.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
23 Haziran 2010 Çarşamba

Quaresma'nın Bedeli

Bir adet formanın fiyatı 88 TL olarak belirlenmiş. Quaresma gelsin 5 tane forma alırım diyenler kara kara düşünüyorlar... Formayı boşverip kombine satışının yapıldığı yere geçiyoruz. O da ne? Şampiyonlar Ligi olmayan sezonda fiyatlar epey zam görmüş. Taraftarı Quaresma kesmemiş, çıldırt bizi kombineye daha da zam yap diye pankart açıyorlar. Farkında değiller, bu sene belki maça gidebilirler ama bu zihniyetle önümüzdeki senelerde o stadyumda olamayacakları kesin. Çünkü Quaresma'nın "bedelini" ödeyebilenler girecek artık o stadyuma. Taraftarın kalbi, takımı gönülden destekleyen taraftar vs... Önce kale arkalarına doğru gidecek, oradan da stadyumun dışına atılacaklar... Farkındalar mı sizce? Yarın gider yönetimdeki veya yönetime yakın yerlerdeki tanıdıklarından "indirimli bilet" telaşına girerler. Akıllarınca kendilerini kurtaracaklar. Onların temel derdi kendilerini "bir şekilde" stadyuma atmaktır neticede... Kapalı bizim, koltuk senin... Looking For Eric filminin efsanevi pub sahnesini hatırlar mısınız? Manchester United taraftarlarıyla FC United taraftarı karşılıklı atışırlar... Fc United taraftarı patlar; "10 senedir maça gidemiyorsunuz, ne hikaye anlatıyorsunuz!" der. Evet Manchester United dev bir şirket, dev bir dünya kulübü olmuştur. Berbatov'lar gelip Ronaldo'lar gitmiştir... Lakin "sen ben" dediğimiz taraftarın İngiliz'i, Ronaldo'yu dünya gözüyle canlı izleyememiştir. Fc United taraftarından bir salvo daha gelir; "Git bir bak stadyuma. Senin gibi bir postacı var mı maça gidebilen? Stad otoparkına bak. Oradaki herhangi bir arabayı satın alabilir misin? Otoparklar yalan söylemez!" Ricardo Quaresma transferi ve sonuçları taraftarın yapısında uygulanacak değişimlerin temel figürüdür. Bugün Quaresma'yı izlemeye param yeter, yarın Robinho için benim de gücüm yetmeyebilir. O noktada koltuğumuzu daha çok parası olana terkedeceğiz. Televizyon başından kahve servisi yapılan stadyumumuzla övünüp, o kahvelerden hayatımız boyunca içemeyeceğiz. Farkında mıyız? Farkındaysak, kulübün Quaresma üzerinden yaptığı açılıma en ufak bir eleştiri getirmem. Bu bir tercihtir. Bunu vaad ederek gelmişlerdir... Lakin Quaresma yetmez, Robinho da gelsin diyenler, diğer yandan 88 Liralık formayı, kombine fiyatlarını eleştirmeyecekler. Fenerbahçe bu değişimi yaşadı. Galatasaray arkasından gidiyor. Onlar da hala kulüplerinin maddi gücüyle övünüp bilet fiyatlarına itiraz ediyorlar. Diğer yandan bir başka Beşiktaş mümkünse de, onu talep edecek iradenin yerinde yeller esiyor. Onlar henüz Quaresma'yla coşup, bilet fiyatlarından dem vuracak sığlıktalar... Tıpkı yıllardır maça gidemeyen Fenerliler gibi. Sözümüz Quaresma'ya değil. O yine en masumu. Bakın hikayenin sonunda bu var; "Alışveriş merkezinde sinemaya gider gibi maça gidiyor onlar. Aileleriyle alışverişlerini yapıyorlar, yemeklerini yiyiyorlar, izliyorlar ve evlerine gidiyorlar. Yendiklerinde üç dakika geç çıkıyorlar, yenildiklerinde dört dakika erken. Biz bir saniye bile alamazken ekrandan gözlerimizi, onlar kah sandwichlerine bakıyorlar, kah Fabregas'ın ara pasına..." http://eksibesiktas.blogspot.com/2009/12/ingiltere-izlenimleri-jessie.html

56 Yorum:

Gökhan dedi ki...

yazıya tamamen katılıyorum ama ikinci şıkkı seçiyorum.

ben quaresma transferine karşıydım ama başarılı olacaksak bütün takımı o tip adamlarla dolduralım derim yine de. ama sanki yazıyı okuyunca quaresma transferine karşı olanlar ilk şıkka oy verir gibi bir durum ortaya çıkıomuş gibi geldi bana, o yüzden sanki şıklar tam olmamış bence.

Jessie dedi ki...

@ Gökhan anketi yazıdan bağımsız düşünelim. Ben onlar ona, bunlar buna versin diye şıklandırmadım.

Ama futbol endüstrisinin geldiği nokta bizi bir seçim yapmaya zorluyor. O seçim de anketteki seçim.

threepoint dedi ki...

jessie,

yazı çok güzel olmuş, her kelimesine katılıyorum.

benim cevabım b şıkkı. ama bunun nedeni, "küçük olsun benim olsun" değil. çünkü büyümenin tek kaynağı, quaresma, robinho transferlerinden geçmiyor.

ve bir ekleme yapmak istiyorum,evet saraçoğlunda kombineler daha pahallı. yalnız stadın her köşesinden maç izlemek aşağı yukarı eşit kalitede. eski açık günlerimi hatırlıyorum, özellikle derbi maçlarda arada güvenlik boşluğunun da bırakılmasıyla tüm tribün akraba izlerdik maçları.

ben şu anda kapalı üstte izlemeyi tercih ediyorum, maçı öyle aman aman izlediğim de yok zaten, derdim tezahurata 1. elden katılmak. vermem gereken para da ortada. maç izlemek istesem, yeni açıkın en üst katından izlememle süzer plazadan izlemem arasında az fark var. bunların yanında stadıma bayılıyorum, ama 2006-2007 için 300 liraya satılan kapalı alt biletlerinin 2010-11 sezonundaki tutarıyla, 2006'yı 2010'a endeksleyerek karşılaştırdığımda dahi 1/2'den fazla bir oran var. ve bahsettiğim takımda da ricardinho, kleberson ve delgado gibi yine kağıt üstünde önemli transferler vardı.

marpione dedi ki...

ya bırak bu işleri jessie :)

spirit dedi ki...

bu anket çok çanak. olmaz bu. bu sorudaki iki ihtimal sadece bunlar değil. bunların söyleniş tarzı da böyle olmaması gerekiyor. sen sinirlenmişsin gene, hehe.

Muhoo dedi ki...

Ben izleyebildiğim beşiktaşı seviyorum

AcıbadeM dedi ki...

Yazı çok güzel özetliyor her şeyi ama sonundaki anket örtüşmüyor anlatılanlara. İlle de feragat etmek gerekmemeli. Forma o fiyata olmaz, olursa yanında uygun fiyatlı taraftar forması da üretilir. Kaldı ki forma dışında hala Kartal Yuvalarından alınacak çok fazla ürün yok (Q7 hareketlilik getirdi ama BJK ürünlerinde bu yok malesef).

Kombine fiyatıyla bir yere varılmaz. Pahalı yapıp az satmaktansa uygun yapıp çok satmak bence daha mantıklı. %17-18'lik zam çok fazla. Yıldız transfer gelir, takım da kulüp de büyür ama bunun için bizim maddi gücümüz doğrultusunda stat dışına itilmemizin gerekliliği olmamalı. Bu sebeple ilk şık bencillik, ikinci şık şemsiye mantalitesi olarak algılanıyor. Beşiktaş'ın başarısı elbette herşeyden önemli ama bizim için Beşiktaş aşkını yaşayabilmek, başarısında da başarısızlığında da yanında olabilmek de önemli...

RuFF dedi ki...

İlk şık bencilliktir.Hatalı bir anket olmuş.Ben izleyemeyeceksem Beşiktaş başarılı olmasın demek akıllıca bir iş değildir.

Futbol değişti.Mutlaka ayak uydurmak gerekli fakat ayak uydururkende özünü koruyabildiğin kadar korumak lazım.İnönüyü 60.000 kişilik yapsalar kombineleride 500 TL yapsalar o zaman her şey istenilen gibi olabilirdi.

Stadı 40.000 kişilik yapmak için bile izin alamıyorlar.Şu aşamada yapılabilecek çok fazla birşey yok.

Jessie dedi ki...

ilk şık bencilliktir demişsin, yarısı onu işaretlemiş.

beşiktaş başarılı olmasın denmiyor. ben takımımı canlı izleyemeyeceksem hiçbirinin önemi yok diyor.

demirören dese ki kombineleri 5000 lira yapıyorum. robinho, quaresma, ronaldinho'yu getiriyorum.

soru bunun sorusu.

RuFF dedi ki...

Yarısının onu işaretlemesi de bana saçma geldi zaten.

Eğer Quaresma Ronaldinho vs. gelip Beşiktaş ı her sene şampiyon yapacaklarsa, takım avrupada başarılar elde edecekse kabul ederim ben 5.000 TL yi.
Deplasmana giderim farkeder mi?
Benim 2000 li yılların başında deplasman yaptığım, atarlı giderli tribün çocuklarının hemen hepsi İnönüye şuan dahi gelemiyorlar zaten.İnönüye gelmeseler bile deplasman kovalıyorlar.Maçlardan önce Kazanda takılıyorlar ama maça girmiyorlar.Kadıköy, Samiyen deplasmanında en önde koşuyorlar.

Eğer Beşiktaş başarılı olacaksa ben fedakarlığı yaparım.Sokarım inönüde maç izlemesine abi bende bunu savunuyorum işte.90 lardan beri maçlara giden, kombine çıktığından beri belki 2 kere kombine almayan biri olarak benim düşüncem bu.

alper dedi ki...

parası olmayanın inönüde işi ne abi.biz manisadAyız hiç bir maçına gitmiyoruz GİDEMİYORUZ ŞÜKÜR.manisaya gelirse senede bir kere işte birde izmire denk gelirse o kadar.jessie yada bir başkası maça gitsin diye ucuz falan olmasın.pahalı olsun gariban adam gitmesin maça.robinhoda gelsin gutide.

birde onu anlamam abi zar zor geçinen insanlar ne kombinesi almaya çalışır aklım almaz.git karnını doyur çoluğunu çocuğunu besle bak dalgana yav.ver 5 lira hafta bir kere izle kahvede maçını.hem param az olacak hemde maça gitmeye çalışacağım.o insanlar temizlensin zaten tribünden abi.zekaları ve çoluk çocuklarının rızkını maça yedirdikleri için.

ibrahim altınsay başkan olsa idi kombineler 5 bin lira olsa idi eleştiri olmazdı o da kesin.niyet başka.

delgado dedi ki...

bu ülkede türk futbol taraftarlarınca takımın başarı olmasının tek yolu yıldız oyuncu satın alıp, pahalı transferlerle ilk girilen sezonda şampiyon olmak olduğundan dolayı yazar, bakış açısını ve anket seçeneklerini bu yüzden sınırlı tutmuş. daha fazlası olmuyor arkadaş. zorlasan da bu. ülkenin en büyük güçlerinden beşiktaş kulübü'nün elindeki tek şey quaresma-robinho-stat-pahalı formalar-kombine fiyatları üzerinden konuşmak. daha bi vizyon yok çünkü, bişey yok. kulübün başındakiler daha fazlasını konuşturacak işler yapmıyor.

ama cebinden verip quaresma'yı aldın mı, en az 2 sene daha büyük yöneticisin. spor yöneticiliğinin başka bir açıklaması yok çünkü ülkede.

highhopes dedi ki...

Bu ülkede Beşiktaşlılar için başarılı olmak yıldız transferi değildir.Ben Beşiktaşlılardan gençler oynatılmasın diyeni görmedim

farfallone dedi ki...

son günlerde tartışma yine alevlendi, aşağıda bissürü argüman var.

1- bizim beşiktaş öldü, beşiktaşı yıldız için başarı için tutacak adam tutmasın zaten: ben 1987-1988 sezonunun malatya'ya araba vakası yüzünden beşiktaşlı oldum, ama bu vakayı bir iki yıl içinde metin-ali-feyyazlı efsane kadronun efsane başarıları izlemeseydi, beşiktaşlı kalır mıydım bilmiyorum. sevinmek için sevmediğimiz doğrudur, ancak bugünün 5 ila 10 yaşındaki veletlerine böyle felsefe yaparsan, yakında ekşibeşiktaş'takilerden başka beşiktaşlı kalmaz. "arkadaşım beşiktaşlılar 1990 yılında da renklilerden çok çok azdı" diyene, şampiyonlar ligi ile birlikte eski düzenin kalmadığını hatırlatmak gerekir. bugün iyi futbolcu çok para demek. kulüp bu çok parayı biryerden bulmak zorunda. yoksa fener'in, ileride gs'nin maskarası olursun.

2- stada giremeyecez paramız yetmeyecek, kombineler pahalı: bilete kombineye yetecek paran yoksa evde ya da kahvede izleyecen, beşiktaş sevgine şart mı koşuyorsun yani? ben ankara'da oturuyorum zaten gidemiyorum inönü'ye, ankarada taş çatlasa iki maç izliyorum. bütçem ne kadarına elverirse kulübün lisanslı ürünlerini alıyorum bugün yaptığım gibi. maçları da kahvede evde izlerim ne yani?

3- yıldızları anca boğazın karşı yakasındakiler alır.

geçenlerde cnn türk'te cüneyt özdemir'le sohbetinde quaresma'yı beşiktaş transfer etmez, kültürüne aykırı, bu tür transferler fenerbahçe'nin işi tarzı yorumlar yapan cem dizdar gibi adamlar beşiktaş'ta rakısını içip yürüyerek maça gidebilsin romantik yazılar yazabilsin diye fenerbahçe 8-10 maç üst üste beşiktaş'a tıkacaksa, benim oğlum her derbi sonrası üzülecekse kusura bakmayın kombine 10.000 lira olsun.

farfallone dedi ki...

devam:

4- çok borcumuz var pahalı futbolcu almayalım. en ucuzu yıllık 1 milyon euro para alıyor zaten bu adamların. 3-4 milyon euronun altında bir rakama beşiktaşın kalibresinde sözleşmesi devam eden bir yabancı futbolcuyu bulamazsın. her sene sözleşmesi bitmiş oyuncu peşinde mi koşacaksın? önemli olan beşiktaşın bi tane adam gibi CFO istihdam etmesi ve bu adamın yapılan yatırımların getirisini, varlıkların muhasebe standartlarına göre değerlemesini, özkaynak, borç ve gelir dengesini ayarlamasını yapabileceği bir ortam yaratmasıdır. q7 bal gibi de akım olarak gelir, satış sonunda da stok değeri olan bir yatırımdır. aktifine maliyetiyle kaydettiğin adamı her mali sene sonu değerleyeceksin, değeri düşmüşse karşılık ayıracaksın, o zaman varlıklarının gerçek değerini, dolayısıyla özkaynağının ne durumda olduğunu görürsün. asıl ölü yatırım, zapo, tabata gibi adamlar..yani, kaliteli ve geleceği olan sporcu her zaman iyi yatırımdır. adamın ayağı kırılırsa (rıdvan gibi) yapacak bişey yok. burada yapılan en sağlam eleştiri herhalde, bütün olarak bakıldığında yönetimin adam gibi bir mali yönetim arayışında olmamasıdır (getirdiği adamı istifa ettirmesi) tek başına q7 transferini eleştirmek saçmalıktır.

5- forma satışıyla futbolcu parası çıkmazmış. çıkmaz tabii. fakat taraftar yalnızca forma almıyor ki? satılan tişörtleri, atkıları kim alıyor birader? 40 yaşında haftanın 5-6 günü çalışan adam formayı nerede giyecek? haliyle gündelik hayata daha uygun tişört vs alacak. lisanslı ticari ürün satış hasılatının mevcut seviyesi ve bu seviyenin sportif başarılar ya da kaliteli oyuncu transferi ile ne derece değiştiğidir önemli olan, tek başına forma satışı değil. futbolcunun reklam gelirlerinden pay almayacak mısın? adını duyurup reklamını yapmayacak mısın? CL'ye katılırsan, şampiyon olursan gelirini arttırmayacak mısın? bu unsurların hepsine bir finansçı gözüyle bakmak, yatırımın ticari üründe yaratacağı talep artışını talep tahmin yöntemleri ile hesaplamak gerekir.

6- gs ve fb 52.000 kişiye oynarken sen 32.000 kişiye oynamaya devam mı edeceksin? 15 yıl sonra iki büyük kalınca anlarsınız ne kadar geç kalındığını. yeni stat yapılırsa tribün yapısı değişirmiş. fenerlileri sesi cılız adamlar mı sandınız hepten? kale arkasına geçince istediğin kadar bağır, desibel mesibel yapamazsın. çarşı mı beşiktaş'ın sahibidir, beşiktaş mı çarşı'nın varlık sebebidir. madem sesin o kadar gür, geç kale arkasına da görelim boyunun ölçüsünü. ben beşiktaşlıyım arkadaşım, kapalı benim diyen bir grubun taraftarı değilim.

son söz olarak, geçenlerde barcelona başkanını seçti. üyelerinin yalnızca % 45'inin oy kullandığı seçimde 53000 civarında üye oy kullanmış. yaklaşık 118.000 üye demek bu. yani adam 118.000.- kişiden üyelik aidatı alıyor demek. beşiktaş'ın kurtuluşu, "büyük beşiktaş taraftarı projesi"nde belirtildiği üzere, yeni stat, ticari ürün gelirini arttırmak, yayın gelirlerini arttırmak vs'nin yanında, üye sayısını 100 binlere çıkarmaktır. o zaman formadan gelen paranın ne kadarı kulübe kalıyor filan diye tartışmanın gereği kalmaz. her yıl 150 lira aidat veririm ben. üstüne de kendime çocuğuma yeğenime tişört cart curt alırım. her taraftarın 2 tane forma almasından daha iyi değil mi bu? yeter ki kulüp giriş aidatını 3 yıl vadeli olarak tahsil etmenin yolunu bulsun. 36 ayda aylık 60 tl'den 2.160 TL giriş aidatı (bunu düşürürsen üye sayısını arttırabilirsin), yıllık 150 TL üyelik aidatı, 5 yılda 200.000 üyeye ulaşılsa; 432.000.000.- TL giriş aidatı, bu beş yıldan sonra her sene 30.000.000.- TL üyelik aidatı demektir. üstüne stat, yayın, merchandise, sponsor gelilerini koydun mu sana istikrarlı bir bütçe, aynı zamanda blogda orda burda kafa patlatan adamların kulubün geleceği üzerinde söz sahibi olması demektir bu..(fenerbahçe'nin fenerbahçe kart ile buna benzer birşeyin ön hazırlığını yaptığından kuşkulanmıyor değilim)

Shaman dedi ki...

Quaresma'nın transferine karşı olmadım hiçbir zaman. Doğru zamanda, doğru paraya transfer edildi ve karakter olarak da bir şekilde yakın gördük kendimize. bu yüzden kabullenebiliyorum bunu. Ama üzerine Robinho falan dendiği zaman kayış kopuyor bende. Çünkü bir düşüncem var benim;

Ben Beşiktaşın Robinho ile, Torres ile ya da bilimum star ile şampiyonlar ligi şampiyonu olmasını istemiyorum.
Ben Beşiktaş'ın Hilbert ile, Fink ile, Ernst ile Ekrem ile o yıldızları devirmelerini istiyorum. Şampiyonlukları böyle kazanmasını istiyorum. Paranın pulun karşısına yüreği ve insanlığı koyup da kazanmasını istiyorum.


Evet, Beşiktaş'ın başarası "benim" stadda olmamdan önemlidir ama benim gibi olan herkes, yani Beşiktaş'ın kalbinin bir yarısı o stadyumda olamayacaksa, parayı veren Beşiktaşlı olacaksa yerin dibine batsın yıldız transfer.

Beşiktaş taraftarıyla vardır. taraftarının, halkın takımıdır. Biz yoksak Beşiktaş'ta olmayacak.

RuFF dedi ki...

farfallone

Yadıklarının altına imzamı atıyorum.Aylardır anlatmaya çalıştığım olayda budur zaten.Özellikle büyük Beşiktaş Projesi için söylediklerini bundan belki 2 sene önce forzada açılan proje topiclerine de yazmıştım.

Beşiktaş ın kurtuluşu bu projedir.Ne olursa olsun bu projenin peşinden koşulmalıdır.Bu proje şampiyonluklardan daha önemlidir çünkü uzun vadede Beşiktaş ı yukarılara taşıyabilecek, paralı başkanların elinen kurtarabilecek bir projedir.

highhopes dedi ki...

Ekrem ile Fink ile başarı imkansız o yüzden söylüyoruz.Sadece çalışkan olmak,inatçı,hırslı olmak Beşiktaşta oynamak için yeterli midir?Blog yazarları Holoskoya kaval kemiğiyle top kontrol ediyor filan diyor ama,holoskonun yerli versiyonu Ekrem övülüyor.Bu nasıl bir mantıktır?

Jessie dedi ki...

peki o projeyi kim hayata geçirecek?

murat aksu mu yıldırım demirören mi?

murat aksu üye sayısı artıracağım dediği için kaybetmedi mi?

büyük beşiktaş projesini camiada taraftar dışında seslendiren herhangi biri var mı?

highhopes dedi ki...

Murat Aksunun kaybetmesinin birçok nedeni var.Sadece bu konuya odanlanmak doğru değil.Kulübü akpliler geçirecek diyenler vardı,tanıdık Beşiktaşlı sima yok diyenler vardı,'küçülme' lafına takılanlar vardı..

delgado dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
delgado dedi ki...

murat aksu'nun ve babasının doğu ve güneydoğu illerinde inanılmaz yolsuzlukları ve üçkağıtçılıkları olmuş deniyor, bunu söyleyen oralarda görev yapmış paşalar, askerler. ne kadar doğrudur bilemeyeceğim.

delgado dedi ki...

@Shaman

aman hocam romantiksin sen, öyle beşiktaşılık mı olur?!

@farfallone

zaten quaresma transferlerini eleştirenlerin çoğu plansızlıktan vizyonsuzluktan, cin olmadan adam çarpmadan dem vuruyor. siz nası bu transferi bu yüzden eleştirenlere planlılıkla, vizyonlu olmakla eleştiriyorsunuz ki?

bir kulüp; amatör branşlarındaki hiçbir sporcuya insan muamelesi yapmamış, en iyi 2. ve 3.branşları hentbol ve basketbolda avrupa'nın başaltı takımları olmaya doğru koşarken kendi kendini baltalamış, lisanslı sporcularını adam yerine koymamış.

ben hala gidip quaresma geldi diye mi sevineceğim?

seviniyorsam, sırf bu beceriksiz yönetimin transfer konusundaki yapacağı en iyi hamle bu olduğundadır.

nasıl rogon şirketinden iyi adam almamıza seviniyorsak, buna da bu yüzden seviniyorum işte.

çünkü bu yönetimin planı yok, düşüncesi yok. transferde planlı hareket etmesini bilmiyorlar. adamlar taraftar istedi diye futbolcu peşinde koşuyor 1 senedir, hangi mantık açıklar bunu? isterlerse malta 2.liginde ibrahimovic kalitesinde adam olsun da taraftarlar onu istesin, yönetim alsın sonra adam burda çılgın atsın. benim umrumda mı?

başımızda, yönetmesini bilmeyen bir adam var. yönetmesini bilmeyen bir adamın elemanları var. futboldan, spordan, sporcudan anlamayan insanlar var. ben niye quaresma'nın gelmesini eleştirmeyeyim ki.

kartal yuvası denmiş. kartal yuvasından alınacak o tişörtler kadar rezil takım ürünü yoktur dünyada. neyin hesabını yapıyorsun.

sanki kulüpte her şey olağan da, ceosu bilmemnesi ekonomicisi elvermiş bütçeleri hesaplamış her şey tıkırında bunların üzerine de quaresma gelmiş. e insanların tezini neyle çürütüyosun sen be o zaman abicim, bi baksana bi daha yazına.

farfallone dedi ki...

projenin önerdiğine benzer bir vaadi murat aksu yaptığı için burada yapılan ankette murat aksu'ya oy verdim. siyasi mülahazalarla murat aksu aleyhinde yapılan yorumlar saçmalıktan ibaret. beşiktaş nihayetinde farklı görüşte insanların gönül verdiği bir camia.

evet, haklı bir soru, projeyi kim hayata geçirecek? maalesef taraftar dışında bu projeye itibar eden olmadı. bu projeyi düşünenlerin konuyu kulüp yönetimine ilettikleri de biliniyor. maalesef basında beşiktaşlı bilinen yazarlar bu konuyu gündeme getirecek vizyon ve cesaretten yoksun. ama bundan vazgeçmemek gerek. her vesile ile bunu gündeme getirmek gerek. bu inisiyatifin internet sitesine girdiğimde faaliyetlerin durma noktasına geldiğini öğrenince kahroldum. bence ekşibeşiktaş diye bir blog varsa ve burada insanlar samimiyetle paralı başkana mahkum, mali olarak feci biçimde yönetilen beşiktaş'ı görüp acı çekiyorlarsa, bu konu blog'un sabit konularından biri olmalı, buna kafa patlatılmalıdır. beşiktaş borçlardan da paralı başkandan da kurtulsun, alt yapıdan yetiştirdiği oyuncularla, bonservissiz vasat yabancılarla devam etsin demek doğru değil.

tüzükte ve resmi sitede üyelikle ilgili bölümlere baktığımda, halihazırda en fazla 4 taksitte 2.000 TL giriş ücreti, yıllık da 50 TL üyelik ücreti görünüyor. 1000 lira taşıt ya da konut kredisi ödeyen ya da evine 500 ila 1000 lira arası kira ödeyen adamdan 4 taksitte 2000 lira ödemesini istemek insafsızlık olur. bu ödemenin uzun vadeye yayılması ve kamuoyuna doğru ve etkin bir şekilde tanıtılması/duyurulması halinde üye sayısının ciddi olarak artırılabileceğine inanıyorum.

bir pazarlama hocası, türkiye'de adam gibi harcanabilir geliri olan insan sayısının 10-12 milyon civarında olduğunu, bu nedenle "türkiye 70 milyonluk bir pazardır" geyiğinin bırakılması gerektiğini söylemişti. yani ürün satılacak adam da, kombine satılacak adam da, kulübe üye yapılacak adam da bu 12 milyonun içinde. beşiktaş'ın harcanabilir geliri olan taraftarının ne kadar olduğunu araştırıp bulmak, ancak kulübün yapabileceği bir pazarlama araştırması.

RuFF dedi ki...

Bunu da daha önce bu blogda konuşmuştuk.
Murat Aksu bunu gerçekleşterebilirdi ama seçilemedi.Seçilmeyeceğini de zaten biliyorduk.

Burada kimse yönetim başarılıdır büyük başkan diye tempo tutmuyor zaten.Beşiktaş ın ve çağın değiştiğinin hepiniz farkındasınız ama değişime ayak uydurmakta ayak diretiyorsunuz.

Şu kadar açık söylüyorumki Jessie nin Shelby nin veya Yuki nin erkek çocukları olursa onlarda zamane gençliği gibi düşünecek ve bu tezleri savunacak.O zamanda JEssie Shelby ve Yuki 50-60 yaşlarında olan ve " bizim zamanımızda böyle değildi " diyen Beşiktaşlılar olacaklar.Bu iş bundan öncede böyleydi.Ben 15 li yaşlarımda " Ahmet dursun Seba gitsin" diye bağırırken babam benimle geldiği maçlarda bu tarz bağıranların üzerine saldırıyordu.Hiç unutmam yeni açıkta böyle bir kavgada çok zor sakinleştirmiştik babamı.

Kıssadan hisse çağa ayak uydurmak zorunda bu takım yoksa trabzonspordan farkımız kalmayacak.Bu yönetim kendini kurtarmak içinde olsa iyi bir transfer yapmıştır.Çok büyük katkı yapmasa bile son haftada Beşiktaş ın Türkiye de ve yabancı basında adının duyurulmasını sağlaması bile Beşiktaş için çok büyük kardır.

Yapacağınız ilk şey kongre üyesi olmaktır.Ben kongre üyesiyim oyumu attım ve babayı aldım.Burada yorum yazan herkes üye olsun.Bir dahaki seçimde burası da elinde bir koz tutabilsin.

shelbyl dedi ki...

Ben maca gitmesem de olur. Asagida Kimlik diye yazdim uzun uzun, Besiktas'i niye sevdigimi de anlattim.

farfallone'nin ayni potada eriterek hata yaptigi bir durum var: "beşiktaş borçlardan da paralı başkandan da kurtulsun, alt yapıdan yetiştirdiği oyuncularla, bonservissiz vasat yabancılarla devam etsin"

Bu ikisini ayni anda demiyoruz biz. En azindan kendi adima konusayim. Ben burada da defalarca gencleri "mitolojik kahramanlar" mertebesine yukseltenleri elestirdim.

Su altyapi durumuyla, su sartlarda bir tane adam cikartirsin 2 senede bir o kadar. Oyle fazlasini bekleme.

Ben hicbir zaman "Besiktas bonservissiz oyuncu pesinde kossun" da demiyorum.

Acik secik defalarca anlattim: Besiktas'in vizyonu yok.

Taraftar Quaresma'ya bu kadar obsesifce baglanmasaydi, Demiroren ile taraftar kanli bicakli duruma gelmis olmasaydi Quaresma bok gelirdi Besiktas'a. Su bile durumun ne kadar keyfi oldugunu gostermekte.

Benim elestirdigim taraftar algisi. Demiroren "Borcumu almadan bir yere gitmem" derken taraftar "Baskana helal olsun cebinden harciyor Besiktas icin" diyorsa o taraftar aptaldir. Lami cimi yok.

Gene bilet parasinin bu transferi karsilamak icin artacagini dusunemeyen taraftar "Oooo butun sene Quaresma izleyecegiz" diyorsa gene aptaldir.

Benim misyonum burada taraftar algisini zimparalamak. Quaresma yerine oncelikle mantik talep etmesini saglamak. 3 kisiye bunu anlatabilirsem mutluyum.

Ha baktim olmadi, o zaman yemisim Besiktas'ini. Dunya uzerinde 200 millet, o milletlerin 200 tane spor takimi var.

Jessie dedi ki...

"Kıssadan hisse çağa ayak uydurmak zorunda bu takım yoksa trabzonspordan farkımız kalmayacak" denmiş. Çağa uyduğunda da Fenerbahçe oluyorsun işte :)

farfallone dedi ki...

@delgado

yahu yönetimin iyi olduğunu, planlı ve vizyonlu olduğunu, kulübün tıkır tıkır işlediğini söyleyen mi var? paf takımla çıkarım, sen küçük bilmemneyle oyna açıklamaları, taraftarı dövdürmeler, sahip kongredir demeler, hoca gönderirken yapılan entrikalar. hepsinde blog genelinden farklı düşündüğüm bir mevzu yoktur. cfo lafı mı , kombine 10000 lira olsun lafı mı alerji yaptı anlamadım. tek bir posta yorum yapmış ve bu postun tezini çürütmeye çalışmış değilim. blogda yazan ya da yorum yapan belli bir şahıs da hedefim değil. q7 alındı diye kulüp kurtulacak çağ atlayacak kupaları süpürecek demiş de değilim. sıkça yorum yapamadığım için, bu blogda ve başka platformlarda bir süredir söylenegelen şeylere ilişkin aklıma gelen birçok şeyi toplu olarak yazdım. doktora tezi sunduk sanki anasını satayım. beşiktaş taraftarı içinde bir damlayım, kafanızda bir düşünce uyandırsa gene faydası var bana göre.

posta gelince, quaresma alındı diye mi arttı kombine fiyatları, doğrusal bir ilişki mi var? geçen sezon başı tabata fiyaskosu yaşandığında da arttırılmamış mıydı mesela? yani postun işaret ettiği gibi q7'nin bedeli, kombine fiyatlarındaki artışlar, dolayısıyla belli bir gelir seviyesinin altındaki adamın zamanla stadın dışında bırakılması demek midir? cevapları net değilse de, sürecin yönü bakımından doğru bir tespit olabilir.

"haklısınız kombineler ucuz olsun, derbiler 10 lira olsun, halk stadda hem de kapalıda bağıra bağıra, takım korner atarken türkü söyleyerek maç izlesin, formalar dandik ve pahalı, t-shirtler sikindirik ne alcam yea. bu sezon hiç bonservis bedeli ödemeden yıllık ücreti 500 biner euro'yu geçmeyen adamlar alalım, a2 ile toptan prf. sözleşme imzalayalım, beşiktaş büyüyecek, rakipler nal toplayacak, bonus olarak da yönetim değişecek"

desek iyi mi olacak. ee o zaman farklı fikir söylemeyelim a.q., burada hep aynı adamlar yazsın hep aynı adamlar yorumlasın.

farfallone dedi ki...

devam:

tişörtler bi boka benzemiyor ben de biliyorum, her sene gittiğim mağazada "lan bu herifler bu işi bilmiyor a.q." diye söylene söylene alıyorum ürünleri. yaz sıcağında çocuğa giydirecek kolsuz tişört bulamıyorsun, baskılar işporta işi gibi.

ben de istiyorum stadda maç izlemeyi, istanbul'un beni çeken tek yönü de inönü stadı'nda maç izlemektir. istanbul'da yaşarsam, gelirim buna izin verir mi bilemem. ama stada giremezsem, yönetim değişmezse vs. beşiktaş'ı sevmekten vazgeçecek değilim. forma alsam arkasına isim yazdırsam, metin, nihat, hatta gökhan keskin yazdırırım, q7 değil.

ferrari alındığında "vay .bn.ler 4,5 milyon euro bu adama verilir mi" (getirisi ne, satınca ne alacaksın), nobre'nin sözleşmesi uzatıldığında "yıllık 2,2 milyon euroluk ne iş yapabilir bu adam" (ne oynar, satabilir misin, gelir getirir mi) tarzı tepkiler bu kadar (q7) gür değildi. ferrari'ye laf etti diye cümbür cemaat mehmet demirkol'a yükleniyorduk.

bu yönetimden bağımsız olarak, kombineler bazıları için pahalı olacak, bazı ticari ürünler kimileri için pahalı olacak, lig tv bir başkasına lüks gelecek. ama bu kulüp stadtan para kazanacak. yayınlardan para alacak. kaliteli futbolcu alıp, sözleşme süresi içinde de sonunda da bu adamdan para kazanmaya çalışacak. akıllı bir yönetimin elinde bunlar beşiktaş'ı güçlü kılar, mevcudun elinde bi dikiş tutmasa da taraftar olarak bu yönetimi değiştirecek gücün yok.

genel kurul 2010 ocak'ta yapıldı, anketlerde % 70 oranında murat aksu çıktı, seçimde ne oldu? yd 3 yıl daha burada ise jessie'nin hayal kırıklığı ile bir ara yapmayı düşündüğü gibi bırakacam mı beşiktaş'ı, 3 yıl mola mı verecem beşiktaşlılığa. anketlerde oy kullanan adamların çoğu kulübe üye değil, bu koşullarla olması da mümkün değil.

yönetim süper olsa, iş bilen cfo olsa, sportif başarı olsa, pazarlama, satış departmanları tutarlı ve çağdaş bir şekilde yönetilse, utanç verici demeçler olmasa, yine de "stada ben gireyim,küçük olsun benim olsun, takımı statta izleyemeyeceksem bu benim beşiktaşım değildir" mi diyeceksiniz, mesele budur. benim çıkarım, beşiktaş'ın çıkarından sonra gelir. yönetim değişmeli, adam akıllı, tutarlı, yetkin bir yönetim gelmelidir. ama bu gerek, beşiktaş'ın gelirlerinin ve sportif başarılarının büyümesini isteyenlere, sevinmek için seven, yıldız hastası, fenerli profiline sahip, çekirdekçi vs. sıfatları yakıştırmaya gerekçe olamaz.

saygılarımla

Jessie dedi ki...

bu arada ben kendi adıma bir şey belirteyim. ben o veya bu tarafta değilim açıkçası.

önümüzde 2 yol varsa. bu yolları ortaya koymak istedim. ikisi de kendince tutarlı yollar. ama iki yolda birden ilerlemek istemek tutarsızlık.

postun konusu da biraz oydu.

yukarıda yazılanlara muhalif değilim.

herkes kendince tutarlı.

delgado dedi ki...

@farfallone

ben de onu diyorum işte, kimse fikir belirtmeyecek mi. insanlar burada quaresma transferini çeşitli argümanlarla eleştirmiş ama onu eleştirmelerinin temel sebebi de senin tüm o belirttiğin projelerin ve hayata geçmesi gereken planların olmamasıdır, ve OLMAYACAK olmasıdır. yoksa ben de burada tek bir insanın bile bu yönetimden, yönetilişten bağımsız olarak quaresma'nın gelişine üzüleceğini sanmıyorum. ben bile beşiktaş'tan soğumuş bir insan larak solda quaresme sağda hilbert ilerde bobo nihatlı 4-4-2yi izlemek için sabırsızlanıyorum yoksa yani.

sterkasur dedi ki...

beşiktaşa gelebilecek en kariyerli oyucu gelmiştir , Robinho falan hikaye... Endişelerin ne çok haklı , ne de yersiz...

O değilde anket sonuçları çok ilginç. 2. şık taraftarlığın temeline bomba koymayla eşdeğer. Aramızda bayağı intihar komandosu var.

farfallone dedi ki...

beşiktaş kupaları alsın, ezeli rakip taraftarı arkadaşlara mesaj atalım "nasıl koyduk" diye, başkan bi parlak transfer yaptı diye "böyük başkan" nidası atacak, taraftarın yediği dayağı unutacak olsam, başka sitelerde "admin robinho nooldu, lütfen yönetime sorun quaresma ne durumda" deyü mesaj yazıyor olurdum.

kimseye saldırmıyorum ("bizim beşiktaş bitti", "boğazın karşı yakasını tut", "lisanslı ürün alıyorum deyip saçmalamayın" minvalinde geçmiş tarihli aklımda kalan yorumlar yanılmıyorsam sırasıyla shelbyl, jessie ve tribal enfexion'a aittir).

insanlar haklı kaygılanmakta, borçlar, amatör şubelerin hali, tribünden uzak kalmak, yıldız saçmalığı, q7 ve benzeri transferlerin saikleri. biri başka bir yerde yazmış, "yd robinho'yu getirsin bu takım 3. lige düşsün gıkım çıkmaz" diye. yanılmıyorsam, tribal enfexion de bir ara demişti ki "takım 2. lige düşsün de asalaklardan kurtulalım, gerçek beşiktaşlılar ortaya çıksın". ben kısmen şaka da içerse, ikinci temenniye katılamam (birinciyi diyeni zaten eşşekler kovalasın). benim beşiktaşım bu ülkenin en köklü, en şerefli kulübü. yeri türk sporunun zirvesi. bu yerini koruması için ne yapılması gerekir diye düşünmek, bu düşünüş sırasında gelirlerin artması gerekir demek fenerbahçeye dönüşelim demek değil. endüstriyel futbol diye birşey var ve bu beşiktaşı diğer kulüplerden daha fazla geriyor. kültürel altyapısını biliyoruz, çoğu gurur duyduğumuz şeyler. ama süreci toptan reddedersen bırak trabzon'u, anca sarıyer olursun.
fener'in 200 milyon euro ile yapacağını 100 milyon euro ile yapacak kalıbın beşiktaş'ın kültüründe ve taraftarında olduğuna inanıyorum ben. hayalim gelirde manu'yu, real'i yakalamak değil, fener türkiye'nin real'i olacaksa, üyeleriyle, futbola yaklaşımıyla, altyapı transfer harmanıyla, dayanışmasıyla türkiye'nin barca'sı olabilecek bir beşiktaş görüyorum. şimdilik, geçen yılın serie a referanslı defans göbeği ile alman çeliği orta saha göbeğine eklenmiş kanatlarla [(futbola dair teşhise de yönetim uyanıklığına da dayalı olsa)ikisi de iyi transfer]heyecanlanabiliyorum.

benim şimdi 5 yaşındaki oğlan ileride "lan baba bok mu vardı, beni niye beşiktaşlı yaptın" dediğinde "sevinmek için sevmedik" yeterli bir cevap olmayacak. olmayacak dediğiniz şeylerin, önümüzdeki 3 senede olmasa bile birgün olacağına duyduğum inanç ve çocuğuma verecek düzgün bir cevap yaratma arayışıdır beni bu bloga çeken.

tekrar saygılarımla

matiasemilio dedi ki...

**İki ucu pis değnek!!**

alper dedi ki...

belki alakalı değil ama benim dükkanın önünde çocuklar top oynuyor şimdi.okullarda kapandı hazır.dikmişler taşları bende onları izliyorum.çocuklardan biri alex biri baros biri roberto carlos.ve en güzeli de biri gerçekten Quresma be abi.ben oynarken ise gökhan keskindim zamanında.artık bunları yetiştiremiyorsak basacaz parayı dışardan alacaz.olay budur.
dediğim gibi niyette önemli.aksu yada altınsay başkan olsaydı bu eleştirileirn hiç biri de olmazdı.amaç üzüm yemek değil bağcı dövmek sonuçta.amaç romantik bir avuç azınlığın kendi kendini tatmin edip solcu jargonuyla 3-5 kelam etmesi ve beşiktaşın inönünün kendi tekellerind ekalmasını sağlama isteiğidir.biri yazmış yukarıda cem dizdar gibilerinin beşiktaşından sa celal kolotun beşiktaşını tercih ederim bin kere.robinhoyu alalım 3.lige düşelim yav.nasılsa başkalarına 200 millet 200 farklı takım varmış.

carlito dedi ki...

bu nası anket abicim ya, git intihat et desen daha iyi :)

quaresma gelsin istiyorum evet.. ama maça da gitmek istiyorum, gidemediğim müddetçe hep mutsuz olucam, takım şampiyon da olsa ben inönüde olamadıkça, o atmosferi soluyup takımıma destek olamadıkça hep içimde bir yara kanayacak..

öte yandan, evet Beşiktaş'ın başarısı benim hislerimden daha önemli.. Ama Beşiktaş'ın başarısı, geleceğinin parlak olması göreceli bir şey.. her sene yıldızları toplayan, lakin maddi yönden bizlerin uzak kalacağı bir Beşiktaş, bana göre geleceği parlak olan Beşiktaş değildir..

ayrıca ben Beşiktaş'a ömrünü adayabilecek bir taraftar olarak neden böyle bir seçim yapmak zorundayım ki? yok mudur yani 3. bir yol, bütün dünyadaki takımlar bu 2 yoldan birinde mi ilerlemek zorunda? eğer bir 3. yol, ne bileyim orta yol diyebileceğimiz başka bir yol varsa eğer, onu da yaratacak olan ancak ve ancak Beşiktaş camiasıdır diye düşünüyorum..

Evet lüks bir stadımız olsun, kocaman olsun, ama toplumun her kesiminden Beşiktaşlı o stada gidebilsin.. parası olmayan baba çocuğunu o stada götüremezse o çocuğu kolayca Beşiktaşlı da yapamaz.. yok sadece zengin kesimden yetişen nesiller Beşiktaşlı olsun deniliyorsa pes ederim zaten!
modern ve güzel bir stad yapmak, bunun kombinelerini makul tutmak o kadar da zor değil, kimse bana hikaye anlatmasın.. dünyayı bilmiyor değiliz, yuki anlatıyor mesela italya'da bile dünyaca ünlü takımların taraftarları daha iyi maddi şartlarda maça gidiyorlar..

tamam büyük yıldızlar için para lazım, ama bu para sadece kombineden veya formalardan çıkartılmaz.. sen adam gibi bir altyapı sistemi kur önce, kulübü profesyonel adamların yönetmesini sağla.. her sene hoca değiştirme.. o zaman uzun soluklu başarı da gelir, bu başarıyla beraber para da fazlasıyla gelir.. o parayla ister robinho'yu alırsın, ister ronaldinho'yu..

işte bahsettiğim 3. yol budur..

Jessie dedi ki...

italya ve ingiltere'de maçlar izledim. floransa'da izledim eğer italya'dan bahsediyorsak.

artemio franchi'de tribünlerin %80'i hiç ayağa kalkmıyor, hiç tezahürat yapmıyor.

tezahürat yapan ve ayakta duran kesim kale arkasındaki taraftarlar.

ama bilet fiyatı evet bizden ucuz. hem ingiltere'de hem italya'da.

alioner dedi ki...

ya arkdaslar genelde sehir dişinda yaşiyan arkdaslar kombineler artsin dioda istanbulda yaşayanlar buna bende dahilim kesinlikle karşiyim .ikinci olarak celal kolotun besiktaşi inda beşiktaşlılıkla nasl bir alaka varsa adam carlos la alakalı olarak fenerle atip tutmuştu ki adamlar getirince kulubumuzu rezil etti bence biraz celal kolotu yakından tanımak için beyanlarina bakılabilir.son olarak bu yonetimle bi halt olmayacagı bu kadar bilindik bir gerçek olduğu halde olsun kulup bole buyur demek de yanlış. o tribun ambıansını yıkmak isteyenler haklı goruluo hayretler içerisindeyım... ha adam gibi yonetım olsaydı işte o zaman bole kombine ve forma fiyatları bu şekilde eleştirlmezdi.evet tribunde belirli insanlar tekelini kaybetmek istemıyor da olabilir ama unutmayın o belirli insanlar ozkaynak gelecektir dio, batuhani adam edip oynatamayan 2 milyon eouroya yollayan yonetime ve ya adam disiplinsiz diyenlere ornek balotelli ...

kapitalizmin yarattığı
"daha fazlasını iste"
"ölmemek için öldüreceksin"
"kazanmak uğruna her yol mübahtır"
dayatmalar hayatın her alanında var maalesef...

Beşiktaşlılık duruşunun ne olduğunun tanımının yapılamaz olduğu bir dönemdeyiz artık.

Önümüzdeki seçim şudur maalesef

Başarılı olurken kendinize bellediğiniz değerleriniz mi esas olacaktır yoksa
başarı olmanın esaslarını başkaları mı size dayatacaktır...

romantik bir Beşiktaşlı olarak ilki yüzünden sevdim bu takımı...
Kaybettiğinde ağladım ama gururluydum çocukluğumda hep..

ancak şu da unutulmamalı, ilk yolu izleyenlerin başarılı olma oranları her zaman diğerlerini nazaran düşüktür..

Elbette burada da neye Başarı dediğiniz kriterdir...

bugün başarısız olduğumuzda aynı gururu yaşayamıyorsak, mevcut yönetim biçimlerini ve de duruş dediğimiz şeyi tartışmak gerekiyor...

Anketteki seçeneklerle yazının içeriği birbirinden çok farklı. Böyle bir yazı sonrası böyle bir anket açıp böyle iki yanıt koyan kişide kötü niyet aramamak istiyorum.

theotheo dedi ki...

jessie çok laf az iş mantığıyla gidiyosun. beşiktaş dünya kulübü olma yolunda adımlar atıyo, stada tabiki parası olan adamlar gidecek. 1 milyar maaş alan adam da önce evine baksın bi zahmet stada gitmeyiversin bişi olmaz.

beşiktaş artık büyük adımlar atıyor, oyuncusu hocası tesisi plazası ve yakında inşallah stadı.

seba dönemleri artık geride kaldı bu kokuşmuş zihniyet çürüdü. artık kendinizi yeni dünyaya adapte edin. maça gitmek çok mu şart. açarsın digiturk'u babalar gibi izlersin. çok gitmek istiyosan da bi tane maça gidersin.

beşiktaş bu zihniyetle ve kadroyla devam ettirdiği takdirde 10 yıl içinde avrupanın en iyi kulüplerine taş çıkartır. helal olsun.

Jessie dedi ki...

beşiktaş yönetimi quaresma'yı almak, guti ve robinho'ya talip olmak dışında ne yapmış ta 10 yıl içinde avrupa'nın en iyi kulüplerine taş çıkaracak?

10 yıl içinde iflas ihtimali çok daha yüksek.

ben endüstriyel futbola karşı değilim. yol bu ise, bu yolda yürünecek.

benim karşı olduğum, hem quaresma talep edip hem bilet fiyatlarına indirim isteyen kitle. sanırım anlatamıyorum.

bugün quaresma diye tezahürat yapanlar yarın maçlara giremeyecek tesbitinde bulunuyorum.

bunun neresi yanlış?

insanlar kendilerini konumlandırsınlar. neyin yanında olacaklarına karar versinler. sonuçları düşünsünler.

hepsi bu.

fitneci dedi ki...

3. ŞIK olsun; 1000TL maaşı olan kişi Quaresmalı bir takım izleyebilsin.

Bu şıkkın olabilmesinin yolu ekonomiden ve büyük staddan geçiyor. Şuraya bakın ya 2010 bitti, bilmem kaç milyon taraftarımız var diyoruz ama hala 30bin kişilik stadda maç yapıyoruz. "Nerde o eski Beşiktaş" romantikliğinden romantizminden kırılıp Fener'e yenildik mi yüz asan taraftar da, diğer büyük kulüp tribünlerinin "elit"leşmesini doğal ve güzel bulan taraftar da bunu kabul etmeli.

Ayağı yorgana göre uzatmak, ama daha büyük bir yorganla yatmaktan bahsediyorum. Bunun(yeni stad vs.) için bir kaç sene acı çekilmesi gerekiyorsa çekilir, ama yeter ki bir gelişme görelim.

fitneci dedi ki...

acı çekmek derken; mesela bu sene ve gelecek sene başka bir transfer yapılmasa... Nobre gibi tuzlu adamlar gonderilse. Ben şahsen bu neviden bir kemer sıkmadan acı değil zevk alırım. Kadronun iyi yönetildiği sürece şampiyonluğa yeteceğine de eminim. operim.

RuFF dedi ki...

Nobre, Delgado gönderilsin.
Murat ceylan ortasahada çok iyi oynar.
Bobo çok iyi golcü.

Yukarıdaki efsaneler ne zaman bitecek akıl sır erdiremiyorum artık.
Nobreye ve Delgadoya 2 milyon euro üzerinde para verecek takım yok.
Murat Ceylan Necipten çok daha kötü bir oyuncu, sadece BJK atkısı ile resmi var diye efsane oldu.
Bobo da vasat bir golcü.Hiçbir zaman istikrarlı bir oyuncu olmadı.Bu senede yanına adam alınmaz ise aynı şeyleri konuşacağız.

Jessie dedi ki...

serdar bilgili beşiktaş en sevilmeyen başkanlarından biri olarak kabul ediliyor.

beşiktaş'a getirdiği yeni yaklaşım nedeniyle.

o da stadyumun yeniden yapılması, olmazsa yeniden yapılandırılması, organize edilmesi için girişimlerde bulunmuştu.

yeni stadyum demek daha iyi şartlar demek. ancak böyle bir talep var mı tartışılır.

beşiktaş'ta tribüne gelen adamlar belli. tribünün yapısı belli. beşiktaşlıların sosyolojik durumu belli.

beşiktaş'ta fenerbahçe'nin kadıköyde kurduğu tarza yakın bir oluşum kurabilir misiniz?

en temelde, beşiktaş semtiyle fenerbahçe semti arasındaki ekonomik ve sosyokültürel farklılıklar var.

inönü stadını yenileseniz, cillop gibi yapsanız bile o taraftar bunu talep etmediğinde yapacağınız bir şey kalmaz.

stadyumun kalbini geri vereceğim dedi başkan oldu yıldırım demirören.

hani beşiktaş'ın kurtuluşuydu. hani parası olan izleyecekti beşiktaşı? stadyumun en güzel yeri neden en ucuz tarifeden satılıyordu?

ama olmadı.
yapamadılar.
çünkü camia bu kararın arkasında değildi.

yarın yeni stadyum yaparsanız. adamın 5000 lira ödeyip satın aldığı koltukta çarşı grubunu oturtamazsınız.

ondan sonra 30.000 tane tezahürat yapmayan, maç izleyen kitle yaratırsınız.

bakıyorum, bundan da memnun olanınınz yok.

3. şık aranıyor.

fenerbahçe'de bilet fiyatları bizden ucuz mu? değil. yani stadyum büyüdükçe fiyat düşmüyor.

mesele sadece stadyum meselesi değil.

kartalyuvasından alışveriş yapabilecek belli bir kitle var.

sen 1000 lira maaş alan adamı stada sokarsan 2000 lira alan adamı dışarıda bırakırsın. adam gelmez.

sonra yine o adama forma satamazsın. çünkü maça gitmeyecek o adam.

Jessie dedi ki...

futbol endüstrisi artık paran varsa maça gel, paran varsa quaresma'yı izle diyor.

paran yoksa 150 liralık kombine fiyatıyla kasımpaşa ve sağ bek keller'i öneriyor.

onu da istemiyorsan alt ligler ve amatör ligler...

orada da futbol oynanıyor. orada da heyecan var.

---

ben şahsen isterim, koltuklar güzel olsun. oturarak keyifle maç izleyeyim. ama mesele ben meselesi değil ki. camia bunu istiyor mu istemiyor mu. mesele o.

Jessie dedi ki...

her gün bir fenerbahçe tribün grubunun da kendisini feshettiği haberi gelmesi de kulağımıza küpe olsun.

shelbyl dedi ki...

@jessie

Bunlarin hepsi niyet okuma hastaliginin sonucu. Adam diyor ki icinden: "jessie muhalif, kesin yonetime laf sokuyordur, dur ben de ona gecireyim".

Elimizde bir realite var, sagindan solundan tutup anlatiyorsun, sonra gene senin "icin fesat" oluyor.

Bir musibet bin nasihatten iyidir diye de bir laf var tabii.

Jessie yazdığın çoğu şeye katılıyorum da fenerbahçe semtinin,beşiktaş semtinden daha elit olmasına paralel olarak fb taraftarının,bjk tarafarından daha zengin olduğu çıkarımına katılamıyorum.Fenerbahçe de stadını yapmadan önce ortalama 10.000 kişiye fln oynuyordu.Stadın en güzel yeri olan efsane maratonda aynı bizim gibi en ateşli taraftar grupları vardı.(90'lı yıllar ki o yıllarda Beşiktaş taraftarının bu kadar büyük bir popülaritesi yoktu,en ateşli tribünlerin fenerbahçe'de olduğu kabul edilirdi.) ve bu maraton tribünün sadece ortasında çatı bulunuyordu.Özellikle soğuk havalarda maratonun yanları,kale arkasındaki sahaya uzak,çatısız oval tribünlerin çoğu dolmazdı.Yeni stad yapıldıktan sonra fenerin zenginleri stada gelmeye başladı.
Beşiktaş'ı tutan da zenginler var ama çoğu stad koşullarından dolayı maça gelmiyor.Bizim stadda numaralı altın bile üstü açık,koltuklar arasındaki mesafe dar,topark yok,büfe yok,koridorlar dar vs...
Biz de yeni stadı yapalım eminim ki bizim de yüksek ücretli kombinelerimiz satılır.
Şu anki İnönü stadında ise Çarşı'nın kale arkasına gitmesinin bir anlamı olduğunu düşünmüyorum.Çünkü senin stadının koşulları çok kötü.Çarşı kapalıdan gitse bile zenginler kapalıya şu haliyle gelmez.Serdar Bilgili'nin de en büyük yanlışı bu oldu.Stadı değiştirmeden,tribün profilini değiştirmeye çalıştı ve istenmeyen adam haline geldi.
Diğer yazdıklarına ise harfiyen katılıyorum.Bazen forzada o kadar cahil cahil yorumlar görüyorum ki çıldırmamak elde değil.Adam stadda loca olmasın istiyor.Locada oturanlarA düşman gözüyle bakıyorlar.Bilmiyorlar ki stad gelirlerinin üçte biri localardan geliyor.Sonra da Q7,robniho gelsin ama stadımız da yıkılmasın biz hep kapalıda kalalım vs.. Bu kadar çelişik adamlar olamaz.

baris dedi ki...

"Tıpkı yıllardır maça gidemeyen Fenerliler gibi" diye bir cümle geçmiş. adamların bilet fiyatları bu sezon bizimkinin yarısıydı. e bizde quaresma falan da yoktu. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye sormak isterim o halde?

Jessie dedi ki...

600 liraya sattı diyosun yani kapalı muadilini...

baris dedi ki...

mart 2010, fb - g.antep maçı bilet fiyatları:

Kale arkaları: 22 lira
Fenerium üst H-I bloklar: 66 lira
Fenerium üst C-D-F-G bloklar: 88 lira

mart 2010, beşiktaş - eskişehir maçı bilet fiyatları:

Eski Açık: 20,00 TL
Kapalı Alt: 50,00 TL
Kapalı Üst: 70,00 TL
Yeni Açık: 25,00 TL

bizimkilerin maç biraz kıymete binince kale arkalarını 60-70 lira yaptığı maçlardan biri de değil ayrıca. e hal böyleyken, "beşiktaş'lı maça gidiyor da fenerbahçe'li gidemiyor, quaresma gelirse biz de gidemeyiz" argümanının sağlamasını daha da çok merak eder oldum. (kombine fiyatlarına da bakacağım şimdi)

Jessie dedi ki...

isyan ettiler de fiyat indirimi yapıldı geçen sene.

beşiktaş kadar yönetimden özel indirimli bilet satmışlar mı ona da bak istersen...

baris dedi ki...

isyan etmeden önce de 44 liraydı kale arkaları. sezon boyunca sattıkları en pahalı kale arkası bilet 66 lira, bizim wolfsburg maçında 75 liradan başlıyordu biletler. bizden pahalı olmayı bırak, açık ve net bizden ucuza bilet satıyorlardı. özel indirimli bilet kısmını bilmem de, ilgimi de çekmiyor. demek ki ne pahalı transfer, ne de yeni stadyum daha pahalı bilet demek değil. yani "yıllardır maça gidemeyen" fenerliler değil, biziz. e zaten gidemiyoruz, quaresma'yla robinho da gelsin de gidemediğimize değsin.

Jessie dedi ki...

beşiktaş'ın şampiyonlar ligi sezonuyla fenerin anne lig sezonunu mukayese ediyorsun.

2 sene önce fenerbahçe arsenal maçı için maça gitmek istediğimde de 66 liraydı en ucuz bilet. nedense bana o dönem o para 200 lira gibi gelmişti.

Yorum Gönder

Ara