.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
6 Nisan 2010 Salı

Rıdvan Dilmen

Kendisini dinlememek imkansız gibi... Boşuna değil elbette, yıllarını bu ülkede futbola vermiş, bu ülkenin futbol adına en tepelerine çıkmış; sahada kaldığı süreyle değilse de yarattığı etkiyle döneminin "en yetenekli" futbolcusu addedilmiş bir insan Rıdvan Dilmen... Kendisiyle aynı ortamda bulunduğunuzda da etkilenmemeniz imkansız, nitekim bu görmüş geçirmişliğiyle sizi hakikatten dolu dolu muhabbetlere çekiveriyor... Beşiktaş tarafında kendisine benzetilebilecek tek şahsiyet olan Sergen Yalçın'ın beyin/ayak bağlantısı Rıdvan'dan daha üstün olsa da beyin/ağız bağlantısında ondan aşağı kaldığını söylesek yanılmayız... İşte bu bahsettiğimiz durum televizyonda acaip reyting yaratabiliyor, doğaldır da... Onu dinlerken kızdığınız zamanlarda bile kafanızda iki-üç satır arka planda kalmış fikir yaratabiliyor Rıdvan Dilmen... Hatta daha ötesini konuşalım; Türkiye'de Erman Toroğlu dönemini bitiren şahıs da ta kendisidir... Kahvelerde maç bittiği anda Rıdvan Dilmen'e geçiş yapıldığına şahit olmamız bunun emaresi değildir de nedir? Açıkçası ben Fenerbahçe kaybettiğinde izlemeyi seviyorum onu... Deliriyor, kızarıyor, Güntekin Onay'a olur olmaz kızıyor... Bunun yaşattığı keyif benim için tarif edilemez açıkçası... Ancak iş Galatasaray'a ve Beşiktaş'ın kayıplarına geldiğinde bir başkalaşım geçiriyor... "Beşiktaş zaten şunu yapmazsa olmaz" ve "B planı yok, bu nasıl kadro" hikayeleri alıyor da yürüyor... Kaldı ki açıkçası bugün benim kadar sevinen adam azdır. Ben Beşiktaş'ın şampiyonluğunu isterim en önce, orası kesin. İkinci isteyeceğim ise Galatasaray'ın şampiyon olmamasıdır... Bu kadar net... Ancak Rıdvan Dilmen'in Galatasaray eleştirisinde geldiği nokta beni bile rahatsız etti... Şu anda Türkiye'de yapılan 20 spor programının reytingini üst üste koysanız %100 Futbol kadar etmez, iddia ediyorum... Etkisinin farkına varmış Rıdvan Dilmen işte bu yüzden benim için rahatsız edici... Olayın bir de ikinci boyutu var elbette, beni rahatsız eden... Rıdvan Dilmen'de futbola dair inanılmaz seviyede bir yerel tavır var... Açıkçası Fatih Terim'i günahım kadar sevmem; ancak İtalyanca'yı öğrenmek için kendini zorlamasıyla, tangır tungur konuşarak hepimizi kırıp geçirmesine rağmen geliştirmeye çalıştığı İngilizcesiyle mesleki anlamda saygıyı hak ettiğini düşünürüm... Zaten bu tavır sayesinde bir yerlere gelebiliyorsunuz. Birlikte yemek yediğiniz adamlar ya Aziz Yıldırım seviyesinde kalacak; ya da sofranıza Berlusconi oturacak... Hiddink'i, Wenger'i, Van Gaal'i ve futbolcuları İngilizce olarak nasıl azarladığı dahi merak uyandıran Capello'yu "Uluslararası" büyük hocalar yapan budur... Hiddink Abramovich'le konuşurken aracıya ihtiyaç duymadı. Wenger pek çok futbolcusuyla onların kendi dillerinde konuşabiliyor... Bunların pek çok anlamda işlerini kolaylaştırdığını söyleyemez miyiz? O yüzden bu adamları Forbes 500'ün en tepe şirketlerinin CEO'ları olarak düşünürsek, Rıdvan Dilmen de sürekli olarak şirketine atadığı profesyonel müdürlerin beceriksizliklerinden şikayet eden Abdullah Kiğılı gibi kendi işinin patronu, Türkiye'nin kralı pozisyonunda yer alacaktır... O yüzden Rıdvan Dilmen'den hoca olmuyor işte, bu memlekette topun da sahibi Rıdvan Dilmen çünkü... Bugün gidip İngilizce deseniz "Bu yaştan sonra ne İngilizce'si yahu" diyecektir... İşine yaramaz nitekim... Rıdvan Dilmen, Rıza Çalımbay, Ertuğrul Sağlam, Bülent Korkmaz, Oğuz Çetin ve daha niceleri Türkiye futbolunun ufkunun genişlemesi yolunda, büyük kulüplerde yönetici olarak pozisyon almaması gereken adamlardır... Her birinin dönemlerinde oynayan başarılı/yıldız yabancı futbolcularla olan iletişimsizliği, hocalıklarında yabancılara karşı tavırları, grupçulukları onlarca örnekle desteklenebilecek özelliklerdedir... Sivasspor'da Bülent Uygun'u bugün Bursa'da Ertuğrul Sağlam'ı öne çıkartan ise kalibresi nisbeten daha düşük ve Türk kültürüne alışmış vaziyetteki yabancıları doğru şekilde kullanmalarıdır... Bülent Uygun'a, Ferrari'yi, Edouard Cisse'yi, Lincoln'ü, Roberto Carlos'u verdiğinizde ne yapacağı Holosko'yu, Nobre'yi, Tabata'yı, Zapo'yu, Bilica'yı verdiğinizde ne yaptığıyla ölçülemez... Bu tamamen ayrı bir yazı konusu...
Bugünün futboluna Türk Futbolu dediğimiz at gözlüğüyle bakan insanlar hakim güç olmaya devam ettikçe, sonumuz aydınlığa çıkmayacaktır... Bunu siyasete, ekonomiye, sosyal yaşam koşullarına da uyarlayabilirsiniz elbette... Hatta bunlardan hiçbirini birbirinden soyutlayamazsınız... Futbol dediğimiz şeydeki hassas nokta ise şu: bizim memleketimiz halen elindeki büyük futbol potansiyelinin farkında olmayan, bu potansiyelin %30'unu ortaya çıkardığında övünmekten başka şeye vakit bulamayan yöneticilerin elinde çürüyor... Üst üste ikinci Dünya Kupası'nı evimizde izlemekle yetiniyoruz ve bundan şikayet ettiğimizde "sanki eskiden her sene gidiyor muyduk" deniveriyor... Aynı memlekette futbol izlemek için ise halktan en az 400 Milyon Dolar para toplanıyor... İşte her şeyin dönüp dolanıp bağlandığı nokta da tam burası...

20 Yorum:

shelbyl dedi ki...

Sadece Turkiye futbolunda degil bu sancilar, her anlamda ciddi bir "disari acilma" sikintisi yasiyoruz. Hani acinin bes asamasi vardir: Reddedis, Kizginlik, Pazarlik, Depresyon ve Kabul diye, globallesen dunyaya karsi reflekslerimiz Reddedis'i yeni bitirdi, simdi Kizginlik asamasinda.

Kendimize cizdigimiz dar cerceve icerisinde herseyin en iyisini biz biliyoruz ve biz inanilmaz onemliyiz; Rijkaard futbolu bilmiyor, en zeki millet biziz, Amerika her gun "bugun Turkiye'yi nasil isgal etsek" diye plan yapiyor vs. vs. Saymakla bitmez.

Herkesin agzinda bir vizyon/misyon lafi; ama sorsan ne halta yaradigini kimse bilmez. Toplam Kalite Yonetimi hede hodo geyik seminerleri pasta borek yemek icin bahane...

Neyse yeter bu kadar cemkirme simdilik.

ery dedi ki...

http://www.htspor.com/diger/haber/505887-ridvan-dilmen-gozaltinda

...eksibesiktas yazarlari beni korkutmaya basladi..

shelbyl dedi ki...

Ayaginizi denk alin beyler. Kafamizi kizdirirsaniz Holosko'yu Mercedes kacakciligindan, Bobo'yu beyaz kadin ticaretinden, Nobre'yi de at yarisina hile karistirmaktan attiririz iceri.

Pamukk dedi ki...

kimi övse düşüşe geçiriyor kem gözlü galiba

geçen gün "hayatımda 1 veya 2 defa bahis oynamışımdır" falan diyodu. bu gözaltının bahisle falan alakası var mı? telefon dinlemeden falan bahsediliyo. akşama serbest bırakılıp, "bilgisine baş vurduk sadece" falan denir bence ama.

Eser Gökulu dedi ki...

1 kere oynamış, tam oynamış.

yusuf dedi ki...

kumarbazın önde gideni.

shelbyl dedi ki...

Burada tekrar altini cizelim: Yasalar onunde ispat edilmedikce kimse suclu degildir, yanlis anlama olmasin.

M.A.F dedi ki...

ben de fenerin puan kaybettiği maçlardan sonra izliyorum rıdvan'ı.çünkü resmen kuduruyor.başka bir kelime tarifsiz.evet erman çakar gibiler olacağına daha futbolun içinden gelen mantıklı adamlar olsun diyoruz ama bu kadr da yanlı adamlar olmasın kardeşim.

shelbyl dedi ki...

Erman Toroglu gibi yansiz gorunumlu yanlidansa Ridvan gibi rengi belli adami tercih ederim. Haa, ben o programlarin hicbirini izle(ye)miyorum, o ayri.

tanju dedi ki...

benim asıl şaşırdığım, son şike operasyonunda adı nasıl geçmedi bu adamın.

bacon1903 dedi ki...

Abi ridvan guntekin bjkinda sampiyonluk sansi var dediginde bir mactan sonra yok artik o kadarda degil diyen adam.Fb belediyeye kaybettikten sonra fb sampiyon olamaz olsa bile ne ise yarayacak bu brezilyalilarin hepsi gitsin diyen adam fbnin kazandigi maclardan sonra gozunun ici gulen kaybettikten sonra aglamakli suratiyla sansal buyukayi aratmayan adam!!!!Simdide telekulak operasyonunda gozaltina alinan bir sahis!!!Hic sevmiyorum guntekin onay onu kasten kiskirtiyo o anlarda sinirden kizarip kopururken seyrettigimiz sahis.Ya onu bunu birakin gs-tromso macinin devre arasinda gsye saydiran sahis!!!!Herkes unuttumu o ses kaydini????

shibby dedi ki...

iyi güzel de bu kadar yanlı olunmaz ama be. bjk-fb maçı 3-0 kazandığımız. çok iyi bir futbolla maçı kazanmışız. maç bitti açtık rıdvanı bir dakika bile beşiktaş demedi. sürekli fener şöyle oynadı böyle oynadı o yüzden kaybetti bilmemne. en sonunda güntekin "hocam hep feneri konuştunuz biraz beşiktaşıda konuşalım" dedi de aklına geldik.

sırf bu maç değil diğer tüm maçlarda öyle. gitsin fbtv de yorumculuk yapsın bu adam. ordan sallaması daha kolay olur.

esperanza dedi ki...

Ozellikle fb kaybettikten sonra dos santos tan girip delgado dan cikmasi, total futboldan girip sportif direktorluk gibi konulara kaymasini izlemek cok keyifli oluyor

Hah, tam postu açtınız adamı gözaltına aldılar.. Ben iyice süphelenmeye basladım EksiBesiktas'tan..

i.meriç dedi ki...

rıdvan hoca işin bokunu çıkarmaya başladı.. artık birilerinin beşiktaş ve galatasaray galip geldiğinde karadenizde gemileri batmış gibi durmamasını, yenildiklerindede gülücükler içinde program yapmamasını söylemesi gerekiyor.. fener mağlup olduğunda genelde göz altları torba torba oluyor, heralde bir acele programdan önce ağlıyor... ha birde bu sene ne zaman fenerbahçenin iki puan önüne geçtik yanılmıyorsam denizli maçı sonrası rıdvan hoca ilk defa beşikta için yarım ağız beşitaşında birazcık şansı var demeye geitrdi. ama 2 puan gerideki fener şampiyonluğun bursayla en büyük adayı olarak ilan edildi aynı programda.. birde ekşibeşiktaştan bir ricam var rıdvan hoca geçen sezon sonu ve bu sezon başında neredyse her program bu sezonun şampiyonluk puan barajının 80 olacağını ileri sürüyordu beşiktaşın şampiyonluğuna missilleme yaparcasına, bence ermanın geçemezsin mustafasından daha trajikomik..şimdi ise 180 derece bir dönüş yapıp artık anadolu klüplerinin çatır çatır top oynadığını söylüyor.. nerdeydin ilk 8 hafta diye sorarlar adama rıdvan dayı!!eğer o görüntüleri bulursanız çok makbule geçer..

theotheo dedi ki...

demirören karşıtı nilay yılmaz. kimin yanında olduğun belli oldu.

shelbyl dedi ki...

@theotheo

Yahu gidip de bir soylentiden yola cikarak klavyenin basinda "Hah, Dilmen, Yilmaz tamam iste" diyecek curetin var; sonra da gelip buraya "Klavye delikanlilari bik bik" diye otersin. Nasil bir adamsin cok merak ediyorum.

theotheo dedi ki...

@shelbyl

söylenti mi? güldürme ya.

Eser Gökulu dedi ki...

Şeytan bu kez de bahis pazarlığında...

Ünlü Futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen’in başı beladan kurtulmuyor. Bir telekulak çetesine bazı kişileri dinlettirdiği gerekçesiyle 6 Nisan’da göz altına alınıp bir gün sonra serbest bırakılan Rıdvan Dilmen’in bu gözaltı sırasında bazı özel telefon görüşmeleri medyaya yansımıştı. Dilmen’in şimdi de Bochum Savcılığı’nın 9 ayrı ülkede sürdürmekte olduğu “Yasa dışı bahis ve şike” soruşturması kapsamında teknik takibe yakalandığı ortaya çıktı. Şeytan lakaplı futbol yorumcusu 5 dakika süren konuşmada, “Hakan ne oldu yahu. 2 maçı bildik Rize maçında yattık. Ne ..ktiri .oktan iş bu yahu”, “...Bana 100 de yüz dediniz ama olmadı. Hayatım kumarlarda kaybetmekle geçti. Bir de bundan darbe yemeyeyim bari” “... Ankesörlü telefondan ararım...Bizim telefonlar dinleniyor olabilir” şeklinde ifadeler kullanıyor. Hakan Korkmaz ise “Abi merak etme sen biz bunu telafi ederiz. Abdülkadir abi hiç kimseye yamukluk yapmamıştır. Zaten kendisin senin de bildiğin gibi hem siyasette iyi ilişkisi olan bir kişi, hem de spor camiasında” diye yanıtlar veriyor.


Şike operasyonunda 34 kişi tutuklanmıştı

İstanbul başta olmak üzere 26 ilde 24 Mart 2010 tarihinde düzenlenen yasadışı bahis ve şike skandalı soruşturmasında aralarında birinci ligde oynayan futbol takımlarından antrenör ve futbolcuların da bulunduğu 46 kişi gözaltına alındı. Sarıyer Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada aralarında şebekenin elebaşı olduğu öne sürülen Erkan Ergün, eski milli futbolcu Fatih Akyel, aynı zamanda İlhan Cavcav’ın damadı olan Konyaspor kalecisi Recep Öztürk ile eski futbolcu Hakan Korkmaz’ın da bulunduğu 34 şüpheli tutuklandı. Aynı soruşturma kapsamında Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav da 30 Mart 2010 tarihinde soruşturmayı yürüten Sarıyer Cumhuriyet Savcılığı’na “sanık” sıfatıyla ifade verdi. Cavcav, gazetecilere yaptığı açıklamada “Soğan yemedim ki ağzım koksun” demişti.

ALMAN SAVCI KONUŞMA DÖKÜMÜNÜ TÜRKİYE’YE VERDİ

Alman savcılığı, Rıdvan Dilmen’in 13.09.2009 tarihinde Levent’teki bir ankesörlü telefondan Hakan Korkmaza ait 0152 21 07 — — numaralı telefonu arayarak yaptığı konuşmayı Türk yetkililere ulaştırdı. Halen Sarıyer Savcılığı’nın TFF’nin başvurusu üzerine Bochum’dan ayrı yürüttüğü soruşturma dahilinde sanık sıfatıyla tutuklu bulunan Hakan Korkmaz ile Rıdvan Dilmen arasında geçen konuşmada 2-2 biten Rize-Samsun karşılaşmasıyla ilgili detaylar var.

ABDÜLKADİR ÇAKIR: Benimle alakası yok

RIDVAN Dilmen ile Hakan Korkmaz arasındaki telefon konuşmalarında yer alan “Abdülkadir bey” isimli şahsın, Rizespor’un eski başkanlarından Abdülkadir Çakır olabileceği iddia edildi. Telefonla ulaştığımız Çakır, konuşmadaki kişinin kendisiyle bir ilgisi olmadığını savundu: “Ocak 2009’da ben başkanlık görevini bıraktım. Zaten ne Rıdvan Dilmen’i ne de o konuşmalardaki kişileri tanımıyorum. Beni herkes bilir. Benim öyle şeylerle işim olmaz. Kayıtlardaki Abdülkadir isimli kişi başka bir kişidir. İsim benzerliği olabilir. Benimle hiç alakası yok.” Çakır, “Şike yapılan maç Çaykur Rizespor - Samsunspor maçı. Maç sonucu 2-2 bitmiş ve konuşmalarda sizin maçın bitiş skoru için garanti verdiğiniz iddia ediliyor. Böyle bir şey söz konusu mu? Emniyetten bu maçla ilgili size ulaştılar mı?” sorumuza ise “Dediğim gibi ben böyle bir şeyle alakam yok ki beni arasınlar. Ben o zamanki maçla ilgili bir şike ya da maç için iddia bile oynamadım. Bana göre ismi geçen kişi başkası. Maçın skorunu bile hatırlamıyorum” diye cevap verdi.

Yorum Gönder

Ara