.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
24 Mayıs 2012 Perşembe

Hoca Faktörü: Kimya ve Akıl

Bu sene basketbol takımımız bize çok önemli bir şeyi öğretiyor, ya da daha doğrusu yeniden hatırlatıyor diyelim. Bu senenin başına kadar "futbol aklı" diye nitelediğimiz, daha sonra ise teknik direktör icraatleriyle aklın a'sına kadar çok yolumuz olduğunu fark ettiğimiz için durduğumuz kavramın uygulamasının, bütün olumsuzluklara kariın nasıl sonuç verebileceğini, mükemmel bir korelasyonla olmasa da Ergin Ataman önderliğindeki basketbol branşında görüyoruz.

Ergin Ataman geçen sezonun ortasında Beşiktaş'ın başında göreve başlamadan önce Twitter'da "Başkanla projelerimizi konuştuk" minvalinde kelam edince çok merak etmiştim nasıl bir projeyle Demirören'i ikna ettiğini, ya da Demirören'in ne tür bir beklentisi olduğunu. Neler olduğunu da ilerleyen zamanlarda gördük: Kendi şirketi sponsor oldu, "yıldız transfer" geldi, yerli oyuncular süründürülmeye devam etti... Ta ki Aralık ayına kadar hala daha "parasını alamayan oyuncular" haberleri çıkıyordu. Yani Beşiktaş basketbol takımının "planlı" bir şekilde bugünlere geldiğini söyleyemeyiz sanırım.

İşte bu noktada çok önemli oluyor koç faktörü. Ergin Ataman, bu plansızlığın, bu zırt pırt değişen/değişmeye müsait kadronun içinde bir istikrar yarattı. Nasıl başardı, içeride olanların ayrıntılarını bilmiyoruz, ama dışarıdan gözüken bu. Peki neler yaptı Ergin Ataman?

- Beşiktaş gibi bir yapılanmada "sistem" peşinde koşmanın anlamsızlığını görüp, "her seferinde bir adım" düşünen bir takım oluşturdu. Beşiktaş'ın kadro ve kulüp yapısında rotasyon, oyun setleri vs. her an anlamsız kalabileceğinden, örneğin Galatasaray gibi bir yapılanmaya gitmedi.

- Yukarıdakini yapabilmek için birbirinin az çok dengi olan, görevini çok iyi bilen ve gerektiği zaman ön plana çıkıp gerektiği zaman geride kalan oyuncular bulmak lazım. Beşiktaş'ın yabancıları da, yerlileri de bu kriterleri mümkün mertebe yerine getirmekteler. Her maçta/organizasyonda farklı oyuncuların ön plana çıkması bunun kanıtı.

- Kısıtlı kadronun başarılı olabilmesi için fiziksel olarak üstünlük şart. Bu konuda Beşiktaş takımının ligin en üstlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. 35+ dakika oynayarak akibin üzerinde kalmak kolay iş değil.

- Bunun haricinde, Ataman'ın her maça uygun strateji belirlemesi, koç olarak esnekliği, basitçe "pota altı dominasyonu, şutunu yaratan oyuncular, maç başında 5 asist verebilecek bir point guard" gibi çok temel bir düzlemde yaklaşım ile olumsuz koşulların içinde en iyi takımı yaratabilmesi muazzam.

Bilinçli bir tercih miydi, yoksa denk mi geldi bilmiyorum, ama Ergin Ataman'ın basketbol aklının (kısa vadeli optimum sorun çözümü) Beşiktaş basketbol şubesinin olanaklarına cuk diye oturması, futbol konusundaki teknik adam seçiminde de örnek alınmalı. Örneğin, ne yazık ki gerçekleşmeyecek gibi duran Rangnick transferi, bu doğrultuda atılmış bir adım olurdu. Bilakis Zico söylentisi ise futbol branşının gelecek planlaması hakkında soru işaretleri yaratıyor.

Eğer basketbolda olduğu gibi ipleri "aklı" olan bir adamın eline bırakırsak, ve planlamayı tüm boyutuyla onun yapmasına izin verirsek futbolda da başarı gelme şansı fazla. Ama basına yansıyan gibi Levent Erdoğan ve diğer yöneticiler/menajerler teknik direktör konusunda kulak/burun/boğaz karıştıracaksa, kankalık ilişkileri ve lobi faaliyetleri işin içine girecekse basketboldaki olumluluğu futbolda görmemiz çok zor gibi duruyor.


6 Yorum:

BJK4EVER dedi ki...

Rangnick'in bu konuda calisilacak dogru antrenor oldugunu sanmiyorum, o daha bir uzun vadede dusunen proje hocasi.
Ergin Ataman'in futbol subesindeki karsiligi bana gore tam anlamiyla Mustafa Denizli'dir. O da olmazsa aklima Daum, Gerets gibi oyuncular geliyor, ama kesinlikle Zico, Rangnick, Bielsa gibi hocalarin bize uyacagina inanmiyorum.

Adsız dedi ki...

Bize uysun diye hoca getirmeyelim zaten artık bir zahmet biz hocalara uyalım. Bielsa bize uymaz hacı yaa diyorsak zaten hiç bu işlere bulaşmayalım adamada yazık, Tayfur gibilerle devam edelim. Bu arada Uğur Meleke müthiş yazmış yine bugün..

shelbyl dedi ki...

@BJK4EVER

Yok, Rangnick kesinlikle kisa vadeli cozum adami degil, ama uzun vade icin bir plan ve programla gelecek birisi. Kisa vade icin de Denizli vs. dedigin gibi. Iki yol da uygundur, sonucta bu bir tercih meselesi olacak.

Ama Zico, ikisi de degil. Zaten oturmus bir kadrosu/yapisi olan, yetenek konusunda belli bir citayi tutturmus bir takimi goturecek bir teknik direktor. Olumsuz kosullarda yeserecek biri degil.

Bize "winner" karakterli bir hoca lazim ilk etapta, kisa vadeci de olsak, uzun vadeci de olsak bu. Zico'da o isigi goremiyorum ben.

Adsız dedi ki...

aslında çok bariz olan ve belki de hepsinin üstünde duran üçüncü bir faktör var. o da kulübün ve takımın durumunun hali.

zira daum, gerets veya denizli dahi gelse halen darmadağınık halde bulunan ve en az 3-4 bölgeye yeni adam gelmesi gereken bir kadro ile karşı karşıyayız. eldeki oyuncuların aldıkları ücretler yüksek ve geçmişte olduğu gibi zararına gönderilmeleri ihtimali de fazla. kısa vadede başarı beklenen bu td'ler hiçbir oyuncu talep etmeyecek mi sizce? (fernandes'i alacak taksidini son günde ödeyerek elde tutabilen bir mali yapı var). etmediler diyelim. yani bu şekilde anlaşıldı. o zaman bile fazla uzatmadan başarıyı nasıl yakalayacağız? ortada uyumlu bir sistem içinde oynayabilecek kaç adam var? “o zaman maliyeti az, yetenekli ve gelecek vaat eden gençleri alıp takım yapacağız” deniyor bu sefer de. eh, biraz daha zorlasanız uzun vadeli td ile yola çıkma seçeneğine gelecek zaten.

murat

Adsız dedi ki...

günümüz futbolunda rangnick gibi td'ler artık bir tercih olmanın ötesine doğru yürüyor. çünkü iyi futbol altyapısı düzgün işleyen, ama hepsinden önemlisi kulüp kimliği şeklinde bir oyun stiline sahip olan kulüplerin bu ikisini birleştirmesiyle ortaya çıkıyor. kısa vadeli işler yapan td'lerle bunu yapamazsınız. sorun sadece zaman kısıtlaması da değil. o tür adamların oyunu yönlendirmesi bir nevi kumar gibidir. kafasında 4-4-2 vardır, isteyip aldırdığı oyuncu dahi buna uymazsa 4-3-3'ü dener. tutmazsa da çeker gider, sil baştan. çok az istisnaları da vardır, işte onlar da mourinho gibi olur. sevip sevmemek ayrıdır, enternasyonel olarak hiç yeterli olmasa da ligi idare edebilen şekilde bizdeki versiyonu da terim'dir.

murat

Adsız dedi ki...

Takimin basarisinin arkasindaki isimlerden birisinin de Erdogan Demirören oldugunu belirtmek lazim. Ergin Ataman da her firsat da kendisine tesekkür ediyor, aldigi kupalari ona götürüyor.

Neden Erdogan Demirören diye soracak olursak, bence cevap cok basit, adamin sirketi Milangaz bu sene takima adini verdi. YD bildiginiz gibi sponsorluk gelirlerini futbola yatirinca basketbol oyunculari para alamaz oldu, haber basina yansidi Milangaz'in marka degerine zarar gelmemesi icin Erdogan Demirören ogluna sittir cekip dizginleri eline aldi, parasi yatan oyuncu kafasi rahat bi sekilde sadece maclara konsantre oldu.

Uzun lafin kisasi, oglu YD'nin yillardir Besiktas'i tarumar edisine ses cikarmayan Erdogan Demirören, isin ucu kendi sirketi Milangaz'a dokununca müdahale yapmaktan cekinmemistir.

Tekrar söyleyeyim, bildigimden degil kicimdan konusuyorum. Senaryo kurgu, oynayan oyuncular gercek.

Yorum Gönder

Ara