.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
16 Ağustos 2012 Perşembe

Olcay, Oğuzhan ve 2012 Model Beşiktaş

Dün http://tr.eurosport.com/ 'da yayınlanan yazımı bir de buradan paylaşıyorum;


Bir dolu genç futbolcuyla oynanan, oyuncu seçme niteliğindeki hazırlık maçları bize takımın oyun planıyla ilgili bilgi vermekten uzaktı. Geçtiğimiz hafta oynanan Kayserispor maçı, elimizde veri olarak kullanabileceğimiz tek maç olarak gözüküyor. Ben de Beşiktaş’ın sezon projeksiyonunu o maç ve kendi öngörülerimle şekillendireceğim.

Kaleci Allen McGregor’un CV’si Beşiktaş’ın kalesini koruyabilecek dolulukta görünüyor. Her ne kadar kariyerinde Glaskow Rangers’tan başka takım olmasa da, Beşiktaş’la eş tutabileceğimiz bir takımda uzun süredir as kalecilik yapıyor olması yeterldir. Zaten kendisinden Muslera veya Volkan Demirel performansı da beklenilmiyor. İyiden iyiye Hakan Arıkan sendromuna yakalanan Cenk Gönen’den eldivenleri devralabilmesi, Beşiktaş için yeterli.

Savunma hattına yapılan Julien Escude takviyesi de, takımın ihtiyacı olan “tecrübe” parametresine katkıda bulunması adına çok olumlu bir transfer. Beşiktaş’ın transfer hamleleri arasında artı hanesine yazılanlardan biridir. İbrahim Toraman’ın neredeyse her pozisyonun alternatifi olarak düşünülmesi, Ersan Gülüm’ün tam olarak atlatılamayan sakatlığı neticesinde yapılması gerekiyordu, yapıldı. Hala Beşiktaş’ın yeni kaptanı olduğu açıklanmayan Tomas Sivok da, önce kaybedip sonra bulduklarımızdan... Beşiktaş bu stoper ikilisiyle Türkiye’de avantaj sağlamayabilir ama hiç bir rakibe karşı da geri adım atmaz. CV’sine ve maliyetine baktıktan sonra, Escude / Egemen hamlesi çok yanlış bir hamledir demek kolay değil.

Sağ bek pozisyonu İbrahim Toraman’ın alternatif oluşturduğu pozisyonların ilki gibi görünüyor. Pozisyonun asıl sahibi; Roberto Hilbert. Samet Aybaba rakipten çekindiği maçlarda sağ kanadı Toraman arkada, Hilbert önde şekilde organize edecektir. Oyuncu tiplerine uygun şekilde oynanırsa, bu pozisyonda da Beşiktaş’ın geri adım atacağını düşünmüyorum.

Sol bek pozisyonu, İsmail Köybaşı’nın sakatlığı sebebiyle bugün itibariyle soru işaretli pozisyonlardan biri olarak görünüyor. Kariyerindeki bütün çıkışlarını sol açık olarak yapıp, nedense büyük takıma gelince sol bekliğe devşirilen Uğur Boral ve bir kaç sezondur kiralama yöntemiyle pişmesi sağlanan Emre Özkan sol bek bölgesini idare edecek gibi gözüküyorlar.

Fernandes dışında çaylak oyunculardan oluşturulan orta sahada, diğer oyunculardan öne çıkan yeni iki isim oldu. İbrahim Altınsay’ın kısa görev süresinde takıma kazandırdığı Oğuzhan Özyakup ve Kaiserslautern’den alınan, alındığı gün maaşı tartışılmaya başlanan Olcay Şahan. Yönetim ve teknik heyet ne planlıyordu, ne kadarını yapabildiler bilemiyoruz ama bugün itibariyle Beşiktaş’ın gelecek sezonu bu iki oyuncunun göstereceği performansa bağlı. Ne denenen gençlerden, ne de takımda geçen sene bulunun genç oyunculardan Beşiktaş’ı sürükleyebilecek bir performans göremedik. Bu iki genci ise bir kenara ayırıyorum. Bugünden söyleyeyim, Olcay’ın maaşı bir daha tartışılmaz.

Kayserispor maçını izlemeyenler için söyleyeyim; Olcay Şahan’ın Kayserispor maçındaki oyunu A Milli takım seviyesidir. Topu alışı, aklından geçirdikleri, hırsı, mücadelesi ile tüm taraftarı olumlu anlamda şaşırtmayı başardı. Beşiktaş’ın Fernandes dışında maça etki edecek oyuncu ihtiyacını giderebileceğini gösterdi. Türkiye’de yanlış yorumlanan bir tabir vardır. Oyuncuların 3-4 ay alışma süreci olduğu, o süreçten sonra tam performansla oynayacağı kabul edilir. Ben bunun çok az örneğini gördüm. Oysa 3-4 ay boyunca uçup, sonra çakılan bir çok oyuncu gördüm. Mümkünse Olcay Türkiye’ye alışmasın, uyum sağlamasın. Aynen Almanya’da oynadığı gibi oynasın, arkadaşlarını da o yöne kanalize etsin.

Oğuzhan Özyakup...

Ben sıkı bir Arsenal taraftarıyım. Oyuncunun Türk olması sebebiyle, Arsenal rezerv maçlarını bir başka gözle takip ederdim. Açık söyleyeyim, Ben bile Oğuzhan’ın Arsenal performansıyla ilgili uzun cümleler kurabilecek kadar bilgi sahibi değilim. Arsenal futbol takımının bir oyun felsefesi vardır. Alt takım, üst takım farketmeden o felsefeye uygun hareket etmeye çalışırlar. Dolayısıyla belki bir Chelsea veya bir Liverpool’un futbol kültüründen bahsedemeyiz ama Arsenal’in bahsedebiliriz. Arsenal’in büyük kulüp olması değildir mesele. Chelsea de büyük kulüptür. Oysa CV’de yazan Arsenal, büyük kulüpten öte anlamlara gelir. Oyuncularının paylaşımcı, takım oyuncusu, çevre kontrolü ve teknik becerisi yüksek oyunculardan seçmeye gayret ederler. Gördüğümüz kadarıyla Oğuzhan Özyakup’da da bu parametrelerin hepsi belli ölçüde var. Türk futbolcusu enerjisini nasıl kullanacağını bilmez, nereye koşacağını bilmez, pası nereye atacağını bilmez. Pas verme becerisi vardır ama öyle bir yere verir ki, pası verdiği oyuncu yapar top kaybını. İstatistikte takım arkadaşına yazar top kaybı. Oğuzhan futbolu biliyor. Bu özellik de Türkiye’de çok önemli. Avrupa’da olduğundan daha önemli... Sadece bu özellikle bile fark yaratabiliyorsun çünkü.

Orta saha blokunda zayıf halka olarak görünen oyuncular ise; Necip Uysal ve Veli Kavlak. Bu iki oyuncu, merkezde Fernandes’in arkasını süpürecek şekilde oynatılıyorlar. Dinamizmde sıkıntı yok ama oyun bilgileri o pozisyon için zayıf düzeyde. Sırtı dönük oyuncuya savunma yapmayı bilmiyorlar, devamlı faul yapıyorlar, koşmak istiyorlar ama nereye koşacaklarını bilmiyorlar, baskı altında top kullanma becerileri düşük, çaylak olduklarından dolayı pas oyununu oynayacak mental yeterlilikleri yok. Bana göre Beşiktaş’ın yabancı stoperden de, forvetten de öncelikli ihtiyacı bu bölgeyeydi, dilerim sezon içersinde bu tercihin bedeli ağır olmaz.

Takımın beyni, paşası, çileği ise Manuel Fernandes. Öyle bir çilek ki, Fenerbahçe veya Galatasaray’a gitse, bu iki takımın onca transferine rağmen, dengeleri değiştirir. Lakin takımın içinde öyle parlıyor ki, rakip teknik direktörlerin gözden kaçırmaları mümkün değil. Bugün Aykut Kocaman’ın, Fatih Terim’in veya diğer teknik direktörlerin Beşiktaş maçı planlarının ilk maddesi “Fernandes’i kitle!” olduğu çok açık. “Fernandes’i kitlersen Beşiktaş’ı durduruyorsun” lafı, klişe haline gelmeden ilk ben kullanmış olayım. İşte tam da bu yüzden Olcay ve Oğuzhan’ın tahmin edilmeyen faktör olmaları gerekiyor. Rakip teknik direktöre “hangisini tutayım?” dedirtmek gerekiyor. Beşiktaş bunu dedirtemediği takdirde, ülkemizde bolca bulunan sert defansif orta sahaların birine verecekler Fernandes’i, sonrası sarı kart / kırmızı kart, çok tatsız...

Forvette de bir türlü kendilerini ispat edemeyen Hugo Almeida ve Mustafa Pektemek mevcut. Bir hareket yapıyorlar, Beşiktaş’ın bu oyuncularla işi zor dedirtiyorlar. Sonra başka bir hareket yapıyorlar, üst seviye. Örneğin Kayserispor maçında Olcay Şahan’a yaptıkları servisler, son bir kaç senede görmediğimiz türdendi. Bu ikiliyi Batuhan Karadeniz ve Mehmet Akyüz yedekleyecekler. Belli ki Samet Aybaba Batuhan’ı Almeida’nın alternatifi olarak görüyor. Uzun boylu, kafa toplarını servis edebilecek oyuncu ihtiyacını bu kadar önemsiyorsa, söylenecek söz yok. Raul’un elini sıktıktan sonra elini şortuna silen, Guti’ye “Naber lan?” diyen bir “sporcu” üzerine de söylenecek söz yok aslında, tadımız kaçmasın. Esasında, yılda 1.2 Milyon Euro maaş alan Umut Bulut’un “koşan, basan takım kuruyorum” diyen bir takım tarafından alınmamış olması, çok ciddi bir teknik heyet zaafiyeti olarak tarihe geçti, o da ayrı konu.

Beşiktaş hazırlık maçları süresince belli bir şablona bağlı kalmadı. 4-4-2, 4-4-1-1, 4-1-2-1-2 gibi bir çok dörtlü savunma formasyonunu denedi. Belli ki, zorlu rakipler karşısında İbrahim Toraman’ın sağ bek, Roberto Hilbert’in sağ açık, Manuel Fernandes’in forvet arkası oynadığı “kemik” bir takım yaratma niyeti var. Rakibin gücü azaldıkça Fernandes’in pozisyonu daha geriye çekilip, hücumcu sayısı arttırılacak. Yani Fernandes’in pozisyonunu söyle, Beşiktaş’ın planını söyleyeyim.

Oğuzhan – Veli – Fernandes – Olcay şeklinde dizilmesini beklediğimiz Beşiktaş’ın bu dörtlüsü, enteresan şekilde takımın kalanıyla da uyumlu bir format oluşturmuş durumda. Örneğin sağ kanattaki Oğuzhan orta saha karakterli bir oyuncu ve içe katetmeyi seviyor. Topu alıp dripling yapmayı, oyunun temposuna hükmetmeyi, ters kanada top atmayı... Kayserispor maçında atılan gole de içe katederek bu şekilde katkıda bulunmuştu. O içe katettiğinde, Beşiktaş hemen 2. Kozunu kullanıyor ve bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle Hilbert’e koşu alanı açılmış oluyor. Oğuzhan içe katedip orta sahayı üçlerken, ters kanattaki Olcay Şahan da Kayserispor maçında sıkça gördüğümüz üzere, forveti üçlemek adına şahane topsuz koşular yapıyor. Böylece 4-4-2 ile, 4-3-3 arasındaki geçiş sağlanmış, Fernandes bağımlılığı bir ölçüde azaltılmış oluyor. Zar atsan, bu kadar denk gelmez.

Beşiktaş’ın Kayserispor’a attığı gol anına bakın. Rakip ceza sahasında 4 tane Beşiktaş’lı oyuncu göreceksiniz. Sağ kenar oyuncusu Oğuzhan, iki forvet ve golü atan sol kenar oyuncusu Olcay. Beşiktaş geçtiğimiz yıl Almeida üşenmez de koşarsa, ceza sahasına tek oyuncu sokabiliyordu. Beşiktaş futbol takımındaki en büyük değişim bu.

Tecrübe olarak rakiplerinin gerisindeysen, onların oynadığını oynayarak bir şey kazanamazsın. Türk futbol klişelerini elinin tersiyle itip, tüm takımlara ters gelen formüller üreteceksin. Çünkü elinde başka formülün yok. Beşiktaş da herkesin yaptığını değil, kimsenin yapmadığını yapmaya çalışıyor. Olcay, Oğuzhan, Almeida ve Pektemek’ten oluşan, emek temelli , çok hareketli bir dörtlü hücum hattı; Sert, seri, dikine paslaşmalara dayanan bir pas organizasyonu, Olcay’ın topsuz koşuları; Almeida’nın hava hakimiyeti; Manuel Fernandes’in bireysel yeteneğine yaslanan bir karma hücum planı; Sivok ve Escude’nin tecrübelerinden, sezgilerinden, pozisyon bilgilerinden faydalanan, muhtemel açıkların kapatılmaya çalışıldığı bir savunma düşüncesi...
İşte Beşiktaş’ın bugüne kadar oluşturabildiği futbol değerleri...

Bence izlemeye değer.

McGregor  
Hilbert – Sivok – Escude – Uğur  
Oğuzhan – Veli – Fernandes – Olcay 
 Mustafa - Almeida

48 Yorum:

Asım Duman dedi ki...

temel etken ceza sahası içinde çoğalabilmek... onu da belirtmişsin zaten. topu kanatlara kadar getirip, hadi getirdik her maç 4 tane Almedia ortası izlerdik... sanarsın kendi ortasına gol atmaya koşacak. ceza sahası içerisinde ne kadar çoğalırsak o kadar sonuca gider yoluna girer bu sevilecek olan takım.

Mufc dedi ki...

Genel taraftar kanısının aksine Beşiktaş'ın fazlasıyla umut vaat ettiğini söyleyen bir yazı olmuş, şahsen Beşiktaş'la ilgili son 3 aydır okuduğum tek olumlu yazı.

Açıkçası Beşiktaş'ın hiçbir hazırlık maçını -her sezon başı olduğu gibi- yine izlemedim, o yüzden yazıya ilişkin, daha doğrusu oyunculara ilişkin katılıp katılamadığım noktalar fazla değil, izleyip göreceğiz. Eskilerden birkaç oyuncuyla ilgili yorumlar yapmam daha doğru olur. Öncelikle Fernandes'in bu kadar ön plana çıkarılmasına çok karşıyım yeni Beşiktaş'ta. Oyun kurucu olarak oynayacak oyuncunun sinirlerine hakim olan, konsantrasyonunu kaybetmeyen biri olması gerektiğini düşünürüm. Fernandes ise topla çıkarken kaybeden, kaybedince sert fauller yapan bir oyuncu. Önümüzdeki sezon da Beşiktaş'ın karşılaşacağı en büyük rakip savunma hamlesi, yazıda da geçtiği üzre, Fernandes'in durdurulması. Buna ayrı çözüm üretilmesi şart, ortasahadaki genç oyuncuların buna nasıl destek olacağı ise muamma, Olcay'ı hiç izlemedim, Oğuzhan'ı ise birkaç Arsenal kupa maçında izlemişliğim var, onların katkısı çok önemli.

Kale konusunda 1.kalecinin hala Cenk olması taraftarıyım, kendisi çok yetenekli ve geride bıraktığı sezondaki hatalarının üstüne, Avrupa'da olmama sebebiyle rotasyonun dar olacağı bu sezonu çoğunlukla kulübede geçirirse kendisini kazanma şansımız sıfıra yakınsar diye endişeliyim. Şahsen Cenk'e çok güveniyorum, objektif olmayabilirim şuan ama McGregor'dan daha iyi olduğu kanaatindeyim.

Defansta sol bek hariç çok problem yok gibi, bunun da sebebi yine yoğun olmayan fikstür. Bir ara Escude'nin de gelişiyle 7lere fırlayan stoper sayısı çok gereksiz fazlaydı zaten. Defans konusunda en rahatsız edici durum Toraman'ın yedekleyici oluşu. Gerek saha içi tavırları, gerekse saha dışı hareketleriyle sevmediğim ve kaptan olmayı hak etmediğini düşündüğüm Toraman'ın forma bulamayışı problem edeceği, forma şansı geldiğinde de bunu layıkıyla yerine getirmekte sorunlar yaşayacağına emin gibi duruyorum.

Forvet konusunda ise, Batuhan hariç Beşiktaş'ın golcü oyuncuları gerçekten kaliteli ve ahlaklı oyuncular. Genel kanının aksine Almeida kazma, Mehmet Akyüz de balon falan değil. Pektemek ise Beşiktaş'ın 1 numaralı forveti olmaya yeterli bir oyuncu. Tek endişem Aybaba'nın kendisini yeri gelince sola da çekebileceği söylentilerinin dolaşıyor olması, forvet arayışının sebebi de bu sanırım. Mehmet Akyüz de umarım Beşiktaş'ın klasikleşen "antrenmanların yıldızı" olup tek maç oynanmadan devre arası gönderilme hastalığına yakalanmaz, malesef Batuhan'ın da gelişiyle forvete ihtiyaç kalmadı diye düşünüyorum, kendisini beğendiğim için değil, ama madem alındı, başka bir yedeğe daha lüzum yok.

Ernst'in gidişiyle Beşiktaş formalı insan görmeye dahi dayanamadığım şu günlerde çok iç açan bir yazı oldu, yine de Ernstsiz Beşiktaş'ı izlemeye gönlüm el vermeyecek önümüzdeki sezon.

Çok uzun oldu sanırım, kusura bakmayın.

helldoradotcom dedi ki...

Muhammed'ten bu kadro yapisi icerisinde pirpir golcu olarak faydalanilmasi gerektigini dusunuyorum. Bi nev'i saviola yaratilabilir. tip olarak da hic benzemiyor degil hani. bu durumda da pektemek'ten biraz sure calmasi gerekecek. calsin varsin!

theotheo dedi ki...

bence çok boktan bi takım ya. yani alternatifler çok sınırlı zaten. hilbert gibi bir salağın bu kadar fonksiyonel bir oyuncu olduğunu da jessienin hatırlatması çok iyi oldu.

bu ortasahayla beşiktaş takımı gol atamaz. buraya yazıorm max 40 gol.

efe dedi ki...

Mami'siz olmaz.

QuaresmA dedi ki...

Toraman kaptan olduğu için mümkün mertebe 11 başlayacak bence.

Bu hem iyi hem kötü. İyi çünkü İbrahim Üzülmez'den itibaren net bi kaptanımız yok. Sırf sorumluluk sahibi olsun diye Quaresma kaptan yapıldı ama takım içindeki kaptanın o olmadığı kesindi. Neyse takım kaptanı mümkünse her maç 11 başlamalı. Bu kötü çünkü Toraman ne takımın en iyi ilk 2 stoperinden biri, ne de en iyi sağ beki. Ön liberoda oynayacak artık.

Sivok'tan da kaptan olmaz çünkü ne Türk ne de Türkçe biliyor. Bence kaptan Türk değilse bile en azından çok akıcı Türkçe bilmeli.

CDiS dedi ki...

çok güzel bir yazı, teşekkür ederiz. yazdıklarınız güzel şeyler, oldukça da umutlu. ben şahsen yazdığınız 11 ile başarısız olunacağını düşünmüyorum. ki burada, holosko, batuhan, muhammet, hasan türk gibi oyuncuların katkısı önemli bir husus. ancak, bence pek dikkat edilmeyen nokta, son 2 senedir yaşanan sakatlıklar. bunu benim aklım almıyor. yani bugün, beşiktaş kadrosundan, herhangi bir adamın sene içinde en az 30 maç oynayacağının garantisi yoktur. açın bakın, geçen sene hemen her futbolcu, sezonun en az 6-7 haftasını sakat geçirmiş. bunun bilimsel bir açıklaması var mı? bilen birileri varsa bunu da bildirsinler. ki ben bunları yazarken, mcgregor 'un 3 hafta oynayamayacağı konuşuluyor, başka yerde 2 aydan bahsediliyor. eğer bu aşılamazsa, zaten ideal bir 11 'den bahsetmek hayalden öteye geçmez.

BJK4EVER dedi ki...

Ceza alanina adam sokmak sikintimiz olmaz bence. Yani en kotu gecen seneye nazaran 1 forvet daha var, bu bile ciddi bir iyilestirme. Benim tek korkum sikintili maclarda kilidi acacak oyuncumuz olmamasi. Orta saha oyuncularina baktigimiz zaman hepsi al-ver yapan oyuncular, ama al-at yapacak oyuncular mi? Emin degilim tam olarak. Fernandes var, ama o da klasik bir hucum oyuncusu degil, Olcay ve Oguzhan da ligimizi kaldiracak noktaya gelebilirler ama su an o noktadalar mi emin degilim.

Defansta ve forvette sikinti olmaz bence, ozellikle stoperdeki yabanci ikiliyi bozmazsak ve cift forvet oynamaya devam edersek. Bu saatten sonra alinacak yabanci bir forvet safi zarar olur, cunku kadro sistikce sisiyor.

Toraman mevzusuna gelirsek, S.Aybaba ne dusunuyor bilemem ancak hem tecrubesi, hem hirsi, hemde cevikligiyle bence onlibero oynamali Toraman. Stoper icin fazla savruk, dengesiz, sagbek icin fazla agir ve teknigi dusuk. Tabii bazi maclarda sagbek olabilir, ama mecvut yapida onliberoda Veli ve Necip disinda alternatif olmadigi icin dusunulmeli Ibrahim bence. En yararli pozisyon o olur gibime geliyor, ki stoperde veya sagbekte kotu maclarini hatirlarim, ama onlibero oynadigi her macta en azindan vasati asmistir Toraman, hatta muhtesem oynadigi bir GS maci hala aklimda. Benim kafamdaki kadro;

-----------McGregor--------------

Hilbert--Sivok---Escude---U.Boral

------------I.Toraman-----------

--Oguzhan----Fernandes---Olcay

-------M.Pektemek--Almeida-------


Cenk Gonen
Ersan Gulum
Mehmet Akgun
Necip Uysal
Veli Kavlak
Filip Holosko
Batuhan Karadeniz



Emre Ozkan
Hasan Turk
Muhammed Demirci
Kadir Ari

james sneijder dedi ki...

Negatif düşünmeden önce ilk bakılması gereken şy bana göre şu: bu kadro ve oyun yapısı geçen yıldan kötü mü? Asla değil. Hatta birçok avantajımız var.

1) Kale bana göre artık çok daha güvenli ellerde. McGregor bildiğim bir kaleci ve hakkında tereddüt geçirenlerin en fazla 5 hafta içinde bunu değiştireceklerini sanıyorum. Konsantrasyonu yüksek bir kaleci. Aynı zamanda kaybetmeyi sevmiyor. Rangers Avrupa Ligi'nde finale çıkarken son 4 maçta hiç gol yemediğini bilmek faydalı olabilir.

2) Escude Egemen'in varken bile mevcut olan bir eksikliği kapatacak: topsuz adam markajını. Ligimizde yerli defans oyuncularında maalesef olmayan bir özellik bu. Özellikle Beşiktaş'ın yediği gollere bakıldığında sorunun eksik adamla yakalanmakta çok rakiplerin son pasına imkan vermek olduğu düşünüldüğünde çok önemli bir transfer.

3) Orta saha geçtiğimiz sene halı saha takımı mentalitesinden farksızdı. Herkes kafasına göre takılırken Taraftar Fernandes bir pas atsa veya Quaresma bir adam geçse diye bekliyordu. Hatta Guti'nin oyunu bu yüzden abartılıp "maç içinde 2 ara pası yapsa yeter" formatına gelinmişti. Bence asıl küçülme maddi olarak az harcama yapmak değil budur. Şimdi futbolu bilerek oynayıp uyumla hareket edebilme ışığı gösteren bir ekip var o bölgede. Ekip diyorum çünkü daha Hasan Türk gibi gençler de var.

4) Golcü bölgesi benim gördüğüm en zayıf halka. Israrla Gekas tarzı iş bitirici bir golcümüzün olmadığını düşünüyorum. Bu sorun ayyuka çıkarsa ara transferde biri gelebilir.

Enseyi karartmaya gerek yok, çünkü hem geçen yıldan iyi yoldayız, hem de hırslı oyuncumuz bir hayli fazla.

Saygılar

Murat

Adsız dedi ki...

Allah aşkına,krasiç-hamit-kuyt-selçuk inan vb ceza sahasına topu rahatlıkla taşıaycak oyuncularla bu kadro başarılı olablir mi?
Bu ne dir ya,bu kadar çarpıtılamaz,gerçekçi olalım,bu kadro ilk 4 e giremez..

Adsız dedi ki...

bu yazıyı yazan gürcan olamaz inanmam.baskı altında yazmıştır umarım yada ironi filan vardır.kendisinin ağzından yıllardır hayırlı bişey duymadık bu yazı da onun olamaz hatta olmamalı da çünkü durum hiç de böyle değil.polyannacılıktan başka bişey değil bu çünkü.

Mayor dedi ki...

Bu sezon 4 mac kaybeder 6 macta berabere kalir 78 puanla ligi tamamlariz. Buraya yazdim kayitlara gecti.

Adsız dedi ki...

Yönetimin küçülme hususunu ve ekonomik kriz halinin gereğinden fazla dillendirdiğini düşünüyorum. Bu yanlış şu anda camia olarak karşı karşıya olduğumuz 2 sonuca yol açmış durumda;
1)Beşiktaşın marka değerinde ciddi bir kayıp var, bir yönetim batıyoruz battık edebiyatını abartırsa o takımın borç bulma olasılığı da azalır, yatırımcı bulma olasılığı da, örneğin Basketbol takımı 3 aydır, Türk Basketbol Tarihinde görülmemiş başarılara rağmen sponsor bulamıyabiliyor.
2) Taraftar maalesef takım küçülüyor dolayısıyla renklilere karşı çapımızda küçülüyor şeklinde gereksiz bir ruh haline girdi. Halbuki bu yıl yapılanlar esasında küçülme değil, geçmiş 8 yıl boyunca yapılması gerekenlerdir. Takım bu sezon ilk defa bir mevkiden fazla mevkilerde mantıklı düşünerek transfer yapma yetisi kazandı. Bunun adı küçülme değildi. Ama yönetim beceriksizliğinden bunu böyle yansıttı. Ortaya gerçekten 2-2,5 aylık sürede iyi bir takım çıktı. Burada yalnız kritik bir nokta var taraftarın samet aybabaya gerçekten sahip çıkması gerekiyor. Ben de kendisinden pek hazzetmem ama konuşmalarından çıkan çok açık bir sonuç var ki; Beşiktaş Mircea Lucescudan bu yana ilk defa takımın maddi durumunu gözeten ve bununla yaşamayı öğrenen, ayrıca buna rağmen formanın kutsallığını da sonuna kadar savunan bir TD'e sahip oldu.
Tüm bunların dışında çok önemli bir tehlikeyi de ifade etmek istiyorum. Bu yıl renkli basında çok sistemli bir şekilde Türkiyede Madrid-Barcelona ve diğerleri ikiliği yaratılmaya çalışılıyor. bu çerçevede, fernandes 2 aydır başka takımlara transfer ediliyor, Mcgregor'un lisans mevzusu kaşınıyor, Almeida'nın gitmek istediği yazılıyor, Pektemek Rusya'ya gidiyor. Dikkat ederseniz diğer 2 renklinin as futbolcuları ile ilgili bu tip bir tane haber çıkmıyor.
Bu nedenle bu yıl ve takip eden yıl taraftarımız için de büyük bir sınav olacak, desteği elden bırakırsak FB ve GS ile aramızdaki ipi koparacaklar ve bizi valencia durumuna sokacaklar, durum çok ama çok ciddi, ya omuz omuza oluruz ya da...

shelbyl dedi ki...

@Adsiz

2008-09 sampiyonlugunun yasandigi sene Gurcan ve Beautiful Freak hepimizden daha optimistti, israrla "o sene bu sene" yazilari yazarlardi. O gunleri kacirmissin sen.

box2boxMC dedi ki...

3 büyüklerin forvet bölgesinde son 5 senenin gol ortalamaları var aşağıda. Çok düz mantık ama en azından bi fikir verir.
BJK
Almeida:15
Pektemek:8
Holosko:12
FB
Alex:20
Sow:13
Kuyt:12
GS
Elmander:9
Burak:14
Umut:13

Çk düz mantık ama en azından forvetlerin profili açısından bi fikir verir. Sanılanın aksine golcü performansı olarak çokta geride değiliz. Devamlı herkesin ağzında olan Gekas tarzı bi forvete ihtiyacımız yok sanki. Burda farkı yaratan takımın diğer bölgelerinden skora gelen destek.

Özellikle GS bu işi çok iyi yapıyor, Selçuk ve Melo geçen sene toplamda 20 ye yakın gol attılar.
Aynı şekilde FB de de orta saha oyuncuları Baroni ve Emre yle skora ciddi katkıda bulundular.

Bizde işler tam tersi.

Defanstan katkıda bu sene sorun yaşamayız. Hilbert, Sivok, Escude toplamda 10 golü bulur bence.

Sıkıntı orta sahada. Forvet arkasından 10 gol üzeri çıkaracak bi adamımız yok maalesef. Olcay'ın son 5 sene ortalaması 5-6 larda, Fernandes desen o kadar bile yok. Veli'nin 1 golü var geçen sene. Oğuzhan'ın maç oynamışlığı yok.

Almeida gönderilip Lazovic alınacaksa bence bu sıkıntıyı biraz çözer gibi. Herkes Lazovic'i forvet olarak düşünüyor ama kendisi sol açık ve forvet arkası oynar. Sezon gol ortalamasıda 15-20 dir kendisinin. Hem Fernandes'i top alışverişinde rahatlatır hem de skora ciddi katkıda bulunur. Batuhan'da çok rahat Almeida'nın yerini doldurur.

Tabi bunlar çok farazi şeyler. İstatistik herşeydir ama aynı zamanda hiçbirseydir. Burak 5 gol attığı sezonun ardından 23 gol atabilmiştir, bi sonraki senede 35 i bulmuştur. Kim bilebilir ki Pektemek'in bu sene 30 gol atmayacağını.

Övünç dedi ki...

%100 doğru teşhisi koymuşsun Gürcan.

Açıkçası Kayserispor maçı sezon adına bence çok önemli ipuçları verdi ve Gürcan hemen hemen hepsini gayet açık bir şekilde ortaya koymuş.

Samet Aybaba'dan beklemediğim bir hücum çeşitliliği var takımda ve uzun süredir ne kadar az koşan bir Beşiktaş olduğunu da gösterdi bu ekip.İnanılmaz enerjik bir takım var sahada.Pozisyon alma sıkıntıları ve oyuncular arasındaki koordinasyon düzeldiğinde fark yaratabilecek oyuncuların varlığı Beşiktaş'ı çok rahat bir şekilde GS ve FB'nin hemen ardına koyuyor.

Almeida'ya hiç sevmediği ön direk koşularını yaptırabilirsek veya çift forvette ön direğe Mustafa veya Holosko'yu gönderebilirsek beklenenden çok daha fazla gol bulabiliriz gibi görünüyor.

Yine doğru tespit defansif orta saha ile ilgili çok net bir problem yaşadığımız gerçeği var.Zaten Samet Aybaba da ısrarla Alper ve Veysel'i isteyerek oradaki oyunculara çok da güvenmediğini ortaya koydu.O noktada bence Hasan Türk hem Veli'den hem de Necip'ten daha iyi bir oyuncu olmasına rağmen tecrübe ve fizik olarak eksik durumda olduğu için onu da ciddi bir alternatif olarak görmek zor.Her şeye rağmen mevcut sistem de bu mevkideki oyuncudan ofansif katkı beklenmemesi işimiz kolaylaştırabilir.Bu adamlardan beklenen topu kapıp önündeki 3 lüden biri ile topu buluşturmaları olmalı.

Bence asıl problem ise Fernandes'in alternatifsizliği.Samet Aybaba'nın Fernandes'siz planlarının hiç işlemediğini bütün hazırlık maçlarında gördük neredeyse.Fernandes oyuna girer girmez takımın rengi değişiyor.Ona eş değer bir oyuncu bulmamız hele ki şu mali tabloda zaten mümkün değil ama en azından alternatif olabilecek bir oyuncunun kadroda olması şart.Bu bağlamda oynadığı kısa sürelerde topla ilişkisinin fena olmadığını gördüğümüz Alves takımda kalsa daha iyi olur muydu onu merak ediyorum.

Lazovic'e ise hiç mi hiç ihtiyacımız yok şu an itibari ile.

BJK4EVER dedi ki...

@boxtoboxmc

Bende olaya baska bir acidan yaklasayim. Diger takimlarin fark yaratmasi bence forvetlerinin kalitesinden degil, daha ziyade forvetlerin kaliteli sekilde beslenmesinden geldi. Mesela GS surekli 2 ofansif orta saha oyuncusu+Selcuk ile oynadi gecen sene. Ileride basan, ofansif oynayan bir takim oldu. 5-6 gol attiklari 3-4 mac var, ustelik gecen sene kurulmus bir takim. Biz en son hangi macta 4 gol attik hatirlamiyorum, Manisa maci vardi galiba 2. mac yok. Gecen sene bile 4-3-3 kontra oynadik, 3 orta saha oyuncusu orta sahanin kendi yari alanina bakan bolumunde dizilmis, ileride 200 metre kare alana yayilmis Quaresma, Veli ve Almeida. Boyle bir takim elbette gol atamaz. Yine de forvetlerimizin istatistikleri iyiymis bence. Ki yukarida da yaziyor Almeida gol ortalamasi 15 olan bir adam, neden bizde bu istatistige ulasamiyor sorgulamak gerekir. Gecen sene icerideki GS maci haric rakip bogup forveti pozisyona sokabildigimiz maclarda gol attik ve forvetlerimiz atti. GS'nin en duz adamlari Emre, Engin bile yaratici adamlar, ki ustune Amrabat'i aldilar. Adamlar forvetlerini pozisyona sokuyor en basta. Senin orta sahanda kim var? Veli Necip Fernandes, olmaz tabii. Bizim en buyuk sikintimiz pozisyona girmek olur, pozisyonu gole cevirememek olmaz. Benim gorusum bu yonde.

box2boxMC dedi ki...

@BJK4EVER

kısmen katılıyorum ama sonucta geçen seneye baktığımızda pozisyona girmiyor değiliz. Ama sonucta 20 gol üzeri bi ortalama tutturan bi forvetimiz yok. Son vuruş yüzdeki çok yüksek adam değil bizimkiler. Geçen sene Almedia'nın saç baş yolduran pozisyonları aklımda hala. Ama adam bu gol yüzdesi bu seviyede ve senelik ortalaması 15 max. Geçen senede 14 golü bulmuş BJK de.

Sıkıntı ortasahadan skora etki gelmemesi. O beğenilmeyip gönderilen Delgado bile şu takımda fark yaratırdı bence. Bütün gol opsiyonları forvetler olunca rakip takımın önlem almasıda kolaylaşıyor. Forvetleri kilitle, nasıl olsa Ferdy, Veli, Ernst ve Necipten gol gelmesi. Bakmadım ama geçen sene 4 nün gol toplamı 10 değildir herhalde.

BJK4EVER dedi ki...

Burak Yilmaz'in da sac bas yolduran cok pozisyonu var ama 30 atiyor, o kriter olamaz. 2 sene evvel deseydin birine Burak 2 sene ust uste 30 gol atacak diye adam gulmekten yere yatardi. Ama koca takimin tek hucum opsiyonu Burak'i savunma arkasina kacirip karsi karsiya birakmak olunca 30 da atar 40 da. Sonucta Guiza'nin da dogru yapi icerisinde 30 gol attigi gorunuyor.

Sen Almeida'ya gore takim kur bakalim. Mac basina 10 kez son cizgiden orta kes, on direk kosusu yapip defansin dengesini bozacak 2. bir forvet koy, bak bakalim Almeida 15-20 gol atiyor mu atmiyor mu. Gecen seneki kabiz sacma sapan takimda bile 14 gol atti Almeida. Bu gozler FB'de 15-20 gol atan Nobre'nin bizde 3 golle sezon kapadigini da gordu.

Soyle sorayim o zaman; Almeida, Batuhan, Pektemek, Holosko GS'ye transfer oldu, onlar da Burak, Elmander, Umut, Necati'yi bize verdi. Takimlarin ligdeki gidisati ve bitiris pozisyonunda bir degisiklik olur mu? Ve forvetler sezonu kac golle kapar?

Ben soyleyim, degisiklik olmaz, bizimkiler GS'de toplamda 50 golu asar, GS'dekiler bizde 35 golu zor bulur.

box2boxMC dedi ki...

@BJK4EVER

iyi de Burak'ın yaptığı defans arkası koşuyu ve son vuruşları sence Almeida yapabilir mi? Haa bi kaç örnek hatırlıyorum ben Almeida kaleciyle karşı karşıya ama mal gibi kaçırdığını.

futbol oynarmısın bilmem ama ben önümde adam gibi bi forvet oynadığı zaman şahane paslar atarım ama kazma kazma defansın yanında duran, ayağına top bekleyen forvet olduğu zaman benim oyunum da düşer.

bu tartışma biraz tavuk yumurta ilişkisine gider ama bence bizim için kritik olan ortasahanın skora etkisidir.

Benim için şu aşamadı ideali Almeida'nın gönderilip yerine Batuhan'ın oynaması, AMC pozisyonunada Lazovic'in alınmasıdır. Lazovic hem senin istediğin ortasaha yaratıcılığını sağlayacaktır hem benim istediğim ortasahanın skora katkısını.

BJK4EVER dedi ki...

Benim ne demek istedigimi anlamamissin ki. Ben orada Trabzonun forvetini en iyi sekilde kullanmak icin sistem gelistirdiginden bahsettim. Burak fuleli oyuncu, tek ozelligi o, Trabzon da ondan maksimum yararlanmak icin takimi o sekilde kuruyor. Almeida'nin ozelligi arka direkte kendini unutturup kanattan gelecek toplarda etkili olmasi. Biz kac macta 15-20 dakika boyunca sagli sollu atak yaptik, son cizgiden orta kestik? Bir elin parmagi kadar degildir. Burak da sonucta hava toplarina hakim degil, sen Burak'i pivot santrfor olarak kullanmaya kalksan o da basarisiz gozukur, ayni hesap.
Onu anlatmaya calisiyorum.

theotheo dedi ki...

ya gene boş konuşuyosunuz ak.

karşılaştırdığın takımın seviyesi seni kat kat aşmış. yok onu buraya koysam bunu buraya koysam. geçin bu işleri.

galatasaraydan sadece muslera + eboue nin değeri o yazdığınınz beşiktaş ilk 11 ine eş değer olur.


burda şunu konuşmanız lazım. bursanın nasıl üstüne çıkarım, trabzonu inönüde nasıl yenerim falan.

box2boxMC dedi ki...

Sen böyle arka direk yazınca aklıma nedense playofftaki GS-BJK maçının 89. dakikaso geliyor.

Ben seni anladım ve kısmen katılıyorum ama sen Almeida üzerine hücum planıda kursan bu adamın ortalaması sezonluk 15 gol. Almeida'nın tek olayı arka direkte kaleye 5mt uzakta gelecek olan ortaya kafa vurup gol atmak. Bitiricilik seviyesi bu bölgeden cıkınca aşağılara iniyor. Demem o ki sen naparsan yap, istersen her maç 50 tane orta yap bu adam 15 golü gecemez. O yüzden de orta sahada oynayanlar gol atmalı.

Dediğin gibi TS Burak'ın iyi olduğu özelliğini bulup onun üzerine oyun sistemi kurdu. Ama hocam Almeida'nın üzerine oyun sistemi kurulacak bi özelliği yok ki. Almeida'nın bu takımda ki tek görevi rakip savunmayla boğuşup sağdan soldan arkadan gelecek arkadaşların boş alanlar açmak olmalı.

theotheo dedi ki...

gene boş konuşmalar.

sen almeidanın arkasına veli ernst hilbert falan koyarsan. almeida yerine geçen sene 70 gol atan messiyi getirsen 10 golü geçemez.

umut bulut kazması bile takımı bulunca fenere 2 gol birden attı.

bu işler takım işi anlamadığınız şey bu. eğer bir takımın kalitesi ne kadar yüksekse o takım içerisinde vasat adamların bile işe yaradığını göreceksiniz.

ama takımda beşiktaşta olduğu gibi vasat adamlar iyi adamlardan çok daha fazla olduğu için. bu günkü kadroda fernandes ve almeidayı vasatın üstüne koyuyorum geri kalan vasat ve bombok. bu durumda ne fernandesden ne almeidadan verim alabilirsin.

çünkü topu hilberte attığın zaman onun saçmalayacağından eminsin o yüzden atmıyorsun. kaptırınca da kötü oluyosun. q7 bin başına gelen olay işte. adam 5 kişiyi geçmeye çalışıyomuş. ulan amınakoyim bi de niye 5 kişiyi geçmeye çalışıyosun diye bir sorsana.

onderizo dedi ki...

@theotheo
Adamın(quaresma) düşüncesizlği futbol bilgisi eksikliği burda ortaya çıkıyor zaten senin 5 kişi arasına girince top kaptırma ihtimalin topu vasat olan arkadaşına atmaktan daha mı düşükte sen diyorsun ki ben bu hilbert ayısına(!) atsam zaten kaptıracak en iyisi ben 5 kişinin arasına dalayım sonra bir ihtimal çıkarsam bide trivela çakarım. Sen geç bunları asıl

james sneijder dedi ki...

Öncelikle bir konuya netlik getirmek lazım ki gerisi daha anlaşılabilir olsun.

@theotheo yazmış:

"bi de niye 5 kişiyi geçmeye çalışıyosun diye bir sorsana."

Futbolda artık 80 lerde kalmış, ama daha da önemlisi o yıllarda bile sadece belirli oyuncuların uyguladığı bu anlayış günümüzde oldukça tehlikeli bir unsuru barındırıyor: "oyunu en iyi ben okurum ve anlarım, takım bir işe yaramazsa kafama göre takılırım".

Kreatif oyuncuları tepeye koyan bu eski anlayışın kendi içinde barındırdığı tezat büyük. Hala eski futbol anlayışına sahip bu tür futbolculara "kreatif" ismi takılırken, asıl onların futbol düşünceleri kreatif oyunu bozmakta. Nedeni gayet basit. koskoca takımı tek bir kişinin anlayışına teslim ediyorsun. Bireysel beceri anlamında dünyanın tepesinde duran ikiliden biri olan Ronaldo bile bu anlayışla futbol oynamıyor. Çünkü artık bu düşünceye izin veren ciddi bir kulüp yok.

Son raddede "elinde düzgün takım yoksa başka ne yapsın" şeklinde edilen söze bu hazretlerin de takımın bir parçası olduğunu hatırlatmanın bir yararı olur mu bilmiyorum. Bariz olan şey, kulüp futbolunu tek devre 1370 metre koşup soyunma odasında hocaya çemkirmekle bir şeyleri düzeltebileceğini düşünenlere indirgemenin "küçülme" olacağı.

1370 metre koşanların kalitesi halihazırda tartışılır olsa da, ayrıca takımın genel başarısını vasat-kaliteli adamlar oranı da belirlemiyor. İspanya milli takımının çok değil 10-12 yıl önceki kadrosu hiç de yabana atılacak gibi değildi. Şimdi Barça modelinde oynadıkları için dünya futbolunu domine edebiliyorlar. Üstelik İspanyol futbolcuların bireysel olarak ülke dışında pek de başarılı olmadıkları bir ortamda.

Aslında uzatmaya da gerek yok. Beşiktaş'ın bireysel olarak son 20 yılın kağıt üzerinde en yetenekli kadrosu geçtiğimiz 2 sezon mevcuttu. Aynı şekilde bu kadrolarla son 20 senede olmadığı gibi lig şampiyonundan 22 ve 28 puan farklar yedik.

Saygılar

Murat

theotheo dedi ki...

bak kardeşim veli 12 km falan koşuyo. ne boka yarıyo. talip olan bi takım falan var mı? veya diğer kazmalara hilbert mesela? almanyadan niye siktir edildi.

senin dediğin yaratıcı oyuncu kavramı bitmiş falan değil. asıl hilbert gibi kazmaların dönemi bitti. onların yerini yetenekli oyuncular alıyor almaya da devam edecek. bugün dünyada mesut özil parıl parıl parlıyosa bu onun mücadeleciliğinden değil yaratıcılığından kaynaklanıyo bu iş bu kadar basit. veya nuri şahinin peşinden arsenal liverpool koşuyosa bunun tek sebebi budur.

benim demek istediğim basit birşey. bunu galatasaray uyguluyor bu sene.

BJK4EVER dedi ki...

Quaresma'ya niye kimse talip olmuyor?

Adsız dedi ki...

@BJK4EVER

Maaşı yüksek.

BJK4EVER dedi ki...

Olsun kaliteli topcu ya. Veliyi alacak degiller ya o kadar kaliteli oyuncuyu alsinlar....

james sneijder dedi ki...

@theotheo

Zaten sorunun en büyüğü bu şehir efsanelerinde. Bildiğim birşey ama aktüel rakamlar vermek için 5 dakikalık google yaptım ve bulduklarım:

1) Geçen seneki bir El Clasico'dan Real'li oyuncuların koştukları:

Xabi Alonso: 11,15 km.
Lassana Diarra: 10,38 km.
Angel Di Maria: 10,05 km.
Marcelo: 9,08 km.

2) Bu seneki Real-Bayern CL Yarı Final Maçından (25 Nisan 2012):

İlk Yarı sona erdiğinde Mesut Özil takımının en çok koşan oyuncusu ve kat ettiği mesafe: 5,8 km.

3) 2010 CL Çeyrek Finalinden, Barcelona-Arsenal Maçı:

Lionel Messi: 9,91 km.
Xavi Hernandez: 12,56 km.

4) 33,6 km. hızla koşabilen Ronaldo'nun bir sezonda ortalama koştuğu mesafe: 10,3 km.

Konu şu ki, koşmaya ve paylaşmaya gerek olmadan yeteneğiyle sahada durma şampiyonası olsa Quaresma top player olabilirdi, ama artık günümüz futbolunda yürüyene ekmek yok. Aslında kanat oyuncusu olması bu koşmama meselesini daha bir ironik yapıyor.

Saygılar

Murat

QuaresmA dedi ki...

Açın izleyin arayı çok açmış Fener'i. Bülent yine satmazsa kazanamazlar, kazansalar da kötüler.

james sneijder dedi ki...

@QuaresmA

Yorumuna +1 benden.

Bülent faktörüne bir de hakemi eklemek gerekli. Neydi o Elazığlı oyuncuya gösterdiği 2. sarı kart. Faul olduğu bile şüpheli. Bir de Alex'in emek hırsızlığı yapıp Elazığ ceza sahası ilerisinde kendini yere atışına freekick verdi ki tam komedi dünyası.

Üstelik transfermarkt sitesine göre Elazığ sezona 19 yeni oyuncu alarak başlamış. Bu yüzden hücumda bir türlü organize olamıyorlar. Defansta ise futbolcuların bireysel eforları şimdilik durumu idare ediyor.

Ben Ajax altyapısından yetişme Zeegelaar'ı çok beğendim. 22 yaşında ve sol kanat oyuncusu, dönüşümlü solbek oynuyor. Aman aman hızlı değil fakat hem soğukkanlı hem de nerede ne yapacağını biliyor. Mesela Fransız Julien Faubert de Premier Lig tecrübesi olan kariyerli bir oyuncu. Ama 29 yaşında olmasına karşın ne şiş yansın ne kebap türünden koşup idare ediyor. Belki ilerleyen haftalarda açılır.

Bakalım ne olacak.

Murat

theotheo dedi ki...

fener alıyo maçı. bu kadar kötü haliyle. acaba yarın biz napıcaz? aslında napıcağımız ortada da her neyse.

james sneijder dedi ki...

Hakem dedik boşuna dememişiz. Top Elazığlı Bülent'in kafasına mermi gibi geldi ve adam yere yığıldı. Futbolu sadece seyircisiyle değil oyuncusuyla da Roma gladyatör savaşları olarak gören FB tayfası oyunu sürdürüp gol attı. Hakeme de buna itiraz eden Elazığlılara kart sallamak kaldı. İşte FB'nin sevdiği oyun, rakip demoralize ve 10 kişi.

Yazık.

Murat

theotheo dedi ki...

napsın gol atmasın mı hahaha. ya ulan ne romantik heriflersiniz ha.

theotheo dedi ki...

sen 1 milyona olcayı getiriyosun. o adam kuytu getiriyo. ağlamamak lazım.

james sneijder dedi ki...

@theotheo

Başka maç mı izliyoruz. Hakeme penaltı değildi diyen ama derdini anlatamayınca topu dışarı atan Fowler erdemi beklemiyoruz, adam gibi oyun oynanmıyor bu ligde. Yazdıklarını yeni yeni okuyordum ama bu yorumunla derdini anladım. Pragmatizmde yorum olmaz. Çünkü her defasında aynı şeyi yazmış olursun. Bundan sıkılmıyorsan sen bilirsin.

Murat

james sneijder dedi ki...

@theotheo

"napsın gol atmasın mı hahaha. ya ulan ne romantik heriflersiniz ha."

Hakemi oraya 5. kale direği olarak dikmedilerse FB'lilerden birşey beklemiyoruz orası kesin.

Murat

Mayor dedi ki...

Ligimizin Real Madridi 10 kisi kalmis Elazigla berabere kaldi ha? Hakem faktoru, Aziz faktoru, Krasik, Stoch , Sow, Alex falan yetmedi. Anlayan anladi.

Adsız dedi ki...

@theotheo
Bugüne kadar sırf okuyucu olarak takip ediyordum burayı ama yazdıkların o kadar dayanılmaz hal aldı ki yaptığının "Baykal Muhalefeti"nden farkı yok. Kaldı ki ben gerçekten Beşiktaşlı olduğunu bile düşünmüyorum. Trollük mü yapıyorsun derdin nedir senin hakikaten anlamak güç?

onderizo dedi ki...

@shelbyl
Abi bi maç postunu hakediyoruz ya ligin ilk haftasında çok özledik gerçl theoya göre sonuç belliymiş ama neyse

theotheo dedi ki...

@onder

valla sen olcay oğuzhan veli ortasahasından iyi bir oyun bekliyorsan. o senin kendi hayal dünyan açıkcası.

ki beşiktaş taraftarı da benim gibi düşünüyo 5000 tane kombine satıldı şu ana kadar.

onderizo dedi ki...

Ben bişey bekliyorum sen beklemiyorsun. Sen Türkish Real Madridden bişey bekliyordun ben beklemiyordum sen ilk maçlık yanıldın yarın akşam 10 gibi kimin yanılıp yanılmadığını göreceğiz.

Zaten Beşiktaşın sorunlarının başında taraftar profili sorunu geliyor.

theotheo dedi ki...

valla herifler başarılı olur veya olamaz. aynı şey galatasaray için de geçerli. ama adamlar başarılı olmak için hamlelerini yaptılar mı okey? kimya tutmaz bilmem ne olur, şimdiki olduğu gibi bi ton oyuncun sakat olur başarısız görünebilirsin.

bizdeki olay hiçbirşey yapmadan başarı beklemek. sen olcayı alırken, adam kuyt u alıyor. sen hilberti sağ açık oynatırken adam hamiti alıyor. sonra da 2.hafta şöyle yaparız. yok fener kötü oynadı falan filan. bırakın bu işleri.

shelbyl dedi ki...

Ahaha, theotheo gene kendini saglama aldi. Bu sene diyelim -cok zor, bence onemli de degil zaten ama- sampiyon olduk, o zaman "gerekli hamleleri yapmadan sampiyon olmak basari mi?" gibi bir cumle sarf edecek, tebrik ediyorum simdiden bu manevrayi.

onderizo dedi ki...

Hah tabiri caizse hele şükür imana geldin be theo. Biz sana ne anlatıyoduk burası stsl herşeyi yaparsın ama bir bakarsın ligi 3. Bitirmişsin kimya tutmaz sakatlık olur daha bir sürü şey. Bizim de hiçbişey yapmadığımız söylenemez ama elimizdeki ekonomik imkan ve baştan çıkarıcı başkanımızın bize bıraktıklarıyla anca bu ilk sene için. Bu sene Beşiktaşlı olmak zor theo gerçekten gönül verdiysen bu takıma sen bırakacaksın bu işleri

Adsız dedi ki...

Bence de izlenmeye değer bir kadro,fena olmayan bir ilk 11. Fakat bu yazın başından beri dem vurduğum ve belkide sizleride bu konuda artık bıktırdığım ofansif kısırlık meselesi gidiyor,geliyor kafamı kurcalıyor. Şu kadro gerçekten fena gözükmüyor insanın gözüne fakat bakıyorsun bakıyorsun acaba kimin gol atma ihtimali kuvvetli,kimin bir arapas,bir yaratıcılık göstereceği ihtimali kuvvetli,aklıma Fernandes'ten başkası gelmiyor maalesef ve buda beni sıkıntıya sürüklüyor kafamda. Kalecimiz gerçekten iyi bir kaleci. Glasgow Rangers taraftarı olduğum için (İskoçya'da) kendisini gerek Old Firm'lerde,gerekse İskoç milli maçlarında izlemişliğim vardır. Bana kesinlikle güven veriyor. Şimdiye kadar Cenk'i hep savunanlardan biriydim fakat cidden yetti artık,yazıda da belirtildiği gibi iyiden iyiye Hakan Arıkan'a dönüşmeye başladı,1-2 yıla anadolu takımları turuna başlar heralde. Dediğim gibi kale okay bence. İnsanlarda daha izlemeden McGregor'u eleştirmeyi bıraksın -ki eleştirenlerin %99'u tanımadığı için eleştiriyor. McGregor'u tanımamak onun değil senin ayıbın kardeşim,senin cahilliğin. Bu yüzden izlemeden eleştirmeyede hakkın yok. Defansa gelirsek bence o bölge de iyi bir durumda. Eğer İsmail sakatlanmasaydı Hilbert-Escude-Sivok-İsmail'le cidden çok iyi bir defans hattı oluşturmuş olacaktık fakat şu mevcut durum içinde Uğur Boral'da fena alternatif gözükmüyor napalım. Orta saha konusuna değinmiştim zaten az önce,Fernandes dışında cidden bizi heyecanlandırabilecek,kreatiflik sağlayabilecek,arapas atabilecek,şut atabilecek başka bir adam görünmüyor,Oğuzhan'ı çok beğeniyorum,çok oynamasını istiyorum fakat işte ligin 2 maçındada onu oynatmadı Aybaba,o kırdı biraz beni. Gerçekten çok ümitliyim ben Oğuzhan'dan. Şuan mevcut orta sahamızda Fernandes yaratıcılığına,Fernandes aklına yakınlaşabilecek tek isim bence. Veli,Necip,Büyük Kaptan Toraman,Hasan gibi oyuncular daha çok işin koşu tarafındalar,yaratıcılıkları çok kısıtlı. Olcay konusunda birçok kişiyi karşıya almışımdır belki ama hala daha aynı fikirdeyim. Direk Beşiktaş ilk 11'inde oynayabilecek,ekstra yaratıcılık sağlayabilecek bir oyuncu değil kesinlikle bence. Duisburg döneminde pek hatırlamıyorum fakat geçen sezon Kaiserslautern'de izlediğim için kendisini,böyle düşünüyorum.Forvette Pektemek'in sakatlanması,hemde 6 ay gibi bir süre sakatlanması,hemde Gençlerbirliği'ndeki sakatlığının aynısını yaşaması canımı çok sıktı. Fakat Gençlerbirliği'nde o uzun sakatlıktan döndükten sonra eskisinden çok daha iyi, çok daha toparlanmış bir formda dönmüştü. Umarım bu seferde sakatlığını bir an önce toparlar ve en kısa sürede formuna kavuşur,Allah şifa versin. Holosko'nun sözleşmesini uzatmasını olumlu bulduğumu söylemiştim daha önce. Kesinlikle sezon içinde oynadığı sürelerde yararlı olacaktır -ki bunu gördük yakın zamanda. Mehmet Akyüz'ün antremanlarda ve hazırlık maçlarında ne kadar iyi performans gösterirse göstersin Beşiktaş çapında bir oyuncu asla olmadığını düşünüyorum. Hani Bank Asya topçusu demek istemiyorum fakat Süper Lig'de kümede kalma savaşı takımlarında oynayabilir ancak bence.

Velhasıl kelam; Maalesef Mustafa sakatlandı,ceset Almeida'da büyük ihtimal gidici. Bu durumda elimizde sadece Holosko ve Batuhan kalıyor. (Mehmet Akyüz'ün çok yetersiz olduğunu söylemiştim) Kadir Arı'nın da şuan A takım için çok yetersiz bir fiziksel durumda olduğunu düşünürsek cidden elimizde hazır olarak kullanabileceğimiz 2 forvet kalıyor. Bu durumda en az 1,tercihen 2 forvet almak gerekiyor. Belkide askıya alınmıştır fakat ben heleki şu durumda Lazovic'in alınmasından yanayım. Zenit'te bu sezon oynamamasının nedeni Spalletti'yle kavga etmesi. Yani bundan sonra da oynaması zor. Alınması fazla zor olmamalı. Daha önce söylediğim gibi bize şu durumda +10 gol, +5 asist katacaktır Lazovic. İnşAllah alınır. Ayrıca Drenthe ile anlaşmıştık neredeyse,Samet Aybaba neden veto etti anlamadım. Çok yararlı bir oyuncu olurdu bence şu kadroda. Hem 25 yaşında hem free agent. Keşke alsaydıkta neyse. Hayırlısı.

Nedim

Yorum Gönder

Ara