.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
21 Aralık 2010 Salı

Sakatlık Mevzusu

(Futboldaki sakatlıklar ile basketboldaki sakatlıkların durumu çok farklıdır, fakat burada irdelemek istediğim bir yaklaşım, o yüzden bu seneki Celtics'in hikayesini anlatayım. İsteyen doğrudan ikinci kısma geçebilir.)

Kısım I: Yaşlı Celtics'in Başarısı


Celtics'in kadrosu bir çok yaşlı oyuncu dolu: Paul Pierce, Ray Allen, Kevin Garnett, iki tane O'Neal. Bunların en küçüğü 32, en büyüğü 38 yaşında; ve normal sezonu 82 maç olan, ortalama 2 günde bir maç yapılan, maçların her biri 48 dakika olan ve de sürekli koşma ve mücadele gerektiren bir ligde oynuyorlar. Hal böyleyken, daha sezon başlamadan koç Doc "Bu sene sakatlık yaşayacağız, kadroyu en iyi şekilde değerlendirmemiz lazım" diyordu. Bu ilk 5 adamlarının birkaçının maç kaçıracağı belliydi, ve o yüzden de bol alternatifli bir kadro oluşturulmalı, idman programları ona göre şekillenmeliydi. Rajon Rondo'nun yarı sarkastik bir açıklaması vardır: "Antrenman yapmadan maç kazanıyoruz, bu çok güzel bir his" tadında. Nitekim takım Atlanta maçına çıkarken 15 kişilik kadrosunda sadece 8 kişi sağlamdı. Gene de çıktılar ve maçı aldılar. Bütün bu eksiklere karşın 13 maç üst üste galibiyet ile sezonun seri rekorunu kırmış haldeler.

Yukarıdaki paragrafta iki önemli faktör var:

1. Sakatlıkların beklenmesi: Celtics takımı sakatlıkların olacağını biliyordu, ve bu yüzden alternatif rotasyon planları çizmişti. Marquis Daniels gibi 2 ve 3 numara oynayan bir adam yeri geldi 1 numara oynadı. Öyle ki, bu yaşlılar sakatlanırken Rondo ve West'in bonus sakatlıklarına karşın takımın ana dişlisi bozulmadı. Semih'in omuz sakatlığının yanısıra kasığında da çekme olunca, o ana kadar özellikle maç bazında dinlendirilen Shaq çıktı ve oynadı.

2. Sakatlığa adaptasyon ve profesyonellik: Celtics'in yaşlılarının en ufak bir kasık şişmesinde dahi idman yükü hafifletiliyor. El bileği kırılan Delonte West hala daha idmanlara katılıp şut çalışması vs. yapıyor, kemik stimülanı kullanıyor kendi isteğiyle. Diz bağları koptuğu için ameliyat olan Perkins, her gün ekstra idman yapıyor ki takıma daha erken katılsın, ve de bu süreyi en optimum değerlendirmek için günde yüzlerce serbest atış çalışıyor. Ray Allen ve Kevin Garnett'in vücudunda 1 gram yağ yok desem abartmış olmam, çünkü bu isimler besinlerinden spor salonu ritmlerine dikkatli davranıyorlar, 35 yaşında profesyonel sporcu olarak mevkinin en iyisi olmanın şartı bu çünkü. Glen Davis bütün yazını vücut çalışarak ve de gelişimine dair izlenimlerini Twitter'da vs. paylaşarak geçirdi.

Kısım II: Yaşlı Beşiktaş'ın Başarısızlığı

Peki bu hikayenin Beşiktaş ile alakası nerede? Öncelikle sakatlıkların beklenmesi konusunda benim sorularım var. Ben Beşiktaş teknik heyetinden ve hatta taraftarından bu sakatlık beklentisi ile ilgili bir yorumlama duymadım. Ve hatta sezon başında Schuster'e "neyin rotasyonu bu yahu, n'olacak 3-5 maç fazla oynanacaksa" tarzında eleştiriler dahi vardı. Takımın yaş ortalamasını ve de geçmiş sakatlık tarihini pek de ciddiye almadık. Rotasyon elemanı olarak son anda kadroya dahil edilen iki isim yaşlı ve taze sakat Aurelio ile Fatih idi. Ernst istisnasız her maç oynadı, çoğunda 90 dakika sahada kaldı, en sonunda onun da vücudu attı.

Futbolcu sakatlandığında siz durumu "şanssızlık" diye de niteleyebilirsiniz, "hasar beklenti raporu"nuz hazırsa, ona göre ne yapacağınızı da bilirsiniz. Biz sene başında kadro şişkinliğinden dolayı sakatlığı şans olara kgördük, ve hala da öyle görmeye devam ediyoruz. "Sivok sakatlandı, ohh, dondur sözleşmeyi." "Holosko 4 ay yok mu, ohh yırttık, dondur sözleşmeyi." Bu bir tavır göstergesidir.

Takımda ilk yarı boyunca sakatlanmayan isimlere bakalım: İbrahim Üzülmez, Hilbert, Ersan. Bu kadar. Şimdi baktığında İbrahim Üzülmez zaten profesyonel yaşayan, vücudunun sağlamlığı 100 metreden belli bir adam. Sen bu adamın sakatlanmayacağı öngörüsüyle plan yaparsın ve tutar. Peki ya diğerleri? Hepsi mi şanssızlık? 

Bir Ekrem Dağ vardı hatırlar mısınız? Ekim ayının sonunda kulüp doktoru "Bir haftaya daha ihtiyacı var" demişti, ilk yarı bitti kendisi hala yok. Bu gecikmenin sebepleri irdeleniyor mu? 

Bu sakatlık mevzusunun altında yatan bir de motivasyon durumu var. Kronik problemli Ferrari'nin ısınma esnasında sakatlanması garip değil midir? 

Teknik heyete geçelim. Antrenör Cascallana'nın zamanında, hem Fenerbahçe'de hem de Beşiktaş'ta fazlasıyla kasık sakatlığı olması sadece bir tesadüf mü? Bakın, tesadüf olabilir zira regresyon analizi yapmıyorum burada, ama kulübün ikinci bir görüş alma inisiyatifi var mıdır acaba? Sivok'un düşük tempolu bir pas çalışması sırasında sol iç bağlarını yırtıp 6 ay sahalardan uzak kalması sık rastlanan bir durum mu mesela? Beşiktaş'ın idman ve diyet programı var mıdır? Bu program, oyuncuların sakatlık geçmişi ve de yaş durumları göz önüne alınarak mı hazırlanmıştır? Türkiye futbolcusunun çelimsiz olmasının sebepleri ve bunun eksileri üzerinde durulmakta mıdır?

Sonuç: Çayıra Kayıra?

Bu yazıda olumlu ve olumsuz yargı belirtmiyorum. Sadece iki desteklediğim takımın yaşadığı benzer durumları karşılaştırıyor ve de akllıma beliren soruları soruyorum. 

Beşiktaş sakatlık sorununu ağır hasarla atlatırken, Celtics'in bu dönemi hasarsız geçmesinin püf noktası nedir? Kevin Garnett gibi 32 yaşında diz ameliyatı geçiren bir adamı tekrar gençmiş gibi oynatan etken nedir? Celtics'te motivasyon olarak 10 tane Kevin Garnett varken, Beşiktaş'ta neden bir adet İbrahim Üzülmez vardır?

Beşiktaş teknik heyetinin sakatlık konusunda bir beklentisi var mıdır? Devre arasında aldığımız üç yabancıdan bir tek Avrupa'da oynatabilir durumda olduğumuz Fernandes'in 3 aylık bir baldır sakatlığından taze çıkmış olduğunu biliyor muyuz mesela? Bu durum değerlendirilmiş midir?

Sakatlanma potansiyeli yüksek oyuncularımızı takasta kullanma alternatifimiz var mı, yoksa tek planımız "dondur sözleşmeyi sakatlanırsa hocam" mı?

Bu soruların cevabını bu blogda bulmamız imkansız, ama bu soruları sormak/sordurmak/akla getirmek lazım ki ikinci yarıya, en azından taraftar olarak, mental düzeyde hazırlıklı olalım.

37 Yorum:

ozzie dedi ki...

Hay agzina, ellerine saglik! Benim tek derdim, boylesine cok boyutlu bir sorunun bir tek gunah kecisine, Cascallano'ya indirgenmesiydi. Celtics'de Doc Rivers'in yaptigini Lucescu Sergen'e yapardi. Onun disinda Turkiye'de alternatif ne yapsan laf isitirsin takima kamp yaptirmamak orneginde oldugu gibi. Rotasyon konusunu da dillendirdigin icin tesekkurler cunku dun ben unutmustum.

Rotasyondan oturu Schuster'i elestirenlerin durup bu sefer de "Rapid Wien macina niye A2 kadrosuyla cikilmadi veya niye Ernst, Quaresma oynatildi" diye elestirdigini goruyorum. Hazir bu konuyu acmisken:

Schuster Rapid Wien macini oynamak istemedigini soyledi ama kazanmayi istemesi de en dogal, en dogru seydi. Bilet alan seyirciye karsi sorumlulugun yani sira takimin Avrupa kupalarinda onumuzdeki 5 sene icinde oynayacagi her maci etkileyebiliyor bu maclarin sonuclari. Daha az oneleme oynamak, seribasi olmak takimin bir senelik Avrupa macerasini ve kazanacagi on milyonlarca Euro'yu etkileyebiliyor ve bu da bazen boyle bir mactan cikarilmis bir puana bakiyor. Rapid macinda alinan bir puanla takim siralamasinda 58'den 55'e yukseldik yanlis hatirlamiyorsam. "Bu Turkler yakinda Rijkaard gibi beni de postalar, ben en kisa vadeyi dusunup butun takimi dinlendireyim de gunu kurtarayim" deseydi bence takim icin daha kotu bir karar vermis olurdu.

Hacım, çok güzel yerden bağlamaya çalışmışsın ama basketbolla futbolun arasında acayip bir fark var. Nba ile futbol arasındaki farksa dünyalar kadar.

Dediğim gibi çok güzel düşünmüşsün ama çok fark var, çok net farklar.

O yüzden ''Celtics bu işi yapıyor, beşiktaş'ta yapabilir'' argümanı olmaz bu konuda. Yani şimdi gecenin bu saati buraya tek tek yazmak istemiyorum aradaki farkları, yazmaya kalksam blog yorumları tarihinin açık ara en uzun yazısı olur.

En basitinden NBA'de adamlar istediği kadar, istediği zaman oyuna girip çıkaibliyorlar. Pierce dediğin adam NBA finalinde bacağı eline aldı 10 dakika sonra ilk müdahale yapıldıktan sonra geri döndü son dakikaları oynadı. Bizde ilk Avusturya'daki maçta Quaresma'yı ilk ufak sakatlığında çıkartıp geri sokabilseydik Quaresma'ya da muhtemelen birşey olmazdı.

shelbyl dedi ki...

@Mehmet Emir Cagan

Yazinin ilk kismi tamamen bir anekdot. Onu cikar, ikinci kismi ve sonucu oku gene olur.

Ben orada Celtics'in konuya yaklasimi ile Besiktas'in yaklasimsizligini karsilastiriyorum, zaten yazinin basina da not dustum "Futboldaki sakatlıklar ile basketboldaki sakatlıkların durumu çok farklıdır, fakat burada irdelemek istediğim bir yaklaşım, o yüzden bu seneki Celtics'in hikayesini anlatayım. İsteyen doğrudan ikinci kısma geçebilir." diye o yuzden.

Bu yazi dogrudan "Celtics yapiyorsa Besiktas niye yapamiyor?" demiyor, yazi "Celtics hazir, Besiktas degil, neden?" diye soruyor. Aradaki farki anlatmaya calistim yazida da, ama becerememisim sanirim.

carlito dedi ki...

becerememiş değilsin Shelbyl, söylemek istediğin şey basit aslında.. Celtics sakatlıkların olacağını düşünerek yapıyor planlarını, biz ise hiçbir şey planlamıyoruz zaten! :)
hoca gene yapabildiği kadar rotasyonla işi kurtarmaya çalışsa da, asıl yapılması gereken ve yapılmayan bu basit sakatlıkların önlenebilmesi olduğu için, rotasyon bile kurtaramadı takımı..
bir de, herhangi bir sebepten oynatılamayanın yerini alan oyuncunun, kalite düşüklüğü nedeniyle yerini aldığı oyuncuyu mumla aratıyor olması da (Örnek: Guti yerine Tabata!) ayrı bir problem.. bu nokta da Celtics ile ayrıldığımız noktalardan biri...

BJK4EVER dedi ki...

@ozzie

Rotasyon elestiriliyordu diye carpitma. IBB macinda 6 as oyuncuyu birden dinlendirmek rotasyon falan degildir. Rotasyonu yapacaksa Antep Belediye, Wien, hatta CSKA Sofia maclarinda yapsaydi. Iddiasiz/kolay maclara full kadro cikiyorsa ve bu lig maclarina puan kaybi seklinde yansiyorsa bu elestirilir, gayet dogal. Rotasyon maksimum 2, en fazla 3 kisiyle olur. Iddiasiz mac oynuyorsan da bu rakami istedigin kadar cikartirsin. Sakatlik mevzusunda tam olarak emin olmak icin 2. yariyi bekleyecegiz. Merak ediyorum acaba onlem alinacak mi ve ne olacak, sakatliklar devam ederse yonetim ne yapacak.

mustafa dedi ki...

Her hoca değişiminde yeni gelen hocanın kondisyoner getirip yeni gelen kondisyonerin mevcut oyuncuların durumlarından bihaber olması durumunu ortadan kaldırmak için Klübün kadrolu bir kondisyonerinin bulunması gerekir bence. Buda konuda değinilen önceden planlama bir risk yönetimi yapma eksikliğini doğrular tarzda . Keza Oyuncu seçimleri yapılırken yılda 30 maçın üzerinden oynamış kariyerini bu şekilde geçirmiş oyuncular tercih edilmeli ki bu oyuncunun geçmnişte sakatlık problemi pek yaşamadığını gösterir. Ersnt,Hilbert,Fink,Üzülmez bu tarz oyuncular eğer gelirlerse Simao ve Almeida da bu tarz oyuncu ama Fernandezin bir sakatlık geçmişi var.

Marrone bizde iken Yusufa ayrı Serdar Özkana ayrı program uyguladıklarını söylüyordu.

Klübün egemen futbol aklının bulunmaması ve plansızlık temel sorun ne yazıkki.

shelbyl dedi ki...

@BJK4EVER

Ben rotasyonun kac adamla/hangi macta yapildigindan bagimsiz olarak da "Rotasyon ne yea" elestirisi yapildigini hatirliyorum.

İspanyol futbolunun en büyük zaafı nedir diye sorsalar hiç düşünmeden ispanyol takımlarının fiziksel gücü derim.Aslında zaaf yerine oyun karakteri desek daha anlaşılır olur.İspanyol hocalar,antremanlarda güç çalışmaları yerine daha çok pas,organizasyon gibi taktik antremanlar yapıp top peşinde koşacaklarına,rakibi topun peşinde koşturan bir sistem kurmaya çalışırlar.Bu durum da oyuncuların fizik güçlerini ister istemez olumsuz anlamda etkiler.İspanya'dan Almanya'ya giden her oyuncunun güç antremanların ağırlığından şikayet etmesi tesadüf olamaz.
2 sene önce Aragones'in kondisyon bakımından rezil durumdaki Fenerbahçe'si sadece pas yaparak ligin en fit takımı Beşiktaş'ı kendi sahasında ezici bir oyunla 2-1 mağlup etmeyi başarmıştı ama sezon sonunda fener ligi 4.bitirmiş biz ise şampiyon olmuştuk.Diyeceğim odur ki kendi ekollerini yansıtan ispanyol kondisyonerlerin ligimizde uzun veya kısa vadeli başarılı olma şansı yoktur.
Cascallana'yı kovup Morrone'yi takımın başına getirrmek de şu an için bir çözüm olamaz.Bir futbolcuya hem taktik hem de mükemmel bir kondisyonu aynı anda yükleymezsiniz.Birine ağırlık veriyorsanız diğerinden feragat etmek zorundasınız Schuster'in istediği takım da bol pas yapan ve topu koşturan bir takım olduğu için Cascallana'nın Schuster için ideal bizim gibi fiziksel gücün önem arz eden ligler için korkunç bir seçim olacağı aşikar.Onun için ki ben Schuster kovulana kadar Beşiktaş'tan hiçbir başarı beklemiyorum.

BJK4EVER dedi ki...

Bildigim kadariyla boyle bir elestiriyi sadece theotheo yapmisti, o da sacmalamis zaten. Rotasyon olmalidir, Ferguson acaba hic 2 kere ust uste ayni takimla cikti mi sahaya? Ama rakibe gore, sartlara gore max 2-3 oyuncu degisiyor. Ferguson'un CL'de 6. macta full kadro cikip ertesi gunku lig macinda puan kaybettigini gormedim mesela.

BJK4EVER dedi ki...

@bobo

Antrenoru kovmaktansa Cascellana'yi kovmak daha basit bir cozum degil midir?

kma dedi ki...

futbol ve basketbolu karşılaştırıken basketbolda "maç içinde oyuncu dinlendiriliyor yae" gibi bi argüman abesle iştigal.

basketbol 5-5 oynanan ve her oyuncunun saha içinde oyunun her anında aktif rol aldığı bir spordur. elinize top değmez ama 1 dakika içinde belki 5 kere iki topa arası depar atmak zorunda kalırsınız.

hele nba bu anlamda hız açısından avrupa basketbolundan ayrılır. nba de atletik bir oyun tarzı benimsenmişken,, avrupa basketbolu daha çok set hucumu üzerine şekillenir. nba' de ayrıca maçlar 48 dakikadır ve 1 sezonda en az 82 maç oynanır.

futbol 11-11 oynanırken oyuncuların maç içersinde aktif dinlenme yapma fırsatları vardır. lakin saha 22 oyuncu varken 20 oyuncunun pasifize oldu anda gol atıldığı da olur. kısaca oyuncuların çoğu maç içersinde aktif değillerdir.

bu anlamda shelby'nin örneği daha efor sarfeden ve daha yaşlı bir takım ile karşılaştırma bakımından gayet güzel bir örnektir.

esperanza dedi ki...

Shelbyl hepimizin aylardır şikayetçi olduğu konuyu gayet güzel dile getirmişsin.

Sakatlanma konusunu "şansızlık" olarak varsaysak bile bu sakatların hemen hiçbiri öngörülen tarihte takıma dahil de olamadı. Demek teşhis ve tedavide de cidd zaaflar var. Yani neresinden tutarsan elinde kalan bi durum sözkonusu.

esperanza dedi ki...

Shelbyl hepimizin aylardır şikayetçi olduğu konuyu gayet güzel dile getirmişsin.

Sakatlanma konusunu "şansızlık" olarak varsaysak bile bu sakatların hemen hiçbiri öngörülen tarihte takıma dahil de olamadı. Demek teşhis ve tedavide de cidd zaaflar var. Yani neresinden tutarsan elinde kalan bi durum sözkonusu.

Jig§aW dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Jig§aW dedi ki...

ekşi beşiktaşa yeni yazmaya başladım sayılır, gerçekten shelbyl arkadaşın yazılarındaki tespitleri çok güzel. herhangi bir şahsa bilgisi olmadan giydirmek yerine çok mantıklı bir şekilde sorunu ortaya koyuyor. konuyu saptırmak istemem ama cahilliğime verin, birde avrupa da ki iyi gidişimizin süper lige neden yansımadığının nedenlerinide biri kaleme alsa güzel olurdu. öle yok hoca dikkate almıyor falan değil şöyle güzel bir analiz fena olmazdı hani :)

fitbolcunun bilinci de cok onemli. oyle aksam cakayim sabah yatayim, sonra da mac da harikalar yaratiyim olmuyor. Bizde nedense hep yoneticiler suclu! Fitbolculerde de biraz sorumluluk aramamiz gerekmez mi? Ozellikle ultra profesyonel sporcularda?

Pamukk dedi ki...

Cascallana sı ndan tut da burda yazılan herşey ilk sakatlıktan beri konuşuluyor. bir tek kulübün yetkililerinin bi boktan haberi yok müdahale olmadığına göre

kafsinkaf dedi ki...

Rıdvan Dilmen ağzı : Cascallana şimdi bir alex değil.

Hıncal Uluç ağzı: Cascallana'nın kondisyoner falan olduğunu kimse bana anlatamaz kondisyoner falan değil.


Yazı güzel olmuş eline sağlık shelbyl.Keşke Beşiktaş üzerine,sorunları irdelemek adına kafa patlattığınız/patlattığımız kadar yönetimde ilgilense.Ama olmuyor tabiki dilekten öte gidemiyor sözlerimiz.

mumuno dedi ki...

Merhabalar arkadaşlar gazetelerde ersan için fener ve trabzonun da devreye girdiği yazıyor ama benim bildiğim ersan sezon başinda kiralanırken 3 milyon liraya satın alma opsiyonuyla kiralandı.adana spor başkanı çıkmış satın alma opsiyonu beşiktaşta ama diğer teklifleri değerlendiricez diyor.Beşiktaş sözleşmeye koymadı mı acaba 3m ye alırız diye yoksa gazeteler uydurması mı bu haberler

Ekrem M.Sc dedi ki...

@ bobo

Ispanyol takimlari fizik olarak gucsuz diyorsun, o zaman ikili mucadelelerde falan ezmemiz lazim hep onlari. Bizim lig cok sert ya hani, Bursa-Valencia maclarini seyrettik oyle bir sey gormedik fizik mucadele acisindan.

ozzie dedi ki...

@ BJK4EVER

Shelbyl'in sakatlik konusunda gundeme getirdigi Celtics ornegine bakip "Rotasyon bizde elestiriliyordu" demek nasil carpitma oluyor ki? Buraya yeni geldim, dolayisiyla sezon boyunca kimin ne dedigini ezberlemis veya cok da onemsiyor degilim. Benim dedigim, gerek yazili ve gorsel basinda olsun gerekse sanal veya gercek ortamlarda olsun cogu kisinin rotasyonu elestirmis olmasi. Bu olmadi mi? Sonra bu insanlarin cogu sadece puan durumuna bakip Rapid Wien macinda Q7 ve diger bazi oyuncularin oynatilmasini elestirmedi mi? Bunun nesi carpitma oluyor ki?

"IBB macinda 6 as oyuncuyu birden dinlendirmek rotasyon falan degildir" demissin bir de. Allah askina, ac o macin arsiv haberlerini oku. O macta Inonu'deydim. Transfer donemi henuz bitmemisti (21/22 Agustos falandi saniyorum) ve Schuster, Q7 ve Ernst haricinde gonderilmesi dusunulen oyunculari yabanci tercihlerini son bir defa degerlendirmek icin kullanmisti. Hatta yanlis hatirlamiyorsam o mac Delgado'nun da son maci olmustu. Ligin ikinci haftasinda boyle bir risk alinmasi, hele bir de cok erken sezon baslamis, hazirlik maclari yerine (Baku ve Villareal haric) sadece oneleme maclari oynanmis, transfer trafigi henuz bitmemisse cok da anormal degildir.

Yanlis anlama, bir macta ne olup bittigi aslinda hic de onemli degil. Schuster'i begenirsin, begenmezsin. Ancak surda kisa sure icinde gozlemledigim rahatsiz edici bir durum var. O da, Schuster'i elestirmek icin her yol mubahmis gibi bazen tarihin ozensizce yeniden yazilmasi, bazen de en basit detaylarin bile laf arasinda sallanmasi.

carlito dedi ki...

@ozzie

senin kısa süre içinde gözlemlediğin o rahatsız edici durum yüzünden burda kıyametler kopuyor zaten kaç gündür! :) kaç tane insan terketti burayı, bir şekilde soğudu biraz mevzu, en iyisi boşver sen yeniden ısınmasın şimdi ;)

BJK4EVER dedi ki...

Bu IBB macindan sonra yazilanlar:

http://eksibesiktas.blogspot.com/2010/08/mac-geyigi-besiktas-ibb.html

Zamanin olursa girer okursun. Medyayi bilemem tabii, medyada kimler neler yaziyor neler ona bakarsak. Burada (normal) rotasyonu elestiren bildigim kadariyla sadece theotheo vardi hatirladigim kadariyla. Yanlis hatirliyor da olabilirim, oyleyse hakli shelbyl.

Baskalari adina konusmayim, kendi adima dusuncelerimi soyleyim. Bence normali takimin bir omurgasinin olmasi (2 stoper+onlibero+forvet+digerleri, max 7-8 kisi), diger bolgelerin ise rakibe ve duruma gore degismesi. Sonra mac trafigine gore baska oynamalar da olabilir, ama bir takimin bilinen 7-8 oyuncusu olmali, mactan maca da 2-3 oyuncu degisebilir, bu normal rotasyondur, olmasi gerekir. Bizde maalesef hem bu kemik kadro olusamadi (cogunlukla sakatliklarin yuzunden), hem de bu rotasyonu dogru sekilde yapamadik, ki en guzel ornegi iste Wien maci soyledigin gibi, bosu bosuna bazi oyuncular oynadi ve bu lig macina yansidi. Bu rotasyon ve kadro istikrari konusunu ikinci yarida bir 6-7 mac gectikten sonra, sakatliklar dondukten ve transferler geldikten sonra gorecegiz, bakalim eksikler azalinca neler olacak, o zaman kesin birseyler konusabiliriz, benim bakis acim bu.

IBB meselesine gelirse. Bu adam hazirandan beri takimi calistirdi, zayif rakiplerle UEFA'da eleme maci yaptik, uzun suren bir kamp yaptik, takimi sezon ortasinda falan almadi. Bu takim gecen sene zayif rakiplerle TK macindan tut guclu rakiplerle CL macina kadar yaklasik 50 tane mac yapti, bir zahmet kasetleri alsaymis izleseymis, Mustafa hocaya bir telefon etseymis ve bazi seyleri netlestirseymis. Ama Zapo hakkinda '2 senede 2 sampiyonluk gormus stoper, kullanacagim' diyip maclarini izlemedigini belli eden bir antrenor zaten bunu da yapmaz. Kararini bir lig macini heba ederek verecekse ben ne anladim bu isten? Cocuk oyuncagi mi Besiktas kulubu? Sezon sonu 2 puanla sampiyonluk kacarsa bunun hesabini kim verecek?

fabianernst dedi ki...

aynen ben de bir arkaşımdan aldım aynı haberi.arkadasın amcası eski fb li topçu ali şen le konuşmuşlar araları iyi fln.aziz ersan için 6 önermiş adana da adalı yı arayıp bjk da oncelik fakat adananın menfaatleri fln deyip 6 verirseniz size veririz demiş.

BJK4EVER dedi ki...

Anlamadigim sey, biz Ersan'i niye bonservisiyle almadik? Her oyuncuya tonla para oduyoruz da Bank Asya'dan genc bir oyuncuya mi para yetmiyor? Madem bu oyuncuda potansiyel gordun niye direkt bonservisle almiyorsun, eger kusku duyuyorsan niye kiraliyorsun, git altyapidan birini kullan (Atinc)?

Yine is Ersan'a bakar, Ersan FB'ye gitmiyorum anlasmiyorum derse is Topuz olayina doner, adam diretirse de Adana ya kadro disi birakip tursusunu kurar ya da BJK'ye verir. Tabii Ersan'da o durusu sergileyecek karakter var mi orasi muamma....

Kalten dedi ki...

Bu Avustralya macerasından gördük ki bir karar verdi mi kolay kolay caymıyor Ersan :)

Bence gelir bize sezon sonu

carlito dedi ki...

pislik f.bahçe zihniyeti gene devrede, tek dertleri fiyatı arttırıp bize zarar vermek başka birşey değil.. tümer'i de zamanında bu zihniyetle aldılar, ihtiyaçları bile olmadığı halde çuvalla para verdiler, zira nobre olayını sindirememişlerdi.. şimdi de bobo'yu almaya çalışmaları tamamen bizim darbe vurmak amaçlı.. zaten Q7, Guti gibi transferlerimizden sonra bayağı bir havaları sönmüştü, akıllarınca telafi edecekler! ersan konusunda avuçlarını yalayacaklarından eminim, inşallah Bobo konusunda bir rezalet yaşatmaz bize yönetim..

BJK4EVER dedi ki...

Istedigini yapar, serbest piyasa. Bizim zaten elimiz bol;



Siyah-Beyazlı kulüp, Simao için Atletico Madrid Kulübü'ne 1.9 milyon Euro bonservis bedeli öderken, Portekizli oyuncuya yıllık 2.5 milyon Euro ücret verecek. Almeida için Werder Bremen, Beşiktaş'tan 3 milyon Euro bonservis bedeli alacak. Siyah-Beyazlı kulüp, Almeida'ya ise yıllık 3 milyon Euro ücret ödeyecek. 31 yaşındaki Simao ve 26 yaşındaki Almeida Beşiktaş Kulübü'yle 3'er yıllık sözleşme imzalayacaklar.

Artık zayıflamak çok kolay tıklayın.

- DHA -

fabianernst dedi ki...

hugo ya 3 ne abi yuh yani o kadar eder mi bu adam buna 3 verecegimize boboya istediği 2.5 u verelim bence

BJK4EVER dedi ki...

Ikisi icin de ciddi bir para. Maaslar absurd, bu oyuncular Avrupa'da brut 2-2.5 net 1.5 belki alir, burada ise neredeyse 3 milyon euro, 2 kati, inanilmaz rakamlar. Hadi oduyoruz, Turkiye'ye getirebilmek icin ekstra prim lazim, ya bonservisi?

Barcelona normal fiyati en asagi 10 milyon euro olan Afellay'i 3 milyon euro'ya aliyor, gecen sene Liverpool M.Rodriguez icin 1.7 milyon euro odemisti, bunlarin da sozlesmesi bitmek uzereydi. Tam dogru isler yapiliyor derken rakamlarda sictik yine.

lakerda dedi ki...

Şahin Aygüneş 750.000 euroya lazio'ya gitmiş. Biz istesek en az 1.5 isterlerdi. Şahin için sevindim ama kaçırdığımız(kaçırıdk mı orasını bilmiyorum ya) için üzüldüm, ligde beğendiğim tek genç oyuncuydu.

tearkan dedi ki...

Simao için konuşulan bedel bence çok değil.

Almeida konusuna ise hiç girmiyorum. Zaten hiç beğendiğim bir oyuncu değil. Yatsın diye dua ediyorum. Bir de yıllık 3 milyon euro alacak öyle mi? Vay anasını. 3 milyonu verecek olduktan sonra Almeida'ya gelene kadar neler bulunur ne bu ısrar anlamıyorum. Kü7 kabile kursun diye mi uğraşıyoruz? İlla Portekizli mi olması gerekiyor? Portekizce konuşabilse yetmez mi? Cidden 3 milyonu buna vereceğimize Bobo'yu ikna edelim.

fabianernst dedi ki...

bobonun 2.5 da diretmesi hakkında çıkan haberler sonucunda gitsin diyordum ki buna 3 verileceğinden haberim yoktu.boboya 2.5 verelim hiç yoktan saglamken ne yapacağı belli.ama eger bobo harbiden 6 aylık sakatsa aklıma gelmiyor değil yani sezon sonuna kar sakatsa yonetim 6 ayına havadan para vermek istemiyor olabilir.neyse ya gene kafayı yıyecez bu transfer doneminden bobo sakatmı hakkaten bu kadar yoksa bunlar fiyat kırmak için mi yapılıyor anlamadım yani.hugonun ederi yıllık 3 mu dur o paraya oyunumuza daha çok uyan bir adam alınabilir ocak ayında bile

ozzie dedi ki...

Bence iki oyuncu icin de odenecek olan bonservis mantikli bir miktar. Simao'ya verilecek yillik para da o kalitede bir oyuncu mantikli.

Almeida'ya yillik 3 milyon fazla ancak Avrupa futbolunun arka bahcesi olmasinin bedeli de maalesef bu. Insanlarin Barcelona'da, Liverpool'da oynamak icin aldigi paralarla karsilastirmak pek dogru degil. Bu tip takimlarda oynamanin getirdigi bircok ek avantaj ve ek gelir, Turkiye'de oynadiginda gecerli degil.

Umarim ki Besiktasimiz bu gidisle bir gun oyle iyi bir ekol olur ki oyuncularin bizde oynamak icin daha az paraya razi oldugu gunleri dunya gozuyle goruruz. O zamana dek yildiz oyuncu getirme konusunda maalesef durum budur.

Ekrem M.Sc dedi ki...

O rakamlar dogru olmayabilir. Sabah'ta da soyle yaziyor:

Simaou'nun bonservisine 900 bin, kendisine yillik 2.5 milyon

Almeida'nin bonservisine 2 milyon, kendisine yillik 2.5 milyon

Ozellikle Simao icin odenen rakamlar gayet uygun bence...

tearkan dedi ki...

Aman diyim. Önce Ernst, şimdi İ19. Salgın hastalığa döndü artık.

http://www.ntvspor.net/haber/futbol/30414/uzulmez-bile-sakatlandi

shelbyl dedi ki...

Ibrahim Uzulmez de sakatlandiysa bu iste bir is var abicim.

Evet bahisleri aciyorum, 1.70 sabit oranli bahistir sakatlik uzerine:

Fernandes (1 ay icinde sakatlanir)
Simao (2 ay icinde sakatlanir)
Almeida (2.5 ay icinde sakatlanir)

Yorum Gönder

Ara