.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
17 Eylül 2010 Cuma

Maç Yazısı: Beşiktaş - CSKA Sofya

Öncelikle baştan söyleyeyim: Maçları yurtdışında bulunduğum için yurtdışından izliyorum, o yüzden perspektifim TV ekranından gördüğümle sınırlı. Bu yüzden diziliş vs. üzerinde ayrıntılı yorum yapmam için ne teknik, ne de teknolojik kapasitem yeterli değil. Her zaman dediğim gibi, benim futbol değerlendirmem tamamen empirik bazlıdır, işe yaramış/yaramamış olguları kafamda bütünleştirir ve ona göre doğrularımı oluştururum. Maça gelirsek: Maçta iki adet Beşiktaş vardı. İlk yarıdaki Beşiktaş sahada kafası kesilmiş tavuk gibi dolaşırken ikinci yarıdaki Beşiktaş daha basit ve daha planlı oynamasının verimini aldı. Ayrıntılandıralım. Şu ana kadar Schuster, yabancı sınırı olmayan maçlarda azamiyetle Ernst - Guti (ya da saç baş yoldururcasına Delgado) ortasaha temelini denedi. Bu oyun planının temelinde yatan felsefe şu: Akışkanlık ve kontrol. Yani defans bloğu önde kurulacak, Guti azamiyetle oyun kurucu adam olacak ve en başta arkasında yerleşmiş Ernst ve önlerindeki çakma 10 numara ile sürekli yer değiştirerek dinamizm ve alan parsellemesi yaratacaklar. Bu sistemin anahtar kelimesi "dikine yer değiştirmeler". Bu sadece ortasaha yapısında da değil; kanatlarda da bek ile açık görünümündeki oyuncular sürekli yer değiştirmeliler. Ekrem - Hilbert ikilisini çok beğendiğimiz Helsinki maçının anahtarı da buydu. Uygulamadaki Sıkıntı Bu maçın ilk yarısında, bu sistem kesinlikle işlemedi. Ankaragücü maçını izlemediğim için, bu dizilişin daha önce orada denenip denenmediğini bilmiyorum, lakin hiç de efektif olmayan bir görüntümüz vardı. Bunun sebebi de görev tanımları, ya da oyuncuların kendi görevlerini kendi tanımlamalarıydı. Mesela Tabata kendi içinde hem Quaresma hem Guti hem de Ernst'i birleştirmeye çalışıyor, gerek sol kanat gerek forvet arkası gerekse ortasaha ikilisinde yer alıyor, koşuyor da koşuyordu. Lakin yer değiştirmeli olması gereken bu koşular yersiz hale gelince, verilen paslar boş alanlara gitmekteydi. Benzer bir sorun Holosko'da da vardı. Patlayıcılığını ve de yeteneğini yeniden keşfetmiş gibi duran Holosko, tabiri caizse gaza gelince, karar verme aşamasında berbat işler yapmaya başladı ve de Tabata'nın yarattığı alan kargaşasının bir benzerini de o yarattı. Bu durumun iki etkisi oldu: Bir, başarıları tamamen takım arkadaşlarının görevlerini söylendiği gibi ifa etmesine bağlı olan Hilbert ve Nobre gibi iki sistem adamı, inanılmaz derece atıl kaldılar. İki, ön blokun bu tavuk vaziyeti, Ernst ve Guti'nin kendilerini hücum bloğunun gerisine çekmelerine ve de dinamizmin kayboluşuna sebebiyet verdi. Bunlar yetmezmiş gibi, İbrahim Üzülmez ve Ekrem de dikine yer değiştirmeleri ve kanat bindirmeleri yapmaktan imtina etmek zorunda kalınca (çünkü onlar ileriye çıktıklarında yerlerine kimin bakacakları muamma oldu), hücumda hiçbir etkinlik gösteremedik. Devre Arasında Gelen Karatahta Müdahalesi Bu durumda Schuster'in iki şansı vardı: Ya Tabata ve Holosko'nun yerine, görevlerini daha etkili yapabilecek olan adamları almak (Guti ileri çekilip Ernst'in yanına Aurelio, ya da Holosko'nun yerine Quaresma/Bobo), ya da istemli ya da istemsiz garip bir halde teşkil etmiş oyun planını değiştirmek. Schuster bunların ikincisini yaptı. İkinci yarı başlar başlamaz, Hilbert, Holosko ve Tabata'nın görev alanının kati çizgilerle daraltıldığına, Ekrem ve İbrahim Üzülmez'in daha çok ileri çıkmasının teşvik edildiğine şahit olduk. Hilbert arkadan Ekrem desteği gelmesi ve yatay yer değiştirmelerinin minimize edilmesiyle yeniden doğdu, Nobre geçen seneki gibi "çok geriye gelip top alıyor yea!" eleştirisine maruz kalmaktan kurtuldu ve de gerek kanatlardan, gerek CSKA'nın seyrekleştirdiği orta alandan organize hücumlar geldi. Bundan sonraki oyuncu değişiklikleri de pastanın üstündeki kremaydı zaten. Sola sabitlenmiş, ve markete deterjan almaya yollasan pil ile dönecek kadar karar mekanizması defolu Holosko'nun pili de bitmeye başlayınca oranın ustası Quaresma girdi (ki onun varlığıyla bu yatay yer değiştirmeler anlamlı oluyor), daha sonra zaten oyunu tamamen yıktığımız yarısahada atıl kalmaya başlayacak Tabata'nın yerine Bobo dahil oldu ve daha da yüklenmeye başladık. Sonuç da geldi zaten. Maç Geyiği Bu maçın en güzel yanı, Beşiktaş'ın 90. dakikaya kadar "Ya merak etme hocam gol buluruz" hissiyatı vermesiydi. Bu mükemmel bir durum işte. Ama o zeminde top oynanmaz hocam, vallaha yazık sakatlık çıkacak. İlk yarı itibariyle Hilbert ve Nobre'ye fazlasıyla küfür bekliyordum, ama sanırım "sistem"in önemini kavramaya başlıyoruz ha? :) CSKA'daki Sayit Hoca Arnavut kökenli mi Türk kökenli mi acaba? Şu ana kadar oynadığımız her maçta "defansın arkasına sarkan zenci forvet" fenomenini yaşadık. Fenerbahçe maçında Dia oynamaz umarım, artık deja vu oluyor, rüyalarıma giriyor.
Bu maçtan sonra da "Defans çok öne kuruluyor, çizgi savunma" falan denecektir. Aldırmayın. Defans bu kadar öne kurulmasa bu oyunu oynayamayız zaten.
Tribünler Fenerbahçe maçına iyi bilenmiş, golün gelmesiyle birlikte büyük bir deşarj yaşandı. Gel haftasonu gel.

27 Yorum:

lakerda dedi ki...

sayit hoca bulgaristanlı türk. bulgar milli takımında oynadı mı bilmiyorum ama under-21'de oynadı diye biliyorum.

Ben sistem içinde Hilbert'in ancak vasat bir adama dönüştürülebileceğini düşünüyorum. O da olacağının maksimumudur. Özellikle bir gün kendisini çıplak gözle izlersen, ne dediğimi daha iyi anlayacaksın. 6+2+2 abuklamasında, Beşiktaş için o en son +'daki 2'den biridir Hilbert'in yeri. Bu kadar net. İlk yarıyı 20 metrede oynadı Hilbert. Abartmıyorum, çok ciddiyim, 20 metre. Kapalının yeni açığa yakın tarafının önünde toplu veya topsuz dolaştı durdu. Sistemde nasıl bir hata olursa olsun, alan oyununu baz alan tüm dizilişlerde amaç blok halinde hareket etmektir. Adamın orta yapamamasını, sürekli yanlış tercihler yapmasını, yanındaki adama pas atamamasını ve hatta top kontrol edememesini geçtim, takımın kompakt yapısını da bozuyor. Özellikle ilk yarıda, bugünün en kötülerinden biri olan Ekrem'e bir bakın bakalım, CSKA'nın kavruk tenli sol açığıyla uğraşırken Hilbert nerelerde. Eğer hem bu adama, hem de Fink'e sistem oyuncusu diyorsak ortada bir sorun var demektir. Bu adam için Fink harcanıyorsa ortada daha büyük bir sorun var demektir.

lakerda dedi ki...

Ayrıca hocam şu maçta da yok savunma çok önde kuruldu veya tek önliberoyla oynadık işte bundan diyene saygım yok. Guti daha önde oynayabilir diyene saygım var da esas sorun orada değildi bence.

Yahu tek kale oynadık ve adamlar da gelecek kardeş 1 kere 2 kere. Cska takımı çok fazla yorulmadı, başka bu çapta takım bu kadar dayanamazdı.

lakerda dedi ki...

Tek kale derken top yüzdelerinden bahsediyorum. Hiç görmedim ama 70'e 30 vardır.

AQ-47 dedi ki...

CSKA sadece mücadele eden bir takım, spikerin çok övdüğü mosquinho mudur nedir onda bile iş yok. sheridan allahlık, bir çok kontra pozisyon yakaladılar ama çok beceriksizdiler. Tek yapabildikleri kendi yarı sahalarını kalabalık tutmak oldu. Şimdi sanırım blogda yeni moda "Hilbert aslında iyi yae" olacak, ama değil...Horrorun dediği gibi beyler Fink nire Hilbert nire?

umut dedi ki...

ekşide yazmışlar ; beşiktaş taraftarının gerçek yüzünü gördük, lig tv mikrofonları koymayınca ses çıkmıyürr" diye. tamam bence de bi bozukluk vardı bugun tribünde de, son dakika gol gelince mikrofon mu koydular be hacım tribüne? ben çok net duydum sözlerini yazayım da tam olsun mu?

tearkan dedi ki...

bir manitam olsaaa.. saçları sarı olsa, fenerbahçeli olsa, bir koysam kartal olsaa..

son anlarda, ekşi deyimiyle tribüne mikrofon konulunca, diye söylediklerini duydum ben; ama yanlış mı duydum? sırf meraktan soruyorum yanlış anlaşılmasın.

Müfit dedi ki...

Daha once de soylemistim, su maclara uclu disinda tezahuratla baslayinca ne takimdan ne tribunden hayir geliyor, ugursuz geliyor diger baslangiclar.
Ikinci yari gole kadar arada 2-3 cosma ani disinda bildigin mal gibi sahaya baktik, cit cikmadi tribunden.
Gundogdu bile unutuldu ki daha once pek denk gelmemistim.
Halbuki soyle kralindan bi ucluyle baslasak, erkenden 2-3 tane koysak, son 20 dakika ekinler dize kadar senin kurabiye fener benim eglensek cossak fena mi olurdu :)

MadLover dedi ki...

ekşideki fenerli tayfası götüm götüm izlediler tribünleri keza q7'yi ama korkunun ecele faydası yok bunu bilmeliler artık, mikrofon muhabbetinin de geyik oldugnu sanıyorum nede olsa ekşi pek kaale almamak lazım. inci olsa belki dicem (!)

ferdi dedi ki...

tabata cikarken yuhalama sesleri duydum basimdan asagi kaynar sular dokuldu.bu kadar suursuz bir davranis olamaz!!!bazilari kavrayamamis artik herseyin degistigini.
Quaresma geldi diye degil.
Schuster geldi diye degisti hersey.
su nobreye tabataya bakiyorum kandirilmisiz biz 2 senedir.M.D olsa hala delgadoyu bekliyor olacaktik.neyse ki o kabus bitti.
umarim taraftarda artik bu degisimi kendinde hissetmeye baslar ve sacma sapan tepkilerle hem futbolu hemde futbolculari sogutmaz. ayrica bu tepki tabatanin nasil bir zeminde oynadigi hic goz onune getirilmeden yapiliyor,nobre ve hilbert icinde gecerli bu dediklerim.

bence hala hazirlik maclari yapiyoruz biz. schuster bireysellikten uzak bir futbol oynatmaya calisiyor ve bu sistem oturursa/oturdugunda 2 ust duzey kadroya sahip bir Besiktas olacak nerde ne yaptigini bilen. benim schusterden anladigim quaresmayla daha iyi oynayabiliriz ancak quaresmasiz da iyi oynamaliyiz,hatta gutisiz ve hatta ernstsiz ve hatta bobosuz. bu hem rekabet icin hemde buyuk hedefleri olan bir takim icin gerekliliktir.herkes sabirli olmali ve bu Besiktasin 1 sene sonraki halini hayal etmelidir. gercek basarilar ancak elindeki malzemeyle elindeki teorinin ahengiyle mumkundur.Bu sene turkiyede spor yazariyim diye gecinenler schusterden cok sey ogrenecekler.

shelbyl dedi ki...

Abi Hilbert sola da gecti, ortadan da yardirdi, geri de dondu. 20 metre cok insafsiz bir tanim olmus.

Tabii sen ciplak gozle izlemissin tartismasiz daha hakimsin, ama ekran basinda not tutarak izlemenin de en azindan oyuncunun kat ettigi mesafe acisindan verdigi bir fikir var.

Ilk yari sonunda "soyle soyle olmali" dedim, dediklerim aynen oldu. Yoksa bu kadar iddiali bir yazi yazmam zaten adetim degil. Ama Hilbert ve Nobre'nin ikinci yari bambaska adamlar olmalarinin, Tabata'nin daha yararli isler yapmasinin vs. bir aciklamasi olmali, ve o aciklama da yukarida yaptigim aciklamadir bence.

benim söylediğim 20 metre mevzuu maçın genelinden ziyade ilk yarı içindi. yoksa bir arta quaresma'yla kanat değiştirdiler (yeri gelmişken dün quaresma da hiç iyi değildi bence. tiyatroda overacting denen zımbırtının futbol karşılığı neyse onu yaptı -overplay??-, sürekli 2-3 kişinin arasına girip çıkmaya çalıştı), o sola geçti. ikinci yarıda ekrem'e yardıma da geldi hatta (muhtemelen devre arasında yediği fırçanın etkisiyle). ama ilk yarıyı fırsatın varsa yeniden izlemeni tavsiye ediyorum shelbyl'im. bizim levent'le serkan kanka oldu neredeyse hilbert'le. ne zaman kamera ona zoom yapsa, tribünde bizim çocukları görüyordum, çünkü oradan hiç ayrılmadı sağolsun. hasret giderdik bizimkilerle uzaktan uzaktan :)

shelbyl dedi ki...

Abi ben de tam onu diyorum esasinda. Hilbert Ekrem'in yardimina gitmedi, tamam, ama Ekrem de Hilbert'in yardimina gitmedi mesela, ya da Ibrahim Uzulmez de solda oynayan her kimdiyse onun yardimina. Ama Tabata masallah herkesin yardimina gitti uzerine vazife olmamasina karsin.

Oradaki sorun Hilbert, Nobre, Guti, Holosko, Uzulmez, Ekrem vs. degildi. Ayni adamlar ikinci yarida bambaska oynadilar. Ilk yarida kollektif bir sacmalama halindeydik, sebebini daha iyi izleme sansi olan ya da daha teknik bir goze sahip olanlar yorumlasin.

Övünç dedi ki...

Uzun süredir söylüyordum Ernst sistemi bozan adamların başında geliyor diye.Savunmanın arasına gömülüyor orta saha pres gücünü kaybediyordu.Bu sefer tek ön libero olmasına rağmen sistem gereği(biraz da rakibin izin vermesiyle) hücuma da destek verdi dinamizm geldi orta sahaya nihayet ileride basmaya başladık ve maçın yıldızı oldu.Bir nevi Xabi Alonso performansı verdi.

Hilbert çok ağır bir adam kanat oyuncusu ağır olmaz.Bu adam yolcudur.Bence Bobo-Tabata değil , Bobo Hilbert değişikliği olmalı,Tabata pas akışından çıkartılıp birebir özelliklerini daha iyi kullandığı kanatlara atılmalıdı zira çizgiye inebilen bir adam ,iyi orta yapıyor ve duran toplarda da çok etkili.

Guti bizim sahaya yakın olduğunda uzun toplar denemeye başlıyor.Birkaç tanesi isabetli olsa da bu tempomuzu düşürüyor.Bu sebeple Guti'nin Tabata'nın yerinde oynaması daha mantıklı gibi.

Bence Schuster'in istediği sisteme en yakın performansımız bu maçtaydı ama Shelbly'ın dediği dibi Holosko ve Tabata'nın 3. sınıf performansları etkinliğimizi düşürdü,üretken olmayan bir görüntü çizdik.1-2 değişiklikle düzelecektir ...

fitneci dedi ki...

maç geyiği continued:

1) hilbert bence 2. yarı da ilk 11'i hakedecek top oynamadı. Ekrem de defansı bi türlü beceremiyor. Bence bir sonraki dandik maçta hilbert bek, ekrem açık oynasın.

2) tabata'nın oynadığı yerde guti, guti'nin oynadığı yerde necip oynasa, hayat bayram olsa...

3) bu dizilişte tello olsa ne iş yapardı be (valla şaka lan)

4) bu dizilişte delgado olsa ne iş yapardı be (yok artık)

shelbyl dedi ki...

Bu macta Hilbert'in yerine orada kimi gormek isterdiniz? Alternatif kimdir?

Holosko diyene mese budagindan odunumla girisiyorum yalniz soyleyeyim :)

BJK4EVER dedi ki...

Hilbert bir daha acikta oynamasin, cunku cok berbat oynuyor, teknigi ve ofansif gucu cok kisitli. Holosko yine kosulariyla hiziyla debeleniyor, ama Hilbert'te o da yok. Ben tamamen Hilbert'in orta alanda veya sagbekte denenmesinden yanayim.

Övünç dedi ki...

Yukarda yazmışım işte Hilbert'in yerine Tabata oynamalı bence ..

Ama en ideali İsmail'i sol açık,Q7'yi sağ açık olarak kullanmak olur.Zira bütün kanat oyuncularımız içerisinde en isabetli orta yapan adam İsmail.Ayrıca Q7'nin asıl mevkisi sağ açık zaten ...

Kadir dedi ki...

Sistem odaklı bir kadro yapılanması olacaksa 4-4-2 nin de 4-3-3 'ünde oyuncu kadrosu değişir.
Hilbert bildiğimiz orta halli bir kanat oyuncusu. Hiçbir maçın yıldızı olmaz hiç bir maça direk etki koymaz. Bu hem bizim oyun sisteminden kaynaklanıyor hemde oyuncunun yetenek probleminden.
Bana sorarsanız bu kadar karamsar ve özgüvenini kaybetmiş Holosko bile orada daha katkı verir. Geçen sene ve şampiyon olduğumuz sene zaten daha çok o bölgenin oyuncusuydu.
Ayrıca mesele ne kadar alanda oynadığıysa oyuncunun bu konuda kesinlikle Holosko'nun eline su dökemez Hilbert. Yine geçen sene Holosko en maçlarda açık ara en çok mesafe kat eden oyuncuydu. Bu onu bir yıldızdan daha çok bir hamala dönüştürmeye başladı ya neyse.
Aslında ikiside o bölgenin oyuncusu değil. O bölgenin oyuncusu normal bir kanat oyuncusundan farklı olmalı, farklı meziyetelri olmalı ters çalım atabilmeli, içeri kat edebilmeli, şut atmalı vs..
Bu sistemi uygulayan takımlar o bölgede Pedro,Messi,Nani,Ronaldo,Ribery,Roben,Arshavin,Nasri vb oyuncular kullanıyor.
Bizim bu sistemde o kanadı işletmemiz için ya Nihat'ı Quaresma ile sürekli yer değiştirerek oynatmalı ve kazanmalı yada devre arası o bölgeye transfer yapmamız lazım.
Tabi bunlar benim görüşüm ...

ozy dedi ki...

Holosko'yu bende begenmiyorum, o rakibin içinden gecme hareketleri beni ded cıldırtıyor ama bu macta bile su gayet nettiki Holosko Hilbert'ten herseye ragmen iyidir. En azından topu ayagına aldıgında bir heyecan yaratabiliyor (cunku ne yapacagı belli değil, topu direk rakibede verebililir, anormal bir calımda atabilir) ama Hilbert en ufak bir heyecan kıvılcımı yaratmıyor..
Bence orada Tabata bir sure denenmeli..

ozy dedi ki...

Ayrıca orada Volkan Sen'i gormek isterdim!!

Starks dedi ki...

Besiktas Fener macindan once boyle sikintili bir macin gecmesini, 3-4 golle gule oynaya gecen bir maca gore tercih ederim.

Besiktas su anda abartildigi kadar iyi durumda degil, Fener de abartildigi kadar kotu degil. Aradaki esas fark, moral, kendine guven ve camialarin takima, teknik yonetime ve futbolculara inanip inanmamasi farki. Bu ruzgari arkamiza almis durumdayiz ve umarim Pazar gunu arkamizdan esmeye devam eder. Schuster'in mac sonrasi aciklamasi da Fener icin bu macin cikis maci oldugunu gayet iyi kavramis oldugunu gosteriyor.

Tabata yavas yavas takima isiniyor, biraz daha sans bulmali. Ozellikle ilk yarida sahanin da kotulugu ile birlikte ceza sahasi disindan vurdugu ve daga tasa giden top sonrasinda, soldan iyi bindiren Uzulmez'in niye bana atmadin serzenisine, "bir siktir git oradan" tarzi el isaretiyle tepki vermesini begendim. Demekki kendine guveni bir anlamda gelmeye baslamis. Ben yine de Ahmed Hassan misali 60. dakika sonrasinda yorulmus rakibe karsi adrenalin ignesi tarzinda kullanilmasindan yanayim.

Hilbert evet kotuydu fakat henuz yeterli sansi bulamadi. Soyle bir durum var, bu tur oyuncular iyi isleyen takimlarda izlemek gerek. Dun Holosko felaketti, Nobre oyle, Tabata daha kendini ispat etme cabasinda, vs. vs. Bu takimda Hilbert de fark yaratamadi. Ama Bobo'lu, Necip-Ernst-Guti'li takimda birkac mac gormek lazim. Ne de olsa Alman mali, oyle kolay cope atilmaz, atilmamali. Bir de dikkat ettigim sanki sol tarafa gectiginde daha etkili oluyor, buna da bakmak lazim.

Hakan'in bu kadar zaman sonra hala kendine guveni Cenk'ten daha az. Bu guvensizlik tribunden de kendi takim arkadaslarinca da hissediliyor. Sonra kendine guvendigini gostermek icin eliyle topu orta sahaya atmak gibi gereksiz hareketler deniyor ve hatalar basliyor. Sanirim yillarca kucuk takimlarda oynayan bir kaleci, 25 yasindan sonra buyuk takima gelince bunlari asmasi kolay olmuyor. Cenk'in de sansi, Rustu gibi cok daha genc yasta buyuk takima gelmesi olabilir.

Pazar gunu cogunlugun dusundugunun aksine bu sezonki en zor macimiza cikacagiz. 3 yil ustuste sampiyonluk sozu veren AY, 2. yili da daha 5. haftada kaybetmeyi hicbir sekilde goze almayacak ve ne lazimsa yapacaktir. Bunun aksini dusunen olaylara cok dar cerceveden bakiyordur. Son haftalarda devamli asagilanan ve alay konusu olmaya baslanan Kocaman'in ve bazi futbolcularin motivasyonundan bahsetmiyorum bile. Bu sebeple Besiktas maca cok agresif baslamali. Agresif'ten kasit hucuma yonelik demek degil, ikili mucadelelerde olsun, vucut diliyle olsun bu macta hicbir sekilde geri adim atmayacagini ve kazanmak icin herseyi yapacagini rakibe ve tribunlere hissettirmesi lazim. Bunu yaparsa dakikalar gectikce tribun aleylerine donmeye baslayacaktir. Ama kirilgan ve yumusak bir baslangic, ruzgari terse cevirebilir ve ardindan ibreyi cevirmek cok daha zor hale gelir.

Besiktas sezon basinda yakaladigi momentumu, IBB macinda fazla havaya girmesi ve Schuster'in de hatali kadro secimiyle birlikte bir anda kaybeder gibi olmustu. Fakat Schuster hatasini anlayip durumu cok iyi toparladi. Simdi yine son 4 resmi macta kazanilan momentumun ileriye tasinip tasinmayacagini gosteren cok kritik bir maca cikiyoruz. Daha 5. haftada ucurumun kenarinda tutunmaya calisan Fener'i ya asagi itekleyecegiz ya da elimizle yukari cekecegiz.

Starks dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Starks dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Starks dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
shelbyl dedi ki...

Hilbert bu sezonu 5 gol 6 asistle tamamlasa gene bize yar olmaz, ben bunu anliyorum.

"Holosko heyecan yaratiyor ama Hilbert yaratmiyor" argumani uzerine benim futbol bilgim bitiyor zaten.

Starks guzel aciklamis, Noat guzel aciklamis kendi blog'unda, ben bu konuda daha fazla tirmalamayacagim kendimi.

umut dedi ki...

@starks
süper yazmışsın tebrik ederim..

Yorum Gönder

Ara