.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
10 Nisan 2010 Cumartesi

Deplasman Tribünü / Trabzonspor

4 büyükler ve diğerleri... 3 büyükler , Trabzonspor ve diğerleri... Galatasaray Fenerbahçe ikilisi, Beşiktaş, sonra Trabzonspor ve diğerleri... Hatta Galatasaray Fenerbahçe ikilisi, Beşiktaş, Trabzonspor, sonra tribün kültürü olan şehir takımları ve diğerleri...
Türkiye'de futbolu birileri sürekli sınıflara ayırmaya çalışıyor. Amaç belli; yaratılacak suni büyük rekabetin medyaya,kulüplere , hatta federasyona kadar getirecekleri. Ama bunu büyük hesabı yapanlar Türk futbolunu hatta türk sporunu sadece Galatasaray ve Fenerbahçe'nin egemenliği altına vermek üzere olduklarının da farkındadırlar umarım! Öyle ki bu hedefleri uğruna 107 yıllık tarihe, onlarca kupaya, onlarca efsaneye Beşiktaş'a, öyle ki küçücük bir şehirde müthiş bir futbol kültürü yaratmış, 47 yıllık kısacık tarihine onca kupa, onca efsanevi maç ve onca efsanevi isim sığdırmış Trabzonspor'u bile reddetmeye çalışıyorlar.. Sırf bu yüzden Uefa'nın merkezindeki haritada sadece 2 ilin üzerinde şampiyonluk ışığı yanıyor. Türkiye'de sırf onların bu ayrımcılığı yüzünden anti bizans diye bir şey var ve sırf bu yüzden Türkiye'de futbol hala bu seviyede... Yukarıdaki ötekileştirmelerin, futbolu 2-3 kulübe hapsetme çalışmalarının sonucu Trabzonsporluların bayrağı taşıdğı anti bizans diye bir kavram oluştu bu ülkede. Trabzonspor kurulduktan 9, 1. lige çıktıktan 2 sene sonra şampiyonluğu kazandığında yıkılan ilk hanedanlığın bozulamayışının üzerinden 26 sene geçmiş olacak bu sene. 27 senede Trabzonspor 4 kez ligi 2. tamamladı, çok yaklaştı olmadı. Bu sürede 4 kupa kazanıp 3 de final oynadı, büyüklüğünden bir şey kaybetmedi ama bir türlü şampiyon da olmadı Trabzonspor'um. Hanedanlığı yıkmayı Sivasspor da denedi , olduramadı. Antep de... 26 sene geçtiğinde artık Trabzonspor için, Anti Bizansçılar şampiyonluk salt şampiyonluk anlamından daha fazlasını ifade etmeye başladı. Kayırılan, ön plana çıkarılan İstanbulluların geçilmesi şampiyonluk kavramından daha önemli bir hal aldı. Dolayısıyla ortaya bir İstanbul büyüklerine antipatisi,hatta nefreti çıktı. Ama o nefrette Beşiktaş hep en sempatik olan , daha doğrusu en az nefret edilen olarak kaldı Trabzonsporlular için... Dediğim gibi hiç bir Trabzonsporlu bir İstanbul takımına sempati duymaz,sanmıyorum. Ama aralarında bir seçim yapabilir , ya da bir sıralama. Bu sıralamada Beşiktaş en etliye sütlüye dokunmayan takım modundadır. En nefret edilen değildir asla, ama genellikle en sempatiyle bakılanı da değildir hani. Klasik şekilde Galatasaray'dan daha çok nefret eden için Fenerbahçe biraz daha sempatik, Fenerbahçe'den daha çok nefret eden için Galatasaray biraz daha sempatik gelebilir çünkü. Ama futbolu yakından takip eden, takımların tarihini az çok bilen, özellikle Trabzonspor'u Trabzonsporluluk karakterine uygun şekilde tutanlar için Beşiktaş hep en yakın takım olmuştur. Trabzonsporluluğun hamurundaki her ortamda ''herkes'' için doğruyu isteme huyundan kaynaklanıyor bu da, yani adalet duygusundan.. Zira Beşiktaşlılığın da en önemli öğelerinden biri bu. En azından Seba dönemini az da olsa yaşamış, Çarşı'nın duruşuna tanıklık etmiş biri olarak ben öyle olduğuna inanıyorum. Zaten Çarşı genel başlığı altında Beşiktaş taraftarının olaylara yaklaşımı ve genel karakteri Trabzonspor taraftarının olduğu ya da olmak istediğine çok yakın bir çizgide olduğunu belirtmek lazım. Ayrıca Beşiktaş da Trabzonspor gibi şampiyonluklar kadar şerefli 2.liklerle büyüklüğünü kanıtlamış bir takım. Adalet duygusundan bahsetmişken, yakın dönemde yaşanan bir olayla asıl vurgulamak istediğimi örnekleyeyim. 2 sezon önce İnönü'de oynanan ve 3-0 kaybettiğimiz maçta takımımız gerideyken, sezonun flaş ismi, gecenin formda ismi genç Barış Memiş hakem hatasıyla oyundan atıldıktan sonra Beşiktaşlılardan gelen tepkilerdir Trabzonsporluluk karakteriyle Beşiktaşlılık arasındaki benzerlik. Bunun yanında benim için Beşiktaş'ı en çok sempatik yapan şeylerden biri Seba döneminde kollej takımı olarak anılan efsane Beşiktaş kadrosu.. Kadronun iyiliği, yetenekliliği ya da efsanevi oluşu değil; Trabzonspor'un şampiyonluk yıllarındaki havasına benzerliği beni etkileyen tarafıdır. İki takımında başarılı dönemlerine bakıldığında kendi değerlerine sahip çıktığı, ruhlarını sahaya yansıtabildiği dönemlerde büyük işler çıkardığını görüyor olmamız, özellikle işini daha çok maddi güçle görmeye çalışan Fenerbahçe'yle Beşiktaş arasındaki en büyük farklardan. Yine Trabzonspor'u ötelemeye ve 3 büyüğün arkasındaki 4.büyük ilan etmeye çalışanların, Beşiktaş'ı da Galatasaray ve Fenerbahçe'nin arkasında 3. büyük ilan etmeye çalışmalarına karşı Beşiktaşlıların başlarındaki Yıldırım Demirören vb vasıfsız, Beşiktaş gibi bir camianın koltuğunu haketmeyenlere rağmen gösterdikleri tutumdur Beşiktaş'ı diğerlerinden ayıran... Trabzonspor taraftarının Beşiktaş'a diğerlerine göre çok daha yakın olduğundan bahsederken atlanmaması gereken bir nokta da bu sempatinin Trabzonspor tarihinin en ağır yenilgilerinden birine rağmen olması. 7-1 kaybedilen maç, yine 5-0 kaybedilen ve maç sonunda Avni Aker'de büyük olayların çıktığı maç Trabzonspor tarihi için pek hatırlanası cinsten değil. Ama 7-1'lik maçtan sonra Beşiktaş'ın efsane kaptanlarından Rıza Çalımbay'ın “Trabzon çok büyük bir takım. Böyle büyük bir takımı yendiğimiz için mutluyuz. Ama bu kadar fark olmasına sevinemiyorum. Bu tamamen şanssızlıkları. Her takımın başına gelebilir. Trabzon camiasının çok üzülmemesini umuyorum. Bugün onların başına geldi, yarın bizim başımıza gelebilir. geçmiş olsun!” açıklaması tam da Türk futbolunun ihtiyacı olan ,asla unutulmaması gereken demeçlerden... Bu arada toplamda oynanan 104 karşılaşmada da 43-38 üstünlüğü olan Beşiktaş'a karşı bizimse en farklı skorlarımız 4-1 ve 3-0.. Şu gencecik yaşımın en etkileyici Beşiktaş maçıysa 2 sezon önce iç sahada 2-0 dan Ersen Martin, Umut Bulut ikilisiyle döndüğümüz maç. Bir sezon sonra Beşiktaş'ın Avni Aker'de 2-0'dan geri dönerek aldığı rövanşta unutulmazlardan. Yine Zapotocny'nin geçen sezon çok iyi oynadığımız kupa maçında 90. dakikada attığı golle bizi kupanın dışına itişi de acı anılardan.. Her ne kadar izleme şansı bulamamış olsam da benim için en anlamlı maçlar 1976-77 sezonu Türkiye Kupası finalinde oynanan Avni Aker'de 1-0 kazandığımız, İstanbul'da 0-0'la tarihteki ilk Türkiye kupamızı ve dublemizi yaptığımız maçlar sanırım. Bir de Beşiktaş'a giden Serdar Bali başta bir çok Trabzonsporlu var ama Beşiktaş'ı tercih etmesini hiç bir zaman kaldıramadığım ama gittikten sonra yokları oynayan Aston Villa fatihi Orhan Kaynak'ın yeri apayrı, gitmeyecektin Küçük Orhan!
Son olarak yarın İnönü'de deplasman tribününde olacak biri olarak Beşiktaşlıların Trabzonspor'a bakışından bahsedelim. Kimilerinin Trabzonspor'a küçümseyerek bahsetme cürretini gösterdiği ortamda Beşiktaş taraftarının futbolu daha gerçekçi ve daha bilerek yorumladığını ve Trabzonspor'a da bu açıdan baktıklarını düşünüyorum. İnönü atmosferiyse apayrı oluyor tabiki, stadda ne futbolu bilmek, ne de futbolu yorumlamak var, sadece takıma destek olabilmek ve o stadda bulunulan zamanı takıma destek vererek eğlenceli hale getirebilmek var. Ve bu işi de bu ülkede en iyi yapanların mabedi İnönü, istediğimiz kadar inkar etmeye çalışalım. Derbi atmosferinde yaşananlar, "uy uy"la başlayan tezahüratlar ve belki daha fazlası... Yarınki gergin ortamdan sonra benimle konuşmaya başladığınızda emin olun bu kadar sakin olamayacağım. Ya galibiyet coşkusu, ya da kaybedilen puanların siniri... Ama siz bu yazıyı kaale alın, normali budur efendim... www.altinayakkabi.blogspot.com

12 Yorum:

Sercan dedi ki...

şu ana kadar okuğum en güzel deplasman tribünü yazısı.teşekkürler.

besiktAsiruh dedi ki...

Samimi bir yazı olmuş öncelikle samimiyetiniz için tebrik ediyorum sizi. Karadenizli oluşumun etkisi vardır elbette dediğiniz gibi (belki ben böyleyim bilemiyorum) 2 büyük gösterilmeye çalışılan ortamda bir Beşiktaş'lı olarak en sempatik süper lig takımı benim içinde Trabzonspor'dur ve asla küçümseyen hislerle yaklaşmadım, ne haberlerine ne de taraftarlarına... Takdir edilecek insanlar olarak görüyorum kendilerini... 15 yıl şampiyonluk görememiş Beşiktaş camiasına karşılık 26 yıl şampiyonluk görmeyen Trabzonsporlular arasında ki benzerlik ve sabırda yadsınamaz. Tabii genç yaşıma karşılık o yılları yaşamayıp anlatılanlarla bilsem de, sempati duyduğum Trabzonspor'un bu dönemini hatırlıyor ve taraftarlarının sabrından ötürü kutluyorum sizi...

Nerazzurri dedi ki...

Bir FB li olarak MALESEF Türkiye'deki futbol olaylarının biz ve GS'a endekslenmesinden kendi adıma rahatsız olduğumu söylemek isterim. Çünkü ortada başka takımlar lehine bir başarı ya da aleyhinde bir başarısızlık varsa bunun nedenleri saçma bir şekilde biz olarak gösteriliyoruz. Bundan sadece ben değil pek çok kişinin de rahatsız olduğuna inanmak isterim.

''...özellikle işini daha çok maddi güçle görmeye çalışan Fenerbahçe'yle Beşiktaş arasındaki en büyük farklardan.''

Evet maddi açıdan büyümeye ağırlık veren bir kulübüz ama günümüz futbol ekonomisinde maddi açıdan büyüyemiyorsanız kalite olarak da alt yapıya önem de vermezseniz küçülmek zorunda kalıyorsunuz. Küçülmeden kastım asla camiaların varlığı ile ilgili değil bakış açısı ile alakalı.

Velhasıl kelam Tanju'nun ellerine sağlık :)

yilmaz dedi ki...

şu büyüklük kavramı konusunda medyayı ve "çok büyük takım" taraftarlarını bir türlü anlamıyorum. iki büyük bjk ts şeklinde bi sıralama var.

Yahu tarih dersen bjk hepsinden önde, şamp. desen topu topu 4 fazlaları var. kupalara baktığımızda da 5-6 kupa eksik bizde. E avrupada kötüyüz. kim iyi? bir tane avrupa şampiyonluğu var gs'nin anlata anlata bitiremiyolar. ama o kupayı almadan da sadece bu ikisi büyüktü onlara göre.

Trabzona bakıyosun, 40 yıllık tarihine 6 şampiyonluk sığdırmış, bir sürü kupa almış, yakın zamana kadar avrupada (+) averajda olan tek türk takımı. Yahu insanlar nasıl bursayla, sivasla, trabzonu bir tutarlar aklım almıyor.

purplepurple dedi ki...

müthiş. elinize sağlık.

shelbyl dedi ki...

Zaten blog'unu da takip ediyorum, gene guzel yazmis, sag ol Tanju.

purplepurple dedi ki...

şu büyüklük mevzusuyla alakalı zamanında (4 sene önce) sözlükte bir tartışma çıkmıştı. ben de katılmıştım ucundan, ordan bir kaç bölüm:

futbolda büyüklüğün, geçmişteki başarıların niteliği ve niceliği ile, taraftarın niteliği ve niceliği ile, ve sadakati ile.. ve sahip olunan potansiyel ile ölçüldüğünü bilmeyen insanların kötü gidiyor diye büyük değil dediği takım.

...bünyelerin; 'büyük olmalıyız, en büyük olmalıyız' egosunun başkalarını aşağılama yoluyla tatmin edilmesinin tezahüründen başka bir şey değildir.
ortaya çıkan ise enikonu büyüklük kompleksidir. bu kompleksi, ego peşindeki nevrotiklerin, forumlarında her derbi maçtan önce ezeli rakiplere ithafen açılan ve, 100 sayfaya varabilen: 'seni küçümsemiyorum dahi, görmüyorum çünkü', 'sen ne kadar aşağılıksın ve önemsizsin' başlıklarından takip edebiliriz, tıpkı açtıkları pankartlar gibi..

... trabzon hep büyüktü ve 10 yıl daha şampiyon olamasa da potansiyelini kaybetmedikçe 4 büyüklerden biri olacaktır. buradaki potansiyeli şampiyon olma potansiyeli sananlar ise yine yanılıyordur. (inter en son ne zaman şampiyon olmuştu? peki liverpool, 90 sonrası dönemden uefa kupasını alana kadarki dönemde ne gibi başarıları vardı? 90'ların sonunda liverpool nal toplarken şampiyon olan blackburn rovers mı büyüktü liverpool mu? vs..)
...

damacana dedi ki...

Ben Trabzonluyum, İstanbul'da doğup büyüdüm ve Beşiktaş'a gönül verdim. Trabzon'da yaşasaydım kesinlikle Trabzonspor'u tutardım. İkinci takım geyiğine girmek istemiyorum, benim için Trabzon'un yeri çok daha farklı. Bir açıdan bakarsanız Türkiye'nin en 'büyük' takımıdır belki de Trabzon, çünkü neticede 67'de kurulmuş, bütün 1.Lig sezonlarında mücadele edememiş olmasına ve Ankara ve İzmir kadar gelişmiş olmamasına rağmen 6 şampiyonluk ve sayısız başarının altında imzası vardır. Avrupa zaferleri de cabası. Ayrıca Türk futbolunun altyapısıdır, Barcelona'yı anımsatan lokal taraftarlık yapısını da bunun içine katabiliriz.

Bir de şu var: Anadolu'dan çıkan iddialı takımların hiçbiri bende Trabzonspor'un yarattığı heyecanı uyandıramıyor. Bursa Sivas falan tutmuyor yerlerini. Yok abi olmuyor, Trabzon bu ligde her sene şampiyonluğa oynamalı, çünkü gerçekten bir şeyler eksik kalıyor düşününce. Belki de nostalji duygusudur o müthiş 96 sezonudur bunları söyleten ama öyle işte...

Bursa'nın şampiyon olmasını gerçekten istediklerini de sanmıyorum Trabzonsporluların. Polemik konusu yaratmak için değil bu söylediklerim, öyle hissediyorum sadece. Yine de yarın ellerinden geleni yapacaklarına eminim. Askere gitmeden önce son maçım olacak, 'kütüğüm' Akçaabat'a selamlar...

Cezasahasi dedi ki...

Damacana, gerçekten istiyoruz. Ben istiyorum. Bursaspor'un şampiyon olmasını çok istiyorum. Bu döngünün bir şekilde kırılması, ama Bursaspor, ama Sivasspor tarafından kırılması Trabzonspor'u yılların yanlışından döndürecek bence. Bir çeşit Rönesans yaşanacak yani. Detaylıca dile getiririm bir ara. Eline sağlık Tanju. Yarın İnönü'de görüşmek üzere ;-)

stalker dedi ki...

inşallah yarın o tribünden geçen yıllardaki "ogün samast oley"ler, "ermeni çarşı'ya istanbul'da soykırım"lar filan yükselmez.

Kartal Bafiler dedi ki...

Görüşler şeker gibi ,hiç bitmesin istiyor insan.Teşekkür ederiz efenim...

tanjue dedi ki...

Öncelikle herkese yorumları için teşekkür ederim.

@stalker

Ermeni Çarşı, ya da Ogün Samast oley tezahüratlarını tasvip etmem mümkün değil. Ama maç atmosferinde ne yetilerden dolayı lider olduğunu çözemediğimiz adamların nasıl tezahüratlar seçeceğine malesef karar veremiyoruz. Ayrıca topluluk ortamında nasıl ki beşiktaşlılar uy uy la başlayan, için de küfür de olan tezahüratlar edebilirse bizimkiler de bunları edebilir. Ben katılmadım, katılmam ama sürü psikoljisiyle alakalı bu. Keşke engellenebilir olsalar, ya da keşke vasıflarını anlamakta güçlük çektiğim o liderlerin yerine bizler olsak ama onlar var, ve bu ülkenin büyük kısmı koyun olmayı seviyor..

Yorum Gönder

Ara