.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
15 Aralık 2010 Çarşamba

Altyapı: Madalyonun Öteki Yüzü

Türk Futbolunda Değişim ve Gelişim Üzerine: Madalyonun diğer yüzü Gürcan Ulusoy'un Ekşi Beşiktaş blogunda 21 Eylül tarihinde yayınladığı Değişim ve Gelişim başlıklı yazı Beşiktaş'ın aleni bir şekilde, GS ve FB'nin de sorunlu bir yaklaşımla yaşadığı değişim sürecine değiniyor ve değişimin doğal ama gelişimin zaruri olduğundan dem vuruyordu. Beşiktaş'ın o dönemdeki oyunu ve aldığı sonuçlar da hem değişmekte hem de gelişmekte olduğunu gösteriyordu. Bu tespite o dönemde katılmayacak Beşiktaşlı yok gibiydi. Beşiktaşın aldığı mağlubiyetler ve özellikle son iki maçta da sergilediği oyun anlayışı bazı kesimlerde şüphelere yol açmış gözükmekte. Boyalı basında kademe kademe yükseltilen eleştiriler, bel altı vuruşlar ve en son Sergen'in yorumlarında şahit olduğumuz saldırılar da bu karamsarlığa benzin dökmekte. Bu noktada Değişim ve Gelişim tartışmasına geri dönmek ve bu yaşananların gelişmekte olan takımın ergenlik krizleri ya da doğum sancıları mı olduğu, yoksa bazılarının benzetmekten büyük mutluluk duyduğu GS-Rijkaard eşleşmesi gibi bir yol kazasına mı gittiğini sorgulamak faydalı olabilir. Görüşümü baştan açıklayayım: Ben hala takımımdan umutlu ve mutluyum. İyi oynayıp alınan mağlubiyetleri kişiliksiz futbola ve sahadaki plansızlığa her zaman tercih ederim. Artık miyadını doldurmuş, aldığı paranın hakkını vermekten uzak, yaşlı oyunculara sinirlenmekle beraber, yıllar sonra formamızı heyecanla giyip heyecanını bastırmaya çalışan gençleri, Onur'u, Necip'i, Ersan'ı, Ali'yi görmekten mutluyum. Bu oyunculara sahip çıkan, şans veren bir hocamız olduğu için de gururluyum. Golü atıp günü kurtaran oyuncuyu alkışlayan ama 90 veya 120 dakika çalışan adama aşık olan bir tribünümüz olduğu için de şanslı olduğumuza inanmaktayım. Peki neler oluyor? Ulusoy'un da yazdığı gibi değişim ve gelişim arasında yaşanan muktedirlik sorunu mu mevcut? Cevabım ise peşinen evet. Beşiktaş gelişmeye çalışyor ve bunun sıkıntılarını yaşıyor. Eğer hoca bazı şeyleri değiştirmek istiyorsa o kolay. Birini kesersin birinin sırtını sıvazlarsın, bağırırsın zıplarsın olur. Bakın, Hagi gelince Galatasaray değişti. Gelişti mi? Bilemiyorum. Schuster'e yönelik boyalı basın eleştirileri zirveye ulaştı veya ulaşmak üzerine. Tehdit bile edildi 'Aklını başına alması' için. Buradan bu eleştirenlere bazı sorular sormak isterim: Bu adam kendi istediği oyuncuları transfer edebildi mi? Bu adam kimi göndermek istediyse ona bile muhtaç hale gelmedi mi? Bu adamın en bel bağladığı adam sakatlanıp sezonun yarısını kapatmadı mı? Bu adamın verdiği taktikler takımı pozisyona soktu ve senin bu adama forvet diye verdiğin oyuncular topu dağlara taşlara vurmadı mı? Bu adama sen golcü diye Nobre'yi, oyun kursun diye Tabata'yı vermedin mi? Nihat'a o kadar parayı bu adam mı verdi? Kaleciyi boşa bu adam mı çıkarttı? Bu liste daha gider. Adama verilen malzeme ile elinden geleni yaptığı için şükran duyan taraftarlar da olmasa şimdiye yerine değişim başlatan birileri çoktan talip olmuştu. Eminim Demirören'in cebini çaldırıp kapatanlar başlamıştır. Kendisinin son yıllardaki icraatlerini bilenler ise içten içe endişe içinde. Bir türlü inanamıyoruz sayın Başkan'ın değişip geliştiğine. Peki gelişim garanti mi? Buna net bir cevabım yok. Siyaset biliminden ödünç kavram alacak olursam, Albert O. Hirschmann isimli düşünür geliyor aklıma. Eğer birşeyleri hem değiştirmek hem de geliştirmek isterseniz, sizi üç kötü olasılık bekler der kendisi 'gericiliğin retoriği' eserinde. Bir olasılık Perversity-terslik olur, bir şeyi düzelteceğim derken daha da köüye götürürsünüz. Bir diğer olasılık ise Futility-Yararsızlık'tır, çabalarınız boşa gider bir gelişme gösteremezsiniz. Son ve en tehlikeli olasılık ise Jeopardy-Risk'dir. Bu durumda sadece gelişme göstermeyi başaramamak bir yana, eldeki mevcut kazanımları da kaybedersiniz. Şu an içinde bulunduğumuz durumda verilecek acele ve fevri davranışlar bizi bu duruma sokabilir. Dereyi geçerken At değiştirmek, yeni bir Tigana, Del Bosque durumu daha yaşamak istemiyoruz. Sergen kriterleri olmasın, Onur ve Necip hep oynasın istiyoruz. Peki, neden değişmeli ve gelişmeliyiz? Çünkü deniz geçen sene bitti. Ne oyuncularımızın kalitesi ne de oyun mantığımız bu takıma gönül verenleri mutlu etmiyordu. Çünkü bu takımın taraftarları sansasyonel çıkışlardan ve sadece GS/FB veya şunu bunu yenmekle mutlu olmuyordu, olamaz. Albert O. Hirschmann ile başladık, onunla bitirelim. Bir bireyin bir kurum veya marka ile kurduğu ilişkide üç opsiyonu vardır der kendisi. Birey ya mutlak sadakat gösterir ve iyisiyle, kötüsüyle ne gelirse gelsin kaderine küsüp kabullenir, ya da 'çıkış' opsiyonunu kullanır ve çekip başka bir kuruma veya markaya gider. Üçüncü opsiyon ise 'ifade-laf' opsiyonudur. Birey kurumu terketmez ama mutsuz olduğu konularda sesini yükseltip yanlış gördüklerini düzeltmeye, düzelttirmeye çalışır. Benim adıma 'çıkış' opsiyonu yok, son 30 yıldır ben bu takımı seviyor ve takip ediyorum. Ama "Tanrı-başkan" lara da bu takımı emanet edip onların peşine takılmaya da niyetim yok. Ben kendimi ifade etmek ve benim gibi düşünenlerle gelişimi başarmak istiyorum. Eğer boyalı basında Beşiktaş'a ve özellikle Schuster'e giydirenlerin yaptığı da 'ifade' opsiyonu değil mi diye soran olursa, cevabını ben değil zaten veren vermiş (Mevlana): Her lafa verilecek bir cevabım var, Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, Bir de söyleyene bakarım adam mı diye... Özgehan Şenyuva 03.11.2010

23 Yorum:

eksibesiktas dedi ki...

biraz geç oldu ama olsun... yazı hala güncel

AQ-47 dedi ki...

ağlamak istiyorum...
özellşkle kalitesiz oyuncu kısmına bayıldım, yıllarca 2. sınıf adamları "savaşıyor yae, elinden geleni yapıyor" diye 1. sınıf futbolcu yerine koyup avunduk, ortamlarda savunduk, toz kondurmadık ve sadece kendimizi kandırdık. 1. sınıf olup da 2. sınıf top oynayanları da "sabredelim yae" diyerek prim verdik, elimze hiçbir şey geçmedi. Bu yıl ilk kez yanlıştan dönüyoruz, belki bir borç kamburu da var sırtımızda ama demirörene rağmen ilk kez bu yıl umudumuz var...

AQ-47 dedi ki...

Aslına bakarsak, Ferrari, Q7 ve Guti turnusol gibi oldu...kimin ne oynadığı da kalitesi de ortaya çıktı.

BJK4EVER dedi ki...

Bu adama sen golcü diye Nobre'yi, oyun kursun diye Tabata'yı vermedin mi? Nihat'a o kadar parayı bu adam mı verdi? Kaleciyi boşa bu adam mı çıkarttı? Bu liste daha gider. Adama verilen malzeme ile elinden geleni yaptığı için şükran duyan taraftarlar da olmasa şimdiye yerine değişim başlatan birileri çoktan talip olmuştu. Eminim Demirören'in cebini çaldırıp kapatanlar başlamıştır. Kendisinin son yıllardaki icraatlerini bilenler ise içten içe endişe içinde. Bir türlü inanamıyoruz sayın Başkan'ın değişip geliştiğine.






Bu takimin oyun kurucusu Guti, su anki lig liderininki Selcuk. Bu takimin forveti Bobo, lig liderininki Umut Bulut. Bu takimin kanat oyuncusu Quaresma, su anki lig liderininki Burak Yilmaz.

Oyuncu kalitesi onemli, ama herseyi saf oyuncu kalitesine baglamak mumkun degil, herseyi antrenore baglamak da mumkun degil. O yuzden kesinlikle katilmiyorum. Bu yaziya katilmak Lucescu, Senol Gunes, Abdullah Avci, Ersun Yanal, Luciano Spalletti, Raynald Denoueix gibi hocalara hakarettir. Bu takimin bazi bolgelerde ciddi kalite eksikligi olduguna katiliyorum, bu takima laik olmayan oyuncularin olduguna da katiliyorum, ilk yarida buyuk sanssizliklar yasadigimiza da katiliyorum, ama bu kadronun karsiliginin 27 puan olduguna, bizim ustemizdeki veya hemen altimizdaki takimlardan daha kalitesiz oyunculara sahip oldugumuza katilmiyorum.

AQ-47 dedi ki...

Bu kadronun karşılığı tabii ki bu puan değil, ama zaten yazıda da başarılıyız demiyor ki. Bence de teknik direktör hataları var, yanlış oyuncu ve taktikte ısrardan dolayı puan kayıpları oldu. Asıl mesele şans tanımak ve sabretmek, çünkü kimimize göre yolun sonu aydınlık.

WiLdHoney dedi ki...

Şenol Güneş'te Abdullah Avcı'da bu değişimleri yaparken ve bu noktaya ulaşırken 1 sezon'da yapmadı, Trabzon'un gelişimi geçen sene sonunda başlar yaklaşık olarak, Ustelik bu değişimi yapan kişi bu ligin ve bu ülke insanının ve başında bulunduğu takımın ciğerini biliyor. Bu sebeple çok avantajlı (Sakın yanlış anlaşılmasın, keşke Beşiktaş'ın başına geçse diyeceğim kadar takdir ettiğim birisidir Şenol Güneş) O avantajına rağmen bile bu sezon 2 maç üst üste takım kötü oynadığında onlarda sallandı. Bırakalım yapsınlar bırakalım geçsinler demeyeceğim, yada Schuster sen bizim herşeyimizsin demeyeceğim, ama akıl ve mantık süzgecinden geçirdikten sonra bile bu adam bu ülkeye (özelde Beşiktaş'a) çok ciddi katkı sağlayabilecek birisidir. Artık bırakalım bekleyelim bakalım ve bu sene sonunda ve önümüzdeki sene sonunda bu takım nerde olacak onu görelim. 2 sene kaybedilemez diyenler elbette olacaktır, saygı duyarım ama zaten son 8 senede, borçtan başka sadece 2 şampiyonluk var...
Zaman ise zaman verelim, bugüne kadar çok hata yaptık, bir kez daha yapalım Schuster için...
En fazla gene aynı tas aynı hamam olur, ama ya olmazsa?

Övünç dedi ki...

Bencede harika bir yazı eline sağlık.Özellikle alıntılar duruma oldukça uygun.Bizde burda kalıp sesini yükseltenlere mi giriyoruz yoksa küsüp oturanlara mı bilemiyorum ...

Arkadaş bir sabret yaw.Simao,Fernandes,Almeida geliyor.Yine olmaz ise sezon sonu asıp kesersin ...

BJK4EVER dedi ki...

@AQ47

Orasi oyle tabii ki, haklisin.

@WildHoney

Senol Gunes gecen sene basarisiz degildi. Gecen sene az puan toplamadi Trabzon, tek hedefleri kupayi kazandilar ve ligin final macinda FB'yi sampiyonluktan ettiler. Kaldi ki gecen seneden bu seneye gecis transferlerin kaliteyi yukselmesi seklinde olmadi, su an ilk 11'deki kac oyuncu gecen sene basinda yoktu? Sadece Jaja ve Glowacki, ki o da pek oynamadi sakatligindan dolayi. Ama bu yazida deniyor ki transfer lazim, kadromuz kalitesiz vs, ona katilmiyorum iste.

@Ovunc

Emin ol ki o zaman denecek sey Simao Fernandes Avrupa'da oynayamadi, zaten bunlar devre arasinda geldi takima alisamadi, defansimiz kalitesiz, yerlilerle dolu. Defansa biraz kaliteli takviye yapilsin, o zaman Schuster'in dusuncesine uygun takim oluruz, yasasin Schuster, biraz daha sabir, seneye kraliz be oglum.....

carlito dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
carlito dedi ki...

Zaman ise zaman verelim, bugüne kadar çok hata yaptık, bir kez daha yapalım Schuster için...
En fazla gene aynı tas aynı hamam olur, ama ya olmazsa?

demiş WildHoney arkadaşımız.. hakikaten, ya olmazsa? bunun için denemeye değmez mi, en azından denemek için hiç mi ışık görülmüyor? peki yeni bir hoca getirme opsiyonunu düşünelim, o durumda ne gibi bir ışık görülüyor? sanki Schuster gönderilse Mourinho hazırda bizi bekliyor! kaldı ki bazı zihniyetler değişmedikçe Mourinho dahi gelse sezonu doldurmadan aynı şeyler yaşanır..

BJK4EVER dedi ki...

Schuster elbette gitmesin, ama bu adama tanri muamelesi yapilmasin, yonetim bazi konularda uyarsin. Pazartesi gunu S.Adali ile mac gunu seyahat isini konustular, yonetim herseyi Schuster'e birakmis, kedi gibi. Boyle davranirsan elbette adamin egosu tavan yapar, kimseyi seyine takmaz, bildigini okur. Schuster'in gitmemesi lazim, ama bazi konularda uyari ve yardim almasi lazim.

TheRasco dedi ki...

@BJKFOREVER

E zaten bildigini okuması amacıyla getirmiyormuyuz teknink adamları?

Olmadı klüp kitapçık bastırsın, "beşiktaşta oynatılabilecek sistemler" diye versin hocaya, hocada birini seçip oynatsın. Bildigini okumasın.

İnsiyatif almasın...Karar almasın. Sadece kendisine verilen talimatlrı uygulasın...

Pff..

serkan dedi ki...

benzer duygularla yazıp sonunda farklı bir noktaya değinmeye çalıştığım bir yazı arzu ederseniz.

http://subjk.blogspot.com/2010/12/zor-dostum-zor.html

yazi cok guzel olmus. yazan arkadasa "burada yazar olarak yazabilir" oyumu veriyorum. Tek ilave edecegim konu henuz schuster elestirileri doruga ulasmadi zira EL'de isler yolunda oldugundan kimse o maclara dil uzatamiyor. Bu aksam olasi bir kotu sonuc sonrasi TD maci ciddiye almazsa fitbolculer naapsin? diye bagiran sirtlanlari gorur gibiyim. Tek umudum Toraman ve Delinho'ya alternatif yaratilmasi...

@BJKFOREVER
TS vs. BJK karsilastirmanda Q7, Bobo veya Guti'yle birlikte kaleci ve stoperleri de karsilastirmaliydin. Bulgularin ozaman daha guvenilir sonuclar verebilirdi. Zira 12 puanlik farkin min. 6 puani kaleci farkindan, min. 6 puaninin da defans adamlarinin yillara sari kazmaligindan geldigini gozden kacirmamis olurduk. Sakatliklari dikkate almadim bile!

leventpolat dedi ki...

Son alıntı çok yerinde. Harika yazı, tebrikler.

sergen dedi ki...

Forza Schuster Dayı !!

alper dedi ki...

Reenkarnasyona inanan kast sisteminin anasını bellediği gariban aç sefil hintli gibi...

bir daha dünyaya geldiğinde kralsın oğlum....SABIR....

@alper peki şu durumda ne yapmalı?

BJK4EVER dedi ki...

@TheRasco

Elbette her antrenorun kendi felsefesi var, ama o calistigi ulkenin, kulubun de belirli ozellikleri var ve onlara ayak uydurmak zorunda. Sen is hayatinda da manager olarak yeni bir sirketin basarina getirilirsen eski uygulamalari koru korune yapamazsin. Calistigin sirketin industry'si farklidir, o sirketin rakipleri ve piyasadaki konumu farklidir, sirketin kulturu farklidir, internal prosedurler farklidir, say say bitmez. Bunlara ayak uydurmak da lazim. Ajax-R.Madrid maci sonrasi bir Hollandali antrenor Mourinho'ya Inter ve R.Madrid arasindaki farki soruyor ve bu 2 takimi kiyaslamasini istyor CL anlaminda. Mourinho'nun cevabi nettir: Boyle bir kiyaslamama yapilmamasi lazim, cunku Italya ve Ispanya arasindaki futbol kulturu farki var, bu iki kulubun gecmisten gelen futbol anlayisi farkli ve en onemlisi kadro yapilari farkli. Inter daha tecrubeli ve defansif oyunculardan kurulmus takim, R.Madrid ise yetenekli (flair diyor) ve direkt oynamayi seven oyunculardan kurulu, bende o serbestligi onlara veriyorum.

Iste en guzel ornek budur zaten. Biyolojide oldugu gibi, en guclu olan degil, degisken sartlara en iyi uyum saglayanlar hayatta kalir....

Kalten dedi ki...

Yazıya genel hatları ile katılıyorum. Schuster'e sabredilmesi gerektiği, elindeki malzemenin çeşitli sebeplerden dolayı "bu" olduğu, konularında da hemfikirim. Schuster'in tanrılaştırılması bence de yanlış, ancak adamın BUGÜN gitmesini isteyen ve GS-Rijkaard paralelinin altını çize-çize yazıyı okunmaz hâle getirenlerin Hagi'nin gelişinin neleri "düzeltmediğinin" de iyice farkına varmış olmaları lazım. Diğer türlü yarın bir gün Şifo Mehmet'i getirir, gelişinin ikinci ayında oynadığımız UEFA ön elemesinde Dinamo Minsk'e eleniriz; sonra da çiçeği burnunda teknik direktörümüzü vizyonsuzlukla suçlarız, kaçarı yok.

Bu arada blog yorumlarında "Rooney'nin karısının sol kulağında ben var, sağ değil" vs. tarzında düzeltme troll'lüğü yapanlara illet olurum aslında ama zamanında Mevlana'nın sözü ile ilgili şöyle bir tartışma dönmüştü, her bu lafı duyduğumda hatırlarım:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14351423.asp

Bence de bu laf "her ne olursan ol gel" diyen birinin olamaz. Öbür türlü "adamsan gel, yoksa gelme" vs. derdi Aynalı Tahir gibi.

Her neyse, yazının vermek istediği mesajı zayıflatmıyor tabii ki.

BJK4EVER dedi ki...

Pardon Hollandali antrenor=Hollandali gazeteci....

özgehan hocam çok güzel yazmış, güzelce açıklamış durumu.

Schuster'e gerektiği kadar sabredelim, 2 seneye kendi kadrosunu kuracaktır. Sonrasında neler olacağını görelim.

Yorum Gönder

Ara