.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
16 Temmuz 2010 Cuma

Gündoğdu

15 Temmuz 2010
Beşiktaş-Vikingur Maçı

Geçen sene yaşadığımız kongre travmasından sonra İnönü’de izlediğim ilk maç olan Beşiktaş – Vikingur maçı ile sezona bir merhaba demiş olduk. Geç başlayıp erken biten Gündoğdu yazılarını mükemmel aksilikler yaşamazsam bu sene devam ettirmek istiyorum. Umarım herşey istediğimiz gibi devam eder.



Dün işten geç çıkmam dolayısıyla maçtan önce semte inemedim, direkt stadyumun yolunu tuttum. Yarım saat kala kapalı alttaydım. Alıştığımız şekliyle bir sezon öncesi geçiriyor olsaydık, havanın nemden nerdeyse yere damladığı bir Perşembe akşamı, Vikingur gibi bir takıma karşı yapılan bir maç için bu kalabalık ne diyebilirdik. Ama gerek Quaresma, gerek Guti olsun, bunun yanında sağdan soldan gelen Robinho, Raul haberleri olsun, insanların heyecanını katlamış olacak ki tribünler nerdeyse ağzına kadar doluydu. Forza’da haberi verilen bayrak hazırlığı da tamamlanmış, kapalı tribüne yayılmış sopalı, çoğu el emeği göz nuru olan bayraklar maç öncesi sallanıyordu. Sahada iki takım futbolcuları ısınma hareketlerini yaparken Vikingur’lu futbolcular yan gözlerle tribünleri kesiyorlardı. Futbolcular teker teker tribüne çağırılırken sıra Quaresma’ya geldiğinde ortalık iyice coştu. Ama kapalının mesaisi yeni başlamış olacak ki, Alen’in yokluğunda Harun’a üçlü için davetiyeyi gönderiverdiler. Harun setten kapalı alta inerken şahane göbeği biraz sorun çıkartsa bile karga tulumba indi. Tam sahaya doğru yöneldi ki bu seferde kutudan şu tezahürat duyuldu “Quaresma Harun el ele, hep beraber üçlüye” Nihayet Harun Quaresma’yı aldı, yanaklarından öpüp santraya doğru götürdü, ve birlikte bir üçlü çektirip herkesi iyice havaya soktular.

Maç öncesinde hem tribünlerde, hem de stadyumun müzik yayınından sezon sonunda baya beğenilen “Gücüne güç katmaya geldik, formanda ter olmaya geldik” tezahüratı söylendi, çalındı. Ama bu tezahürat daha herkes tarafından ezberlenmemiş. Nakarat dışında doğru dürüst ses duyulmuyordu. Maça da klasik üçlüyle başladık. Rakip takımın gücü ve ilk 5 dakikada maçın gidişatı belli olduğu için taraftar çok rahattı. Herkes Quaresma’yı kolluyor, top ona geldiğinde “yürübeolm” sesleri işitiliyordu. Hatta bi ara arkamdan birisi “topu Quaresma’ya atsanıza lan, o kadar para verdik” diyerek kısa bir özet geçti. İlk yarı kapalı alt ve üst “Bu sene şampiyon görelim sizi” ve “Kartal gol gol gol”de iyice yüklendi. Zaten tezahüratın pik yaptığı anlarda yeni açık ve numaralıdan bir alkış geliyor.

Devre arasında kapalı üstte bir iki ufak arbede yaşandı. Artık kimse çıkan bu kavgalara şaşırmıyor, herkes alıştı. İkinci yarı başladığında gene bir kavga çıktı, ama bu sefer tribün önce ıslık, sonra alkış, en sonda “helal olsun size, helal olsun” tezahüratıyla bir tepki koydu.

İkinci yarının en güzel aktivitesi gene dale cavese oldu. Tabi bu sıcakta kimsede atkı olmadığı için genelde alkış ve el kol sallamalı (hatta hareket çekmeli) varyasyonlar yapıldı. Kapalı alt-üst, kapalı-yeni açık, kapalı-numaralı karşılıklı takıldık. Bununla beraber iş bi yerden sonra Fener’e, Galatasaray’a makaraya sardı. E sezonun ilk tribününde Fenerbahçe’nin son maçındaki mevzuya değinmeden olmazdı, onu da “Şampiyon Fener, en büyük fener, yanlış anons ulan ..neler” tezahüratı ile eda ettik. Takip eden Fenerbahçeli dostlarımız kızmasınlar, bunlar yaşandı, yapıcak bişey yok.

Takım penaltı kazandığında tribün kararını verip, penaltıyı Quaresma’ya kullandırdı. Adam topa vurmadan önce de heryer “oooooooooo” diye inlerken kaçan penaltı sonrası hiç bozmadan “Quaresmaaaa” diye tezahürata devam edildi. Sonra bir futbolcuya bu kadar ehemmiyet verilmesinin sağlıksız olacağını düşünülmüş olacak ki, sırayla Deli İbo, Toraman, Ernst gibi diğer futbolculara da tezahürat yapıldı. Ve nihayet, maçın sonlarında doğru yumruklar havaya sesleri duyuldu. Sezonun İnönü’de ilk Gündoğdu’sunu hep birlikte söyledik. Beşiktaş’ımıza kavuşmuştuk, güzel transferler vardı, 3 gol atmıştık, keyifler yerindeydi. Mutluyduk lan ötesi mi var. Ve bizim tribün bu kadar gevşemişken Vikingur’a da bir selam etmeden olmazdı, maç sonunda onlarda paylarına düşeni alkışlar eşliğinde aldılar;

“Vikingur bu sene seve seve şampiyon”

11 Yorum:

Pamukk dedi ki...

güzel özet

simplextablosu dedi ki...

@pamukk

teşekkürler =)

Kartal Bafiler dedi ki...

Eheh he hep yaz emi :P

matiasemilio dedi ki...

vallahi çok keyifli oluyo okuması..
teknik analizi noattan tribün analizini de bu seriden okuduğumuz bi sezon geçirmek dileğiyle..

bLAck_eAgle dedi ki...

Kolpa alen in olmaması dünkü maça ayrı bi zevk kattı....

ederlezi12 dedi ki...

Benim gibi henüz tribüne girememiş taraftarlar için tribün havasını hissettiren güzel bir yazı..
( Ama bu sene gelicem artık ulan )

Teşekkürler :)

yusuf dedi ki...

klişe olacak ama bunu söylemek zorundayım:

maça gitmiş kadar oldum.

keşke bütün maç yazıları, tribünleri bu kadar güzel anlatsa. eline sağlık simplextablosu.

tearkan dedi ki...

Son tezahürat eklenmiş ve son notka da konmuş. Çok güzel bir yazı olmuş tebrikler.

Bu arada barça sevilla.dan adriano.yu almış. Sol bekleri yok diyorduk kapak yaptılar. Anlamadığım bu adamlar nasıl maddi sıkıntıda yahu? Bir yandan da Fabrega'a sarkıyolar.

Bu arada Guti ve Raul Mourinho'nun ilk antrenmanına çıkmamışlar. Guti Raul'un bavulunu toplamasını mı bekliyo acaba Türkiye'ye gelmek için.

GKHNTKN dedi ki...

Amigomusun kebapçımısın
Yoksa reklam yıldızımısın
Anlayamadık sen ne ayaksın
Alen abi sen manyakmısın...

Maçta aylardır cezalı olan Alen abi'yi unutmayarak ona bu tezahüratla selam göndermek çok güzel bir ayrıntıydı.

simplextablosu dedi ki...

@GKHNTKN

Doğru o da vardı, bi de tribün büyüklerinden Kabataş Hakan için geçmiş olsun pankartı ve tezahüratları vardı, yazıyı yazarken onu da atladım, affedin!! =)

oh bee, şöyle bi yazı okuduk nihayet de yüzlerce kilometre öteden inönü'yü yaşamış olduk.

eline sağlık, devamının gelmesi dileğiyle...

Yorum Gönder

Ara