.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
22 Nisan 2013 Pazartesi

Paramparça


Beşiktaş’ta Amaral vardı bir ara. Kötü transfer olduğu gerçeğini Müslüm Baba’ya benzemesi hafifletiyordu. Sempatikti de. Çok bir beklentimiz de yoktu hani ama kendini yere atmıyordu meselâ. O yeterdi.

Güler yüzlüydü sanki, öyle hatırlıyorum. Shorunmu gibi yediği yarım düzine gol sonrası gülüyormuş gibi değil de, sanki fabrika ayarı öyle yapılmış gibiydi. İyiydi yahu Amaral.

Demin baktım, kendisinden geriye doğru-düzgün bir Youtube videosu bile kalmamış. Zaten Müslüm Baba da artık yok. İleride çocuklarımıza “yahu Müslüm Baba’ya benzeyen bir oyuncumuz vardı” diye bile anlatamayacağız. Ya da anlatacağız ama komik olmayacak, iPad 5’lerine bakıp sessiz kalacaklar.

Bugünkü futbolculara bakıyorum: Yıllar sonra Yasin Sülün 2.0 olarak anılması muhtemel Necip, güzellik muskası Veli, kırık vazo Ersan, Runje McGregor, Kurtuluş Savaşı kağnısı Escude, futbolundan daha kötü tek şey saç traşı olan Gökhan Süzen’i görüyorum.

30. dakikada değişiklik yaptıkça kendisini taktik deha zanneden hocanın takımın tek fundamentali yüksek oyuncusunu saçma-sapan sebeplerle basının önüne  attığını görüyorum. Sorun mücadele eksikliği olmamasına rağmen Süper Lig teknik direktöründen ziyade bir beden eğitimi öğretmeni gibi “koşmadılar, istemediler” deyişini görüyorum.

Dün akşam bir tanıdık “2-1 olacağına 4-1 bitmiş olması daha iyi, en azından Samet’in gitmesine vesile olur” dedi. Dedi de bir düşündüm.

7-1’lik Trabzon maçını hatırladım eskilerden. Zamanın gazetesinin her golün çizimini ayrı-ayrı bastığını hatırlıyorum. Hatta ertesi gün tüm golleri defterime çizmeye çalışmıştım ilkokulda ama aynı güzellikte olmamıştı; biraz üzülmüştüm.

Bunları hatırlıyorum, çünkü çocuklar golleri sever. Çünkü çocuklar gollü maçları akıllarından çıkarmazlar. Uzaktan golleri, sert şutları hatırlarlar. Ertuğrul’un Gaziantepspor’a attığı o golden sonra Vedat Okyar’ın yaptığı “kaleci iyi ki tutmadı, tutmaya çalışsaydı elleri kırılırdı” yorumunu unutmazlar. 2-1 olmuş 4-1 olmuş size farketmeyebilir, ama işte çocuklar var ya, ekstradan gelen o iki gole “bir şey yokmuş gibi” yapamazlar.

Futbolcusu Beats kulaklıklarını takıp otobüs koltuğunun içinde kaybolabilir, hatta iki gün sonra bu maçı hatırlamayabilir, ama Manisa 19 Mayıs stadında “Akhisar Belediye Gençlik ve Spor” takımından dört gol yiyen Beşiktaş’ı gözyaşlarıyla izleyen çocuklar bu maçı unutmaz.

Dua edelim de İBB’nin küme düşüyor olmasından sonra uzun süredir duyduğumuz tek pozitif haber olan Beşiktaş’ın borçlarının azalmış olması bizi şu gidişattan biraz döndürsün.

Döndürsün ki, ileride “Müslüm Baba’nın öldüğü o kış Akhisar diye bir takımdan 4 gol yemiştik. Ne acayipti yahu” diyelim.

Eğer döndüremez de kanıksarsak, önce çocukları kaybederiz.

Döndüremez de normalleştirirsek, bu mağlubiyet “tarihi” olmaktan çıkar da olağan hâle gelirse o çocuklar bir daha –bırakın deplasman maçını– yeni stadımıza da gelmezler.

Çocukları kaybetmeyeceksin.

Çocukları kaybedersen paramparça olursun böyle.

4 Yorum:

can dedi ki...

Ben cocuklugumdan hep galibiyetleri hatirliyorum, yenilgileri degil. Bir tek Bursa'ya surekli yenildigimizi ve gicik oldugumu hatirliyorum. Yoksa Malmo macina kadar icime oturan bir mac hic hatirlamiyorum. Ama tabii televizyon, medya teknolojisi vs. simdiki gibi olmadigindan da. Radyodan hafiza o kadar. Besiktasli cocugu maglubiyetlerle kaybetmeyiz de, son on senede bayagi azalmistir yeni taraftar sayimiz. Bu trend tersine donmezse artik aileden Besiktaslilara bakicaz sadece.

YSY dedi ki...

Umarım en dip yaptığımız sene bu sene olur. Bu takımın maddi sorunları olmasa çok daha iyi olacağını biliyorum.

Övünç dedi ki...

Ben aşırı romantiklikten Ajax'a 4-0 yenildiğimiz maçı hatırlıyorum.Şifo'nun 45'te attığı golle umutlanmış 90'da aynı pozisyonda kaçırdığı golle biz bunları İstanbul'da çiğ çiğ yeriz demiştik.

Sonrasında adamlar bizimkilere top göstermemişti.Çok büyük hayal kırıklığıydı benim için.Herkes Ajax'ın gücünden bahsederken 12 yaşında bir çocuk olarak ama ilk maç böyle değildi diye hayıflanmıştım.

Neyse , Beşiktaş'ın sorunu içeride.Beşiktaş'ın kafalarında çizdikleri sınırın dışına çıkmasını istemeyenlerde.

3 kuruş para için önünü kapatanlarda , lig sonuncusundan daha fazla gol yediğinde takım başarılı diyenlerde , bu takımla bu kadar derken hem kendini hem taraftarı kandırıp sonunda herkesi buna inandıranlarda , Fenerbahçe'yi yenince Şampiyonlar Ligi kazanmış gibi sevinip sonrasında bunu başarı olarak sunan vizyonda , kulübün geleceğini peşkeş çekenlerde , yalandan tüzük tadil kongresi yapıp hiç bir şeyi değiştirmeyenlerde ...

hidayet çay dedi ki...

Seneler önce bie FB maçında, Yıldırım Demirören yeni açığın önünden yedek kulübesine doğru yürüyordu. Okkalı bi küfür etmiştim. Arkamdan biri '' Beşiktaş başkanına küfür edemezsin!'' dediydi. Ben de ona; görürsün bak bu adam Beşiktaş ı Vefa yapacak demiştim. Maalesef Beşiktaş her geçen yıl küçülüyor. Elbet bunun saha içi yansımaları da olacak böyle. Yeni stad bence son şansımız..

Yorum Gönder

Ara