.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
30 Kasım 2009 Pazartesi

Protestolar Tamam mı Devam mı?

Beşiktaş takım savunmasını iyileştirdi, hücumda hala tam olarak istenilen çözümleri veremesede girdiği pozisyonlardan gol çıkartmaya başladı. Ortasahanın ortasında Ernst ve Fink, savunmanın göbeğinde Sivok ve Ferrari, kanatlarda İbrahim Kaş-İbrahim Toraman, İsmail Köybaşı-İbrahim Üzülmez, beklerin önünde Ekrem Dağ, Serdar Özkan, Nihat Kahveci, Tello varyasyonlarıyla, ortada Tabata, Uğur İnceman, Yusuf, ileride de Bobo, Nobre ve muhtemelen Batuhan'lı kadro derinliğini oturtmaya başladı. Futbolcular oynadıkları mevkilerde birlikte hareket ettikçe kendi performanslarını arttırıyorlar. Herkesin ağızbirliği etmişçesine kabul ettiği "Beşiktaş iyi mücadele ediyor, takım halinde ellerinde geleni yapıyorlar". Bu kabul puan tablosunada yansıdı, 6. hafta sonunda bulunduğumuz pozisyondan kalktık geldik tepeye yerleştik. Hemde deplasmanda Trabzon, İnönü'de Fenerbahçe, İngiltere'de Manu gibi ses getirecek galibiyetler alarak. Buraya kadar söylediklerim hepimizin hergün okuduğu, konuştuğu şeyler. Artık bu resmi ezberledik. Peki ya haftalardır yeri göğü inlettiğimiz o meşhur "Yeter, Yıldırım Demirören Yeter" tezahüratı bu tablonun bir köşesinde yer alacak mı? Biraz düşünelim; Fenerbahçe maçında alacağımız bir mağlubiyet liderle aramızdaki farkı 10 puana çıkartacaktı. İnsanlar İnönü'ye gelirken bu olasılığın rahatsızlığını, açılacak puan farkının yanında İnönü'de bir Fenerbahçe mağlubiyetinin daha ağırlığını, tribünlerin son zamanlarda içerisinde bulunduğu durumla birleştirecek ve ortalık çok ama çok karışacaktı. Maça giderken semtin çıkışında maçın heyecanından çok bu olasılıklar canımı sıkıyordu. Sonda başa doğru tribün liderlerinin ceza alması, tribünde küfürü şiddete başvurmadan önlemeye çalışan belkide tek adam Alen'in bunlardan birisi olması, tribünde temizlik operasyonu açıklamaları, Denizli maçı, kavgalar, karışıklıklar, üst üste puan kayıpları, Tabata transferinde ödenen meblağlar bir anda herkesin aklında üst üste binecek ve Fenerbahçe maçında yanmaya hazır fitili ateşleyecekti. Belki çok farkında olamadık ama o maç Beşiktaş tarihinde unutulmayacak anlara sahne olabilirdi. 3-0'dan sonra o keyif ve gazla kapalıdan başlayan "Yeter Demirören" tezahüratıda aslında bir şakaya dönüşmüş gibiydi. Ve bizimde güzel güzel eşlik ettiğimiz o tezahürat esnasında etraftan homurdanmalar, ıslıklar duyulmuyor değildi. Kulağıma çok net "ayıp ama şimdi ya" diye gelen sesi hala hatırlarım. Sonra işler bizim için daha da iyi gitti. Fenerbahçe ve Galatasaray bir daha puan kaybetti, biz Manchester ve Sivas'ı yendik, övgüler yağdı, moralimiz düzeldi, herşey güllük gülistanlık oldu. Şimdi İnönü'de Diyarbakırspor ile oynayacağız. Bireylerin Yıldırım Demirören hakkında düşüncelerinin değiştiğini zannetmiyorum. Peki bu İnönü'de tribüne yansıyacak mı? Yansımalı mı? Meşhur Beşiktaş kapalısının tavrı nasıl olacak? İnsanların aklına gelebilecek olanlar şunlar; 1)Tribün üzerine düşeni yapmıştır, tavrını açık seçik olarak ortaya koymuştur, bundan sonra iş kongre üyelerinindir, takıma destek olmalıyız. 2)İşler kötü giderken yapılan protestolar durum düzelince kesilirse eleştirilerin altı boş kalır, jargonda geri vites diye tabir edilen vaziyet ortaya çıkar, protesto anlamlı bir şekilde devam etmelidir. Bu iki seçeneğinde kendine göre tutarlı yanları var. Protestoyu rafa kaldırmayı içine sindiremeyecek olanlar elbette olacaktır. Benim şahsi görüşüm maçın gidişatını iyi takip ederek futbolcuları etkilemeyecek bir anda (veya anlarda) kısa sürelide olsa bazı şeyleri unutmadığımızı göstermemiz gerektiği. Ama burada tehlike arz eden durumlar var. Protesto tezahüratının Beşiktaş'ın gidişatını olumsuz etkileyeceğine inandığı için katılmayacak olanlar, eleştirecek olanlar olabilir, olacaktır. Tribünde bu insanların protesto tezahüratına tepkisi ne düzeyde olacak tahmin etmek zor. Tezahürata katılacak olanlarında gelen homurdanmalara karşı sakin olması gerek şarttır. Başkanı protesto tezahüratına karşı çıkan herkesi yönetimin içeri soktuğu adam etiketiyle yargılamak, düşülecek en büyük yanlış olacaktır. Bu tribünleri çok zor duruma sokar. Diyarbakırspor maçında herkesin dikkatli olması, medyada neyin ne olduğunu bilmeden, bilsede işine gelmediği için söyleyemeyen mükemmel! yorumcuların ağzına malzeme yapmadan, Beşiktaş taraftarına yakışacak biçimde olgun olması gerekiyor. Denizli maçında içeride terör estiren adamların tekrar İnönü'de olacağını sanmıyorum. Umarım yanılmam. Ve umarım Beşiktaş tribünleri sahip oldukları güzellikleri kaybetmeden bu zorlu virajı en güzel şekilde döner.

23 Yorum:

kulubun gelecegı acısından protestolara devam edılmelı.. bızım memlekette her sey cabuk unutulur. ıkı uc galıbıyet her seyın uzerını ortmemelı.

ustune ustluk bu dakıkadan sonra protesto yapılmazsa bugune kadar yapılan her seyın ceza alan 30 kusur kısı tarafından organıze edıldıgı yorumlanır.

her gol sonrası ve son 5 dakıka protesto devam etmelı..

yeterrrrr...

ozhi dedi ki...

DEVAM ETMEYELIM etmeyelimki üc bes kurusa sevdamizi satalim devam etmeyelimki makam sevdasi olanlara kulübü satalim hicbir zaman BESIKTAS ön plana cikmasin bir kupaya gelecegimiz feda edelim avrupa finans amatör brans cürüsün gitsin futbol takimi bir kac basari yakalasin diye milyon dolarlari cöpe atalim...

purplepurple dedi ki...

'şahsi görüşün', bana da mantıklı gelen görüş. aslında tüm yazıdaki her cümlen için aynı şeyi söylerim.

tribünde su yolunu bulacaktır bu saatten sonra. can sıkıcı gelişmeler olmaz. ölümüne protestocu grup da frenleyecektir kendini, 'takıma dönmeliyizci'ler de protestocuların ufak çıkışlarını anlayışla yaklaşacaktır.
sakinliğin nedeni de kesinlikle tribünün rengini net olarak belli etmiş olmasıdır.

ben de; 'protesto etmiyorlar!' derken, 'takımı sabote ediyorlar!' diyenleri de kenara bırakın, taraftarı eleştiren 'muhalefet'i(!) gördükten sonra oluruna bırakma tarafındayım. tabi ki yeter sesi yükselmeli, ama fazla deşmeden, zorlamadan. taraftarın arkasında kimse durmuyor çünkü. ve kimse elini taşın altına gerçek manasıyla sokmuyor.

brokoli dedi ki...

Beşiktaş gol atıyor tribünler "Yeter" diye bağırıyor. Türkiye tribün tarihinin en anlamsız protestosu. Yeter, Çarşı; yeter!

shelbyl dedi ki...

@brokoli

Besiktas gol atiyor tribunler "Yeter!" diye bagirmayi birakiyor. Turkiye tribun tarihinin en kaypak kitlesi. Yeter, Carsi; yeter!

der miydin acaba?

Merak.

brokoli dedi ki...

8 maçlık bir galibiyet serisi söz konusuysa demem. Olay bir maç iki maç olayını çoktan aştı.

shelbyl dedi ki...

Gecenlerde yazmistim: Turkiye'de bir kulubun bir bransinin sportif basarisi, yonetimin basarisini direkt olarak belirlemeyi birakmadikca biz adam olmayiz.

Yildirim Demiroren'in basarili olup olmadigi, ona protesto yapilip yapilmayacagi, secimler oncesi kamuoyu yaratilip yaratilmayacagi "8 maclik galibiyet serisi"ne bagli demek ki.

Gecmis olsun.

brokoli dedi ki...

Peki bir soru, bir tribün yönetimi protesto etmek uğruna oyuncuların motivasyonunu engelliyorsa tribün kültüründen söz edebilir miyiz?

Geçmiş olsun...

sehorn dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

bırkac gun once gerızekalının bırı cıkıp "wolsfburg macında taraftar protesto etmeseydı macı cevırırdık" demıstı..

hala gundelık basarılardan bahsetmek kadar aptalca bır sey olamaz..ne yanı takım bursa macına kadar 3 puan alamazsa ınonu'de yenıden mı protesto edılmelı? trıbün kültürü denilen sey bu ıse;

geçmiş olsun!!

shelbyl dedi ki...

@Sehorn

Yorumu kisilere hakaret etmeden tekrar yazarsan sevinirim.

@brokoli

"bir tribün yönetimi protesto etmek uğruna oyuncuların motivasyonunu engelliyorsa"

Pardon da, biz bu bozuk motivasyonla nasil kazaniyoruz 8 mactir o zaman? Nedir bozuk motivasyonun somut gostergesi?

M.A.F dedi ki...

İşler kötü giderken yapılan protestolar durum düzelince kesilirse eleştirilerin altı boş kalır, jargonda geri vites diye tabir edilen vaziyet ortaya çıkar, protesto anlamlı bir şekilde devam etmelidir.
buna tamamen katılıyorum.

anlamlı şekilin yeri stad değil.bunun altını çizmek lazım.daha önce de önerdiğim protesto yürüyüşü önerimi yeniliyorum.inönüdeki bir maç öncesi beşiktaş'tan stada geçen seneki şampiyonluk yürüyüşüne benzer bir organizasyon planlanır( emniyetten gerekli izinler alınmalı öncesinde).stadın önünde de demirörenin kulübe verdiği zararları anlatan kapsamlı bir açıklama yapılır.bu çok daha etkili bir yöntem olacaktır kanımca.
sorun şu ki:bunu kim organize edecek.bana çarşı demeyin.malasef forumda konuyla ilgili topic direk silindi.
bu konuda destek verebilecek birilerine ihtiyaç var.

lakerda dedi ki...

Tribünde yönetim protesto etmeye baştan beri karşıyım. 1-2 maçta o anki ortamdan etkilenilip yönetim istifa denilebilir ama yapılan sistemli protestoysa başka çözüm yolları daha sağlıklı bence. Çünkü bugün temiz niyetle bir yönetim protesto edillir, yarın paralı askerler girer,rant girer başka kişiler başka kişiler için protesto gösterileri yapar. Bunun yanında, bugünkü protestoların amacı yanlış anlaşılır.

İstanbulda yaşamadım, çarşı kültürünü, köyiçi, semt muhabbetlerinden anlamam, dışardan biri olarak bakıyorum. Gidin tepkinizi kongrede gösterin demenin mantıksızlığını biliyorum, tabii ki taraftarı yek bir yapı olarak görmüyorum, en kolayı tribünde organize olmak fakat saha dışında yürüyüş gibi daha ses getirecek eylemler ya da kongre üyelerini etkileyebilecek girişimler,konuşmalar, daha hedefe yönelik eylemler yapılabilir mi? Tabii organize olmak, bu tepkiyi başka ortamlara iletmek çok zordur, dışardan söylemek kolay.

Tribünde başlatılan protesto işte bu açıdan zor duruma düşürdü protesto eden taraftarı.

Madem bu duruma gelindi, bana göre yine protestolar olmalıdır. Gol attıktan sonra yeter sesleri biraz şaka gibi gözüküyor,maç içinde de olumsuz etkilenir futbolcular,diğer taraftarlar. Önerim, devre arasında protesto yapılması. sahadaki oyuncuları etkilemez, tepki yine duyurulur bence.

Early Grayce dedi ki...

Takımın başarısı ile yönetimin kabiliyetini paralel olarak algılamamalıyız. Bu yönetim senelerdir başımızda ve yaptıkları da ortadadır. Demirören gidene kadar protestolar devam etmelidir.

Takım kazanıyor diye yapılan yanlışlıkları görmezden mi gelelim. O zaman Demirören'den ne farkımız kalır? Soruyorum size iyi giderken koltuğumuzda rahatça oturup puro içerken; takım kötü gitmeye başladığında Demirören gibi kıpkırmızı bir yüzle sağ sola el kol mu sallayacağız?

Takım kazansa da kaybetse de...

Yıldırım Demirören yeter!

theotheo dedi ki...

delbosque+rıza enkaz kadro sonucu doğal başarısızlık.

tigana+ertugrul son maçlarda kaybedilen şampiyonluk.

mustafa denizli şampiyonluk+ 2.sezondada şampiyonluğun en büyük adayı.

evet demirören çok başarısız sportif açıdan, çünkü beşiktaş her sene şampiyon olmalı çünkü rakiplerin eli armut topluyor.

threepoint dedi ki...

Ne demiş Can Yücel, "Bizim oralarda göte göt denir." Sadece alıntı yaptım, teşbihte de hata olmaz silmeyin bu yorumumu. Demirören'den bahsediyorum, alttaki postta kim gitsin başlıklı yazı bile yeter demeye yeter de artar. Kaldı ki, kendi taraftarını dövdüren başkandan bahsediyoruz, Can Yücel'den alıntıyı özellikle bu durum için yaptım. Beyefendi birkaç insanın açtığı istifa pankartını toplatıp o adamları dövdüren başkandan bahsediyoruz. Theotheo, haklı Demirören büyük başkan değil mi? Yazık be, senin çapulcu diye nitelendirdiğin adamlarla beraber çoluk çocuk kadınlar bile dayak yedi o gün. Numaralıdaki 60ını aşmış amcayı saymıyorum bile. Denizlispor maçı bile tek başına en derinden "yeter" demeye yeter de artar. maddi konulara girmiyorum bile, CM oynamaya benzemez büyük bir kulübe başkanlık yapmak elbet ama, ben Demirören'in orada bile bankrup açıklattıracağını düşünüyorum Demirören'in.

enzo scifo dedi ki...

@Early Grace

Tamamen katılıyorum. Yıldırım Demirören, Beşiktaş Futbol Takımının değil, Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün başkanıdır. Bun nedenle önemli olan futbol takımının başarılarıyla kulübün içinde olduğu durumu ayırt etmektir. Fakat ne yazık ki bu ülkemizde çok zordur. Örneğin yukarıda @brokoli 8 maçlık galibiyet serisi nedeniyle protestoların bitmesi gerektiğinden bahsetmiş. İşte bu örnek tam olarak ülkenin içinde bulunduğu anlayışı göstermektedir.
Fakat ne mutlu ki en azından benim tanıdığım Yıldırım Demirören Yeter diyenlerin tamamı (ki inanıyorum çoğu Yıldırım Demirören Yeter diyenler) bunu takım kötü gittiği için değil, kulübü içine düşürdüğü haller nedeniyle bunu demektedir. Burada uzun uzun bunları açıklamaya gerek yok ki zaten bir çok kez de açıklandı. Futbol takımının 2 ay önceki durumu iste bu protestolar için sadece itici bir etken olmuştur. Bu nedenle ben protestoların biteceğini düşünmüyorum. Fakat itici etken şu anlık ortadan kalktığı için protestoların şiddetinde veya süresinde azalmalar yaşanır (ki süresinde yaşanmalıdır. Mesela maç başlarken , maç biterken veya gollerden sonra falan olabilir)...

Pamukk dedi ki...

demirören maçlara gelmemeye devam etsin.
takıma köstek olunmasın-onları etkilemeyecek anlarda yeter tezahüratı olabilir.
basın medya rakipler vs bizi övmesin yerden yere vurmaya devam etsinler.

SirEvo dedi ki...

Y.D. yeteeeeeeer diye bağırıldığından beri takım iyi oynuyor/galip gelmesini biliyor, yoksa Ankara'nın düşürülmesinden beri mi demeliydim?
Vallaha ben biraz rahatsız oluyorum tepkilerden ama bütün stad aynı anda bağırdı mı ne olursa olsun eğlenceli oluyor. :D
Soruya cevabım, "farketmez" olsun...

RuFF dedi ki...

Basını ve buradaki bazı insanları okudukça sadece gülüyorum.Kapalıda istifa diye bağıran insanların hiçbiri başarıya endeksli istifa diye bağırmıyor.Başarıya endeksli takımı yuhalayanlar ve takımı destekleyenler, son fb maçında 3-0dan sonra istifa diye bağıranları ıslıklayan yeni açıktaki insanlardır.
Bu olay bile futbolun endüstriyelleşmesinin ne kadar kötü sonuçlar doğurduğunu başlı başına kanıtlayan bir olaydır.Bilet fiyatlarının 75 TL ye çıkartıldığında böyle bir olay olduğuna göre yeni stad yapıldığında bu taraftar profili nasıl olacak çok merak ediyorum.

Muhoo dedi ki...

Kesinlikle devam. Yıldırım Demirören ve yönetimi göz göre göre halkın takımını halkın elinden alıyor. 200 liralık kapalı biletleri, 75 liralık açık biletleri hayra alamet şeyler değil. Son barikatı yıkıyorlar siz tamam mı devam mı diye soruyorsunuz.

engineer dedi ki...

Hangi protesto hani şu atılan gollerden sonra 5-10 saniyeliğine roman havası gibi söylenen rakip takım taraftarlarınca makara konusu olan "y.d yeeeeter" mi?

Gerçi Beşiktaş tarihinin en kötü başkanına yeter diyenlere dayak atanların, saldıranların(gerçi amigomuz son katıldığı tv programında kimse kimseye saldırmadı dedi), ota boka karşı olupda demirörene karşı olamayanların, sabote etmeyin uefa'ya gidelim diyenlerin olduğu tribünde "yeter" diyebilmek bile büyük başarıdır.

QuaresmA dedi ki...

sizce doğrusu nedirden çok, ne olup olmayacağı önemli. zira protestolara devam edilmesi, hatta ağırlaştırılması gerektiği çok açık. şimdiye kadar hiçbir şey yapılmadı, gerekiyorsa koltuklar sökülsün, stad yakılsın. bu adam yüzsüz çünkü, gemileri yakalım, yakmalıyız.

ama protestolar kesilecek.
ve buradaki "bizce şu olsun"larımız havada kalacak.

Yorum Gönder

Ara