.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
19 Nisan 2014 Cumartesi

Beşiktaş - Fenerbahçe Maç Önü

Ligin ilk yarısında Fenerbahçe – Beşiktaş maçı öncesi Barış

’la maç ne olur diye yazışmış, kendi bloglarımızda paylaşmıştık, ilgi de çekmişti, şimdi ikinci maç öncesi de tekrarını yapalım dedik (bkz: “İlki çok tutunca devamını çekmişler”)

GÜRCAN ULUSOY: Normalde Beşiktaş - Fenerbahçe maçlarının saha içine dair söylenecek çok şeyi olur. Lakin, belki de uzun süredir ilk defa oyun kapasitelerinin önüne geçen bir maç önü durumu var. Fenerbahçe her ne kadar resmen ilan etmemiş olsa da, şampiyon oldu diyebiliriz. Bu açıdan bakınca, Fenerbahçe'nin Olimpiyat Stadı'na hangi psikolojiyle geleceği, maçın temel şekillendiricisi olacak.

Sence Fenerbahçe Olimpiyat Stadı'na nasıl gelecek? Misal, Caner'in hafif sakatlığı var, oynasa oynar ama ciddi sakatlık riski oluşturur. Fenerbahçe, şurada 5 hafta kalmış, bunu kaybetsem de Caner'i sonraki haftalar kaybetmeyeyim diyebilir mi? Ben o açıdan soruyorum psikolojiyi. Veya denk geldi, bir karambol, bir karambol daha devreye 2-0 mağlup girdiler. Hadi beyler buradan dönüyoruz mu derler, yoksa bu maçı kaza bela olmadan kapatalım, sonraki maçlara bakalım mı derler. Bu sorduğum soru, maç satma, hatır şikesi, Galatasaray nefretiyle ilgili değil. Lakin en az o faktörler kadar oyunu şekillendirecektir. Ben kişisel olarak öyle bir durumda Fenerbahçe'nin bir şampiyonluk maçındaki gibi ısrarcı olacağını sanmıyorum.

BARIŞ GERÇEKER: Fenerbahçe’nin bu seneki lig fikstürü bütün iç saha derbilerini ilk yarıya, deplasman derbilerini ikinci yarıya attı (sözlük anlamıyla derbi tanımına girmiyor olsa da Trabzonspor maçını da dahil ediyorum). Fenerbahçe ilk yarıda üç maçtan bir galibiyet iki beraberlikle çıktı, ikinci yarıdaki iki derbide biri zaten alacakmış gibi oynadığı maçta hükmen galibiyet, diğeri futbolsuz bir maçta yenilgi. Teknik direktörü Aykut Kocaman sonrası futbol açısından daha geniş bir kitleyi tatmin etmiş olsa da, takımı tarihinde ilk kez Nisan’da şampiyonluk ilanına götürse de kendini ispat açısından bu tarz maçlardaki performansı sorgulanacak bir Ersun Yanal. E, Türk Telekom Arena’da o sınavı iyi veremedi Yanal, takımla beraber. Şimdi bir de olası galibiyette şampiyonluk ilan edilecek bir derbi deplasmanından yenik çıkmak istemez. Ancak Fenerbahçe futbol takımının da Trabzon gibi bir deplasmandaki sakinliğiyle Türk Telekom Arena’daki aşırı gerginliği gibi iki uç ruhhali var. Olimpiyat’a hangisi gelecek kestirmek zor. Fenerbahçe’nin, Fenerbahçe olarak herhangi bir derbiye ligin kalan 5 haftasında kazaya uğramayayım diye düşünerek çıkma lüksü yok.

Taraftar Galatasaray maçındaki akıl tutulmasına hakem ve rakiple ilgili konulardan sıra gelip de pek söylenemedi ama, Beşiktaş karşısında da benzeri bir durum olursa bu hem oyunculara, hem Yanal’a olumsuz yazar. Tarihinin en erken ve en açık ara şampiyonluklarından birine giderken böyle şeylerle bunu ufak tefek de olsa lekelemek istemeyeceklerini düşünüyorum.


Tabii bu tamamen benim hüsnükuruntum da olabilir, belki oyuncuların o kadar da umrunda değildir, kestiremiyorum. “Yenelim, şampiyonluğu ilan edelim bitsin bu iş” demenin bile kendi içinde açılımı var. Sezonun bu maça bağlı olmadığını bilerek bu halde çıkmak Fenerbahçe’ye normal şartlarda avantaj sağlar. Ama illa kazanalım derlerse Türk Telekom Arena tarzı bir gerginliğe dönüşür mü bu? Zor. Beşiktaş’ta bir Melo yok zira. Fazla sakin kalmak, ikincilik için maçı mutlaka kazanması gerekiyor gözüken iştahlı olacak bir Beşiktaş karşısında zaafa dönüşebilir mi? O da olası. Ha, Fenerbahçe’nin Galatasaray’ın ikinciliğini baltalamak için “Kaybetsem de bir şey olmaz” kafasında Olimpiyat’a gitmesini bekleyen varsa onu hiç beklemesin. Taraftarın içinden önemli bir kesim “Yenilelim de Galatasaray’ın ikinciliğine engel olalım” diyor olsa bile, bunun takıma yansıyacağını, sahaya yansıyacağını ben düşünmüyorum.

Beşiktaş’ın psikolojisi ne olur pekiyi? Torku Konyaspor maçı sonrası hakem mağduriyeti muhabbeti gereğinden fazla uzadı bana göre. Beşiktaş bu ve benzeri mağduriyetleri diğerlerine göre daha abartılı yaşayan bir camia bence. Bunu yakıta mı çevirir, yoksa Pazar akşamı olası iki üç tuhaf aleyhte düdükten sonra isyan moduna mı geçer? Ve velev ki kaybedip ezeli rakibinin sahasında şampiyonluk ilan ettiğini gördü, kalan maçlarda yeniden tutunabilir mi ikinciliğe? Gerçi Galatasaray’ın durumu da önemli bu soru için ama...

GÜRCAN ULUSOY: Beşiktaş bu yıl stadyum ve diğer faktörler nedeniyle gerçek anlamda teknik heyeti tarafından yönlendirilen bir kulüp oldu. Bir şeye itiraz edilecekse, önce Bilic ediyor mesela. Gariptir, en çok o üzülüyor, taraftar arkasından geliyor bu duyguların. Konya maçı da aynı şekilde oldu. Beşiktaş teknik heyeti ve Önder Özen öyle tepkiler verdiler ki, taraftar "dur lan arada biz de dayak yemeyelim" noktasında kaldı sanki. Dolayısıyla, geçen haftanın olan biteni tribüne -bence- pek yansımaz ama yedek kulübesinin vidalarına kadar yansır. Olumsuz sonuç veya gelişmelerde Bilic'in atılması bence sürpriz olmaz. Bunun oyunculara nasıl yansıyacağını tahmin de edemiyorum açıkçası. Beşiktaş eğlenen, gülen bir takım. Çok fazla gerginlik barındırmıyor üzerinde. Konya maçı sonunda bile 2-3 oyuncu dışında hakeme itiraz eden olmadı, o itirazlar da "güzel kardeşim niye böyle yapıyorsun..." şeklindeydi, çimleri falan dövüyorlardı en fazla. Lakin bu bir Fenerbahçe maçı. 2-3 ters düdükten sonra elbette tepki olacaktır. Her zaman olduğu kadar. Burada Fenerbahçe'nin hangi psikolojiyle oraya geleceği de önemli.

Fenerbahçe, Galatasaray deplasmanına gittiği gibi gelirse, bence orada şampiyonluk kutlaması da yapamaz. Bu bağlamda, olaysız bir Fenerbahçe şampiyonluğu senaryosunu kafamda canlandıramıyorum. Olaysızlık, ancak Beşiktaş galibiyetinde gerçekleşecektir. Hoş bir şey söylemediğimin farkındayım ama durum bence bu. Diyeceksin ki, Fenerbahçe son derece dosthane şekilde oynadı, ezerek kazandı, ne olur? O gün o da zor olur... Bir gün evvel Galatasaray oynuyor. Oradaki bir puan kaybı da bu maçı etkiler. Galatasaray berabere kalırsa, Beşiktaş - Fenerbahçe maçının berabere bitme ihtimali artar. Enteresandır, Galatasaray kaybederse, Beşiktaş'ın daha büyük iştahla saldıracağını düşünüyorum. Vurup geçelim, işi bitirelim şeklinde. Galatasaray kazanırsa, Beşiktaş zaten kazanmak zorunda. Dolayısıyla, derbiyi etkileyecek en pis skor, Galatasaray beraberliği olur; Beşiktaş fazla hesap kitaba gömülür, o takımdan da o maç pek hayır gelmez. Burada da mantıksız bir şey söylüyor gibi duruyorum ama hislerim bunu söylüyor. Maç içine geçelim mi, maç önüyle ilgili ekleyeceğin bir şey var mı?

BARIŞ GERÇEKER: Dediklerine sırayla gidersek; Galatasaray’ın maçının üç sonucunun her biri Beşiktaş için maçın anlamına önemler kazandırabilir veya kaybettirebilir. Fenerbahçe için ise bu sadece rakibinin hali değişeceği için önem taşıyor. Şampiyonlukla ilgili bir durum kalmadı Galatasaray’a bağlı olan. Senin ima ettiğin şekliyle, Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan gidip gitmemesinin oyuncuların doğrudan umrunda olmayacağından hareketle bunu söylüyorum tabii ki.

Beşiktaş tarafına gelince, senin de dediğin gibi, maçları bittiğinde ilk iş LigTV muhabirlerinden koşu mesafelerini öğrenip birbiriyle yarışan oyuncuları var Beşiktaş’ın. Eğlence ön planda. Bilic’le birlikte paylaşmak da ön planda. Zaten takım bünyesi de buna çok aykırı isimler barındırmıyor, aykırı olanlar tutunamadı falan filan. O yüzden Beşiktaş’ın psikolojisinin Fenerbahçe’ninkinden daha az önemli olacağını düşünemiyorum. Fenerbahçe pikniğe de gelse, kırıp dökmeye de gelse, Beşiktaş’ın maçtan beklentisi daha fazla. Açıkcası ben derbileri gerçekten daha çok isteyen ve inananın kazandığına inanırım. O yüzden işin psikolojik tarafında Beşiktaş, daha stresli taraf gözükse de avantajlı. Maç içine geçebiliriz. Başla...



GÜRCAN ULUSOY: İki takımın birbirleriyle oynadıkları son maç referans kabul edilebilir. Ben orada 90 dakikanın 80 dakikasında Slaven Bilic'e üstünlük kuran bir Ersun Yanal görüyorum. Fenerbahçe'liler o maçın 2. yarısına, Beşiktaş'lılar da ilk yarısına odaklanmayı seçtiler, çünkü kendi adına eğlenceli olan kısımları oydu. İkinci yarıda Fenerbahçe'nin tartışmasız üstünlüğü vardı, bunu kenara koyalım. Hatta maçın ilk yarı ve maç sonuçlarına da kenara koyalım, sahadaki oyuncuları da kenara koyalım, ilk devre de Ersun Yanal'ın istediği gibi gitti, bence Bilic bunu kabul etmeli. O güne kadar saldıran, ön alan presi ve uzun toplarla yaşayan Fenerbahçe, -hatırla- maça kontrollü başladı. Pres yapmaya, baskı kurmaya ve akıp gitmeye çalışan takım Beşiktaş'tı. Ne oldu? Emenike ve Alper Potuk ilk devrenin yıldızları oldu. Öne çıkan, ağır Beşiktaş savunması -tam da Ersun Yanal'ın planladığı gibi- kontra ataklarla yerle bir edildi. Diyeceksin ki, kardeşim Beşiktaş da 3 attı. Meireles atıldıktan sonra attı 1, Beşiktaş o golleri yıl boyunca attı 2. Kaldı ki, son 2 gol, Fenerbahçe kalabalıkken atıldı, o da oyuncu kalitesi. İkinci yarı, Fenerbahçe skor dezavantajıyla da, kendi oyununa döndü, -yine- Fenerbahçe'nin istediği oyun oynandı. Ben devre biterken ard arda atılan 2 golü, Bilic planına yazmam. İlk golü yazabilirim, eğer savunmada delik deşik olunmasa.

Senin fikrini de merak ediyorum ama bence Ersun Yanal yine aynı senaryoyu kurgulayacak. Bekleyecek, -Webo zaten yok- Emenike'nin savunma arkasına koşularını kullanacak. Sivok sakatlıktan yeni çıkıyor, Ersan da sakat. Pedro Franco - Dany tandemi olacaktır. Franco oyunu bilen bir futbolcu ama ağır. Dany de hız dışında bu seviyenin oyuncusu değil. Ortak özellikleri havadan zayıflar, sert değiller. Bence Fenerbahçe orta sahayı kalabalık tutayım, öndeki atletizmi kullanayım derse, oradan fayda üretir. Sence?

BARIŞ GERÇEKER: Yanal Türk Telekom Arena’ya giderken, oyunda edilgen kalıp kontra denemeye kalkar mı sorusuna cevap bulamamıştım. Fenerbahçe onu bilmiyor çünkü bana göre. Ta Pierre’den bu yana, dönem dönem kontraatak futbolu takımına dönüşse de, bunu Kezman’larla, Nobre’lerle, Guiza’larla yapmaya çalışıp beceremiyorken, şimdi elinde Sow var, Emenike var, hatta Kuyt var ama hâlâ kontraatağı yapabileceği kadar iyi yapamıyor Fenerbahçe. Beşiktaş 15 dakikalık dilimlere böldüğünde maçı, dakika ayırmadan gol atıyor diyebiliyorum rakamlara bakınca (7-9-11-6-10-7), Fenerbahçe’de bu yok, devre sonları ciddi daha aktif (7-6-12-7-10-18). Ama arka arkaya yazınca tek bariz farkın son 15 dakika olduğunu görüyoruz. Yediklerine bakınca ise Beşiktaş yine denk yiyor (4-5-4-5-4-6), Fenerbahçe ise attığı gibi yiyor (4-5-6-3-3-8). Fenerbahçe’nin ikinci yarılara iyi savunma yaparak başladığını görüyorum ben buna bakınca. Beşiktaş kazanmaya daha mecbur takım olarak ilk 15’te gol bulursa maç enteresan bir şekilde Fenerbahçe’ye kayabilir, salt futbol gerekçeleriyle.

Ama maç uzun süre 0-0’a bağlanırsa Beşiktaş’ın lehine dönüşebilir bu, Fenerbahçe’nin son dakikalardaki gol iştahına rağmen, çünkü Fenerbahçe’yle Beşiktaş arasında oynanan maçların bendeki izlenimi bu. Beşiktaş’ta Ersan’ın, Fenerbahçe’de Webo’nun yokluğu birbirini götürüyor diyemiyoruz. Çünkü Emenike var. Karşılığında oynayacağını tahmin ettiğini söylediğin Dany ikincilik kovalayan Galatasaray’ın Beşiktaş’taki kiralık oyuncusu olarak tuhaf bir denklem doğuruyor. Fenerbahçe hücum hattının zekasız gücü nasıl bir derbi deplasmanı performansı gösterecek bu çok kritik. Trabzon’daki gibi olursa Fenerbahçe saçma sapan pozisyonlardan gol çıkartabilir, Tolga’ya rağmen. Ama sürekli dönüp dolaşıp geldiğim gibi, Türk Telekom Arena’daki gibi, x nedenle gerilirlerse, zaten az çalışan kafaları ayaklarına toptan hükmedemez hale gelebilir ve takıma inme inebilir.

 Yanal’ın merkezdeki tercihleri de önemli. Topal en önemli isim. Beşiktaş’ın en iyi ürettiği yerde kritik görev onda olacak. Daha önce oynamasına rağmen Dünya Kupası yaklaştıkça formünü yükselten Meireles de ikinci kritik isim olur orada. Üçüncü kim olur? Sakatlıktan çıkan ve Bursaspor karşısında maça ısındırılan Alper mi, kırmızı kart cezasını dolduran ama yine derbi gerginliği unsuru haline gelebilecek Emre mi, yoksa Oğuzhan’a karşı yaratıcı tek isim Salih mi? Bana Emre’yle başlar, Alper’i yine sonradan kullanır, Salih’i iyice son çare olarak saklar diye tahmin ediyorum. İleride ise Kuyt’la Sow’a sık yer değiştirtip beklere eşleşme sıkıntısı yaşatmayı dener. Oradan sonrası biraz Emenike’nin ne kadar ve ne şekilde durdurulacağı. Orada da ne yazık ki Halis Özkahya gerçeği devreye giriyor.

GÜRCAN ULUSOY: Nedir Halis Özkahya gerçeği?

BARIŞ GERÇEKER: Senin de sık sık dile getirdiğin gibi, Fenerbahçe “dayak futbolu” olarak adlandırabileceğimiz bir tarz sergiliyor. Bir dönemin Fenerbahçesi iç saha derbileri dışında epeyi helva kıvamında futbol oynayan bir takımken Yanal yönetiminde, zaten onun ismiyle bütünleşmiş sayılan bir topa sert pres futbolu iyice yer etti. Özkahya ise futbolcularla olan diyaloğu çok sağlıklı olan bir hakem değil. Kararlarında tutarlılık olan, kart standardından bahsedebileceğimiz bir hakem de değil. Klasik Türk hakemi yani, çok uzatmayayım. Fenerbahçe’nin daha kontrollü, daha kendi yarı sahasında bir futbol oynayacağımızı varsaydığımız andan itibaren elde kalan hücum seçeneği kontraataklar olacak, o durumda da açık alanda tehlikeli adamlarla Beşiktaş savunmasının eşleşmeleri kritik hale geliyor. Sow değil ama Emenike bütün o fizik gücü ve süratine rağmen faul almayı da seven bir oyuncu.

Bunlar birleşince, yine Türk Telekom Arena’da kimi pozisyonlarda olduğu gibi, sindirilme riski var. Özkahya da buna göz yumabilecek bir hakem. Meireles’le olan bir hukukları var yine önceki bir maçtan vesaire. Eldeki hakem kıtlığında şu yönetsin diyecek isim bulamıyoruz zaten de, Pazar gecesi Özkahya’nın adının geçmeyeceği bir maç muhabbeti yakalamamız zor ne yazık ki. Twitter’da yazdığım gibi, bu senenin genel itibariyle “kazanan” iki takımı arasındaki bu derbi hiç hakemsiz oynansa daha az saha içi sorun olurdu. Senin hakemle ilgili bir görüşün yoktur büyük olasılık maç öncesi, yanılıyor muyum?

GÜRCAN ULUSOY: Tahmin ettiğin gibi benim hakem konusunda bir görüşüm yok, hakemlerin %80'ini yolda görsem tanımam. Elbette bir maçı yorumlamak için hakemi de yorumlamak gerekiyor ama benim hiç işin o tarafına ilgim olmadı. Futbola dair söylenecek bir kaç şey daha var. Fenerbahçe taraftarı, Beşiktaş'ı ilk yarıda oynadıkları takım gibi görmesinler. Beşiktaş oyun düşüncesi anlamında bir değişim yaşadı. Bu değişim bence olumlu yönde olmadı ama genel resmi sezon sonunda değerlendirmekte fayda var. İlk yarıdaki Beşiktaş, Oğuzhan'ın merkezde oynadığı, Fernandes'in serbest adam olarak görevlendirildiği bir takımdı. Beşiktaş bugün orta saha merkezini iki savaşkan orta sahayla geçip, serbest & yaratıcı oyuncu olarak Oğuzhan'ı kullanıyor.

Doğal olarak ilk yarıda hücumda akışkan, savunmada akışkan takımdan, daha katı bir takıma doğru evrilme yaşandı. Dolayısıyla Beşiktaş artık daha zor pozisyona girip, daha az pozisyon veren bir takım haline geldi. Oyunu daha çok 0-0 üzerinden kurgulayan bir takım görünümünde. Dolayısıyla, ilk yarıdaki gibi gollü bir maç beklentisi, bence çok da gerçekçi değil.

BARIŞ GERÇEKER: Yine senin sevmediğin yandan yaklaşayım; “Yazının sonunda ‘Bahisseverler şunu oynasın’ geyiği yapar mıyım?” diye düşünürken maç skoruna dair hiçbir şey söyleyemeyeceğimi fark ettim kendi kendime. Karşılıklı gol desen, orası Olimpiyat Stadı, maç günü bir rüzgar olur kaleye gidemez iki takım da 45’er dakika. Ayrıca son söylediğinde vurguladığın gibi, Veli – Jones – Oğuzhan vs Topal – Meireles – Emre tokuşması maçı kurtkapanına sokar, kilitlenir kalır oyun, 0-0 biter. 3-3 gibi bol gollü bir karşılaşma olur diyemiyorum. İki takımdan biri sıfıra karşı 2-0, 3-0 rahat alır diyemiyorum. Bir kazanan olursa 1 farklı olur gibi geliyor mesela, en fazla bu kadar ileri sarabiliyorum filmi, ötesinde ne söylesem her iki taraftan da çürütecek bir sürü “Ama...” çıkar. Ersun Yanal’ın Topal ve Raul’ün yanına üçüncü olarak kimi ekleyeceği çok ciddi fark yaratacak bana göre. Şu anda oranın üç adayı var, üçü de tamamen farklı oyun karakterleri, tamamen farklı kişilikler. Artık iyi yaptığı ofansif şeyleri de iyi yapamayan ama hırsıyla (“ihtirasıyla”?) hâlâ takımı ateşleyen bir Emre örneğin başka bir Fenerbahçe yaratır, çok daha koşucu ama verimli bir oyuncuya dönüşen Alper başka bir Fenerbahçe yaratır, oyunu parmak uçlarında oynayan, pas bitiricliğinde giderek yükselen Salih bambaşka bir Fenerbahçe yaratır.

Beşiktaş’ın eli orada epeyi daraldı. Oğuzhan’ı 90 dakika kullanmıyor Bilic örneğin, mecbur kalmadıkça, illa hamlelerden biri onu kenara almaya yönelik oluyor aklımda yanlış kalmadıysa, 75 dakika civarı ortalaması var. Gerçi, ben Veli – Jones – Oğuzhan dedim ama, Atiba’lı başlayıp Sow’un karşısına sağ beke Necip’i koyma riski alır mı Bilic? Eşleşmeleri de konuşabiliriz bunun üzerinden. Fenerbahçe beklerinin Beşiktaş beklerine göre toplamda daha yüksek katkısı var. Kenarlar için, doğrudan gol katkısına gidersek Fenerbahçe yine bir tık üstün gibi. Fenerbahçe’deki vatandaşı gibi Dünya Kupası motivasyonuyla kendi rakamlarını zorlayan Almeida’nın ise Fenerbahçe’nin zorlandığı bir fizik üstünlüğünden söz edebiliriz. Kaleciler hemen hemen denk. Sezonun toplamına bakınca Tolga Volkan’ın epeyi önünde diyebilirdik ama Volkan da son bir aydır ciddi bir form tuttu, sezonun dörtte üçünde saç baş yoldurduktan sonra. Ne diyorsun?

GÜRCAN ULUSOY: Bilic, bir sistem teknik direktörü. Bugüne kadar "macera" diyebileceğim bir tercihi olmadı. Gökhan Töre geçen hafta döndü, ön taraf Olcay - Almeida - Töre olacaktır. Orta saha Veli - Jones - Oğuzhan olacaktır. Savunma hattı; Atiba - Franco - Dany - Motta şeklinde olacaktır. Serdar Kurtuluş bence rotasyon dışında kaldı, Necip sakat olmasa 18'e bile giremeyebilirdi.

BARIŞ GERÇEKER: Necip’in sakat olduğunu kaçırmışım. Bana merkezler hemen hemen denk gözüküyor. Fenerbahçe’nin ileri üçlüsü biraz daha efektif. Beklerle olan eşleşmelerde de bu Fenerbahçe’yi biraz öne çıkartıyor ki zaten puan tablosunun söylediği de bu, bu maçtan bağımsız bile. Zaten salt onbirler üzerinden bakınca arada bir fark varsa puan tablosunda o var. Ha, o fark 12 puanlık bir fark değil gerçekte ama ayrı konu. Ben her halükarda, bittiğinde futbol konuşabileceğimiz bir derbi bekliyorum. Saçma sapan hakem hataları olsa da Fenerbahçe’yle Beşiktaş arasındaki maçlar “yine de” futbol konuşabildiğimiz maçlar oluyor epeyi zamandır. Umarım yine böyle olur da Pazar akşamı Gol Atan Kaleye’de kuruyup kalmayız. Var mı son bir eklemek istediğin?

GÜRCAN ULUSOY: En büyük Beşiktaş... :)

BARIŞ GERÇEKER: O sayılmaz...

35 Yorum:

Emir Eri dedi ki...

iyi oldu, hoş da oldu, pek de güzel oldu.. 0-4 daha beter olun inşallah!

james sneijder dedi ki...

Beşiktaş ben CL'ye doğrudan gitmem diye uğraşıyor, ilahi adaletse gideceksin diye.

İkincilik yarınki maçı alırsak kesin, berabere kalırsak önümüzdeki hafta belli olur, yenilirsek son haftaya kadar netleşmez.

james sneijder dedi ki...

Bir de: Lescott geliyor deniyor. Pedro ile ikili olurlarsa ceza alanı ve önü bakımından sorun yok, ancak böyle bir durumda her halukarda orta alana Atiba da yetmeyebilir; De Rossi gibi bir adam lazım olacak bu durumda. Zira ikisi de stoper olarak meziyetli, ancak topu oyuna sokmada sıkıntı yaşayabiliriz; ki Ersan da buna dahil. Bilic kariyerini stoper olarak tamamladığına göre bunu görüyordur diye düşünüyorum.

roadrunner dedi ki...

Güzel bir yazı olduğunu belirtmek isterim.Böyle analizler bizi yukarı çıkarır.Maçın 3 ihtimalli olduğu kesin ama en kötü beraberlik alınması gerekir.

Şunu söylemeliyim ki diğer maçlara göre farklı bir maç gözüyle bakmamak,ne kadar garip de olsa,Beşiktaş'ın işine yarar bence.Çünkü her baskı artışında,buna derbi veya cezalar deyin,biz kötü etkilendik.O nedenle derbinin çok büyütülmemesi futbolcuları olumlu etkileyeceğini düşünüyorum.Ayrıca Gs'nin puan kaybına ve hakem hatalarına takılmak tek kelimeyle ahmaklık olur.-son zamanlarda hakemlerle sürtüşme arttı ki bence bu yanlış şu anda-Yapılması gereken sadece ama sadece oyuna konsantre olmak.

Oyun analizleri çok iyi yapılmış.Önceki derbide olduğu gibi dikine uzun,yüksek paslarla geleceklerini tahmin etmek gerekir."Fenerbahçe orta sahayı kalabalık tutayım, öndeki atletizmi kullanayım derse, oradan fayda üretir." bu maçın taktiğidir.

Gelelim oyun taktiğine.Oyunu kontrol altında tutmak ilk amaç olmalı-ilk yarıdaki derbide son 30 dk sadece karambol vardı!!!-Alıntı yapılan cümledeki oyuna izin vermezsek,yani oyunu geride ne kadar iyi karşılarsak,önde gol atma şansımız o kadar yükselir.Kontra yaparken dikkatli açılması gerekir savunmanın.Şunu söylemek lazım Dany ve Franco'ya bu maçta çok iş düşecek ve oyunları birçok maça göre direkt skoru etkileyecek.-Yine Dany'e bel bağlıyoruz,her neyse-Çünkü bitiriciliği çok iyi oyuncular var karşılarında.Yakın markaja almak işe yarayabilir.Orta sahanın hücumdan çok yapacağı savunma oyunu etkileyecek bence-top yapma,pas yaptırmama gibi şeyler-.Bu nedenle top yüzdesi ne kadar bize dönerse bu oyuna direkt etki eder.-zaten kapanmanın doğru olmadığı gördük kaç maçtır-.Olcay veya Töre'nin olası formsuzluğundaki kaptırılan topların faturası ağır olabilir ki bence gerekirse Bilic 60larda oyuncu değişikliğine gitmeli böyle bir durumda-Olcay/İsmail değişikliğiyle Motta'yı sol açıkta oynatma opsiyonu var.-Ama bu maça özellikle hücum oyuncularının iyi hazırlanacağını,motivasyonların yüksek olacağını ve normal oyunlarından daha verimli oynayacaklarını tahmin ediyorum.

Not1:Bence verilen ilk kart ve atılan ilk gol ne kadar geç olursa o kadar işimize gelir.Pedro,Olcay, Veli,Jones kart sınırında ki hepsi kilit oyuncu,Bol kartlı bir maç istikrar açısından çok zarar verir.Atılan gol de şöyle açık oyunun bize daha çok yarayacağını düşünüyorum,özellikle kapanan takımlara karşı performansımıza bakarsak.Bu nedenle Fb'nin şampiyonluk ve dakikalar geçtikçe gol için saldırması ava gidenin avlanmasına yol açabilir.

Not2:Necip'in sakatlığını bulamadım bir yerde,eğer durumu uygunsa sağ bek olarak oynaması doğru olur.Veli-Atiba ikilisinin çok etkili olduğunu defalarca gözlemledik.

Son söz olarak:Şerefinle oyna, Hakkınla kazan!

alper dedi ki...

öncelikle e -bilete evet diyerek yazıya başlayım.benim gibi çok düşünmeyen adamlar için çarşı-forza ve twitrede takip ettiğim çoğu burası kapalı nam isimli blogta yazanlar e-bilete hayır diyorsa demek ki e- bilet iyi bişey.herkes e-bilet alsın almayanlar tatava yapmasın ve BJK nın yakasından düşsün.

maç zor maç.gökhan töre gol atar.cl ye gidersek biz 4.torbada oluruz 3.torbadan EPL şampiyonu L'Pool gelir.ama kasaya nakit para koyarız o bile yeter.

james sneijder dedi ki...

İşte bu yüzden Almeida ile bir türlü olmuyor. O pozisyonda topu çekip son adama atacaksın çalımı.

james sneijder dedi ki...

Acilen Jones Necip değişikliği ile Atiba'nın ortaya geçmesi lazım.

alper dedi ki...

Devrede Jones'u çıkarmazsa Biliç hocalık diplomasını da yırtsın atsın bir zahmet.

cochise dedi ki...

maçın sonu ne olur belli olmaz zira rakipte hiçbir hatayı affetmeyecek tehlikeli adam sayısı bir hayli fazla ama kötü başladığımız bir maçta 1-0 sonrası reaksiyon benim için oldukça memnuniyet ve umut verici.

Ramon golü haketmişti. Almeida enteresan işler yapıyor; ilk pozisyonu oraya taşımasına ihtimal vermezdim ama oraya getirdikten sonra da atacaksın; kırmızı gösterteceksin falan filan.. ikincideki pas verme işi ise iyice olumsuz; kötü şut vursa daha iyi.

haydi rastgele...

james sneijder dedi ki...

Hoca orta alan çok açık, hocaaa..

james sneijder dedi ki...

10 dakikadır Bruno Alves hayatının fantezisini yapıp 3. bölgede top dağıtıyor. Hey Allahım ya.

Emir Eri dedi ki...

dany dışında elle tutulur bir performans gösteren adamımız yoktu. oyunu iyi kilitledik ama kendimiz bile açamadık. Maçı kazanma umudumu Oğuzhan ve Gökhan'ın çıkması ile kaybetmiştim zaten. Yani daha iyisini yapabildiklerini sezon içerisinde birçok defa gördük. Jones takımı bence fazlasıyla bozuyor, olmuyor-olmayacak da. Schalke'de gördüğümüz Jones'u bekliyoruz ancak hiç bir zaman o performansı vermeyecek. Kaç ay oldu abi adam geleli lig bitti hala adamın performansını yükseltmesini bekliyoruz. Velhasıl kelam Bruno Alves'in sarı kart görmeden maçı bitirmesi oldukça enteresan oldu. Fener aleyhine çalınan 20 faul'ün 10 tanesini Alves yaptı, 5 tanesini de Alper Potuk yaptı. Alper son dakikaya kadar kart görmedi.

Emir Eri dedi ki...

Diğer taraftan ilk yarıda Jones'u atmayarak bize yapabileceği en büyük kötülüğü yaptı, diğer taraftan da Emre'yi atmadığını da söylemek lazım. Tabi bir de Almeida'nın yine ceza alanı içerisinde yaka paça indirilmesi var...

Emir Eri dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
james sneijder dedi ki...

1) Sadece o değil ama özellikle Alves tüm MHK'yı ziyaret edip el öpsün şeker toplasın. Ben böyle bir oyuncunun bu oyunuyla herhangi bir düzgün Avrupa liginde oyunda kalabileceğini hiç sanmam. Velhasılı kelam olay sadece malum şahıs değilmiş demek ki, türevleri de varmış. Beşiktaş semtine dahi uğramasınlar yeterli.

2) Bilic özellikle FB maçları için herbişeyin orta alanda bittiğini hala çözememiş. Tamam, Jones geçen hafta inanılmazdı. Fakat bu maçta döküldüğünü daha ilk 15-20 dakikada gösterdi adam. E o zaman bu ısrar neden? Hani yaşı 35 bile olsa Pirlo oynasa katlanırsın bir nebze, ne yapacağı belli olmaz çünkü. Ama herşey kabak gibi ortadaydı. Bırakın ilk yarıyı, Motta'nın kırmızısı da bu orta alan zafiyetinden oldu, ondan sonraki defans-hücum anlamındaki tüm abukluklar da.

3) FB ilk kırmızı karttan da önce tüm ikinci yarı hücum anlamında rölantiye aldı. Diğer renklinin CL durumundan tutun şampiyonluğu kendi sahasında ilan etme isteğine kadar tonla sebep olabilir, ama hiçbiri bir gerçeği değiştirmez: İsteselerdi bu maçı gayet rahat alırlardı. Ayrıca hakemin yaptığı birçok garabet dışında Dany'e kart saçmalığı nedeniyle aldıkları pozisyonu doğrudan auta atmaları da gerçekten takdire şayandı. Anladım lem, siz tam olarak diğer renkli gibi değilsiniz.

4) Dany hayatının oyununu oynadı. Hep böyle olduğunu bilsek ve elimizde nakit bile olmasa, elde gönderilmesi düşünülen ne kadar adam varsa hepsini verip takasla alırdım. Fakat olmayacağını biliyorum.

5) Franco olmuş, hem de tam olmuş. Motta kendini frenlemeli, belli ki adamın hali bu. Kardeş Payı'nda dediği gibi "içten yanmalı" adam. Yine de kalması taraftarıyım. Almeida olmuyor olmayacak da. Pektemek ordan burdan pas beklemeden toplu-topsuz oynamayı öğrenmeli, bu yaştan sonra ne kadar mümkün orası bilinmez tabii. Oğuzhan aldığı altyapı eğitimini kendisi inkar ediyor, ki böyle durumlarda oyuncunun değişmesi biraz zordur. Töre sanki kalmayacağını öğrenmiş gibi oynadı. Olcay savrukluğunun nedeninin takım olmadığını anlarsa çok değişir. Atiba sağbekte de pek sırıtmadı, ancak en büyük zaafı: orta alan dışındaki bölgelerde pasları sanki orta alandaymış gibi atıyor. Veli işini yaptı, ancak özellikle derbilerdeki biraz korkak halini bu maçta da sürdürdü.

Velhasılı kelam olay yine bize bağlı. Sivas maçına çok eksikle çıkmak büyük handikap. Ancak GS de küme düşme hattındaki Elazığ ile oynuyor.

Yine Beşiktaş yine "alles möglich" olayı. Bize yine rahat huzur yok anlayacağınız.

du, levande dedi ki...

jones baya iyiydi bence bu maç. ilk yarım saat atılacak gibi duruyodu ama özellikle takım 10 kişi kaldıktan sonra fenerin fizik gücüne karşı koyabilme açısından çok katkısı oldu. ayrıca ikinci yarıya baya iyi başlamıştık ama motta'nın saçma kartı verdi maçı. haftaya beklerde uğur boral ve serdar'ı görcez sanırım. veli de yok. umarım puan kaybetmeyiz.

james sneijder dedi ki...

Hocam Jones transfer edildiğinde sonuna kadar kendisini savunan biri olarak, şahsen bu maçta yaptığı olumlu tek hareketini hatırlamıyorum. Halı saha maçı olayında takıldı gitti adam. Hani halı sahanın 30 metre fotmatında kafayla, göğüsle, hatta dötünle pas verirsin ya, bu hamleleri dışında ne defansif olarak ne de ofansta inisiyatif almamasının yanında takıma da barizbir katkı sağlamadı. Elbette fundamentali Bundesliga gibi bir ligde yeterli bir adamdan bahsediyoruz, bu nedenle bölge olarak çoğu zaman doğru yerdeydi. Aslına bakarsan bu da etkisizliğini daha da fazla gösterdi. Geçtim ilk yarıyı, ki bu ilk yarı Beşiktaş’ın fizik olarak farkını biraz hissettirdiği bir kısımdı, ikinci yarı orta alan bomboştu resmen. Bu devre Veli’yi iyi bilen biri olarak defansın önünde pozisyon almasını anladım; Ancak Jones ne orda ne orta alanda ne de hücumdaydı.

Emir Eri dedi ki...

Seneye takıma dahil edeceğimiz yabancıların elimizdeki mevcutlardan daha büyük çaplı olmaları şart. Az olsun ama öz olsun.

Jones: Hepimizin aklında Schalke dönemindeki performansı var, ancak geldiği ve takımda yer bulduğu günden beri oyunumuz geriye gidiyor. O bölgede Atiba oynadığında Oğuzhanın da Velinin de Olcayın da Gökhanın da ve hatta Almeidanın da performansı daha çok yükseliyor.

Almeida: Çok kırılgan, son vuruşları-bitiriciliği berbat, sürekli ezberinden oynuyor, rakip defanslar için beraber oynamasının çok zor olmadığını sanıyorum. Bugün soldan güzel bir top geldi yine arkaya gitmeye çalıştı halbuki öne gitse arkada zaten kafa vurmak için bekleyen bir adamımız vardı. Yani pozisyonu tek başına yedi. Gelecek yıl istiyorsa kalsın ama üzerinde çok durmaya değmeyecektir. Benzer kontrat şartları ile takıma daha uygun en azından driblingi olan, saha görüşü daha geniş olan bir forvet yada tam manasıyla bir striker alınabilir.

Atiba: Bugün bir iki pozisyonda beni çıldırttı, özellikle savunmada bazı topları öyle gelişi güzel uzaklaştırdı ki! yüreğim her seferinde ağzıma geldi. Kaleye ne kadar uzak o kadar iyi (bkz Rize maçındaki penaltısı).

Motta: Vasatın üstünde bir sezon geçiriyor, sol bekin hatta sağ bekin olmadığı çıkmadığı ülkede abdurahhman çelebinin önde gidenidir. Bonservisi 2,5 milyon euroymuş, sanırım alacağız, alınmalı da.

Dany: Geldiği günden beri en müspet futbolunu oynadı, Emenike karşısında ezileceklerini düşünüyordum ama aksine Emenikeyi ezdi çoğu pozisyonda. Sneijder'e katılıyorum hep böyle oynayacaksa kap-kacak ne varsa satalım alalım bonservisini.

Franco: Takımda kalmayı en çok hak eden yabancı.

Fernandes, Holosko ve Escude; Kill them all!!

Son olarak Sivok sezonun kalanında kendisini riske atmak istemiyormuş, siktirsin gitsin kıçımın kenarı! Ne işe yaradın zaten bu sezon! Adam koskoca ikinci yarı yattı ya! Ne yaparken sakatlandığını bilen bir kişi bile yok! Antrenmanda sakatlanmadığını hatırlatırım sizlere... Yol yakınken gönderilmeli..

beagle dedi ki...

Schuster sonrasında her hoca gelişinde taktiğimize 1 fazla defansif adam daha ekleniyor. Kendi kendimizi boğuyoruz. Rakip 7 kişi kalsa, hala gol atmamız tesadüflere bağlı.

Bazı oyuncu yerleşimleri vardır, çalışır gibi görünür ama hem adamı bitirir, hem takımı. Arabaya yakın ebatlı yanlış kayışı idareten takmak gibi. Bizde Oğuzhan'a yapılan bu. Rakip ceza alanı etrafında çok zayıf kalan, patlaması, çok etkili şutu, çalımı olmayan ama muazzam pas dağıtım yeteneği olan bir adamı rakibin en sert adamlarının arasına gömüyorsun. Sebep, önlibero diye aldığın adamların hiçbirinin defansif açıdan yeterli olmaması.
Oğuzhan'ın en etkili maçlarının Fernandez varken daha geride oynadığında olması tesadüf değil. Rakiplerimizde olmayan yetenekte tek oyuncumuzu kitliyor ve kötü yönlendiriyoruz.

Oğuzhan'ı gömdükten sonra zaten takımın pek bir futbol oynamasını beklemek de doğru değildi. Rakibin
kendini aman aman zorlamadığı bir maçta zar zor beraberlik.

4-2-bal-bla diye gidecek herhangi bir taktik ile devam edeceksek Oğuzhan'a yazık, satalım vakit varken. Ayrıca bu sistemlerde santrafor ve kenar oyuncularımızın çoğu iş yapamıyor. Çok kapsamlı revizyon gerekir. Bunun yerine sert bir stoper ve defansif olarak etkili bir önlibero alıp, Cenk tosun'un katılımı ile gelecek sezonu şekillendirmek mümkün.





CEM AKYUREK dedi ki...

Bu da benim yorumum ;)
http://besiktasmacyorumlari.blogspot.com.tr/2014/04/besiktas-1-1-fenerbahce-20nisan2014.html?m=1

Övünç dedi ki...

yani fener istemediği için biz de gücümüz yetmediğinden birşey yapamıyoruz.

aradaki fark can sıkıcı bence.isteseler bir kaşık suda boğarlardı bizi.

jones bu maç kötüydü ama öncesinde iyi işler yapıyordu bununla birlikte belirgin düşüş gerçekten de onun takıma girmesiyle başladı.

çözülecek çok iş var ama öncelikle muhakkak direkt gitmek gerekiyor.

gs bir ihtimal seri başı ön elemeyi geçer de bizim çok çok zor arsenal , dortmund ile filan mücadele edebilmemiz ...

gökhan dedi ki...

oğuzhan'ın yanlış kullanıldığı, kendisinden 10 numara olmayacağı defalarca kez tartışıldı. ki futbolun başındaki abiler de harıl harıl 10 numara arıyor. hunt, van der vart, kagawa, belhanda isimleri geçiyor aylardır. yani onlarda meselenin az çok farkındalar. oğuzhan'ın o bölgeyi kotardığını ya da gelecekte kotarabileceğini düşünseler arayış içinde olmazlar diye tahmin ediyorum. şimdilik sadece idare etme derdindeler. ha önümüzdeki sezon başında da oğuzhan'ı o bölgede görürsek yaşayacağım hayal kırıklığının tarifi olmaz.

gökhan dedi ki...

@övünç

jones'un takıma girmesinden çok veli-jones ikilisinin uyumsuz olması sıkıntı yaratıyor bana göre. çünkü ikisi de benzer tipte oyuncular. ikisi de tackle peşinde. alan kapatayım, pozisyon alayım dertleri yok. dertleri rakiple.

atiba ise tam tersi, daha çok alan kapatmaya, pas kesmeye, pozisyon bilgisiyle savunma yapmaya çalışan bir adam. o yüzden veli-atiba çok iyi bir ikili olmuştu. tamamlıyorlardı birbirlerini. hatta bu yüzden jones-atiba da çok iyi olur diye düşünüyorum. ama işte veli-jones o etkiyi yaratmıyor. şu sıralar düzelse de ilk haftalardaki fiziksel yetersizliği işleri iyice karıştırıyordu. ha necip oynayacağına jones oynasın ama gelecek sezon için negatifim.

roadrunner dedi ki...

Sırasıyla 5 bölgeye net transfere ihtiyacı var geçen hafta dediğim gibi: Sağ bek/sol açık/forvet/sağ açık/ofansif orta.Eğer sağ bek yerli olursa ,Oğuzhan-Atiba veya Veli-Atiba ikilisi denenerek öndeki 4lünün 2si yabancı olması durumu olabilir.

Derbi aslında beklendiği gibi oldu.Jones her ne kadar kötülense de,ilk 30dk saçmaladı ve atılması gerekirdi,2. yarı iyi iş çıkardı demeliyim.Dany şaşırttı,son 4. maç onun için kriter olacak.-atletik hücumculara karşı iyi olsa da set oyununda iyi değil bence-.Atiba her ne kadar kotarsa da ilk golde kademe hatası yaparak yerinin sağ bek olmadığını gösterdi.İlk yarı Olcay'ın kanattan hiç hücum olmadı,genel itibariyle haftalardır olduğu gibi iyi değildi.Töre her ne kadar bireysel olarak öne çıkmasa da sağ kanattaki organizasyonlar,özellikle Atiba'nın çok yardıma gelmediği anlarda,iyi oynadı.Almedia ve Oğuzhan rölantide oynadı denilebilir.Takım 10 kişi kaldığı anlarda bile oyununu oynamaya çalıştı ki çok iyiye işaret.En büyük eksikliğin ise ,önde organizasyon yapma ve bitiricilik olduğu ise aşikar.-Bu maçın skoru farklı olurdu yoksa--O nedenle 10 numaradan çok sol açık ve forvet transferi daha önemli benim gözümde,Oğuzhan az çok kotarıyor işi,önemli ama acil değil-Bilic ise gerekeni yaptı.Kibarlığıyla Beşiktaş'a yakışan bir td ve böylesi zorlu sezonda bu kadroyla buralara getirmesi nedeniyle en az 1 yıl daha kendisine verilmeli.

Cezalıların bol olduğu haftada Ersan'ın dönmesi kritik olacak sadece.-Tolga/UğurErsanPedroDany/NecipAtiba/OlcayOğuzhanTöre/Almedia kadro yeterince iyi olur- Sol bekte Uğur Boral'ın nasıl olacağını merak ediyorum şimdiden... Artık kritik haftalara girdik ve hatanın telafisi olmayacak. Her maça mutlak 3 puanla çıkılmalı,risk alınmalı ve saldırılmalı devamlı-gol atıp rahatladığımız çok maç oldu ki sırasıyla Sivas,Kasımpaşa,Elazığ gibi kritik takımlar bunun cezasını kesebilir-3/4 galibliyet garantilemek için yeterli olur diye düşünüyorum,iç sahadaki galibiyetler ise çok kritik olacak-Kasımpaşa ve Gençlerbirliği maçları-...Şl uğruna saldır kara kartal!!!

roadrunner dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Emir Eri dedi ki...

gs maçında dany yüzünden penaltı olduğunda burada methiyeler düzdük, dün gece de jones'un orta alanda kaptırdığı ve atiba'nın kaybettiği kademe anlayışı yüzünden golü yedik. bu saate kadar sadece atiba'nın kademe hatası dile getirildi ama hatanın büyüğünü yapan jones'tu. dikkatinizi çekerim..

cochise dedi ki...

@ james sneijder
önyargısız izleyemiyoruz şu maçları belli ki. evet jones ilk yarı değil takımın ligdeki tüm maçlardaki en kötü oyunlardan birini oynadı ama 2. yarı özellikle de kırmızı ardından dany'den sonra takımın en iyisiydi. sürekli o karşıladı rakibi. hep ayakta kaldı. her şey bir tarafa karşı karşıyalık net bir key pas verdi. bir ikincisini de vereyazdı ama pektemek geri dönünce pozisyon olmadı. misal oğuzhan da öyle; ilk yarı kötüydü ama 2. yarı hiç de fena oynamadı. bence bu maçta tatkımı en çok olcay bozdu (normalde sadece gol pozisyonunda var yoksa yok söylemine katılmıyorum; savunmaya iyi destek verdi ama hücumu çok bozdu. bizim oyun da ne yazık ki pamuk ipliğine bağlı kimsenin eksiğini gediğini kaldırmıyor.

peki jones niye olmuyor normal şartlarda denilirse sanıyorum veliyle alanı paylaşamıyorlar ve paylaşamyacaklar. atibe çok akıllı bir oyuncu olduğu için yanındakine göre pozisyonunu ayarlıyor; Veli'yi de çok sevsek de çok yerini yurdunu bilerek oynamıyor. Yanından atiba varken bu sorun olmuyor ama Jones belli ki çok zeki bir oyuncu değil ve orta saha bir karmaşaya dönüyor. 4-3-3 oynansa belki fayda verme şansı artar ama bizim düzende seneye kalmasının çok faydası olmayacak gibi..

bu arada jones ilk yarıda atılmalıydı falan filan deniyor; evet doğru (maçtan önce kendisine sanki biraz gaz verilmiş melo'luk yap denmiş)ama hakemler hata yapabilir; ancak gözümüüzün önünde kendisine s...r git diyene kart gösteremeyen bu adamalar var olduğu sürece zaten burdan bir cacık olmaz. Emre oyundan çıkınca resmen oyundaki çirkeflik azaldı bu da not düşüle...

cochise dedi ki...

1) ilk golde atlanıyor; elbette hatanın büyüğü jones ama atiba'da ben hata görmüyorum; geri kaçarak ofsayta attı Sow'u ancak o ofsaytı Dany bozdu; süper oynadı Dany ama bu hatasını not düşelim

2) çok kötü bir haber geldi; Töre bir bar kavgasının arasında kalmış ve sırtından vurulmuş; hayati tehlike yokmuş ama başka bir açıklama da yok; haberlerde yazmayan detay duyan varsa lütfen yazsın...

YSY dedi ki...

Hoca sağ bekte serdarı niye kesti ? Buna yorumu olan var mı ?

Ayrıca fener ile aramızda bariz güç farkı var. Olmasıda doğal. Her zaman kadroları birebir karşılaştırmak işe yaramayabiliyor fakat onlarda çok motiveler bu sene. Gs'nin başında terim olsaydı muhtemelen ikinci ile puan farkımız 8-9 olurdu onuda söyleyeyim.

cochise dedi ki...

1. Franco, Pedro
2. Gülüm, Ersan
3. Nounkeu, Dany *
4. Kurtulus, Serdar
5. Hutchinson, Atiba
6. Uysal, Necip
7. Boral, Ugur
8. Özyakup, Oguzhan
9. Sahan, Olcay
10. Koyunlu, Kerim
11. Almeida, Hugo
12. Pektemek, Mustafa


Ersan da oynayabilirse gelecek haftaki 10 kişilik pozisyon için tüm mevcudumuz.

Coolio dedi ki...

Derbi kazandığımız gün apronda deve kessek yeridir.

Yukarıda konuşulanları tekrar etmeyeceğim. Sadece okumadığım şey; oyundan çıkana kadar Töre'nin bir iki hareketi bile oyunu hareketlendirmeye yetti. Yanlış görmediysem sakatlık yaşamadı ve onun yerine Olcay çıkmalıydı. İsmail'in oyuna girmesi doğruydu ama yarım saatte iki sarı kart görmesi Necip gibi kafa çalıştırmadan oynamasından kaynaklanıyor.

Bugüne kadar Almeida'yı hep belli ölüçüde faydalı buldum ama artık önümzüdeki sene kadroda yer almamalı. Ama yer almaması bile bize birkaç milyoncuk tazminata yol açıcak Demirören sağolsun.

Bilicîn oyuncu tercihlerini ve hücumdaki oyun planını beğenmiyorum ama stadsız, adil hakemsiz, ve bol sakatlı bir sezonu ikinci sırada bitirirse başarılı olduğunu söylemek gerekir.

Haftaya Uğur Boral, Necip ve Serdarla Sivas çok gol atar bize. Her ne kadar Olcay'a şu sıralar gıcık olsamda bu maçta onun gollerini göreceğiz diye düşünüyorum. Az kazmalık yapan kazanır. Tolga büyük artı olacak bizim için.

Emir Eri dedi ki...

haftaya serdar sağ bek yere atibanın yanında tamamlayıcı rolünü üstlense daha iyi olmaz mı.??
tolga
necip-pedro-ersan(???)-dany
-atiba-serdar-
olcay-oğuzhan-uğur
almeida.

pektemek-kerim-cenk. kadro bu kadar, madem gelecek yıl affedilecekler, ki bu zamana kadar başkan yaptığı bir çok açıklamada toraman ve sezer'in bu yıl için cezalı olduğunu, gelecek yıl için karar vermediklerini söylemişti. Bench'in bu kadar zayıfladığı ve atılacak her tek kurşuna ihtiyaç duyduğumuz şu dönemde bu adamları af mı ederiz ne yaparız, bilmiyorum. büyük kulüp olarak kesinlikle affetmememiz gerekiyor, ki hatta şahsi görüşümde bu yönde, ama bu rekabet ortamında tribünden sahaya herkese ihtiyacımız var..

Mete dedi ki...

Bence takım dünkü maçta kötü değildi. En iyiler arasında Dany'i sayabiliriz ama ne kadar da iyi olsa pozisyon bilgisi çok kötü. 2.yarıda altıpastan M.Topal'ın kaçırdığı pozisyon Dany hakkında herşeyi anlatıyor. Tek bir pozisyon üzerinden değerlendirme yapıyormuş gibi anlaşılmasını istemem ancak bu tarz pozisyon almalarda sık sık aynı hatalara düşüyor.
Dany'den başka Jones gayet iyiydi. Özellikle Motta'nın kırmızısı sonrası gereken tepkiyi verdi ve oldukça cesur oynadı. Bursa maçının da 2.yarısını 10 kişi ile oynamıştık oldukça iyi bir strateji ile kompakt bir oyun sonucu galip de gelmiştik ancak atak yapmakta epey zorlanmıştık hatta golü de organize bir atakla değil uzun bir topla bulmuştuk. Oysa dün 10 kişi ile oynadığımız dakikalarda gayet güzel ataklar da yaptık golü de bulabilirdik. Bunların bir çoğunda Jones başroldeydi. Bence ilerleyen dönemlerde çok daha verimli olacak bir oyuncu.
Ayrıca 2.yarının başlaması ve Motta'nın atılmasına kadar geçen sürede oyun tamamen bizdeydi ve tempo yavaş yavaş artıyordu. Emre'nin çıkmasıyla kontrol tamamen bize geçmişti bu gözardı edilmemeli. 11-11 devam eden bir maç olsaydı bence bu maçı alırdık. Çünkü oyun bize geliyordu.
Önümüzdeki hafta ile ilgili şimdiden birşeyler söylemek gerekirse bence çok korkulacak bir maç değil. Bu sene Sivas ile oynadığımız maçın ilk yarısında bile 5 lik yapabilirdik. Bence Sivası yeneriz.

turgay dedi ki...

hakem jones'u atmadı eyvallahta asıl daha 10. dakikada emreyi oyundan atamadı. 45 dk boyunca maçı ve taraftarı geren tek bir isme nasıl dayanıyor bu insanlar anlamıyorum. ortada hiç bir gerginlik yokken herşey sakinken ortamı germenin ne alemi var. biraz onurlu hakem olsa daha 10 dakika dolmadan emre'yi atardı.


neyse gelelim maça. golü yiyene kadar oyunda yoktuk. tek pozisyon real madridli bale gibi 60 metre depar atıp beşiktaşlı hugo gibi bitiren golcümüzün atraksiyonu dışında hiçbirşey üretemedik. fenerbahçe bizi 18e sıkıştırdı jones'un top kaybıyla tek pasla gölü yedik. sow bu toprakların çok üzerinde bir golcü. bizim yıllardır sahip olamadığımız bir adam. umarım gelecek yıl bizde girdiği pozisyonu gol yapabilen bir golcüye sahip oluruz. golden sonra takım veli'nin de inadıyla daha derli toplu oynadı ve yaklaşık 5 dk rakibi 18e sıkıştırınca da golü de attı.

ikinci yarı motta atılana kadar üstündük. motta bence daha iyisi gelmeyecek ise kalmalı. bizim böyle adamlara ihtiyacımız var. ve oyun şablonunda motta'ya da ihtiyacımız var. herşeyden 10 üzerinden 6 yapan bir oyuncu. oyunu bilmesi cabası. işte oyunu bilmeyen ismail ceza sahasına girerken kendisine tabir-i caizse bodoslama giren defans oyuncusundan sıyrılıp sıfıra inip kafa vuramayan hugo'ya orta yaptı. aynı pozisyonda motta rakibi görüp sabit durup o penaltıyı alırdı. motta eğitildiğinde bence 10 üzerinden 8lik potansiyeli olan bir oyuncu. ben beğeniyorum.

bu maç gösterdiki bizim artık net ayağına güveneceğimiz, streste erimeyen, rakibe göre ortadan kaybolmayan yılda en az 30 maçta sahada 90 dakika kalacak birden fazla oyuncuya ihtiyacımız var. transfer döneminde rakiplerimize göre hamle olanağımız cok daha fazla. bunu bence artık yapmalıyız. bunu görende futbol beyinlerimiz var. kalfalık dönemi 4 hafta sonra bitiyor ve artık ustalık dönemine giriyoruz. bu takım bir şekilde şampiyonlar liginin içinde. artık o hamleler yapılmalı.

gökhan töre'ye geçmiş olsun. gerçekten şanslıymış çok şükür ufak atlattı olayı. ancak sabah antremanın olduğu bir gecede maç ertesinde vücut yorgunken gidip sabaha kadar eğlenmeyi anlamıyorum. bu adam daha yeni sakatlıktan döndü ve haliyle vücuda daha kendini toparlamadı. 22 yaşında. umarım bu olay ona ders olur ve kendini toparlar.

Yorum Gönder

Ara