.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
21 Şubat 2011 Pazartesi

Dirsek

Meseleye salt bir dirsek atmak olarak bakarsak, o olay için doğru ama genel perspektifte sorunu göremeyen bir noktada oluruz...

Terlik, küfür, dirsek, ıslık...

Terlik ve küfür yüzünden İbrahim Üzülmez artık bu takımda yok.
Geçen hafta ıslıklanan oyuncuların Fenerbahçe maçında 11'de olmamaları tesadüf müdür?
Erhan Güven, Hakan Arıkan, Mert Nobre.
Dirsek yüzünden de Matteo Ferrari.

Beşiktaş ligin ikinci yarısındaki maçlarda 3 tane kırmızı kart gördü.

Marco Aurelio İ.B.B maçında gördü
Quaresma Kiev maçında gördü
Ferrari Fenerbahçe maçında gördü.

Meseleye, "Allah Belanı versin Aurelio!" diye baktığımızdan, ne Aurelio'nun o hareketi niye yaptığını anlayabildik, ne de bugüne bir ışık tutabildik.

"34-35 yaşında bir defansif orta saha oyuncusu bu denli yükü sırtlanmış ise, nabız değerlerinin pek sağlıklı olmayabileceği ilk devrenin son dakikasında 4 adet hamleyi 1 saniye aralıklarla yapmak durumunda kalırsa 4. hamlesinin rakibinin bacağına olması kaçınılmazdır..." demiştik. Sonucun vehametinden öte, o tekmeyi var eden nedenleri irdelemeye çalışmıştık. Her zaman faydalı olan da odur.

Küfür etti diye Toraman'ı kadro dışı bırakabilirsiniz, ona vurdu diye Üzülmez'i... Peki bu sporcuların aralarındaki "gerçek" mevzuu küfür müdür, kimse sormaz. Kaç senedir çözülmeyen bu problem, terlik problemi midir...

Aurelio ruh hastası değilse, neden atar o tekmeyi?

Ferrari neden maç satar?

---

Beşiktaş tarihinin en buhranlı dönemlerinden birini yaşıyor. Bu şaşalı kadro bile, bu buhranın büyüklüğünü gizleyemiyor. Schuster ile sporcular arasında bir ilişki yok. Takımın yarısı mutsuz, huzursuz... Taraftar - futbolcu ilişkileri zarar görmüş. Ağzıyla kuş tutsa yaranamayacaklar, yaranmasına fırsat verilmeyenler var. Diğer tarafta ne yaparsa yapsın, kabul görenler...

İşte, o yüzden bu mesele topyekün ele alınması gereken bir mesele. Beşiktaş kulübü teknik direktörü, futbolcusu, taraftarıyla birlikte çok ciddi bir travma geçiriyor. Bunun adını koyalım. Islığı da, küfürü de, Toraman'ı da, Ferrari'yi de o paranteze alalım.

Ferrari'nin sezon başından beri yaşadıklarını ele alalım. Ernst'in kadro içindeki geldiği durumu görelim. Bobo'yu twitter'dan takip edelim...

Biz Ferrari'yi böyle mi bilirdik? Ferrari hatalı, zaten aksini söyleyen komik olur. Peki Ferrari bu mu? Siz Ferrari'yi böyle mi bilirdiniz? Böyle bilirdik derseniz, kabul, o zaman Ferrari'yi at gitsin.

Yok! Böyle bilmezdik, nasıl yaptı anlamadık diyorsanız, işte o zaman Ferrari'nin neden bu duruma geldiğini sorgulayacaksınız.

Şimdi soruyu soralım. Maçın 35. dakikasında Ekrem Dağ kırmızı kart görse ve Beşiktaş yenilseydi bu sefer de Ekrem'i mi kadro dışı bırakacaktık? İnanılmaz bir agresiflik, akıl yitirmesi durumu, üstüste hatalar...

Aynı soruyu ona da soralım; Siz Ekrem'i böyle mi bilirdiniz?

Takımda uyum, ahenk, ilişki, arkadaşlık kalmamış ise, Ferrari dirsek atar, Sivok yumruk atar, Quaresma tekme atar...

İlk hafta Üzülmez'i kadro dışı bırakırsınız, sonra Erhan Güven, Nobre, Hakan Arıkan'ı, sonra taraftarı, sonra Quaresma'yı, sonra Ferrari'yi...

Üç vakte kulüpte kimse kalmaz. Ferrari'nin dirseğini sadece Ferrari'nin hatası olarak yorumlarsak, ben müjdeyi vereyim, haftaya da Sivok kadro dışı kalacak...

Beşiktaş kulübü bu mental çöküşü, bu buhranı, bu kadro içi problemleri çözemediği sürece Ferrari'nin kadro dışı kalması çözüm değil, çözümsüzlük üretecektir.

Bizim tanıdığımız, sevdiğimiz, rakip tribünleri bile alkışlamasıyla tanıdığımız, adamlığına ve aklına güvendiğimiz Ferrari bu hareketi yapıyorsa, bir saniye durup düşünelim...

Biz nerede yanlış yaptık...

38 Yorum:

ynwa dedi ki...

ağzına sağlık.

borasahin dedi ki...

Insider kivaminda.

The Secret Footballer: Whatever makes good managers, it is not luck ->
http://www.guardian.co.uk/football/2011/feb/19/the-secret-footballer-managers

Pamukk dedi ki...

ferrarinin banka hesabını kontrol etsinler dicem nerdeyse anlamıyorum anlayamıyorum yahu

anladığım şey takım takım değil herkesi küstürdük portekizliler hariç

Batistuta35 dedi ki...

Yıldız futbolcuları görüp götümüz kalktı,gözümüz kör oldu kendi evlatlarımızı görmemeye başladık.Sandık ki bu oyuncular gelince bize direk tüm kupaları verecekler.Beklentiler o kadar saçma noktaya taşınmıştı ki barça gelse forzada falan fark atarız diyecek taraftar en az %80 oranında olurdu.Bunların üstüne de hoca problemi olunca bu kadar problemin olması kaçınılmaz oldu.
******
Ayrıca tamam ferrari suçlu da o ana kadar lugano ipnesinin ona yaptıklarını da görmezlikten gelmeyelim.

memmo03 dedi ki...

İyice sıçtık.İyi yazmışsın da neye yarar...Anca kendimizi tatmin edelim.

Pamukk dedi ki...

bundandır ki çok özlüyorum Mustafa Denizli'yi.
takım kısırdı ama çok güzeldi be takımdı aileydi. herkesin doğum günleri kutlanırdı yemekler yenirdi ailece hepsinin fotolarını görürdük resmi sitede.
şimdi sadece portekizlileri gutiyi şusteri görüyoruz fotoğraflarda.

tüm topçular da çok seviyodu Denizli'y, bknz:denizli hastalığından takımın başında yokken, attığı golü kameralarda hocasına armağan eden Holosko.

sevgisiz takımdan , sevgisiz yapılan işten hayır gelmez. sorun burda. ama kim ne yapacak onu bilmiyorum.

Mete dedi ki...

Çok güzel yazmışsın ama, birde maç içine bakmak lazım.

2. yarı iyi bir hız yakalamışsın, takım, belki uzun zamandan beri ilk defa takım olarak oynamaya başlamış. Böyle baktığın zaman Ferrari'nin maç içinde sakinliğini koruması gerekirdi.

Bir sorun var, bu konuda haklısın, ama bu maçtaki bu hareketin bir açıklaması olmaz bence.

fitneci dedi ki...

Yazıya şöyle katılamıyorum; sevgisizlik mutsuzluk ayrı şey, iş ahlakı, işini adabıyla yapmaya çalışmak, sorumluluğunun bilincinde olmak ayrı şey... Lugano ilk geldiği seneden beri böyleyken onun bu davranışlarına sinirlenip oyundan atılmanın mallıktan başka bir açıklaması olamaz. Ferrari hain değil ama ihanet etti. Nasıl salak olmayan bir insan da salaklık yapabiliyorsa... Bunların üst üste gelmesi elbette tesadüf değil ama oyuncu biraz da kendini bilecek.

Övünç dedi ki...

Hocam bu mevzular üstünde tek tek konuşulacak mevzular değil hepsi birbiri ile bağlantılı.Sende yazmıştım her teknik direktör değiştiğinde ben bu adamı istemem diye tutturursa ne halt ederiz diye.Bu sene transferde yaptığımız doğruların yanında yanlışların çokluğuda ortada.Hala 6 senelik hataların gediklerini kapatıyoruz.

Ferrari'ye 3 m € senelik para veriyorsun hocam sonra adamı kimseye satamıyorsun doğal olarak.Holosko'yu , Tabata'yı cebinden maaşını ödeyerek gönderebiliyorsun.Bana hızlı stoper lazım diyen adamın eline birbirinden ağır 3 stoper veriyorsun.Hızlı forvet istiyorum diyen adama gidip Almeida'yı alıyorsun.Yani sezon başında bu adamların istenmediği belliyken elimizde patladılar.Sonrasında motive olmaları çok zor.

Buna Ernst ve Bobo olaylarınıda ekleyince zaten takımın yarı sayıda yabancısının aslında çoğuna muhtaçken motivasyonun içine ediyorsun.Takımı resmen içeriden dinamitledik.Artık herkeste sene sonu nasıl olsa gideceğim havası var.

yilmaz dedi ki...

bir futbolcunun kırmızı kart için ceza alması için illa maç satmış olması mı gerekir?

Fenerbahçenin kalemize gelemediği dakikalarda kornerden top geliyor. maçın 60. dakikası top uzaklaşıyor hatta kontraya kalkıyoruz bi dirsek.

penaltı, kırmızı kart, 2-2

Böyle bir sorumsuzluğu yaparsa eleştirilir de takımdan da kovulur. Hiçbir neden bu hareketi haklı çıkaramaz

Ekrem 35'de kırmızıyı görseydi muhtelemen kontra yediğimiz bir anda golle sonuçlanabilecek bir atağı önlemek için görecekti kırmızı kartı. Bu da dünyanın her kulübünde olabilecek bi hadise. Kimse de Ekrem'e bu yüzden kızmazdı. Ama Ferrari'nin ki aynı şey değil.

semprebjk dedi ki...

dünkü maç ferraritin hainliğinden başka bi şey değil nasıl olsa gönderemezler paramı vermeden diye yaptı bunu Allah belasını versin

Gürcan Ulusoy dedi ki...

ferrari ceza alacaktır. bu konuda şüphe yok. yapılması gereken o dur, zira disiplinsizliktir yaptığı.

ama sen yönetim olarak, buna teknik yönetim de dahil, ferrari'ye ceza verirken bir yandan da mevcut durumu düzeltmeye çabalamak zorundasın.

ibrahim'i at, erhan'ı at, ferrari'yi at diye bakar ve sorunu çözdüğünü sanırsan yeni ferrari'lere de yol açarsın.

ferrari ceza almalı.

ama diğer yandan, ferrari'leri bu psikolojiye, akıl tutulmasına sokan nedenler de incelenmeli.

benim dediğim budur.

hakan arıkan mesela.

bu adam bir kaleci ve daha kötüsü, kale fobisi var.

hayatının en mutsuz anlarını kaleye geçince yaşıyor. hata yapınca değil, kaleye geçince.

o nedenle de durmadan hata yapıyor.

kaç sene oldu. bu çocuk hala aynı travmada ve bir milim gitmedi.

burada çözüm, hakan'ı ıslıklamak mıdır? yoksa, kardeşim bu çocukla ilgilenen kimse yok mu? diye sormak mıdır?

hakan'a ya psikolojik tedavi uygulatırsın, ya 6 ay bir anadolu takımına kiraya verirsin, ya satarsın.

ama bu travmadaki kaleciyi kaleye geçirmezsin.

hakan'ı travmadan çıkarması gereken kişiler de travmada olduğu için 1 milim aşama kaydedilemiyor.

ferrari olayı da sadece bir örnek olarak tarihe geçecek...

memmo03 dedi ki...

Kafasından futbolu çıkarmış adam parasını alıyor yan gelip yatıyor paso sakat zaten fitbole aç hırslı bir stopere ihtiyaç var.

Pamukk dedi ki...

üzülmeze ceza ver
ferrariye ceza ver
sivoka ceza ver
boboya ceza ver
ernste ceza ver

eeee ?
çözüm bu mudur?

hakan arıkan, 8 yedikten sonra almış psikolojik yardım . eee sonuç yok.. adam tribünden korkuyo hata yapmaktan korkuyo aşamıyo..

önce huzur efendim. parayı bastırıp adamları doldurmakla olmuyo bu işler

okka dedi ki...

o oldu şu oldu bu oldu.
seneye şusterle devam gibi.

bu ara bari inönüyü yıkalım da yapılmaya başlansın biran önce. herkes bir uzaklaşsın kendine gelsin.

kalan maçlara bari alt yapıdan stoper, orthasa falan çıkarıp deneyelim.

Golyadkin dedi ki...

Sonuç olarak ne diyor bu yazı? Ben bi bok anlamadım. Kaldı ki Ferrari şu takımda en son kırmızı görecek admam. Sanki kariyerinin ortasında ve kendisini ispat etme kaygısında. Kötü oynarsa geleceği etkilenecek...
Adam gelmiş kariyerinin sonuna kapı gibi sözleşmesi var. İstanbul hatunları discoları ayaklarının altında. Çok da stres yapacaktı vaziyeti. Kaldı ki stresten kaynaklı anlık bişey değişl yaptığı. O dirsekten 5 dk önce yine Luganoyu penaltılık şekilde düşürdü.
Takımda bir uyumsuzluk olduğunu inkar etmiyorum ancak bu uyumsuzluğu göstermek için ferrariden yola çıkmak pek saçma olmuş. Ferrarinin ahtası tamamen kendine aittir... Kulp aramayalım...

Gürcan Ulusoy dedi ki...

matteo ferrari 5 maç üstüste oynasın, 6. maçta bu hareketi yapmaz.

çünkü düşmüş bir oyuncu. ayak gitmiyor, bel dönmüyor. dolayısıyla, oyun dışı oynayacak.

ben ferrari'nin yaptığı harekette hiç bir anormal yan görmüyorum.

aurelio'da da görmemiştim.

mesele, bunları yönetmek.

tamam soru şu olsun.

aurelio o hareketi ibb maçında değil de, fenerbahçe maçında yapmış olsaydı...

ne diyecektik?

aynı şeyleri söyleyecek miydik? söyleyecektik.

aurelio oyun için kart görmedi ki.

gole giden oyuncuyu indirmedi. sarı karttan gitmedi.

cart diye adamın ayağına hareket yaptı. ferrari gibi.

quaresma da oyun için kart görmedi.

beşiktaş son 1 ayda 3 kırmızı kart gördü. hiçbiri oyun için kart değil.

bu hata ferrari'ya ait, tamam.

eee aurelio'nun hatası ona, quaresma'nınki quaresma'ya..

sonuç?

çözüm?

enorton dedi ki...

Schuster'i şimdilik yedirtmeyiz topiğinde de yazmıştım, yönetim ve başkan değişmediği sürece teknik direktör olacak kişin lider kişilikli, kriz yönetimini bilen ve halkla ilişkileri iyi olan birisi olması lazım. Schuster, Aragones vs bu gibi adamlar tıkıtr tıkır işleyen kuluplerde başarılı olurlar. buraya gelince neye uğradıklarını şaşırıyorlar. tigana gitmeden önce verdiği bir röportajda, hoca mıyım kulubun muhasebecisi miyim anlamadım, maaşı yatmayan futbolcular sürekli kapımda diye dert yanmıştı...

Tüm bu kaos ortamını düşürsek bizi bu kaostan çıkarabilecek tek bir isim geliyor aklıma. Sene başında birisi adını telafuz ettiğinde "yok artık, onun kaprisleriyle uğraşacağımıza schuster kalsın daha iyi" demiştim ancak şimdi bu işi yapsa yapsa Terim yapar diyorum :)

Yok artık, oha , çüş, Terim - Daum - luce başka hoca mı yok dünyada vs dediklerinizi duyar gibiyim. Kendisini günahım kadar sevmem ama aklıma gelen tek isim o.

2-3 sene önce aşağıdaki söyleyeceğim şeyi başka biri söylese ağır küfür ederdim fakat görüldü ki siyaset ve futbolda 1 gün bile çok uzun bir süredir lafı çok doğruymuş.


Eğer gelecek sene yeniden yapılanma hamlesi yapılıp takım gençleştirilmeyecekse ve mutlak şampiyonluk hedefleniyorsa bu enkazı ancak Fatih Terim toplar.Ben dahil pekçoğumuz ciddiye almadı ama sezon başında theotheo'yu dinleseydik şu an Fener ve Trabzon'la şampiyonluk yarışı içindeydik. :)

Golyadkin dedi ki...

Ferrari bunu pozisyon içinde yapsa hak vereceğim sana. Ama hava topuna çıktın top uzaklaştı.
Yazdıklarından çıkardığım futbol oynamışsın,fizikman kuvvetsiz olmak mental kuvvetsizliği yanında getirir. Vücut vücuda mücadele, topla rakibi geçme oyun dahilinde eylem olduğu kadar ego meselesi, iki benliğin kavgası meselesidir.

Ben hala bu 3 kırmızı kartı da istisnai olarak görüyorum. Aurelio'nun müdahalesinin aynısını dün G.Gönül yaptı. G.Gönül'ün kırmızılık hareketini Fenerin takım içi dengeleriyle nasıl bağdaştırabiliriz? Aurelio'nun da G.Gönülün de müdahalesi oyun içi seyirde doğal gelişen bir durum bence. Bunlar sıklıkla tekrar edecektir başka futbol sahalarında.Kaldı ki İBB amçında takım tam havasını bulmuştu. Bucayı 5 lemişsin, sonra trabozonu yenmişsin. Antrenmanlar keyifli geçiyodur. Sorun varsa da üstü kapanmıştır yüzler gülüyodur. Takım iyi giderken gerçekleşmiş bir kırmızı kart.

Quaresma'nın kırmızısı bardağın taşmasından, kontrolü kaybetmeden ya da pozisyon içinde anlık gelişen bir kırmızı değil bilinçli bir kırmızıdır. Nouma'nın lafı vardı"Mağlubiyeti kabullenemiyordum. Yeniliyorduk ve takım arkadaşlarım savaşmıyordum. Onlara yumruk atacağım diye korkuyordum ve ben de rakibe vuruyordum" Quaresmanın kırmızısının Nouma'nın kırmızısından hiç bi farkı yok bence. Nouma'nın sıklıkla gördüğü kırmızıyı nasıl değerlendirebiliriz?

Ferrarinin kırmızısı bu iki kırmızıdan çok farklı bir kırmızıdır.en başta dediğim gibi. Fiziksel yetersizlik, mental yetersizliğe sebep olur. Üstüne bir de karşına Lugano gibi çirkefler çirkefi bi adam çıkarsa bir an gözün kararı kontrolün kaybolur. Bunun bir futbolcunun başına gelmesi doğaldır. Ancak Söz konusu adam Inter-Roma derbilerine çıkmış, Inter-Milan, Lazio-Roma derbilerine çıkmış İtalya milli takımında oynamış bir adamsa bunun affedilir bir tarafı yok.
Bu fiziksel-mental düşüş varsayımımı yanlışlayan bi durum daha var. Pozisyondan önce Ferrarinin nefeslenme imkanı vardı. 15-20 dk.lık bir Beşiktaş baskısı. Zaten devreden de yeni çıkmışsın. Bi de korner sonrası bunu yapıyorsun.

Simao kırmızı görse son bi sene içinde yeğeni boğuldu, karısı boşadı, babası henüz vefat etti tamam derim. Ernst görse hocaya küskün, kondisyonu da ilk yarı düştü daha toparlayamadı derim. Ersan olsa da görse tecrübesiz gaza geldi gördü derim. Ama ben Ferrariye hiç bir bahane bulamıyorum hala...

~Poseidon~ dedi ki...

@bobo aşağıda uzun uzun açıkladığım gibi benim aklıma gelen de benzer bir durum. Bu sezon yaşanan kepazelik aslında gelecek sezon başarı için yapılan başarısız bir pazarlama kampanyası gibi duruyor.


Maçtan sonra delirmiş bir şekilde otururken bir pırıltı oluştu zihnimde. Acaba mı? dedim. Hiç bu açıdan düşünmemiştim dedim. Bu tezin bir benzerini hiç bir Beşiktaş platformunda bulamadım. Bu benim nacizane görüşümdür ama taraftara farklı bir bakış açısı verebilmek adına yorumunuza sunuyorum.

Yönetim özellikle 1. yarının sonlarından beri sadece ve sadece bir söylem benimsemişti. O da "biz geleceğin takımını kuruyoruz, bu sene her kulvarda gidebileceğimiz kadar gideceğiz."di.

Acaba diyorum bu sene Beşiktaş sadece bir vitrin midir?
Daha da açacak olursak;
Erhan Güven, Ekrem Dağ, Marcio Nobre, Marko Aurelio,gibi futbolcular neden bu kadar süre alıyorlar?
Kişisel görüşüm bu oyuncuların sene sonunda satılmak üzere vitrine sürülmüş olmasıdır. Sene başından beri yönetim tarafından yapılan artık daha vizyoner, daha dünya kulübü bir Beşiktaş izleyeceksiniz söyleminin sinsi bir planı mıdır bu acaba? Bütün kalbimle bu şekilde olmasını umut ediyorum. Geçen sezon sonunda gönderilen futbolcuların kulübümüze verdiği zararlar ayan beyan ortadadır. (Tabata, Delgado ve niceleri...) Neredeyse hepsi ya bedava gönderilmiş ya da kiralanmıştır.

Bu sebepten Schuster Dayı tarafından asıl oynaması gereken futbolcular (Necip, Rıdvan, Fernandes, Onur) saklanırken, satılmak istenen futbolcular sürekli oynatılmaktadır.
Biraz mantıklı düşünecek olursak gerçek bütün çıplaklığı ile gözümüzün önündedir. Kanımca bu gidişat Schuster Dayı ile alakalı değil yönetimin futbolcu satış politikalarının bir sonucudur.

Fakat yönetimin planlayamadığı Schuster'in oynattığı sistemin bu futbolculara bir gömlek büyük geleceği gerçeğidir ki bu sene dibe vuruşumuzun tek açıklamasıdır.
Hal böyleyken kimse de çıkıp "biz bu futbolcuları satacağız ama bedava veremeyiz bu sebepten oynatıyoruz" demez, diyemez.
Kişisel fikrim yönetim uzun vadeli düşünerek son derece akıllı bir stratejiyi son derece vasat futbolcular ile denemeye çalışırken çuvallamıştır.

Sezon başında Dayının transferi gerçekleştikten sonra Adalı'nın verdiği röportajda kullandığı cümle "Yeni hocamız Schuster ile 5 saat konuştuk. Bunun 3 saati altyapı oldu." Bu cümle aslında bugün yaşadığımız paradoksu oldukça güzel özetliyor.


Eğer ki yönetim planlarının sene sonunda gerçekleştiğini ve bu futbolcuların piyasa yapması için oynatılıp satıldığını düşünecek olursak. Seneye kadromuzun aşağıda olduğu gibi şekilleneceğini düşünüyorum.

Cenk
Rıdvan
Toraman (?)
Ersan
Stoper (belki yeni aldığımız A2 de oynayan kardeş)
ismail
yerli sol ve sağ bekler (genç olmak kaydı ile)
Necip
Sezer Öztürk (?)(söz kesilmiş bile olabilir)
Ernst
Fernandes
Simao
Guti
Quaresma
Almeida
Bobo
Hilbert


Bunlara ek olarak Cenk'e yedek olacak bir kaleci de ekleyebiliriz.



Düşününce heyecanlandığım bir oluşum bu.
Emin olamıyorum. Bu son derece mantıklı, gerçekleşecek bir teori de olabilir, üzüntüden dolayı yaşadığım çöküntünün sonucu ortaya çıkan şizofrenik bir tespitte...

Yorum sizin.

Pamukk dedi ki...

polyannalık olmuş sanki ii hissedicek bişeyler bulmaya çalışmışsın.:)

~Poseidon~ dedi ki...

@pamukk akıl sağlığımı korumak adına başka çıkar yol yok gibi. :) Bunların bir açıklaması olmalı. Yoksa yapılan hareketlerin elle tutulur bir tarafı yok.

-Gençlere şans verilecek dendi. Olmadı.
-Sorunlu yıldızları oyanatabilir dendi.
Olmadı.
-Avrupa dendi.
Olmadı.

Bu sessizliğin, bu durgunluğun, bu erhanın, bu nobrenin, bu ferrarinin bir anlamı, bir planı olmalı bizim anlamadığımız.

aycan dedi ki...

q7 açık şekilde mental olarak çok zayıf biri keza taraftarda, kiev maçında taraftarın verdiği tepkiye bakarsan çok açık anlaşılıyo biri bilerek kırmızı kart alıyo diğeri ayağına top değmemiş oyuncuyu ve hala kalede duran kaleciyi ıslıklıyo burdan biraz böyle başa böyle tarak olayı çıkıyo dolayısıyla q7 de baştacı oluyo çünkü ikisinde de futbol aklı yok sadece çarpıtılmış duygu var ya bu zihniyet değişecek ya da 20 yıl sonrada bunları konuşucaz.

Övünç dedi ki...

@poseidon

Hocam ümidini kırmak istemem ama aynı yönetim "yazın tranfer yapmayı düşünmüyoruz " cümlesinide sarfetmişti.

Üsüste 3 maç kazansak bütün sorunlarımız çözülecek aslına bakarsanız.Disiplin sorunu filan sürekli kaybetmekten kaynaklanıyor.Sürekli yenilen insanların sinirlenmesinden doğal ne olabilir ki ? Tabi gördükleri denyo kartları hiçbir şekilde haklı göstermez.Yumurta tavuk misali takılıyoruz.Kazanamadıkça sinirleniyoruz , sinirlendikçe daha çok kaybediyoruz ...

Gürcan Ulusoy dedi ki...

oysa bu takım dünyaya kaybederek gelmedi.

kaybetmeye başlamasının nedenlerine bakalım o zaten.

henüz kaybetmemiş ve henüz sinirlenmemişken..

fink ne diyor schuster için... schuster'in işi çok zordu, o yüzden ona kızgın veya kırgın değilim.

kadronun ele göze yüze bulaştırılması durumu. sonucunu saha sonuçlarından da alıyorsun, ferrari'den de, üzülmez'den de, bobo'dan da, fink'ten de...

Övünç dedi ki...

Hocam sorunda o ya zaten biz bu sezon hiç 3 maç üstüste kazanamadık.İyi oynuyor gibi görndüğümüz maçları bile kayıpla kapadık.Yani henüz kaybetmemişken diye bir durum söz konusu değil.Biz zaten kaybediyorduk ama göz boyayan bir oyun vardı.5. sınıf Avrupa takımları dışında bir tek Buca'yı yendik eze eze başka yok.

~Poseidon~ dedi ki...

@övünç

Benim şu an psikolojim bozuk sanırım. O yorumu bile yukarıda yazdığım planın bir parçası sayabilecek durumdayım. Tok satıcı modeli.

Aslında dün çok ince bir çizgideydik. 1-1 olduğunda ben bir takımın uyanışını gördüm. Bu uyanışı ne kadar özlediğimi gördüm. Ama olmadı bir yarım akıllı çıkıp daha büyük bir karanlığın içine gömdü hem beni hem takımı.

~Poseidon~ dedi ki...

Bu dirsek oyun içinde bir anlık sinirine hakim olamayan profesyonel futbolcunun yaptığı bir eylem değil.

Çok daha derin, çok daha pis, çok daha karanlık...

Her pislik gibi bu da unutulup gidecek.

enorton dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
enorton dedi ki...

Bugün buraya gelmemizde taraftar, yönetim ve Schuster üçü de suçludur. Hangisi daha fazla çözemedim. geçen seneki kadrodan ilk 11 deki 7-8 oyuncu değişmiş durumda.

geçen seneden kalan ve banko oynayan sadece Ernst vardı o da kesik yiyor... Dünyada hiçbir takım yoktur ki ikinci yılında bu denli değişiklik yapıp başarılı olsun. Bu denli değişiklik yapılması için takımın bir önceki sene çok çok kötü biryerde olması lazım. Oysaki biz geçen sene Kadıköydeki Fener maçına kadar şampiyonluk kovalıyorduk. Sezon sonuna doğru 7-8 kırık vakasıyla mücadele ediyorduk. Tabata - Nihat trasnferlerin takıma negatif etkisi, bir önceki senenin en formda isimleri Tello ve Yusuf un formsuzluğu da eklenince ligi 4. bitirdik. Bu denli değişikliğe gitmeye gerek var mıydı?

Cenk, Ersan, Mehmet A., Hilbert, F Tekke, Hilbert, Guti, q7, simao, Almeida, Fernandes tam 11 oyuncu yanlış saymadıysam ve hiçbirine bu kötü transferdir denemez kağıt üstünde. Peki biz bugunlere nasıl geldik? Daha ilk devre sonunda bugün lider olan Fenerbahçe sadece 5 puan önümüzdeydi. Ne olduysa şu devre arasında oldu. Bu 3 transfer ancak bu kadar kötü etki edebilirdi takıma...

17de 17 paradoksu, 3 kulvarda giden tek takım, dünya kulubu söylemi, rakipler 1960larda derken bu konuma geldik. Ve bence henüz dibe vurmadık. Bu sezon sonuna kadar korkarım ki hoca gönderilmezse Beşiktaş tarihinin en iyi kadrosuyla ligi tarihindeki en kötü yerde bitirecek :(

@ enorton

+111

Geçen sene keşke Sivok-Ferrari ve Ernst-Fink ikilileri bizde olsaydı süper takım olurduk diyen Gs'liler,bu sene ise Bjk geçen sene bizim yaptığımız hatayı yaptı,ön taraf çok iyi ama defansınız rezalet diye saçmalamaya başladı.
Biz o noktadan nasıl bu noktaya geldik onu düşünmek lazım.

Schuster de suç yok,yedek stoper olarak Nobre yi düşündü.Hem yerli...

Ekrem M.Sc dedi ki...

Sahsim adina konusuyorum, ben Ferrari'nin "adamligina ve aklina" hicbir zaman guvenmedim.

Kadroda istenmedigi halde, "ben bu parayi baska bir yerde alamam, onun icin oynamasam da farketmez, hicbir yere gitmiyorum" diyen adam kafasinda zaten Besiktas'i bitirmistir. Boyle bi adamdan yuksek konsantrasyon ve disiplin bekleyemezsin ki. Adam ne yapsa parasini alcak, oynamak umrunda degil. Ersan'in sakatligi olmasa tribunden inemeyecek bi adamdi bu... Katkisi da bu kadar olur iste.

@poseidon

belki de tüm bu yaşananlar daha büyük bir planın parçaları ve bizler bu dünyada beşiktaşlı olarak sınananlarız

bide ferrari'nin kasımpaşa maçında kırmızısı+penaltısı vardı o olayın nasıl geliştiğini hatırlayan var mı?

BJK4EVER dedi ki...

O degilde, Ferrari ceza alacak, cok agir bir ceza alsin zaten. Aurelio ve Quaresma'ya, hatta bircok tekme-dirsek savurup atilmayan Toraman ceza almayacak mi? Bu cifte standart niye?

belki 'kırmızı eşittir minimum bu kadar' şeklinde giden ceza listesi hazırlanıp asılması lazım tesislerin bi duvarına.

tabi sonra şuster öğrencilerini toplar bi konuşma yapar, hatalı olduğunu söyler, gözlerinden iki damla da yaş akar, camia silkelenip toparlanır; en azından günü kurtarırız

Yorum Gönder

Ara