.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
30 Ağustos 2010 Pazartesi

Tiocfaidh ár lá

En baştan söyleyeyim, bu yazı bazılarınızın futbol romantiği, bazılarınızın futbolun gerçeklerinden uzak, bazılarınızın da hayal dünyasında yaşıyor diye sınıflandırdığı adamlardan biri tarafından yazılıyor. Piyasa gerçeklerini sonuna kadar özümsemiş, önüne geleni sorgulamadan tüketmeye alışmış, kendisinden farklı düşünen herkesi linç etmeyi iliklerine sindirmiş olanlarınız varsa aranızda, yazıya hiç başlayıp kendilerini yormasınlar diye bu girişi yapıyorum belirteyim.
Bu kısa introdan sonra artık yazıya girebiliriz. Bu bloğa yazı yazan, bu bloğu okuyan, yorum yapan insanların yüzde 90’ından fazlasının tek ortak noktası Beşiktaş. Siyah beyaza gönül vermiş ve yolu bu blogdan geçen herkes bu kulübün daha iyi olmasını, daha başarılı olmasını istiyor zannımca. Ancak herkesin kafasında bunun gerçekleşme yolları farklı.

Benim dikkatimi son zamanlarda çok daha fazla çekmeye başlayan bir grup insan mesela; milyon dolarları basıp büyüüüüük yıldızları getirmenin ve böylece başarıya ulaşmanın en kolay ve doğru yol olduğunu düşünüyor. Yüz yılı aşan mazisi, Türkiye’de kazandığı çift haneli şampiyonlukları, nice kupaları Beşiktaş’ı zaten çok büyük bir kulüp haline getirmişken ve büyük kulüpler büyük futbolcularla oynamak zorundayken bundan başka çıkar yol mantıklı görünmüyor bu arkadaşlara göre. Oyuncuların maliyetleri, alacaklar-verecekler, başkanın kulübü neredeyse şirketinin demirbaşına yazacak noktaya gelmesi falan gibi şeyler de kafaya takılacak şeyler değil. Ne de olsa profesyonel bir kulüp Beşiktaş, dolayısıyla çalışan profesyonelleri bu işlerle ilgileniyor. Taraftar olarak sen kimsin ki bu işleri sorgulayıp milleti de galeyana getiriyorsun. Modern futbol dünyasında taraftar olarak senin görevin resmi ürününü almak, tribüne girip oturmak, digitürk’ü taktırıp deplasmanları evde izlemek, kulübe maddi katkı sağlayıp gerisine karışmamak. Bu hedefe ulaşmak ve milyon dolarlık yıldızları getirmek için de oyunu kuralına göre oynaman gerekiyor elbette. Mesela, Jimnastik kulübü Beşiktaş’ın amatör branşlarının ne halde olduğunu sorgulamaman, her sene 50 kupa alan hentbolcuların en son ne zaman maaş aldığını sormaman gerekiyor. Bunu sorarsan romantiksin, salaksın. Kulübün stadının adına Tabata’nın bonservisinden daha azını öneren bir firmayı tezahüratınla kaçırdığın için suçlusun mesela sen, o para ele geçtiğinde 7.5 milyon dolara alınan Delgado’nun bedavaya gönderilmesi, Tabata’ya 7 milyon avro ödenmesi, Nobre’nin 2.5 milyon avro yıllık alması gibi faaliyetlere kullanılacağını söylediğinde bölücüsün, Beşiktaş sadece futbol değildir amatör branşlara biraz ilgi dediğinde hainsin, ismini satmaya çalıştığın stat patates tarlasına dönmüş dediğinde fesat adamsın. Çünkü önemli olan oyunu kuralına göre oynamak. Kendimize örnek aldığımız Avrupa’nın büyük kulüpleri gibi her şeyimizi sponsorlara, şirketlere emanet edip gerisine karışmadığımızda güllük gülistanlık olacak her şey. Biz de aynı yoldan yürümeliyiz işte. Bizi biz yapan tüm değerleri, farkımız budur dediğimiz tüm özellikleri, dededen alıp torunlara anlatacağımız tüm hikayeleri çöpe atıp herkesle aynı yoldan yürümeliyiz. Beşiktaş da herkese benzemeli, aynılaşmalı. Mümkünse kendisine bir Arap sahip aramalı, stadının adını bir havayolu şirketine satmaya çalışmalı, sponsorlarının katılmaktan başka çare bırakmadığı hazırlık turnuvalarında oynamalı, stadın ortasında konuşlanan eşkiyaları oradan atıp localarla çevirmeli tribünü, bilet fiyatlarına yüzde 100 zam yapmalı ki daha çok kazansın da daha çok yıldız alabilsin, fakir edebiyatını bırakmalı artık halkın değil zenginin takımı olmalı...

Artık Avrupa bu yolda yürüyor haklısınız, dünya buraya gidiyor çünkü dizginlenemez kapitalizm yeşil sahaları da her şeyiyle ele geçirmeden durmayacak. 100 yıllık kulüpleri 25 yaşındaki petrol zengini veletler oyuncak ediyor eline, dünyanın en iyi topçuları sakat da olsalar çıkıp sahaya oynamak zorunda kalıyorlar sponsorunun reklam anlaşması sebebiyle, göğsüne reklam almamak için her yolu deneyen kulüpler öyle bir darboğazın içine giriyor ki bir petrol şirketiyle anlaşıyor utana sıkıla, aşık olduğu renklere yıllarını vermiş insanlar maçları izlemeye stadlara gidemiyorlar artık emekli maaşları yetmediği için. Hatırlayın Looking for Eric’teki o muhteşem bar sahnesini, Manchester United’ı artık statta izleyemeyen postacılar ne diyorlardı orada, “Gücüm yetmiyor. Çocukları götürmeye gücüm yetmiyor. Otoparklar yalan söylemez! Bir bakın. Gidin de bir bakın. Maç günleri orada nasıl arabalar oluyor? Bizim almaya gücümüzün yetmeyeceği arabalar. Maça gidebilen kaç postacı tanıyorsun?” İşte ağzımız sulanarak izlediğimiz Premier Lig’deki örnek yapılanmanın gerçek sonuçlarından biri. 900 milyon dolar borca sahip, gerçek taraftarları stada gücü yetmediği için gidemeyen, ama birileri tarafından çok profesyonelce yönetilen bir dünya devi.

Bu dünyaya felaketten başka hiçbir şey getirmeyen kapitalizm ahlaksızca, kuralsızca, sınırsızca futbol sahalarına sızıyor ve çoğuna da sızdı. Tek hedefi para kazanmak, daha fazla kar etmek olan bir sistemin uygulayıcıları da aynı saikle yaşıyorlar doğal olarak. Beşiktaş tarihi, yapılan yeni formayı pazarlamak için kullanılacak yalan bir hikaye onlar için; Baba Hakkı, Marsilya’dan çalıntı damalı formalarına uyduracakları bir masalın aktörü, alt yapıdan yetişen pırlantalarımıza verdiğimiz değer, o pırlantanın piyasa koşullarındaki dolar karşılığı; yediğinden, içtiğinden artırıp takımını izlemeye çalışan taraftar, daha fazla tüketmesi, daha çok para ödemesi gereken bir müşteri...

Aynı torna tezgahından geçmemiş, herkesle aynılaşmamış bir Beşiktaş kültürü istiyorum ben. Tek doğrusu para kazanmak, ne şartla olursa olsun galip gelmek, tarihini-ruhunu pazarlamış, sermayenin eline oyuncak olmuş bir kulüp değil istediğim. Bu şartlarda bile anlatacak hikayesi olan, ruhunu hala koruyan, üç kuruş paraya adını sponsorlara satmayacak, taraftarını müşterileştirmemiş ve borsada bir kağıt parçasından daha fazla şey ifade eden bir kulüp istiyorum ben.
Her ne kadar bazıları aklınca dalga geçse de, Livorno’yu, ST.Pauli’yi, Celticli taraftar gruplarını, Liverpool’un Kop’unu, Athletic Bilbao’nun bir zamanlar reklamsız olan formasını, Barcelona-Franco savaşını birçok alanda aynılaşmayı reddettikleri için biliyor milyonlarca insan. O torna tezgahına girmeyin, herkesleşmeyin, pazarlık yapmayın ruh üzerine, beyazı kirletmeye çalışanların üstüne gözü kara gidin ve unutmayın ki gelecek gün bizimdir!

83 Yorum:

carlito dedi ki...

beğen butonu nerde? veya şükela?
yok galiba..
o zaman;
+1

alioner dedi ki...

çok guzel bir yazi..yalnizca bir şey sorucam çok bilmedigim için bu manchester ın hep çok yuksek geliri olduğu soylenir 76 bin kombine satar vs fln..ama devasa bir borcu da var nasıl oluyor bu..nasıl bu kadr başarili bir kulup bu kadar borcu oldu bilen varsa biraz açıklarmi.. medyamiz genelde bu buyuk kuluplerin buyuk borclarini degilde onlarin sattigı kobinelerini biraz da kasitli olarak beyin yıkamak için mi belirtiyorlar. yani bizde ki taraftar profillerindeki donuşumu bizzat medya yurt dişindaki ozellıklede ingiliz kluplerini ornek verek gostererk başkanlarin yıllarca zamn harcayip empoze edemiyecegi fikirleri kabul ettirmesinde katkisi var mi .. .marsilyanin çaldigimiz forma geçen seneki baklavali formamıydi bu arada guzel yazı tebrikler

tearkan dedi ki...

başlığa bizim günümüz de gelecek değil robinho gelecek yazman gerekirdi. daha baştan kaybetmişsin maalesef...

kartalist dedi ki...

Başkalarına benzemeyelim,aynılaşmayalım diyorsun da,bilerek veya bilmeyerek Beşiktaş taraftarını aynılaştırmaya çalışıyorsun.Geleneksel değerlerimizi koruyalım ama çağın gereklerine de arkamızı dönmeyelim diyenler senin söylediklerinin neresinde duruyor peki.Quaresma'nın trivelasında,Guti'nin topuk pasında başı dönen ama aynı sahada gencecik Necip'i görünce gözleri dolan,boğazı düğümlenen insanlar nerede duruyor.

Biletler 10 lira olsun,tribüne loca yapılmasın,stada hatta formaya sponsor alınmasın,peki(Quaresma'da olmayacak o zaman ama)."Yirmi yılda bir şampiyon oluyorduk ama mutluyduk be abi" diye avunalım hep beraber.Tribüne gole sevinmeye değil,bu stat acaba ne zaman başımıza çökecek korkusuyla gidelim.

Bu oyun(düzen) icat edilirken orada değildin,bu oyunun kuralları konulurken orada değildin,kuralları koyanlardan biri hiç değildin.Kısacası aktör değil sadece seyirciydin,sonraları figüranlığı bahşettiler sana.Şimdi kalkıp ben bu düzeni tanımıyorum arkadaş demek hakkını sana kim veriyor.Endüstriyel futbola hayır gibi cafcaflı bi laf etti mi biri,"vaybe herif ne dedi" deyip kıyama duruyor cümle alem.Oysa bilmiyorlar ki;içinde paranın olduğu herşey endüstriyeldir.Sanırsın taraftarını stada beleşe alıyor St.Pauli.

Solculuğu moda tarafından alıyor herkes.Oysa solun babası söylemişti en başında;"vahşi bir kapitalist olmadan,sosyalist olamazsın" diye.

Herkes Barcelonayi ornek gosterir oldu su formasina reklam almamasi konusunu, bana gore barca unicefe yardim amaciyla aldigi reklamla kendi tabularini yikmistir, barca yonetimi ilk emeline ulasmistir, bazi devrimler cabuk olmuyor onu zamana yayarak tamamlayabilirsiniz,suan sadece bir gecis donemi yasiyorlar, barca bundan iki sene sonra formasina emirates yazdirirsa kimse agzini acmcayacak onu cok iyi biliyorum..

hüseyin dedi ki...

Aynı duyguları paylaşıyorum antidotoyla. yazıyı eleştiren arkadaşlar için girişte
"Piyasa gerçeklerini sonuna kadar özümsemiş, önüne geleni sorgulamadan tüketmeye alışmış, kendisinden farklı düşünen herkesi linç etmeyi iliklerine sindirmiş olanlarınız varsa aranızda, yazıya hiç başlayıp kendilerini yormasınlar diye bu girişi yapıyorum belirteyim." demiş zaten..."eli öpülecek başkan, alnı öpülecek futbolcu istiyoruz!" bu futbolcu necipte olur hakkını verirse formanın quaresmada olur.başkan olayına hiç girmiyorum.önünde colaturka yazmayan forma istiyoruz...burada anlatılmak isteneni anlayan beşiktaşlılar istiyoruz...bakmışşınız iki yıl sonra ne guti kalmış, ne şuster, ne q7, ne colaturka ama beşiktaş dimdik ayakta olsun istiyoruz...ama galiba çok şey istiyoruz...

Brother Ali dedi ki...

Bravo Antidoto, tek kelimeyle harika yazmışsın. Fonda gündoğdu'yu duyar gibiyim.

algon dedi ki...

Burada su soruyu herkesin kendine sormasi gerekiyor: Bu sekilde 10 senede 3-4 sampiyonluk almak mi, yoksa 20 senede 1; ama tum o aynilasmis sisteme karsi -kendi yolunla- almis oldugun o tek sampiyonluk mu?

Sorunun cevabini vermeden once tarihe hangisinin hikayesini anlatabilecegini dusunup oyle cevap ver..

shibby dedi ki...

Hayır niye hemen yıldız almayınca, diğer kulüplere benzeyince 20 yılda bir şampiyon oluyormuşuz anlamadım? Shaktar uefayı aldığında 2 tane yıldızı var mıydı Guti gibi Q7 gibi? Yoktu. O zaman başarının sırrı yıldız transferde değil, sistematik bir işleyişte. Yönetim, transfer, taraftar, futbolcu, malzemeci vs. olarak bir bütük olmakta. Dengede durabilmekte. Ne endüstriyel futbola yakın durmalı ne de bağnaz düşüncelerde kalmalı. Belli bir çizgide hep ileri gitmeli.

Şimdi yıldız düşmanı gibi bakanlar olursa diye baştan söyleyeyim, Q7 nin gelmesine de Guti nin gelmesine de çok sevindim, kesinlikle karşı değilim. Ama değerlerimiz unutulmaya başlandı çok üzülüyorum.

shibby dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
fidddas dedi ki...

shaktarın brezilyadan getirdiği her oyuncunun bonservis bedeli 7-8 milyon eurodan aşağı değildi...
hiçbir zaman brezilyadan marco aurelio gibi iyi çıkarsa oynatırız oyuncusu almadılar...
aldıkları neredeyse her oyuncu yıldız olma potansiyeli taşıyordu...
bence shaktar iyi bir örnek olmamış...
ama istikrarlı yükselen bir takım için twente örnek olabilir...

Ü.Y dedi ki...

Güzel yazı.
Günümüz futbol dünyası ne yazık ki biraz vahşi kapitalizm kokuyor.Herşeyin bir bedeli var ona da tamam.Ama amatör branşlarında bu kadar sürünmesin be abi.Geleceğin barakalarda soyunup giyinmesin.Bir Necip var diyoruz seviniyoruz,dört gözle Muhammedi bekliyoruzda bu adamlar ne şartlarda çalışıyor sormuyoruz.Tamam ulan endüstriyelleşmeye de eyvallah,ona da peki.Ama canına yandımın hangi büyük klübünde alt yapı sokağa böylesi atılıyor,hangi amatör branş böylesi yerlerde sürünüyor.Bu forma kutsaldır,nasip olmaz herkese.Peki ya o koltuk başkan?!!!

yazıya katılıyorum ben de bu şekilde düşünüyordum eskiden ta ki maaşlı bir çalışan olarak çalışmaya başlayana kadar...

haftanın 6 günü sabah 8 den akşam bazen 9 bazen 10-11 lere kadar ofiste çalışmaktan bitap düşmüş bir şekilde, 3 kuruş paraya çalışmaya başladıktan sonra vazgeçtim bu düşüncelerden.

arkadaşlar biraz rasyonel düşünmek lazım.
1)futbolcular klübün maaşlı çalışanıdır. gerekirse haftada 5 maç yapar, her gün antreman yapar,morali bozuk olsa da çıkıp oynar... ben müdüre "bugün moralim bozuk" ya da "uyum sürecini atlatamadım" diye bahanelerle gidemiyorsam, senede milyon dolarlar kazanan futbolcular da bahane üretemez..
2)taraftar olarak ben, maaşlı çalışanları olan klübün müşterisiyim. stada gittiğimde (ürünü aldığımda) hem maddi hem manevi tatmin olmak isterim. bu bazen yenilgiye ağlamak olur, bazen bir gole çılgınca sevinmek. verdiğim eşşek yüküyle bilet parasının karşılığını; yeni,modern bir stadda, kıçımı koyduğumda insan gibi oturabildiğim koltuklarda, devre arasında insan gibi yemek yiyebildiğim büfeleri olan, pislikten yerdeki fayansların rengi belli olmayan tuvaletlerde değil,temiz, çocuğumu pisliğe değmesin diye havadan işetmek zorunda olmadığım tuvaletleri olan bir stadda almak isterim. Hem insan olarak, hem taraftar olarak hem de müşteri olarak en büyük hakkım.
3)Beşiktaş diğerlerinden farklı olsun..ama yaptığı taraftar kampanyaları ile, taraftarında(müşterisine) verdiği değer ile, müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutan bir şirket olarak farklı olsun.
4)Sonuç olarak romantizm güzeldir, iyidir...ama futbol romantizmi öleli yıllar oldu arkadaşlar kendimize gelelim...

fitneci dedi ki...

yazıyı yazana demiyorum da... liverpool'u örnek verip takımı ligde 2. olunca ana avrat sövüp stada gitmeyen beşiktaşı takip etmeyenlere ne demeli?

buyrun liverpool'un seyirci istatistikleri, başarısız sezonda ne kadar düşüyor görün.
http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Liverpool_F.C._seasons
(bu arada liverpool'un nüfus kaç?)

Övünç dedi ki...

Benim anlamadığım neden birini isteyince ötekinden vazgeçmek zorunda olduğumuz.Yani Bjk hem zengin hem değerlerine sahip çıkan bir takım neden olamıyor ? Neden hem yıldız transfer edip aynı zamanda altyapıdan oyuncu yetiştirmiyor olalım ?

Yani BJK'nın bir marka değerine sahipken değerler bilmem ne ıvır zıvır diye bu markayı kullanmaması saçma değil mi? Yönetimimiz kötü,yanlış karar veriyor günü kurtarma peşindeler sadece futbola değer veriyorlar tamam bunları kimse inkar etmiyor ki.Ama iyi bir yönetim doğru planlama ile bence ikiside gayet olabilir şeyler.

Tuco Salamanca dedi ki...

beyler buyrun temcit pilavına...

aynı minvaldeki bu yazılar daha ne kadar sürecek bilemiyorum ama cevap vermeden olmuyor.

yeter abi, insanlar bıktı artık sizin metafizik-gizemci, ipe sapa gelmez yorumlarınızdan.

beşiktaşlılık duruşu, kartal uçuşu, baba hakkı'nın süveteri, seba'nın kasketi, boğazın esintisi, mehmet ağanın çizmesi...

artık bu kadarına romantizm bile denmez. resmen sanrılar dünyasında yaşıyorsunuz.

bence de diğer kulüplerden farkı olalım ama başarılarımızla farkı olalım. şampiyonlar liginde yarı final oynayarak farklı olalım, ligde üst üste beş defa şampiyon olarak farklı olalım. bunlar için bize para lazım, bize büyük oyuncu lazım. gerekirse stadın ismi de satılır, şortlara bile reklam alınır. önemli olan kulübün menfaatleridir, sizin romantik düşleriniz değil.

biz livorno yada st. pauli olmak istemiyoruz. en azından bir lyon olmak istiyoruz. semt takımlarına bu kadar meraklı iseniz kusura bakmayın ama artık yanlış yerdesiniz.

kuzey kore futbolunu takip edin mesela. bakın ne güzel kapitalizm daha oraya sızamamış, amatör ruhla mücadele ediyorlar, sponsor yok, reklam yok, arap patron yok.

torunlara anlatacağımız hikayeler şampiyonluklar olmalı, şerefli ikincilikler değil. melankolik düşler aleminde siz ikincisini tercih edersiniz biliyorum ama gerçek dünya biraz farklı işte.

Jessie dedi ki...

beşiktaş maddi güç olarak fenerbahçe ve galatasarayla mücadele edemez.

buradan bir lyon olacaksa o fenerbahçe galatasaray olur. kulübün camianın vizyonunun ne olduğunu, olabildiğini görelim.

ayrıca lyon'un transferleri irdeleyelim, kimleri alıp kimleri sattığına bakalım.

büyük başarı = büyük oyuncu diye bir hikayeyi de kim salladıysa artık.


fulham avrupa liginde final oynadı geçtiğimiz sezon. quaresmaları, gutileri de yoktu. buyrunuz oynayınız o zaman.

sizin premier ligdeki takımınız da manchester city'dir... ama city'nin tek senede harcadığını 10 senede harcayan arsenal'in 15 puan arkasında kalır hep.

onlar da aynı şeyi söylüyorlar.

forza city forumu var. beyler adebaoyor a servet ödedik, arsenalden kaptık ama yetmez. şimdi de ibrahimovic'i, torres'i almalıyız diyorlar.

city tükettikçe arsenal kafasına kafasına vuruyor. toure'yi, adebayor'u veriyor yine kafasına vuruyor.

vurmaya da devam edecek.

city li arkadaşlar kusura bakmasın.

Övünç dedi ki...

Hocam o City 2 sene başka revizyon olmadan birarada oynasında o zaman görürüz kim kimin kafasına vuruyor.Tükettikleri için darbe yedikleri doğruda azıcık rahat dursalar,bırak Arsenal'i,Utd filan bile önlerinde duramaz.Haa bizde onlar gibi oluruz diyorsan oluruz tabi isteyenin bir yüzü vermeyen zenci olsun ...

Bu mevzularda Arsenal hiçbir zaman doğru örnek değildir.Arsenal son 5 senede 150 -200 m € civarı harcama yapmış bir takım.20 m €'yu Walcott'a verip Silva'ya vermediği için nasıl Man City'den farkı oluyor onuda anlamıyorum.

Jessie dedi ki...

arsenal bu sene 15 milyon euro harcadı. city'nin harcadığı rakam 145 milyon euro.

arsenal geçen sene 37 milyon euro artıye geçti sadece transfer harcamalarından.

ondan önceki sene 16 milyon euro eksideydiler.

ondan önceki sene 27 milyon euro artıdaydılar....

önce öğrenelim.

Jessie dedi ki...

http://4.bp.blogspot.com/_sz0cYw8eOxY/TAzI-14uflI/AAAAAAAACKo/mhigaabWaM0/s1600/premiership_spend_to_date.png


cevap bırakmadığını umuyorum

Antidoto dedi ki...

Sevgili kardeşim Tuco, eğer bıktıysan bu yazılardan, okumazsın. Çok basit değil mi?İsmail Er okursun, Sinan Engin dinlersin rahatlarsın, zorla okutmuyoruz kimseye yazdıklarımızı. Senin hoşuna gidecek yazılar, yazarlar çok var ortada.

Övünç dedi ki...

Öncelikle ben bu sene demedim son 5 sene dedim 2cisi kar etti zarar etti demedim, harcadı dedim kıçımızdan yorumlayıp uygunsuz yorum yapmayalım. Ne tekim :

2010-23 m €
2009-10 m €
2008-40 m €
2007-30 m €
2006-15 m €
2005-43 m €

Toplam 161 m € yapıyor

Celallenmeden önce ne demek istemişim bir o kısmını anlayalım.City kadar harcamıyor belki ama sonuçta Arsenal para harcayan bir takım.Bu mevzuda örnek verilecek bir takım değil bu süreçte 50'nin üzerinde futbolcu almışlar tüketimleride gayet yerinde ...

fitneci dedi ki...

Jessie kusura bakma ama yazdığın her şeye karşıyım...

fenerle gassarayla yarışamayız çünkü stadımız dandik di mi.. ama bi yandan stadımı elletmem yeni stada biz giremicez çok pahalı olcak :(((lar falan filan... bi kere şu konuda anlaşalım, beşiktaş'tan ne bekliyosun?? beşiktaş kendine rakip olarak bursayı trabzonu mu alsın. O zaman futboldan zevk alabilecek misin?

ne yazacağını biliyorum, gene arabesk şeyler.. necip oynasın cumali oynasın inceman oynasın? Biz gene 30bin kişilik stadda oynayalım, deniz manzaralı olsun en önemlisi!

Madem rakamlardan bahsediyoruz o senin transferini beğenmediğin quaresmalı ve yaşlı gutili Beşiktaş kadrosu kaç milyon euro'ya kuruldu?? Eğer basın gibi yapıp bilmem kaç sene alacağı maaşı çarpıp hesaba eklersen arsenal'in maaşları falan da ekle. bi de o Fulham diye burun kıvırdığın kulübün sadece TV geliri 34 milyon sterlin, stadı da beşiktaştan daha çok doluyodur. Öyle yani.

Jessie dedi ki...

@övünç sadece aldıkları oyuncuları sayıp sattıları oyuncuyu saymadan hesap yapmanı yadırgadım.

160 milyon euro 6 senenin transfer harcamasıyla öpüp başına koyarsın arsenali.

stadyumuyla, ürün satışıyla dünyanın ilk 5 kulübünden biridir.

city öyle midir? city kaç forma satar?

sen gitsen united forması mı alırsın city forması mı alırsın

chelsea'nin mi daha çok taraftarı var, liverpool'un mu?

tüketerek büyük olunmaz. üreterek olunur.

Tuco Salamanca dedi ki...

bu arada yazmayı unutmuşum.

bir de sürekli olarak biletler çok pahalı olacak gerçekt taraftar stada giremeyecek deniyor.

çok pahalı biletleri satın alan insanların gerçek taraftar olmadığını/olmayacağını nerden biliyoruz?

daha önemlisi eğer beşiktaş astronomik fiyatla bilet satıp stadı doldurabiliyorsa, her beşiktaşlının buna sevinmesi gerekir. benim param yok ben stada giremiyorum diye üzülüyorsanız, kusura bakmayın ama kendinizi beşiktaş'tan daha fazla düşünüyorsunuz demektir.

Övünç dedi ki...

Abi benim bahsetmek istediğim mevzu o değildi çünkü.Ben para harcayan bir takım olduklarını söyledim sadece.Yani onlarda bir futbolcuya 20-30 m € veriyorlar yeri gelince.Bunu sık yapmıyor olabilirler ama yapıyorlar.Sonuçta tüketen bir yapılarıda var.Demek istediğim bir adamı 18 yaşında almakta 25 yaşında almakta tüketimdir.Arsenal üretimin bir bölümüne katkıda bulunuyor olsa da aslında tüketiyor.

Birde daha dün bir bugün iki , yarın Man City'nin Arsenal'den fazla forma satmayacağı ne malum ? Tevez'i Real'e satarken zarar ederek mi satar sence ? Yada 1-2 sene sonra Arsenal Cl'ye kalamayıpta City kalmaya başlarsa gelirler değişirse , Arsenal oturup seyredecek mi bunu ? Yoksa biriktirdiği paraları yemeye başlayacak mı ?

Tuco Salamanca dedi ki...

@antidoto

iyi de sizin romantizminizin karşılığı ismail er yada sinan engin değil. arada gri tonlar da var.

inan bu yazıları okumaktan gerçekten bıktım ama bunları okuyan genç dimağları yan etkilerinden korumuayı kendime görev edindim nedense.

AQ-47 dedi ki...

bir an takımı lyonla özdeşleştiren oldu, ona cevaben biri yok biz manchester city oluruz dedi ve sonrasında arsenal/man city tartışması başladı...neden takımınızı bir başka takımla özdeşleştirme ihtiyacı duyuyorsunuz, üstelik diğerlerine benzemek de istemiyorsunuz?

AQ-47 dedi ki...

yeri gelince faşizm falan dert yanarken karşı tarafı da otomatikman cahil/önüne ne konulursa yiyen/basmakalıp sınıfına sokmak ve kapıları kapatmak da romantizme yakışmadı

Antidoto dedi ki...

Nasıl bir yan etkisi olacak abi bu yazının deyiversene bana ya.Sizin gözü doymaz hırslarınızdan, asla durdurulamayan alma ve kazanma isteğinizden, pervasızca satma ve satın alma dürtülerinizden daha zararlı nasıl bir yan etkisi olacak??
"kendisinden farklı düşünen herkesi linç etmeyi iliklerine sindirmiş olanlarınız varsa aranızda, yazıya hiç başlayıp kendilerini yormasınlar diye bu girişi yapıyorum"demişim..Sen dinlemeyip devam etmişsin, sonra da bana sanrılar dünyasında yaşıyorsun, kendini Beşiktaş'tan çok düşünüyorsun, genç dimağları kötü etkiliyorsun gibi saldırılarda bulunuyorsun. Senden farklıyım ben kardeşim ve yazdığım yazıda sana saldırmadan belirttim bunu, tahammül edemeyeceksen okuma ya bu kadar basit...

Jessie dedi ki...

yazı ne diyor ki? biz onlara benzemeyelim diyor.

cevap ne diyor; sıkıldık bu yazılardan.

faşizm var ise yazarda mı yorumda mı belli değil.

sanki her macrada bunlar sayfa sayfa dile getiriliyor da, burada okuyunca sıkılıyor insanlar.

AQ-47 dedi ki...

Bence sadece bir yorum üzerinden değerlendirme yapmak yanlış, sadece yorumlardan sıkıldık demekle kalmıyor bazı karşı argümanlarda sunuyor, tabii görmek isterseniz:

"fenerle gassarayla yarışamayız çünkü stadımız dandik di mi.. ama bi yandan stadımı elletmem yeni stada biz giremicez çok pahalı olcak :(((lar falan filan... bi kere şu konuda anlaşalım, beşiktaş'tan ne bekliyosun?? beşiktaş kendine rakip olarak bursayı trabzonu mu alsın. O zaman futboldan zevk alabilecek misin?"

"çok pahalı biletleri satın alan insanların gerçek taraftar olmadığını/olmayacağını nerden biliyoruz?

daha önemlisi eğer beşiktaş astronomik fiyatla bilet satıp stadı doldurabiliyorsa, her beşiktaşlının buna sevinmesi gerekir. benim param yok ben stada giremiyorum diye üzülüyorsanız, kusura bakmayın ama kendinizi beşiktaş'tan daha fazla düşünüyorsunuz demektir."

Tuco Salamanca dedi ki...

@antidoto

yan etkisi gayet açık; hayalcilik, metafizik eğilimler, eziklik duygusu. evet abi evet, asla durduralamayacak kazanma isteği var,kaybetmeye tahammülümüz yok. dünya her alanda kapitalist olmuşken, siz beşiktaş'a "tek başına devrimcilik" yada "tek kulüpte sosyalizm" gibi deli gömlekleri giydirmeye çalışamazsınız.

ayrıca saldırı ile eleştri arasında bariz bir fark var bence ve ben de yazdıklarımın eleştri sınıları içerisinde olduğunu düşünüyorum. yine aksini düşünüyorsan özür dilerim

@jessie

lütfen "faşizm" heyulasını bırakın artık. kavramlarını içini boşaltmayın.

ayrıca, yazı ne diyor? biz onlara benzemeyelim diyor.

cevap ne diyor;"sıkıldık bu yazılardan" demiyor, "biz başarılarımızla fark yaratalım" diyor

Jessie dedi ki...

@AQ-47 eğer bunlar bana yazılmışsa cevap vereyim.

beşiktaş stadını yeniler ve kombine fiyatları 2.000 tl den başlarsa, daha iyi şartlarda maç izleme şansına sahip olabilirsek kombine kuyruğuna ilk yazılan ben olurum.

ama beşiktaş benden ibaret değil. sadece kendi şartlarımı düşünerek beşiktaş üzerinden yorum yapamam.

ben vakti zamanında stadın yıkılmasıyla ilgili çok görüş belirttim. hatta beşiktaş ve galatasaray a iki stadyum fazla.

ortak stadyum kullansınlar dedim.

ne cevap geldi? inönü stadından taşınmak beşiktaş'ı öldürür.

neden?

çünkü fenerbahçe galatsaray olimpiyat stadını 40.000 kişi doldururken sen 15.000 kişiye oynuyorsun.

buna ben ne cevap verdim? haklısınız.

beşiktaş'ın semt kökenleri var. beşiktaş'ı var eden de o semt kökenleri.

o semt kökenlerinden de dünya takımı, robinholar çıkmaz.

beşiktaş dünya kulübü olacak ise, beşiktaş semtinin dışında da var olmalı.

eğer var olamıyor, diğer takımlar var oluyorsa ve bu türk sporunun dna sında var ise, beşiktaş'ın dünya takımı olması gerçek romantizmdir.

Antidoto dedi ki...

Özür dileyecek bir şey yok. Her şey eleştirilebilir elbette, bunda bir sorun yok. Birbirimize saldırmadığımız sürece farklı Beşiktaşları da sevebiliriz, ki durum bu sanırım...

kma dedi ki...

tartışmanın en can alıcı noktası şu aslında:

"tüketerek büyük olunmaz üretere olur"

şimdi bunu açmak lazım.

büyük olmak için, yani büyük paralar harcayabilmek için önce büyük olması gerekmiyor mu?

"önce para harcayalım sonra büyürüz zaten"

bunda bir hata var. büyük değilsen büyük parayı nasıl harcıyorsun? ya zengin bir sahibin olacak. ya da geleceğini bozduracaksın, uçan kuşa borç yaparak olacak..

Övünç dedi ki...

Abi Kasımpaşa,Sarıyer'de semt takımı ama bir farkımız var bizim.Dediğin gibi dünya kulübü değiliz ama bugün ülkenin dört bir yanında taraftarımız var az çok yani dediğin kadarda küçük değiliz.

Galatasaray'ın taraftar sayısının son Uefa Kupasına bağlı bir şekilde artmadığını,Fenerbahçe'nin alengirli gösteri dünyasının yeni nesili çekmediğini iddaa edemeyiz.Bir şeyler başarmadan semt takımı olmaktan tabiki kurtulamayız.Yatırım yapmadan hangi şirket büyüyebilir ki ?

Gene söylüyorum bir kulüp hem değerlerini koruyup hem ileri gidemez mi, illa yozlaşması geçmişini unutması mı gerekiyor neden ikisini birlikte yapamasın ?

Jessie dedi ki...

forma satışın diğer büyüklerin arkasında. fenerbahçe her sene +50 milyon euro kasasına koyuyor. galatasaray 6 ay sonra yeni stadyuma geçiyor.

sonra büyük transfer isteriz...

yahu büyük transfer yapacaksa mevcut şartlarda fener yapar diyorum ben de çok net.

diyorlar ki, eziksin. yahu beşiktaş'ın mevcut durumu bu.

başkanına o kadar borcun var, robinhoyu alacağına önce onun ödenmesini talep et be adam.

Jessie dedi ki...

beşiktaş olimpiyat stadına neden fenerbahçe - galatasaray kadar taraftar götüremiyor?

beşiktaş kasımpaşa deplasmanında neden kendisine ayrılan yeri bile dolduramadı?

galatasaray uefayı almadan önce de bizden çok taraftarı vardı.

ben zaten beşiktaş'ın çok taraftarı olsun noktasında da değilim. dünya takımı olmak ta umurumda değil.

beşiktaş'ın bir hikayesi olsun istiyorum. bir özelliği olsun istiyorum.

beşiktaş bu kadar para harcamadan da fenerbahçe ve galatasarayı geçebilir.

çünkü onlar da hala harcayarak büyüyeceklerini sanıyorlar.

trabzon ve bursaya bakalım.

makas kapanıyor mu kapanmıyor mu?

bence alttakilerle üsttekiler arasındaki makas kapanıyor. kim doğru yapıyor.

Övünç dedi ki...

Abi bizimki bir nevi tavuk yumurta meselesi oldu.

Sen diyorsun önce başar sonra harca ben diyorum önce harcamassan başarı gelmez.Şimdiye kadar yanlış harcadık başarı gelmedi.Bu durumda ben yanlış çıkmış oluyorum ammavelakin bu sene sonunda doğru çıkma ihtimalim olduğuda ortada :) Bugün Beşiktaş Uefa'yı alabilir dediğinde neden olmasın diyorsak bunun sebebi önceki başarılarımız mı yoksa harcamalarımız mı ?

AQ-47 dedi ki...

@ jessie

ben düşüncelerinizi eleştirmedim, sadece düşüncelerinizi eleştire insanlara karşı tavrınızı eleştirdim (faşist demeniz, ismail er-sinan enginci yapmanız)...
taraftar konusunda haklısın, sayı az, stadı büyütmenin faydası bir yere kadar olacaktır, ama modernize edilip adam gibi birşeye dönerse taksime yürüme mesafesi olan bi satd dolar diye düşünüyorum...taraftarın gelmemesinin bir sebebi de kulübün son 10 yıldır saçma sapan yönetilmesi ve beş para etmez transferler ve belki de kendi sahasında kötü oyuna müteakip verilen maçlar olabilir

Övünç dedi ki...

Birde arz-talep meselesi var.Ee bugün deplasmanı dolduramadık ama çıkan 15 kategoriden 13 kombine kategorisi dolmuş.Kulüp tarihinde ilk kez 20 bin forma satmış.Belki Kartal Yuvası daha yaygın olsa daha fazla satılır.Stad daha büyük olsa daha fazla kombine satılır.Bu harcamaların bir bakıma karşılığı var.Yani Fb'yi Gs'yi yakalyabilirsin ama aynı arzı sunman lazım .

kma dedi ki...

yaşınız el veriyor mu bilmiyorum. istanbulspor'u hatırlıyor musunuz?

sergeni almışlardı. hollandalı 2 futbolcu gelmişti. sanırım 30 milyon dolara yakın para harcanmıştı.
parayla büyük olmaya çalıştılar.

sorunu taraftarı olmadığına bağlayanlar oldu.
şimdilerdeki ibb kadar başarıları olmadı. ibb'nin de taraftarı yok.

ekonomi ile alakalı bir uzmanlığım yok ama şunu biliyorum:
örneğin 10 milyon euroluk piyasa değeri olan, yıllık 3 milyon euroluk cirosu olan bir şirket için 1 milyon euroluk bir yatırım bile risktir. başarısız olursa batar çünkü. büyük yatırım için önce büyük olmanız gerekiyor.

Tuco Salamanca dedi ki...

@kma

yanlış hatırlamıyorsam istanbulspor dördüncü olmuştu o sezon.

harcadıkları paraya kıyasla çok iyi değil belki ama ibb kadar başarılı olamadı demek haksızlık olur.

Jessie dedi ki...

ya iş dönüp dolaşıp bursaspor'un şampiyonluğuna geliyor.

süper ligin son şampiyonu bursaspor arkadaşlar. ligimizin gerçeği bu.

uğur meleke 5 sene içinde yeni bir şampiyon daha çıkacak diyor. ve ekiliyor; büyükler böyle yönetilmeye devam ettikçe...

kma dedi ki...

@Tuco Salamanca

doğrudur. 4. olmuştur.
anafikre odaklanalım.

para harcayarak başarı gelmez denmiyor zaten. başarı gelmezse ne olacak deniyor.

burada eleştirilen kesimin profili daha çok fener taraftarı profiline benzediği için eleştiriliyor.

transfer bir araç olmaktan çok amaç haline gelmiş bazıları için. çiş yarıştıracağı kısım orası. bizde robinho var demek istiyor bazı taraftarlar. robinho'nun bize katacağı yarar üzerinde durmuyor.

tam anlamıyla bir alışveriş çılgınlığı..

lakerda dedi ki...

Beşiktaş semt takımı ise yanlış takımı tutmuşuz senelerce anlaşılan. Bilseydim Karşıyaka'yı gerçek anlamda tutardım.

Jessie dedi ki...

beşiktaş semt takımıdır demiyorum ama diyen çok kişi var. taraftarın yarısı robinho'nun peşinden, diğer yarısı semtin peşinden gidiyor.

ve o semtten o robinho çıkmuyor.

ben de kendimce bu bölünmüşlüğü yazıyorum. o veya bu tarafta değilim. ancak ortada 2 taraf olduğu kesin.

daha bunun tartışmaları camia nezdinde yaşanmıyor bile. yaşanacak, tartışılacak. belki daha sıkıntılı günler gelecek.

henüz değil.

Tuco Salamanca dedi ki...

@kma

bence robinho gelseydi çok yararlı olurdu çünkü çok yönlü bir oyuncu.

sol açık, sağ açık, forvet arkası, forvet...

nereye koysan oynardı ve bu takımı çok rahatlatırdı çünkü şu anda KÜ7 dışında düzgün bir açık oyuncumuz yok.

transferle övünme meselesine gelince. bence bu daha çok 13-18 yaş arası arkadaşlarda görülen bir durum. taraftarın genelinde pek rastlanmıyor bence.

SomosTodos13 dedi ki...

paranın her şeyi satın alabildiğini sanan ne kadar da çok insan varmış burada? evet parayla robinho'yu, adebayor'u alabilirsiniz ama bu adamlar yanlarında kupayla gelmiyorlar. evet bu adamlar sizi başarıya ulaştarabilecek tarzda adamlar olsa da, yüzde yüz başarı demek değildir bunun karşılığı.

sistemden, yapılanmadan bahsediyosak eğer en yakın örneklerden biri galatasaray işte! 547156 senedir hala uefa kupasını anlatıyolar.

bazı durumlarda antidoto kadar romantik olsam da, genel olarak antidoto kadar değilim ama tuco salamanca gibi "aziz yıldırım ve yıldırım demirören'in hayalindeki taraftar profili" hiç değilim. quaresma gibi bi adamı izlemek çok büyük bi zevk veriyor, guti'yi sahada gördüğümde "bildiğin guti lan bu" diyorum ama necip'in yaşattığı mutluluğu hiç birisi yaşatmıyor bana.

konuyu toparlarsak belli bi sitem, yapılanma olmadan, sadece parayı bastırıp yıldız oyuncuyu alırım gibi bi zihniyetle günlük başarılar olsa bile kalıcı olması mümkün değil. altyapı ağırlıklı, geniş bi scout ekibi olan, quaresma ve guti'lerin pastadaki kremadan öteye geçmedikleri bi sistem olmalı.

jessie'nin de dediği gibi; "beşiktaş'ın bir hikayesi olsun istiyorum".

kma dedi ki...

@Tuco Salamanca

eski postlarda yorum yapanların arasında robinho gelsin gerekirse 2. lige düşelim diyenler oldu.

postlar araştır ve bak.
robinho transferini savunanların argümanları yararlı olması üzerine değil robinho isminin büyüklüğü üzerinedir. getireceği hava ile akalalı yorumlardır. hemen hepsi de robinho'nun gelip başarısız olma ihtimaline "razı" idi.

robinho kötü futbolcudur denmiyorum. ama bizim için lükstür ve çok büyük risktir.

bizim başarı hedefimiz fulham mantalitesiyle olmalı. man city gibi yaparak değil.

Tuco Salamanca dedi ki...

@SomosTodos13

"aziz yıldırım ve yıldırım demirören'in hayalindeki taraftar profili" tam olarak neye tekabül eder bilemiyorum ama benim hayalimdeki taraftar profili; kulübün menfaatlerini herşeyin üstünde tutan, maddi gücü yettiğince forma, bilet vs. satın alan, semt takımı sanrısını aşmış, mevcut sorunlara karşı yıkıcı değil yapıcı bir eleştirel tutum takınan kişidir.

@kma

ben hala o yorumların çocuk sayılacak yaştaki arkadaşlar tarafından yazıldığını düşünüyorum.

SomosTodos13 dedi ki...

bu arada ntv muhabiri lütfullah göktaş'a göre; robinho milano'da sağlık kontrolünden geçiyormuş ya da geçecekmiş.

SomosTodos13 dedi ki...

tuco salamanca;

"gerekirse stadın ismi de satılır, şortlara bile reklam alınır. önemli olan kulübün menfaatleridir, sizin romantik düşleriniz değil."

Asphalt Monkey dedi ki...

Sunu da kabul etmek lazim ki bizim kendimizi bir Bilbao, Barcelona, Liverpool, Livorno ya da ST. Pauli ayarinda görmememiz lazim. Bahsi gecen kulüplerin camiasi belli bir tarih süzgecinden cikmistir (Franco, Bask, demiryolu ve liman iscileri...vb). Oysa ki bizim taraftar profilimiz tamamen karmadir, her türlü farkli profili ve her türlü farkli düsünceyi bir arada barindirir.

Zamaninda Cordoba ben bu Türkiye'deki derbileri anlamiyorum, taraftarlarin birbirine olan nefretinin bir sebebi yok diye. Boca - River Plates derbilerini yasamis bir adam bunu haliyle sorar. Keza Celtics - Rangers, Barca - Madrid ve niceleri belli bir tarihi barindirir. Türkiye'deki 3 büyüklerin hicbirisinde taraftar profili net degildir. Amca veya dayilarin cocuklari ne kadar ikna ettigiyle ilgilidir biz de taraftar olma.

GS ve FB'ye karsi taraftar sayimiz gittikce azalmaktadir cünkü biz cocuklari tarihte kalmis hikayelerle Besiktasli olmaya ikna etmeye calisirken digerleri ya getirdikleri isim yapmis oyuncular ya da yerel veya enternasyonel basarilariyla ikna ediyorlar. Bizim taraftar erozyonunu önlemek icin yildizlara ve onlarla gelecek basarilara ihtiyacimiz vardir. Kisacasi Q7 dedigimiz adamin trivela ortalarinin bizim icin anlami sadece getirdigi 3 puanla sinirli degildir.

Bu semtçi olayını anlamadım.Beşiktaş ilçesinin toplam nüfusu 185.000 kişi.Bu nüfusun içine Akatlar,Etiler,Levent gibi insan yoğunluğunun çok fazla olduğu yerlerde dahil.Beşiktaş,Fulya ve Ortaköy'ü semt! diye sayarsak buranın nüfusu taş çatlasın 80.000 civarıdır.Bunun da en az yarısını at.Kadınların çoğu,yaşlılar,çocuklar,futbolla ilgilenmeyen adamlar,renkliler vs.. Sana kalır 40.000 kişi.Ee Beşiktaş 2 hafta önce İzmir'e gittiği zaman Atatürk stadında 40.000'e yakın seyirci vardı.
Ee hani Beşiktaş semt takımıydı.Taraftarı 40.000 kişi için mi 2'ye böldük.40.000 kişi bir yana 10 milyon insan diğer bir yana.Asıl faşizm budur.

Tuco Salamanca dedi ki...

@SomosTodos13

"gerekirse stadın ismi de satılır, şortlara bile reklam alınır. önemli olan kulübün menfaatleridir, sizin romantik düşleriniz değil."

hepsinin arkasındayım, burada karşı çıktığınız şey nedir tam olarak?

bu kulübe para nerden gelecek sanıyorsunuz? yoksa para ağaçlarda mı yetişmeye başladı artık?

bayern münih allianz arena'da, arsenal emirates stadium'da neden oynuyor sanıyorsunuz?

beşiktaş da aynı bu kulüpler gibi bir sponsor ile anlaşşsa ve isim hakkı karşılığında yeni ve modern bir stada kavuşsa kötü mü olur yani?

neye karşı çıktığınızı bir anlasak...

SomosTodos13 dedi ki...

tuca salamanca; sabaha kadar da konuşsak birbirimizin fikirlerini anlayamayız.

kma dedi ki...

@Asphalt Monkey

taraftar sayısını arttırma gibi bi amaç neden olsun ki? herkes bir gün beşiktaşlı olacak demiyoruz biz. kendimizi başkaları gibi cumhuriyet ilan ettiğimiz yok. çoğunluk değil elit azınlık olmayı tercih ederiz.

q7'nin trivelası bir çocuğu beşiktaşlı yapabilir. ama bu sebep yüzünden beşiktaşlı olanlar büyüyünce de robinho gelsin diyor.
çocuklar beşiktaşlı olması için rabona yapabilecek transfer şart demek fenerli söylemi bence.

taraftar sayısını az bulmak ile robinho transferi ile çiş yarıştırmanın altyapısı aynı.

asıl eziklik budur bence.

Jessie dedi ki...

@rogerio da silva bobo ben de senin gibi düşünüyorum ama olimpiyat stadında fenerlilerden az olmayı, kasımpaşa deplasmanını bile dolduramamayı anlamıyorum.

inönü stadının yapısını değiştirirseniz, beşiktaş'ı öldürürsünüz diyorlar. ona da hayır diyemiyorum.

bana kalsa beşiktaş anadoluya açılsın. kadınlar ve çocuklar için projeleri olsun. biletlerde indirim yapılsın. formaya necip ismi yazılması ücretsiz olsun. fenerbahçe ve galatasaray'dan ayrıldığımız noktalar basına ve halka doğru şekilde aktarılsın. bir vizyonu ve futbolla ilgili meselesi olsun.

semt takımı olmaktan çıksın dünyada bilinirliği olsun. ama robinho beşiktaş'ta oynadığı için, bir felsefeyi temsil ettiği için olsun.

beşiktaş keşke semt takımı kimliğinden kurtulabilse.

ama bunu da doğru yapabilse. abuk bir endüstriyel politika izlemese.

insanlara beşiktaşı sevecek bir şeyler verebilse.

geçen sene bursaspor'lu arkadaşlarım bana çok defa gelip, "yahu beşiktaş'ı sevmeyiz ama sizin yüzünüzden sempati duymaya başlayacağız neredeyse" dediler.

çünkü biz onlara beşiktaşı anlattık. içinde mücadele ettiğimiz beşiktaşı anlattık.

zor iş değildir bu.

önemli olan tutarlı olmaktır. bir yola girip o yolun gerekliliklerini yerine getirmektir. endüstriyelse endüstriyel, semtse semt.

yoksa gecekondu mahallesine gökdelen dikmekle gelişim sağlanmıyor.

Tuco Salamanca dedi ki...

@SomosTodos13

bence anlayabiliriz, sadece daha açık konuşun yeter.

yani diyin ki stadın isim hakkının satılması kötüdür/sakıncalıdır/yanlıştır çünkü...

lütfen somut bir gerekçe gösterin. aynı fikirde olmayabiliriz ama en azından sizin fikrinizi de net bir şekilde görelim.

Yaz Helvası dedi ki...

Beşiktaş'ın dünya kulübü olmayı Avrupa kupaları kazanıp marka transferler yapmaktan çok kendi kültürünü yaşatarak sağlayabilir. Göteborg'un 2 UEFA Kupası, Aberdeen'in, KV Mechelen'in 1 kupa galipleri 1 de Süper kupası var. Peki hangisinin adı dünyada Livorno ya da St. Pauli kadar duyulmuş, hangisinin dünyada daha fazla sempatizanı var?

3 yıldan fazladır takip ettiğim Champions dergisinde Beşiktaş'ın haber olduğu tek sayıda İnönü stadı tanıtıldı. Yazıda öne çıkan iki nokta İnönü'nün dünyada iki kıta gören tek stadyum olması ve seyircinin 132 desibellik ses rekoruydu. Sen stadı alıp başka yere taşırsan daha çok para kazanırsın belki ama Beşiktaş'ın haber değeri olan iki özelliğini de yok edersin. 3 yıldır Beşiktaş hakkında haber çıkmazken bu ay çıkan sayıda Ertuğrul Sağlam tanıtılıyordu; çünkü o farklı bir hikaye yazmayı başardı.

Geçen yıl Yunanistan'a gittiğimde bir PAOK taraftarı ile tanışmıştım. Ona Beşiktaşlı olduğumu söylediğimde Beşiktaş'ı "hayatının yarısını siyah yarısını beyaz geçiren Michael Jackson" pankartıyla tanıdığını söylemişti. Üç gün önce PAOK'lular Beşiktaş formalarıyla gelirken pek çoğunun kafasında, takımını iyi destekleyen esprili taraftarlara sahip bir Beşiktaş algısı vardı. Şimdi stadı taşıyıp böyle bir tribün kültürünü terk ederek 20 milyon euro daha fazla kazansanız ne olacak, dünyada daha mı fazla tanınacaksınız?

Ayrıca Quaresma'nın gelişinin paralı başkana bağlı olmasının önemli bir nedeni de alt yapı geleneğinden uzaklaşmamızdır. Necip gibi son 5 yılda 5 sembol oyuncu çıkarabilseydik, zaten bir iki nokta transfere ihtiyacımız olacaktı ve bunu da forma ve bilet satışından çıkarırdık. "Kim forma sattıracaktı?" diye soranlar Liverpool'un Gerrard ve Carragher'ın formalarının satışından ne kadar kazandıklarına baksınlar. Barcelona bugün kupaları transfer harcamasıyla mı yoksa la Masia'sıyla mı kazanıyor?

Sonuç olarak, Bşeiktaş'ın değerlerinden bahsedenler kupalardan vazgeçmiş romantikler değiller. Beşiktaş'ın altyapıya bağlı kulüp kültürünü birlikte getirdiği başarılardan dolayı seviyorlar, unutulmayacak hikayeler yarattığı için seviyorlar. Bu takımın esprili tribün kültürünün yanına Necip'i Quaresma'dan önce tribüne çağırmayı eklediği gün, kupalardan bağımsız olarak Fenerbahçe ve Galatasaray'dan daha fazla tanınabileceğini, daha çok sempati toplayabileceğini biliyorlar. Beşiktaş, St. Pauli veya Livorno gibi bir ideoloji üzerinden tanınan bir takım olmayacaktır; ama Liverpool'un Barcelona'nın korumayı başardığı gelenekten gelen başarı ekolünün Türkiye'deki temsilcisi olabilir.

Övünç dedi ki...

Abicim ne kadar derin analiz yapıyorsunuz yaw.Ne gerek var buna.Bugün 5 milyon BJK'lı varsa 4.5 m tanesine niye BJK'yı tutuyorsun diye sorsalar şu söylediklerinizin içinden bir cümleyi söylemez.

Tutturmuşunuz değer değer.Kim diyor değerlerini kaybetsin diye?Kim diyor altyapıyla ilgilenmesin diye al işte hem Necip hem Q7 aynı takımda oynuyor mest olmuyormusunuz?.Kim diyor stadın yeri değiştirilsin diye Tribünleri yıkıp 2 kat daha çıksak fena mı olur ? Stadın adını 2 sene kiralık verince ne değeri kaybediyoruz ? İşinize gelince herşey gelip geçiçi demeyi biliyorsunuz belki o sponsordan gelen parayla BJK'ya bir tesis kazandırılacak ? Belki 200 genç daha sporcu yapılacak ?

Arkadaş bütün fakir ama gururlu gençler zengin olunca piç olmak zorunda mı yaw ? İlla fakir mi kalmamız gerekiyor delikanlı olmamız için... şu argümanı bir tartışalım önce ...

Tuco Salamanca dedi ki...

@övünç

hay ağzına sağlık kardeşim

fitneci dedi ki...

"quaresma almak yerine altyapıya önem versek her sene 2 transfer yeter tırı vırı..."

yav arkadaşlar hadi beşiktaş altyapıya önem vermiyor anladık da hiç mi kimse vermiyor? Bu türklerde acayip yetenekler var da işte beşiktaş fener sahip çıkmıyor öyle mi??

Bugün kıçıkırık sercan'ın peşinden nasıl koşuyoruz görüyosunuz, tabii ki kıçıkırık adama para vereceğine altyapından çıkart böyle oyuncu ama lütfen yabancı transferine ihtiyacımız kalmazdı minvalinden laflar etmeyelim. bugün fink türk olsa a milli takımda en az 15 20 kez forma giymişti. zapo bile şu anki a milli kadrosuna girer.

(hiddink'in saçma sapan tercihlerine de değinmek lazım gerçi ya neyse)

Yaz Helvası dedi ki...

@fitneci

Quaresma yerine altyapıdan adam çıkarsak demedim. Bahsettiğim iki nokta transferden biri Quaresma zaten. Beşiktaş bu sene transfer politikasını doğru yürüttü ve nokta iki transfer yapmayı başardı. Umarım her yıl böyle isabetli transfer yapmaya da devam ederiz. Her ülkenin nasıl ithalata ihtiyacı varsa, her futbol kulübünün de transfere ihtiyacı var, bu yadsınamaz bir gerçek. Ben yalnızca kendi kaynaklarımızın mümkün olduğunca iyi kullanılması gerektiğinden bahsediyorum, yoksa Quaresma'nın gelmesine hiç bir itirazım yok.

Madalyonun öbür yüzüne dönersek, altyapıdan oyuncu çıkarmak konusunda taraftarın da bir sorumluluğu var. O da bu kulübün armasını taşımanın değerini altyapıdan çıkan oyunculara hissettirmek. Serdar Özkan'ın, Batuhan'ın yok olmasında bizim hiç sorumluluğumuz yok mu? O oyunculara, örneğin Liverpool'luların Gerrard'a 20 yaşında verdşkleri kulübe ait olma hissini verebildik mi? Eğer S. Özkan ile Batuhan potansiyellerini yansıtabilselerdi bugün forvet veya sağ açık aramamıza gerek var mıydı?
Altyapıdan oyuncu çıkarmak sadece tesise, yeteneğe değil, tarftarın algısına da bağlı bir mesele.

Quaresma'nın yanına, örneğin 4 milyon euro'luk Zapo'nun kalitesinde altyapıdan bir adam çıkarabilseydik veya İsmail Köybaşı'nı önceden keşfedip 6.5 milyon euro vermek zorunda kalmasaydık zaten bir Quaresma alacak kaynak daha yaratmış olurduk. İşlerin sadece transferle yürüdüğüne inandıkça altyapıya yatırım yapılmıyor. Taraftar başarı yalnız transferle gelir masalına inanırsa seneye işler kötü gittiğinde İnönü'de ilk ıslıklanan isim de Necip olur.

tearkan dedi ki...

Öncelikle şu Beşiktaş semt takımıdır muhabbetini bir açıklığa kavuşturalım mümkünse. Ben doğma büyüme Ankaralıyım. hatta 100. yılda kadar semte gelmişliğim dahi yoktu. Fakat Beşiktaş Valerenga'ya yenildiğinde sabaha kadar uyuyamayacak kadar da çok seviyorum Beşiktaş'ı. Ayrıca bir arkadaş da benzer örnek vermiş, Beşiktaş semt takımıysa İzmir'de Ankara'da stada gidenler kim? Niye ve nasıl sevdiler Beşiktaş'ı madem bu takım semt takımı. Ayrıca bunun tartışması yaşanacak denmiş; fakat kiminle yaşanacak? Daha olimpiyatı febe gese kadar dolduramayan semtçilerle, İzmir'de stada giden 40bin kişi arasında mı yaşanacak?

Fulham vari bir başarı yakalamalı Beşiktaş diyoruz; fakat bu başarının kalıcı olduğuna siz inanıyor musunuz? Kendi söylediğinize kendiniz inanıyor musunuz yani. Fulham'ın bu sene de benzer bir başarı yakalayabileceğine kaç kişi inanıyor? Farklı bir örnek olarak geseye bakalım. Alt yapıdan da bir çok oyuncunun bulunduğu bir kadro Uefa Kupası'nı aldı. Peki neden arkası gelmedi? Belirli bir planlamaya, yapılanmaya sahip değildi çünkü. Ya tutarsa mantığıyla aldıkları Hagi ve Popescu ile alt yapıdan denk getirdikleri oyuncuların arkasını getirecek planlamaları yoktu çünkü.

Sonuç itibariyle üreteceksen de, tüketeceksen de planlı olarak yapmak lazım bunu. Hangi tarafı seçersen seç, elinde bir plan olmalı. City gibi onu da alalım, bunu da alalım diyerek değil yada Chelsea'nın ilk sezonu gibi değil de Mourinho dönemi gibi yapmalısın bunu. Üreteceksen de bunu Porto gibi yapmalısın. Bruno Alves'i satıyorsan arkasından Otamendi'yi şak diye onun yerine almalısın yani. Leeds gibi yakaladığın genç, yetenekli kadroyu dağıtıp sonra bir tarafın açıkta kalmamalı yani.

Beşiktaş kadrosunun yaşlı olduğu doğru kantarın topuzu biraz kaçtı gibi hatta. Sürekli örneği verilen Arsenal'in son yıllarda en başarılı olduğu dönemde (nağmalup şampiyon olurlarken yani) kadrosunda 11 çıkan oyunculardan Bergkamp 34, Parlour 30, Pires 30, Campbell 29, Gilberto Silva ve Vieira 27 yaşındaydı. Buradan da rahatlıkla anlaşılabileceği gibi sadece yaşlı tecrübeli yada sadece gençle değil ikisinin düzgün harmanlanmasıyla yürüyo bu işler. Biz yaşlı konusunda biraz kantarın topuzunu kaçırmış olsak da düzeltilemeyecek bir durum değil bu.

Şimdi Porto örneğini verince adamların elinin altında Güney Amerika var. Sen bu yabancı sınırıyla nasıl becereceksin o işi diyenler de çıkar. Doğrudur. Fakat Almanya'nın 3,5 milyon Türk nüfusu içinden çıkardıklarını ağzımız açık izleyeceğimize biraz çaba gösterelim artık. Sadece sızlanmakla olmuyo o işler.

Şu stad konusunda da ben stadın adının değiştirilmesinin yada stadın ismine sponsor alınarak gelir yaratılmasının nasıl bir zararı olacak pek anlayamıyorum açıkcası. Stadın adı İnönü olmazsa burası İnönü burdan çıkış yok diye bağıramayacağız ondan mı?

fitneci dedi ki...

yaz helvası,

altyapıdan gelen oyunculara tolerans gösterilmesi konusunda sana katılıyorum ama verdiğin iki örnek de falso be abi... serdar özkan bu takımda en çok tolare edilen oyuncudur açık ara.. en son gassaraya gidince bi zil takıp oynamadığımız kaldı. Batuhan konusunda da (batuhana düşen pay dışındaki) hatanın büyüğü taraftarda değil çocukla çocuk olan Denizli'de ve Denizli zihniyetini takımda fazladan 1 sene daha tutan yönetimdedir. Ayrıca Batuhan'ın ciddi ruhsal problemleri var. Eğer son bilmem kaç senede Necip dışında bizim altyapıdan çıka çıka bu iki kişi çıkmışsa, varsın çıkmasın bi süre daha...

fitneci dedi ki...

bi de aydın karabulut vakası var.. keşke o adam muhteşem bi patlama yapabilseydi de onu sepetleyenler g*t olsaydı ama olmuyor işte...

Yaz Helvası dedi ki...

Ben hala Ertuğrul kalsaydı ve tribünler bahsettiğim gibi ciddi bir destek verseydi ikisinin de takımda kalabileceğini düşünüyorum; ama öyle olsaydı böyle olsaydı diye hayal kurmanın da kimseye faydası yok. İsimleri bir kenara bırakırsak, altyapıyla ilgili derdimi anlatmayı başardıysam sorun yok demektir.

shelbyl dedi ki...

Ben sadece sunu yazayim uste dair: Kiminiz jessie'yi cok yanlis anlamissiniz.

Benim kafamdaki Besiktas'i anlattim daha once gerci de, gene ozetleyeyim:

Benim kafamdaki Besiktas, tuttugu yolu secmis ve ona gore yatirimlar yapan Besiktas'tir.

Endustriyel mi olunacak? Olunsun hocam. Ama gerekleri dogru yapilsin.

Endustriyel futbol Robinho'ya para sacmak, Quaresma transferi yapmak vs. degildir. Endustriyel futbol stad kalitesini yukseltmek, bilet fiyatlarini ona gore belirlemek, kulubun marketing'ini arttirmak, bir anlamda profesyonellesmektir.

Bizim algimiz oyle bir yere sikismis ki, endustriyellik tartismasini yapilan transferler ve altyapidan oynayan/oynamayan oyuncular uzerinden yapiyoruz. Eger bir "sacmalik" varsa ortada sacmalik budur.

Yolumuzu cizelim, ona gore taleplerde bulunalim, ve de cizdigimiz yolun sonuclarinin farkinda olalim.

Baska bir derdim yok benim.

AQ-47 dedi ki...

aslında sorulacak tek soru var:
bir taraftar, sözgelimi beşiktaş taraftarı takımının maçını TVde ya da tribünde neden izler?

Bu yorum yazar tarafından silindi.

öncelikle neden biz modern olmayı, Avrupalı gibi çağdaş düşünmeyi, gelirlerimizi arttırmayı kapitalizm olarak görüyoruz.Şuanki görüntümüzü Osmanlının geri kafalı sadrazamları olarak görüyorum, her tür yeniliğe kapalı olan, yabancı olduğu unsurlara şeytan icadı olarak gören insanlar gibiyiz.

Beşiktaş hiçbir zaman Lyon yada, Porto olmayacak bunuda aklınıza sokun. Avrupalı genç yetenek Türkiyeye gelmiyor, gelsede sözleşmesini öyle bir önünüze koyuyorki, birkaç yıl sonra elinizden kuş gibi uçup gidiyor.

O hayran olduğunuz Arsenal örneği afedersiniz fakat kıçındaki donu bile emiratese borçlu.

Fenerbahçeyle, Galatasarayla ekonomik olarak mücadele edemeyiz demişsiniz, Beşitaş 3 yıl üstüste şampiyon olsun sadece ŞLden gelecek gelir 60 milyon euro. Bakalım o zaman Kim bizimle mücadele ediyor.

Quaresma ve Guti için kaç çocuk Beşiktaşlı oldu? bu her çocuk Beşiktaşın havuzuna Dolar olarak geri dönüyor.

Arkadaşlar artık devir değişti çıkartın at gözlüklerinizi, bir çevrenize bakın, hep kötü örnekleri değil birazda iyi şeyleri görün, dünya devlerinin sponsorluk anlaşmaları olmasa şuan ne halde olacağını düşünün. Bugün Bayer Munichin allianz arenası gibi bir stadyumumuz olsa biletleri 15 YTL olsa çokmu şey kaybederiz, İnönünün yanına emirates yazsa biz gençler o stada inadına İnönü, dedemiz mithatpaşa demiyecekmi?

nostalji arayanlar, milliyetin arşivini açsın...

hakan kirezci dedi ki...

Sevgili kardeşim, Halkın Takımı Dergisi adına yazıyorum.
Bu yazınla ilgili (eğer ilgini çekiyorsa tabii) lütfen
hakankirezci@hotmail.com adresine mail atar mısın?

Jessie dedi ki...

asvallttaicen arkadaşım madem modernleşmeyi talep ediyorsun

robinho'dan önce tuvaletlerin iyileştirilmesini talep etmelisin.

insanca şartlarda maç izlemeyi talep etmelisin.

bunlar beşiktaş'ın robinhodan öncelikli gereksinimleri.

sozcelykk dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
sozcelykk dedi ki...

jessie bildiğin bana sallamış burda

9. haftada city of manchestar'a geleceksiniz bebelerinizle , khaldoon'un avroları mı yoksa wenger'in sübyanları mı kazanacak göreceğiz.

hem siz adebayor'un yerini chamakh'larla dolduramazken biz adebayor'u kapı önüne koyuyoruz , isterseniz tekrar size verebiliriz free :)

sermaye her kapıyı açar jessie , dilencilerin dediği gibi sad but true :)

geloraptor dedi ki...

bir city'li olarak ben de müdahil olayım bu konuya. bu sene arsenal geçebilir city'i. yüksek ihtimal olan da o ama city'de işler yoluna oturmaya başladığı zaman city-arsenal ilişkisi şimdiki chelsea-arsenal gibi olacak eğer arsenal'de işler değişmezse. şu an chelsea nasıl arsenal'i nasıl içerde dışarda yeniyorsa city de yenecek. arsenal'in şu anki yöntemiyle bulunduğu seviyeden ileriye gitmesi çok zor. hem bence izlediği yol da hoş değil. city piyasada değeri muhtemel kim varken alıyorsa arsenal'de onun benzerini 18 yaş altındaki ya da civarındaki oyunculara uyguladı. kaç arsenal oyuncusu en baştan kendi akademilerinden yetişti. bu da nahoş. bunun dolaylı etkisiyle fabregas'ı zar zor bir sene daha elinizde tuttunuz adam gitmek isterken. bu sebepten hep bu seviyelerde kalacaksınız. her sene şampiyonluğa oynar görünüp olamayacaksınız. şunun iddiasına girerim man city arsenal'den daha önce kazanacak premier lig'i.

sozcelykk dedi ki...

tabii yaa

arsenal son galibiyetlerini alıyor city'ye karşı, bi oturtalım şu takımı senede bir iki takviyeyle canına okuyacağız önce united'ın sonra chelsa'nin ardından arsenal'ın ,bak liverpool'u takım yerine bile koymadım zaten daha oturmamış halimizle bile 3lüyoruz onları :)

tüm dünya city gerçeğini kabul edecek öyle ya da böyle arsenal chelsea ve de en önemlisi united bu gücün önünde diz çökecek :)

shelbyl dedi ki...

Arsenal de City de zerre umurumda degil, lakin aklin gucunu her zaman paranin gucune tercih ederim.

geloraptor dedi ki...

Zaten city'nin oturmasından kasıtımdan bir nevi o. chelsea de şu an hakim olan para değil artık. bir sistem oturtulmuştu şimdi sistem geliştiriliyor.

jessie yaptigim yorumu okursan Robinhoyla ilgili en kucuk bir sey yok.. benim derdim zaten stadla, sen devre arasinda yeni tuvaletleri kullanabilecegin , adam gibi kahyve icebilecegin, yemek yiyebilecegin stad istiyorsan zaten orasi inonu degil, bir kere o stadin mimarisi uygun degil onun icin.. yukarda ornegimde verdigim gibi yaparsin 50.000 kisilik bir allianz arena bakarsin keyfine, iste o zaman hesap sorarsin biletler neden bu kadar pahali diye, tuvaletler neden calismiyor, aynalar kirik diye, restoranlar istedigimiz servisi vermiyor diye.. ahh bir uyansaniz ruyadan.

Yorum Gönder

Ara