.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
19 Eylül 2010 Pazar

Maç Yazısı: Fenerbahçe - Beşiktaş

Arkaya Atılan Toplar Hikayesi Öncelikle bir çözümleme yapalım yeni Beşiktaş'ın oyun felsefesi üzerinden genele vurarak. Bakınız, eğer hücum oynuyorsanız, daha doğru tabirle "dominant futbol" oynamaya çalışıyorsanız, kalenizde pozisyon da vereceksiniz, defansınızı nispeten daha önde de konuşlandıracaksınız. Mesela şu maçtan sonra "ikinci yarıda çok pozisyon verdik" serzenişi olmamalı, ya da maç öncesinde "karşı karşıya kalırlar, çok hızlılar" diye düşünülmemeli. Bugün Fenerbahçe'nin kontratak girişiminde bulunduğu (gol ve iki sakatlık sonrası oluşan panik havasını göz ardı ediyoruz, o hiçbir şekilde sistem çözümlemesi olamaz) zamanlarda üç senaryo oldu. Birincisi, kanat adamı yardırırken içeride çok iyi pozisyon aldık ve sonuçlandırmalarına izin vermedik. İkincisi, birebir mücadelelerle bu arkaya atılan toplar tehlike yaratamadan önlendi. En ender olan hal ise, Dia'nin pozisyonunda olduğu gibi, ciddi tehlike yaşadık. Peki nedir? Bugün ikinci yarıya mağlup durumda giren ve de kompakt defans yapan Fenerbahçe daha çok tehlike yaşadı. Beşiktaş, golü şu meşhur "arkaya atılan top" neticesinde buldu. Ve futbolda, son dakikalara yenik giren her takım, rakibi biraz cesaretli ise bu kadar tehlike yaşar zaten. O yüzden şu bahsi azalarak kapatalım artık.
Nobre: Gökhan, kokuna bayılıyorum, hmpf...
İlk Yarı: 25 Dakika Dominans, 20 Dakika Panik Schuster akıllı, ve takımı tanıdıkça bu aklını daha da iyi ortaya koyacak bir teknik adam. Fenerbahçe'nin bu sezonki en büyük sıkıntısı olan "orta alanda 5 dönüm tarla" tahlilini yapıp, orayı Ernst-Aurelio-Guti ile domine etmek istemiş. Burada Aurelio'nun, özellikle yenilen golden sonra göze batmaya başlayan pas hatalarına istinaden akla "Neden Necip değil de Aurelio?" sorusu gelebilir. Aurelio, bugün Ernst'in normalde birincil olarak uyguladığı görevi uygulamak için oradaydı. Necip, bizim hayal ettiğimiz gibi "box-to-box" oynayacak, o yolda gelişen bir yetenek; lakin şu an "box-to-box" kavramını abartıp her yere koşmakta, ve de Aurelio tecrübe itibariyle de "alan kapama" işini daha başarılı yapan bir adam. Eğer birincil amaç, Fenerbahçe'nin ortasahadaki zaafiyetini tamamen sömürmek ise, bu üçlü daha başarılı olurdu. Tabii Schuster'in birincil planı golü yememek olduğundan, bu plan zamanla uygun oyuncu değişiklikleriyle modifiye edilecekti. Bu noktada, olabilecek en kötü 3 şey oldu: Ekrem sakatlandı, tedavisi yapılırken Fenerbahçe oradan düzgün atak şansı buldu, duran toptan Hakan'ın hatası ve gol geldi. 3-4 dakika geçmişken Ekrem Dağ oyuna devam edemez oldu. O panik havasında Hakan muhtemelen beyin travması geçirince (ikisine de geçmiş olsun) Beşiktaş'ın konsantrasyonu tamamen dağıldı. Murphy'nin Kanunları hesabı, hani bazen herşey üstüste gelir ve "eeeeh ama" deyip salarsınız ya kendinizi, futbolcular da insan işte. O yüzden, golden sonra Beşiktaş'ın taktik teknik analizi yapmak çok abestir. Sahada tamamen dağılmış bir topluluk vardı. İlk yarı sonunda, öncelikle işlemeyen bir Nihat vardı. (Ama Schuster haklı, yerine futbol katili Hilbert mi oynasın?) Oyun dominansı kaybolunca da pas denemeleri/hataları göze batan Aurelio, ve de ortasaha ileri uç ilişkisinin kopmasıyla kaybolan bir Nobre vardı. Schuster'in ise tek oyuncu değişikliği hakkı kaldığından, çözüm gene CSKA maçı arası olduğu gibi "mantalite değişimi" idi. İşin kötüsü, Schuster maça 4 yabancı ile başladığından, muhtemelen iki hamle (Hilbert - Bobo) yapma düşüncesini saklı tutmuştu.
Powerpuff Girls?
İkinci Yarı: Aykut'un Hamlesi ve Dominansın Geri Kazanılışı Schuster'in "Ne yapıyorsunuz lan?" uyarısının üzerine Aykut Kocaman'ın Emre - Özer (sakatlık? Emre'nin artan agresyonu? taktiksel?) değişikliği de gelince, Beşiktaş'ın ortasahayı komple parselleyip Fenerbahçe'yi geri itme, yani bu sene yapmayı en iyi bildiği şeyi yapma şansı arttı. Aykut da gene mevcut kadro yapısıyla Fenerbahçe'nin en iyi yapmayı bildiği "golü at, geriye çekil, kontraya yat" sistemine yatay geçiş yaptı. Gayet yüzeysel tabirle böyle bakabiliriz olaya. Bundan sonra yazının giriş paragrafını buraya yeniden alabiliriz, nakarat misali. Diyecek çok fazla bir şey yok. Üçüncü hamle, bu koşullarda Bobo olmak zorundaydı, faydası da görüldü. Golde Bobo'nun kaçışı, Guti'nin müthiş pası ile birlikte Bobo'nun paralelinde altta konuşlanmış oyuncunun yalancı koşusu da önemliydi, o ismini bilmediğim kişiye kredisini vermek isterim. Neticede, Kadıköy deplasmanında alınan 1 puan önemlidir. Hele ki şu olumsuz koşullarda alınan 1 puan daha da önemlidir. Oyunu 70 dakika domine etmek, maçın sonuna kadar "kesin gol atarız" düşüncesine sahip olabilmek de süper bir şeydir.
Maç Geyiği
- Aurelio'nun Volkan'a hava topunda sert girişini "Bakın Ricardinho'yu yumrukladım ama kendimi affettirmek istiyorum" mesajı olarak algıladım ben, ehe.
- Ev sahibi avantajı nedir? Emre Belözoğlu 40 dakika her pozisyonda avaz avaz bağırırken kart gör(e)mezken, İbrahim Üzülmez'in ilk celallenmesinde cezalandırılmasıdır. - Bağlantılı olarak: Sevgili Cüneyt Çakır, ya Fırat Aydınus gibi oyunculara gidip pozisyonu tane tane açıkla, ya da Bünyamin Gezer gibi sert bak, ya da ne bileyim, anlamlı bir şekilde güleryüzlü ol. Ama lütfen, bak lütfen, şöyle pozisyon sonrası boş gözlerle sırıtarak bakma yahu. Benim sinirim bozuldu, adamlar ne yapsın?
- Yeri kazsana, yeri kazsana, Fabio Bilica, yeri kazsana!
- Şu maç bir kez daha gösterdi ki, Türkiye'nin her stadında küfredilir abicim. O yüzden "hani siz centilmendüüz, bize küfredilüür, ama işte siz büle büle" falan demeyin artık yeter.
- Nihat, babacım okutup üfletecek misin, psikolojik destek mi alacaksın, boy abdesti mi artık, nedir bilmiyorum ama yap şunu be abi.
Not: Fotoğraflar www.milliyet.com.tr sitesinden alınmıştır.

49 Yorum:

fitneci dedi ki...

detaylı analize gireriz ama schusterin kısa ve hızlı forvet talebi biraz daha anlaşılmıştır bu maçta bence. guti'nin arapaslarını değerlendirecek ve bu arapasları benzer paslarla renklendirecek bir forvet gerek bu sisteme. nobre "iyi niyetli" olsa da ilk yarı guti'nin muhteşem pasına nasıl yetişemediğini gördük. maça boboyla başlasaydık o dakikada 1-0 yapardık belki, kim bilir? devamı yarın öptüm

AQ-47 dedi ki...

-İki forvet oynuyorsa Nobreye sözüm yok, ama ille tek forvet oynayacaksak oynayacak adam Bobodur güzel Şusterim...
-Aurelio'nun tecrübesi var güzel de, golde topun direğe ve Zaponun kafasına çarpışını izlerken Niang'ı unuttu, aynı pozisyon bize olsa mutlaka seken topu bir fenerli uzaklaştırırdı. Niangın kaçırdığı golde de defansın ortasının kabak gibi açılmasında aslan payını kendisine verdim.
-Ev sahibi takım avantajını Emre için kullansın da, Bilica ve diğerleri ne olacak yahu?
-Tamam gol atarız diye oynuyoruz da, defansımız evlere şenlik, Ferrariyi beğenmeyenleri anlayamıyorum, iki stoperden biri Ferrari olmazsa 2 yıl öncesine döneriz...Az adamla iyi defans yapacaksak seçimlerimiz daha da önem kazanıyor

AQ-47 dedi ki...

Bir de bazen Nobre acaba penguenden mi evrildi diye düşünmüyor değilim o zıplamaları ve deparlarını görünce..

lakerda dedi ki...

- Bobo bu takımın birinci santrfordur Schuster Reyiz.
- Genç oyuncuları atmosferi yüksek,gerilimli derbilerde oynatmama fikri doğrudur, anlayışla karşılanabilir. Ama bu Cenk-Hakan karşılaştırılmasında geçerli değildir.
- Bu takımın yenilmemesini en çok Schuster Reyiz'in Sergen gibi boş yorumlar yapan çoğu yorumcunun insafsızca eleştirilerine maruz kalmaması için istedim.
Bu takım oturdukça ileriye doğru gidecektir. Skordan bağımsız her Beşiktaş'lının böyle düşündüğüne inanıyorum.
- Uzun zamandır derbilerde bu kadar dominant oynadığımızı görmemiştim. Adeta bir Kadıköydeki Fenerbahçe-Galatasaray klasiğine yaklaşan Sami Yen'deki Gs-Bjk maçı için artık bu sene bitsin şu dert diyorum. Bugünkü maç ve o maç arasında bir seçim olsaydı ben Gs deplasmanına galibiyet isterdim.

Darkpain dedi ki...

maçın ilk yarısını işlerim nedeniyle izleyemedim fakat ikinci yarıda gördüğüm beşiktaş beni çok mutlu etti. inönü/deplasman, ahmet-mehmet fark etmeksizin aynı futbolu oynamaya çalışan az çok bir şablonu bulunan ne yapmaya çalıştığı belli olan bir takım var artık sahada. Ki geçen yıl ki oyun sistemimizle bu sistem arasında 180 derecelik bir fark olduğu da düşünülürse bu kadar kısa sürede bu denli büyük bir değişiklikliğe ayak uydurabilmiş olmamız bile bence büyük başarıdır.

Neyse tekrar maça dönecek olursak, aykut kocaman zaten kadro yapısı ile Beşiktaş'ın görünen zaafından yararlanmaya çalışacağını göstermiş. 1-0 öne de geçince bu zaaf iyice ortaya çıktı ve topa hakim olan, oynamaya çalışan, baskı kuran Beşiktaşım olsa bile ciddi pozisyonlara giren fenerbahçe oluyordu. Tabi bunda forvet oynamasını beklediğimiz nobre'nin stoperler arasında kaybolması ve sağ kanatta görev aldığını düşündüğüm nihat'ın bırakın 0 etki göstermesini - yönde takıma katkı sağlamasının etkili olduğunu söylememek hatalı olur. Nihat'ın maç boyunca yaptığı tek olumlu hareket Bobo'nun penaltı pozisyonu öncesindeki sahte koşusu ile fener defansına hata yaptırtmasıdır. Bobo'nun girmesi ile beraber pozisyon olarak da üstünlüğü elimize geçirdik.


Oyuncu değişiklikleri hakkımızı 2 sakatlıkla harcamasa idik bu maçın nihat,aurelio => bobo,tabata <= şeklinde değişikliklerle ikinci yarı maçı daha kolay lehimize çevirebilirdik diye düşünüyorum.

Herşeyden öte ikinci yarı maçı izlerken oldukça rahattım çünkü takımım eninde sonunda atıcam bir tane diyordu. (keşke quaresma'nın volesi gol olsa idi) uzun yıllardır böylesine uzun süre (ikinci yarının tamamı) rakip yarı sahada top oynanan bir derbi izlediğimi hatırlamıyorum. Bunun için de tüm takıma teşekkürler, deli ibo'ya sağ kanatta önünde nihat oynamasından, sağ ayağıyla yürümeyi bile becerememesine rağmen orta yapmaya çalışmasından dolayı ayrıca teşekkür ederim.

shelbyl dedi ki...

Schuster'in Nobre fikri gokten inmedi neticede. Bobo'nun bir 3 maclik dususu vardi Karabukspor macindan once, ona istinaden Nobre fikrini buldu. Yoksa Nobre en basta yoktu zaten.

Ne Nobre ne Bobo ideal olan degil. Bu minvalde baktigimizda, Schuster mactan once kafasinda "Bu macta Nobre'nin oyunu ileri kilitlemesine mi, Bobo'nun buldugunu yazmasina mi daha cok ihtiyac duyarim?" sorusunu cevaplayip tercihini yapiyor bana kalirsa. (Tabii sorular bu kadar yuzeysel degil, bunu misal olsun diye veriyorum.)

Neticede Nobre, son vurus eksikligini bir yana koyarsak, bugun tek santrfor oyunu icin elinden geleni yapti 70 dakikalik bolumde, topu merkezde alip kanatlara yonlendirecek paslar verdi, keske Guardian'in Chalkboard dalgasi Turkiye ligi icin de olsa da Nobre'nin bu oyun acici paslarini teker teker gosterebilsem. Ha, Nobre'nin yaptigini Bobo da yapabilirdi o ayri bir konu. Ben sadece Schuster'in dusuncesini analiz etmeye calisiyorum.

Onurlu dedi ki...

Ufak tefek defolar olsa da cok net cok iyi takimiz. Neredeyse hic bir sey yapmayan (takimin en cok kosan 4. veya 5. futbolcusu olmasi ilginc ama) Nihat'a, sag bekte oynamak zorunda kalan Uzulmez'e, kalecimizin golde net bir hata yapmasina, iki degisiklik hakkimizi beklenmedik sakatliklara ayirmak zorunda kalmamiza ragmen son donemin en dominant Kadikoy futbolunu oynadik. Ilk yari sonunda pek umitli degildim, ama 55-60'dan itibaren gol atacagimizdan hic suphe etmedim...

Ayrica gol yedigimiz sirada Ekrem'in anlamsizca sakat sakat oynamaya devam ettigini ve Lugano'nun Ismail'i pek de nizami olmayan bir sekilde dagittigini es gecmemek gerek. Enseyi karartmaya gerek yok...

Batistuta35 dedi ki...

"Maç istatistiklerinde ise topa sahip olmada rakibine yüzde 60'a yüzde 40 üstünlük kuran Beşiktaş, isabetli pas oranında da 354'e 196 üstünlük sağladı."

böyle istatistik daha önce olmuş muydu? skordan bağımsız burası gayet hoş

bacon1903 dedi ki...

@Shelby

Haklisin kardesim tek forvette deplasmanda derbide nobre oynar.Tamam nobre gutinin ara paslarina yetisemedi ama ileride bogustu top tutuyor ileride ve oyunu aciyor.Bobo ne yazikki bunlarin hicbirini yapamiyor ama cok yetenekli oyuncu fb-gs deplasmanlari haric her macta bobo oynar.Bir de fatih tekke var onuda deneyecek schuster.

Brother Ali dedi ki...

Ben öyle çok iyi oynadığımızı düşünmüyorum açıkçası, çok kötü oynadık da demiyorum ama çok pozisyon verdik. Savunmada kesinlikle zaaflarımız var. Bence vasat bir maç çıkardı Beşiktaş. Golü yiyene kadar çok iyiydik, golden sonra ilk devre bitene kadar rezalettik. İkinci yarıda ise iniş çıkışlı bir performans sergiledik. Madem topa sahip olmada rakibimize göre çok daha üstünüz, çok daha rahat pozisyona girmemiz ve kalemizde çok daha az pozisyon vermemiz gerekir. Niang ve Dia son vuruşlarda biraz daha bitirici olsa çok rahat 3-4 yiyebilirdik, şimdi asıp kesiyorduk kimilerini.

dugenci dedi ki...

Aurelio yu hem tecrübesi için hem de Alex bilgisi için oynattigini dusuunuyorum ben. Alex in kosularini ve bitirici anlarda nerelerde oldugunu gayet iyi bildiginden direk engelledigi bi kac poziyon oldu ve yanlis hatirlamiyorsam ikisi direk ceza sahasi icinde Alex in sifira inen adamin pozisyonuna gore geriden geldigi poziyonlrai eengellemis oldu.
Nihat icinse uzgunum. Resmen bir kisi eksik oynadik belki acimasiz olacak ama en (belki de tek) olumlu hareketi Bobo'nun penalti poziyonunda topa degil ters tarafa kosmasi idi.

tearkan dedi ki...

Tekke iyileştiği zaman Nihat vari bir görüntü çizmezse eğer özellikle iç saha maçlarında çok iş yapabilir bence.

Nihat maç içerisinde neler düşünüyor, kafası nerelere gidiyor çok merak ediyorum. Adamın fm tabiriyle concentration 5 falan oluyor maç içerisinde.

Çok saygı duymaktayım Schuster'e. Bu sezon ortalama 50+ maç oynayacağız. Avrupa kupasında Mart'ı görürsek daha da çıkacak. Rotasyon konusunda çok doğru düşündüğünü (kuşkusuz her birimizden daha sağlıklı düşünüyor) görüyorum. Takımın hala eksik yönleri elbette var.

Bobo konusunda ben de Nobre'nin yerine oynamasını tercih ederdim ama şu kalabalık günleri bir şekilde atlatıyor olmak (günü kurtarmak olarak değil) gayet iyi. Çünkü takımımız oyun oynamayı beceriyor. Fizik gücümüz yerinde, istediğimzi an hücum edebiliyoruz.

1-2 haftaya Fatih Tekke girecek kadroya. Çok daha rahat edeceğiz o vakit. Ben açıkçası Schuster'in herkesi formda tutma gayreti içinde olduğunu düşünyorum. Tabii ki her hafta takımla oynamak iyi değil gibi ama en azından bizim kadar düşünebildiğini sanıyorum ve bu beni rahatlatıyor. (Bir tek Nihat ısrarı sinirimi bozuyor)

gnyz dedi ki...

Madem Cenk ile Necip bu takımın geleceği diyoruz o zaman bu çocuklar Kadiköy deplasmanıda olsa Madrid deplasmanıda olsa oynuyacak o zaman. Yerlerine çok iyi adamlar olurda oynatmayız anlarımda Hakan Arıkan hata yapacağına bırakın Cenk yapsın Aurelio oynayacağına Necip oynasında bir an önce tecrübe kazansınlar.

Bu arada sabah yenilsende yensende de bir arkadaş Aykut Kocaman gönderilecekse beraberliğe razıyım Aykut'un fenerin başında kalması işimize gelir demişti sanırım. Dediği gibi umarım sezon sonuna kadar fenerin başında kalır.

Maçtan önce tribünde ne kadar kadın varsa hepsini göstermeyi başaran, maç içerisinde 14867946 kere Schuster'e zoomlayan digiturk ekibinide ayrıca tebrik ediyorum.

Onurlu dedi ki...

Simdi ilk yariyi tekrar seyrettim, verdigimiz ilk pozisyon macin 25. dakikasinda Zapo'nun Niang'a vurdurmadigi pozisyon. Bu pozisyonun kornerinde zaten gol geldi. Bu iki pozisyon da olusurken Ekrem sakat sakat sahada ve dogru duzgun kosamiyor ve iki pozisyonun olusumunda da Ekrem'in hamlesizliginin rolu buyuk...

Sonrasinda zaten Ekrem oynayamayacagini anlayip oyundan cikiyor, fakat Uzulmez girene kadar gecen surede bir de Gokhan Gonul'un auta attigi kafa pozisyonu olusuyor...

Sonrasinda ilk yarida verdigimiz ilk pozisyon Ismail'le Quaresma'nin beraber cikip anlasamadigi pozisyonda yedigimiz kontrada Gokhan Gonul'un karambolunde Niang'in karsi karsiya kalisi, ki hem pozisyon kontrada olusuyor hem de olusumu sans isi...

44'de tam takimken ve harbiden defanstayken ilk pozisyonu verdik. Lugano'nun kendi ceza alani onunden kullandigi duran topta sisirdigi topu Niang arkaya indirdiginde Dia'yi arkaya kacirdi defans ve defansi orta sahada kurdugumuz icin pozisyon verdigimi miti patladi. Bu pozisyonu verirken defans hattimiz ceza alani yayinin en fazla 1-2 metre ilerisindeydi...

Bundan sonra ilk yarida bir de Niang'in pasinda Alex'in sutunu Cenk'in kurtardigi pozisyonu verdik. Ozetle saglam bir halde sahadayken verdigimiz sadece 3 pozisyon var, 1'i de zaten kontradan. Ikinci yarida da verdigimiz 2 pozisyon var zaten ki onlardan biri de yine duran topumuzun kontrasindan. Kadikoy deplasmanini normal sartlarda oynarken 5 pozisyon vermeyen takimi da kurmak o kadar kolay degil ne yazik ki...

Onurlu dedi ki...

Ayrica Digiturk ekibi demisken Ismail'in ofsayt pozisyonunun tekrarini gostermeyen ifadesini de ekleyelim.

bacon1903 dedi ki...

İyi oynamadık kesinlikle bugun sistem oturmadıki daha ama dominant oyunumuz hızla devam ediyor.Guti inanılmaz katkılar yapıyor bu dominant oyunumuza.Denızlı savunma tercıh ettı.Oyun felsefemız bu olcak dıye sabrettım ama o gıttı.Schuster ıspanyol tarzı oynatıyor 4 de yerız 5de atabılırız ne olur sabredelım.Schusterden sonrada ıspanyol tarzı hoca getırelım sıstem bu olsun artık.

gnyz dedi ki...

@onurlu
Abi hemen akabinde fenerin bir ofsayt pozisyonu oldu digitürk onun tekrarını gösterdi ama İsmail'inkini göstermedi o pozisyonu diyorsun sanırım. Digitürk bu tür pozisyon seçmeleri çok güzel yapıyor özelliklede ofsaytlarda.

Brother Ali dedi ki...

@Onurlu

Haklısın 5 sayı olarak az gözükebilir ama, hemen hepsi gol olabilecek tehlikede pozisyonlardı. İlk yarıda gol dışında Gökhan Gönül'ün kafa vuruşu, Niang, Dia ve Alex'in karşı karşıya kaçırdıkları totalde 4 gollük pozisyon var. İkinci yarıda ise Niang'ın topu ezdiği ve yine Dia'nın karşı karşıya kaçırdığı bir pozisyon daha var. Çok pozisyon vermemek elbet güzel ama hepsinin gol pozisyonu olması hiç hoş değil. Derbi de olsa 6 net pozisyon az değil, ki Fenerbahçe'nin de şu anki formu ve özgüveni de ortada. Porto gelir 6 pozisyonu da değerlendirir, şapa otururuz. Yine çok kötü oynadık demiyorum ama, rakip kalecimizle çok kolay karşı karşıya kalıyor bence.

Onurlu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Onurlu dedi ki...

Dedigim gibi Gokhan Gonul'un kafasinda takim eksikti, bizim sagimizdan cok rahat gelisen bir pozisyonda Ekrem'in yoklugunu goz ardi etmek mantikli degil. Sonrasindaki pozisyonlardan Niang'in karsi karsiyasi ve ezdigi top zaten kontrada gelisen ve her takimin verebilecegi pozisyonlar. Geriye kalan ve bizim asil uzerinde dusunmemiz gereken pozisyonlar, Niang'in arkaya sektirip Dia'nin auta attigi pozisyon, Niang'in pasinda Alex'in sutunu Cenk'in kurtardigi pozisyon ve Ozer'in pasinda Dia'nin auta vurdugu pozisyon. Bu 3 pozisyonu da vermesek daha iyi olacak, ama sonucta her takimin verdigi ve bizim de her rakibe karsi kolaylikla bulabildigimiz tarzda pozisyonlar...

Kaldi ki unutulmamali ki biz bu pozisyonlari verirken aslinda 3. ve 4. stoperimizle sahaya ciktik, bununla yetinmedik sezona 3. kalecimiz olarak baslayan kaleciyi (ki bence net bir sekilde birinci kalecidir artik) ve hayatinda sag bek oynamamis sol beki 3. sag bek olarak kullanmak zorunda kaldik (ki bence hataydi o ayri). Benzer seviyede bir eksiklik durumunda rakiplerimizin sahaya cikartacak bir kadro bile bulabilecekleri soru isaretiyken bu pozisyonlari cok da buyutmeye gerek yok. Onemli olan takimin oynamaya calistigi futbolun dogru olmasi. Sonucta takim maca dogru basladi, maci dogru bitirdi. Takim eksikken yedigimiz golden sonra biraz sarsildik ve beklenmedik degisiklikler yuzunden defansi oturtana kadar pozisyonlar verdik, ama Schuster'in soyunma odasindaki muhtemel fircasindan sonra maci son 10 senede hic bir Kadikoy deplasmaninda domine etmedigimiz kadar domine ettik...

Ozetle takim eksikken verdigimiz pozisyonlar disinda 40. dakikaya kadar pozisyon vermedigimiz, pozisyon verirken de Uzulmez-Toraman-Zapo-Ismail (Fenerbahce'nin buna muadil kadrosu Caner-Bekir-Bilica-Santos olurdu mesela) defansiyla oynadigimiz bir Kadikoy deplasmanindan bahsettigimizi unutmamak gerek...

kma dedi ki...

ikinci yarı topla oynama oranı %70 e %30 imiş...

ersnt için de bi post açılması lazım.
sanırım bu sezon tüm resmi maçlarda oynayan tek oyuncumuz.

Tuco Salamanca dedi ki...

şusteri artık sevmiyorum...

Övünç dedi ki...

Guti tükendi abi dün.Gününde olsa gene bu maç buralara gelmezdi.Çok yorulmuş,yüzünden akıyor.Çok büyük futbolcu ama 33 yaşında sezon başında kamp yapmamış adam , 3 maç üstüste 90 dakika biraz kastırdı sanki.

İbrahim Üzülmez aslında sağbek zaten ama koşullamış adam kendini sol bek olmaya aynı Ümit Özat.Bakılsın şimdiye kadar İbrahim'in yaptığı olumlu işlere(Assist-Gol) hep sağ ayakla yapılmıştır.Niye çünkü İbrahim sağ ayaklı bir oyuncudur ama kendisi bunu kabul etmemektedir.Sağ kanattayken topu sol ayağına almaya çalıştığı için 3-4 top kaybetti , halbuki tırsma abi vur sağ ayağınla yeminlen daha iyi gidiyor top.

Zapo kademe olarak %100 elimizdeki en iyi adam kaç top kesiğini sayamadım ama hava toplarında çok acayip bir eksikliği var gibi.

Nihat'ı zaten aşşağıda yazmıştım.Kesinlikle saha dışı problemleri var.Birşeyler yapabilmek katkı vermek için çok istekli ama ne kendine güveni var nede onu yapacak fiziksel durumu var.Artık krediside bitti ...

Genel olarak Denizli'nin piskopat sistemlerinden sonra sahada ne yaptığını bilen bir planı olan bir takım olmamız gerçekten gözlerimi yaşartıyor.Del Bosque gibi Tigana gibi adamların yapamadığını yapıyor Schuster.İstediğini takıma çok net anlatmış.Helal olsun..

fitneci dedi ki...

bazı arkadaşlar deplasmanda nobre oynasın pres yapsın vs. demiş de canlarım benim topla oynama oranları ortada, ekrem'in sakatlığından ilk yarı sonuna olan kısım dışında deplasmanda oynar bi halimiz var mıydı? Nobre kanatlardan bindirmeler yapabildiğimiz zaman ve defansa çekilince rakip defansı rahatsız etmek için kullanacağımız bi topçu. dün kanatlardan bindiremeyecektik bu çok açıktı, q7'nin şahsi becerileri dışındaki pozisyonların hepsi guti'nin defans arasına attığı toplardan geldi. bu paslarda da nobre yerine bobo'nun daha başarılı olacağını söylemek zor değil.

ama Schuster'i suçlamamak lazım, sakatlıklar takımı maçın gidişine göre revize etmesini engelledi. Nobre süper oynamamış olsa da kötü asla oynamadı.

Aurelio da yediğimiz gol dışında kötü değildi bence. zamanla alışacak, daha ilk maçı.

theotheo dedi ki...

nihatın özel problemleri olabilir. bazı duyumlar var. özel hayatla ilgili.

maça gelirsek.

bobo ile başlamak gerekiyodu. onun dışında kadro iyiydi. bekler çıkmaya korktuğu için ilerde çoğalamadık, saçma bi gol yiyince işler boka sardı.

en önemli olan şey topa sahip olduk. yıllardır fenerin bize yaptığı şeyleri biz onlara yaptık. sağ kanattada quaresma gibi bir yetenek olursa, bu takım akar.

schusterin değişiklikte çok yerindeydi. tebrik etmek gerekiyor.

kohala dedi ki...

maçın adamı zapodur net.

maui dedi ki...

Yorumunuzu bırakın penceresinin altında bir yazı var
Beşiktaş Ulan!!!
Bu maç sonrasında aynen bunu hissediyorum.
Beşiktaş Ulan!!!
Bakın hepimiz takım üzerindeki ufak tefek detaylardan bahsediyoruz.
Bu takıma Fatih Tekke gelecek. Bence her şekilde tek santraforda elimizdeki en iyi alternatif.
Bir de sağ kanat yaratabilirsek ki Ferrari iyileşince Toraman ya da ikinci yarı Rıdvan da gelince işi çözebiliriz.
Ama dünkü maçın en önemli kazanımı şu oldu.
Kalecimiz bugünden sonra kesinlikle Cenk'tir. Hatalı gol yese de hatta bütün yediği goller hatalı da olsa önümüzdeki 15 yılımızı garanti altına alacak bir adamdan bahsediyoruz.
Hakan, iyi bir yedek olur o kadar. Nihat ise bu takımın vasat bir yedeğidir, konu kapanmıştır.
Aurelio konusuna gelince, bence çok fazla yüklenmemek gerekiyor. Onun da ilk maçıydı sonuçta.
Ama, elimizde ligin en iyi üç ön liberosu bulunması gibi bir lükse sahibiz ne mutlu bize.
Tabii ki gönül tercihim Necip, ama dün Marco'nun tecrübesine ihtiyacımız vardı bence.
Necip'in müdahalelerde zaman zaman yaptığı hamle hataları kart gerektirebiliyor. Kabul edelim ki Ernst ve Marco bu konuda daha profesyonel. O yüzden bence bu yılı daha yumuşak maçlarda pişerek geçirmesi daha iyi olur. Zaten seneye 11'in direkt oyuncusu olacaktır.
Sözün özü...
Avrupa için yetersiz ama ligi domine edecek bir takımız...
Yıllar sonra...
Gönül rahatlığıyla...
Beşiktaş Ulan!!!

Onurlu dedi ki...

Avrupa icin yetersiz oldugumuz da bence supheli. Mevcut kadro bulundugumuz grup icin fazlasiyla yeterli, sonrasi icin de bu kadroyu -Holosko+Ridvan+Sivok olarak degerlendirmek gerekli...

Sakatliktan dolayi ozguvenlerini kaybetmeden donmus bir Ridvan ve Sivok ile bu kadro UEFA standartlarinda hic de kucumsenmeyecek bir kadro ki bu sene cok da buyuk bir para harcamadigimiz ve benim pek icime sinmese de Fink'in son derece atil kaldigini dusunursek devre arasinda bu arada eksik gorecegimiz bir mevkiye daha takviye yapma luksumuz olabilir. Ozellikle Ridvan'da sorun olmasi durumunda kontenjan sikintisi yasamayacagimiz Avrupa icin yarim sezon kiralik saglam bir sag bek dusunulebilir. Iyi bir kadroda forma sansi bulamayan ust duzey bir sag bek basari potansiyeli olan bir takimda forma giyerek yeniden parlarsin gaziyla ikna edilebilir. Bu kadro da bizi finale goturmese bile ceyrek finale goturur, gunluk performanslara bagli olarak da sonrasi hic belli olmaz. Villareal ve Laziolu grupta Salzburg'un 6'da 6 yaptigi, ama sonra ceyrek finale cikacak Liege'e elendigi bir kupadan bahsettigimiz goz ardi edilmemeli...

Benim gozumde Besiktas olceginde bir takim icin Avrupa icin yeterli kadro UEFA'da ceyrek final, Sampiyonlar Ligi'nde ise gruba bagli olarak ikincilik ile ucunculuk arasina oynayacak bir kadrodan ibaret. Bundan daha iyisi mevcut Turkiye sartlarinda ne yazik ki mumkun degil henuz...

Erdal dedi ki...

Konuyla doğrudan ilgili değil ama şimdiye kadar kimse demediği için belirtmem lazım, yoksa içimde kalırdı: Nedir bu ligtv'nin saçmalıkları, anlayamıyorum. Öncelikle ilk yarıda Üzülmez ve Q7'nin neredeyse kısa devre yaptıkları pozisyonun öncesinde Bilica'nın Q7'ye daldığı, kesin faul olan, bence Bilica'nın ikinci sarıyı görmesini de gerektiren pozisyonun tekrarını vermediler. Dakikalarca bekledim. Bir Allah'ın kulu da sormadı Q7 neden sinirlendi diye, enteresan.

Bir de ikinci yarıda (zannediyorum Guti'nin araya bıraktığı bir topla) hareketlenen İsmail'e ofsayt bayrağı kaldırıldı. Bu pozisyonun da tekrarını izleyemedik. Bunun yerine Aziz Yıldırım'ın ettiği küfürleri gösterdiler bizlere, bu daha sportif anlaşılan.

Sonra, kaç kere oldu hatırlamıyorum, oyun duruyor, yönetmen abi tribünden, önceki pozisyonlardan falan birşeyler gösteriyor, dönüyoruz bakıyoruz top ilgisiz bir yere gitmiş, mesela Gökhan Gönül topu tekrar kapmış, bizim kaleye yardırıyor. Biz ne zaman top kaybettik, GG'e biri pas mı attı nasıl oldu hiçbir şey anlamıyoruz.

Tamam hd yayın, phantom kamera falan filan da, kardeşim temel yayıncılık ilkelerine uymaya çalışın önce. Türk futbol seyircisi, daha kaliteli yayıncılığı hak ediyor.

Starks dedi ki...

Mac oncesi Besiktas'in maca agresif baslamasi ve burada yenilmeyecegini rakibe hissetirmesi gerektigini yazmistim.

O oynadi, bu oynadi farketmez, Besiktas maca aynen boyle basladi. Ilk 25 dakikada hem oyunu hem topu kontrol ederek istedigi plani harfiyen uyguluyor ve yumrugu yapistirmak icin bekliyordu. Ta ki, Hakan'in o hatali cikisina kadar. Bu kadar iyi oynarken kaleciniz boyle bir hata yapar ve gol yerseniz, hele de deplasmanda bir derbi oynuyorsaniz her takim en az bir 5-10 dakika bozulur.

Ama bizim durumumuz cok daha kotuydu. Ilk yarim saatte biri kaleci olmak uzere iki oyuncu degistirmek zorunda kalmamiz bir yana, Uzulmez'in sag beke gecmesi ile Schuster'in de dedigi gibi kacinilmaz bir yerlesim kaosu basladi ve bu ara pozisyonlar verdik.

Hersey bu kadar olumsuz giderken acikcasi ikinci yari sahaya cikan Besiktas'in mental olarak bu derece saglam ve sakin olmasini pek beklemiyordum. Hele ki sartlar sebebiyle 75. dakikaya kadar oyuncu degistirmesi mumkun olmayan bir takimin tum olumsuzluklara karsi boyle bir durus sergilemesi ve rakibin artik bir kadikoy klasigi haline gelen her turlu cirkeflik, pislik ve tahrigine kapilmadan oyununu oynayip golu de atmasi bize 1 puandan cok daha fazlasini kazandirirken, Fener'e de 2 puandan daha fazlasini kaybettirdi.

Cogu zaman uc buyukler arasinda ne fark var gibi konular yazilar ciziliyor. Hemen her derbide oldugu gibi bu fark yine ortaya cikti. Bir tarafta istisnasiz her pozisyonda hakemin suratinin dibine girip itiraz eden, hakemlere durmadan kufur eden, Volkan, Bilica, Lugano ve Terbiyesizoglu'nun basini cektigi ama Dia ve Niang gibilerin de hemen uyum saglamakta gucluk cekmedigi bir takim.

Diger tarafta her turlu tahrige ragmen sukunetini koruyan, hakkini korumayan hakeme karsi tepkisini de cirkeflikle, pislikle, itirazla degil Q7'nin yaptigi gibi gidip herkesin gozu onunde celmesini takip sari kartini goren bir takim. Bu onemsiz bir detay degil, Gs son 10 yildir hep bu girdaba kapildigi ve buna dogru/olculu tepki veremedigi icin bu stattan hem skor olarak hem de sinir harbi olarak hep maglup ayriliyor.

Bu noktada Uzulmez'in hakkini bir kere daha vermemiz gerekiyor. Q7'ye gosterdigi karttan sonra hakemin uzerine gidip Fenerlilerin mac basindan beri yaptigini yaparak yuzunun dibine girmesi ve "eger sen bizim hakkimizi korumaz, maci adam gibi yonetmezsen iste boyle adaleti biz saglariz" babindaki cikisi tam da olmasi gerektigi gibiydi.

Bir takim kaptani topsuz oyunda kart gorecekse iste boyle gorur. Uzulmez yillar gectikce futbolu kadar kaptanligi da ogrenmeye basladi. Uzulmez liderliginde butun takimin o pozisyondaki ortak tepkisi hem Cakir'in kendine ceki duzen vermesini sagladi hem de bizdeki birlikteligi arttirdi. Bu tepki ile mac basindan beri her pozisyonda cesitli maymunluklar yaparak tribune oynayan Fenerlilerin itirazlari arasinda gece ve gunduz kadar fark var. Iste Besiktas'in farki ne diyince benim aklima bunlar geliyor. Bilica, Volkan ve Terbiyesizoglu gibilerin bu takimda barinamayacagini, yolunu kaybedip gelse bile bunlarin yaninda cirak bile olamayacak Burak Yilmaz vs. gibiler ornegindeki gibi bunyenin reddedip atacagini biliyorum.

Benim icin dunku mactaki en onemli nokta buydu. Biz iyi insanlardan olusan, karakterli, sakin, sogukkanli ve birbirinin arkasini kollayan bir takim olma yolunda ilerliyoruz. Gecen sezonun son macinda yine ayni hareketlerle hakeme itiraz ederken Trabzon'dan golu yiyen Fener hicbir seyden ders almamis, bu oyuncu toplulugu ve sinir harbiyle beslenen bu camia mantalitesi ile alamaz da. Zaten de almasin, biz onlari boyle bilip boyle seviyoruz.

Skor olarak sonuca sevinmek mumkun degil ama her turlu olumsuzluga karsi takimin ortaya koydugu kisilik ve karakter bugun icin bircok seyden cok daha onemliydi ve takima olan guvenimi percinledi.

tearkan dedi ki...

Dünkü oyunu biraz fazla abartıyoruz gibi geliyor bana. Dengeli bir oyun olması, uzun yıllar sonra büyük maçlarda topa bu kadar fazla sahip olan bir Beşitaş görmek hepimizi mutlu ediyor; fakat nasıl verdiğimiz 6 'net' gol pozisyonu için abi ikisinde Ekrem sakattı, biri kontraydı onu herkes verir, diğer üçünü de kadıköy deplasmanında verelim zaten diyebiliyorsak bu topla oynama işine da aynı şekilde bakabilmek lazım. İkinci yarı fenerin yaslanması ve aykut kocamanın değişikliklerinin bu topla oynama yüzdesine büyük etkisi oldu bence. Biraz uç bir örnek olsa da İnter-Barça maçı geldi aklıma. Tabi fener, inter gibi topun arkasına geçen, topu bilerek rakibe veren bir anlayış sonucu böyle davranmadı; ama bu topa sahip olma işi çok şey anlatmıyor bence.

Schuster'in sakatlıklar sonucu oyuna müdahale etme şansı azaldı; fakat aurelioyu çıkarıp Bobo'yu oyuna alması, İbo'yu sağ beke koyması da müdahalelerinin ne derece sağlıklı olduğunu gösteriyor. Sonuç 1-1 olunca ve penaltı pozisyonunda da Bobo olunca, İbo bir taraflarını yırtınca bunlar insanın gözüne iyi gibi gözükebiliyor; fakat Cenk'in çıkıp çıkmamakta kararsız kaldığı Dia'nın topu ayağına doladığı pozisyon bence Bobo-Aurelio değişikliğinin eseri. İbo'nun da mücadelesine saygım sonsuz; fakat sağ bekte zaman zaman topu ayağına acemice doladığı pozisyonları es geçmemek lazım.

Başkanından teknik direktörüne taraftarından futbolcusuna herkesin gergin ve kafasında bir acabayla çıktığı maçta, ilk kornerlerinden çarpa çarpa gol attıktan sonra ancak kendine gelen bir feneri bence yenmemiz gerekirdi.

Ekrem dedi ki...

@ erdal

ben de bahsettiğin ofsayt pozisyonunun tekrarını görmeyi çok bekledim. ama bizim ofsayt pozisyonunu göstermek yerine bir sonraki atakta fenerbahçe'nin ofsayt ile ilgili bir tartışmalı pozisyonu oldu. onu hemen gösterdiler. siyahi arkadaşlardan biriydi pozisyonun içindeki.

bana göre ismail'in pozisyonu ofsayt değildi ama dediğimiz gibi tekrarını göremediğimiz için bir şey söyeleyemiyoruz. ayrıca blicca'nın muhtemelen 2. sarıyı görmesi gerektiği pozisyonu da yine dediğin gibi izleyemedik.

Pamukk dedi ki...

maç özetlerine emrenin dayılaştığı hakemi nerdeyse döveceği pozisyonu niye koymamışlar bilen var mı

ama pardon hakemle 1puanı kurtardık
saolsun varolsun
volkan efendi oyunu soutmak için elinden geleni yaptın,penaltı da bunun ilahi adaleti olsun

bu kadar kısmetsizlikle (2sakatlık,nihat tercihi, bobonun 11de olmayışı, hamlelerin kısıtlanması) 1puan iyidir.

Guti kendisine yapılan fotoyu çok beğenmiş o yüzden kendisi atmak istemiş penaltıyı. şimdi o fotoya kendilerini kosunlar

Starks dedi ki...

Diger olaylara gelince... Daha 2 gun once Hakan'in hala kendine guvenmedigini, Cenk'in hem taraftara hem defans oyunculara cok daha fazla guven verdigini yazmistim. Hatasini bir kenara birakin, Cenk kaleye gectikten sonra kaledeki durusu ile Hakan'in durusunu karsilastirmak bile yeter. Hem de zor bir deplasmanda, takim kaos halindeyken kaleye gecti. Dagilmak ve guvensiz olmak icin her turlu bahanesi mevcuttu. Hakan iyi bir insan fakat mental yetersizlikleri sebebiyle saniyorum ki hicbir zaman Besiktas kalibresindeki bir takimin birinci kalecisi olamayacak. Yine de iyi bir Turk yedek ve kellesi kopartilmamali. Kendisine gecmis olsun.

Schuster'in Aurelio ile baslamasini ben elestirmem, hatta bir Necip fanatigi olarak dogruya daha yakin buluyorum. Necip'in cok sey yapmak istemesi ile yerini kaybedecegini dusunmus, Aurelio'nun tecrubesi ile Guti'ye daha kolay oynama firsati yaratacagini dusunmus olabilir, ki hatali gole kadar bence bu sablon son derece iyi isliyordu. Bence Aurelio uzun sezonda bize gayet faydali olacak. Ki Necip'in normal maclarda bile ne kadar gereksiz sari kartlar gordugunu biliyoruz, boyle bir macta tahriklere karsi kendine hakim olamayip Fener'in ekmegine yag surmesi muhtemel olabilirdi.

Bobo yerine Nobre tercihini kendisinden off the record olarak dinlemek gerek, oyle medyaya verilen demeclerden cok birsey ogrenebilegimizi zannetmiyorum. Belki fiziksel mucadelenin icine Nobre'yi atip ikinci yari Bobo'yu daha efektif kullanmayi dusundu belki de tum sezonun tek Bobo ile gitmeyecegini dusundugunden yapti, belki de Nobre'nin daha etkili olacagini dusundu ya da baska birsey bilemem.

Kesin olan sey su ki, Schuster sadece bugunku maci degil gelecek icin bazi oyunculari da kazanmayi planliyor. Nihat israri da bu yuzden. Nihat hakkinda soylenecek bir sey yok, durumu ortada. Kendisini ve kariyerini komik duruma dusurme noktasina geldi. Schuster her iyi hocanin yapmasi gerektigi gibi belli bir kalitesi olan ama formsuz olan oyuncularini kazanmaya calisiyor, sezonun ilerisi icin tohumlari atip cimlenmesini beklemek istiyor. Ama Nihat gercekten Schuster'i de cok zor duruma sokuyor. Insallah Tekke saglikli ve guclu donus yapar.

Guti gelirken aklimda bazi supheler vardi, acaba burada kendini vererek oynayacak mi diye dusunuyordum. Dun mac boyu buyuk sorumluluk alarak aklimdaki supheleri artik tamamen ortadan kaldirdi.

Onurlu dedi ki...

@tearkan

Sahsen ben topa sahip olma yuzdesinden cok topa nasil sahip oldugumuzla ilgileniyorum. Ozetle demissin ki ikinci yari Fener yaslaninca topa sahip olmak cok da onemli degil, lakin biz geriye yaslanan bir takima kolay kolay bulunmayacak kadar cok alan yarattik Fenerbahce yari sahasinda. Yani soz konusu topa sahip olma orani alan bulamayan takimin hazirlik paslariyla vakit gecirmesi sayesinde olusan bir yuzdeden ibaret degildi. Dikkatlerden kacmamali ki penalti pozisyonu kaleciden santraforumuza sadece 2 dikine pasta olustu, Cenk->Guti->Bobo. Yani biz yeri geldiginde topu cok hizli bir sekilde dikine de oynadik. Bobo ve Nobre 2'ser defa defansin arkasina sarktilar, 2 kere cerceveyi buldular, 1 kere acilan kaleci pozisyonu son anda onledi ve 1 de penalti yaptirdilar. Belki sut cektikleri pozisyonlarda cok rahat degildiler ama ikisinin de cikardiklari sutlari Volkan gibi bir kaleci tek hamlede kontrol edemedi. Daha onemlisi Quaresma 2 defa, Ismail 1 defa bombos aut cizgisine inebildiler (Ismail'in bir pozisyonu da supheli bir ofsaytla kesildi) ama son paslarda etkili olamadigimiz icin bakiyorum ki pozisyon olarak bile sayilmiyorlar. Bunlara ek olarak Guti'nin sag kanada Uzulmez'e attigi bir ters top vardi ki o top Uzulmez'e degil de saglam bir Ekrem'e gitmis olsaydi cok farkli sonuclanirdi. Ayrica da Toraman'in bombos pozisyonda vuramadigi top, Guti'nin kornerinde Ernst'in sanirim Aurelio'dan donen volesi ve Quaresma ile Bobo'nun ust uste cizgiden cikan sutlari gibi 3 tane de kritik duran top pozisyonumuz vardi. Yani Fenerbahce'nin olagandisi sebepler sayesinde de buldugu pozisyonlara bu kadar onem atarken sadece dogru oyun felsefemiz sayesinde yaratabildigimiz ama son paslar ve vuruslarda etkili olamadigimiz icin buldugumuz pozisyonlari bu kadar goz ardi etmemek gerek...

Defansta uyumsuzluk oldugu asikar ve verdigimiz pozisyonlarin tumu bundan kaynaklandi. Ancak bu pozisyonlari veren defans da takimdan kurulacak son defanslardan biriydi. Defansin disinda kalan bolgelerde orta sahada adamlari net bir sekilde ezdik (ustelik Aurelio ciktiktan sonra bile), hucumda da gayet bos alanlar bulduk ve pozisyonlar yarattik. Ozetle o pozisyonlari vermeseydik, ama buldugumuz pozisyonlari da yaratamasaydik ben gelecek icin cok daha umutsuz olurdum. Ama takimin dunku macta makro stratejisi son derece dogru, zayif noktalari da mikro degisikliklerle duzeltebilecek seylerdi...

Pamukk dedi ki...

yabancı sınırlamasından şikayet ediyodu hoca şimdi 6yı bile doldurmuyor

Pamukk dedi ki...

Guti penaltıyı iyi atmadı bence, neyse ki sert attı da bide penaltı kaçırma travması başlamadı

çok şanslıyım-z Guti bizimle olduğu için

Kadir dedi ki...

Kadıköyde son 10 senedir rakiplerine üstünlük kuran sürekli kazanan bir rakiple oynuyorsun maça çıkıyorsun ilk 20-25 dakika neredeyse rakibe top göstermiyorsun ama çok moral bozucu şekilde neredeyse rakibin ilk doğru dürüst hücumunda bir duran toptan ilk golü yiyorsun. Golden önce oyuncun sakatlandığı için 3-4 dakika 10 kişi oynarken eksik bölgeden gelen ortalar ile geliyor gol.

Ve yine golde bariz faul var ama mazaret değil golden sonra bu seferde kalecin sakatlanıyor ve Kadıköy’de iki değişikliğini ilk yarı bitmeden yapmak zorunda kalıyorsun. Ve sağ kanadına İ.Üzülmez geçiyor mecburiyetten ( Kendi deyimiyle hayatında ilk kez )

Yani devre bitmeden bir takımın yaşayacağı bütün olumsuzlukları yaşıyorsun. Sakatlık, hakem, şans ve şanssızlık…

İçeri giriyorsun soluklanıyorsun ve ikinci yarıya başka bir şekilde tekrar çıkıyorsun.

Mesaj net ; “ Burda patron benim ”

Skor önemli değil, mantalite önemli. Biz ile diğerleri arasındaki en temel fark, biz futbol oynuyoruz, seyircisine “ birazdan atıcaz merak etmeyin “ hissiyatını veriyoruz.

Son olarak, herkes gol atacağımızdan emindi de en kötü 70lerde bekliyordu.

Neden ?

Çünkü ikinciyi atmak için yeterli vaktimiz olsun…



Not : Quaresma’nın karşısında Gökhan Gönül’ün acziyetini izlerken her nedense çok mutlu oldum.

A . A dedi ki...

@ Starks
gerçekten ilginç yorumlarınızı hayretle okudum. takımınızın ayrı/farklı/diğerlerine benzemeyen/krilenmemiş olduğunu düşünmeniz, aidiyet duygusuyla açıklanabilir çok zorlarsak.

ama sizin çirkef olarak nitelediğiniz bilica, lugano ve emre'den ibrahim üzülmez, ibrahim toraman, nobre'nin ne farkı vardır merak ediyorum.

bir ikincisi, emre'nin yaptığının aynısını yaptığı için ve kafasını kakemin kafasına dayadığı için -emre'ye tepki olsun diye değil, karakateri bu olduğu için maç başından beri bunu yapan- ibrahim üzüelmez'in gördüğü saçma sarı kartı dahi övebiliyor oluşunuz karşısında şaşkınlığımı gizleyemeyeceğim. çok ilginç bir bakış açısı.

TA dedi ki...

hagiden sonra türkiyeye gelen en iyi yabancı bence guti.fark yaratan oyuncu.

cenk bence şu anda türk kaleciler arasında en iyisi.gutiye verdiği pas ile golü getiren önemli bir isim oldu.birde libero gibi çıkışları varki buda çok olumlu bir özellik.oyunun içinde.bir iki atağı bu şekilde kesti.
fiziğide çelsili cech e benziyor.refleksleri harika

ernstin yükselişini aurelio ile açıklayabiliriz.aurelionun varlığı ernsti rahatlatıyor ve daha rahat oynuyor ileriye çıkışlarda.cisse nin varlığı ile benzer bir durum.

türkiye liginin kalitesini düşündüğümüzde beşiktaşın ofansif oyunu bir problem yaratmayacak kanımca sezon içerisinde.çoğu takım hızlı kontatak yapamıyor bu ligde.ama avrupada ilerleyen turlarda bu defans anlayışı problemlere yol açar.kötü bir fenerbahçe bile çok pozisyon buldu.

volkan demirelli fenerbahçenin ligde hiç şansı yok.daumun volkan hakkındaki açıklamalarını biliyoruz.son 5 sezonda 1 şampiyonluk görmüş fener.kalede volkan.o bir şampiyonluktada son 10 maç kaleyi serdar devralmış.

A . A dedi ki...

gerçekten bu yüzden seviyorum blogları. q7 karşısında gökhan gönül'ün acziyetinden bahsetmiş biri.

q7 dün gece kötü oynadı. ya da siz diğer beşikatşa maçlarını izlemdiniz, yani iyi oynadığı maçları. gökhan gönül dün gece q7'yi maçın oldukça önemli kısmında etkisiz hale getirmiştir.

kendinizi bir zorlayın ve q7'nin maç boyunca yalnız iki kez sıfıra indiğini, bir kez de ismail'i sıfıra kaçırdığını hatırlaycaksınız.

dün gece q7'nin topla oynama sayısını oldukça merak ediyorum hücum bölgesinde.

gökhan hem q7'ye asgari düzeyde top aldırmış. bir yüzde yüz gol kaçırmış
bir yüzde yüz pozisyon hazırlamış ve çok sayıda bbindirme yapmıştır.

ne yazık ki burada bir aczden bahsedeceksek bu q7'nin ki olur.

carlito dedi ki...

devre arasında schuster'in "napıyorsunuz lan!" uyarısı... :):) iyi güldürdün beni Shelbyl.

valla bana göre Schuster ne yapılması gerekiyorsa onu yaptı.. nihat dahil kadro seçimi doğruydu, ne yapacaktı Hilbert veya Holosko daha mı iyiydi? yalnız nobre yerine bobo ile başlayabilirdi belk
i, ama daha sonra oyuna sokabileceği bir kozu olmayacaktı, Nobre yaratamazdı Bobo'nun yarattığı etkiyi..

ayrıca ekrem sakatlanınca hepimiz deli İbo'nun ne işi var lan sağda derken sonradan ne kadar akıllı bir seçim olduğunu kabul etmişizdir sanırım.. demekki adamın bir bildiği var..

yalnız tek bir önemli hatası vardı bana göre hocanın, o da Cenk'i tercih etmemesiydi.. Cenk'in bu takımın 1. kalecisi olması gerektiğini bu maçla herkes görmüştür herhalde.. oynasaydı o saçma golü yemezdik ve Hakan çıkmasaydı attığımız golün başlangıcında Cenk'in topu hızlı bir şekilde Guti'ye aktarmasını yapamaz, degajla topu taca gönderirdi muhtemelen.. sanıyorum tecrübe muhabbetine hakan'ı tercih etti, ama aslında cenk hiç de tecrübesiz değil senelerdir süper ligde banko oynayan bir adam, artık Cenk'le ilgili soru işaretleri kalmamalı kimsede..

TA dedi ki...

rıdvan şimşek in geri dönüşü schusteri sağ bek pozisyonunda rahatlatabilir.

Asphalt Monkey dedi ki...

Sezon basindan beri cok güzel bir performans sergileyen, bizi Cek deplasmaninda farktan kurtaran Hakan'i tek pozisyonda silip, ikinci kalecimiz olmali demek dogru degil bence.

Ayrica Inönü'deki ilk macta Deli kaptan icin özel birseyler yapilmalidir. CSKA macinin sonlarinda agzim acik izledim, Fener macinda kendimden gectim.

Kadir dedi ki...

@ A . A
Ben Gökhan Gönül'ün ilk yarı bir iki bindirmesi dışında ataklara destek verdiğini hatırlamıyorum. Hatta maç içinde spiker "Quaresma sağ kanada geçince Gökhan biraz çıkmaya başlamıştı ama şimdi tekrar sola geçti" gibi bir cümle söyledi.
Demek istediğim bu benim. Gökhan ayrıca hiçbir pozisyonda teke tek savunmadı Quaresma'yı bunun altını çizmek lazım. İkili hatta üçlü sıkıştırmalarla etkisiz bırakmaya çalıştılar. Bir nevi Kevin Durant muamelesi gördü Quaresma.
Burda her türlü yorum olur saygı duymak lazım ama illa ki istediğin yorumları duymak istiyorsan Antu.com var orda herşey gülllük gülistanlık orda herşey toz pembe...

mj23 dedi ki...

o değil de o kadar fink diyoruz, belki schuster'in kişisel problemi vardır fink'le?belki fink aşırı milliyetçidir?schuster'in milli takım olayıyla ilgili, veya basın toplantılarında ispanyolca konuşmasıyla ilgili birşeyler demişse direk kafasından silmiş olabilir schuster.ha bu çok küçük bi ihtimal ama olmaz olmaz:)

A . A dedi ki...

@ Kadir

öncelikle, ben burayı beşiktaş'ın derinlemesine tartışıldığı bir mecra olarak gördüğüm için okuyorum.

ayrıca farklı seslerin çıkması yüzden seviyorum blogları dedim yazının başında.

ama burada farklı takım taraftarlarının yazmasını/okumasını istemiyorsanız/tahammül edemiyorsanız- ki bugüne dek bunu hissetmedim- saygı duyup, takip etmemeyi bilrim.

ancak aslında q7'nin önceki maçlara göre oldukça etkisiz olduğunu, bunda gökhan futbola profesyonel olarak başladığında tahminen q7'nin barca'ya transfer olmuş olmasından dolayı daha hırslı olmasının yatabileceğini, q7'yi her topu aldığında iki kişi karşılamanın korku ya da küçüklükle değil de -beşiktaş'ın hücum gücünün önemli bir kısmı olduğu düşünülerek- akılla açıklamak gerektiğini. tıpkı önceki senelerde, -inönü'de bile- tayfur'un, fink'in koray'ın alex'e maç boyunca adam adama markaj yapması gibi normal olduğunu dinlemiş/duymuş olursunuz.

yo hayır ben mutluyum kendi gerçeklerimle,burasının "guti emre'yi öyle bezdirdi ki sakat numarası yapıp çıktı", "q7 gökhan'ı bitirdi artık milli takıma bile alınmaz", "yobo nobre'den korktu oynamadı" "krasic beşiktaş ligde diye fenere gelmedi" gibi cümleler sarfedilen bir platforma dönüşmesi mutlu etmeyecektir sizleri bir zaman sonra.

shelbyl dedi ki...

Abilerim ablalarim,

Daha once yuz bin kere dedim, bu yuz bin bir olsun.

Su blogda lutfen, LUTFEN, artik:

- Begenmiyorsaniz oraya gidin.
- Boyle diyecekseniz giderim.

geyigi olmasin ya. Valla bak. Hani daha nasil diyeyim bilemiyorum. Yapmayin etmeyin, gozunuzun yagini yiyeyim.

Burada yorumlar moderasyonsuz. Neden acaba?

Sozlerime burada son verirken, bir daha lutfen diyorum. Kimse kimseye kovma imali laflar etmesin, ola ki boyle laf edilince de insanlar alinmasin yahu.

Yorum Gönder

Ara