdi. O gole giden yolları belirginleştiren çizgilerin ardına koşmam yasaktı. 10 dakika sonra maçlarda kaçırdığım tüm pozisyonları kolayca gole çevirmeye başladım. Sonra da ilk maçımda o ‘Papin çizgileri’ni zihnimle çizdim ve ilk pozisyonda çalıştırdığı golün aynısını attım. Takım arkadaşlarım da bu konuda bana çok yardım ettiler çünkü ‘Papin sırrı’ tüm takıma yayılmıştı. Ribery ve Samir Nasri maçlar esnasında biz baskı yediğimizde ‘Mamad, sakın savunma için hayıflanma, onu bize bırak, çizgiye git ve beki-stoperi ileri çıkarma, yeter!’ derlerdi. O zaman içimdeki kontratak zanaatkarı tamamen ortaya çıktı, eskiden bir gol için en az 5-6 depar atarken bir anda önce Ribery, sonra da Nasri’nin paslarıyla tek deparda koşuya yüzde 75 daha az efor sarf ederek çok kolay goller atmaya başladım.”

YSY dedi ki...

Olimpiyatta oynamayalım eyvallah da şimdi gs fb stadını vermiyor, kasımpaşa stadını biz istemiyoruz geriye başakşehir kalıyor oda bu sene açıldı. Olabilecekse başakşehir olsun zaten herhalukarda tarafar burayada gelmiyor orayada gelmez en azından düzgün zeminde oynarız. Allah aşkına kimsede zeytinburnu stadı falan demesin karşıya geçtikten sonra başakşehirde oynamayı tercih ederim kaldıki zeytinburnu dökük bir stad.

alper dedi ki...

'dönemin başbakanına' sövülmesin iktidara halel gelmesin diye hiç kimse bize stadını vermez.verecek gibi olana da tepeden baskı yaparlar verdirmezler.Stat konusunu unutun.

YSY dedi ki...

Bizde zamanında gs ye vermedik stadımızı doğal olarak onlarda vermedi. Zaten tenezzül etmek hataydı giderim oynarım olimpiyatta onlara minnet edene kadar.

Barreto dedi ki...

Geçen sezondan çokça kuşkularım vardı. Sağ olsun Biliç, o kuşkuların hiçbirinde olumlu sinyaller vermedi. Oturup hatalarını tek tek yazmayacağım. Basında ve özellikle bu blogda yer alan eleştirilere müstahak durumda maalesef. Bir yandan da stat bahanesi Beşiktaş'ı uyutmak için renkli basın tarafından gayet güzel işleniyor. Asteras, Rize ve Eskişehir 1-0 yenik duruma düştükten sonra oyunu 1-1 e getirirken sanki Wembley'de oynuyorlar. Türkiye ligini zerre çözememiş Biliç, 1 yılı geçti, ben ışık göremiyorum. Lokomotif'deki performansı, geçen seneki ve bu sene de devam eden sabit fikirliliği yeterince açık. Avrupa
'da belki iş yapmazdı ama lig için takımın başında Türk hoca olmasını isterdim. İnşallah burada Biliç'e övgüler yazacağımız günler de olur.

Yorum Gönder

Ara