.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
16 Kasım 2009 Pazartesi

Sahanda Futbol

Futbolunuzu nasıl alırsınız? Ben şahsen kendi sahanda futbola bayılıyorum. Futbol sadece sahada kalsın, hatta mümkünse hep kendi sahanda kalsın. İnönü'den dışarıda oynamayalım, onun dışında futbol üzerine çok fazla düşünmeyelim, tribünler, yönetimler, basın, futboldan nemalanmaya çalışan siyasetçiler hep bir köşede kalsın. Futbol, sadece topun santraya konulup düdüğün üflenmesi ve üçlü çekilmesiyle başlasın, son düdükle de bitsin gitsin.
Böyle olmadığı vakit futbolu sevmek oldukça güçleşiyor. Aslına bakarsanız son zamanlardaki halet'i ruhiyem de tam bu şekilde. Her gün ilk iş olarak takip ettiğim haber sitelerine bakmak gelmiyor içimden, iç açıcı bir tane haber yok. Takip ettiğim bloglara hatta ekşibeşiktaş'a da bakasım gelmiyor. Hep olumsuzluk, hep problem, hep şikayet. Futbolu bırakın, basketbol maçlarına dahi sıçramış iş. Keyif için yapılması gereken organizasyonların hepsi kendi halindeki sporsever için zul olmaktan başka bir şey getirmiyor. İki üç yıl öncesinde, Hıncal Uluç ve Haşmet Babaoğlu'nun programı 90 dakikanın açılışında bu ikili hep "futbol konuşmak gelmiyor içimizden, biz boşa konuşuyoruz, sinema falan konuşalım" kalıbını kullanır olmuştu. O zamanlar madem öyle, yapmayın şu işi yahu, ne bu feveran desem de şimdi birazcık o noktaya geldim ne yazık ki. Harbiden konuşmaya gerek yok çoğu zaman, konuşulan konuların hepsi çoğu zaman aynı yerlere gelip tıkanıyor ve garip bir çaresizlik hissi hasıl oluyor insanda.
Her neyse, daha fazla duyarlı taraftar olarak içinizi sıkmak istemem. Dedik ya, futbol sahada güzel. Bu hafta da en güzel maçlardan biri var bizim için. Son on yılda Beşiktaş'ı İnönü'de tam 7 kez mağlup eden Fenerbahçe bir kez daha konuğumuz oluyor.
Fenerbahçe bu sezonun dengeli takımı. Kalesinden, forvetine kadar bir denge söz konusu. Ne fazla ofansif Galatasaray gibi, ne de fazla defansif Beşiktaş gibi. Sistemi belli, sağ bekinde sağ bek, orta sahasında orta saha futbolcusu, forvetinde ise forvet oynuyor. Daha bu bile en baştan Beşiktaş'tan daha avantajlı olmalarının nedeni zaten. Beşiktaş sağ bekine stoper, orta sahasına kanat futbolcusu, sol açığına forvet oyuncusu koyunca da aradaki puan farkını yadırgamamak gerek. (Ki son maçtaki taktik saçmalığı da var daha bunun.)
Maç öncesi Beşiktaş için en önemli avantaj Bilica'nın cezalı ve Lugano'nun da cumartesi günü Türkiye'ye geleceği için büyük ihtimal oynayamayacak durumda olması gözüküyor ancak, geçen sene İnönü'deki maçta stoper ikilisinin Yasin Çakmak ve Gökhan Gönül olduğunu hatırlayınca, avantajdan bahsetmenin de çok manası kalmıyor. Neticede Fenerbahçe son yıllardaki derbilerde oynadığı oyunla, orta sahasını kalabalık tutan ve rakibin oynamasına izin vermeyen bir hüviyette olduğundan defansında kimin olduğunun pek önemi kalmıyor. O zaman onların stoperlerinin kim olduğundan çok, bizim orta sahamızda kim olacağının önemi daha fazla.
Trabzonspor maçına çıkan kadro gibi üçlü mü oynar Beşiktaş bilinmez ama, Fink-Ernst ikilisinin bozulmaması gerektiği gün gibi ortada. Sonuçta Beşiktaş uzun yıllardır oynayarak değil, oynatmayarak sonuca gitmeye çalıştığından, pas yapacak, baskı yapacak bir Beşiktaş hayali ile 11 çıkarıp, hayal kırıklığına uğramak daha olası. O yüzden de Fink ile Ernst'in yanına Sivok dahi çekilebilir, Toraman stopere kaydırılarak... Onun dışında, hücumda ise "doktor ne yersen ye dedi" gibi bir durum söz konusu. Tüm bunlardan ayrı olarak da bir kaleci krizi var ki, bu konuda ilerleyen günlerde daha ayrıntılı bilgiler alacağız blog'daki arkadaşlarmızdan.
Bunlar tabii ki maçtan önce bir taraftarın yaptığı basit mantık yürütmeleridir. Yoksa, Mustafa Denizli hangi kadroyu çıkarırsa çıkarsın maç sonu neyi, niçin yaptığını açıklayabileceği için, kadrosunu eleştirmek biraz manasız. Çünkü Mustafa Denizli'nin futbol anlayışında yanlış kadro yoktur, sadece kurulmuş yanlış senaryolar vardır. Oyun kafasında oynadığı oyundan bambaşka yerlere gitmiştir ve önemli olan da Denizli'nin zihnindeki gibi gitmesidir. İşte o yüzden umalım ki, bu sefer kafasındaki maç, gerçek maçla biraz benzerlik göstersin.
Denizli'nin zihninden geçenleri okumak kolay olmasa da, cumartesi günü Beşiktaş'ın kontrollü oynayıp, araya bir gol sıkıştırmak üzerine oynayacağını tahmin etmek zor değil. Jessie'nin de daha önce belirttiği gibi şu ortamda yenmek kadar, yenilmemek de önemli Beşiktaş camiası için. Şimdilik rakibin stoperlerinin yokluğundan daha büyük bir avantaj da bu aslında. Zira son yıllarda hep kazanmak için çıkan Beşiktaş kadroları sahadan boynu bükük ayrılırken, bu sefer önce yenilmemek için çıkacak bir kadro skor dengede kaldığı sürece taraftarı da arkasına alıp, maçı çevirebilir.
İşte tüm bunların sonucunda her ne kadar Fenerbahçe'nin Beşiktaş'tan daha iyi bir takım olduğunu düşünsem de, bu maç için Beşiktaş'ın bir adım daha önde olduğunu düşünüyorum. Son olarak da totemimi yapıp, yılların tevazu dolu duruşundan vazgeçerek, kamera görünce 5 işareti yapan bir taraftarmışçasına, "bu maç beş olur abi beeeeş" diyerek huzurlarınızdan ayrılıyorum.

7 Yorum:

Jessie dedi ki...

evet mustafa denizli felsefesi :) kendi sahanda futbol. oyunun 75 dakikası bizim sahada geçiyor artık :)

sertano dedi ki...

5 çok, 4 olsun, bizim olsun ;)

ceyhun dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
ceyhun dedi ki...

her maç "bu sefer beşiktaş alacak gibi bir his var içimde" durumu da kemikleşti bizde. ben ilk defa böyle hissetmiyorum uzun zamandır...

lakerda dedi ki...

Ayağında top tutacak, oyunu yönlendirecek takım fenerbahçe olarak gözüküyor yine. Bu durumda yine yorulacak ve moral kaybına uğrayacak takım beşiktaş olarak gözüküyor. Bence denizli adam markajı yapacaksa, emre'ye yapsın derim. Onu oynatmazsak fenerbahçe'nin pas organizasyonu sıkıntıya uğrar ve işimize gelir. Nasıl olcak bilmiyorum ama fenerbahçenin pas yapmasına izin verirsek, güle oynaya kazanmaları kaçınılmaz olacak, wolfsburg'un yaptığı gibi. Artık rakip takımın hücumcularına önlem alarak, yarı sahımızda rakibi karşılamak yerine orta sahayı vermememiz gerekiyor yoksa şampiyonlar liginin kopyası bir maç bizi bekliyor diye düşünüyorum.

Ayrıca fenerbahçe galatasaray'a karşı hırsıyla ve oyuncularının motive olmasıyla kazanmıştı. Tabii hakemin sertliğe prim tanımasının da etkisi vardı, malesef inönüde bizim böyle bir avantajımız olmuyor özellikle derbilerde. Bir de tamam bizim takım mücadele etmiyor diyemeyiz ama çok ekstra mücadele ve azim göremiyorum ben bir iki futbolcu dışında. Umarım herkes kendini ekstra motive eder.

Pamukk dedi ki...

şu silinen yorumları hep merak ediyorum.:)

iyi de ceyhun, ben hissediyorum dememişim ki, düşünüyorum demişim:) yani histen farklı olarak, bu sefer avantajlı olduğumuzu düşünüyorum.

Yorum Gönder

Ara