.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
11 Mayıs 2010 Salı

Beşiktaş Bu Sezon Neyin Mücadelesini Verdi?

Geçtiğimiz sene bugünlerde iki kupanın sevincini doyasıya yaşıyorduk. Malum, başkan iki kupayı unutanlara güceniyor o yüzden yazıları konularını iki kupadan açmak gerekiyor. Semtte bayram, herkes zafer sarhoşu. Hoca gidecek kalacak derken şampiyonluk kutlamalarına karışan Ricardo Quaresma sesleri... Beşiktaş kör topal lige başlıyor. Süper Kupa esasında 25 dakikalık süper başlangıca rağmen kaybediliyor ve rakipler 8'de 8 yaparken Beşiktaş 8'de 8 puan alabiliyor. Şampiyonlar Ligi'nde de işler yolunda gitmeyince biz artık "madem böyle oldu, bundan sonra gençler oynasın bu sezon böyle bitsin" diyoruz. Lakin unutuyoruz Ocak sonunda bir seçim var ve saha sonuçları seçimlerin gidişatını ciddi oranda etkileyecek. Beşiktaş sezon başındaki Rıdvan'ı rotasyonda kullanan, Üzülmez yerine İsmail'i tercih eden, özellikle son kanattan İsmail, Ernst, Tello üçgenleriyle hücum eden, etmeye çalışan kimliğini yavaş yavaş terketmeye başlıyor. Mustafa Denizli yenilgiyi kabullenip mevcut şartlara göre çözüm planları yapıyor. Artık sol bekimizde İbrahim Üzülmez, sağ bekimizde İbrahim Kaş var. Beşiktaş bu yeni anlayışla hafiften toparlanmaya başlıyor. Artık sahada Super Kupa finalinde oynanılmaya çalışılan oyunun en ufak bir emaresi kalmıyor. Bambaşka bir oyun anlayışına dönülüyor. Aman Beşiktaş kaybetmesin. Bunun temelde hangi gerekçeyle tercih edildiği bize hiç anlatılmıyor, Beşiktaş sanki şampiyonluk yarışına ortak olmak adına bir başka mücadele vermeye başlıyor; Demirören'in seçimi kazanması. Zira biliyorlar ki 15 puan arkada bile olsak alınacak seri galibiyetler başkanı ve seçim sürecini olumlu etkileyecek. Şampiyon yapması olası gözükmeyen ancak kısa vadede kulüp yönetimine soluk aldıracak düzen kuruluyor. En azından protestolar dindiriliyor... Gelinen noktaya baktığımızda hakikaten Mustafa Denizli'nin Yıldırım Demirören'i seçim sürecinde sıkıntıya sokmadığını görüyoruz. İlk 8 haftadan sonra iyi kotarılmış bir süreç. Devre arası geliyor. Beşiktaş'ın aksayan ve sezon sonuna kadar da aksayacağı belli olan mevkileri var. Tabata'nın Yıldırım Demirören'in seçim yatırımı olarak kullanılacağı konuşuluyor. Yıldırım Demirören Tabata'nın bonservisini kendi cebinden ödeyeceğini açıklayacak. Enteresandır, buna bile gerek kalmıyor. Tabata Eskişehir'e gidecek, kalacak derken devre arası 2-3 rotasyon dışı oyuncunun kiraya verilmesiyle geçiliyor. Zira hamle yapmayı gerektirecek bir durum yok. Sezonun tek bir misyonu var ve o da başkanı tekrar seçtirmek. Başkan tekrar seçiliyor olduğuna göre risk alıp transfer çalışması yapmanın gereği yok. Bu çalışmaları yapan bir kulübün şampiyonluk hedeflediği söylenir, oysa bugün anlıyoruz ki öyle bir çalışma hiç olmamış. Lige havlu atılıyor ve gençler, ayağa pas yapan ve organize olmaya çalışan futbol tarzına geri dönülüyor. Sezonun genelini kabız şekilde geçiren takımın gol ortalaması - ne tesadüf ki - artıyor. İbrahim Üzülmez / İsmail Köybaşı arasında yapılan tercih esasında bu sezonun fotoğrafını ortaya koyuyor. İsmail Köybaşı son derece potansiyelli, oyun aklı gelişmiş ancak tecrübe eksikliği nedeniyle size maç kaybettirebilecek bir oyuncu tipi. İbrahim Üzülmez ise standartları belli, tecrübeli ve size asla maç kaybettirmeyecek bir profil. ve Mustafa Denizli İbrahim Üzülmez'i tercih ediyor. Çünkü tutucu olmak durumunda, kaybedilecek her puan Beşiktaş'ı yarış dışı bırakmasından öte başkanın yüzünü ekşitecek... Beşiktaş'ın İsmail'in hatasını sineye çekecek lüksü yok, o İsmail senin şampiyon olmana ciddi katkı koyacak potansiyele sahip olsa bile. Sezon bitiyor... Taraftar garip şekilde mutlu. Futbolcular mutlu. Teknik direktör mutlu. Başkan mutlu. ve anlıyoruz ki 8. haftadan bu yana verilen mücadele şampiyonluk mücadelesi değilmiş. Öyle olsa camiada veya yönetimde hoşnutsuzluk olurdu. Görüyorum ki Yıldırım Demirören herkesten daha mutlu. Geride bıraktığımız seneyi çok sevmiş, yine Quaresma'ya gidiyor...

8 Yorum:

Pamukk dedi ki...

quaresmayla başladık
quaresmayla bitirdik

denizli'yi sevmem. ama sırf üsttekiler istiyor diye denizli bu oyunun maşası olmaktan dolayı ne düşünüyor acaba?
kovulduğunu varsaysak, "gençleri oynattığı için, güzel futbol oynatmaya çalıştığı için kovulan teknik direktör" sıfatını alacaktı. denizli'nin kariyeri belli. ihtiyacı mı vardı bundan gocunmaya?

Pamukk dedi ki...

bursa maçına normal olarak taraftarımız alınmıyor yine :/

Kalten dedi ki...

İbrahim Üzülmez'in "asla" maç kaybettirmeyeceğine katılmıyorum (mesela Liverpool maçındaki hataları ve sağ kanat Benayoun'un yıldızlaşması) ama geri kalanıyla hemfikirim

esperanza dedi ki...

sezonun ozeti;

kongre + yeteer - buyuk mustafa = quaresma

ian dedi ki...

süper kupa'nın ilk 25 dakikasının tadı hala damağımda..

ekşi'de biri yazmıştı kim hatırlamıyorum: "yarın öbür gün mustafa denizli de gidecek, o zaman demirören'le biz karşılıklı yine ot gibi kalacağız."

görünen köy bu. kılavuz zaten karga.

beşiktaşlılık zor zanaat bu yıllarda.

ceyhun dedi ki...

demirören başkan seçildikten sonra da aynı mantaliteyle oynamaya devam ettik ve şampiyonluk şansı kalmayınca gençlerle oynamaya başladık. sorun sadece demirören değil denizli'nin günü kurtarma durumuyla da alakalıydı biraz.

Pamukk dedi ki...

u16 larımız şampiyon olmuş
çabuk büyüsünler batuhan olsunlar

Yorum Gönder

Ara