.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
22 Aralık 2009 Salı

Haydi Sen Dışarıda Oyna

Beşiktaş'la tamamen alakasız bir post bu. İnsan denilen canlının egoları var. Bu kadar kişi okuyorken kendimden bahsedesim geldi azıcık. Annem babam öğretmen. Manisa'nın köylerini sürgünle arşınlayan bir çocukluğum var yani. Yıllarca anneannem baktı bana, ana baba çalıştığından. Hasbelkader dedeme az biraz nazla okuma yazma seferberliği programını açtırıp öğrenmişim okumayı.(Eskiden TRT'de böyle bişey vardı işte) Yaşım 5 falan sanırım. Neyse okula gitmek için can atıyorum o yaşta, şimdki aklım olsa hayatta başlamam ya neyse. Ama babamla annem izin vermiyorlar ta ki okumayı öğrendiğimi farkettikleri güne kadar. Okula başlamak için yasal minimum yaş 6 diyorlar da okul müdürü babam olduğundan 6'ya az kala okula başlıyorum. Ovanın ortasında bir Ege köyü işte. Herkes çiftçi. Çocuklar okusa da okumasa da önemli değil. Etik yaklaşımla annem ve babam beni öğrenci oalrak almıyorlar. Zaten biri 2. diğeri 5. sınıfları okutuyor. Bir öğretmenim var yani annem baam dışında. Dersler başlıyor, 100 tane paralel çizgi çiz güzel yazı defterine, 200 bilmem ne yap falanla geçiyor günler. Ben sıkılıyorum tabii. Kadın haydi gözlük çizelim diyor ben bağırıyorum o B harfi diye, kadın diyor haydi merdiven yapalım ben diyorum o H bi kere. Sınıfı geç tüm okulun en başarılı öğrencilerinden biriyim, görünen o (en zeki demeyeyim diye kasıyorum, megaloman gibi olmayayım istedim işte). Neyse, ben bunun farkındayım. Anam babam farkında. Öğretmenim farkında. Öğretmenim sınıfın huzurunu bozduğumu düşünüyor, neticede disiplin sorunum var gibi oluyor tabii diğer çocuklardan daha iyi okuyabilince. Kontrol edilmem şart. O cici öğretmenim kendince muhteşem bir çözüm buluyor beni kontrol etmek için. "Haydi sen dışarıda oyna" diyerek bahçeye çıkarmak. Neredeyse 1 senem dışarıda heba oluyor, bir annemin sınıfına gidiyorum kısa yoldan bir babamın. Ama kendi sınıfıma döndüğümde sonuç hep aynı. Taa ortaokula kadar. "Haydi sen dışarıda oyna".

17 Yorum:

Vermante dedi ki...

Sana yine bu aralar birileri "sen dışarıda oyna" mı dedi?

Ahahaha muhtemelen ocak soğuğunda öyle diyecekler.

Hayat çok ilginç. Ben sadece yaşıtlarımdan daha başarılıydım, daha zekiydim ve bildiğimi göstermee hakkım vardı. sağolsunlar bana yaramaz dediler, karektersiz falan ddiler. bi kişi de napıyon len sen dışarda otur bakayım sınıfında demedi.

şimdi yine bana hüsran yine bana hasret var.

threepoint dedi ki...

tribalim hadi diyelim bir şekilde mucize oldu batugol bu yazıyı okudu, okusa bile anlamaz...

Müfit dedi ki...

bir alttaki posta ithafen yazılmış sanırım, güzel örnek olmuş...

ben bu yazıyı batugol okusun diye değil, öğrencisini yönetemeyen (idare göt gibi bir laf) adamlar okusun diye yazdım.

bak anadolu lisesine sırf şımarıklıktan giremedim. anadolu lisesi sınavını 15 dakkada bitirmek bir şımarıklık. hele sınava girdiğin yerde torpillinin birine aleni 20 sorunun cevabı gelmiş ve herkes kağıdına işaretlemişken.
o öğretmenden kurtulduğum zaman 10 bin nüfuslu bir ilçenin ortaokulundaydım. oradaki hocalar benim için üst düzey değilse de iyiydiler ki şimdi doktor olmuşum bilmem ne.

köyde aynı sınıfta olduğum hiçkimse bişi olamadı, ortaokuldaki sınıf arkadaşlarımın en babası eczacı oldu (anası eczacı babası avukattı. özel okul mokul işte), en çalışkanı sağlık memuru.

ona rağmen ben yırttım abicim sonraki hocalarım sayesinde.

şimdi buradan hiçbir mesleği küçük görmek falan istemiyorum ama bulunuğumun daha hayvani üstünde bir adam da olabilirdim o anadolu lisesi şımarıklığını yapmasam.

ama tüm ilkokulu bahçede geçirmiş biri için iyi yine sonuç

buradan yaşıyorsa öğretmenim alla belanı versin demek istiyorum

threepoint dedi ki...

deme yine be tribalim, sen de benim anne-baba 2si birden öğretmen çocuğumuşsun, kız ama bela anma.

eda dedi ki...

çok güzel ve manidar bir yazı olmuş. hocamızı severim iyi güzel, kriz yönetiminlerinde de bir numaramadır denizli.

ama takıntılarından asla vazgeçmeyen bir adam. batu şu an sakat olabilir o ayrı konu ama m.denizli yaşının da ilerlemesiyle itibarını inat derecesinde kafaya takmış durumda. o yüzden daha garanti adamlar tercih etmekte ısrarlı. ne yazıkki bu senede batu nun forma giymesi zor gibi. istemez miyiz batu-boboyla yıkalım rakipleri, batu da ister ama istiyorsa biraz daha kulube çocuğu olmaya devam edecek ya da bu sezonluk yine bir kaç km uzaklara gidecek.

tek isteğim yönetimin bir dangalıklık yapıp bonservis veya sözleşme fesih bedeli dediğimiz şu melem şeyi elden çıkarmamaları.

krankyar dedi ki...

Allahın pratisyeni başımıza deha oldu ak.
Sen buralarda harcanıyorsun kaç kurtar kendini.1. sınıftan 3'e aldırmayı akıl edememiş.Bi daha öğretmenine penaltıyı atacağın köşeyi gösterme dışarı alırlar seni.

Jessie dedi ki...

bu uygulanabilir bir yöntemdir esasında. 1 çocuğu topluma kazandırmak için 40 tanesini feda etmeyi göze almak veya almamak bir tercihtir.

bir öğretmen anlattığı konuları, sınıftaki en düşük düzeydeki öğrenciye göre anlatırsa potansiyel sahibi 10 taneyi yerinde saydırmış olur.

bunun bir oluru vardır. hem öğrenci o sınıfta olmayı hak edecek hem öğretmen o öğrencinin dikkatini çekmeyi başarabilecek.

e işte sevgili krankyar kardeşim. o alalhın pratisyeni dediğin adam belki de uzay mühendisi olabilirdi. (pratisyenlik çok rererö yææ)

1. sınıftan 3'e aldırmak o kadar koaly değil işte, sadee okuma yazma bilmek 1'den 3'e alınmayı gerektirmiyor. onları da gördük.

öğretmene penaltı atacağım yeri gösterdiğim de tramvayda birinin bacağını sıktığımla aynı hikayedir.

sevgili jessie,
o bir çocuğu da harcamamaya çalışmak gerekmez mi peki?

hani 40'ı kurtaracam ben ama o bir hiç skimde değil demek başarılı yapmaz ki adamı değil mi?

sen öğretmensen o biri de diğer 39'u da idare edebilecek kapasitede olmalısın

yoksa en çalışkanı uyumsuz diye sınıftan uzaklaştır, sonra yæ sınıf çok kalabalık, 22 kişilik sınıf olsa daha başarılı olurum de.

olmuyor öyle yani. baştan müdürle konuşup "ben 20 kişilik sınıfta çalışırım, istemediğim öğrenciyi de direkt başka okula verin" desin o zaman sevgili öğretmenim.

esperanza dedi ki...

@Tribal Enfexion

Olaya bir de baska bir acidan bakilirsa;

Benim durumum da tam tersi, hep cok konusup dersin duzenini bozuyorum diye universite ye girene kadar disari atildim. Surekli disarda oldugum icin konularda sinifin hep 2 adim gerisinde kaldim, hicbor hoca da beni kazanmaya calismadi. Ama ben de ''beni sevmeyeni ben de sevmem ulan'' demedim calistim cabaladim. Ha huyumdan vazgecmedim o ayri konu :)

ceyhun dedi ki...

beni de hoca hep dışarı atmıştır tribal, neymiş her soruya önce cevap veriyormuşum da kimsenin cevaplayamayacağı çabuklukta söylüyormuşum da bu tavrımla herkesi şaşırtıyormuşum da verdiğim cevapların hiçbiri doğru değilmiş de falan filan...

kalitesiz hocalar yüzünden götümüze plase yediğimiz çok oldu anasını satiim.

alper dedi ki...

TRİBAL

manisanın hangi köyleri dostum.
saruhanlı-ahmetli.10 bin nüfuslu ilçe olsa olsa bunlardır.

aile hekimi olmadınmı sen dostum.bırak pratisyenliği gel aile hekimi ol.üst katımı kiraya vereyim sana.sen yaz ben satayım..:) gerçi bu meslek te hiç bişey olarak mı görünüyor gözünd ebilmiyorum..:))

batuhanda dışarıda oynadı yarım sezon..ama o bence senin dediğin gibi ileri zekalılıktan değil down sendomlu olduğundan hocası dışarı gönderdi onu.çünkü tüm gözler ondaydı.diğer çocuklar ve ebeveyneleri bu durumdan rahatsızdı.dikkat dağıtıyordu.sınıf bütünlüğünü bozuyordu.ve yaramazlıklarının bir virüs gibi yayılmasındna ve tüm sınıfa sirayet etmesindne korktu hocası.ama o çocuğun ailesininde akıl vermesi kulak çkemesi lazımdı bence.

Cherubim dedi ki...

Standart 40 adamdansa fark yaratacak 1 adamı her zaman tercih ederim şahsen. 40 tane Nobre yerine 1 tane Batuhan örneğin..

O 40 tane sizi çalışkan gösterebilir, ama 1 tane sizi farklı kılar..

carlito dedi ki...

tribal bi de şikayet mi ediyon abicim? keşke ben de arkadaşlarımdan ilerde olsaydım da sürekli okul bahçesine oynamaya gönderselerdi, orda yaptığımız maçların tadına doyum olmuyordu zira :)

sevgili alper;
bende doktorluk yapacak salaklık var gibi mi? her ne kadar krankyar kardeşim allahın pratisyeni süper zeki olmuş dese de insanın aptalının doktor olduğunu biliriz :)

saruhanlı-akhisar ve gördesin köyleri.
10 bin nüfus da benim zamanımda gördeste vardı :)

sınıftan sürekli atılıp bahçede gezince daha sonra uyum şeyoluyor. esas olacağını olamıyorsun

Yorum Gönder

Ara