.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
15 Kasım 2010 Pazartesi

Yasakla Gitsin

Babam anlatır, askerliğini yaptığı yerde bir ağaç varmış ve o ağacın başına nöbetçi dikerlermiş. Sebep şu: Ağaç cezalı, çünkü erin biri zamanında o ağaca kendini asarak intihar etmiş.

Şaka gibi değil mi? Peki bu hikayenin ana fikrini alıp futbol hakkında bir yazı yazarsak nasıl olur?

Ben yapmayacağım, Melih Şendil yapmış zaten: "Yasaklayın İstinye Park'ı!" diye de güzelinden başlık atmış.

Olay şu: Oyuncular artık özel idmana kalmıyormuş, idmanı bitiren soluğu magazinel dünyada alıyormuş sevgilisini koluna takıp. Şendil yazının sonuna da şu muhteşem populist cümleyi eklemiş: "Ne hakkınız var haftasonlarını milyonlara zehir etmeye?.."


O kadar yanlış var ki nereden başlayacağımı bilemiyorum:

1. Şendil Anadolu takımlarının oyuncularını ve yaptıkları ihtilali överken, İstanbul takımlarının durumunu yeriyor. Yazısına zaten "nerede o eski İstanbul takımı oyuncuları" tadında başlıyor. "Milyonlara haftasonunu zehir etmeyin" diye bitiriyor.

Yani Şendil'in ideal dünyasında, İstanbul takımları kazanıyor aslında, eh bu demektir ki Anadolu takımları da kaybediyor. E bu ne yaman çelişki?

2. Yazıda dün kullanılan resim bugün değiştirilmiş, ama biz kaçın kurasıyız, screenshot'ımızı dün aldıydık:


Mesela burada sigarasını tüttüren Hakan Balta'nın eleştirisi çok güzel yapılabilir. Peki düzensiz ve magazinel hayatları sorgulanan futbolcuların arasında çocuğunu öpen Nihat'ın, karısıyla el ele gezen Nobre'nin, Volkan ile Yobo'nun, burnunu karıştıran Caner'in ne işi var? Bunların İstinye Park resimleri mi bu? Ya da bu insanlar hiç aileleriyle, takım arkadaşlarıyla vakit geçirmesinler mi, tez bu mudur?

3. Her Anadolu topçusu özel antrenman yapıp kendini geliştirmeye mi adamıştır kendisini? O Anadolu Kaplanı Bursaspor'un oyuncusu Volkan Şen, izinsiz yurtdışına (az buz da değil, ABD yani) çıktığı için ceza almadı mı? Ya da Eskişehirspor'un gol atmayan golcüsü Batuhan ağzını yaya yaya "Ben İstanbul'a buradan 1.5 saatte gidiyorum" derken, siz Lig TV olarak o mülakatı ayıla bayıla yayınlamadınız mı? Aynı Batuhan, aynı mülakatta "Günde iki saat idmanım var, saatleri belli değil" diyordu. Hani nerede o İstanbulluların yapmadığı özel antrenmanlar, Eskişehir'de de yok? Trabzonspor, Kayserispor, Sivasspor vs. neden yabancı futbolcu getiremiyor bulundukları şehre, disiplin abidesi futbolcular neden yan çiziyor?

4. Esas nokta bu. İstinye Park'ı yasakladık, sonra? Kanyon'u da yasaklayalım, Cevahir'i de, Profilo'yu da... Oyuncular tesislerde mahkum hayatı yaşasınlar. Kabul.

E bu sefer de terlik yüzünden kavga ediyorlar? Ya da kamplaşıp, gruplaşıp hoca gönderiyorlar? Ya da antrenmanlarda cıvıyıp ciddiyetsiz takılıyorlar?

Sorunun Türk futbolcusunun eğitim-kültür düzeyi (eğitim illa üniversiteyle de olmaz) olduğunu görmüyor musunuz?

Peki bu adamların magazinel hayatını pompalayan, sizin de mensubu olduğunuz basın değil mi? Fotoğraf çeken olmasa, giden de olmaz değil mi? Bu oyuncularını kendilerini birşeymiş gibi hissettiren, cin olmadan adam çarptıran biz miyiz? Bu danışıklı dövüşün farkında değil misiniz Sayın Şendil?

Arda Rıdvan'la kanka olsun, sonra "İsmim Ardanoviç olsa" falan desin, Servet "Yani bana güvenmüürlar!" deyip üst üste iki maçta iki gol yedirsin, oyuncular, teknik direktörler menajerlik işlerine bulaşsın, konsomatris teknik direktörler mesaiye devam etsin, televizyonlar eski futbolcular için İş ve İşçi Bulma Kurumu gibi çalışsın, üç büyük takımın hocası ne yaparsa yapsın suçlu olsun ve otoritesi bozulmaya çalışılsın ekranlarda...

Sonra suçlu İstinye Park!

Bence de yasaklayın İstinye Park'ı. Ama 1 sene sonra işler düzeltmezse istifa edin "Ben bu işi bilmiyormuşum" diye, kabul?

Ekleme: Yazı gitmiş Lig TV'nin sayfasından - belki de ciddiye alındık, bilinmez- . Bir kopyasına buradan ulaşabilirsiniz.

19 Yorum:

fabianernst dedi ki...

kendilerinin boyle bir spor dunyasından zevk aldığını bilmiyor muyuz.ne zaman bir anadolu takımı ista deplasmana gelse maçtan sonra futbolcular otobuse mi biniyor yoksa hazır istdayız gezelim mi diyor..ulan bu dediğimizi 1.lig değil 2.lig topçusuda yapıyor ist da..neyse zaten shelby sen de ne anlatıyosun ki açıkçası kasımpaşa maçında penaltı kaçırdıktan sonra guti nin reina haberleri çıkmadı mı o çok buyuk rıdvan bile o maçtan sonra sallamadı mı gutiye.sanırsın bu adamlar manastır hayatı yaşamalı a.k..taraftar bile bu adamlara ,inanıyor çok değil paşa maçındaki postta gezmeye gelen guti lafları bizim içimiz fesat bir kere..melih bey acaba istinye park takileri yazcagına menajer oyuncuları yazsa da asıl pisliği gorsek o yazılarda

Bu yorum yazar tarafından silindi.

Artik hep ayni tarzda yorumlari yapmaktan ben yoruldum ama yine yazicam.
Turkiyede futbolun geri gitmesinde hakemlerin, futbolcularin, yonetimlerin ne kadar sucu varsa bu spor medyasinin da en az onlar kadar sucu var. Spor muhabirligi denen olay bitti. Yahu biz degilmiydik eskiden sampiyonlugu canli yayinda dansozle kutlayan, yilbaslarinda futbolcularin aileleriyle gittikleri eglence yerlerinde fotograflarina guzel bir aile tablosu olarak gosteren, televole diye bir program hazirlayabilen.. Kluplerle, medyanin arasi acik bu net. ama bunun suclusu kim derseniz, bu olay Erman zihniyetiyle baslar, Cakarla devam eder, Serhat Uluerenlerle zirveye dogru yol almaya devam eder.. Eskiden futbolcularinda birer insan oldugunu bizlere en sempatik sekilde gosterebilen bir medya vardi.Bugun burnunu karistirdi diye veya futbolcunun esiyle disari cikti diye adam asmayi bekleyen bir medya var. Daha cok sey yazmak istiyorum, izninizle bir link veriyim konuyla cok alakali, okumayan varsa okusun.

http://sonkartallar.blogspot.com/2010/11/eksi-besiktasaceto-medya.html

verdigin linkte haberi bulamadim, sanirim sansurlenmis...

carlito dedi ki...

çok güzel ve yerinde bir yazı olmuş, lakin melih şendil gibi bunca yıldır futbolumuza en ufak bir değer katmamış, klasik bir "türk basın mensubu" olarak gösterebileceğimiz değerde biri için bu kadar emek vermeye gerek yoktu :) yine de eline sağlık..

Yaz Helvası dedi ki...

Yazıda yanlış noktalar güzelce tespit edilmiş. Aynı sıralamayı kullanarak bu tespitler üzerine bir kaç yorum yapmak istiyorum.

1. Birinci tespitte bahsettiğin çelişkiyi çözüme kavuşturmak için Melih Şendil'in (ki spiker olarak oldukça başarılı olduğuna inanıyorum)görev yaptığı şirketi ve şirketin satış yaptığı kitleyi incelemekte fayda var. Lig Tv'nin müşterilerinin büyük çoğunluğu üç büyük takım taraftarı ve bunların da büyük çoğunluğu futbol üzerine kafa yormak yerine varoluştan gelen kazanma dürtüsünü tatmin etmeye çalışan insanlar. Melih Şendil bu kitleye hitap ettiğini iyi bildiği için Anadolu kulüplerine üç büyüklerin gözlükleriyle bakmakta sakınca görmüyor.

2. Magazin basınıyla birlikte toplumun muhafazakar yapısı üzerinden yaratılan günah algısı futbolcuları suçlamak için kullanılıyor (Magazinin aynı medya tarafından ve aynı futbolcular üzerinden alt sınıflara hayal satmak için de kullanılması da ayrı bir ironi). Evlenmeden, nişanlanmadan kız arkadaş sahibi olmak, para sahibi olup keyfine göre harcamak, içki içmek vs. günah olarak görüldüğü için her futbolcu potansiyel ahlaksız konumunda. Bunlar taraftarın kazanma isteğini tatmin edince hoş görülen (ve de hayallerde arzulanan); ama işler kötü gidince taraftarın bilinç altında kendisiyle çelişmesini önleyen suçlar olarak sunuluyor. Takımda ahlaklı, iyi çalışan oyuncular olsa biz kaybetmeyiz; çünkü çok büyük takımlarımız ve bu takımlar üzerinden tatmin olan bizler mükemmeliz, erkeğiz (rakip ve hakemler eşcinsel), iktidar sahibiyiz yani kaybedemeyiz. İşi bozan suçlular olmalı ve magazin basını önümüze suçluları sunacak malzemeyi koyuyor. Artık tek eksik bu imajı yaratacak bir yazar, bu seferlik bu görevi Melih Şendil üstlenmiş. Bir kere İstinye Park - günah yuvası algısı oluşunca yanına Nobre ve Nihat gibi formsuz isimleri de yapıştır gitsin. Adam isterse orada hayır kurumuna bağış toplasın, istenilen suçlular algısı çoktan yaratıldı.

3. Bu arada taraftar olarak kendi kişilik sorunlarımızdan kurtulduğumuz için aynı Guti gibi gece kulüplerinden çıkmayan İspanyollar Dünya Şampiyonu olurken, bütün kamplarını basınımızın istediği gibi tamamlayıp üstüne maç öncesi dualarıyla iman gücünü de toplayan Suudi Arabistan takımı neden başarılı olamıyor sorusunu kafamıza takmaya gerek yok. Zaten ortada içeriğe yani futbola dair bir tartışma da yok, bunu talep eden de yok. Tek talebimiz kazanarak tatmin olmak, kaybedince suçlu bulmak.

ceyhun dedi ki...

ahahahah:)) aklıma ekşibeşiktaş'a verdiği röportaj geldi şimdi. şendil'deki bu kendini bilmezliği nerden hatırlıyorum diye düşünürken googlelayıp buldum linki. şuna bakar mısınız:

soru, Jessie: ekşibeşiktaş'ı takip ediyor mu? :)

cevap:

"İnternet ortamındaki sohbetlere, bloglara uzak duruyorum. Bizi biz eden değerlere aykırı diye düşünüyorum. İş görüşmesinde karşımda el pençe divan duran, işe alınmayınca blog kurup kafasınca eleştiri yazıyor, yalan atıyor. Delikanlılık mı bu? Adı üstünde sanal bir dünya bu. Bana bir şey söyleyecek adam gelir kahvemi içer, tanışır, beni klavye ile tanımaz. Sokakta zaten geri dönüşüm alıyoruz. Ama medenice,erkekçe. İnternette 16 yaşındaki çocuk, mahallenin kabadayısı oluyor."

link: http://eksibesiktas.blogspot.com/2010/01/roportaj-melih-sendil.html


"bizi biz yapan değer" derken palazlandığı medya kültüründen bahsediyor sanırım. o ortamın elinde bulundurduğu gücünü kaybetmekten korkuyor anlaşılan. delikanlılık falan hikaye tabi. ulan ne güzel dünya be!

hayır bir insanın seni klavye ile tanıması nasıl mümkün olabilir onu da anlamış değilim...

shelbyl dedi ki...

@fabianernst

Hehe, menajer oyunculari yazarsa ucunun nereye cikacagi belli olmaz.

@asvalttaicenler

Evet baktim google'dan falan da girmeye calistim, gitmis yazi. Baska bir yerdeki kopyasina link ekledim.

@carlito

Sag ol :) zaten hedefim Melih Sendil de degil, bir algi. Bu adamin yazisini "Ne guzel yazmis, helal be!" diye okuyacak milyonlar var bu ulkede. Bir de cemkirdikce desarj oldugum icin ben hosuma gidiyor boyle aslinda.

@Yaz Helvasi

Benim biraktigim yerden almis gelistirmissin yaziyi, eline saglik.

@ceyhun

Evet, o roportajdaki bazi ifadeler cok bombaydi. Internet algisi cok garip bir noktadan baslamis Sendil'in, ama muhtemelen o gunden bugune degismistir biraz -yani umarim-.

shelbyl dedi ki...

Bu arada noatsamisa ve borges gibi herkese tek tek cevap yazmaya calistim, cok zor ismis yahu, bir daha olmaz bu :P

leventpolat dedi ki...

@shelbyl,

Noat öyle paragraf yazıyor be abi. :)

Yazıyla ilgili yorum yapmak istemiyorum. Ha bu yazıyı yazan kafa yapısı, ha "İstanbul'da Laila, Sivas'ta la ilahe illallah" diye kafa yapısı. Subhanallah ibretlik paylaşım de geç, üstünde durmaya gerek yok. Bu ülkede spor medyası 500'e karşı 5 ile değişmez malesef.

bisyar dedi ki...

BBC yorumcusu: Sayin Ancelotti, 3-0'lik maglubiyette Wilkins'in kovulmasi ve oyuncularinizin yasadigi kisisel problemlerin etkisi buyuktu degil mi?
Ancelotti: Ne alakasi var. Futbol sahada oynaniyor. Biz kotu oynadik, Sunderland iyi oynadi. Bu tip sonuclar veya performanslar hakkinda dusunurken sebepleri saha disinda ararsaniz basarisizliga mahkum olursunuz sira oyun analizi uzerine harcayacaginiz zaman ve beyin enerjisini aptalca seyler uzerine harcarsiniz. Ben bunun yerine oyuncularimla saatler boyu oturup sadece ama sadece saha icinde ne hatalar yaptiklarini konusmak istiyorum. gerisi bulvar gazetecilerinin isi.

ne kadar buraya uyar bilmem ama su iki anektodu da koyacagim:

sky yorumcusu: sayin mancini. gol atma ihtiyaciniz varken, tevez'i cikartip yerine barry'i soktugunuz icin taraftar sizi islikladi ne diyecekseniz.

mancini: taraftar futbolu seviyor olabilir ama bu onlarin futboldan anladigi anlamina gelmez. barry oyunda kaldigi on dakika icinde tevez'den fazla pozisyona girdi. bu yuzden herkes kendi isini yapmali.

sky yorumcusu: malouda'yi cikartip kalou'yu oyuna almaniz taraftarlarin tepkisini cekti. ne diyeceksiniz.

ancelotti: taraftarin isi tepki vermek. olumlu veya olumsuz anlamda. benim isim basari kazanmak. inanin bu isi taraftarlardan fazla bilmesem bu takimin basinda olmam.

bugunku ingiliz gazeteleri her iki teknik adami da durustluklerinden dolayi tebrik ettiler; taraftarin gonlunu almak icin kendi yollarindan donmedikleri icin.

paylasmak istedim. bir de istedim ki, bizim de gazetelerimiz artik biraz daha saygili olsunlar. hem futbolculara karsi hem tekdnik adamlara karsi... bu is zor is. daha da zorlastirmanin anlami yok.

not: bugun okudugum baska bir anektod da gulmek icin. Robson Barca'dayken hep Cruyff ile karsilastirilirmis. (size birsey hatirlatti mi?) ve tabii ki hep daha kotu oldugu yazilirmis. bir gun ilk yarisini 3-0 geride kaybettikleri maci ikinci yarida attiklari 4 gol ile kazaninca spor gazeteleri "ilk yarisini robson'un 3-0 geride kapattigi maci oyuncular sevkleri ve hirslari ile 4-3 kazandilar" diye haber yapmis. robson da bir sonraki basin toplantisinda "isten ben sizi bu yuzden ciddiye almiyorum" demis. beni guldurdu, sizi de guldursun.

uzun oldu, belki alakasiz oldu. kusura bakmayin..

shelbyl dedi ki...

Yok canim, anlayana cok alakasi var.

@shelbyl
"İnternet ortamındaki sohbetlere, bloglara uzak duruyorum. Bizi biz eden değerlere aykırı diye düşünüyorum"

yazi sansurlendigine gore artik izlenmeye deger goruluyorsunuz ;D Yaziyi ben de baska biryerden buldum okudum sagolasin da, burada cok ayip birsey var, gun teknoloji gunu, iletisim gunu olmasa bu yaziya nasil ulasacaktik?

umut dedi ki...

yasaklasınlar tabi canım, tiz vurun kellesini... ama futbolcularda dns'den girerler istinye park'a bu sefer:)

mgonen dedi ki...

@ bisyar

Aktardığın anektodlar süper şeyler.

Ben bunları alır, yerli yersiz, yazılı ve şifahen kullanırım haberin ola...

Baştan söyleyeyim de, sonra intihalciliğe girmesin..:)

damacana dedi ki...

tercümesi "digitürk satamıyoruz sayıyla kendinize gelin" demektir bu yazının...

delgado dedi ki...

süper tespitler, yazıda da yorumlarda da.

nwbrn dedi ki...

kısaca 3 büyükler düşüşte ligtv panikte.

kma dedi ki...

teoriye göre kısıtlı kadrosuyla geçen seneyi 6. bitiren, şu an ligin 4.sü istanbul bb takımın hiç bir oyuncusu istinye parka gitmiyor olmalı.

:)

Yorum Gönder

Ara