.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
18 Ağustos 2010 Çarşamba

Stadın Adını Değil İçini Değiştir

İnönü'de sezonu bu akşamki Helsinki maçıyla açtık. Uefa'da gruplar öncesi son engelin karşısına çıkmadan önce Köyiçi'nde 2 ay sonra maç heyecanıyla dolanmak, Dolmabahçe'de marşlar söyleye söyleye yürümek, köşeyi dönüp İnönü'nün gri duvarlarını karşımızda görmek tüyleri diken diken etti haliyle; özlemişiz...
Lakin stada girdiğimizde heyecandan eser kalmadı. Merdivenleri çıkıp sahanın yeşilini bir ucundan gördüğünüzde yaşadığınız heyecanı birçoğunuz bilirsiniz, mükemmeldir gerçekten. Ama bugün o merdivenleri çıktıktan sonra ben karşımda yeşil değil kahverengi bir saha gördüm. İnanması güç ama korner bayraklarının olduğu köşelerde 10'ar metre uzunluğunda, 2'şer metre genişliğinde üzerinde bir tane bile çim bulunmayan kahverengi şeritlerimiz mevcut. Onların dışında iki yarı sahada da orta yuvarlağa yakın bölgeler akıllara ziyan berbatlıkta. Sanki maçtan bir saat önce biçerdöverler sahaya girip hasatı toplamış gibi görünüyor. Oynayan için yarattığı çileyi ise tahmin edemiyorum elbette ama takımın topla en az haşır neşir olan adamı Zapo'nun bile bir şut denemesinden sonra zemine sövdüğünü görünce Guti'nin ne hissettiğini az çok tahmin edebildim. Sen Guti'yi getir, Quaresma'yı oynat ama sahanın zemini bu olsun.
Zemin dışında statta her zaman yaşanan sıkıntılar tabii ki devam ediyor. İçeride sezonun henüz üçüncü maçı ancak tuvaletlerde geçen seneden kırılan pisuvarlar aynen duruyor, camlar ve aynalar desen onlar zaten yıllardır kırık halde, oynar başlıklı-asla oturulamayan ve insanın kıçının altından kayıp giden süper koltuklarımız tastamam yerinde, yönetimin kendi eliyle yeni açığın kapalıya yakın kısmına astırttığı Optiğin silüetinin yer aldığı pankartta bile yaklaşık bir karış toz birikmiş stad en son geçen yıl temizlendiğinden. Giriş çıkışlardaki eziyetler, bir ortaokul çocuğunun ancak sığabileceği genişlikte turnikeler, hiçbir zaman tendürdiyot ve sargı bezinden başka bir şey bulamayacağınız sağlık odası vs de aynı bıraktığımız gibi.
Şimdi efendim ben bunları anlatıp bu güzel gecenin içine niye etmeye çalışıyorum? Şu sebepten; geçtiğimiz haftasonu bizi şımartıp, çıldırtan büyük başkan bir açıklama yaptı. İnönü stadının adının Medical Park İnönü Stadı olma ihtimaline yönelik olarak tribünlerden yükselen "Burası Şeref Bey hastane değil" tezahüratına kızmış olacak, "Sponsorları kaçırmayın, onları sevin" minvalli laflar etti. Bir de şunu buyurdu kendisi, "Avrupalı bir kulüp olacaksak, Avrupalı gibi düşünmeli, hareket etmeliyiz. Yani sponsorlarımıza destek olmalıyız" Avrupalı gibi düşünmek, Avrupalı gibi hareket etmek gerekir diyen başkan bu kulübün başında olduğu zaman diliminde hangi eylemini kafasındaki bu "Avrupalı" standartı doğrultusunda gerçekleştirdi ben bilmiyorum, bilen varsa da bana anlatsın. Ama en azından ismini ve tarihini pazarlamaya çalıştığı stadı konusunda böyle davransaydı bizi memnun ederdi elbette.
Zemininde futbol maçı yapılabilen, insanların rahat rahat girip çıktığı, insan gibi muamele gördüğü, oturabildiği, paçalarına sidik bulaşmadan tuvalete gidebildiği, tek çiviyle tutturulmuş koltuklarında bir karış tozun bulunmadığı bir stad hak ediyor bu insanlar. Çünkü sen, Liverpool, Rabotnicki maçında Kop tribünün biletini 15 Pounda satarken; Helsinki maçının yeni açık biletini bu insanlara 50 milyona satıyorsun. Şampiyonlar Ligi'nin son şampiyonu Inter kale arkası kombinesini yaklaşık 350 liraya satarken(sadece Serie A için), sen Yeni Açık'ını 700 liraya satıyorsun. Sonra da stadın ismine sponsor olacak firmayı küstürmeyin, kaçırmayın diyorsun bize.
Oturduğunuz o güzel koltuklardan bizim oraların çok net görünmediğini, ilgilendiğiniz şeyin stadın içi değil tabelası olduğunu, çıkarlarını korumanız gerekenin siyahla beyazı karşılıksız seven taraftarlar değil bir tezahüratta paracıklarını alıp kaçmaya hazır sponsorlar olduğunu düşündüğünüzü zaten biliyoruz. Ama siz de şunu bilin ki, biz öncelikle dişimizden tırnağımızdan artırtıdığımız paralarla gelip biricik aşkımızı insan gibi izleme hakkımıza sahip çıkacağız. Siz de bu kulübün başkanı olarak taraftarların verdikleri paranın karşılığını almasını, futbolcularının üzerinde çim olan sahada top oynamasını sağlayacaksınız. Bize Tabata'nın bonservis bedelinin üçte ikisi kadar bir para önerip İnönü'nün adını hastane tabelasıyla değiştirmek isteyen o çok sevgili sponsorun teklifini de tüm bunlardan sonra konuşacağız.

9 Yorum:

Sarper dedi ki...

Okulların tuvaletlerine, sadece müfettiş geleceği zaman, sabun konan bir ülkenin takımının başkanının tavrının bir Hababam Sınıfı parodisi olması dışında başka bir şey beklemek mümkün değil maalesef.

Stat görevlilerinin (işini düzgün yapanlar hariç) Türkiye'de Amerikan Rüyası'nı yaşadıklarını görüyorum. Kapağı at, yan gel yat,arada ver suyu, gelsin maaş.

Tabi zeminin bu kadar kötü olmasında yatan faktörlerden bir tanesi yakın zamanda olan Sonisphere. Yrdum insanı, mal kıymeti bilmediği için o çimlerin üzerine konan korumaların canına 1. günün sonunda okumuştu. Durumun bu olacağı malumken, neden stad içerisinde bu durumu denetleyen birileri yoktu, ya da neden bu durum tazmin edilemiyordu bilinmez.

Ama bu da bahane sayılmamalı, dünyanın her yerinde, özellikle İngiltere ve Almanya'da (Amerika'yı saymıyorum bile, adamlar aynı salonda bir gün basket oynarken, ertesi gün buz hokeyi oynuyorlar, sonra konser veriyorlar vs vs) stadyum konserlerine sıklıkla rastlanır fakat bizdeki gibi bir zemine rastlanır mı bilmem?

zemini düzeltme çalışmalarına başlayacaklarmış. şu zemin sezon açıldıktan sonra nasıl düzelir, mümkün müdür biri anlatsın? ayrıca yönetim suçu sonisphere atmış. e denetle tedbir al, şikayetçi ol. festival biteli 2 ay olmuş düzeltmeye çalış. şu zemin yüzünden sakatlıklar verme ihtimalimiz var ya ona yanıyorum...

marpione dedi ki...

ben yönetimin yerinde olsam ben de çivi çakmam o stada.

canı sıkılınca koltukları kırıp sahaya atan, tuvaletleri kendi eliyle parçalayan taraftarlar var orda.

en son hanginiz plastik koltuğun üzerine çıkıp kırılacağını bile langır lungur zıplayan adamı uyardınız? hanginiz çamurlu ayakkabıları ile koltuklara basanlara "yapma" dediniz? hanginiz "beyler adam gibi durun kırıp dökmeyin" dediniz yapanlara? tuvaletleri kirleten adamlar uzaydan mı geliyorlar?

kimse çıkıp "ben yapmıyorum ki bunları neden ben hakediyorum" demesin. yapana karşı çıkmıyorsan sen de suçun parçasısın.

hoş kızamıyorum da zira bu uyarıları yapınca hayvanlaşan adamlarla muhattap oluyorsun. birileri tribünde orman kanunu olmasını seviyor. bunu "delikanlılık" sayan binlerce de insan var. tribüne gelince medeniyetle bağını kesiyor adamlar.

ne yazık ki maça gidince hayvanlaşan bir milletiz biz. üstelik stad modernleştirilmeye çalışınca da endüstriyel futbol ühühühü diye ağlaşan tipler var.

normal sonuç.

gnyz dedi ki...

Stadın adıda içide dışıda komple değişsin

Yeri gelmişken
http://www.haber1903.com/Haber-15648-para-getiren-kaynagi-kurutmamak-lazim
çarşı endüstriyel futbola karşı :)

Birde forzada forumun en tepesindeki sabitlenmiş konuya bakın aradaki 7 farkı bulun

Antidoto dedi ki...

O zaman belediye çöp hizmetlerini kaldırsın mesela herkes çöpünü yere atıyor diye, ya da belediye otobüs seferleri iptal edilsin koltuklarına yazı yazan insanlar var diye, ya da denize girmek yasaklansın işeyenler var diye...
O her seçim döneminde ortaya çıkan dev stad maketleri var ya hani, o stadlara da senin bu müstahak dediğin adamlar gelecek, o zaman o stadı da yapmanın bir alemi yok hacı. Direkt halı sahada oynatalım takımı, tribünün falan olmadığı. Ya da en iyisi o stadlara giden adamları Fransa'dan falan ithal edelim, hepsi Mösyö olsunlar..
Statta şartları iyileştir diye yazı yazıyoruz, hayır iyileştirmesin diye cevap geliyor. Vallaha iyileştirmesin abi ya, madem gerek yok kalsın öyle...

Pamukk dedi ki...

robinho peşinde koşcaklarına stadı adam etsinler aq
rezalet

marpione dedi ki...

@antidoto

adamları veya zihniyeti düzeltmeyi neden düşünmüyorsun?

neden ile sonuç ilişkilerini karıştırıp demagoji yapınca tribündeki vandalizm aklanmış mı oluyor?

stad yenilenmediği veya bakımı yapılmadığı için zarar vermiyor adamlar.

tam tersi ne yapılırsa yapılsın zarar verildiği için stad bu halde.

sen çıkıp stadı daha iyi ve bilinçli kullanmanın mesajını vereceğine "bana ne kardeşim taraftar bu yıkar parçalar, yapsınlar, düzeltsinler!" diyorsun.

ben de diyorum ki bu zihniyete göre sonuç normal.

bu stada veya da yenisine aynı adam gelsin gene ama insan gibi davransın stadda. onun amacını güdelim. insan gibi davranmanın ölçüsü de mösyölük değil. koltuk kırmayarak veya da tuvaletleri adam gibi kullanarak başlanılabilir.

yuki the zorba dedi ki...

abi stada gidiyorsun, kapidan gireceksin; giremiyorsun... Neden kapilarda polis yok, varsa da eziyet ediyor... Kapidan yaklasik 25-30 dakikada geciyorsun, nitekim senin stada maca bes dakika kala girme luksun yok. O ecnebilerin luksu...

Iceriye giriyorsun, e biseyler ictin mactan once, tuvalete giriyorsun... Tuvaleete o gun ilk girecek olan sensin... Kulac atman gerekiyor... Kapalinin eski acik tarafindaki tuvaletleri bilir misiniz? Iste oradan bahsediyorum... Kimsenin kirdigi falan yok, yok oyle bisey... Tuvalete bildigin yuzerek giriyorsun. Hayvanin teki tuvaletteki uc pisuvardan birine sigara atmis, tikanmis. E sekiz tane olsa millet onlara isemek zorunda degil degil mi? tribun 5000 kisilikken de 3 pisuvar vardi, 8000 kisilik oldu, hala 3 pisuvar...

neyse girdin iceri, cisin var, disarda 40 kisi sirada, pisuvar uzerine tasiyor; isemek zorundasin... Isersin o zaman... Ben eve kosarak gitmeyi tercih ediyorum mac sonrasinda, tutamayan adam oraya isiyor. Sira gelmeyen de gidip duvar kenarina...

Kadikoy'e gidiyorsun; misafir tribununde 40 tane pisuvar yan yana... Evet orada ruh hastasi kiriyor o tuvaleti. Yalan yok. E senin stadinda olsa kiracak mi, kirdirirlar mi? Orda haplanmis adam var ses edemiyorsun, kendi stadinda oyle mi? Bir kere polis yok ortada, guvenlik yok. ruh hastasi adam kiriyor deplasmanda... Ona yapacak neyin var... Peki kendi stadindaki 7900 adami ne yapacaksin? Adamin derdi isemek, sen hala tek haneli sayilarda pisuvar koyuyorsun koca stada...

Hadi isedin, rahatladin di mi... iceri giriyorsun tribundesin simdi... O ne lan goremiyorsun onunu... saha yok, onunde 1.75'lik adam olsa yeter... Koltuga tirmaniyorsun, saha kenari cizgisi yok... Kornerler atilirken, topun bir delikten firlatildigi hissine kapiliyorsun...

Karnin mi acikti... Mac bileti parasina - ki o da ucuz degil - sucuk ekmek yiyebilirsin... Oyle atistirmalik bir sey yok. Sucuk ekmek, kofte ekmek, kola turka...

Allahaskina 50 tane 100 tane ruh hastasi hapci var diye tribunde 7900 kisi eziyet cekmek zorunda mi? Ben de tirmaniyorum koltugun uzerine, nitekim cikmazsam goremiyorum. 4 sene ust soldaydim, cikmadik koltugun ustune nitekim gorebiliyordum... Insanlar cok mu merakli ustlerine pis su sicrayan yere isemeye, kapilarda beklemeye, pis koltuklarda oturmaya... ne veriyorsan onu aliyorsun, olay bundan ibaret...

kard dedi ki...

endüstriyel futbola karşı olduğunu söyleyip quaresma gibi birini takımda görmek isteyenler çok da tutarlı değilller bu düşüncelerinde. bu tarz adamlar endüstriyel futbolun mihenk taşlarıdır.

takıma para şart. sponsor desteği şart. stadın ismine takanları anlamak çok güç. 3 4 defa değişmiş zaten. bu sefer para karşılığı değiştirsen çok mu kötü olur. kötü olmaz aksine iyi olur. sen yine oraya inönü dersin şeref bey dersin, dolmabahçe dersin...

Yorum Gönder

Ara